Takip Etmeniz Gereken Temel Mobil Uygulama Metrikleri

Müşterilerinizin bütün gereksinimlerini karşılayabilen mükemmel bir uygulamaya sahip olabilirsiniz ve toplam indirme sayısı, kaydolan kullanıcı sayısı veya karşılaştığınız sayfa görüntülenmeleri yeterince etkileyici olabilir.

Peki bu, uygulamanızın performansını belirleyebileceğiniz veya kullanıcılarınızın davranışlarını hatasız bir şekilde analiz edebileceğiniz anlamına mı gelir?

Hiç de değil… Bu sayılar oldukça önemli göstergeler olsa da; kullanıcıların birdenbire uygulamanızı silmesi, nadiren kullanması ya da hiç kullanmaması gibi riskler de vardır. Başarılı olma potansiyeli taşıyan bir şey üretip takibini yapmamak, yağmurlu havada güneş gözlüğünün sizi koruyacağını düşünmeye benzer. Sözün özü; uygulamanızın performansına dair anlamlı verilere ulaşmak için bazı önemli pazarlama metriklerini dikkate almanız gerektiği.

Öncelikle, işletme modelinize ve uygulamanızın bulunduğu yaşam evresine uygun metrikleri kullanmalısınız.

İlk bakışta çözüm çok bariz görünebilir, ancak temel performans göstergelerinizi bilmek ve değerlendirebilmek için doğru metrikleri seçmek önemlidir. Eğer uygulamanız başlangıç evresindeyse tüm bilgileri eyleme geçirilebilir yanıtlara dönüştürmek zor olabilir. Dolayısıyla olgunluk evresi metrikleri size anlamlı bilgiler vermez.

Alakasız metriklerden kaçındığınızdan emin olmak için, uygulamanız için iyi tanımlanmış KPI’lara odaklanmalısınız. Örneğin; tekil ziyaretçiler ve oturumlar gibi metrikleri içeren huni metriklerinin en üst noktasını izleme, uygulamanızı piyasaya sürdüğünüzde başlamak için iyi bir noktadır. Ardından, dikkatinizi ziyaretçilerinizin dönüşüm oranlarına verebilirsiniz.

Aynı mantık iş modelinizde de geçerlidir. Eğer uygulamanız reklamlara dayalıysa, kullanıcıların uygulamanızda ne kadar zaman harcadıklarını izleyerek oturumları ölçmelisiniz. Uygulama içi satın alma işlemlerinden para kazanıyorsanız, kullanıcılarınızın en çok hangi ekranlarda zaman harcadıklarına dikkat etmelisiniz. Ya da kampanya yayınlayan bir markaysanız, kullanıcı etkileşim metrikleriyle daha çok ilgilenmelisiniz.

Tüm aktif kullanıcılar aynı mıdır?

İndirme sayınız artmaya başladığında, uygulamanızı indiren kullanıcıların kaçının kalıcı kullanıcı olarak sınıflandığını analiz edebilirsiniz. Kullanım oranını takip etmek; trafiği anlamak ve kullanıcı etkileşimini ölçerken anlamlı bir fark yaratmanızı sağlar. Ancak, akılda tutmanız gereken bir şey var: kullanıcılarınızın ne kadar aktif olduğunu ve ne kadar süre için aktif olduğunu düşünmelisiniz.

Kullanıcılarınızın ne sıklıkta aktif olduğu: Bu, kullanıcının uygulamanıza ilk ve sonraki ziyaretlerini kapsayan zaman diliminin tamamıdır. Bu metrik ile, müşterilerinize sağladığınız iletişimin ne kadar uyumlu ve çekici olduğunu ölçebilirsiniz.

Kullanıcılarınızın ne kadar süre için aktif olduğu: Bu metrik, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne kadar zaman geçirdiğini belirtir. Bu, uygulamanızdaki içeriğin kullanıcılarınız için ilginç ve çekici olup olmadığını belirttiği için önemlidir. Öte yandan; kullanıcıların uygulamanızı karmaşık veya kullanıcı dostu bulmadığını da gösterebilir. Bu nedenle uygulamayı anlamaya çalışırken çok fazla zaman harcayabilirler. Dolayısı ile, bu verileri değerlendirirken çok titiz olmalısınız. Çünkü haftada birkaç kez uygulamayı kullanan bir kullanıcı, her gün bir tekil kullanıcı olarak sayılabilir.

Şimdi gelir hesaplama zamanı

ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) = Belirli bir zamandaki toplam gelir üretimi / Belirli bir dönemdeki toplam aktif kullanıcı sayısı

Ortalama Kullanıcı Geliri, aktif kullanıcılarınızdan elde edilen gelirdir. Bu hesaplamalar uygulamaya göre değişiklik gösterir ve genellikle her ay hesaplanır. Uygulamanızın başarısını ölçerken içgörü sağlaması ile de avantaj sağlar. Güvenilir ARPU verileri, ücretli pazarlama kanallarınızın bir kısmı için İndirme Başına Maliyeti (CPI) hesaplamanıza olanak tanır ve mobil uygulamanızın pazarlama harcamaları için finansal bir bakış açısı sunar.

Mobil pazarlama metrikleri ve analizi, birçok şirket ve markanın stratejilerini geliştirmeleri için bir rehber görevi görür. Gerçek zamanlı ayrıntılı kampanya analizi ve raporlama araçları, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne yaptıklarını göstermek veya kampanyalarınıza yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda gerçek zamanlı olarak üzerinde işlem yapmanıza da imkan verir.

 

IOS Geliştiricileri ve WWDC 2017

IOS Geliştiricileri WWDC 2017’den neler beklemeli?

Apple’ın düzenlediği yılın en büyük geliştirici konferansı çok yakın zamanda gerçekleşecek ve IOS, macOS, tvOS ve watchOS’ların yeni nesilleri ile tanışacağız. Her yıl WWDC’de gelecekteki donanım ürünlerinin belirleyicisi iOS’a yönelik ince ayrıntılar ve Apple’ı yönlendiren önemli girişimlere dair bir bakış sunulmakta.

Her zamanki gibi Apple’ın gelecek hafta vitrine neler süreceğiyle ilgili bir çok söylenti dolaşmaya başladı. Bu sene WWDC programlarında alışılanın çok üstünde sayıda donanımın duyurusunu yapılacağı da bu söylentiler arasında. Ancak, konferansta iOS geliştiricilerine yön verecek birkaç temel konu,  Apple’ın platformları için gelecek yıllarda geliştirecekleri uygulamaları esaslı olarak değiştirecek.

 

IOS 11 Yenileniyor

IOS 10 için geliştirilen Apple Music, Home ve iOS 10.2 ile piyasaya çıkan TV de dahil olmak üzere Apple tasarımcıları tüm uygulamalara  kalın büyük yazı tipi ve daha önceki iOS uygulamalarında bulunan üst gezinme çubuğunu kaldırarak estetik hale getirdikleri yeni bir kullanıcı arayüzü geliştirdiler. Bu yeni tasarım; erişilirlik uyumlu, kontrast oranı arttırılmış ve yazı temelli tuşların etrafına eklenen sezgisel şekillerle Apple kullanıcılarına çok daha kapsamlı bir kullanıcı ara yüzü işaret etmektedir.

