3 Markanın İlginizi Çekecek 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

App Store ve Google Play Store gibi uygulama mağazaları, artık az sayıda kişinin kullandığı branded uygulamalarla dolup taşıyor. Promosyonların çok fazla olması, önde gelen endüstri liderlerinin branded uygulamaların geçmişte kaldığını iddia etmesine neden oluyor.

Hala bir şirketin, mobil pazarlamayı müşterileri için daha çok değer yaratması halinde  uygulamalar yoluyla başarıyla kullanabileceğine inanıyoruz. Sonuçta bu, tüm pazarlamanın kanıtlanmış ilkelerinden biri değil mi? Konunun biraz daha detayına inip, branded uygulamaların getirebileceği üç değer önerisi ve bu üç markanın bu değerleri nasıl hayata geçirdiğini inceleyelim.

Ürünü geliştiren uygulamalar

Tüketiciler; mobil cihazlarında masa üstünde olduğundan daha fazla vakit geçirirler. Bu nedenle cihazlar arası çalışabilen bütünsel mobil bir strateji, ürününüzün başarısının anahtarı olacaktır. Bir markanın yeni teknolojileri ve Artırılmış Gerçekliği (AR) mobil pazarlama kampanyalarına nasıl eklediği de, bu durumda kritik değer taşıyan başka bir nokta. Herhangi bir AR işlevine sahip olan mobil uygulamalar, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerden en iyi şekilde yararlanabilmelerini sağlamak için çoğu zaman fiziksel ürünlerle birlikte çalışır. AR, nesnelerin interneti (IoT) ve gelişmekte olan diğer teknolojiler olgunlaştıkça, bu alanda çok daha fazla büyüme bekleyebiliriz.

L’OREAL Makyaj Genius

AR teknolojisini kullanan L’OREAL Make-up Genius, tüketicilerin makyaj üzerinde çalışmasına, mağazaya gitmelerinin ve fiziksel olarak ürün denemelerinin zahmetine girmeden başlamasına izin veren bu tür ilk uygulamadır. Uygulama içi satın alma seçeneği, satış işlemini düzene sokar ve kozmetik ürünü satın alma işleminin tahminini yapar. Bu uygulama ilk kez piyasaya sunulduğundan uygulamanın başlatılması, New York Times’dan Fast Company’ye, Vanity Fair’e kadar geniş bir yelpazede halkın dikkatini çekti ve bu durum mobil kampanyanın başarısını daha da artırdı. Bugüne kadar 10 milyondan fazla kişi bu uygulamayı indirdi ve 65 milyon farklı L’OREAL ürününü denedi. Bu başarılı rakama ulaşmak, mobil bir strateji olmaksızın herhangi güçlü bir marka için dahi imkansız olurdu.

Kullanıcıları eğlendiren uygulamalar

Çoğu kişi eğlenmek için mobil cihazlarla vakit geçiriyor ve pek çok yerleşik sosyal medya platformu adeta dijital eğlence merkezlerine dönüşmeye çalışıyor. Instagram’ın Snapchat yeteneklerini Instagram Hikayeleri adı altında sergilemesinde bu eğilimin izlerini görebiliriz.

Eğlence değerlerini veya tüketicilerin beğenisini toplayan ve muazzam sosyal medya kanallarının mevcut kullanıcılarını yakalayan uygulamalar için giderek büyüyen bir pazar var.

KevMoji

Kevin Hart son birkaç senedir yıldızı yükselen başarılı komedyenlerden biri ve Hartbeat Production aracılığıyla kendi eğlence imparatorluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu işteki en büyük yardımcısının adı: KevMoji. KevMoji, kullanıcıların standart ifade ve etiketler yerine, yapışkan etiketlerini iMessage ve Facebook Messenger’da göndermesine olanak tanıyan bir mobil uygulama. İyi haber özellikle Kevin Hart hayranlarının bu uygulamadan gerçekten çok keyif alması.

Lansmanının ilk gününde, KevMoji uygulaması Apple’ın ücretli uygulama grafiklerinin üstünde yer aldı. Bu uygulama ilk şöhret yüzü uygulaması olmasa da eğlenceli ve Hart’ın kendi markasıyla bağlantı kurduğu için oldukça başarılı.

kevmoji

Günlük hayatınızdaki yerini ayıran uygulamalar

İnsanların, branded uygulamanızı indirmeye başlamasını sağlamak savaşın sadece yarısıdır. Mobil pazarlama başarısının gerçek ölçütü, kullanıcılarınızın uygulamanıza ne sıklıkta girdiği ve sonuçta uygulamanın nasıl dönüşüm sağladığıdır. Doğal olarak, uygulamanızın ne tür bir değer getirebileceğini düşünürken, insanların temel ihtiyaçlarına dokunabilirsiniz. Psikolojiye giriş dersine bakarsanız, Maslow’un gereksinimler hiyerarşisini belirten piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar olduğunu ve tüketicilerin günlük olarak bu ihtiyaçlarını karşılama mecburiyetinde olduğunu hatırlayabilirsiniz. Elbette bu ihtiyaç seviyesi her tür ürün ve hizmet için uygun değil, ancak bu seviyeye girmek markanızı kullanıcının günlük rutinine dahil etmenize yardım edecektir ve bilginiz olsun, kullanıcı rutini kendinizi konumlandırmak için paha biçilemez bir yerdir.

Nike+ Run Club

Nike spor pazarlamacılığının lider markası ve 1970’li ve 80’li yıllarda yaptığı kampanyalarla kondisyonu bir spor etkinliği olarak popüler hale getirdi. Nike, ürünlerini satmaz, ürünlerinin avantajlarını teşvik eder. Nike + Run Club uygulaması, koşucuların kaydettiği ilerlemeleri izlemeleri, rotalarını çizmeleri ve Powersongs aracılığıyla egzersiz teşviklerini arttırmaları için kullanışlı bir araç. Kişiselleştirilmiş eğitim programları ve sosyal paylaşım seçenekleri de kullanıcıları uygulamayla düzenli olarak etkileşime girmeye motive ediyor. Nike’nin mobil uygulamalara geçişi, çevresindeki fiziksel bir Nike Koşu Kulübü bulup üye olabildiği çevrimdışı pazarlama faaliyetleriyle bağlantı kurarak oldu. 2016 yılında Nike’nin 33,5 milyar dolarlık geliri, şirketin rekor ve başarısının kanıtı olarak gösterilen en yüksek seviye.

Nike Run Club App

Kaynak: http://www.business2community.com/mobile-apps/3-mobile-marketing-campaigns-learn-something-01878390#OeESXgpSRmFKQW5x.97

 

Mobil Pazarlamaya Dair 10 İpucu

Mobil ticaret, mobilin ekosisteminde bir yıldız olmak için hızla ilerliyor ve tüketici bağlılığı, perakendecileri vites değiştirip bu yeni gerçeğe göre şekillenmeye zorluyor. Bu haber sevindirici olsa da, uzun zamandır yükselişte olan mobilde etkin bir şekilde var olmak için özel bir plana sadık kalınmadığı sürece yetersiz. İşin doğrusu, mobil dünyanın canlı ve değişken akışına ayak uydurmayı amaçlıyorsanız; bu akıntıda nasıl yüzmeniz gerektiğini iyi bilmeniz gerekiyor. Yazımızdaki 10 kısa ve etkili ipucuna kulak verirseniz, ihtiyacınız olan güçlü başlangıcı yapabilirsiniz.

