Mobil Pazarlamaya Yönelmeniz İçin 10 Neden

Bir dönem, internet pazarlamacılığı bütün pazarlamacıların göz bebeğiydi. Çeşitli faydalar sunarak, geleneksel pazarlamanın doğasını ve şirketlerin iş yapma şeklini değiştirdi. Bugün, ileri teknoloji ürünü mobil cihazların  internet ve internetle çalışan cihazlarla olan iletişimimizi yeniden yapılandırmasıyla mobil pazarlama bir zamanların trendi internet pazarlamacılığını geride bıraktı. Böylece pazarlama, mobilin çevresinde şekillenip ilerleyen bir noktaya geldi.

Mobil pazarlamayı ciddiye almak için pek çok haklı sebep var. Diğer bir deyişle girişimcilerin, işletmelerini daha az iş gücüyle daha çok fayda ve kar elde etmesini sağlayacak fırsatlar. Düşük maliyet, kişiselleştirme, kullanıcı verilerini takip etmedeki kolaylıklar ve nicesi…

Mobilin, pazarlama planınıza sunduklarına biraz daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Anlık ve Hızlı Sonuçlar

Günümüzde kullanıcılar mobil telefonlarını yanından neredeyse hiç ayırmıyor. Hatta çoğu zaman bütün dikkatleri telefonlarında oluyor. Bu da demek oluyor ki, gönderilen bir mesaj telefonlarına ulaştığı an okunmuş sayılıyor. Telefon bekleme modunda olduğunda dahi kullanıcı telefonu açtığı an, mesajı teslim ediliyor. Mobil pazarlama teknikleri, her şart ve koşulda anı hedef alıyor ve hız kazandırıyor. Bu sayede çalışmalarınızın yansımalarını çok hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uygun Maliyet

Mobil cihazlar için içerik oluşturmak masaüstü ya da dizüstüne kıyasla çok daha kolay ve maliyetsiz. Metin, fotoğraf ya da video ayırt etmeden daha düşük bir bütçe ayırarak büyük bir dönüşüm elde edebilirsiniz.

Kullanım Kolaylığı

Mobilin bağlamı kullanıcılara promosyon iletmeyi ve teşvik edici hizmetler pazarlamayı kolaylaştırıyor. Öyle ki, kullanıcı sanal bilgiyi nereye giderse oraya götürüp ihtiyaç duyduğu herhangi bir anda kullanabiliyor. Bu şekilde mesajınızın son tüketim tarihi biraz daha erteleniyor.

Yükselen Sade İçerikler

Mobil telefonların ekran boyutu küçük olduğu için görüntülenen içeriğin boyutu sınırlanıyor. Minimalist düşünebilen içerik üreticileri için oldukça elverişli bir çalışma ortamı. Ayrıca daha az karmaşık olan içeriklerin mobil platformlarda yükselme şansı da bu sayede artıyor.

Doğrudan Pazarlama

Mobil platformlar kullanıcıların mobil telefonlarıyla doğrudan etkileşime geçiyor ve kişiselleştirilmiş bir etkileşimi mümkün kılıyor. Pazarlamacılar bu sayede mobilden faydalanarak kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilir ve kısa mesaj aracılığıyla anlık geri bildirimler elde edebilir.

Kullanıcı Cevap Takibi

Mobil ile, kullanıcı cevapları neredeyse anı anına takip edilebiliyor. Bu şekilde, mobil pazarlamacıların kullanıcı davranışlarını anlama ve analiz etme süreci iyileşiyor. Bunun yanında elde ettikleri verilerden yol çıkarak hizmetlerini geliştirebilme fırsatı doğuyor.

Yüksek Viral Potansiyeli

Mobil içerik kullanıcılar arasında kolaylıkla paylaşılabildiği için mobil pazarlamanın büyük ölçüde viral faydaları olabiliyor. Kullanıcılar iyi buldukları bilgi ve teklifleri arkadaş ve aileleriyle paylaşmak gibi eğilim gösterebiliyor. Bu da şirketlerin mesajlarının ekstra bir çaba harcamadan büyük kitlelere yayılması ile sonuçlanabiliyor.

Kolaylaşan Kitle İletişimi

Mobil telefonu olan kişi sayısı masaüstü ya da dizüstü olanlardan çok daha fazla olduğu için mobil pazarlama, pazarlama uzmanlarının çok daha geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşmasına yardım ediyor. Bu faydanın etkisi, özellikle dünyanın uzak bölgeleri söz konusu olduğunda daha da artıyor. Mobil pazarlama; GPS ve Bluetooth teknolojilerini kullanarak, girişimcilerin kullanıcıların konumunu belirleyip konum özelinde mesajlar göndermelerine imkan veriyor.

Mikroblog Faydaları

Twitter ve Tumblr gibi mikroblog platformlarını kullanan mobil kullanıcıların sayısı gittikçe artıyor. Promoted tweetler, influencerlar ve mecranın sunduğu daha pek çok pazarlama yöntemi; pazarlamacılara yaratıcılıklarını kullanmaları için bir şans veriyor.

Mobil Ödeme

Mobil ödeme, son zamanlarda kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilen ve pratik bulunan bir yöntem. Artık kullanıcılara ileri düzey mobil web sistemleri aracılığıyla çalışan güvenli bir online ödeme ortamı sunuluyor. Bu, kullanıcının mobil üzerinden alışveriş ya da online fatura ödemesi yapacağı zaman fiziksel bir ortama ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Böylelikle sokakta karşılaşamayacağınız müşterileri sanalda yakalamak gibi bir fırsatınız oluyor.

 

Kaynak: https://www.lifewire.com/advantages-and-disadvantages-of-mobile-marketing-2373124

Kâr Getiren Can Sıkıntısı:  Mobil Bağımlılık

“Çok sıkıldım.”

Haftada kaç kez bu cümleyi kuruyor ya da duyuyorsunuz? Eğer en az bir kereyse, American Psychological Association’ın yaptığı bir araştırmaya göre, aynı şekilde hisseden %63’lük bir kesime dahilsiniz demektir. Aynı araştırma, sıkıntınızın lokasyon veya nüfusun yapısal özellikleri gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini de belirtiyor ve muhtemelen sıkıntımızdan kaçmak için kullandığımız ortak bir yol var: internet.

Bu sıkıntı hali, kendini en çok zamanımızın %90’ını geçirdiğimiz “mobil uygulamalar”da belli ediyor. Uygulama çatısının altındaki kategorilere göre zamanımız şu şekilde bölünüyor:

  • Mesajlaşma ve sosyalleşme %68
  • Eğlence (Youtube gibi uygulamalar dahil olarak) %44
  • Oyun oynama %33.

Daha derine inersek, mobil sosyalleşme uygulamalarında geçirilen zamanın %70’ini medya kapsıyor. Peki ya tüm bu faktörler ne anlama geliyor? Sonuçta mobil cihazlarımızı sadece eğlenmek için kullanıyoruz.

Uygulama geliştiricilerin uygulamalara olan düşkünlüğümüzü bir fırsat olarak gördüğünü söyleyebiliriz. En stratejik düşünenleri, bu can sıkıntısının bir gelir kaynağına dönüştürülebileceğini biliyor.

 

Öyleyse bunu nasıl yapıyorlar?

Psikoloji bu noktada büyük önem taşıyor ve bunu söylemek pek hoş olmasa da, beynimizin bağımlılık tuşunu açmanın yollarını aranıyor. Hubspot, bu konu hakkında bir araştırma yapmış ve can sıkıntısından kâr elde etmede en başarılı uygulamaları listeleyip bunu nasıl yaptıklarını anlatmış. Biz de bu raporu size sunuyoruz.