Kaldırılan gezinme çubuğu (Sık kullanılan ayarların, geri tuşunun ve mesajlar, mail gibi bazı uygulamaların kısayollarının bulunduğu en üstte yer alan çubuk) Apple’ın donanım tasarımlarının nereye gittiği konusunda bize fikir veriyor. Kullanılmayan tuş ve ayarların alt sekmeden kaldırılması hiç kuşkusuz erişimde kolaylık sağlamaktadır; ancak aynı zamanda gelecek iPhone görünümlerinde bu unsurların üst sekmede yer almayacağının da habercisidir. Eylül ayında beklenen iPhone’lar hakkındaki söylentiler, yeni nesil donanımların yuvarlak kenarlı, köşeden köşeye ekran tasarımı olabileceği yönünde. Bu yuvarlak kenarlar, bazı kullanıcı arayüz kurallarını imkansız hale getirecek ve Apple’ın amiral gemisi olan OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

Bu, iOS geliştiricileri ve UX tasarımcıları için iOS uygulamalarının tasarlanmasındaki büyük değişimin işareti. IOS tasarım estetiğine gelen güncellemeler ise yeni bir UIKit’inin habercisi. Böylelikle pek çok geliştirici, uygulamalarının ana hatlarını kolaylıkla değiştirebilecek. Ancak uygulamalarında yaygın UIKit kullanan tasarımcı ve geliştiriciler için bu değişiklikler ortak tuşların, işlem ve gezinme ögelerinin bir UX revizyonuna ihtiyaç duyacaktır. İOS7’deki köklü değişimde olduğu gibi, bu yeni nesil iOS da kullanıcıların ve geliştiricilerin uygulamalarla ilişkilerini belirleyecek.

 

Arttırılmış gerçeklik güncel hale geliyor

IOS 11 ile beklenen en önemli trendlerinden biri arttırılmış gerçekliğe (AR) ağırlık verilmesi. Yeni birinci parti özellikleri ve üçüncü parti geliştiriciler için uygulama programlama arayüzü (API) ile, arttırılmış gerçeklik işlevselliğini daha fazla sayıda uygulamaya ve kullanıcıya taşıyabilmek mümkün. Apple’ın CEO’su Tim Cook’un yorumlarına göre sanal gerçeklik henüz emekleme aşamasında;fakat Apple arttırılmış gerçeklik özelliklerinin yaratacağı büyük değerin farkında. Buna dayanarak Apple uzmanları iOS11’de, Apple’ın arttırılmış gerçekliğe ilgisine dair bir çok spekülasyon yapmıştı.

Günümüzde AR kullanılan uygulamalar ağırlıklı olarak oyunlar ve sosyal araçlar olmuştur. Örneğin Snapchat, kullanıcılarının selfielerine köpek kulakları ve dil ekleyebiliyor. Ancak bu özellik kategorisinin, OS’ta Haritalar’dan Kamera’ya kadar geniş bir alana yayılması bekleniyor. Bu sayede kullanıcılar fiziksel çevrelerini iPhone’un eşsiz  GPS anteni, jiroskop ve iSight camera özelliklerinin uyumlu buluşması aracılığıyla deneyimleyecekler. Bu bağlamda, AR API lerini üçüncü parti geliştiricilerin katılımına açmak, iOS’u geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

 Apple’ın yapay zekayı ürünlerinde kullanma kararlılığının yanında, API lerini üçüncü parti geliştiricilere açması, Apple’ı geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

Apple’ın amiral gemisi olan arttırılmış gerçeklik özelliklerini yeni bir iPhone piyasaya çıkarana büyük olasılıkla saklayacaktır. Apple, App Store’un popülerliğini, ilk günden itibaren en iyi arttırılmış gerçeklik uygulamalarıyla doldurarak arttırmak istiyor. Bu nedenle, iOS’un temel yazılım geliştirme kitleri (SDK) ve iOS geliştiricilerini AR çalışmalarında desteklemesi için Xcode’a bir dizi iyileştirme yapılması bekleniyor.

 

Konuşan kesinlikle bir Speaker

Amazon Echo ve Google Home akıllı seslendirme sistemi ile kendilerini bu alanda kanıtladılar. Evde kullanılan bu sistemler ile kullanıcılar sanal asistanlarla etkileşim içinde olabilir, müzik yayını yapabilir ve bağlı olan ev ürünlerini sesleriyle yönetebilirler. Bu fonksiyonel alanlar Apple’ın son yıllardaki en büyük girişimleri ile örtüşmekte. Siri’nin fonksiyonelliğini SiriKit ile destekledi, Apple Music’i yoğun şekilde tanıttı ve Homekit ile pazara hakim olmaya çalıştı. Dolayısıyla Apple’ın tüm bu özellikleri içeren bir ürünü piyasaya sürmesi bekleniyor.

‘Siri Speaker’ Apple’ın son yıllardaki tüm büyük girişimleriyle doğrudan kesişiyor; SiriKit, HomeKit ve Apple Music.

Bilinen söylentiler, Apple kullanıcıların Siri ile sohbet etmelerini, Apple Müzik yayını yapmalarını ve HomeKit cihazlarını kendi sesleriyle kontrol edebilmesini sağlayacak bir Siri Speaker ürünü hazırladığını ileri sürüyor. Akıllı konuşucuların birkaç yıldır yaygın olduğu göz önüne alındığında, Apple’ın bu alanda üçüncü parti geliştirici topluluğuyla ve belki de kullanıcılarıyla olan ilişkisinde olası bir değişim kaçınılmaz görünüyor.

Apple iOS 10 ile tanıttığı SiriKit’i piyasaya çıkardığında SDK sadece chat uygulamalarından mesaj gönderme veya peer-to-peer ödeme sistemi gibi kısıtlı etkileşim şekillerini destekliyordu. Bu kısıtlama Apple’ın tipik içe dönük yapısından ve yapay zekalı (AI) sanal asistanlar konusundaki sınırlı eğitme verilerinden kaynaklanıyordu. Oysaki Google tüm dünyada bu veriyi Google Asistant ve Android kullanıcılarından toplayabiliyor. Apple’ın mahremiyetine verdiği önem, Makine Öğrenim Sistemlerinin kullanıcı verileriyle eğitilmesinin önündeki en büyük engel.

Bu veri boşluğuna önerilen bir çözüm, kullanıcıların kişisel Siri örneklerini iCloud’la (Microsoft’un Cortana’sı gibi) senkronize etmek ve etkileşimi ve ses eğitim verilerini bir cihazdan kullanıcının sahip olduğu tüm cihazlara kadar çoğaltmaktır. Bir diğer öneri ise, Apple’ın geçtiğimiz yıl otomatik düzeltme eğitim sistemini WWDC’de ilan ederken açıkladığı; kullanıcı ses verilerini türevsel gizlilik yoluyla anonimleştirmektir. Her iki koşulda da, Apple makine öğrenme sınırlamalarının farkında ve Siri Speaker’ı, Google Home ve Amazon Echo gibi benzerleriyle yarışacak bir noktaya getirmek için çözüm yaratmak zorunda.