1.Bir Mobil Mağaza Edinin

Bir yıl sonra, ülke genelinde her iki aboneden birinin web özellikli akıllı telefonlara sahip olacak olması; kullanıcıların geleneksel site ve mağazalarda yaşadığı deneyimi mobilde de tecrübe etmek isteyeceğini gösteriyor. Bu da demek oluyor ki, yeterli olmayan tedbirler hiçbir işinize yaramayacak. İşe bir mobil mağaza edinmekle başlayabilirsiniz.

2.Mobil Web Sitesi ve Uygulama Geliştirin

Tüketiciler gelişmekte olan teknoloji çağının da doğal bir getirisi olarak web’e yöneldiler. Bu nedenle mobil uyumlu web siteler mobil pazarlamada en önemli rolü üstlenmeye başladı. Daha sonra ise sektör liderleri mobil uygulamalar geliştirerek kullanıcı deneyimini en üst seviyelere taşıdılar. Bu fırsattan siz de faydalanın ve mobil bir web sitesi oluşturun. Ardından kullanıcı deneyimini göz önünde bulundurarak mobil bir uygulama geliştirin. Offline kavramı bugün unutulup gitmek üzere ise sebebi mobildir. Responsiv ve iyi tasarlanmış bir uygulama hazırlayın ya da bu işe hiç girişmeyin.

3.Bir Mobil CRM Programı Oluşturun

Mobil efor ile genel veri tabanı pazarlama girişimleri arasında bağlantı kurun. Mobil hedeflere uyarıları, mağaza/ürün güncellemelerini ve bağlantıları göndermek için kayıtlardaki CRM kısa kodunu çevrimiçi olarak tanıtın. Ayrıca, hedeflenen tüketicilere markanın e-postalarına kaydolmaları için uyarılar gönderin.

4.Mobil Mağazanızı Kullanıcı Dostu Yapın

Başka bir deyişle; sezgisel navigasyon, etkili sergileme ve yakın çekim resimleri kullanın. Bu şekilde, daha az kullanıcı tıklamasına ihtiyaç duyulacak bir sistem sunacaksınız ve uygulama deneyiminiz daha kesintisiz olacak.

Her sayfaya arama çubuğu yerleştirin. ‘Geri’ düğmesi ise, her sayfanın sol üst tarafında ve kolay ulaşılır olmalı.

5.Arama Çubuğu Mobil Kullanımın Anahtarıdır

Tüketicilerin bilgisayarlarda olduğu gibi, mobil ortamda gezinmek için fazla zaman ya da rahatlığı yoktur. Bu nedenle arama/aratma özelliği kritik önem taşır. Uygulamanıza pratik bir arama çubuğu ekleyerek kullanıcılarınızın işini kolaylaştırın.

6.Gizlilik İlkesi Bağlantısını Her Sayfada Görünür Yapın

Gelecekte dava dosyaları ile başınızın ağrımasını engellemek için neyin izlendiğini ve hangi verilerin toplandığını açık ve basit terimlerle belirtin. Bu sayede karşılaşacağınızı tahmin bile edemeyeceğiniz sorunlardan kaçınmış olursunuz.

7.Sipariş Alma, Yerine Getirme ve Geri Dönüş Altyapısını Saklayın

Mobil operasyonlar genel perakende işlemlerine bağlanmalı ve nihai mağaza içi mobil siparişlerin alınmasına izin verilmelidir. Sipariş alma, yerine getirme ve geri dönüş altyapısını saklamanız, mobil sipariş alabilmeniz için şarttır. 

8.Marka Unsurlarını Gözden Kaçırmayın

Mobil ticaretin ve mobil reklamcılık ve pazarlama eforlarının diğer perakende ve pazarlama kanallarıyla aynı marka unsurlarına sahip olmasını sağlayın.

Tüketiciler ürünlerden çok markalarla ve markaların kendilerine sundukları ile ilgilenirler.

9.Mobil Operasyonlarınıza Bir Görevli Atayın

Lansman sırasında mobil eforları idare etmek için en az bir ila iki yöneticiye görev vermelisiniz. Bu sayede, lansman boyunca sorun yaşamadığınızdan emin olabilirsiniz. Bu kişilerin görev tanımlarını açık ve detaylı bir şekilde yapmaya özen gösterin.

10.Mobil Mağaza Tanıtımını Deneyin

Mobil Mağazayı Diğer Kanallarda Tanıtın ve Diğer Kanallardan Trafik Çekin. Bu, tüketiciler arasında bilinç oluşturmanıza yardımcı olur. Ayrıca, perakende satış yerlerine ziyaretleri teşvik etmek ve e-posta gönderilerine kaydolmaları için mobil mağaza ve mobil pazarlama yöntemlerini kullanın.

Kaynak: http://www.mobilemarketer.com/ex/mobilemarketer/cms/news/commerce/9907.html

Küçük İşletmeler İçin 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

Mobil önümüzdeki yıllarda daha da büyüyecek. Yarışın içerisinde olmak isteyen her firmanın bu gelişime ayak uydurması gerekiyor.

Mobil pazarlama sektöründe kısa bir zaman geçiren herhangi bir kişi, bu endüstrinin ne kadar hızlı gelişip, büyüdüğüne ve işletmeler için sayısız avantaj ürettiğine şahit olup etkilenebilir. Özellikle küçük işletmelerin yararlanabileceği birçok yeni yol var. Her tür işletmenin müşterileri ile etkileşim kurmak için mobil cihazları kullanmasının bir yolu var denebilir. En iyi haber ise; uygulamaların çoğunun büyük bütçeye veya ileri teknik bilgiye gereksiniminin olmadığı.

Bir küçük işletme sahibiyseniz, mobil devrimden yararlanabilmeniz için size önereceğimiz 3 önemli stratejik adım var:

1.Yerel arama için web sitenizi optimize edin

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, bugün yapılan aramaların yüzde 60’ının mobil kaynaklı olduğu tespit edildi. Bu rakam önümüzdeki yıllarda artacak. Özellikle küçük işletmelerin yerel arama odaklı olması şart gibi görünüyor.

Örneğin, işinizin Boston’da bir İtalyan restoranı olduğunu varsayalım. Potansiyel müşterilerin büyük bir yüzdesi akıllı telefonlarında veya tabletlerinde “İtalyan Restoran Boston” gibi terimleri kullanarak arıyor olacak. Ayrıca, “İtalyan Restoranı Back Bay” gibi mahalleler için yerel şartları kullanmaları da muhtemel. Aynı durum herhangi bir yerde herhangi bir işletme türü için geçerli.

Sitenizi yerel arama için optimize etmek için konum, telefon numarası ve çalışma saatleri gibi bilgilerinizle Google My Business’ın altında listelendiğinizden emin olun. Web siteniz için herhangi bir içerik oluştururken yerel SEO bazında düşünün. Kullanıcılarınızın işletme türünüzü ararken kullanması muhtemel anahtar kelimelerle eşleşen yerel arama terimlerini (şehir, bölge, mahalle) bol miktarda girin.

1

 2.Mobil ödeme seçenekleri sunun

Kullanıcılara mobil ödeme seçenekleri sunarak, mobil müşterileriniz için işleri daha kolay hale getirebilirsiniz. Bu işlem için Google Cüzdan, Apple Pay, Venmo vb. pek çok hizmet var. Ürünleri çevrimiçi satıyorsanız, bu işletmenize fark katar. Bununla birlikte, inşaat sektöründeki işletmeler bile insanların cep telefonlarından sipariş vermesine ve kullanıcıların ön ödeme yapmalarına izin vererek bu yaklaşımdan yararlanabilir.

