A/B Testi

A/B Testi Yaparken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Madde

Madalyonun diğer yüzü her zaman ışıl ışıl değildir ama yine de öyle mi diye merak ederiz. Web sitesinin kullanıcı kullanılabilirliğine uygun olup olmadığı da herkes için merak uyandıran durumlardan biri. Anlamsız bir risk almak istemiyor ve web sitenizin gelişim yolculuğundaki basamaklardan biri olan A/B testine sağlam bir adım atmak mı istiyorsunuz?

Gelin Mediahawk’ın pazarlama müdürü Natalia Selby’nin A/B testinin felaketle sonuçlanmasını önleyecek uyarılarına kulak verelim.

A/B testi -bölünmüş sınama yöntemi olarak da bilinir- bir web sayfası, e-mail, reklam metni veya başlık gibi bir ögenin iki farklı versiyonu hakkında “Hangisinin performansı daha iyi?” sorusuna cevap getirir. Aynı içeriğin, aynı zaman diliminde farklı iki versiyonundan elde edilen sonuçları kıyaslar. Aynı zamanda, web sitenizin mevcut trafiğindeki dönüşümü maksimum orana çıkarmak için basit ve uygun maliyetli bir yöntemdir.

Bir A/B testi size başarının garantisini vermez. Ancak 25 örnek vaka sonucunun ortalamasına bakarsak, kazanan versiyonun dönüşüm oranını %48 gibi şaşırtıcı bir rakama kadar arttırdığını görebiliriz.

Sitenizdeki farklı ögeleri test etmek icin farkında olmanız gereken durumlar:

1.Web siteniz dönüşüm getirmediğinde

Sorular ve dönüşümler, web sitenizin ne için var olduğunu ortaya koyar.

Web siteniz sadece trafik çekmek için bir yem olarak görülmemeli, değerli bir avı yakalamak için ağınız olmalıdır. Eğer web siteniz optimize edilmemişse ve düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, müşteriniz istediğinizi yapamaz ya da hedeflediğiniz eylemi yerine getiremez.

Dönüşüm oranı, istenen amaca uygun davranan müşterilerin, web sitenizin aldığı trafiğe bölünmesidir. Bu amaç bir ürünü satın almak, hizmet talep etmek, veri toplamak ya da belirleyeceğiniz herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi gerçekleştirme oranınızın artması için A/B testi yapmak istiyorsanız, ilk önce önemli hizmetlerinize ve satış sayfalarınıza bakmalısınız. Bu sayfalar dönüşümlerinizi yönetir ve olması gerektiği gibi çalışmaları kritik önem taşır.

Eğer web siteniz yüksek trafik alıyor ve dönüşüm oranlarınızda düzenli olarak bir düşüş yaşanıyorsa, web sitenizdeki sayfalar üzerinde bir test yapmanız şart demektir. Kusursuz bir satın alma süreci oluşturmak için, öncelikle anahtar eylem çağrılarınızın (calls to action) görünür veya bariz olması ve fazla görsel, yazı ya da bariyerlerin kaldırılması gerekir.

Yalnızca bir görseli kaldırmak bile dönüşüm oranlarını arttırmada oldukça etkilidir. Örneğin, iCouponblog tam olarak geliştirilememiş bir teminat işlemi görselini tek sayfalık ziyaret oranını yükselten ödeme sayfalarından kaldırdı. Bu eylem %400 gibi çok büyük bir dönüşüm oranıyla sonuçlandı.

Ayrıca sosyal medya paylaşım butonları, kilit sayfa bağlantıları ve indirme butonları gibi diğer eylem çağrılarını da geliştirip geliştiremediğinizi görebilirsiniz. “Eylem” sürecini kolaylaştırmak, bunun gibi bütün satış döngüsüne dahil olan ve gelecekte satışla sonuçlanabilecek etkileşimleri test eden mantıklı bir alan.

Mesela, potansiyel müşterilerinizin ürününüzle ilgili teknik bilgiler içeren PDF dosyasını indirebilmeleri için bir butonunuz var. Bu butonun dönüşüm oranlarına baktınız ve sayfanın trafiğinin düşük olduğunu ve  dosyayı indirmediklerini gördünüz. Butonun tasarımını değiştirerek ya da daha rahat görülebileceği bir yerde konumlandırarak dönüşüm oranlarını yükseltebilirsiniz.

Sonuç olarak, güncellenmiş sayfayı bir süre dönüşüm oranını olumlu etkileyip etkilemediğini görmek için kullanabilirsiniz.

2. Siteden çıkma oranları aydan aya arttığında

Siteden çıkma oranı (bounce rate), web sitenizi yalnızca bir sayfa görüntüleyip terk eden ziyaretçilerin yüzdesini tanımlamak için kullanılır. Bir siteden başkasına sekmek, siteden çıkmak için çeşitli sebepler var. İbre her zaman en kötüyü göstermiyor ancak bazen ziyaretçiler web sitenizde aradıklarını bulamadıkları için ya da servisinizi açık bir şekilde sunamadığınızda aradıklarını nerede bulacaklarını bilemiyorlar. Bunlar bir ziyaretçinin web sitenizden uzaklaşması ve büyük ihtimalle bir daha geri dönmemesi için yaygın nedenler.