3.parti geliştiriciler için, bu SiriKit işlevselliğinde ciddi bir artış anlamına gelmektedir. Bu sayede teorik konuşucu ürününü,  Amazon’un Alexa Skills’indeki geliştirici yeteneği ve desteği bakımından eşit hale gelebilir. Siri’ye tam bir sohbet robot ekosistemi kurmak, tüm Apple ürünlerinde pozitif bir algı yaratacağı gibi; geliştiricelere de yeni, hiç olmadığı kadar akıllı bir deneyimi kullanıcılarına sunmasını sağlayabilir. SiriKit Apple’ın pazardaki yeri göz önüne alındığında az gelişmiş bir çözüm olarak ortaya çıkmıştı. SiriOS ise tüm geliştirici ve kullanıcıların beklediği çözüm olabilir.

SiriKit Apple’ın veri eksiğini kapatmak için çıkardığı tamamlanmamış bir üründü. SiriOS ise geliştiricilerin ve kullanıcıların tüm beklentilerin karşılayabilir.

 

İpad Pro sonunda soyadına kavuşuyor

Apple’ın tablet alanındaki en kapsamlı ürünü iPad Pro, iki seçenekli bir set halinde piyasaya sürülüyor. Gelişmiş renk düzenleyici ekran, profesyonel kullanıma uygun klavye, estetik aksesuarlar ve iOS ürünleri arasındaki en güçlü işlemciyi içeriyor. Ancak bu cihazlar, temel olarak mobil ihtiyaçlara uygun olarak geliştirilmiş iOS’un yetenekleriyle geride kalıyor. İOS 9’a eklenen çoklu görev fonksiyonu olumlu karşılansa da, gerçek profesyonellerin Mac Book’larını terk etmek için Smart Keyboard ve Microsoft Word desteğinden çok daha fazlasına ihtiyacı var.

Söylentilere göre, Apple bu senenin WWDC etkinliğinde alışılagelmiş yazılım odaklı tanıtımlar yerine yepyeni 10 ve12 inch İpad Pro donanımlarını ilk kez tanıtacak. Daha ince çerçeve tasarımı ve yeni nesil yonga seti içeren ürünlerin donanım tasarımlarından daha çok heyecan veren şey ise iş ve günlük yaşamını iPad Pro ile sürdürmeyi hedefleyen profesyonellere macOS kadar kapsamlı bir deneyim sunmayı hedefleyen yazılımlar.

Daha sağlam çoklu görev desteği ile; yan yana uygulamalar arasında sürükleyip bırakmanın yanı sıra, uygulamalar arasında resim, bağlantı veya metin parçalarının kaydedilmesine imkan sağlayan daha kapsamlı bir sistem panosu kullanılacak. Bir başka söylenti ise iOS’a uyumlu trackpad desteğinin yanı sıra çok ince, minyatür bir MacBook’a benzeyen Smart Keyboard çıkacağını öne sürüyor. Bu ekleme iOS4 için imleç desteği veya tvOS’un Focus Engine5 uygulamasını anımsatsada, dokunmatik iz sürücü (trackpad) desteği video ve fotoğraf düzenleme uygulamalarında daha çok kontrol sağlarken, çizim ve tasarım uygulamalarının sanatsal derinliğini arttıracaktır.

 

Sadece sizin için kullanıcı desteği

Yeni nesil Apple Tv OS video modem yazılımının çoklu kullanıcı desteği sayesinde her aile ferdine sunulan bir çok özellik var; kişisel ana ekran, en çok sevilen uygulamalar, TV için izleme listesi ve ve daha fazlası… Apple Tv gibi zaten çoklu kullanıcıyı hedefleyen ürünler için bu yenilik çok ilginç değilse de, iPad gibi ürünlerin çoklu hesap kullanım desteği sağlaması devrim etkisi yaratacaktır.

Apple çoklu kullanıcı çalışmalarına geçen sene duyurduğu Classroom uygulaması ile başladı. Uygulama, öğretmenler ve okul idarecilerinin sınıflarındaki iPad cihazlarını öğrenciler ile paylaşabilmelerini sağlamayı hedefliyor. Her öğrenci giriş yaparak kişisel kullanım tercihlerine, uygulamalarına ve dökümanlarına ulaşabilecek. Aynı zamanda öğretmenler ve yöneticiler öğrencilerin davranışlarını gözlemleyerek onları doğru yönlendirebilecekler. Classroom (Sınıf) adından da anlaşılacağı gibi şimdilik okul binası sınırlarında; fakat kullanıcı arayüzündeki teknik sorunların çoğu çözülmüş gibi görünüyor. Uygulamanın tamamının yakında İOS kullanıcıları ile buluşması bekleniyor.

En yeni nesil Touch Bar’lı MacBook Pro’larda kullanılan Touch ID sensörü sayesinde Apple cihaza parmak izi tanıma sistemi ile farklı kullanıcıların kendilerine özel Mac’lerine oturum açmalarını sağlamayı başardı. IOS’a eklenecek benzeri bir Touch ID sistemi ile,  çoklu kullanıcıların uygulama içi kullanım tercihleri ve dosyalarına erişim sağlanabilecek.

 Geleceğe Bakış

Bu sonbaharda şirket geleneksel iPhone donanım etkinliğini gerçekleştirirken, WWDC’de attığı tohumlar meyve vermeye başlayacak. AR inisiyatiflerinin yeni iPhone kamerası ile görücüye çıkacağı bilgisi onaylanırken, cihaz içi öğrenme ve erişim listesi içeren cihaz, yeni nesil silikondan yapılacak ve arayüz dili iPhone a yeni ve değişik bir kullanıcı deneyimi sağlayacak. O zamana kadar iOS geliştiricileri ancak Apple’ın WWDC pazarlama metninin satır aralarına bakarak bir sonraki hamleyi tahmin edebilir ve buna göre uygulamalarını uyumlu hale getirmeye hazırlanabilirler. Tüm bunlar hiç kuşkusuz  Apple’ın en eski gelenekleri ile açıklanacak; sahnede dans eden yöneticiler, bol espri ve kahkaha.

Kaynak: https://www.punchkick.com/blog/2017/06/01/what-ios-developers-should-expect-at-wwdc-2017

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 2)

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Küçük ölçekli bir işletme olarak, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunduğumuz serinin 2. bölümündeyiz. Keyifli okumalar.

  1. Lansmandan Önce Test Etme

Her uygulama geliştirme süreci pahalı ve zaman tüketici bir çalışmadır ve kod yazarları bir hizmetin uygulama mağazasına girmeden önce mükemmel hale gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Lansmandan önce kullanıcı tepkilerini test etmek, bir şirketin uygulamasının başarısı söz konusu olduğunda kritiktir ve doğru yapıldığında kötü görüşler alma olasılığını azaltır. Pazara girmeden önce uygulamanızı test edebilmeniz için farklı araçlar var: odak gruplar, birebir röportajlar ve yaratıcı dijital platformlar gibi.