Çevrimiçi öğeler veya hizmetler satıyorsanız, satın alma işlemini mobil kullanıcılar için olabildiğince basit ve akıcı hale getirin. Pinterest ve Instagram gibi bazı web sitelerinde artık müşterilerin sosyal ağdan çıkmadan satın alabilecekleri “satın al” butonları var. “Satın al” butonunu kullanırsanız kaybedeceğiniz hiçbir şey yok. Aksine, müşterilerin alışveriş sepetinize kolayca gitmesini veya sipariş sayfanıza girebilmesini sağlarsınız.

86ccad18-a265-4432-a39e-8464c2b6fa0f_image3162783582753978550

3. Sosyal medya kampanyalarınızı mobil cihazlara uygun hale getirin

Mobil aygıtların büyümesi ve sosyal medyanın yükselişi yakından alakalıdır. Akıllı telefonları ve diğer mobil cihazları kullanan insanlar Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya sitelerinde vakitlerini çok fazla harcıyor. Bu nedenle, sosyal medya reklamlarınızı akılda kalıcı yaparak mobil kullanıcılar ile etkileşime geçmeniz önemlidir.

Her şeyden önce, kitlenize gerçekten ihtiyaç duyacağı ve takdir edeceği içeriği verin. Unutmayın, sosyal medyadaki insanlar bilgilendirilmek ve eğlenmek ister, bir sürü online dükkan erişimi görmek istemez.

İçeriğinizi mobil cihazlara uygun yapın. Bu, mobil cihaz kullanıcılarının çok sayıda sayfada dolaşmak istemediği için, daha kısa sürede tüketebilecekleri içeriğe odaklandığı anlamına gelir. Mobil kullanıcılar, görüntüler ve videolar gibi görsel içeriği de tercih ediyor. Bu yüzden içerik her ne olursa olsun takip etmeyi ve optimizasyon yapmayı unutmayın.

mobile social media apps

Mobil önümüzdeki yıllarda daha da büyüyecek. Yarışın içerisinde olmak isteyen her firmanın bu gelişime ayak uydurması gerekiyor. PC ve mobil kullanıcılar için erişilebilir bir web sitesi tasarımı en iyi yaklaşımdır. Tüketicilerin çoğunun mobil cihazları tercih ettiğini düşünürsek, mobilin kesinlikle pazarda ilk strateji oluşturulması gereken alan olduğunu anlayabiliriz.

Kaynak: https://www.inc.com/young-entrepreneur-council/3-essential-mobile-marketing-strategies-for-small-businesses.html

Mobil Metin Kuponlarını Tercih Etmeniz İçin 5 Neden

Gün geçtikçe daha fazla firma metin kuponu göndermenin iyi bir hamle olduğunun farkına varıyor. Dijital kuponların oluşturulması daha kolay ve geleneksel basılı kuponlardan daha fazla akılda kalıcı.

Mobil kuponların satışları artırmaya yardımcı olacak 5 nedenini aşağıda bulabilirsiniz:

Daha Yüksek Geri Ödeme Oranları

Elbette, kuponlarınızın amacı satışları arttırmaktır. Metin kuponların, e-postalara oranla açılma ve tıklanma olasılığı daha yüksektir. Mobil kuponların açılması olasılığı %14 daha fazla iken, web sitelerine tıklama üretme olasılığı ise %34’tür. İnsanlar alışveriş alışkanlıkları için kişiselleştirilmiş kuponlar isterler. Yüksek açılma oranları nedeniyle kısa mesajlar daha fazla satışa neden olur.

5-fast-food-restaurants-that-will-let-you-pay-with-your-phone

Daha Az Maliyet

Dijital reklamlar ve metin kuponları, daha az operasyonel sürece ihtiyaç duymaları nedeniyle biçilmiş kaftandır. Kuponunuza profesyonel tasarıma sahip bir grafik hazırlamak isteyebilirsiniz. Bunun için baskı ve kağıt maliyetini düşünmeniz gerekmez. Mobil metin kuponlarına geçerek çok fazla zaman, emek ve malzeme masrafından tasarruf edebilirsiniz. Mağazalarınız durağan bir gün geçiriyorsa, promosyon yaptığınız bir ürünün kuponunu %10 indirim şeklinde hemen hazırlayıp gönderebilirsiniz.

Mobile-Coupons-Lead-to-Lickety-Split-Action-65-Percent-Redeem-Them-in-5-Minutes

Daha İyi Zamanlama

Kuponlarınızı önceden planlayabilirsiniz. Kitlenizi etkileşime sokmak istediğinizde hazır beklemeniz veya müsait olmanız gerekmez. Daha da iyisi, önceden plan yaparak, markanızı veya müşterilerinizi ilgilendiren önemli gün veya tatillerde karşılarına çıkacak kuponlar oluşturabilirsiniz. Önceden planlama, büyük satışların yapıldığı günlerde bu mesajları biçimlendirmek ve göndermek konusunda daha az karmaşa demektir.

Daha İyi Takip Etme

Kağıt kuponları izlenmek neredeyse imkansızdır. Analizler yapmak ve gelecekteki içerikleri oluşturmak için hiçbir bilgi elde edemezsiniz. Kısa mesajlar %98 oranında açılır ve 3 saniye içinde okunur. Bir müşteri kuponunuzu gördükten sonra onu takip edebilir ve daha kişiselleştirilmiş fırsatlar teklif edebilirsiniz. Örneğin, etli pizza sevenler için bir kupon gönderirseniz, bu kuponun kullanılıp kullanılmadığını takip edebilir ve gelecekteki etli pizzalara ilgi gösterip gösteremeyeceklerini görebilirsiniz! Müşterinizle alakalı ne kadar çok bilgiye sahipseniz, müşterinizi o kadar tatmin edebilir ve onu kazanabilirsiniz.

1412623155-secrets-leveraging-insatiable-consumer-appetite-mobile-coupons

Artırılmış Değer

Takip, yalnızca strateji çabalarınız için değil, markanızın müşteriye sunabileceği değeri artırır. Kuponlar en favori ürünleri içerdiğinde, mobil kullanıcıların %65’i bu kuponları 5 dakika içinde kullanıyor. İnsanlar, en sevdikleri ürünlerin kuponlarda yer aldığını gördüklerinde, hemen mobil ödeme yöntemlerine geçmek istiyorlar. Rakip ürünlerin kelimenin tam anlamıyla “bir tık uzakta” olduğu bir dünyada, tasarruf ve kolaylık önemlidir.

Kaynak: http://www.opsanalitica.com/2017/05/how-mobile-text-coupons-improve-customer-loyalty-and-boosts-sales/

Takip Etmeniz Gereken Temel Mobil Uygulama Metrikleri

Müşterilerinizin bütün gereksinimlerini karşılayabilen mükemmel bir uygulamaya sahip olabilirsiniz ve toplam indirme sayısı, kaydolan kullanıcı sayısı veya karşılaştığınız sayfa görüntülenmeleri yeterince etkileyici olabilir.

Peki bu, uygulamanızın performansını belirleyebileceğiniz veya kullanıcılarınızın davranışlarını hatasız bir şekilde analiz edebileceğiniz anlamına mı gelir?