 

Sıkılmanın Psikolojisi – Neden Sıkılıyoruz?

Tavuk ve Yumurta Senaryosu

Canımız sıkıldığında rahatlamak için mobil uygulama kullanmamıza rağmen, bazen sıkıntımızın ana kaynağı uygulamanın ta kendisi olabiliyor. Temple Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, mobil cihazlarla ilişiğimizin bizi daha sabırsız ve dürtüsel yaptığını söylüyor. Buna göre, bir uyarıcının eksikliğine tahammül edemiyoruz. Teknoloji her an elimizin altında olduğundan, oturup başka bir şeyle ilgilenmek bizim için daha zor. Dahası, kullanım sıklığımız arttıkça, direnmek için harcadığımız çaba da aynı oranda azalıyor.

 

Nörolog James Danckert, can sıkıntısını “öz denetim mekanizmasındaki bir eksiklik” olarak açıklıyor. “Tamamlamanız gereken görevlerle ilgilenmekte zorluk yaşamanız da denebilir. İrade gücünüz arttıkça daha az sıkılacaksınız.” diye ekliyor. İrade gücüne sahip olmamanın diğer adı nedir? Dürtüsel ve anlık hareket etmek… Mobil kullanımımızın artışıyla, daha sık deneyimleyeceğimiz bir davranış modeli.

 

O halde neden can sıkıntımızı hafifletmek için mobile başvuruyoruz?

Maggie Koerth-Baker Scientific American’da “İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için çok uğraşacaktır.” diyor. Kısa zamanda aşırı yemek yeme vb. sağlıksız ve dürtüsel davranışlara yönelmek gibi. Mobile yönelmek modern dürtülerimizle verdiğimiz en kâr sağlayıcı karar olabilir.

 

Haydi bağımlılıklarımızı kazanca dönüştürmede en başarılı gördüğümüz uygulama geliştiricilerine bir göz atalım.

 —

Sıkıntı Madenini Keşfedip Altın Çıkartmış 3 Mobil Uygulama

  1. Tinder

Time dergisi 2014’te Tinder’ın kurucularını tanıttığında, Laura Stampler uygulamayı kusursuz bir şekilde özetlemişti:

 

Kullanıcılara potansiyel eşleşmeler için diğer kullanıcıların fotoğrafları gösteriyor. Ekranı sağa kaydırarak ‘beğen’, sola kaydırarak ‘geç’ komutunu veriyorsunuz. Karşılıklı beğeniler ile eşleşme gerçekleşiyor. Buna göre isterseniz aramaya devam ediyorsunuz, isterseniz de eşleşmelerinizle konuşmaya başlıyorsunuz. ‘Oynamaya devam et!’ seçeneği pek ikna edici olacak ki, uygulama günde 500 milyon eleme ve 5 milyon eşleşme salgınını oluşturuyor.

 

Stampler’ın kullandığı kelimeye dikkat edin: “Salgın”. Biriyle tanışma konusuna yoğunlaşmayan biri bile es geçme özelliğinin bağımlılık yapan etkisine kapılabiliyor. Kendinizi otobüs beklerken, oturma odasında otururken ya da göz ucuyla televizyon izlerken bile eşleşmek üzere Tinder’a göz atarken buluyorsunuz. Bu aslında biraz da yeni kişilerle tanışmaktan çok, yalnız birinin boş zamanını geçirmek için kullandığı bir etkinliğe dönüşüyor.

 

Uygulamanın ‘aramaya devam etme’ özelliğinin cazibesine kapılmamak gerçekten güç. Daha çok aradıkça, eşleşmelerinize daha az ilgi gösterdiğinizi bile fark ediyorsunuz. İlginç bir şekilde bu kendini tekrarlayan eylem canınızı sıkmaya başlıyor ancak yine de elinizde olmayarak uygulamada kalmaya ve ‘oynamaya’ devam ediyorsunuz. Bu psikoloji, yazının başında açıkladığımız anlayıştan kaynaklanıyor. Eğer uygulamayı silmezseniz yüksek versiyonu satın alıp neredeyse aynı deneyimi reklamsız bir şekilde yaşamayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Bugün Tinder’ın daha fazla yenilik için ödeme yapmaya gönüllü 1.7 premium üyesi var.

 

  1. Pokémon GO

Yakın zamanda şehir dışındaki bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde ne zaman bir yere yürümemiz gerekse öfkeli bir şekilde telefonuyla uğraştığını gördüm. Bir harita uygulaması kullandığını düşünerek “Kayıp mı oldun?” diye sordum.

 

“Hayır.” diye cevapladı. “Sadece Pokémon GO oynuyorum.” Adını henüz duymayanlar için Pokémon GO, belirli konumlara yerleştirilmiş oyun karakterlerinin real-time’da yakalanmasından yola çıkan online bir uygulama. Bir çeşit mobil VR da denilebilir.

 

Çok şaşırmıştım. Çünkü Pokémon GO’nun etkisinin çoktan azalıp kaybolacağını düşünüyordum ve bu ziyaret bu düşüncemden birkaç ay sonra gerçekleşmişti. Sıkıcı bir yol arkadaşı mıydım? Yoksa arkadaşım merak ve sıkıntısını gideren bir uygulamanın bağımlısı mı olmuştu?

 

Bu tarz soruları soran tek kişi ben değilim. Çok sayıda psikoloji yayını beynimizin Pokémon GO gibi uygulamaları nasıl işlediğini açıklamaya girişiyor. Hatta, İnternet Oyunları Oynama Hastalığı (Internet Gaming Disorder), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir bağımlılık çeşidi olarak yer aldı.

 

Araştırmalar sıkılmaya daha meyilli kişilerin, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına düşmek konusunda daha öncelikli olduğunu gösteriyor. Mobil bir uygulamaya bağlanmanın çok ciddi bir durum olup olmadığı tartışılır. Şimdilik kesin olan bir şey varsa, o da diğer bağımlılık türleriyle benzer bir psikolojik süreci takip ettiği. – Tatmin olmak için sürekli daha fazlasını istemek gibi – Uygulama içi satın almaların Pokémon GO’ya yüksek bir gelir kaynağı yaratmasının  (günde 2.3; 2016 sonuna kadar ise 342 milyon dolar) başarısı belki de burada saklıdır.

 

  1. Candy Crush Saga

Bu örnek uygulama içi satın almaların büyük finansal ödülleri olduğunun başka bir göstergesi. Candy Crush Saga, oyun sektörün devi King Digital’ın (görünürde) ücretsiz sunduğu bir mobil uygulama. Sizden indirme için bir ücret talep etmiyor ancak ekstra can ve daha yüksek bir puana ulaşmanızı sağlayan diğer özellikler premium ücretlendirmelere giriyor ve günlük olarak 1.103.436 dolar gelir getiriyor.

 

Ancak şöyle bir durum da var, oyunu kazanıp yüksek bir puana ulaştığınızda ya da herhangi bir görevi başarı ile tamamladığınızda; beyninizin kokain kullanımında uyarılan bölümü aktif hale geçiyor. Araştırma aynı zamanda kazanmaya dair tüm aktivitelerin metamfetamin ve benzeri maddelerle aynı hazzı veren sinyalleri tetiklediğini belirtiyor. Ek olarak, davranış döngüsünün de eroin bağımlılarınınkiyle büyük benzerlik taşıdığı vurgulanıyor.

 

Büyük resmi görmeye başladınız mı?