Uygulama deneyimini test etmek uygulama geliştiricilere, kullanıcı yolculuğunu ve uygulamanın tamamını deneme ve anlama imkanı sunar; ikon ve butonun tasarımlarının kolay algılanabilir olup olmadığı gibi. Eğer test eden kişiler uygulamanızın final versiyonunu beğenmezse, iyileştirilmesi gereken özelliklerle ilgili geri bildirim edinmiş olursunuz. Bu süreci olumsuz geri bildirim almayıncaya dek sürdürün. Böylelikle uygulama mağazasında düşük bir puana sahip olma ihtimaliniz ortadan kalkar.

  1. Bir “Mobil Güç Ekibi” Kurma

2013’te Hollanda’nın en büyük e-ticaret grubu olan Emesa, mobil öncelikli bir şirket haline gelebilmek için mobil guru Renate Nyborg tarafından kurulan Plep isimli bir dijital ajansı kiraladı. Başladıkları proje önemli bir sorunu açığa çıkardı: mobile adapte olmak sadece uygulama ya da ‘responsive’ bir web sitesi tasarlamak demek değildi. Ayrıca şirketinizin mobil evrimindeki her aşamayı çok yetenekli bir mobil güç ekibinden yardım alarak yönetmek anlamına geliyordu.

Diğer bir deyişle, mobil istatistiklerini ve ölçülerini incelemeye kendini adamış, mobil özelinde bütçeleri denetleyen, odak grup veya anket yoluyla müşteri içgörüsü edinebilen ve rakiplerin mobile yaptığı yatırımları inceleyen kaynaklara güvenmelisiniz.

  1. Uygulama Mağazası Değerlendirmelerini İyileştirme

Kullanıcı davranışına dair edinilen içgörü, uygulamada müşteri ihtiyaçları ile ilgili değişiklikler yaparken adeta bir anahtar işlevi görür. Şirketler büyük çaplı veri akışlarını Localytics gibi  müşteri kazanma, bağlama ve kullanıcıları elde tutmaya yardımcı olacak pazarlama platformları ile yönetebilir.

Bir uygulama, uygulama mağazasında yer aldığında değerlendirmelerinin iyileştirilmesi hayatı bir etkendir. Eğer kullanıcılar tatmin olmamışsa bir sohbet başlatmak ve markanın en büyük eleştirenlerini en sadık kullanıcılarına dönüştürebilmek için sorunun kaynağını öğrenmek çok önemlidir. Kullanıcılar şirketin bir uygulamasını severlerse, fanatik olma yolunda da ilerleyebilirler. Fikir edinmek, sorunları çözmek ve müşterilerle anlamlı ilişkiler geliştirmek, uygulama içi geri bildirim formları ve Apptentive gibi araçlar sayesinde göründüğünden çok daha kolaydır.

  1. Müşteri İhtiyaçlarına Öncelik Verme

Herkese uyacak tek bir kalıp geliştirmeyi unutun ve kendinize şunu sorun: “Mobildeki müşterilerimin neye ihtiyacı var?” Geçtiğimiz 2 yıl içinde Birleşmiş Milletler’deki akıllı telefon ediniminin %70 oranında artış göstermesi ile, mobil cihazlar tüketicilerin herhangi bir yerde (ev, iş ya da otobüs) 7/24 işleriyle ilgili  etkileşimleri gerçekleştirdiği en sevilen araç haline geldi.

Her şirket her daim erişime açık bir davranışı benimsemeli, mobil özelindeki ihtiyaçları  karşılayabilecek hizmetler geliştirmeli ve coğrafi hedefleme hizmetlerine olanak vermeli. Örneğin Waze; trafik, kazalar ve benzin istasyonları ücretlendirmeleri üzerine gerçek zamanlı güncellemeler iletebilmek için olay yerindeki kullanıcılardan kitle kaynaklı bilgi ediniyor. HotelTonight, kaliteli otellerdeki odaları için uygulama kullanıcılarına son dakika indirimleri sunuyor ve kullanıcılar %70 tasarruf ederken, normal şartlarda boş kalacak otel odalarının tamamı kiralanıyor.
Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

Marka Sadakat Programınızı Mükemmelleştirmek İçin 3 İpucu

Kıdemli Sadakat Danışmanı Howard Schneider’ın (Kobie Marketing)  katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşacağız.

2017 yılında pazarlamacıların çoğu, bütçelerinin büyük bir kısmını marka sadakat programlarını verimli hale getirmek amaçlı kullanmayı planlıyor. Perakende alanı daha rekabetçi bir alan olarak büyümeye devam ediyor ve fiyat karşılaştırmaları her zamankinden daha fazla su yüzüne çıkıyor. Pazarlamacılar da bunun, müşteri sadakat programının mevcut müşterilerinin gemiden atlamasına engel olacağını düşünüyor.

Ancak, iyi bir sadakat programının uygulanması zaman ve çaba gerektirir ve yanlış stratejiler, müşteri ilişkilerine yönelik bir destek olmaktan çok kaynaklar üzerinde boşuna zaman ve para kaybına sebep olabilir. Size ve müşterilerinize fayda sağlayacak bir program nasıl tasarlayabilirsiniz?

Pazar liderleri, müşterileri ilişkilerini geliştirmek ve sadakatlerini kazanmak için farklılaşmış ve yaratıcı yollar ararken, en iyi sadakat programı uygulamalarına rehberlik edecek birkaç ipucu paylaşalım:

Markanıza sadık kalarak fark yaratın

İlk olarak, iki sadakat programının birbirine benzemeyeceğini anlayın; gerçek şu ki birçok pazarlamacı, rekabetlerini eşleştirerek program tasarımlarına başlamaktadır. Stratejiniz markanızın güçlü yönlerini sunmalıdır ve müşterilerin neden ilk alışveriş adresinin siz olduğu hakkında güçlü bilgiler ortaya koymalıdır.

Kişiselleştirilmiş hizmetleriniz ile bilinen lüks bir marka mısınız? Öyleyse ödüllerinizin, hediye çeki vermenin ötesine geçmesi gerekir. Bu nedenle, Neiman Marcus gibi gardırop danışmanlığı sunan bir marka görürsünüz. Meraklı genç profesyoneller için bir yaşam tarzı markası mısınız? Bir moda markası olarak, üyelere fotoğraf çekiminin bir parçası olma veya en iyi tasarımcılarla tanışma fırsatı veren bir çekiliş teklif edebilirsiniz.

Sadakat programınız, markanızın zaten masaya getirdiği şeyleri desteklemelidir. Yani temelde, müşteriye hediye çeki vermeye ihtiyacı duyabilirsiniz ancak sadık müşterilerin takdir etmesini ve duygusal sadakati oluşturmak için bunun ötesine geçmeniz gerekiyor.

Müşterileriniz için sorunları çözün

Sıklıkla ortaya çıkan sorunları çözmek, markanızı farklılaştırma çabanız ile işbirliği içinde ilerler çünkü kendi endüstrisinde bunu yapan ilk marka olarak yenilik yaratmış olur. Starbucks Rewards’ın popülerliğinin, mobil uygulamada içecek ödemelerini ve kazanılan yıldızları hızlı ve kolay bir tarama ile birleştirdikten sonra ne kadar büyüdüğünü düşünün – Hiç kimse, Starbucks Rewards’ın mobil uygulama sürümü öncesinde bir program olduğunu hatırlamaz.

