Mobil Metin Kuponlarını Tercih Etmeniz İçin 5 Neden

Gün geçtikçe daha fazla firma metin kuponu göndermenin iyi bir hamle olduğunun farkına varıyor. Dijital kuponların oluşturulması daha kolay ve geleneksel basılı kuponlardan daha fazla akılda kalıcı.

Mobil kuponların satışları artırmaya yardımcı olacak 5 nedenini aşağıda bulabilirsiniz:

Daha Yüksek Geri Ödeme Oranları

Elbette, kuponlarınızın amacı satışları arttırmaktır. Metin kuponların, e-postalara oranla açılma ve tıklanma olasılığı daha yüksektir. Mobil kuponların açılması olasılığı %14 daha fazla iken, web sitelerine tıklama üretme olasılığı ise %34’tür. İnsanlar alışveriş alışkanlıkları için kişiselleştirilmiş kuponlar isterler. Yüksek açılma oranları nedeniyle kısa mesajlar daha fazla satışa neden olur.

Daha Az Maliyet

Dijital reklamlar ve metin kuponları, daha az operasyonel sürece ihtiyaç duymaları nedeniyle biçilmiş kaftandır. Kuponunuza profesyonel tasarıma sahip bir grafik hazırlamak isteyebilirsiniz. Bunun için baskı ve kağıt maliyetini düşünmeniz gerekmez. Mobil metin kuponlarına geçerek çok fazla zaman, emek ve malzeme masrafından tasarruf edebilirsiniz. Mağazalarınız durağan bir gün geçiriyorsa, promosyon yaptığınız bir ürünün kuponunu %10 indirim şeklinde hemen hazırlayıp gönderebilirsiniz.

Daha İyi Zamanlama

Kuponlarınızı önceden planlayabilirsiniz. Kitlenizi etkileşime sokmak istediğinizde hazır beklemeniz veya müsait olmanız gerekmez. Daha da iyisi, önceden plan yaparak, markanızı veya müşterilerinizi ilgilendiren önemli gün veya tatillerde karşılarına çıkacak kuponlar oluşturabilirsiniz. Önceden planlama, büyük satışların yapıldığı günlerde bu mesajları biçimlendirmek ve göndermek konusunda daha az karmaşa demektir.

Daha İyi Takip Etme

Kağıt kuponları izlenmek neredeyse imkansızdır. Analizler yapmak ve gelecekteki içerikleri oluşturmak için hiçbir bilgi elde edemezsiniz. Kısa mesajlar %98 oranında açılır ve 3 saniye içinde okunur. Bir müşteri kuponunuzu gördükten sonra onu takip edebilir ve daha kişiselleştirilmiş fırsatlar teklif edebilirsiniz. Örneğin, etli pizza sevenler için bir kupon gönderirseniz, bu kuponun kullanılıp kullanılmadığını takip edebilir ve gelecekteki etli pizzalara ilgi gösterip gösteremeyeceklerini görebilirsiniz! Müşterinizle alakalı ne kadar çok bilgiye sahipseniz, müşterinizi o kadar tatmin edebilir ve onu kazanabilirsiniz.

Artırılmış Değer

Takip, yalnızca strateji çabalarınız için değil, markanızın müşteriye sunabileceği değeri artırır. Kuponlar en favori ürünleri içerdiğinde, mobil kullanıcıların %65’i bu kuponları 5 dakika içinde kullanıyor. İnsanlar, en sevdikleri ürünlerin kuponlarda yer aldığını gördüklerinde, hemen mobil ödeme yöntemlerine geçmek istiyorlar. Rakip ürünlerin kelimenin tam anlamıyla “bir tık uzakta” olduğu bir dünyada, tasarruf ve kolaylık önemlidir.

Kaynak: http://www.opsanalitica.com/2017/05/how-mobile-text-coupons-improve-customer-loyalty-and-boosts-sales/

Takip Etmeniz Gereken Temel Mobil Uygulama Metrikleri

Müşterilerinizin bütün gereksinimlerini karşılayabilen mükemmel bir uygulamaya sahip olabilirsiniz ve toplam indirme sayısı, kaydolan kullanıcı sayısı veya karşılaştığınız sayfa görüntülenmeleri yeterince etkileyici olabilir.

Peki bu, uygulamanızın performansını belirleyebileceğiniz veya kullanıcılarınızın davranışlarını hatasız bir şekilde analiz edebileceğiniz anlamına mı gelir?

Hiç de değil… Bu sayılar oldukça önemli göstergeler olsa da; kullanıcıların birdenbire uygulamanızı silmesi, nadiren kullanması ya da hiç kullanmaması gibi riskler de vardır. Başarılı olma potansiyeli taşıyan bir şey üretip takibini yapmamak, yağmurlu havada güneş gözlüğünün sizi koruyacağını düşünmeye benzer. Sözün özü; uygulamanızın performansına dair anlamlı verilere ulaşmak için bazı önemli pazarlama metriklerini dikkate almanız gerektiği.

Öncelikle, işletme modelinize ve uygulamanızın bulunduğu yaşam evresine uygun metrikleri kullanmalısınız.

İlk bakışta çözüm çok bariz görünebilir, ancak temel performans göstergelerinizi bilmek ve değerlendirebilmek için doğru metrikleri seçmek önemlidir. Eğer uygulamanız başlangıç evresindeyse tüm bilgileri eyleme geçirilebilir yanıtlara dönüştürmek zor olabilir. Dolayısıyla olgunluk evresi metrikleri size anlamlı bilgiler vermez.

Alakasız metriklerden kaçındığınızdan emin olmak için, uygulamanız için iyi tanımlanmış KPI’lara odaklanmalısınız. Örneğin; tekil ziyaretçiler ve oturumlar gibi metrikleri içeren huni metriklerinin en üst noktasını izleme, uygulamanızı piyasaya sürdüğünüzde başlamak için iyi bir noktadır. Ardından, dikkatinizi ziyaretçilerinizin dönüşüm oranlarına verebilirsiniz.

Aynı mantık iş modelinizde de geçerlidir. Eğer uygulamanız reklamlara dayalıysa, kullanıcıların uygulamanızda ne kadar zaman harcadıklarını izleyerek oturumları ölçmelisiniz. Uygulama içi satın alma işlemlerinden para kazanıyorsanız, kullanıcılarınızın en çok hangi ekranlarda zaman harcadıklarına dikkat etmelisiniz. Ya da kampanya yayınlayan bir markaysanız, kullanıcı etkileşim metrikleriyle daha çok ilgilenmelisiniz.

Tüm aktif kullanıcılar aynı mıdır?

İndirme sayınız artmaya başladığında, uygulamanızı indiren kullanıcıların kaçının kalıcı kullanıcı olarak sınıflandığını analiz edebilirsiniz. Kullanım oranını takip etmek; trafiği anlamak ve kullanıcı etkileşimini ölçerken anlamlı bir fark yaratmanızı sağlar. Ancak, akılda tutmanız gereken bir şey var: kullanıcılarınızın ne kadar aktif olduğunu ve ne kadar süre için aktif olduğunu düşünmelisiniz.

Kullanıcılarınızın ne sıklıkta aktif olduğu: Bu, kullanıcının uygulamanıza ilk ve sonraki ziyaretlerini kapsayan zaman diliminin tamamıdır. Bu metrik ile, müşterilerinize sağladığınız iletişimin ne kadar uyumlu ve çekici olduğunu ölçebilirsiniz.