Yazı boyunca bağımlılık kelimesinin üzerinde biraz fazla durduğumuzun farkındayım. Ancak insanların yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek için katıldığı bir aktiviteden günde 1.103.436 dolar gelir elde edilemeyeceğinin anlaşılmasını çok önemsiyorum. Mobile bağımlılığın insanların daha çabuk sıkılmasına yol açması ve bu sıkıntının körüklenip dürtüsel bir dijital alışkanlığa evrilmesi, olaylarının ciddiyetini kanıtlıyor.

 

Etik bunun neresinde?

Ne yazık ki bu sorunun basit bir cevabı yok. Ancak pazarlamacıların can sıkıntısına altın madeni gibi yaklaşması ve ince bir işçilik sergileyerek büyük miktarda kazanç sağlaması etik davranışa dahil. Örneğin, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile gönüllü kuruluşların partner olup farkındalık yaratması için güzel bir fırsat. Belki bu markalar tarafından ‘uygulama içi satın alma’ yerine, ‘uygulama içi bağış yapma’ seçeneğini tanıtacak dijital araçlar dahi geliştirilebilir.

 

Diyelim ki bölgedeki bir emlak ofisi böyle bir ayrıcalıktan yararlanmak istiyor. Fiyatlandırma için bir uygulama geliştirebilir ve mesajlarını basit bir oyunun içinden verebilir.  İnsanlardan uygulama içi özellikler için ek ücret talep etmek yerine, insanları uygulamayı kullanmaya devam etmeleri için Habitat for Humanity gibi bir vakıf ya da sosyal sorumluluk çalışması için reklam vererek cesaretlendirebilir. Her X sayıda indirme için ya da X sayıda kulanıcıda bir bağış yapılabilir.

 

Sıkıntı iyilik veya kâr güden bir amaç için kullanılabilir. İnanın ihtiyacınız olan sadece biraz yaratıcılık ve sağlam bir strateji.

 

Kaynak: https://blog.hubspot.com/marketing/boredom-apps-mobile-addiction#sm.0001mjxs710nieczx3h2keprj8kjx

 

Mobil Uygulama Geliştiricilerin Kar Etme Aşamasında Yaptıkları 7 Hata – Bölüm 2

App Store’da kategorinizdeki en popüler uygulamalar arasında değilseniz, dikkat çekmeniz çok zor olabilir. Uygulamayı geliştirmek ve çeşitli platformlarda satışa sunmak tek başına yeterli değil. Detaylı hazırlanmış; her platformun eşsiz özellikler ve kısıtlamalarına uygun, bütüncül  bir pazarlama yaklaşımına ihtiyacınız var.

  1. Oyun oynarken reklamın müdahale etmesine izin vermek: Mobil reklamlar, ücretsiz uygulamaların para kazanması için ideal bir yoldur. Çünkü bu sayede, kullanıcılarınızın gözlerinin (oyun oynama ya da uygulamanızı kullanmaları sırasında) ekranda gezinmesinden gelir elde edebilirsiniz. Asıl sorun geliştiriciler kullanıcı deneyimini bozacak ölçüde reklam kabul ettiği zaman başlıyor. Örneğin Angry Birds’ün ücretsiz versiyonu, kullanıcı oyunu belirli bir sayıda oynadıktan sonra TV reklamına benzeyen bilgilendirici bir spot sunuyor. Bu aşırı derecede müdahaleci görünmüyor çünkü reklamlar yalnızca oyundaki bölüm sonlarında ortaya çıkıyor. Böylece kullanıcının deneyimleme süreci aniden kesintiye uğramıyor.

Eğer mobil reklamlarınız kötü bir şekilde yerleştirilirse kullanıcılarınızı rahatsız edebilir ve uygulamanızdan uzaklaştırabilirsiniz. Bir uygulama geliştiricisi olarak, kullanıcılarınızı telefonu ellerinden düşüremeyecekleri kadar oyuna dahil etmelisiniz. Reklamlar tarafından engellenmek, kullanıcılarınızın büyük bir ihtimalle oyununuzu oynamayı bırakması ve mobil reklamlardan elde ettiğiniz gelire veda etmeniz ile sonuçlanabilir.

  1. Müşteri beklentilerini oluşturmamak: App Store veya Android Market’teki her uygulamanın, mobil uygulamanızın ne olduğunu, ne amaçla oluşturulduğunu ve neden indirmeniz gerektiğini özetlediği bir açıklama bölümü vardır. Bu kısım, kullanıcılarda beklenti oluşturmak için ideal yoldur. (Çok büyük bir vaat vermediğinizden ya da abartılmış ve asılsız iddialar oluşturmadığınızdan emin olun.) Eğer uygulamanızın kapsamadığı özellikler varsa, en başından açıkça ifade edin. Müşterilerinizin uygulamanızdan beklentileri  (uygulamanızın karşılayamayacağı türden) artarsa, büyük bir olasılıkla kötü yorumlar alacak, kazancında düşüş yaşayacak ve mevcut fırsatları değerlendiremeyecek. Uygulama geliştirme piyasasında pazarlamacılığın bir mottosu vardır: “beklentiyi düşük tut ya da aş”.
  1. Uygulamanın değeri hakkında dürüst olmamak: Çoğu uygulama geliştiriciler uygulamalarının değeriyle ilgili abartılı düşüncelere ve ne kadar kazanç getireceğine dair gerçek dışı beklentilere sahip. Mobil uygulamanızı pazarlamaya başlamadan önce, bu konuda kendinize karşı dürüst olun ve şu soruyu sorun: “Oyununuz gerçekte ne kadar iyi? Ne gibi iyi özellikleri var? İnsanların para ödemek isteyeceği neye sahip?” Uygulamanızı rastgele bir rakam seçmek adına 0.99 TL’ye satmaya çalışmayın. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, uygulamanızı ücretsiz olarak sunmanız reklam, üyelik, premium yükseltmeler ve sanal ürünler ile para kazanmak için daha etkili bir hamle olacaktır.
  1. Analizlerin avantajından faydalanmamak: Şirketler, reklam ve pazarlamacılık tarihinde,söz konusu tanıtım harcamaları olduğunda, uzun bir süre için kör uçmayı tercih ettiler. Yani verdikleri paranın nereye gittiğini takip edemediler. TV reklamlarını her zaman kimin izleyip izlemediğini bilememek ve eğer bir ürünü satın alıyorlarsa bunun reklam sayesinde olup olmadığından emin olamamak da buna dahil. Uygulama geliştiricilerinin mobil uygulamalarını pazarlama süreçleri, bu örneklerden çok farklı. Çünkü uygulama pazarlamasında, kullanıcı davranışlarını takip etmek ve kullanıcı cevaplarını ölçmenin pek çok başarılı yolu var. Uygulamanızı kaç kişinin indirdiğini, uygulama mağazasındaki web sitenizi kaç kişinin ziyaret ettiğini ve kaç kişinin uygulamanızı satın almadan sadece açıklama kısmını okuduğunu öğrenebilirsiniz. Kısacası, nelerin işe yaradığını ve neleri işler hale getirebileceğinizi öğrenebilirsiniz. Böylelikle daha fazla sayıda kişiye ulaşıp satışlarınızı arttırabilirsiniz.

Bu hatalardan herhangi biri bile tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evet ise, hiçbir şey için henüz çok geç olmadığını bilmek sizi mutlu edecektir. Pazarlama stratejinizde birkaç değişiklik yaparak, mobil uygulamanızı bir kâr makinesine dönüştürebilirsiniz.