Benzer şekilde, Hilton Honors uygulamasının sanal anahtar işlevi, üyelerin lobiyi atlayarak doğrudan odalarına gitmelerini sağlar. Bu, bir üyeye meşgul bir havaalanı otelindeki tüm 17.00 uçuşlarının ardından 30 dakika kadar tasarruf sağlayabilir. Bu özellikler, sorunları çözmekte ve markaya, üyelerinin markalarını nasıl deneyimlediklerini umursadıklarını göstermenin bir yoludur.

Size yardım ettiği için müşterilere ödül verin

Bağlılık, iki yönlü bir yoldur ve bugünün müşterileri, ürünlerinizi kullanarak, yiyerek veya giyerek kendi fotoğraflarını paylaştıklarında ekonomik bir değer taşıdıklarını kabul eder. Müşterileri, doğrudan alışverişlerinin ötesinde, kanıtlanmış bir sabit değere sahip olan etkinlikler için ödüllendirmeyi düşünmelisiniz.

Örneğin, artan sayıda marka, müşterilerini puanlayarak onlara ödül sunuyor. Bu, ürünler ile ilgili değerli geri bildirimler sağlıyor ve kulaktan kulağa pazarlama olarak hizmet ediyorlar. Buna ek olarak, üyeler, satın alım yapan bir arkadaşına aracı olarak puan kazanabiliyorlar. Buradaki olay, etkinliğin ekonomik değerini belirlemek ve bunun için uygun sayıda puan vermektir.

Mobil tekliflerinizi entegre edin

Kabul edelim: birçok kişi markanızın ödül kartını cüzdanında saklamayacak. Müşterilerin bir sadakat programını benimsemesi için, akıcı ve kullanışlı bir hareket deneyimi gerekir.

Mobil uygulamalar, müşterilerin hızlı bir şekilde ödüllerini kontrol edebilecekleri ve ödülleri kullanabildikleri, hatta bu ödülleri değişken miktarlarda kullanarak veya düzenli olarak güncellenen ödül kataloğundaki öğelerle ödeyebilecekleri hale geldiğinde popülerlik kazanırlar.

Ödemeyi, ödülleri, teklifleri ve kuponları tek bir kullanışlı uygulamada birleştirmek, yorucu olmayan bir alışveriş deneyimi sunar. Markalar, müşterilerin ödüllerine ilişkin bilgilere erişebildiği, fırsatları kontrol etmesi için barkodları taradığı, mağaza haritalarını aradığı ve yaptıkları makbuzları basitçe tarayarak işlemlerin eksiksiz raporlandığı mobil uygulamalar tasarlıyorlar. Ayrıca, kullanıcılar uygulamanın görünümünü beğenilerine göre değiştirebiliyorlar – Deneyimi kişiselleştiren ve katılım fırsatını yaratan basit bir özellik.

Müşteri sadakati artık her zamankinden daha değerli ve rekabetçi markalar, ödüller modeli için standartları yükseltmeye devam ediyor. Alışverişçiler, en sevdikleri markalardan daha fazlasını beklemekte ve rakipleriyle daha fazla takdir edildikleri zaman çabucak ilerleyeceklerdir. 2017 yılında bir adım önde olmak için güçlü bir sadakat programı şart!

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/3-tips-for-perfecting-your-brands-loyalty-program-70753/

 

Neden Mobil Bir Pazarlama Stratejisine İhtiyacınız Var?

İletişim planınızı bir üst seviyeye çıkarmak için, mobili iletişimin merkezine oturtacak bir pazarlama stratejisi oluşturmak size pek çok fayda sunabilir.

Mobil pazarlamanın gücü ve potansiyelini keşfeden girişimcilerin sayısı son günlerde büyük bir artış gösterdi. Girişimciler artık mobil pazarlamaya dair gelişmelerle takip etmekle kalmayıp, stratejilerini şekillendirirken mobil temelli düşünüp davranıyorlar ve bu sayede niş pazarlardan önemli bir pay elde etmeleriyle sonuçlanıyor.

Neden bir mobil pazarlama stratejisine ihtiyacınız olduğunu anladığınızda, hedefi on ikiden vurma şansınızı ikiye katlayacaksınız. Öyleyse sözü uzatmayıp, mobil bir pazarlama stratejisi tasarlama ve uygulamanın markanıza getireceği 5 önemli faydaya geçelim.

1. Cep Telefonu Mesajlaşmaları

Müşteri bağlılığını ışık hızına ulaştırmak için mobil pazarlama kampanyanıza bir call-to-action (eylem çağrısı) ekleyeceğinizde, cep telefonu üzerinden mesajlaşmayı (texting) kullanmak markanızın mesajını iletmek için başvuracağınız en akıllıca yollardan biri olacaktır.

Her girişimci, mobil pazarlama stratejilerinin sonuçlarını hızlı almak ister. İnsanların, cep telefonuna mesaj geldiğinde hoş karşıladığı, bir dakika içinde çoğunun bütün metni okuyabildiği ve iletilen mesajların yarısını açtığı bir gerçek. Bu, e-mail ya da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları üzerinden iletilen elektronik mesajlar da dahil hiçbir dijital iletişim formatının cep telefonu mesajları kadar hedefe yaklaşamadığı anlamına geliyor.

Cep telefonu mesajlarının açılma oranı daha yüksek olduğundan, mobil pazarlama kampanyanıza entegre edeceğiniz mesajlar ihtiyacınız olan erişim süratini sağlayacaktır.

2. Mobil Üzerinden Yapılan Web Sitesi Aralamaları

Son zamanlarda tüketicilerin %40’ı satın alma süreçlerine hangi markaları dahil edecekleri konusunda mobil cihazları üzerinden yaptıkları aramalara güveniyor. Çoğu, hangi üreticiden bir ürün ya da hizmet talep edeceğiyle ilgili son kararı vermeden önce ürünleri ve ürün hakkındaki görüşleri içeren web sitelere bakıyor. Görüş bildirme siteleri internette rahatlıkla bulunabiliyor ve tüketicilere sayısız marka arasında seçim yaparken kolaylık sağlıyor.

Tam da bu sebeple, mobil cihaz sahiplerinin aklını çelerken  bu web sitelerin gücünü kullanmalısınız.

Bu konuda iyi bir etki bırakmanızın en mantıklı yolu, tüketici tanıtım web sitelerine işletmenizin web sitesini kayıt ettirmek. Bunun yanı sıra, yerel müşterilerinizi web sitenizin yer aldığı tanıtım sitelerine girip markanızda ilgili görüş bildirmeleri için cesaretlendirin. Hakkınızda online’da ne kadar olumlu görüş varsa, tüketicilerinizin akıllı telefonları, tabletleri ve notebookları aracılığıyla yaptıkları online alışverişlerdeki satışlarınız da o kadar artacaktır.

3. Mobil Uyumlu e-Mail

Cep telefonu mesajları dönüşüm almanın en iyi ve hızlı yolu olabilir. Ancak e-maillerin gücü de hala yadsınamaz boyutta. Bu yüzden mobil uyumlu tanıtım e-mailleri göndermek, mobil pazarlama kampanyanıza oldukça değer katabilir.