Kullanıcılarınızın ne kadar süre için aktif olduğu: Bu metrik, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne kadar zaman geçirdiğini belirtir. Bu, uygulamanızdaki içeriğin kullanıcılarınız için ilginç ve çekici olup olmadığını belirttiği için önemlidir. Öte yandan; kullanıcıların uygulamanızı karmaşık veya kullanıcı dostu bulmadığını da gösterebilir. Bu nedenle uygulamayı anlamaya çalışırken çok fazla zaman harcayabilirler. Dolayısı ile, bu verileri değerlendirirken çok titiz olmalısınız. Çünkü haftada birkaç kez uygulamayı kullanan bir kullanıcı, her gün bir tekil kullanıcı olarak sayılabilir.

Şimdi gelir hesaplama zamanı

ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) = Belirli bir zamandaki toplam gelir üretimi / Belirli bir dönemdeki toplam aktif kullanıcı sayısı

Ortalama Kullanıcı Geliri, aktif kullanıcılarınızdan elde edilen gelirdir. Bu hesaplamalar uygulamaya göre değişiklik gösterir ve genellikle her ay hesaplanır. Uygulamanızın başarısını ölçerken içgörü sağlaması ile de avantaj sağlar. Güvenilir ARPU verileri, ücretli pazarlama kanallarınızın bir kısmı için İndirme Başına Maliyeti (CPI) hesaplamanıza olanak tanır ve mobil uygulamanızın pazarlama harcamaları için finansal bir bakış açısı sunar.

Mobil pazarlama metrikleri ve analizi, birçok şirket ve markanın stratejilerini geliştirmeleri için bir rehber görevi görür. Gerçek zamanlı ayrıntılı kampanya analizi ve raporlama araçları, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne yaptıklarını göstermek veya kampanyalarınıza yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda gerçek zamanlı olarak üzerinde işlem yapmanıza da imkan verir.

 

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 2)

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Küçük ölçekli bir işletme olarak, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunduğumuz serinin 2. bölümündeyiz. Keyifli okumalar.

  1. Lansmandan Önce Test Etme

Her uygulama geliştirme süreci pahalı ve zaman tüketici bir çalışmadır ve kod yazarları bir hizmetin uygulama mağazasına girmeden önce mükemmel hale gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Lansmandan önce kullanıcı tepkilerini test etmek, bir şirketin uygulamasının başarısı söz konusu olduğunda kritiktir ve doğru yapıldığında kötü görüşler alma olasılığını azaltır. Pazara girmeden önce uygulamanızı test edebilmeniz için farklı araçlar var: odak gruplar, birebir röportajlar ve yaratıcı dijital platformlar gibi.

Uygulama deneyimini test etmek uygulama geliştiricilere, kullanıcı yolculuğunu ve uygulamanın tamamını deneme ve anlama imkanı sunar; ikon ve butonun tasarımlarının kolay algılanabilir olup olmadığı gibi. Eğer test eden kişiler uygulamanızın final versiyonunu beğenmezse, iyileştirilmesi gereken özelliklerle ilgili geri bildirim edinmiş olursunuz. Bu süreci olumsuz geri bildirim almayıncaya dek sürdürün. Böylelikle uygulama mağazasında düşük bir puana sahip olma ihtimaliniz ortadan kalkar.

  1. Bir “Mobil Güç Ekibi” Kurma

2013’te Hollanda’nın en büyük e-ticaret grubu olan Emesa, mobil öncelikli bir şirket haline gelebilmek için mobil guru Renate Nyborg tarafından kurulan Plep isimli bir dijital ajansı kiraladı. Başladıkları proje önemli bir sorunu açığa çıkardı: mobile adapte olmak sadece uygulama ya da ‘responsive’ bir web sitesi tasarlamak demek değildi. Ayrıca şirketinizin mobil evrimindeki her aşamayı çok yetenekli bir mobil güç ekibinden yardım alarak yönetmek anlamına geliyordu.

Diğer bir deyişle, mobil istatistiklerini ve ölçülerini incelemeye kendini adamış, mobil özelinde bütçeleri denetleyen, odak grup veya anket yoluyla müşteri içgörüsü edinebilen ve rakiplerin mobile yaptığı yatırımları inceleyen kaynaklara güvenmelisiniz.

  1. Uygulama Mağazası Değerlendirmelerini İyileştirme

Kullanıcı davranışına dair edinilen içgörü, uygulamada müşteri ihtiyaçları ile ilgili değişiklikler yaparken adeta bir anahtar işlevi görür. Şirketler büyük çaplı veri akışlarını Localytics gibi  müşteri kazanma, bağlama ve kullanıcıları elde tutmaya yardımcı olacak pazarlama platformları ile yönetebilir.

Bir uygulama, uygulama mağazasında yer aldığında değerlendirmelerinin iyileştirilmesi hayatı bir etkendir. Eğer kullanıcılar tatmin olmamışsa bir sohbet başlatmak ve markanın en büyük eleştirenlerini en sadık kullanıcılarına dönüştürebilmek için sorunun kaynağını öğrenmek çok önemlidir. Kullanıcılar şirketin bir uygulamasını severlerse, fanatik olma yolunda da ilerleyebilirler. Fikir edinmek, sorunları çözmek ve müşterilerle anlamlı ilişkiler geliştirmek, uygulama içi geri bildirim formları ve Apptentive gibi araçlar sayesinde göründüğünden çok daha kolaydır.

  1. Müşteri İhtiyaçlarına Öncelik Verme

Herkese uyacak tek bir kalıp geliştirmeyi unutun ve kendinize şunu sorun: “Mobildeki müşterilerimin neye ihtiyacı var?” Geçtiğimiz 2 yıl içinde Birleşmiş Milletler’deki akıllı telefon ediniminin %70 oranında artış göstermesi ile, mobil cihazlar tüketicilerin herhangi bir yerde (ev, iş ya da otobüs) 7/24 işleriyle ilgili  etkileşimleri gerçekleştirdiği en sevilen araç haline geldi.

Her şirket her daim erişime açık bir davranışı benimsemeli, mobil özelindeki ihtiyaçları  karşılayabilecek hizmetler geliştirmeli ve coğrafi hedefleme hizmetlerine olanak vermeli. Örneğin Waze; trafik, kazalar ve benzin istasyonları ücretlendirmeleri üzerine gerçek zamanlı güncellemeler iletebilmek için olay yerindeki kullanıcılardan kitle kaynaklı bilgi ediniyor. HotelTonight, kaliteli otellerdeki odaları için uygulama kullanıcılarına son dakika indirimleri sunuyor ve kullanıcılar %70 tasarruf ederken, normal şartlarda boş kalacak otel odalarının tamamı kiralanıyor.
Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

Mobil Pazarlamaya Yönelmeniz İçin 10 Neden

Bir dönem, internet pazarlamacılığı bütün pazarlamacıların göz bebeğiydi. Çeşitli faydalar sunarak, geleneksel pazarlamanın doğasını ve şirketlerin iş yapma şeklini değiştirdi. Bugün, ileri teknoloji ürünü mobil cihazların  internet ve internetle çalışan cihazlarla olan iletişimimizi yeniden yapılandırmasıyla mobil pazarlama bir zamanların trendi internet pazarlamacılığını geride bıraktı. Böylece pazarlama, mobilin çevresinde şekillenip ilerleyen bir noktaya geldi.