Mobil uygulama geliştirme dünyası oldukça hareketli ve bu işin parçası olmak, daima yeni şeyler öğrenebileceğiniz ve bir şeyleri yapmanın yeni yollarına adapte olabileceğiniz anlamına geliyor. Her hata sizi daha büyük bir başarıya ulaştıracak.

http://ryanmorel.com/7-mistakes-app-developers-make-when-monetizing-their-apps-part-2/

A/B Testi Yaparken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Madde

Madalyonun diğer yüzü her zaman ışıl ışıl değildir ama yine de öyle mi diye merak ederiz. Web sitesinin kullanıcı kullanılabilirliğine uygun olup olmadığı da herkes için merak uyandıran durumlardan biri. Anlamsız bir risk almak istemiyor ve web sitenizin gelişim yolculuğundaki basamaklardan biri olan A/B testine sağlam bir adım atmak mı istiyorsunuz?

Gelin Mediahawk’ın pazarlama müdürü Natalia Selby’nin A/B testinin felaketle sonuçlanmasını önleyecek uyarılarına kulak verelim.

A/B testi -bölünmüş sınama yöntemi olarak da bilinir- bir web sayfası, e-mail, reklam metni veya başlık gibi bir ögenin iki farklı versiyonu hakkında “Hangisinin performansı daha iyi?” sorusuna cevap getirir. Aynı içeriğin, aynı zaman diliminde farklı iki versiyonundan elde edilen sonuçları kıyaslar. Aynı zamanda, web sitenizin mevcut trafiğindeki dönüşümü maksimum orana çıkarmak için basit ve uygun maliyetli bir yöntemdir.

Bir A/B testi size başarının garantisini vermez. Ancak 25 örnek vaka sonucunun ortalamasına bakarsak, kazanan versiyonun dönüşüm oranını %48 gibi şaşırtıcı bir rakama kadar arttırdığını görebiliriz.

Sitenizdeki farklı ögeleri test etmek icin farkında olmanız gereken durumlar:

1.Web siteniz dönüşüm getirmediğinde

Sorular ve dönüşümler, web sitenizin ne için var olduğunu ortaya koyar.

Web siteniz sadece trafik çekmek için bir yem olarak görülmemeli, değerli bir avı yakalamak için ağınız olmalıdır. Eğer web siteniz optimize edilmemişse ve düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, müşteriniz istediğinizi yapamaz ya da hedeflediğiniz eylemi yerine getiremez.

Dönüşüm oranı, istenen amaca uygun davranan müşterilerin, web sitenizin aldığı trafiğe bölünmesidir. Bu amaç bir ürünü satın almak, hizmet talep etmek, veri toplamak ya da belirleyeceğiniz herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi gerçekleştirme oranınızın artması için A/B testi yapmak istiyorsanız, ilk önce önemli hizmetlerinize ve satış sayfalarınıza bakmalısınız. Bu sayfalar dönüşümlerinizi yönetir ve olması gerektiği gibi çalışmaları kritik önem taşır.

Eğer web siteniz yüksek trafik alıyor ve dönüşüm oranlarınızda düzenli olarak bir düşüş yaşanıyorsa, web sitenizdeki sayfalar üzerinde bir test yapmanız şart demektir. Kusursuz bir satın alma süreci oluşturmak için, öncelikle anahtar eylem çağrılarınızın (calls to action) görünür veya bariz olması ve fazla görsel, yazı ya da bariyerlerin kaldırılması gerekir.

Yalnızca bir görseli kaldırmak bile dönüşüm oranlarını arttırmada oldukça etkilidir. Örneğin, iCouponblog tam olarak geliştirilememiş bir teminat işlemi görselini tek sayfalık ziyaret oranını yükselten ödeme sayfalarından kaldırdı. Bu eylem %400 gibi çok büyük bir dönüşüm oranıyla sonuçlandı.

Ayrıca sosyal medya paylaşım butonları, kilit sayfa bağlantıları ve indirme butonları gibi diğer eylem çağrılarını da geliştirip geliştiremediğinizi görebilirsiniz. “Eylem” sürecini kolaylaştırmak, bunun gibi bütün satış döngüsüne dahil olan ve gelecekte satışla sonuçlanabilecek etkileşimleri test eden mantıklı bir alan.

Mesela, potansiyel müşterilerinizin ürününüzle ilgili teknik bilgiler içeren PDF dosyasını indirebilmeleri için bir butonunuz var. Bu butonun dönüşüm oranlarına baktınız ve sayfanın trafiğinin düşük olduğunu ve  dosyayı indirmediklerini gördünüz. Butonun tasarımını değiştirerek ya da daha rahat görülebileceği bir yerde konumlandırarak dönüşüm oranlarını yükseltebilirsiniz.

Sonuç olarak, güncellenmiş sayfayı bir süre dönüşüm oranını olumlu etkileyip etkilemediğini görmek için kullanabilirsiniz.

2. Siteden çıkma oranları aydan aya arttığında

Siteden çıkma oranı (bounce rate), web sitenizi yalnızca bir sayfa görüntüleyip terk eden ziyaretçilerin yüzdesini tanımlamak için kullanılır. Bir siteden başkasına sekmek, siteden çıkmak için çeşitli sebepler var. İbre her zaman en kötüyü göstermiyor ancak bazen ziyaretçiler web sitenizde aradıklarını bulamadıkları için ya da servisinizi açık bir şekilde sunamadığınızda aradıklarını nerede bulacaklarını bilemiyorlar. Bunlar bir ziyaretçinin web sitenizden uzaklaşması ve büyük ihtimalle bir daha geri dönmemesi için yaygın nedenler.

Bunun şu anda karşılaştığınız bir sorun olup olmadığını belirlemek için web sitenizi analiz etmeniz şart. Ortalama kullanıcı yolculuğunun ne olduğunu belirlemeli ve beklenen kullanıcı yolculuğuyla karşılaştırmalısınız. Bunun yanında bir de web sitesinde geçirilen ortalama süreyi kontrol etmeniz ve müşteri yolculuğunu tamamlamış bir müşteriyle karşılaştırmanız gerekir.

Son olarak, hemen çıkma oranının ne zaman artmaya başladığını ve bunun herhangi bir değişiklik veya site güncellemesi ile aynı zamana denk gelip gelmediğini kontrol etmeniz gerecektir.
Eğer siteden çıkma oranları artıyorsa, bu genellikle içerik ve kullanılabilirlik ile alakalıdır. Potansiyel müşteri, web sitenizi kolayca bulmayı başardı ama sayfanıza ulaştığında istediğine ulaşamadı, böylece siteden uzaklaşır.

Verileri cihaz üzerinden bölmeyi düşünebilirsiniz; hemen çıkma oranları mobil cihazlarda daha yüksek görünüyorsa, A/B testi ile elde edilebilecek mobil cihazlar için daha iyi optimize edilmiş sayfalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

3. İnsanlar siteniz üzerinden tekrar tekrar aynı soruları sorduğunda

Sayfanızı ziyaret eden birden fazla insan aynı soruyu soruyorsa, bu web sitenizde yeterince açık olmayan şeylerin bulunduğunu gösterir.

Çözümü daha zor ve uğraştırıcı olan sorunların, çok sayıda müşteriye sormadan düzeltilmesinin bazen daha yorucu olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, web sitenize kolayca eklenebilen çağrı takip yazılımı (call tracking software) adı verilen bir sistem bulunmakta. Amaç, çağrı takip yazılımının web sitenize gelen her benzersiz ziyaretçi için ayrı bir telefon numarası sağlaması ve kullanıcı yolculuklarının takip edilmesidir.