Hiç de değil… Bu sayılar oldukça önemli göstergeler olsa da; kullanıcıların birdenbire uygulamanızı silmesi, nadiren kullanması ya da hiç kullanmaması gibi riskler de vardır. Başarılı olma potansiyeli taşıyan bir şey üretip takibini yapmamak, yağmurlu havada güneş gözlüğünün sizi koruyacağını düşünmeye benzer. Sözün özü; uygulamanızın performansına dair anlamlı verilere ulaşmak için bazı önemli pazarlama metriklerini dikkate almanız gerektiği.

Öncelikle, işletme modelinize ve uygulamanızın bulunduğu yaşam evresine uygun metrikleri kullanmalısınız.

İlk bakışta çözüm çok bariz görünebilir, ancak temel performans göstergelerinizi bilmek ve değerlendirebilmek için doğru metrikleri seçmek önemlidir. Eğer uygulamanız başlangıç evresindeyse tüm bilgileri eyleme geçirilebilir yanıtlara dönüştürmek zor olabilir. Dolayısıyla olgunluk evresi metrikleri size anlamlı bilgiler vermez.

Alakasız metriklerden kaçındığınızdan emin olmak için, uygulamanız için iyi tanımlanmış KPI’lara odaklanmalısınız. Örneğin; tekil ziyaretçiler ve oturumlar gibi metrikleri içeren huni metriklerinin en üst noktasını izleme, uygulamanızı piyasaya sürdüğünüzde başlamak için iyi bir noktadır. Ardından, dikkatinizi ziyaretçilerinizin dönüşüm oranlarına verebilirsiniz.

Aynı mantık iş modelinizde de geçerlidir. Eğer uygulamanız reklamlara dayalıysa, kullanıcıların uygulamanızda ne kadar zaman harcadıklarını izleyerek oturumları ölçmelisiniz. Uygulama içi satın alma işlemlerinden para kazanıyorsanız, kullanıcılarınızın en çok hangi ekranlarda zaman harcadıklarına dikkat etmelisiniz. Ya da kampanya yayınlayan bir markaysanız, kullanıcı etkileşim metrikleriyle daha çok ilgilenmelisiniz.

Tüm aktif kullanıcılar aynı mıdır?

İndirme sayınız artmaya başladığında, uygulamanızı indiren kullanıcıların kaçının kalıcı kullanıcı olarak sınıflandığını analiz edebilirsiniz. Kullanım oranını takip etmek; trafiği anlamak ve kullanıcı etkileşimini ölçerken anlamlı bir fark yaratmanızı sağlar. Ancak, akılda tutmanız gereken bir şey var: kullanıcılarınızın ne kadar aktif olduğunu ve ne kadar süre için aktif olduğunu düşünmelisiniz.

Kullanıcılarınızın ne sıklıkta aktif olduğu: Bu, kullanıcının uygulamanıza ilk ve sonraki ziyaretlerini kapsayan zaman diliminin tamamıdır. Bu metrik ile, müşterilerinize sağladığınız iletişimin ne kadar uyumlu ve çekici olduğunu ölçebilirsiniz.

Kullanıcılarınızın ne kadar süre için aktif olduğu: Bu metrik, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne kadar zaman geçirdiğini belirtir. Bu, uygulamanızdaki içeriğin kullanıcılarınız için ilginç ve çekici olup olmadığını belirttiği için önemlidir. Öte yandan; kullanıcıların uygulamanızı karmaşık veya kullanıcı dostu bulmadığını da gösterebilir. Bu nedenle uygulamayı anlamaya çalışırken çok fazla zaman harcayabilirler. Dolayısı ile, bu verileri değerlendirirken çok titiz olmalısınız. Çünkü haftada birkaç kez uygulamayı kullanan bir kullanıcı, her gün bir tekil kullanıcı olarak sayılabilir.

Şimdi gelir hesaplama zamanı

ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) = Belirli bir zamandaki toplam gelir üretimi / Belirli bir dönemdeki toplam aktif kullanıcı sayısı

Ortalama Kullanıcı Geliri, aktif kullanıcılarınızdan elde edilen gelirdir. Bu hesaplamalar uygulamaya göre değişiklik gösterir ve genellikle her ay hesaplanır. Uygulamanızın başarısını ölçerken içgörü sağlaması ile de avantaj sağlar. Güvenilir ARPU verileri, ücretli pazarlama kanallarınızın bir kısmı için İndirme Başına Maliyeti (CPI) hesaplamanıza olanak tanır ve mobil uygulamanızın pazarlama harcamaları için finansal bir bakış açısı sunar.

Mobil pazarlama metrikleri ve analizi, birçok şirket ve markanın stratejilerini geliştirmeleri için bir rehber görevi görür. Gerçek zamanlı ayrıntılı kampanya analizi ve raporlama araçları, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne yaptıklarını göstermek veya kampanyalarınıza yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda gerçek zamanlı olarak üzerinde işlem yapmanıza da imkan verir.

 

IOS Geliştiricileri ve WWDC 2017

IOS Geliştiricileri WWDC 2017’den neler beklemeli?

Apple’ın düzenlediği yılın en büyük geliştirici konferansı çok yakın zamanda gerçekleşecek ve IOS, macOS, tvOS ve watchOS’ların yeni nesilleri ile tanışacağız. Her yıl WWDC’de gelecekteki donanım ürünlerinin belirleyicisi iOS’a yönelik ince ayrıntılar ve Apple’ı yönlendiren önemli girişimlere dair bir bakış sunulmakta.

Her zamanki gibi Apple’ın gelecek hafta vitrine neler süreceğiyle ilgili bir çok söylenti dolaşmaya başladı. Bu sene WWDC programlarında alışılanın çok üstünde sayıda donanımın duyurusunu yapılacağı da bu söylentiler arasında. Ancak, konferansta iOS geliştiricilerine yön verecek birkaç temel konu,  Apple’ın platformları için gelecek yıllarda geliştirecekleri uygulamaları esaslı olarak değiştirecek.

 

IOS 11 Yenileniyor

IOS 10 için geliştirilen Apple Music, Home ve iOS 10.2 ile piyasaya çıkan TV de dahil olmak üzere Apple tasarımcıları tüm uygulamalara  kalın büyük yazı tipi ve daha önceki iOS uygulamalarında bulunan üst gezinme çubuğunu kaldırarak estetik hale getirdikleri yeni bir kullanıcı arayüzü geliştirdiler. Bu yeni tasarım; erişilirlik uyumlu, kontrast oranı arttırılmış ve yazı temelli tuşların etrafına eklenen sezgisel şekillerle Apple kullanıcılarına çok daha kapsamlı bir kullanıcı ara yüzü işaret etmektedir.