Etkili ve responsiv e-mail tasarımı; mesajları daha kısa uzunlukta tutmak, bir preheader metni eklemek, kısa bir kopya dahil etmek, az sayıda görsel kullanmak ya da hiç kullanmamak ve eylem çağrısında bulunmaktan (call-to-action) ibaret.

Bütün bunları bir bilim ve sanat aktivitesi gibi düşünün. Mobil uyumlu e-mail sanat veya biliminde uzmanlaşmak size kesinlikle ayırt edici faydalar katacak.

Mobil cihaz sahipleri için bir e-mail segmentasyon konsepti keşfetmek; yani e-mail mesajlarınızın içeriğini farklı kategorilere ayırmak çok önemli. Örneğin; bir VIP müşteri bir mesajı alırken, potansiyel bir müşteri başka bir mesaj almalı. Mesajları müşterilerin üstünlük derecesine göre kişiselleştirerek uyarlarken, mobil e-mailin konsept ve tasarımına uyumlu olmasını ihmal etmeyin. Bu şekilde mümkün olan en yüksek etkiyi elde edebilirsiniz.

4. Popüler Mobil Uygulamalar

Mobil cihaz uygulamaları bağımlılık yapabiliyor. Bu yüzden son teknoloji ürünü bir pazarlama cihazına uygun bir uygulama yaratmanız yeni ve sadık müşterilere ulaşmak için harika bir yöntem.

Eğitici ya da eğlendirici (belki de her ikisi de) bir uygulama oluşturmak ve otomatize etmek için makul ücretlerde ve kullanımı oldukça kolay yazılım programı paketleri var. Yine de kişiselleştirilmiş uygulama tasarımı için daha büyük bir bütçe ayırmanız gerekiyor ancak bu size ve uygulamanızın markanıza kalıcı bir güç sağlamasına bağlı olarak değişebilir.

5. Masaüstünü Geride Bırakan Mobil

Mobil, potansiyel ve geri dönen müşterileri birbirine bağlamada büyük önem taşıyan bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Bu da, mobil bir pazarlama stratejisi seçme ve oluşturmanın daha fazla web trafiği ve kâr getireceği anlamına geliyor. Amerika’daki kullanıcılar güncel verilere göre, mobil cihazlarda günlerinin üç saatini geçiriyor.

Özellikle Y kuşağı masaüstü yerine mobili tercih ediyor. Çoğu kullanıcı hayat tarzı önerileri, bilgi, ürün ve hizmet bulmak amacı ile mobil cihazları kullanıyor.

Değişimin kendi hızına yetişemediği günümüzde hiçbir şey için geç değil. Tüketiciler hayatını mobil çevresinde şekillendirirken onları karşılamak için yakınlarda olursanız iyi edersiniz.

 

Kaynak:

https://www.business.com/articles/5-reasons-why-you-need-a-mobile-marketing-strategy/

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

Bir işletmenin SMS kullandığını düşündüğünüzde aklınızdan ne geçiyor? Size gönderilen bir teklif mesajı mı? Evet, milyonlarca firmanın mobil pazarlamayı kullanma yollarından biri bu! Peki işletmelerin büyümesi ve gelişmesine yardımcı olmak için metin mesajı kullanmanın birçok yolu olduğunu söylesek ne dersiniz?

Aşağıdaki listede yer alan SMS kullanımı hakkında yeni fikirlerin size yardımcı olacağını ve büyümenize katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Pazarlama/Satış

İşletmenizi internet üzerinde, reklam panolarında, TV, radyo, baskı vb. alanlarda pazarlayabilirsiniz. İşletmenizi pazarlamanın yüzlerce yolu var ama şu an da bir çok işletme metin mesajlarına yöneliyor ve %98 açılma oranı yakalıyorlar.

Neden ve nasıl?

Websitenizi, ürün ve hizmetlerinizi mesaj yoluyla tanıtabilirsiniz. Mesajınızı bütün müşterilere toplu olarak gönderilebilir ya da farklı demografik unsurlara bölerek belirli müşterileri hedefleyebilirsiniz.

Ayrıca, tekliflerinizi içeren bir mesaj göndererek müşteriyi web sitenize yönlendirebilir ya da mağazaya uğramalarını önerebilirsiniz.

Güncellemeler

Diyelim ki ürünlerinizden birisini online satın alan bir müşteriniz var. Teşekkür etmek ve siparişlerinin onaylandığını, gönderimde olduğunu, teslim edildiğini veya iptal edildiğini söylemek harika olmaz mıydı?

Müşterileriniz satın alımlarını gerçekleştirdikten sonra, hızlıca müşteriye ulaşmak ve siparişleri hakkında özel detayları aktarmak için otomatik mesaj servisinizi kurabilirsiniz. Böylece, siparişlerin bulunduğu duruma göre sürekli güncellenmesi, müşteri memnuniyetini oldukça artıracaktır.

İletişim

Mesaj servisini, şirketinizde iletişim kurmak için de kullanabilirsiniz. Çalışanlara vardiya değişiklikleri, katılmaları gerektiği bir toplantı ya da bir personel gecesi hakkında bilgi vermeniz gerekiyorsa, hepsi basit bir metin mesajıyla yapılabilir. Ayrıca, çalışanınızın mesai saatlerini içeren otomatik bir mesaj göndermek de iyi bir seçenek!

Anketler

Müşterilerinizin sizin ve ürünleriniz hakkında ne düşündüğünü öğrenmek, müşterinin yaşam boyu değeri ya da müşteri kaybı arasındaki farkı ortaya koyabilir. Metin üzerinde bir anket göndermek müşterilerinizden geri bildirim almak için hızlı bir yol olacaktır.

Gerçekten çok basit, sormak istediğiniz bir kaç diğer soru ile birlikte müşterinize sizi oylamasını istediğiniz bir kısa mesaj gönderin, çabucak yanıt alabilirsiniz. Bu duruma güzel bir örnek: Ikea!

Ikea bir SMS anketi denedi ve yanıt oranlarında e-posta servisi kullandıklarında olduğundan iki kat daha fazla geri dönüşüm aldı. Ayrıca, Net Promoter Puanlarını da ikiye katladılar (SmartSurvey). 

Konuşma

Web sitenizde canlı destek hattı yok mu?

Artık sorusu olan insanlarla iletişim kurmak için metin mesajlarını kullanabilirsiniz. SMS ve e-posta entegrasyonu ile e-posta hesabınızı kullanarak bir mesaj gönderebilirsiniz, bu servis e-postanızı kısa mesaja dönüştürecek  ve mesajınız doğrudan müşterinizin cebine ulaşacaktır.

Canlı destek hattı yerine, websiteniz üzerinde bu servisi kullanabilirsiniz.

Nasıl kullanacaksınız? İletişime geçebilecekleri uygun bir temsilci olduğunda ya da hatta bekleme süresi kısaldığında müşteriyi SMS yoluyla bilgilendirerek! Böylece, müşterilerinizin saatlerce hatta beklemesinin önüne geçebilirsiniz.

Randevu Rezervasyonları

Daha önce duymamış mıydınız? SMS yoluyla randevu rezervasyonu da yapabilirsiniz.