Yazılım size ziyaretçilerin hangi kanaldan geldikleri, ziyaret ettikleri sayfalar ve en önemlisi sizi hangi sayfadan aradıkları gibi verileri gösterir. Bu kullanıcıların hangi noktada sorun yaşadıklarını keşfetmek açısından çok önemlidir.

Bu işlevin yanı sıra tüm müşteri yazışmalarını kullanıcı yolculuğuna uygun olarak tutar ve müşteri sorgularına telefonda cevap veren kişilerin, bunları başarılı bir şekilde çözüp çözemediğini kolayca görmenizi sağlar. Ayrıca, daha sonra analiz etmeniz için çağrıları kaydeder.
Web sitenizin karşılaştığı sorunların farkında olduğunuzda, sorunlu bir açılış sayfasının en iyi iki iyileştirilmiş sürümünde bir A/B testi gerçekleştirebilir ve hangisinin sorunların çözümüne en uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

4. Kategori sayfalarına düşük trafik geldiğinde

Kategori sayfalarında düşük trafik, iyi optimize edilememiş kullanıcı yolculuğunun bir işareti olabilir. Bunun sebebi, çoğunlukla navigasyonun zor olması ya da ziyaretçileri istenen açılış sayfalarına göndermek için mantıklı bir yapı sunulmamasıdır. Bu da göz atma fırsatınız olmadan ziyaretlerinizi kaybetmenize yol açar.

Çözüm için, bir değişkeni test etmeyi düşünebilirsiniz. Hiyerarşide daha aşağıya inen sayfalara basit bir gezinti uygulamayı deneyin veya menü öğelerini potansiyel olarak yeniden adlandırın. Bu test, en azından kullanıcı davranışı ve sitenizdeki yolculukları hakkında geniş bilgi toplamak için birkaç hafta süreyle çalıştırılsın.

İçerik de dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kategori sayfalarına giden içerik, potansiyel müşteriyle alakalı ve yararlı olmazsa, bu sayfalara tıklama yapmazlar.

Google Analytics Davranış Akışı raporu, kullanıcıların bir sayfadan diğerine geçtiği yolu ve kullanıcı yolculuğunda ziyaretçilerin hangi noktalarda siteden çıktığının yüzdesini gösterir. Sitede büyük bir düşme oranı görmeniz normaldir, çünkü toplanan herkes anında satın alım yapmaz.  SERP (arama motoru sonuçları sayfası) listesinde ve sayfadaki içerikte söylenenler arasında bir kopukluk olabilir veya içerik sizden satın almayı kolaylaştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Karar vermek

A / B testi sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulmak zor olabilir. Sonuç gerçekten inandırıcı olmadıkça herhangi bir değişiklik yapmamak iyi bir fikirdir.

Örneğin, mevcut dönüşüm oranınız % 5 civarındaysa ancak sektör ortalamasının % 10 olduğunu biliyorsanız, yalnızca nihai hedef sizi % 10’a ulaştırıyorsa değişiklik yapmalısınız. Bu, % 90’lık bir önem düzeyinde çalışmak demektir.

Yeni optimize edilmiş bir sayfayı test ettiğiniz dönemde dönüşümler yalnızca % 6-7’ye kadar yükseliyorsa, bu iyi optimizasyon yapamadığınızı gösterir ve dönüşüm oranları da önceki rakamın altına inebilir. Bu durumda yapmanız gereken en az % 9.5’lik bir iyileşme hedeflemektir.

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/4-warning-signs-need-carry-ab-testing-71052/

 

Mobil Sosyal Medya

Sosyal medya kullanıcılarının sayısı giderek etkileyici bir hal alıyor. Ancak 2017’de sosyal medyada asıl göze çarpan hikaye, We Are Social’ın son üç yıldır her yıl sunduğu raporlarda olduğu gibi mobil sosyal medya.

Yapılan son araştırmalara göre, mobil sosyal medya kullanımının giderek hızlanan büyümesinde herhangi bir yavaşlama belirtisi görülmüyor.

En yeni veriler, dünya nüfusunun üçte birinden fazlasının, her ay mobil cihazlarla sosyal medya hizmetlerine eriştiğini ve bu rakamın yalnızca geçen yıl 581 milyon arttığını gösteriyor.

 

Bu artışa geniş açıdan bakabileceğiniz bir örnek: Mobil sosyal medya, son 12 ayda her saniye 18’den fazla yeni kullanıcı edinme hızıyla, dünyanın dört bir yanındaki nüfusun yaklaşık olarak % 8’i tarafından kullanılmaya başlandı.

Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Bu cümleyi okurken harcadığınız sürede, 100’den fazla yeni kullanıcının mobil sosyal medyayı kullanmaya başladığını bilmelisiniz. Tüm bu etkileyici sayılara rağmen, toplam mobil sosyal medya kullanıcı sayısının daha da yüksek olabileceği düşünülüyor.

Dünyanın en iyi mobil mesajlaşma platformlarının çoğu, kullanıcı numaralarını ülkeye göre ayırmıyorlar. Bu nedenle, en yeni resmi en ayrıntılı şekilde bilmek zor. Ancak gördüğümüz veriler, mesajlaşma platformlarının dünyanın çeşitli ülkelerinde en aktif sosyal platformlar olabileceğini gösteriyor. Bunun da küresel sosyal kullanıcı sayısını daha da artırabileceğini söyleyebiliriz.

APAC şu anda dünya internet kullanıcılarının yarıdan fazlası, dünyanın sosyal medya kullanıcılarının % 54’ü ve tüm mobil sosyal medya kullanıcılarının % 56’sına ev sahipliği yapıyor.

Kullanıcı sayısının değişim hızını gösteren en ilginç hikayeye değinelim. Asya-Pasifik, global internet kullanıcılarındaki toplam büyümenin % 70’ini, sosyal medya kullanıcılarındaki büyümenin % 62’sini ve mobil sosyal medya kullanıcılarındaki büyümenin % 64’ünü oluşturuyor.

APAC’deki değişim hızı da yavaşlama belirtisi göstermiyor. 2017’nin Uzak Doğu’da, özellikle Güneydoğu Asya’da büyümek için bir başka tampon yılı olacağını söylebiliriz.

Bununla birlikte, dünyadaki en hızlı büyüyen 10 internet popülasyonunun 7’si Afrika’da. Ancak şu andaki büyüme eğilimleri, kıtada internet penetrasyon seviyeleri % 50’yi geçmeden önce 2020’li yıllara gireceğimizi gösteriyor. Daha cesaretlendirici bir not ekleyelim. Afrika’daki mobil sosyal medya kullanımı 2016’da neredeyse % 50 arttı, bölgedeki % 12’lik nüfusa rağmen, hala büyümek için daha fazla alan olduğu söylenebilir.

Avrupa’daki sosyal medya kullanımı, kıtada 400 milyon toplam kullanıcıyı geçmek için % 5 artarken, mobil sosyal medya, 2016’ya kıyasla% 11 arttı. Bölgedeki 340 milyon kişi, her ay mobil cihazlarla sosyal medya kullanıyor.