Kaldırılan gezinme çubuğu (Sık kullanılan ayarların, geri tuşunun ve mesajlar, mail gibi bazı uygulamaların kısayollarının bulunduğu en üstte yer alan çubuk) Apple’ın donanım tasarımlarının nereye gittiği konusunda bize fikir veriyor. Kullanılmayan tuş ve ayarların alt sekmeden kaldırılması hiç kuşkusuz erişimde kolaylık sağlamaktadır; ancak aynı zamanda gelecek iPhone görünümlerinde bu unsurların üst sekmede yer almayacağının da habercisidir. Eylül ayında beklenen iPhone’lar hakkındaki söylentiler, yeni nesil donanımların yuvarlak kenarlı, köşeden köşeye ekran tasarımı olabileceği yönünde. Bu yuvarlak kenarlar, bazı kullanıcı arayüz kurallarını imkansız hale getirecek ve Apple’ın amiral gemisi olan OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

Bu, iOS geliştiricileri ve UX tasarımcıları için iOS uygulamalarının tasarlanmasındaki büyük değişimin işareti. IOS tasarım estetiğine gelen güncellemeler ise yeni bir UIKit’inin habercisi. Böylelikle pek çok geliştirici, uygulamalarının ana hatlarını kolaylıkla değiştirebilecek. Ancak uygulamalarında yaygın UIKit kullanan tasarımcı ve geliştiriciler için bu değişiklikler ortak tuşların, işlem ve gezinme ögelerinin bir UX revizyonuna ihtiyaç duyacaktır. İOS7’deki köklü değişimde olduğu gibi, bu yeni nesil iOS da kullanıcıların ve geliştiricilerin uygulamalarla ilişkilerini belirleyecek.

 

Arttırılmış gerçeklik güncel hale geliyor

IOS 11 ile beklenen en önemli trendlerinden biri arttırılmış gerçekliğe (AR) ağırlık verilmesi. Yeni birinci parti özellikleri ve üçüncü parti geliştiriciler için uygulama programlama arayüzü (API) ile, arttırılmış gerçeklik işlevselliğini daha fazla sayıda uygulamaya ve kullanıcıya taşıyabilmek mümkün. Apple’ın CEO’su Tim Cook’un yorumlarına göre sanal gerçeklik henüz emekleme aşamasında;fakat Apple arttırılmış gerçeklik özelliklerinin yaratacağı büyük değerin farkında. Buna dayanarak Apple uzmanları iOS11’de, Apple’ın arttırılmış gerçekliğe ilgisine dair bir çok spekülasyon yapmıştı.

Günümüzde AR kullanılan uygulamalar ağırlıklı olarak oyunlar ve sosyal araçlar olmuştur. Örneğin Snapchat, kullanıcılarının selfielerine köpek kulakları ve dil ekleyebiliyor. Ancak bu özellik kategorisinin, OS’ta Haritalar’dan Kamera’ya kadar geniş bir alana yayılması bekleniyor. Bu sayede kullanıcılar fiziksel çevrelerini iPhone’un eşsiz  GPS anteni, jiroskop ve iSight camera özelliklerinin uyumlu buluşması aracılığıyla deneyimleyecekler. Bu bağlamda, AR API lerini üçüncü parti geliştiricilerin katılımına açmak, iOS’u geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

 Apple’ın yapay zekayı ürünlerinde kullanma kararlılığının yanında, API lerini üçüncü parti geliştiricilere açması, Apple’ı geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

Apple’ın amiral gemisi olan arttırılmış gerçeklik özelliklerini yeni bir iPhone piyasaya çıkarana büyük olasılıkla saklayacaktır. Apple, App Store’un popülerliğini, ilk günden itibaren en iyi arttırılmış gerçeklik uygulamalarıyla doldurarak arttırmak istiyor. Bu nedenle, iOS’un temel yazılım geliştirme kitleri (SDK) ve iOS geliştiricilerini AR çalışmalarında desteklemesi için Xcode’a bir dizi iyileştirme yapılması bekleniyor.

 

Konuşan kesinlikle bir Speaker

Amazon Echo ve Google Home akıllı seslendirme sistemi ile kendilerini bu alanda kanıtladılar. Evde kullanılan bu sistemler ile kullanıcılar sanal asistanlarla etkileşim içinde olabilir, müzik yayını yapabilir ve bağlı olan ev ürünlerini sesleriyle yönetebilirler. Bu fonksiyonel alanlar Apple’ın son yıllardaki en büyük girişimleri ile örtüşmekte. Siri’nin fonksiyonelliğini SiriKit ile destekledi, Apple Music’i yoğun şekilde tanıttı ve Homekit ile pazara hakim olmaya çalıştı. Dolayısıyla Apple’ın tüm bu özellikleri içeren bir ürünü piyasaya sürmesi bekleniyor.

‘Siri Speaker’ Apple’ın son yıllardaki tüm büyük girişimleriyle doğrudan kesişiyor; SiriKit, HomeKit ve Apple Music.

Bilinen söylentiler, Apple kullanıcıların Siri ile sohbet etmelerini, Apple Müzik yayını yapmalarını ve HomeKit cihazlarını kendi sesleriyle kontrol edebilmesini sağlayacak bir Siri Speaker ürünü hazırladığını ileri sürüyor. Akıllı konuşucuların birkaç yıldır yaygın olduğu göz önüne alındığında, Apple’ın bu alanda üçüncü parti geliştirici topluluğuyla ve belki de kullanıcılarıyla olan ilişkisinde olası bir değişim kaçınılmaz görünüyor.

Apple iOS 10 ile tanıttığı SiriKit’i piyasaya çıkardığında SDK sadece chat uygulamalarından mesaj gönderme veya peer-to-peer ödeme sistemi gibi kısıtlı etkileşim şekillerini destekliyordu. Bu kısıtlama Apple’ın tipik içe dönük yapısından ve yapay zekalı (AI) sanal asistanlar konusundaki sınırlı eğitme verilerinden kaynaklanıyordu. Oysaki Google tüm dünyada bu veriyi Google Asistant ve Android kullanıcılarından toplayabiliyor. Apple’ın mahremiyetine verdiği önem, Makine Öğrenim Sistemlerinin kullanıcı verileriyle eğitilmesinin önündeki en büyük engel.

Bu veri boşluğuna önerilen bir çözüm, kullanıcıların kişisel Siri örneklerini iCloud’la (Microsoft’un Cortana’sı gibi) senkronize etmek ve etkileşimi ve ses eğitim verilerini bir cihazdan kullanıcının sahip olduğu tüm cihazlara kadar çoğaltmaktır. Bir diğer öneri ise, Apple’ın geçtiğimiz yıl otomatik düzeltme eğitim sistemini WWDC’de ilan ederken açıkladığı; kullanıcı ses verilerini türevsel gizlilik yoluyla anonimleştirmektir. Her iki koşulda da, Apple makine öğrenme sınırlamalarının farkında ve Siri Speaker’ı, Google Home ve Amazon Echo gibi benzerleriyle yarışacak bir noktaya getirmek için çözüm yaratmak zorunda.

3.parti geliştiriciler için, bu SiriKit işlevselliğinde ciddi bir artış anlamına gelmektedir. Bu sayede teorik konuşucu ürününü,  Amazon’un Alexa Skills’indeki geliştirici yeteneği ve desteği bakımından eşit hale gelebilir. Siri’ye tam bir sohbet robot ekosistemi kurmak, tüm Apple ürünlerinde pozitif bir algı yaratacağı gibi; geliştiricelere de yeni, hiç olmadığı kadar akıllı bir deneyimi kullanıcılarına sunmasını sağlayabilir. SiriKit Apple’ın pazardaki yeri göz önüne alındığında az gelişmiş bir çözüm olarak ortaya çıkmıştı. SiriOS ise tüm geliştirici ve kullanıcıların beklediği çözüm olabilir.

SiriKit Apple’ın veri eksiğini kapatmak için çıkardığı tamamlanmamış bir üründü. SiriOS ise geliştiricilerin ve kullanıcıların tüm beklentilerin karşılayabilir.