Mobil pazarlamayı ciddiye almak için pek çok haklı sebep var. Diğer bir deyişle girişimcilerin, işletmelerini daha az iş gücüyle daha çok fayda ve kar elde etmesini sağlayacak fırsatlar. Düşük maliyet, kişiselleştirme, kullanıcı verilerini takip etmedeki kolaylıklar ve nicesi…

Mobilin, pazarlama planınıza sunduklarına biraz daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Anlık ve Hızlı Sonuçlar

Günümüzde kullanıcılar mobil telefonlarını yanından neredeyse hiç ayırmıyor. Hatta çoğu zaman bütün dikkatleri telefonlarında oluyor. Bu da demek oluyor ki, gönderilen bir mesaj telefonlarına ulaştığı an okunmuş sayılıyor. Telefon bekleme modunda olduğunda dahi kullanıcı telefonu açtığı an, mesajı teslim ediliyor. Mobil pazarlama teknikleri, her şart ve koşulda anı hedef alıyor ve hız kazandırıyor. Bu sayede çalışmalarınızın yansımalarını çok hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uygun Maliyet

Mobil cihazlar için içerik oluşturmak masaüstü ya da dizüstüne kıyasla çok daha kolay ve maliyetsiz. Metin, fotoğraf ya da video ayırt etmeden daha düşük bir bütçe ayırarak büyük bir dönüşüm elde edebilirsiniz.

Kullanım Kolaylığı

Mobilin bağlamı kullanıcılara promosyon iletmeyi ve teşvik edici hizmetler pazarlamayı kolaylaştırıyor. Öyle ki, kullanıcı sanal bilgiyi nereye giderse oraya götürüp ihtiyaç duyduğu herhangi bir anda kullanabiliyor. Bu şekilde mesajınızın son tüketim tarihi biraz daha erteleniyor.

Yükselen Sade İçerikler

Mobil telefonların ekran boyutu küçük olduğu için görüntülenen içeriğin boyutu sınırlanıyor. Minimalist düşünebilen içerik üreticileri için oldukça elverişli bir çalışma ortamı. Ayrıca daha az karmaşık olan içeriklerin mobil platformlarda yükselme şansı da bu sayede artıyor.

Doğrudan Pazarlama

Mobil platformlar kullanıcıların mobil telefonlarıyla doğrudan etkileşime geçiyor ve kişiselleştirilmiş bir etkileşimi mümkün kılıyor. Pazarlamacılar bu sayede mobilden faydalanarak kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilir ve kısa mesaj aracılığıyla anlık geri bildirimler elde edebilir.

Kullanıcı Cevap Takibi

Mobil ile, kullanıcı cevapları neredeyse anı anına takip edilebiliyor. Bu şekilde, mobil pazarlamacıların kullanıcı davranışlarını anlama ve analiz etme süreci iyileşiyor. Bunun yanında elde ettikleri verilerden yol çıkarak hizmetlerini geliştirebilme fırsatı doğuyor.

Yüksek Viral Potansiyeli

Mobil içerik kullanıcılar arasında kolaylıkla paylaşılabildiği için mobil pazarlamanın büyük ölçüde viral faydaları olabiliyor. Kullanıcılar iyi buldukları bilgi ve teklifleri arkadaş ve aileleriyle paylaşmak gibi eğilim gösterebiliyor. Bu da şirketlerin mesajlarının ekstra bir çaba harcamadan büyük kitlelere yayılması ile sonuçlanabiliyor.

Kolaylaşan Kitle İletişimi

Mobil telefonu olan kişi sayısı masaüstü ya da dizüstü olanlardan çok daha fazla olduğu için mobil pazarlama, pazarlama uzmanlarının çok daha geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşmasına yardım ediyor. Bu faydanın etkisi, özellikle dünyanın uzak bölgeleri söz konusu olduğunda daha da artıyor. Mobil pazarlama; GPS ve Bluetooth teknolojilerini kullanarak, girişimcilerin kullanıcıların konumunu belirleyip konum özelinde mesajlar göndermelerine imkan veriyor.

Mikroblog Faydaları

Twitter ve Tumblr gibi mikroblog platformlarını kullanan mobil kullanıcıların sayısı gittikçe artıyor. Promoted tweetler, influencerlar ve mecranın sunduğu daha pek çok pazarlama yöntemi; pazarlamacılara yaratıcılıklarını kullanmaları için bir şans veriyor.

Mobil Ödeme

Mobil ödeme, son zamanlarda kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilen ve pratik bulunan bir yöntem. Artık kullanıcılara ileri düzey mobil web sistemleri aracılığıyla çalışan güvenli bir online ödeme ortamı sunuluyor. Bu, kullanıcının mobil üzerinden alışveriş ya da online fatura ödemesi yapacağı zaman fiziksel bir ortama ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Böylelikle sokakta karşılaşamayacağınız müşterileri sanalda yakalamak gibi bir fırsatınız oluyor.

 

Kaynak: https://www.lifewire.com/advantages-and-disadvantages-of-mobile-marketing-2373124

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2017 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

Marka Sadakat Programınızı Mükemmelleştirmek İçin 3 İpucu

Kıdemli Sadakat Danışmanı Howard Schneider’ın (Kobie Marketing)  katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşacağız.

2017 yılında pazarlamacıların çoğu, bütçelerinin büyük bir kısmını marka sadakat programlarını verimli hale getirmek amaçlı kullanmayı planlıyor. Perakende alanı daha rekabetçi bir alan olarak büyümeye devam ediyor ve fiyat karşılaştırmaları her zamankinden daha fazla su yüzüne çıkıyor. Pazarlamacılar da bunun, müşteri sadakat programının mevcut müşterilerinin gemiden atlamasına engel olacağını düşünüyor.

Ancak, iyi bir sadakat programının uygulanması zaman ve çaba gerektirir ve yanlış stratejiler, müşteri ilişkilerine yönelik bir destek olmaktan çok kaynaklar üzerinde boşuna zaman ve para kaybına sebep olabilir. Size ve müşterilerinize fayda sağlayacak bir program nasıl tasarlayabilirsiniz?

Pazar liderleri, müşterileri ilişkilerini geliştirmek ve sadakatlerini kazanmak için farklılaşmış ve yaratıcı yollar ararken, en iyi sadakat programı uygulamalarına rehberlik edecek birkaç ipucu paylaşalım:

Markanıza sadık kalarak fark yaratın

İlk olarak, iki sadakat programının birbirine benzemeyeceğini anlayın; gerçek şu ki birçok pazarlamacı, rekabetlerini eşleştirerek program tasarımlarına başlamaktadır. Stratejiniz markanızın güçlü yönlerini sunmalıdır ve müşterilerin neden ilk alışveriş adresinin siz olduğu hakkında güçlü bilgiler ortaya koymalıdır.

Kişiselleştirilmiş hizmetleriniz ile bilinen lüks bir marka mısınız? Öyleyse ödüllerinizin, hediye çeki vermenin ötesine geçmesi gerekir. Bu nedenle, Neiman Marcus gibi gardırop danışmanlığı sunan bir marka görürsünüz. Meraklı genç profesyoneller için bir yaşam tarzı markası mısınız? Bir moda markası olarak, üyelere fotoğraf çekiminin bir parçası olma veya en iyi tasarımcılarla tanışma fırsatı veren bir çekiliş teklif edebilirsiniz.

Sadakat programınız, markanızın zaten masaya getirdiği şeyleri desteklemelidir. Yani temelde, müşteriye hediye çeki vermeye ihtiyacı duyabilirsiniz ancak sadık müşterilerin takdir etmesini ve duygusal sadakati oluşturmak için bunun ötesine geçmeniz gerekiyor.

Müşterileriniz için sorunları çözün

Sıklıkla ortaya çıkan sorunları çözmek, markanızı farklılaştırma çabanız ile işbirliği içinde ilerler çünkü kendi endüstrisinde bunu yapan ilk marka olarak yenilik yaratmış olur. Starbucks Rewards’ın popülerliğinin, mobil uygulamada içecek ödemelerini ve kazanılan yıldızları hızlı ve kolay bir tarama ile birleştirdikten sonra ne kadar büyüdüğünü düşünün – Hiç kimse, Starbucks Rewards’ın mobil uygulama sürümü öncesinde bir program olduğunu hatırlamaz.