İşletmeler artık müşterilerine rezervasyon yapmaları için SMS imkanı sunuyor, böylece telefonda randevu ayarlaması için maaş ödeyecekleri bir çalışana ihtiyaç duymuyorlar.

Hatırlatıcılar

Müşterilerilerinize randevularını hatırlatmak için SMS kullanabilirsiniz ve bunu otomatik bir servis haline getirebilirsiniz. Eğer sürekli randevularını unutan ve gelmeyen müşterilere sahipseniz, onları da randevularını kaçırmadan önce nazikçe uyarmış olursunuz. Başka bir deyişle, müşteriler randevularına gelemeyecekleri durumda tekrar rezervasyon yaptırabilirler ve maliyet kaybı yaşamazlar.

Ödeme Tahsil Etmek

Bazı şirketler, borç takibi için SMS kullanıyorlar ve büyük başarı oranına sahipler. Ancak, kimseyi takip etmeye ihtiyacınız yoksa, ödemeleri tahsil etmek için mobil ödeme sisteminizi SMS yoluyla başlatabilirsiniz.

Sonuç olarak…

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

SMS’i kullanabileceğiniz bir çok yol mevcut olmasına rağmen yeni yollar sürekli olarak geliştiriliyor. Bu listenin gelecek birkaç yılda giderek büyüyeceğine emin olabilirsiniz.

Kaynak : https://www.textmarketer.co.uk/blog/2017/01/mobile-marketing/what-sms-can-do-for-your-business/

E-Book: Mobil Gündem Şubat 2017 Raporu

Tikle.com’un ‘’Mobil Gündem’’ e-kitabında; geride bıraktığımız Şubat ayında mobil dünyadaki yeni trendleri görebilir, 2017’de bizleri hangi gelişmeler beklediğini öğrenebilirsiniz.  Mobil Gündem E-book’umuzu ücretsiz indirmek için tıklayın.

2017 Dijital Trendler

Müşteri edinmeden sosyal medyaya, bu yıl bilmeniz gereken dijital trendler nedir öğrenin.

2016 Tatil sezonunun tüm hareketliliğinin ardından, dijital pazarlamacılar, tam hızla yeni yıl için strateji ve bütçe planları yapmakta.

Hızla gelişen global dünyada, pazarlama trendlerinin 2017’de nasıl gelişeceğini düşünmek için hiç erken bir zaman değil. Dijital çağın görünüşte değişen eğilimlerini planlamak, tahmin etmek ve bunlara uyum sağlamak için öngörüye sahip olan pazarlamacılar, sürekli olarak kendi endüstrilerinin tepesine yükselen pazarlamacılar olurlar. Bu da tahmin edildiği gibi sadece bir tesadüf değildir.

Peki pazarlamacılar 2017’de nelere odaklanmalılar?

Mobilin büyümesinden başka bir yere odaklanmayın.

Mobil Patlamayı Beklemek

Dijital medya reklam harcaması (ve özellikle mobil cihazlar), 2017’de meteorik bir artışa uğramış gibi görünüyor. EMarketer’e göre, toplam dijital reklam harcamalarının TV’yi geçtiğini söyleyebileceğimiz ilk yıl 2017 değil (yıl için toplam reklam harcamalarının % 38,4’ünü tahsis ederek). Bununla birlikte mobil reklam harcaması 2016’ya oranla % 31,9 artarak 32 milyar dolarlık bir seviyeye yaklaşacak gibi görünüyor.

2016 mobil pazarlama başarı öykülerini kısaca gözden geçirdiğimizde, trendlere çabuk ayak uydurabilenlerin, mobil kitleleri hedefleyerek büyük ve karlı işletmeler kurabildiklerini görüyoruz.

Facebook’un mobil reklam geliri, 2016 yılının ilk çeyreğindeki tüm reklam gelirlerinin % 82’sini temsil etti. Google, uygulamanın yüklediği reklam ürününü Universal App Campaigns’in 2016’da 2 milyardan fazla uygulama yüklemesini kolaylaştırdığını belirterek kayıtlara geçti.

Facebook ve Google’ın mobil ve sosyal her şeyin devlerini temsil etmesi doğruysa da, küçük ve orta ölçekli işletmeler, yaratıcı mobil pazarlamanın 2017’de sahip olabileceği etkiyi hafife almamalıdır.

”Açıkça söylemek gerekirse, mobil tarafında işler kızışıyor.”

Global çapta akıllı telefon kullanımı artmaya devam ederken, Amerikalıların % 36’sı birden fazla cihazı (yani akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar) eş zamanlı olarak kullanmasıyla birlikte pazarlamacılara büyük iş düşüyor. 2017’de pazarlama başarısı, pazarlamacıların yaratıcı mobil reklamcılık ve tüketici sadakati kesişiminde ustalıkla gezinme yeteneklerine doğrudan bağlı olacaktır.

Geçmiş yılların düşük büyüme gösteren müşteri bağlılığı programlarının ötesine geçen çözümler mevcut. Dijital çağın her zamankinden önemli olan tüketici ilişkilerini teşvik etmek ve beslemek için mobil reklamcılıktan yararlanılabilecek çok kanallı, anahtar teslim ve yaratıcı iletişim çözümleri buna en iyi örnek.

2017’de neyi beklemeniz gerektiğine bir göz atalım.

Sanal ve Zenginleştirilmiş Gerçekler, Mobil Üzerindeki Etkisini Bırakacak

2016 yılının pop ve teknoloji kültürü, konum tabanlı ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisine sahip mobil oyun Pokemon Go ile hatırlanacak gibi görünüyor.

Yakın zamanda Forbes tarafından incelendiği gibi zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisi popülerlik kazanmakta ve 2021 yılında 5,7 milyar dolarlık bir endüstri olması bekleniyor.

Belki de beklenen büyümesinden daha şaşırtıcı olan tek istatistik, 2016’da Pokemon Go’nun sadece 500 milyon yüklemesinin değil, 17 milyon ek zenginleştirilmiş gerçeklik dosyasının (Pokemon Go haricinde ) indirilmesinin beklendiğidir. Zenginleştirilmiş gerçeklik pazarının artmasının beklenen faydalanıcıları öyle fazla ki. Konum temelli uygulamalar, sosyal medya ağları ve mobil reklam verenler bunlardan sadece bir kaçı.

Bazı uzmanlar, zenginleştirilmiş gerçekliği bir pazarlık felsefesinden başka bir şey olarak nitelendirmiyor. Bunun yanı sıra mobil ortam söz konusu olduğunda uzun vadede uygulanabilirliği, teknolojinin tüketici/marka etkileşimlerini olumlu şekilde nasıl etkileyebileceğine bağlı olacak gibi görünüyor.

2017’de, zenginleştirilmiş gerçeklik konum analizinin kullanımında bir artış bekleyebiliriz. Çünkü bu teknoloji, pazarlamacıların mobil kullanıcıların toplam hareketlerini takip etmelerini sağlayacaktır.

Bir şey daha eklemek gerekirse; zenginleştirilmiş gerçeklik analizi yalnızca müşteri segmentasyonu ve kaybı ile pazarlamacılara yardımcı olmakla kalmayacak. Aynı zamanda tüm kanal entegrasyonlarına da yardımcı olacaktır.