Coğrafyaya göre dağılım söz konusu olduğunda…

Orta ve Güney Asya ile Afrika’nın diğerlerine göre düşük düzeyde mobil sosyal medya kullanımını sürdürmeye devam etmesiyle, penetrasyon modelleri genel olarak sosyal medyayla aynı hikayeyi takip ediyor.

mobil sosyal medya

Bununla birlikte, ülkelerin bireysel hikayeleri Doğu Asya ülkelerindeki mobil mesajlaşma platformlarının önemini vurgulayan bazı ilginç nüansları ortaya koyuyor. Özellikle, Güney Kore’nin nüfusunun % 83’ü artık her ay KakaoTalk kullanmaktadır. – Penetrasyon oranı, yalnızca Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde mobil Facebook kullanımı ile aşıldı.

mobil sosyal medya

Toplamda 10 ülkede mobil sosyal medya penetrasyon oranları % 70’in üzerinde. Ancak çoğunluğu Afrika’da olan 43 ülkenin penetrasyon oranı % 10’dan az.

mobil sosyal medya

Sonuç olarak…

Sosyal medya kullanımının toplamı, son 12 ayda % 47 oranında inanılmaz bir artış gösterdi. Mobil sosyal medya % 44 arttı. Her iki temel sosyal gösterge için penetrasyon oranı % 40’ın altında kalıyor. Bu nedenle 2018’de daha etkileyici bir büyüme için yeterli alan olduğu söylenebilir.

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2018 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

3 Markanın İlginizi Çekecek 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

App Store ve Google Play Store gibi uygulama mağazaları, artık az sayıda kişinin kullandığı branded uygulamalarla dolup taşıyor. Promosyonların çok fazla olması, önde gelen endüstri liderlerinin branded uygulamaların geçmişte kaldığını iddia etmesine neden oluyor.

Hala bir şirketin, mobil pazarlamayı müşterileri için daha çok değer yaratması halinde  uygulamalar yoluyla başarıyla kullanabileceğine inanıyoruz. Sonuçta bu, tüm pazarlamanın kanıtlanmış ilkelerinden biri değil mi? Konunun biraz daha detayına inip, branded uygulamaların getirebileceği üç değer önerisi ve bu üç markanın bu değerleri nasıl hayata geçirdiğini inceleyelim.

Ürünü geliştiren uygulamalar

Tüketiciler; mobil cihazlarında masa üstünde olduğundan daha fazla vakit geçirirler. Bu nedenle cihazlar arası çalışabilen bütünsel mobil bir strateji, ürününüzün başarısının anahtarı olacaktır. Bir markanın yeni teknolojileri ve Artırılmış Gerçekliği (AR) mobil pazarlama kampanyalarına nasıl eklediği de, bu durumda kritik değer taşıyan başka bir nokta. Herhangi bir AR işlevine sahip olan mobil uygulamalar, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerden en iyi şekilde yararlanabilmelerini sağlamak için çoğu zaman fiziksel ürünlerle birlikte çalışır. AR, nesnelerin interneti (IoT) ve gelişmekte olan diğer teknolojiler olgunlaştıkça, bu alanda çok daha fazla büyüme bekleyebiliriz.

L’OREAL Makyaj Genius

AR teknolojisini kullanan L’OREAL Make-up Genius, tüketicilerin makyaj üzerinde çalışmasına, mağazaya gitmelerinin ve fiziksel olarak ürün denemelerinin zahmetine girmeden başlamasına izin veren bu tür ilk uygulamadır. Uygulama içi satın alma seçeneği, satış işlemini düzene sokar ve kozmetik ürünü satın alma işleminin tahminini yapar. Bu uygulama ilk kez piyasaya sunulduğundan uygulamanın başlatılması, New York Times’dan Fast Company’ye, Vanity Fair’e kadar geniş bir yelpazede halkın dikkatini çekti ve bu durum mobil kampanyanın başarısını daha da artırdı. Bugüne kadar 10 milyondan fazla kişi bu uygulamayı indirdi ve 65 milyon farklı L’OREAL ürününü denedi. Bu başarılı rakama ulaşmak, mobil bir strateji olmaksızın herhangi güçlü bir marka için dahi imkansız olurdu.

Kullanıcıları eğlendiren uygulamalar

Çoğu kişi eğlenmek için mobil cihazlarla vakit geçiriyor ve pek çok yerleşik sosyal medya platformu adeta dijital eğlence merkezlerine dönüşmeye çalışıyor. Instagram’ın Snapchat yeteneklerini Instagram Hikayeleri adı altında sergilemesinde bu eğilimin izlerini görebiliriz.

Eğlence değerlerini veya tüketicilerin beğenisini toplayan ve muazzam sosyal medya kanallarının mevcut kullanıcılarını yakalayan uygulamalar için giderek büyüyen bir pazar var.

KevMoji

Kevin Hart son birkaç senedir yıldızı yükselen başarılı komedyenlerden biri ve Hartbeat Production aracılığıyla kendi eğlence imparatorluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu işteki en büyük yardımcısının adı: KevMoji. KevMoji, kullanıcıların standart ifade ve etiketler yerine, yapışkan etiketlerini iMessage ve Facebook Messenger’da göndermesine olanak tanıyan bir mobil uygulama. İyi haber özellikle Kevin Hart hayranlarının bu uygulamadan gerçekten çok keyif alması.

Lansmanının ilk gününde, KevMoji uygulaması Apple’ın ücretli uygulama grafiklerinin üstünde yer aldı. Bu uygulama ilk şöhret yüzü uygulaması olmasa da eğlenceli ve Hart’ın kendi markasıyla bağlantı kurduğu için oldukça başarılı.

kevmoji

Günlük hayatınızdaki yerini ayıran uygulamalar

İnsanların, branded uygulamanızı indirmeye başlamasını sağlamak savaşın sadece yarısıdır. Mobil pazarlama başarısının gerçek ölçütü, kullanıcılarınızın uygulamanıza ne sıklıkta girdiği ve sonuçta uygulamanın nasıl dönüşüm sağladığıdır. Doğal olarak, uygulamanızın ne tür bir değer getirebileceğini düşünürken, insanların temel ihtiyaçlarına dokunabilirsiniz. Psikolojiye giriş dersine bakarsanız, Maslow’un gereksinimler hiyerarşisini belirten piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar olduğunu ve tüketicilerin günlük olarak bu ihtiyaçlarını karşılama mecburiyetinde olduğunu hatırlayabilirsiniz. Elbette bu ihtiyaç seviyesi her tür ürün ve hizmet için uygun değil, ancak bu seviyeye girmek markanızı kullanıcının günlük rutinine dahil etmenize yardım edecektir ve bilginiz olsun, kullanıcı rutini kendinizi konumlandırmak için paha biçilemez bir yerdir.

Nike+ Run Club

Nike spor pazarlamacılığının lider markası ve 1970’li ve 80’li yıllarda yaptığı kampanyalarla kondisyonu bir spor etkinliği olarak popüler hale getirdi. Nike, ürünlerini satmaz, ürünlerinin avantajlarını teşvik eder. Nike + Run Club uygulaması, koşucuların kaydettiği ilerlemeleri izlemeleri, rotalarını çizmeleri ve Powersongs aracılığıyla egzersiz teşviklerini arttırmaları için kullanışlı bir araç. Kişiselleştirilmiş eğitim programları ve sosyal paylaşım seçenekleri de kullanıcıları uygulamayla düzenli olarak etkileşime girmeye motive ediyor. Nike’nin mobil uygulamalara geçişi, çevresindeki fiziksel bir Nike Koşu Kulübü bulup üye olabildiği çevrimdışı pazarlama faaliyetleriyle bağlantı kurarak oldu. 2016 yılında Nike’nin 33,5 milyar dolarlık geliri, şirketin rekor ve başarısının kanıtı olarak gösterilen en yüksek seviye.