 

İpad Pro sonunda soyadına kavuşuyor

Apple’ın tablet alanındaki en kapsamlı ürünü iPad Pro, iki seçenekli bir set halinde piyasaya sürülüyor. Gelişmiş renk düzenleyici ekran, profesyonel kullanıma uygun klavye, estetik aksesuarlar ve iOS ürünleri arasındaki en güçlü işlemciyi içeriyor. Ancak bu cihazlar, temel olarak mobil ihtiyaçlara uygun olarak geliştirilmiş iOS’un yetenekleriyle geride kalıyor. İOS 9’a eklenen çoklu görev fonksiyonu olumlu karşılansa da, gerçek profesyonellerin Mac Book’larını terk etmek için Smart Keyboard ve Microsoft Word desteğinden çok daha fazlasına ihtiyacı var.

Söylentilere göre, Apple bu senenin WWDC etkinliğinde alışılagelmiş yazılım odaklı tanıtımlar yerine yepyeni 10 ve12 inch İpad Pro donanımlarını ilk kez tanıtacak. Daha ince çerçeve tasarımı ve yeni nesil yonga seti içeren ürünlerin donanım tasarımlarından daha çok heyecan veren şey ise iş ve günlük yaşamını iPad Pro ile sürdürmeyi hedefleyen profesyonellere macOS kadar kapsamlı bir deneyim sunmayı hedefleyen yazılımlar.

Daha sağlam çoklu görev desteği ile; yan yana uygulamalar arasında sürükleyip bırakmanın yanı sıra, uygulamalar arasında resim, bağlantı veya metin parçalarının kaydedilmesine imkan sağlayan daha kapsamlı bir sistem panosu kullanılacak. Bir başka söylenti ise iOS’a uyumlu trackpad desteğinin yanı sıra çok ince, minyatür bir MacBook’a benzeyen Smart Keyboard çıkacağını öne sürüyor. Bu ekleme iOS4 için imleç desteği veya tvOS’un Focus Engine5 uygulamasını anımsatsada, dokunmatik iz sürücü (trackpad) desteği video ve fotoğraf düzenleme uygulamalarında daha çok kontrol sağlarken, çizim ve tasarım uygulamalarının sanatsal derinliğini arttıracaktır.

 

Sadece sizin için kullanıcı desteği

Yeni nesil Apple Tv OS video modem yazılımının çoklu kullanıcı desteği sayesinde her aile ferdine sunulan bir çok özellik var; kişisel ana ekran, en çok sevilen uygulamalar, TV için izleme listesi ve ve daha fazlası… Apple Tv gibi zaten çoklu kullanıcıyı hedefleyen ürünler için bu yenilik çok ilginç değilse de, iPad gibi ürünlerin çoklu hesap kullanım desteği sağlaması devrim etkisi yaratacaktır.

Apple çoklu kullanıcı çalışmalarına geçen sene duyurduğu Classroom uygulaması ile başladı. Uygulama, öğretmenler ve okul idarecilerinin sınıflarındaki iPad cihazlarını öğrenciler ile paylaşabilmelerini sağlamayı hedefliyor. Her öğrenci giriş yaparak kişisel kullanım tercihlerine, uygulamalarına ve dökümanlarına ulaşabilecek. Aynı zamanda öğretmenler ve yöneticiler öğrencilerin davranışlarını gözlemleyerek onları doğru yönlendirebilecekler. Classroom (Sınıf) adından da anlaşılacağı gibi şimdilik okul binası sınırlarında; fakat kullanıcı arayüzündeki teknik sorunların çoğu çözülmüş gibi görünüyor. Uygulamanın tamamının yakında İOS kullanıcıları ile buluşması bekleniyor.

En yeni nesil Touch Bar’lı MacBook Pro’larda kullanılan Touch ID sensörü sayesinde Apple cihaza parmak izi tanıma sistemi ile farklı kullanıcıların kendilerine özel Mac’lerine oturum açmalarını sağlamayı başardı. IOS’a eklenecek benzeri bir Touch ID sistemi ile,  çoklu kullanıcıların uygulama içi kullanım tercihleri ve dosyalarına erişim sağlanabilecek.

 Geleceğe Bakış

Bu sonbaharda şirket geleneksel iPhone donanım etkinliğini gerçekleştirirken, WWDC’de attığı tohumlar meyve vermeye başlayacak. AR inisiyatiflerinin yeni iPhone kamerası ile görücüye çıkacağı bilgisi onaylanırken, cihaz içi öğrenme ve erişim listesi içeren cihaz, yeni nesil silikondan yapılacak ve arayüz dili iPhone a yeni ve değişik bir kullanıcı deneyimi sağlayacak. O zamana kadar iOS geliştiricileri ancak Apple’ın WWDC pazarlama metninin satır aralarına bakarak bir sonraki hamleyi tahmin edebilir ve buna göre uygulamalarını uyumlu hale getirmeye hazırlanabilirler. Tüm bunlar hiç kuşkusuz  Apple’ın en eski gelenekleri ile açıklanacak; sahnede dans eden yöneticiler, bol espri ve kahkaha.

Kaynak: https://www.punchkick.com/blog/2017/06/01/what-ios-developers-should-expect-at-wwdc-2017

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 2)

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Küçük ölçekli bir işletme olarak, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunduğumuz serinin 2. bölümündeyiz. Keyifli okumalar.

  1. Lansmandan Önce Test Etme

Her uygulama geliştirme süreci pahalı ve zaman tüketici bir çalışmadır ve kod yazarları bir hizmetin uygulama mağazasına girmeden önce mükemmel hale gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Lansmandan önce kullanıcı tepkilerini test etmek, bir şirketin uygulamasının başarısı söz konusu olduğunda kritiktir ve doğru yapıldığında kötü görüşler alma olasılığını azaltır. Pazara girmeden önce uygulamanızı test edebilmeniz için farklı araçlar var: odak gruplar, birebir röportajlar ve yaratıcı dijital platformlar gibi.

Uygulama deneyimini test etmek uygulama geliştiricilere, kullanıcı yolculuğunu ve uygulamanın tamamını deneme ve anlama imkanı sunar; ikon ve butonun tasarımlarının kolay algılanabilir olup olmadığı gibi. Eğer test eden kişiler uygulamanızın final versiyonunu beğenmezse, iyileştirilmesi gereken özelliklerle ilgili geri bildirim edinmiş olursunuz. Bu süreci olumsuz geri bildirim almayıncaya dek sürdürün. Böylelikle uygulama mağazasında düşük bir puana sahip olma ihtimaliniz ortadan kalkar.

  1. Bir “Mobil Güç Ekibi” Kurma

2013’te Hollanda’nın en büyük e-ticaret grubu olan Emesa, mobil öncelikli bir şirket haline gelebilmek için mobil guru Renate Nyborg tarafından kurulan Plep isimli bir dijital ajansı kiraladı. Başladıkları proje önemli bir sorunu açığa çıkardı: mobile adapte olmak sadece uygulama ya da ‘responsive’ bir web sitesi tasarlamak demek değildi. Ayrıca şirketinizin mobil evrimindeki her aşamayı çok yetenekli bir mobil güç ekibinden yardım alarak yönetmek anlamına geliyordu.

Diğer bir deyişle, mobil istatistiklerini ve ölçülerini incelemeye kendini adamış, mobil özelinde bütçeleri denetleyen, odak grup veya anket yoluyla müşteri içgörüsü edinebilen ve rakiplerin mobile yaptığı yatırımları inceleyen kaynaklara güvenmelisiniz.