Bunun şu anda karşılaştığınız bir sorun olup olmadığını belirlemek için web sitenizi analiz etmeniz şart. Ortalama kullanıcı yolculuğunun ne olduğunu belirlemeli ve beklenen kullanıcı yolculuğuyla karşılaştırmalısınız. Bunun yanında bir de web sitesinde geçirilen ortalama süreyi kontrol etmeniz ve müşteri yolculuğunu tamamlamış bir müşteriyle karşılaştırmanız gerekir.

Son olarak, hemen çıkma oranının ne zaman artmaya başladığını ve bunun herhangi bir değişiklik veya site güncellemesi ile aynı zamana denk gelip gelmediğini kontrol etmeniz gerecektir.
Eğer siteden çıkma oranları artıyorsa, bu genellikle içerik ve kullanılabilirlik ile alakalıdır. Potansiyel müşteri, web sitenizi kolayca bulmayı başardı ama sayfanıza ulaştığında istediğine ulaşamadı, böylece siteden uzaklaşır.

Verileri cihaz üzerinden bölmeyi düşünebilirsiniz; hemen çıkma oranları mobil cihazlarda daha yüksek görünüyorsa, A/B testi ile elde edilebilecek mobil cihazlar için daha iyi optimize edilmiş sayfalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

3. İnsanlar siteniz üzerinden tekrar tekrar aynı soruları sorduğunda

Sayfanızı ziyaret eden birden fazla insan aynı soruyu soruyorsa, bu web sitenizde yeterince açık olmayan şeylerin bulunduğunu gösterir.

Çözümü daha zor ve uğraştırıcı olan sorunların, çok sayıda müşteriye sormadan düzeltilmesinin bazen daha yorucu olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, web sitenize kolayca eklenebilen çağrı takip yazılımı (call tracking software) adı verilen bir sistem bulunmakta. Amaç, çağrı takip yazılımının web sitenize gelen her benzersiz ziyaretçi için ayrı bir telefon numarası sağlaması ve kullanıcı yolculuklarının takip edilmesidir.

Yazılım size ziyaretçilerin hangi kanaldan geldikleri, ziyaret ettikleri sayfalar ve en önemlisi sizi hangi sayfadan aradıkları gibi verileri gösterir. Bu kullanıcıların hangi noktada sorun yaşadıklarını keşfetmek açısından çok önemlidir.

Bu işlevin yanı sıra tüm müşteri yazışmalarını kullanıcı yolculuğuna uygun olarak tutar ve müşteri sorgularına telefonda cevap veren kişilerin, bunları başarılı bir şekilde çözüp çözemediğini kolayca görmenizi sağlar. Ayrıca, daha sonra analiz etmeniz için çağrıları kaydeder.
Web sitenizin karşılaştığı sorunların farkında olduğunuzda, sorunlu bir açılış sayfasının en iyi iki iyileştirilmiş sürümünde bir A/B testi gerçekleştirebilir ve hangisinin sorunların çözümüne en uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

4. Kategori sayfalarına düşük trafik geldiğinde

Kategori sayfalarında düşük trafik, iyi optimize edilememiş kullanıcı yolculuğunun bir işareti olabilir. Bunun sebebi, çoğunlukla navigasyonun zor olması ya da ziyaretçileri istenen açılış sayfalarına göndermek için mantıklı bir yapı sunulmamasıdır. Bu da göz atma fırsatınız olmadan ziyaretlerinizi kaybetmenize yol açar.

Çözüm için, bir değişkeni test etmeyi düşünebilirsiniz. Hiyerarşide daha aşağıya inen sayfalara basit bir gezinti uygulamayı deneyin veya menü öğelerini potansiyel olarak yeniden adlandırın. Bu test, en azından kullanıcı davranışı ve sitenizdeki yolculukları hakkında geniş bilgi toplamak için birkaç hafta süreyle çalıştırılsın.

İçerik de dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kategori sayfalarına giden içerik, potansiyel müşteriyle alakalı ve yararlı olmazsa, bu sayfalara tıklama yapmazlar.

Google Analytics Davranış Akışı raporu, kullanıcıların bir sayfadan diğerine geçtiği yolu ve kullanıcı yolculuğunda ziyaretçilerin hangi noktalarda siteden çıktığının yüzdesini gösterir. Sitede büyük bir düşme oranı görmeniz normaldir, çünkü toplanan herkes anında satın alım yapmaz.  SERP (arama motoru sonuçları sayfası) listesinde ve sayfadaki içerikte söylenenler arasında bir kopukluk olabilir veya içerik sizden satın almayı kolaylaştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Karar vermek

A / B testi sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulmak zor olabilir. Sonuç gerçekten inandırıcı olmadıkça herhangi bir değişiklik yapmamak iyi bir fikirdir.

Örneğin, mevcut dönüşüm oranınız % 5 civarındaysa ancak sektör ortalamasının % 10 olduğunu biliyorsanız, yalnızca nihai hedef sizi % 10’a ulaştırıyorsa değişiklik yapmalısınız. Bu, % 90’lık bir önem düzeyinde çalışmak demektir.

Yeni optimize edilmiş bir sayfayı test ettiğiniz dönemde dönüşümler yalnızca % 6-7’ye kadar yükseliyorsa, bu iyi optimizasyon yapamadığınızı gösterir ve dönüşüm oranları da önceki rakamın altına inebilir. Bu durumda yapmanız gereken en az % 9.5’lik bir iyileşme hedeflemektir.

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/4-warning-signs-need-carry-ab-testing-71052/