Benzer şekilde, Hilton Honors uygulamasının sanal anahtar işlevi, üyelerin lobiyi atlayarak doğrudan odalarına gitmelerini sağlar. Bu, bir üyeye meşgul bir havaalanı otelindeki tüm 17.00 uçuşlarının ardından 30 dakika kadar tasarruf sağlayabilir. Bu özellikler, sorunları çözmekte ve markaya, üyelerinin markalarını nasıl deneyimlediklerini umursadıklarını göstermenin bir yoludur.

Size yardım ettiği için müşterilere ödül verin

Bağlılık, iki yönlü bir yoldur ve bugünün müşterileri, ürünlerinizi kullanarak, yiyerek veya giyerek kendi fotoğraflarını paylaştıklarında ekonomik bir değer taşıdıklarını kabul eder. Müşterileri, doğrudan alışverişlerinin ötesinde, kanıtlanmış bir sabit değere sahip olan etkinlikler için ödüllendirmeyi düşünmelisiniz.

Örneğin, artan sayıda marka, müşterilerini puanlayarak onlara ödül sunuyor. Bu, ürünler ile ilgili değerli geri bildirimler sağlıyor ve kulaktan kulağa pazarlama olarak hizmet ediyorlar. Buna ek olarak, üyeler, satın alım yapan bir arkadaşına aracı olarak puan kazanabiliyorlar. Buradaki olay, etkinliğin ekonomik değerini belirlemek ve bunun için uygun sayıda puan vermektir.

Mobil tekliflerinizi entegre edin

Kabul edelim: birçok kişi markanızın ödül kartını cüzdanında saklamayacak. Müşterilerin bir sadakat programını benimsemesi için, akıcı ve kullanışlı bir hareket deneyimi gerekir.

Mobil uygulamalar, müşterilerin hızlı bir şekilde ödüllerini kontrol edebilecekleri ve ödülleri kullanabildikleri, hatta bu ödülleri değişken miktarlarda kullanarak veya düzenli olarak güncellenen ödül kataloğundaki öğelerle ödeyebilecekleri hale geldiğinde popülerlik kazanırlar.

Ödemeyi, ödülleri, teklifleri ve kuponları tek bir kullanışlı uygulamada birleştirmek, yorucu olmayan bir alışveriş deneyimi sunar. Markalar, müşterilerin ödüllerine ilişkin bilgilere erişebildiği, fırsatları kontrol etmesi için barkodları taradığı, mağaza haritalarını aradığı ve yaptıkları makbuzları basitçe tarayarak işlemlerin eksiksiz raporlandığı mobil uygulamalar tasarlıyorlar. Ayrıca, kullanıcılar uygulamanın görünümünü beğenilerine göre değiştirebiliyorlar – Deneyimi kişiselleştiren ve katılım fırsatını yaratan basit bir özellik.

Müşteri sadakati artık her zamankinden daha değerli ve rekabetçi markalar, ödüller modeli için standartları yükseltmeye devam ediyor. Alışverişçiler, en sevdikleri markalardan daha fazlasını beklemekte ve rakipleriyle daha fazla takdir edildikleri zaman çabucak ilerleyeceklerdir. 2017 yılında bir adım önde olmak için güçlü bir sadakat programı şart!

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/3-tips-for-perfecting-your-brands-loyalty-program-70753/

 

Neden Mobil Bir Pazarlama Stratejisine İhtiyacınız Var?

İletişim planınızı bir üst seviyeye çıkarmak için, mobili iletişimin merkezine oturtacak bir pazarlama stratejisi oluşturmak size pek çok fayda sunabilir.

Mobil pazarlamanın gücü ve potansiyelini keşfeden girişimcilerin sayısı son günlerde büyük bir artış gösterdi. Girişimciler artık mobil pazarlamaya dair gelişmelerle takip etmekle kalmayıp, stratejilerini şekillendirirken mobil temelli düşünüp davranıyorlar ve bu sayede niş pazarlardan önemli bir pay elde etmeleriyle sonuçlanıyor.

Neden bir mobil pazarlama stratejisine ihtiyacınız olduğunu anladığınızda, hedefi on ikiden vurma şansınızı ikiye katlayacaksınız. Öyleyse sözü uzatmayıp, mobil bir pazarlama stratejisi tasarlama ve uygulamanın markanıza getireceği 5 önemli faydaya geçelim.

1. Cep Telefonu Mesajlaşmaları

Müşteri bağlılığını ışık hızına ulaştırmak için mobil pazarlama kampanyanıza bir call-to-action (eylem çağrısı) ekleyeceğinizde, cep telefonu üzerinden mesajlaşmayı (texting) kullanmak markanızın mesajını iletmek için başvuracağınız en akıllıca yollardan biri olacaktır.

Her girişimci, mobil pazarlama stratejilerinin sonuçlarını hızlı almak ister. İnsanların, cep telefonuna mesaj geldiğinde hoş karşıladığı, bir dakika içinde çoğunun bütün metni okuyabildiği ve iletilen mesajların yarısını açtığı bir gerçek. Bu, e-mail ya da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları üzerinden iletilen elektronik mesajlar da dahil hiçbir dijital iletişim formatının cep telefonu mesajları kadar hedefe yaklaşamadığı anlamına geliyor.

Cep telefonu mesajlarının açılma oranı daha yüksek olduğundan, mobil pazarlama kampanyanıza entegre edeceğiniz mesajlar ihtiyacınız olan erişim süratini sağlayacaktır.

2. Mobil Üzerinden Yapılan Web Sitesi Aralamaları

Son zamanlarda tüketicilerin %40’ı satın alma süreçlerine hangi markaları dahil edecekleri konusunda mobil cihazları üzerinden yaptıkları aramalara güveniyor. Çoğu, hangi üreticiden bir ürün ya da hizmet talep edeceğiyle ilgili son kararı vermeden önce ürünleri ve ürün hakkındaki görüşleri içeren web sitelere bakıyor. Görüş bildirme siteleri internette rahatlıkla bulunabiliyor ve tüketicilere sayısız marka arasında seçim yaparken kolaylık sağlıyor.

Tam da bu sebeple, mobil cihaz sahiplerinin aklını çelerken  bu web sitelerin gücünü kullanmalısınız.

Bu konuda iyi bir etki bırakmanızın en mantıklı yolu, tüketici tanıtım web sitelerine işletmenizin web sitesini kayıt ettirmek. Bunun yanı sıra, yerel müşterilerinizi web sitenizin yer aldığı tanıtım sitelerine girip markanızda ilgili görüş bildirmeleri için cesaretlendirin. Hakkınızda online’da ne kadar olumlu görüş varsa, tüketicilerinizin akıllı telefonları, tabletleri ve notebookları aracılığıyla yaptıkları online alışverişlerdeki satışlarınız da o kadar artacaktır.

3. Mobil Uyumlu e-Mail

Cep telefonu mesajları dönüşüm almanın en iyi ve hızlı yolu olabilir. Ancak e-maillerin gücü de hala yadsınamaz boyutta. Bu yüzden mobil uyumlu tanıtım e-mailleri göndermek, mobil pazarlama kampanyanıza oldukça değer katabilir.

Etkili ve responsiv e-mail tasarımı; mesajları daha kısa uzunlukta tutmak, bir preheader metni eklemek, kısa bir kopya dahil etmek, az sayıda görsel kullanmak ya da hiç kullanmamak ve eylem çağrısında bulunmaktan (call-to-action) ibaret.