  1. Uygulama Mağazası Değerlendirmelerini İyileştirme

Kullanıcı davranışına dair edinilen içgörü, uygulamada müşteri ihtiyaçları ile ilgili değişiklikler yaparken adeta bir anahtar işlevi görür. Şirketler büyük çaplı veri akışlarını Localytics gibi  müşteri kazanma, bağlama ve kullanıcıları elde tutmaya yardımcı olacak pazarlama platformları ile yönetebilir.

Bir uygulama, uygulama mağazasında yer aldığında değerlendirmelerinin iyileştirilmesi hayatı bir etkendir. Eğer kullanıcılar tatmin olmamışsa bir sohbet başlatmak ve markanın en büyük eleştirenlerini en sadık kullanıcılarına dönüştürebilmek için sorunun kaynağını öğrenmek çok önemlidir. Kullanıcılar şirketin bir uygulamasını severlerse, fanatik olma yolunda da ilerleyebilirler. Fikir edinmek, sorunları çözmek ve müşterilerle anlamlı ilişkiler geliştirmek, uygulama içi geri bildirim formları ve Apptentive gibi araçlar sayesinde göründüğünden çok daha kolaydır.

  1. Müşteri İhtiyaçlarına Öncelik Verme

Herkese uyacak tek bir kalıp geliştirmeyi unutun ve kendinize şunu sorun: “Mobildeki müşterilerimin neye ihtiyacı var?” Geçtiğimiz 2 yıl içinde Birleşmiş Milletler’deki akıllı telefon ediniminin %70 oranında artış göstermesi ile, mobil cihazlar tüketicilerin herhangi bir yerde (ev, iş ya da otobüs) 7/24 işleriyle ilgili  etkileşimleri gerçekleştirdiği en sevilen araç haline geldi.

Her şirket her daim erişime açık bir davranışı benimsemeli, mobil özelindeki ihtiyaçları  karşılayabilecek hizmetler geliştirmeli ve coğrafi hedefleme hizmetlerine olanak vermeli. Örneğin Waze; trafik, kazalar ve benzin istasyonları ücretlendirmeleri üzerine gerçek zamanlı güncellemeler iletebilmek için olay yerindeki kullanıcılardan kitle kaynaklı bilgi ediniyor. HotelTonight, kaliteli otellerdeki odaları için uygulama kullanıcılarına son dakika indirimleri sunuyor ve kullanıcılar %70 tasarruf ederken, normal şartlarda boş kalacak otel odalarının tamamı kiralanıyor.
Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

Mobil Pazarlamaya Yönelmeniz İçin 10 Neden

Bir dönem, internet pazarlamacılığı bütün pazarlamacıların göz bebeğiydi. Çeşitli faydalar sunarak, geleneksel pazarlamanın doğasını ve şirketlerin iş yapma şeklini değiştirdi. Bugün, ileri teknoloji ürünü mobil cihazların  internet ve internetle çalışan cihazlarla olan iletişimimizi yeniden yapılandırmasıyla mobil pazarlama bir zamanların trendi internet pazarlamacılığını geride bıraktı. Böylece pazarlama, mobilin çevresinde şekillenip ilerleyen bir noktaya geldi.

Mobil pazarlamayı ciddiye almak için pek çok haklı sebep var. Diğer bir deyişle girişimcilerin, işletmelerini daha az iş gücüyle daha çok fayda ve kar elde etmesini sağlayacak fırsatlar. Düşük maliyet, kişiselleştirme, kullanıcı verilerini takip etmedeki kolaylıklar ve nicesi…

Mobilin, pazarlama planınıza sunduklarına biraz daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Anlık ve Hızlı Sonuçlar

Günümüzde kullanıcılar mobil telefonlarını yanından neredeyse hiç ayırmıyor. Hatta çoğu zaman bütün dikkatleri telefonlarında oluyor. Bu da demek oluyor ki, gönderilen bir mesaj telefonlarına ulaştığı an okunmuş sayılıyor. Telefon bekleme modunda olduğunda dahi kullanıcı telefonu açtığı an, mesajı teslim ediliyor. Mobil pazarlama teknikleri, her şart ve koşulda anı hedef alıyor ve hız kazandırıyor. Bu sayede çalışmalarınızın yansımalarını çok hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uygun Maliyet

Mobil cihazlar için içerik oluşturmak masaüstü ya da dizüstüne kıyasla çok daha kolay ve maliyetsiz. Metin, fotoğraf ya da video ayırt etmeden daha düşük bir bütçe ayırarak büyük bir dönüşüm elde edebilirsiniz.

Kullanım Kolaylığı

Mobilin bağlamı kullanıcılara promosyon iletmeyi ve teşvik edici hizmetler pazarlamayı kolaylaştırıyor. Öyle ki, kullanıcı sanal bilgiyi nereye giderse oraya götürüp ihtiyaç duyduğu herhangi bir anda kullanabiliyor. Bu şekilde mesajınızın son tüketim tarihi biraz daha erteleniyor.

Yükselen Sade İçerikler

Mobil telefonların ekran boyutu küçük olduğu için görüntülenen içeriğin boyutu sınırlanıyor. Minimalist düşünebilen içerik üreticileri için oldukça elverişli bir çalışma ortamı. Ayrıca daha az karmaşık olan içeriklerin mobil platformlarda yükselme şansı da bu sayede artıyor.

Doğrudan Pazarlama

Mobil platformlar kullanıcıların mobil telefonlarıyla doğrudan etkileşime geçiyor ve kişiselleştirilmiş bir etkileşimi mümkün kılıyor. Pazarlamacılar bu sayede mobilden faydalanarak kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilir ve kısa mesaj aracılığıyla anlık geri bildirimler elde edebilir.

Kullanıcı Cevap Takibi

Mobil ile, kullanıcı cevapları neredeyse anı anına takip edilebiliyor. Bu şekilde, mobil pazarlamacıların kullanıcı davranışlarını anlama ve analiz etme süreci iyileşiyor. Bunun yanında elde ettikleri verilerden yol çıkarak hizmetlerini geliştirebilme fırsatı doğuyor.

Yüksek Viral Potansiyeli

Mobil içerik kullanıcılar arasında kolaylıkla paylaşılabildiği için mobil pazarlamanın büyük ölçüde viral faydaları olabiliyor. Kullanıcılar iyi buldukları bilgi ve teklifleri arkadaş ve aileleriyle paylaşmak gibi eğilim gösterebiliyor. Bu da şirketlerin mesajlarının ekstra bir çaba harcamadan büyük kitlelere yayılması ile sonuçlanabiliyor.

Kolaylaşan Kitle İletişimi

Mobil telefonu olan kişi sayısı masaüstü ya da dizüstü olanlardan çok daha fazla olduğu için mobil pazarlama, pazarlama uzmanlarının çok daha geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşmasına yardım ediyor. Bu faydanın etkisi, özellikle dünyanın uzak bölgeleri söz konusu olduğunda daha da artıyor. Mobil pazarlama; GPS ve Bluetooth teknolojilerini kullanarak, girişimcilerin kullanıcıların konumunu belirleyip konum özelinde mesajlar göndermelerine imkan veriyor.

Mikroblog Faydaları

Twitter ve Tumblr gibi mikroblog platformlarını kullanan mobil kullanıcıların sayısı gittikçe artıyor. Promoted tweetler, influencerlar ve mecranın sunduğu daha pek çok pazarlama yöntemi; pazarlamacılara yaratıcılıklarını kullanmaları için bir şans veriyor.