Nike Run Club App

Kaynak: http://www.business2community.com/mobile-apps/3-mobile-marketing-campaigns-learn-something-01878390#OeESXgpSRmFKQW5x.97

 

Mobil Pazarlamaya Dair 10 İpucu

Mobil ticaret, mobilin ekosisteminde bir yıldız olmak için hızla ilerliyor ve tüketici bağlılığı, perakendecileri vites değiştirip bu yeni gerçeğe göre şekillenmeye zorluyor. Bu haber sevindirici olsa da, uzun zamandır yükselişte olan mobilde etkin bir şekilde var olmak için özel bir plana sadık kalınmadığı sürece yetersiz. İşin doğrusu, mobil dünyanın canlı ve değişken akışına ayak uydurmayı amaçlıyorsanız; bu akıntıda nasıl yüzmeniz gerektiğini iyi bilmeniz gerekiyor. Yazımızdaki 10 kısa ve etkili ipucuna kulak verirseniz, ihtiyacınız olan güçlü başlangıcı yapabilirsiniz.

1.Bir Mobil Mağaza Edinin

Bir yıl sonra, ülke genelinde her iki aboneden birinin web özellikli akıllı telefonlara sahip olacak olması; kullanıcıların geleneksel site ve mağazalarda yaşadığı deneyimi mobilde de tecrübe etmek isteyeceğini gösteriyor. Bu da demek oluyor ki, yeterli olmayan tedbirler hiçbir işinize yaramayacak. İşe bir mobil mağaza edinmekle başlayabilirsiniz.

2.Mobil Web Sitesi ve Uygulama Geliştirin

Tüketiciler gelişmekte olan teknoloji çağının da doğal bir getirisi olarak web’e yöneldiler. Bu nedenle mobil uyumlu web siteler mobil pazarlamada en önemli rolü üstlenmeye başladı. Daha sonra ise sektör liderleri mobil uygulamalar geliştirerek kullanıcı deneyimini en üst seviyelere taşıdılar. Bu fırsattan siz de faydalanın ve mobil bir web sitesi oluşturun. Ardından kullanıcı deneyimini göz önünde bulundurarak mobil bir uygulama geliştirin. Offline kavramı bugün unutulup gitmek üzere ise sebebi mobildir. Responsiv ve iyi tasarlanmış bir uygulama hazırlayın ya da bu işe hiç girişmeyin.

3.Bir Mobil CRM Programı Oluşturun

Mobil efor ile genel veri tabanı pazarlama girişimleri arasında bağlantı kurun. Mobil hedeflere uyarıları, mağaza/ürün güncellemelerini ve bağlantıları göndermek için kayıtlardaki CRM kısa kodunu çevrimiçi olarak tanıtın. Ayrıca, hedeflenen tüketicilere markanın e-postalarına kaydolmaları için uyarılar gönderin.

4.Mobil Mağazanızı Kullanıcı Dostu Yapın

Başka bir deyişle; sezgisel navigasyon, etkili sergileme ve yakın çekim resimleri kullanın. Bu şekilde, daha az kullanıcı tıklamasına ihtiyaç duyulacak bir sistem sunacaksınız ve uygulama deneyiminiz daha kesintisiz olacak.

Her sayfaya arama çubuğu yerleştirin. ‘Geri’ düğmesi ise, her sayfanın sol üst tarafında ve kolay ulaşılır olmalı.

5.Arama Çubuğu Mobil Kullanımın Anahtarıdır

Tüketicilerin bilgisayarlarda olduğu gibi, mobil ortamda gezinmek için fazla zaman ya da rahatlığı yoktur. Bu nedenle arama/aratma özelliği kritik önem taşır. Uygulamanıza pratik bir arama çubuğu ekleyerek kullanıcılarınızın işini kolaylaştırın.

6.Gizlilik İlkesi Bağlantısını Her Sayfada Görünür Yapın

Gelecekte dava dosyaları ile başınızın ağrımasını engellemek için neyin izlendiğini ve hangi verilerin toplandığını açık ve basit terimlerle belirtin. Bu sayede karşılaşacağınızı tahmin bile edemeyeceğiniz sorunlardan kaçınmış olursunuz.

7.Sipariş Alma, Yerine Getirme ve Geri Dönüş Altyapısını Saklayın

Mobil operasyonlar genel perakende işlemlerine bağlanmalı ve nihai mağaza içi mobil siparişlerin alınmasına izin verilmelidir. Sipariş alma, yerine getirme ve geri dönüş altyapısını saklamanız, mobil sipariş alabilmeniz için şarttır. 

8.Marka Unsurlarını Gözden Kaçırmayın

Mobil ticaretin ve mobil reklamcılık ve pazarlama eforlarının diğer perakende ve pazarlama kanallarıyla aynı marka unsurlarına sahip olmasını sağlayın.

Tüketiciler ürünlerden çok markalarla ve markaların kendilerine sundukları ile ilgilenirler.

9.Mobil Operasyonlarınıza Bir Görevli Atayın

Lansman sırasında mobil eforları idare etmek için en az bir ila iki yöneticiye görev vermelisiniz. Bu sayede, lansman boyunca sorun yaşamadığınızdan emin olabilirsiniz. Bu kişilerin görev tanımlarını açık ve detaylı bir şekilde yapmaya özen gösterin.

10.Mobil Mağaza Tanıtımını Deneyin

Mobil Mağazayı Diğer Kanallarda Tanıtın ve Diğer Kanallardan Trafik Çekin. Bu, tüketiciler arasında bilinç oluşturmanıza yardımcı olur. Ayrıca, perakende satış yerlerine ziyaretleri teşvik etmek ve e-posta gönderilerine kaydolmaları için mobil mağaza ve mobil pazarlama yöntemlerini kullanın.

Kaynak: http://www.mobilemarketer.com/ex/mobilemarketer/cms/news/commerce/9907.html

Küçük İşletmeler İçin 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

Mobil önümüzdeki yıllarda daha da büyüyecek. Yarışın içerisinde olmak isteyen her firmanın bu gelişime ayak uydurması gerekiyor.

Mobil pazarlama sektöründe kısa bir zaman geçiren herhangi bir kişi, bu endüstrinin ne kadar hızlı gelişip, büyüdüğüne ve işletmeler için sayısız avantaj ürettiğine şahit olup etkilenebilir. Özellikle küçük işletmelerin yararlanabileceği birçok yeni yol var. Her tür işletmenin müşterileri ile etkileşim kurmak için mobil cihazları kullanmasının bir yolu var denebilir. En iyi haber ise; uygulamaların çoğunun büyük bütçeye veya ileri teknik bilgiye gereksiniminin olmadığı.

Bir küçük işletme sahibiyseniz, mobil devrimden yararlanabilmeniz için size önereceğimiz 3 önemli stratejik adım var:

1.Yerel arama için web sitenizi optimize edin

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, bugün yapılan aramaların yüzde 60’ının mobil kaynaklı olduğu tespit edildi. Bu rakam önümüzdeki yıllarda artacak. Özellikle küçük işletmelerin yerel arama odaklı olması şart gibi görünüyor.

Örneğin, işinizin Boston’da bir İtalyan restoranı olduğunu varsayalım. Potansiyel müşterilerin büyük bir yüzdesi akıllı telefonlarında veya tabletlerinde “İtalyan Restoran Boston” gibi terimleri kullanarak arıyor olacak. Ayrıca, “İtalyan Restoranı Back Bay” gibi mahalleler için yerel şartları kullanmaları da muhtemel. Aynı durum herhangi bir yerde herhangi bir işletme türü için geçerli.