Bütün bunları bir bilim ve sanat aktivitesi gibi düşünün. Mobil uyumlu e-mail sanat veya biliminde uzmanlaşmak size kesinlikle ayırt edici faydalar katacak.

Mobil cihaz sahipleri için bir e-mail segmentasyon konsepti keşfetmek; yani e-mail mesajlarınızın içeriğini farklı kategorilere ayırmak çok önemli. Örneğin; bir VIP müşteri bir mesajı alırken, potansiyel bir müşteri başka bir mesaj almalı. Mesajları müşterilerin üstünlük derecesine göre kişiselleştirerek uyarlarken, mobil e-mailin konsept ve tasarımına uyumlu olmasını ihmal etmeyin. Bu şekilde mümkün olan en yüksek etkiyi elde edebilirsiniz.

4. Popüler Mobil Uygulamalar

Mobil cihaz uygulamaları bağımlılık yapabiliyor. Bu yüzden son teknoloji ürünü bir pazarlama cihazına uygun bir uygulama yaratmanız yeni ve sadık müşterilere ulaşmak için harika bir yöntem.

Eğitici ya da eğlendirici (belki de her ikisi de) bir uygulama oluşturmak ve otomatize etmek için makul ücretlerde ve kullanımı oldukça kolay yazılım programı paketleri var. Yine de kişiselleştirilmiş uygulama tasarımı için daha büyük bir bütçe ayırmanız gerekiyor ancak bu size ve uygulamanızın markanıza kalıcı bir güç sağlamasına bağlı olarak değişebilir.

5. Masaüstünü Geride Bırakan Mobil

Mobil, potansiyel ve geri dönen müşterileri birbirine bağlamada büyük önem taşıyan bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Bu da, mobil bir pazarlama stratejisi seçme ve oluşturmanın daha fazla web trafiği ve kâr getireceği anlamına geliyor. Amerika’daki kullanıcılar güncel verilere göre, mobil cihazlarda günlerinin üç saatini geçiriyor.

Özellikle Y kuşağı masaüstü yerine mobili tercih ediyor. Çoğu kullanıcı hayat tarzı önerileri, bilgi, ürün ve hizmet bulmak amacı ile mobil cihazları kullanıyor.

Değişimin kendi hızına yetişemediği günümüzde hiçbir şey için geç değil. Tüketiciler hayatını mobil çevresinde şekillendirirken onları karşılamak için yakınlarda olursanız iyi edersiniz.

 

Kaynak:

https://www.business.com/articles/5-reasons-why-you-need-a-mobile-marketing-strategy/

A/B Testi Yaparken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Madde

Madalyonun diğer yüzü her zaman ışıl ışıl değildir ama yine de öyle mi diye merak ederiz. Web sitesinin kullanıcı kullanılabilirliğine uygun olup olmadığı da herkes için merak uyandıran durumlardan biri. Anlamsız bir risk almak istemiyor ve web sitenizin gelişim yolculuğundaki basamaklardan biri olan A/B testine sağlam bir adım atmak mı istiyorsunuz?

Gelin Mediahawk’ın pazarlama müdürü Natalia Selby’nin A/B testinin felaketle sonuçlanmasını önleyecek uyarılarına kulak verelim.

A/B testi -bölünmüş sınama yöntemi olarak da bilinir- bir web sayfası, e-mail, reklam metni veya başlık gibi bir ögenin iki farklı versiyonu hakkında “Hangisinin performansı daha iyi?” sorusuna cevap getirir. Aynı içeriğin, aynı zaman diliminde farklı iki versiyonundan elde edilen sonuçları kıyaslar. Aynı zamanda, web sitenizin mevcut trafiğindeki dönüşümü maksimum orana çıkarmak için basit ve uygun maliyetli bir yöntemdir.

Bir A/B testi size başarının garantisini vermez. Ancak 25 örnek vaka sonucunun ortalamasına bakarsak, kazanan versiyonun dönüşüm oranını %48 gibi şaşırtıcı bir rakama kadar arttırdığını görebiliriz.

Sitenizdeki farklı ögeleri test etmek icin farkında olmanız gereken durumlar:

1.Web siteniz dönüşüm getirmediğinde

Sorular ve dönüşümler, web sitenizin ne için var olduğunu ortaya koyar.

Web siteniz sadece trafik çekmek için bir yem olarak görülmemeli, değerli bir avı yakalamak için ağınız olmalıdır. Eğer web siteniz optimize edilmemişse ve düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, müşteriniz istediğinizi yapamaz ya da hedeflediğiniz eylemi yerine getiremez.

Dönüşüm oranı, istenen amaca uygun davranan müşterilerin, web sitenizin aldığı trafiğe bölünmesidir. Bu amaç bir ürünü satın almak, hizmet talep etmek, veri toplamak ya da belirleyeceğiniz herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi gerçekleştirme oranınızın artması için A/B testi yapmak istiyorsanız, ilk önce önemli hizmetlerinize ve satış sayfalarınıza bakmalısınız. Bu sayfalar dönüşümlerinizi yönetir ve olması gerektiği gibi çalışmaları kritik önem taşır.

Eğer web siteniz yüksek trafik alıyor ve dönüşüm oranlarınızda düzenli olarak bir düşüş yaşanıyorsa, web sitenizdeki sayfalar üzerinde bir test yapmanız şart demektir. Kusursuz bir satın alma süreci oluşturmak için, öncelikle anahtar eylem çağrılarınızın (calls to action) görünür veya bariz olması ve fazla görsel, yazı ya da bariyerlerin kaldırılması gerekir.

Yalnızca bir görseli kaldırmak bile dönüşüm oranlarını arttırmada oldukça etkilidir. Örneğin, iCouponblog tam olarak geliştirilememiş bir teminat işlemi görselini tek sayfalık ziyaret oranını yükselten ödeme sayfalarından kaldırdı. Bu eylem %400 gibi çok büyük bir dönüşüm oranıyla sonuçlandı.

Ayrıca sosyal medya paylaşım butonları, kilit sayfa bağlantıları ve indirme butonları gibi diğer eylem çağrılarını da geliştirip geliştiremediğinizi görebilirsiniz. “Eylem” sürecini kolaylaştırmak, bunun gibi bütün satış döngüsüne dahil olan ve gelecekte satışla sonuçlanabilecek etkileşimleri test eden mantıklı bir alan.

Mesela, potansiyel müşterilerinizin ürününüzle ilgili teknik bilgiler içeren PDF dosyasını indirebilmeleri için bir butonunuz var. Bu butonun dönüşüm oranlarına baktınız ve sayfanın trafiğinin düşük olduğunu ve  dosyayı indirmediklerini gördünüz. Butonun tasarımını değiştirerek ya da daha rahat görülebileceği bir yerde konumlandırarak dönüşüm oranlarını yükseltebilirsiniz.

Sonuç olarak, güncellenmiş sayfayı bir süre dönüşüm oranını olumlu etkileyip etkilemediğini görmek için kullanabilirsiniz.

2. Siteden çıkma oranları aydan aya arttığında

Siteden çıkma oranı (bounce rate), web sitenizi yalnızca bir sayfa görüntüleyip terk eden ziyaretçilerin yüzdesini tanımlamak için kullanılır. Bir siteden başkasına sekmek, siteden çıkmak için çeşitli sebepler var. İbre her zaman en kötüyü göstermiyor ancak bazen ziyaretçiler web sitenizde aradıklarını bulamadıkları için ya da servisinizi açık bir şekilde sunamadığınızda aradıklarını nerede bulacaklarını bilemiyorlar. Bunlar bir ziyaretçinin web sitenizden uzaklaşması ve büyük ihtimalle bir daha geri dönmemesi için yaygın nedenler.