Mobil Ödeme

Mobil ödeme, son zamanlarda kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilen ve pratik bulunan bir yöntem. Artık kullanıcılara ileri düzey mobil web sistemleri aracılığıyla çalışan güvenli bir online ödeme ortamı sunuluyor. Bu, kullanıcının mobil üzerinden alışveriş ya da online fatura ödemesi yapacağı zaman fiziksel bir ortama ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Böylelikle sokakta karşılaşamayacağınız müşterileri sanalda yakalamak gibi bir fırsatınız oluyor.

 

Kaynak: https://www.lifewire.com/advantages-and-disadvantages-of-mobile-marketing-2373124

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2017 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

Marka Sadakat Programınızı Mükemmelleştirmek İçin 3 İpucu

Kıdemli Sadakat Danışmanı Howard Schneider’ın (Kobie Marketing)  katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşacağız.

2017 yılında pazarlamacıların çoğu, bütçelerinin büyük bir kısmını marka sadakat programlarını verimli hale getirmek amaçlı kullanmayı planlıyor. Perakende alanı daha rekabetçi bir alan olarak büyümeye devam ediyor ve fiyat karşılaştırmaları her zamankinden daha fazla su yüzüne çıkıyor. Pazarlamacılar da bunun, müşteri sadakat programının mevcut müşterilerinin gemiden atlamasına engel olacağını düşünüyor.

Ancak, iyi bir sadakat programının uygulanması zaman ve çaba gerektirir ve yanlış stratejiler, müşteri ilişkilerine yönelik bir destek olmaktan çok kaynaklar üzerinde boşuna zaman ve para kaybına sebep olabilir. Size ve müşterilerinize fayda sağlayacak bir program nasıl tasarlayabilirsiniz?

Pazar liderleri, müşterileri ilişkilerini geliştirmek ve sadakatlerini kazanmak için farklılaşmış ve yaratıcı yollar ararken, en iyi sadakat programı uygulamalarına rehberlik edecek birkaç ipucu paylaşalım:

Markanıza sadık kalarak fark yaratın

İlk olarak, iki sadakat programının birbirine benzemeyeceğini anlayın; gerçek şu ki birçok pazarlamacı, rekabetlerini eşleştirerek program tasarımlarına başlamaktadır. Stratejiniz markanızın güçlü yönlerini sunmalıdır ve müşterilerin neden ilk alışveriş adresinin siz olduğu hakkında güçlü bilgiler ortaya koymalıdır.

Kişiselleştirilmiş hizmetleriniz ile bilinen lüks bir marka mısınız? Öyleyse ödüllerinizin, hediye çeki vermenin ötesine geçmesi gerekir. Bu nedenle, Neiman Marcus gibi gardırop danışmanlığı sunan bir marka görürsünüz. Meraklı genç profesyoneller için bir yaşam tarzı markası mısınız? Bir moda markası olarak, üyelere fotoğraf çekiminin bir parçası olma veya en iyi tasarımcılarla tanışma fırsatı veren bir çekiliş teklif edebilirsiniz.

Sadakat programınız, markanızın zaten masaya getirdiği şeyleri desteklemelidir. Yani temelde, müşteriye hediye çeki vermeye ihtiyacı duyabilirsiniz ancak sadık müşterilerin takdir etmesini ve duygusal sadakati oluşturmak için bunun ötesine geçmeniz gerekiyor.

Müşterileriniz için sorunları çözün

Sıklıkla ortaya çıkan sorunları çözmek, markanızı farklılaştırma çabanız ile işbirliği içinde ilerler çünkü kendi endüstrisinde bunu yapan ilk marka olarak yenilik yaratmış olur. Starbucks Rewards’ın popülerliğinin, mobil uygulamada içecek ödemelerini ve kazanılan yıldızları hızlı ve kolay bir tarama ile birleştirdikten sonra ne kadar büyüdüğünü düşünün – Hiç kimse, Starbucks Rewards’ın mobil uygulama sürümü öncesinde bir program olduğunu hatırlamaz.

Benzer şekilde, Hilton Honors uygulamasının sanal anahtar işlevi, üyelerin lobiyi atlayarak doğrudan odalarına gitmelerini sağlar. Bu, bir üyeye meşgul bir havaalanı otelindeki tüm 17.00 uçuşlarının ardından 30 dakika kadar tasarruf sağlayabilir. Bu özellikler, sorunları çözmekte ve markaya, üyelerinin markalarını nasıl deneyimlediklerini umursadıklarını göstermenin bir yoludur.

Size yardım ettiği için müşterilere ödül verin

Bağlılık, iki yönlü bir yoldur ve bugünün müşterileri, ürünlerinizi kullanarak, yiyerek veya giyerek kendi fotoğraflarını paylaştıklarında ekonomik bir değer taşıdıklarını kabul eder. Müşterileri, doğrudan alışverişlerinin ötesinde, kanıtlanmış bir sabit değere sahip olan etkinlikler için ödüllendirmeyi düşünmelisiniz.

Örneğin, artan sayıda marka, müşterilerini puanlayarak onlara ödül sunuyor. Bu, ürünler ile ilgili değerli geri bildirimler sağlıyor ve kulaktan kulağa pazarlama olarak hizmet ediyorlar. Buna ek olarak, üyeler, satın alım yapan bir arkadaşına aracı olarak puan kazanabiliyorlar. Buradaki olay, etkinliğin ekonomik değerini belirlemek ve bunun için uygun sayıda puan vermektir.

Mobil tekliflerinizi entegre edin

Kabul edelim: birçok kişi markanızın ödül kartını cüzdanında saklamayacak. Müşterilerin bir sadakat programını benimsemesi için, akıcı ve kullanışlı bir hareket deneyimi gerekir.

Mobil uygulamalar, müşterilerin hızlı bir şekilde ödüllerini kontrol edebilecekleri ve ödülleri kullanabildikleri, hatta bu ödülleri değişken miktarlarda kullanarak veya düzenli olarak güncellenen ödül kataloğundaki öğelerle ödeyebilecekleri hale geldiğinde popülerlik kazanırlar.

Ödemeyi, ödülleri, teklifleri ve kuponları tek bir kullanışlı uygulamada birleştirmek, yorucu olmayan bir alışveriş deneyimi sunar. Markalar, müşterilerin ödüllerine ilişkin bilgilere erişebildiği, fırsatları kontrol etmesi için barkodları taradığı, mağaza haritalarını aradığı ve yaptıkları makbuzları basitçe tarayarak işlemlerin eksiksiz raporlandığı mobil uygulamalar tasarlıyorlar. Ayrıca, kullanıcılar uygulamanın görünümünü beğenilerine göre değiştirebiliyorlar – Deneyimi kişiselleştiren ve katılım fırsatını yaratan basit bir özellik.

Müşteri sadakati artık her zamankinden daha değerli ve rekabetçi markalar, ödüller modeli için standartları yükseltmeye devam ediyor. Alışverişçiler, en sevdikleri markalardan daha fazlasını beklemekte ve rakipleriyle daha fazla takdir edildikleri zaman çabucak ilerleyeceklerdir. 2017 yılında bir adım önde olmak için güçlü bir sadakat programı şart!

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/3-tips-for-perfecting-your-brands-loyalty-program-70753/