Sitenizi yerel arama için optimize etmek için konum, telefon numarası ve çalışma saatleri gibi bilgilerinizle Google My Business’ın altında listelendiğinizden emin olun. Web siteniz için herhangi bir içerik oluştururken yerel SEO bazında düşünün. Kullanıcılarınızın işletme türünüzü ararken kullanması muhtemel anahtar kelimelerle eşleşen yerel arama terimlerini (şehir, bölge, mahalle) bol miktarda girin.

1

 2.Mobil ödeme seçenekleri sunun

Kullanıcılara mobil ödeme seçenekleri sunarak, mobil müşterileriniz için işleri daha kolay hale getirebilirsiniz. Bu işlem için Google Cüzdan, Apple Pay, Venmo vb. pek çok hizmet var. Ürünleri çevrimiçi satıyorsanız, bu işletmenize fark katar. Bununla birlikte, inşaat sektöründeki işletmeler bile insanların cep telefonlarından sipariş vermesine ve kullanıcıların ön ödeme yapmalarına izin vererek bu yaklaşımdan yararlanabilir.

Çevrimiçi öğeler veya hizmetler satıyorsanız, satın alma işlemini mobil kullanıcılar için olabildiğince basit ve akıcı hale getirin. Pinterest ve Instagram gibi bazı web sitelerinde artık müşterilerin sosyal ağdan çıkmadan satın alabilecekleri “satın al” butonları var. “Satın al” butonunu kullanırsanız kaybedeceğiniz hiçbir şey yok. Aksine, müşterilerin alışveriş sepetinize kolayca gitmesini veya sipariş sayfanıza girebilmesini sağlarsınız.

86ccad18-a265-4432-a39e-8464c2b6fa0f_image3162783582753978550

3. Sosyal medya kampanyalarınızı mobil cihazlara uygun hale getirin

Mobil aygıtların büyümesi ve sosyal medyanın yükselişi yakından alakalıdır. Akıllı telefonları ve diğer mobil cihazları kullanan insanlar Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya sitelerinde vakitlerini çok fazla harcıyor. Bu nedenle, sosyal medya reklamlarınızı akılda kalıcı yaparak mobil kullanıcılar ile etkileşime geçmeniz önemlidir.

Her şeyden önce, kitlenize gerçekten ihtiyaç duyacağı ve takdir edeceği içeriği verin. Unutmayın, sosyal medyadaki insanlar bilgilendirilmek ve eğlenmek ister, bir sürü online dükkan erişimi görmek istemez.

İçeriğinizi mobil cihazlara uygun yapın. Bu, mobil cihaz kullanıcılarının çok sayıda sayfada dolaşmak istemediği için, daha kısa sürede tüketebilecekleri içeriğe odaklandığı anlamına gelir. Mobil kullanıcılar, görüntüler ve videolar gibi görsel içeriği de tercih ediyor. Bu yüzden içerik her ne olursa olsun takip etmeyi ve optimizasyon yapmayı unutmayın.

mobile social media apps

Mobil önümüzdeki yıllarda daha da büyüyecek. Yarışın içerisinde olmak isteyen her firmanın bu gelişime ayak uydurması gerekiyor. PC ve mobil kullanıcılar için erişilebilir bir web sitesi tasarımı en iyi yaklaşımdır. Tüketicilerin çoğunun mobil cihazları tercih ettiğini düşünürsek, mobilin kesinlikle pazarda ilk strateji oluşturulması gereken alan olduğunu anlayabiliriz.

Kaynak: https://www.inc.com/young-entrepreneur-council/3-essential-mobile-marketing-strategies-for-small-businesses.html

Mobil Metin Kuponlarını Tercih Etmeniz İçin 5 Neden

Gün geçtikçe daha fazla firma metin kuponu göndermenin iyi bir hamle olduğunun farkına varıyor. Dijital kuponların oluşturulması daha kolay ve geleneksel basılı kuponlardan daha fazla akılda kalıcı.

Mobil kuponların satışları artırmaya yardımcı olacak 5 nedenini aşağıda bulabilirsiniz:

Daha Yüksek Geri Ödeme Oranları

Elbette, kuponlarınızın amacı satışları arttırmaktır. Metin kuponların, e-postalara oranla açılma ve tıklanma olasılığı daha yüksektir. Mobil kuponların açılması olasılığı %14 daha fazla iken, web sitelerine tıklama üretme olasılığı ise %34’tür. İnsanlar alışveriş alışkanlıkları için kişiselleştirilmiş kuponlar isterler. Yüksek açılma oranları nedeniyle kısa mesajlar daha fazla satışa neden olur.

5-fast-food-restaurants-that-will-let-you-pay-with-your-phone

Daha Az Maliyet

Dijital reklamlar ve metin kuponları, daha az operasyonel sürece ihtiyaç duymaları nedeniyle biçilmiş kaftandır. Kuponunuza profesyonel tasarıma sahip bir grafik hazırlamak isteyebilirsiniz. Bunun için baskı ve kağıt maliyetini düşünmeniz gerekmez. Mobil metin kuponlarına geçerek çok fazla zaman, emek ve malzeme masrafından tasarruf edebilirsiniz. Mağazalarınız durağan bir gün geçiriyorsa, promosyon yaptığınız bir ürünün kuponunu %10 indirim şeklinde hemen hazırlayıp gönderebilirsiniz.

Mobile-Coupons-Lead-to-Lickety-Split-Action-65-Percent-Redeem-Them-in-5-Minutes

Daha İyi Zamanlama

Kuponlarınızı önceden planlayabilirsiniz. Kitlenizi etkileşime sokmak istediğinizde hazır beklemeniz veya müsait olmanız gerekmez. Daha da iyisi, önceden plan yaparak, markanızı veya müşterilerinizi ilgilendiren önemli gün veya tatillerde karşılarına çıkacak kuponlar oluşturabilirsiniz. Önceden planlama, büyük satışların yapıldığı günlerde bu mesajları biçimlendirmek ve göndermek konusunda daha az karmaşa demektir.

Daha İyi Takip Etme

Kağıt kuponları izlenmek neredeyse imkansızdır. Analizler yapmak ve gelecekteki içerikleri oluşturmak için hiçbir bilgi elde edemezsiniz. Kısa mesajlar %98 oranında açılır ve 3 saniye içinde okunur. Bir müşteri kuponunuzu gördükten sonra onu takip edebilir ve daha kişiselleştirilmiş fırsatlar teklif edebilirsiniz. Örneğin, etli pizza sevenler için bir kupon gönderirseniz, bu kuponun kullanılıp kullanılmadığını takip edebilir ve gelecekteki etli pizzalara ilgi gösterip gösteremeyeceklerini görebilirsiniz! Müşterinizle alakalı ne kadar çok bilgiye sahipseniz, müşterinizi o kadar tatmin edebilir ve onu kazanabilirsiniz.

1412623155-secrets-leveraging-insatiable-consumer-appetite-mobile-coupons

Artırılmış Değer

Takip, yalnızca strateji çabalarınız için değil, markanızın müşteriye sunabileceği değeri artırır. Kuponlar en favori ürünleri içerdiğinde, mobil kullanıcıların %65’i bu kuponları 5 dakika içinde kullanıyor. İnsanlar, en sevdikleri ürünlerin kuponlarda yer aldığını gördüklerinde, hemen mobil ödeme yöntemlerine geçmek istiyorlar. Rakip ürünlerin kelimenin tam anlamıyla “bir tık uzakta” olduğu bir dünyada, tasarruf ve kolaylık önemlidir.

Kaynak: http://www.opsanalitica.com/2017/05/how-mobile-text-coupons-improve-customer-loyalty-and-boosts-sales/