Bunun şu anda karşılaştığınız bir sorun olup olmadığını belirlemek için web sitenizi analiz etmeniz şart. Ortalama kullanıcı yolculuğunun ne olduğunu belirlemeli ve beklenen kullanıcı yolculuğuyla karşılaştırmalısınız. Bunun yanında bir de web sitesinde geçirilen ortalama süreyi kontrol etmeniz ve müşteri yolculuğunu tamamlamış bir müşteriyle karşılaştırmanız gerekir.

Son olarak, hemen çıkma oranının ne zaman artmaya başladığını ve bunun herhangi bir değişiklik veya site güncellemesi ile aynı zamana denk gelip gelmediğini kontrol etmeniz gerecektir.
Eğer siteden çıkma oranları artıyorsa, bu genellikle içerik ve kullanılabilirlik ile alakalıdır. Potansiyel müşteri, web sitenizi kolayca bulmayı başardı ama sayfanıza ulaştığında istediğine ulaşamadı, böylece siteden uzaklaşır.

Verileri cihaz üzerinden bölmeyi düşünebilirsiniz; hemen çıkma oranları mobil cihazlarda daha yüksek görünüyorsa, A/B testi ile elde edilebilecek mobil cihazlar için daha iyi optimize edilmiş sayfalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

3. İnsanlar siteniz üzerinden tekrar tekrar aynı soruları sorduğunda

Sayfanızı ziyaret eden birden fazla insan aynı soruyu soruyorsa, bu web sitenizde yeterince açık olmayan şeylerin bulunduğunu gösterir.

Çözümü daha zor ve uğraştırıcı olan sorunların, çok sayıda müşteriye sormadan düzeltilmesinin bazen daha yorucu olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, web sitenize kolayca eklenebilen çağrı takip yazılımı (call tracking software) adı verilen bir sistem bulunmakta. Amaç, çağrı takip yazılımının web sitenize gelen her benzersiz ziyaretçi için ayrı bir telefon numarası sağlaması ve kullanıcı yolculuklarının takip edilmesidir.

Yazılım size ziyaretçilerin hangi kanaldan geldikleri, ziyaret ettikleri sayfalar ve en önemlisi sizi hangi sayfadan aradıkları gibi verileri gösterir. Bu kullanıcıların hangi noktada sorun yaşadıklarını keşfetmek açısından çok önemlidir.

Bu işlevin yanı sıra tüm müşteri yazışmalarını kullanıcı yolculuğuna uygun olarak tutar ve müşteri sorgularına telefonda cevap veren kişilerin, bunları başarılı bir şekilde çözüp çözemediğini kolayca görmenizi sağlar. Ayrıca, daha sonra analiz etmeniz için çağrıları kaydeder.
Web sitenizin karşılaştığı sorunların farkında olduğunuzda, sorunlu bir açılış sayfasının en iyi iki iyileştirilmiş sürümünde bir A/B testi gerçekleştirebilir ve hangisinin sorunların çözümüne en uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

4. Kategori sayfalarına düşük trafik geldiğinde

Kategori sayfalarında düşük trafik, iyi optimize edilememiş kullanıcı yolculuğunun bir işareti olabilir. Bunun sebebi, çoğunlukla navigasyonun zor olması ya da ziyaretçileri istenen açılış sayfalarına göndermek için mantıklı bir yapı sunulmamasıdır. Bu da göz atma fırsatınız olmadan ziyaretlerinizi kaybetmenize yol açar.

Çözüm için, bir değişkeni test etmeyi düşünebilirsiniz. Hiyerarşide daha aşağıya inen sayfalara basit bir gezinti uygulamayı deneyin veya menü öğelerini potansiyel olarak yeniden adlandırın. Bu test, en azından kullanıcı davranışı ve sitenizdeki yolculukları hakkında geniş bilgi toplamak için birkaç hafta süreyle çalıştırılsın.

İçerik de dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kategori sayfalarına giden içerik, potansiyel müşteriyle alakalı ve yararlı olmazsa, bu sayfalara tıklama yapmazlar.

Google Analytics Davranış Akışı raporu, kullanıcıların bir sayfadan diğerine geçtiği yolu ve kullanıcı yolculuğunda ziyaretçilerin hangi noktalarda siteden çıktığının yüzdesini gösterir. Sitede büyük bir düşme oranı görmeniz normaldir, çünkü toplanan herkes anında satın alım yapmaz.  SERP (arama motoru sonuçları sayfası) listesinde ve sayfadaki içerikte söylenenler arasında bir kopukluk olabilir veya içerik sizden satın almayı kolaylaştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Karar vermek

A / B testi sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulmak zor olabilir. Sonuç gerçekten inandırıcı olmadıkça herhangi bir değişiklik yapmamak iyi bir fikirdir.

Örneğin, mevcut dönüşüm oranınız % 5 civarındaysa ancak sektör ortalamasının % 10 olduğunu biliyorsanız, yalnızca nihai hedef sizi % 10’a ulaştırıyorsa değişiklik yapmalısınız. Bu, % 90’lık bir önem düzeyinde çalışmak demektir.

Yeni optimize edilmiş bir sayfayı test ettiğiniz dönemde dönüşümler yalnızca % 6-7’ye kadar yükseliyorsa, bu iyi optimizasyon yapamadığınızı gösterir ve dönüşüm oranları da önceki rakamın altına inebilir. Bu durumda yapmanız gereken en az % 9.5’lik bir iyileşme hedeflemektir.

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/4-warning-signs-need-carry-ab-testing-71052/

 

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

Bir işletmenin SMS kullandığını düşündüğünüzde aklınızdan ne geçiyor? Size gönderilen bir teklif mesajı mı? Evet, milyonlarca firmanın mobil pazarlamayı kullanma yollarından biri bu! Peki işletmelerin büyümesi ve gelişmesine yardımcı olmak için metin mesajı kullanmanın birçok yolu olduğunu söylesek ne dersiniz?

Aşağıdaki listede yer alan SMS kullanımı hakkında yeni fikirlerin size yardımcı olacağını ve büyümenize katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Pazarlama/Satış

İşletmenizi internet üzerinde, reklam panolarında, TV, radyo, baskı vb. alanlarda pazarlayabilirsiniz. İşletmenizi pazarlamanın yüzlerce yolu var ama şu an da bir çok işletme metin mesajlarına yöneliyor ve %98 açılma oranı yakalıyorlar.

Neden ve nasıl?

Websitenizi, ürün ve hizmetlerinizi mesaj yoluyla tanıtabilirsiniz. Mesajınızı bütün müşterilere toplu olarak gönderilebilir ya da farklı demografik unsurlara bölerek belirli müşterileri hedefleyebilirsiniz.

Ayrıca, tekliflerinizi içeren bir mesaj göndererek müşteriyi web sitenize yönlendirebilir ya da mağazaya uğramalarını önerebilirsiniz.

Güncellemeler

Diyelim ki ürünlerinizden birisini online satın alan bir müşteriniz var. Teşekkür etmek ve siparişlerinin onaylandığını, gönderimde olduğunu, teslim edildiğini veya iptal edildiğini söylemek harika olmaz mıydı?

Müşterileriniz satın alımlarını gerçekleştirdikten sonra, hızlıca müşteriye ulaşmak ve siparişleri hakkında özel detayları aktarmak için otomatik mesaj servisinizi kurabilirsiniz. Böylece, siparişlerin bulunduğu duruma göre sürekli güncellenmesi, müşteri memnuniyetini oldukça artıracaktır.

İletişim

Mesaj servisini, şirketinizde iletişim kurmak için de kullanabilirsiniz. Çalışanlara vardiya değişiklikleri, katılmaları gerektiği bir toplantı ya da bir personel gecesi hakkında bilgi vermeniz gerekiyorsa, hepsi basit bir metin mesajıyla yapılabilir. Ayrıca, çalışanınızın mesai saatlerini içeren otomatik bir mesaj göndermek de iyi bir seçenek!

Anketler

Müşterilerinizin sizin ve ürünleriniz hakkında ne düşündüğünü öğrenmek, müşterinin yaşam boyu değeri ya da müşteri kaybı arasındaki farkı ortaya koyabilir. Metin üzerinde bir anket göndermek müşterilerinizden geri bildirim almak için hızlı bir yol olacaktır.

Gerçekten çok basit, sormak istediğiniz bir kaç diğer soru ile birlikte müşterinize sizi oylamasını istediğiniz bir kısa mesaj gönderin, çabucak yanıt alabilirsiniz. Bu duruma güzel bir örnek: Ikea!

Ikea bir SMS anketi denedi ve yanıt oranlarında e-posta servisi kullandıklarında olduğundan iki kat daha fazla geri dönüşüm aldı. Ayrıca, Net Promoter Puanlarını da ikiye katladılar (SmartSurvey). 

Konuşma

Web sitenizde canlı destek hattı yok mu?

Artık sorusu olan insanlarla iletişim kurmak için metin mesajlarını kullanabilirsiniz. SMS ve e-posta entegrasyonu ile e-posta hesabınızı kullanarak bir mesaj gönderebilirsiniz, bu servis e-postanızı kısa mesaja dönüştürecek  ve mesajınız doğrudan müşterinizin cebine ulaşacaktır.

Canlı destek hattı yerine, websiteniz üzerinde bu servisi kullanabilirsiniz.

Nasıl kullanacaksınız? İletişime geçebilecekleri uygun bir temsilci olduğunda ya da hatta bekleme süresi kısaldığında müşteriyi SMS yoluyla bilgilendirerek! Böylece, müşterilerinizin saatlerce hatta beklemesinin önüne geçebilirsiniz.

Randevu Rezervasyonları

Daha önce duymamış mıydınız? SMS yoluyla randevu rezervasyonu da yapabilirsiniz.

İşletmeler artık müşterilerine rezervasyon yapmaları için SMS imkanı sunuyor, böylece telefonda randevu ayarlaması için maaş ödeyecekleri bir çalışana ihtiyaç duymuyorlar.

Hatırlatıcılar

Müşterilerilerinize randevularını hatırlatmak için SMS kullanabilirsiniz ve bunu otomatik bir servis haline getirebilirsiniz. Eğer sürekli randevularını unutan ve gelmeyen müşterilere sahipseniz, onları da randevularını kaçırmadan önce nazikçe uyarmış olursunuz. Başka bir deyişle, müşteriler randevularına gelemeyecekleri durumda tekrar rezervasyon yaptırabilirler ve maliyet kaybı yaşamazlar.

Ödeme Tahsil Etmek

Bazı şirketler, borç takibi için SMS kullanıyorlar ve büyük başarı oranına sahipler. Ancak, kimseyi takip etmeye ihtiyacınız yoksa, ödemeleri tahsil etmek için mobil ödeme sisteminizi SMS yoluyla başlatabilirsiniz.

Sonuç olarak…

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

SMS’i kullanabileceğiniz bir çok yol mevcut olmasına rağmen yeni yollar sürekli olarak geliştiriliyor. Bu listenin gelecek birkaç yılda giderek büyüyeceğine emin olabilirsiniz.

Kaynak : https://www.textmarketer.co.uk/blog/2017/01/mobile-marketing/what-sms-can-do-for-your-business/

Kâr Getiren Can Sıkıntısı:  Mobil Bağımlılık

“Çok sıkıldım.”

Haftada kaç kez bu cümleyi kuruyor ya da duyuyorsunuz? Eğer en az bir kereyse, American Psychological Association’ın 2015’te yaptığı bir araştırmaya göre, aynı şekilde hisseden %63’lük bir kesime dahilsiniz demektir. Aynı araştırma, sıkıntınızın lokasyon veya nüfusun yapısal özellikleri gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini de belirtiyor ve muhtemelen sıkıntımızdan kaçmak için kullandığımız ortak bir yol var: internet.

Bu sıkıntı hali, kendini en çok zamanımızın %90’ını geçirdiğimiz “mobil uygulamalar”da belli ediyor. Uygulama çatısının altındaki kategorilere göre zamanımız şu şekilde bölünüyor:

  • Mesajlaşma ve sosyalleşme %68
  • Eğlence (Youtube gibi uygulamalar dahil olarak) %44
  • Oyun oynama %33.

Daha derine inersek, mobil sosyalleşme uygulamalarında geçirilen zamanın %70’ini medya kapsıyor. Peki ya tüm bu faktörler ne anlama geliyor? Sonuçta mobil cihazlarımızı sadece eğlenmek için kullanıyoruz.

Uygulama geliştiricilerin uygulamalara olan düşkünlüğümüzü bir fırsat olarak gördüğünü söyleyebiliriz. En stratejik düşünenleri, bu can sıkıntısının bir gelir kaynağına dönüştürülebileceğini biliyor.

 

Öyleyse bunu nasıl yapıyorlar?

Psikoloji bu noktada büyük önem taşıyor ve bunu söylemek pek hoş olmasa da, beynimizin bağımlılık tuşunu açmanın yollarını aranıyor. Hubspot, bu konu hakkında bir araştırma yapmış ve can sıkıntısından kâr elde etmede en başarılı uygulamaları listeleyip bunu nasıl yaptıklarını anlatmış. Biz de bu raporu size sunuyoruz.

 

Sıkılmanın Psikolojisi – Neden Sıkılıyoruz?

Tavuk ve Yumurta Senaryosu

Canımız sıkıldığında rahatlamak için mobil uygulama kullanmamıza rağmen, bazen sıkıntımızın ana kaynağı uygulamanın ta kendisi olabiliyor. Temple Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, mobil cihazlarla ilişiğimizin bizi daha sabırsız ve dürtüsel yaptığını söylüyor. Buna göre, bir uyarıcının eksikliğine tahammül edemiyoruz. Teknoloji her an elimizin altında olduğundan, oturup başka bir şeyle ilgilenmek bizim için daha zor. Dahası, kullanım sıklığımız arttıkça, direnmek için harcadığımız çaba da aynı oranda azalıyor.

 

Nörolog James Danckert, can sıkıntısını “öz denetim mekanizmasındaki bir eksiklik” olarak açıklıyor. “Tamamlamanız gereken görevlerle ilgilenmekte zorluk yaşamanız da denebilir. İrade gücünüz arttıkça daha az sıkılacaksınız.” diye ekliyor. İrade gücüne sahip olmamanın diğer adı nedir? Dürtüsel ve anlık hareket etmek… Mobil kullanımımızın artışıyla, daha sık deneyimleyeceğimiz bir davranış modeli.

 

O halde neden can sıkıntımızı hafifletmek için mobile başvuruyoruz?

Maggie Koerth-Baker Scientific American’da “İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için çok uğraşacaktır.” diyor. Kısa zamanda aşırı yemek yeme vb. sağlıksız ve dürtüsel davranışlara yönelmek gibi. Mobile yönelmek modern dürtülerimizle verdiğimiz en kâr sağlayıcı karar olabilir.

 

Haydi bağımlılıklarımızı kazanca dönüştürmede en başarılı gördüğümüz uygulama geliştiricilerine bir göz atalım.

 —

Sıkıntı Madenini Keşfedip Altın Çıkartmış 3 Mobil Uygulama

  1. Tinder

Time dergisi 2014’te Tinder’ın kurucularını tanıttığında, Laura Stampler uygulamayı kusursuz bir şekilde özetlemişti:

 

Kullanıcılara potansiyel eşleşmeler için diğer kullanıcıların fotoğrafları gösteriyor. Ekranı sağa kaydırarak ‘beğen’, sola kaydırarak ‘geç’ komutunu veriyorsunuz. Karşılıklı beğeniler ile eşleşme gerçekleşiyor. Buna göre isterseniz aramaya devam ediyorsunuz, isterseniz de eşleşmelerinizle konuşmaya başlıyorsunuz. ‘Oynamaya devam et!’ seçeneği pek ikna edici olacak ki, uygulama günde 500 milyon eleme ve 5 milyon eşleşme salgınını oluşturuyor.

 

Stampler’ın kullandığı kelimeye dikkat edin: “Salgın”. Biriyle tanışma konusuna yoğunlaşmayan biri bile es geçme özelliğinin bağımlılık yapan etkisine kapılabiliyor. Kendinizi otobüs beklerken, oturma odasında otururken ya da göz ucuyla televizyon izlerken bile eşleşmek üzere Tinder’a göz atarken buluyorsunuz. Bu aslında biraz da yeni kişilerle tanışmaktan çok, yalnız birinin boş zamanını geçirmek için kullandığı bir etkinliğe dönüşüyor.

 

Uygulamanın ‘aramaya devam etme’ özelliğinin cazibesine kapılmamak gerçekten güç. Daha çok aradıkça, eşleşmelerinize daha az ilgi gösterdiğinizi bile fark ediyorsunuz. İlginç bir şekilde bu kendini tekrarlayan eylem canınızı sıkmaya başlıyor ancak yine de elinizde olmayarak uygulamada kalmaya ve ‘oynamaya’ devam ediyorsunuz. Bu psikoloji, yazının başında açıkladığımız anlayıştan kaynaklanıyor. Eğer uygulamayı silmezseniz yüksek versiyonu satın alıp neredeyse aynı deneyimi reklamsız bir şekilde yaşamayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Bugün Tinder’ın daha fazla yenilik için ödeme yapmaya gönüllü 1.7 premium üyesi var.

 

  1. Pokémon GO

Yakın zamanda şehir dışındaki bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde ne zaman bir yere yürümemiz gerekse öfkeli bir şekilde telefonuyla uğraştığını gördüm. Bir harita uygulaması kullandığını düşünerek “Kayıp mı oldun?” diye sordum.

 

“Hayır.” diye cevapladı. “Sadece Pokémon GO oynuyorum.” Adını henüz duymayanlar için Pokémon GO, belirli konumlara yerleştirilmiş oyun karakterlerinin real-time’da yakalanmasından yola çıkan online bir uygulama. Bir çeşit mobil VR da denilebilir.

 

Çok şaşırmıştım. Çünkü Pokémon GO’nun etkisinin çoktan azalıp kaybolacağını düşünüyordum ve bu ziyaret bu düşüncemden birkaç ay sonra gerçekleşmişti. Sıkıcı bir yol arkadaşı mıydım? Yoksa arkadaşım merak ve sıkıntısını gideren bir uygulamanın bağımlısı mı olmuştu?

 

Bu tarz soruları soran tek kişi ben değilim. Çok sayıda psikoloji yayını beynimizin Pokémon GO gibi uygulamaları nasıl işlediğini açıklamaya girişiyor. Hatta, İnternet Oyunları Oynama Hastalığı (Internet Gaming Disorder), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir bağımlılık çeşidi olarak yer aldı.

 

Araştırmalar sıkılmaya daha meyilli kişilerin, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına düşmek konusunda daha öncelikli olduğunu gösteriyor. Mobil bir uygulamaya bağlanmanın çok ciddi bir durum olup olmadığı tartışılır. Şimdilik kesin olan bir şey varsa, o da diğer bağımlılık türleriyle benzer bir psikolojik süreci takip ettiği. – Tatmin olmak için sürekli daha fazlasını istemek gibi – Uygulama içi satın almaların Pokémon GO’ya yüksek bir gelir kaynağı yaratmasının  (günde 2.3; 2016 sonuna kadar ise 342 milyon dolar) başarısı belki de burada saklıdır.

 

  1. Candy Crush Saga

Bu örnek uygulama içi satın almaların büyük finansal ödülleri olduğunun başka bir göstergesi. Candy Crush Saga, oyun sektörün devi King Digital’ın (görünürde) ücretsiz sunduğu bir mobil uygulama. Sizden indirme için bir ücret talep etmiyor ancak ekstra can ve daha yüksek bir puana ulaşmanızı sağlayan diğer özellikler premium ücretlendirmelere giriyor ve günlük olarak 1.103.436 dolar gelir getiriyor.

 

Ancak şöyle bir durum da var, oyunu kazanıp yüksek bir puana ulaştığınızda ya da herhangi bir görevi başarı ile tamamladığınızda; beyninizin kokain kullanımında uyarılan bölümü aktif hale geçiyor. Araştırma aynı zamanda kazanmaya dair tüm aktivitelerin metamfetamin ve benzeri maddelerle aynı hazzı veren sinyalleri tetiklediğini belirtiyor. Ek olarak, davranış döngüsünün de eroin bağımlılarınınkiyle büyük benzerlik taşıdığı vurgulanıyor.

 

Büyük resmi görmeye başladınız mı?

Yazı boyunca bağımlılık kelimesinin üzerinde biraz fazla durduğumuzun farkındayım. Ancak insanların yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek için katıldığı bir aktiviteden günde 1.103.436 dolar gelir elde edilemeyeceğinin anlaşılmasını çok önemsiyorum. Mobile bağımlılığın insanların daha çabuk sıkılmasına yol açması ve bu sıkıntının körüklenip dürtüsel bir dijital alışkanlığa evrilmesi, olaylarının ciddiyetini kanıtlıyor.

 

Etik bunun neresinde?

Ne yazık ki bu sorunun basit bir cevabı yok. Ancak pazarlamacıların can sıkıntısına altın madeni gibi yaklaşması ve ince bir işçilik sergileyerek büyük miktarda kazanç sağlaması etik davranışa dahil. Örneğin, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile gönüllü kuruluşların partner olup farkındalık yaratması için güzel bir fırsat. Belki bu markalar tarafından ‘uygulama içi satın alma’ yerine, ‘uygulama içi bağış yapma’ seçeneğini tanıtacak dijital araçlar dahi geliştirilebilir.

 

Diyelim ki bölgedeki bir emlak ofisi böyle bir ayrıcalıktan yararlanmak istiyor. Fiyatlandırma için bir uygulama geliştirebilir ve mesajlarını basit bir oyunun içinden verebilir.  İnsanlardan uygulama içi özellikler için ek ücret talep etmek yerine, insanları uygulamayı kullanmaya devam etmeleri için Habitat for Humanity gibi bir vakıf ya da sosyal sorumluluk çalışması için reklam vererek cesaretlendirebilir. Her X sayıda indirme için ya da X sayıda kulanıcıda bir bağış yapılabilir.

 

Sıkıntı iyilik veya kâr güden bir amaç için kullanılabilir. İnanın ihtiyacınız olan sadece biraz yaratıcılık ve sağlam bir strateji.

 

Kaynak: https://blog.hubspot.com/marketing/boredom-apps-mobile-addiction#sm.0001mjxs710nieczx3h2keprj8kjx