Sanal gerçekliğe doğru yönelirken

2017,  bir akıllı telefonu olan herkesin sanal gerçekliğe erişebilmesini sağlamaya yönelik pazarlama kampanyalarının sayısını artıracaktır(son Coca-Cola pazarlama kampanyasının gösterdiği gibi)

Sanal gerçekliğin, günümüz dijital çağında perakendecilerin aktif bilinçliliğine yavaş ama emin adımlarla girdiği çok açık. Ocean Spray kızılcıklarından Volvo test disklerine, Lowe’s’deki ev dekor seçimine kadar bir çok örnek bunu kanıtlıyor.

2017’ye yönelik beklenti, , sanal gerçeklik teknolojisi ile mevcut yer bağımlılığını ortadan kaldırmak. Dijital pazarlamacıların buna yönelik somut adımlar atması, tüm kanal ve mobil entegrasyonları (programlı reklamcılıktaki gelişmeler de dahil olmak üzere) daha da geliştirmesi bekleniyor.

2017’de sanal ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojilerinin ne kadar ilerleyeceği henüz belli değil. Ancak Google’ın yakın geçmişte android tabanlı bir işletim sistemi duyurusu ile şuna inanıyoruz ki sanal gerçekliğin bir sınırı yok!

Mobil Kullanıcı Edinimi Gelişmeye Devam Ediyor

Hem Apple App Store’a hem de Google Play Store’a hızlı bir bakış, önümüzdeki yıl dijital pazarlamacılar için birincil kullanıcı edinme fırsatı ortaya koyuyor.

Aslında Apple, App Store’u top 25’e ulaştırmak için her gün 38.000 yeni kullanıcı gerektirebilir. Ancak hedefinizin top 25 listesine girip girmeyeceğinden veya sadece kazanç edinme stratejilerinizi hassaslaştırmayı arzu ettiğinden korkmayın. 2017 uygulama yılı olacak!

2016 bize, geliştiriciler ve yayıncıların yeni kullanıcı edinme maliyetlerini artırmamak için eğitim ve bilgi tabanını geliştirmeye devam ettiğini gösterdi.  2016 yılı, pek çok yeni araçların yanı sıra yenilikçi uygulama süreçleri ve ”küçük adamların” mobil kullanıcı ediniminin geleneksel “devleri” ile rekabet etmesine yardımcı olduğu yıl olarak hatırlanacak.

Bu trende devam ederek, 2017’de kilit rol oynayacak özgün reklamlar arayın. 2020 yılına kadar mobil görüntülü reklam harcamasının % 63’ünü oluşturmayı bekleyen doğal reklamlar, kullanıcı edinme sürecinin gelişiminde temel bir dönüm noktası oluşturmaktadır.

Yerli reklamlar, yayıncıların yalnızca kullanıcıların “deneyim akışında” reklam yerleşimlerini otomatik hale getirmekle kalmaz. Aynı zamanda mobil reklamların artık sayfa kenar boşluklarıyla sınırlanmamasını sağlarlar.

Native reklam birimleri, geleneksel banner reklamlardan (kanıt olarak Facebook’un bir çeyrekte 5 milyar dolarlık kazançları gösterilebilir) daha yüksek katılım oranları sahibidir. Bunun yanında native reklam büyümesi, daha fazla yayıncı programlı satışa geçtikçe 2017’de artmaya devam edecektir.

”Yerel reklam pazarında özel bir odaklanma ve 2017’de başlaması öngörülen bir uygulama olan yerli uygulama ‘önyüklemeler’ olarak bilinir.”

Yerel uygulama önyükleri, kullanıcıların ilgisini çekmeye ve eğitmeye yönelik gözle görülür bir etki sağlar. Bu, yayıncılara, mobil reklamcılığın dijital çağ dağınıklığını ortadan kaldırma olanağı tanıyor. Bununla kalmayıp, uygulamaları, akıllı telefonlara ve diğer cihazlara önceden yükleyerek daha fazla kullanıcı bilinci oluşturma imkanı sunuyor.

Yerli reklamcılığın bir format değil bir çerçeve olduğunu unutmamak önemlidir. Bunu anlayan yerel uygulama önyüklemesi, yayıncıların doğru içeriği, doğru tüketiciye ve doğru bağlamda sunma yeteneğini artırır. Bu da kullanıcı deneyiminin geliştirilmesine, kullanıcı edinme ve saklamayı kolaylaştırmaya yardımcı olur.

”Tüketicilerin mobil uygulamalara, mobil web’den % 100-300 daha fazla dönüşüm sağladığını göz önünde bulundurun ve 2017’de bu eğilim için gözlerinizi dört açın.”

2017 için mobil kullanıcı edinme vurgusunun bir diğer alanı video olacak. 2016’da en hâkim olan yayıncılar arasında, tercih edilen kanal olmaya devam etmek için 2016 yılında hakim olan multi-channel pazarlama kanalına odaklanın.

2015 yılının başında, pazarlama uzmanları (AdColony gibi), kullanıcı kazanım kanalı olarak video sektörüne tercihini yönelindiğini söylemişti.Bunun, sosyal medyadan 2.3 kat daha popüler ve gösterimden 23 kat daha popüler olduğu anlamına geldiği vurgulanmıştı.

2017 yılında, sosyal medya kullanıcıların yalnızca tercih ettiği markalarla “isteğe bağlı” ve “canlı yayın” etkileşimi beklemeye devam ediyor. Bu sebeple, kullanıcı edinimi gelişiminde bir sonraki mantıklı adım olan canlı videoya göz atın.

İnternet kullanıcılarının her gün yaklaşık % 25’inin izlediği ve bugünün akıllı cihazlarının dinamik hareketliliğiyle birlikte, daha fazla uygulama ve platform, potansiyel kullanıcıların video akışı sağlayarak erişebileceğini tahmin ediyor.

Sosyal Medya, Big Data ile Kişisel Olacaktır

2017’de üzerine düşülmesi gereken son trend, mobil “sosyal medya deneyiminin” büyük veri analizi ile bütünleştirilmesidir.

Mobil internetin uyku uyumadığını unutmamak önemlidir. Smart Insights’taki pazarlama sihirbazlarının son zamanlarda gösterdiği gibi, 2016 dijital çağın her dakikası çok çeşitli olduğu kadar karmaşıktı.

”Ne kadar karmaşık ve çeşitli?”

2016’da 60 saniye; 3.3 milyon Facebook mesajı, 55.555 Instagram mesajı ve 422.340 tweet anlamına geliyordu.

2016 yılında sosyal kanal etkileşimleri şaşırtıcı bir istatistiksel frenkansa sahipti. Buna rağmen DMA geçenlerde şirketlerin % 70’inin sosyal medyadan kullanıcı içeriği toplamadığını bildirmiştir. Bu, sosyal medya reklam harcamalarının 2017’de 35 milyar doları aşması beklenmekte iken ilginç bir çelişki ortaya koymaktadır.

Çoğu dijital pazarlamacının, tüketici eğilimlerine, satın alma niyetlerine ve müşteri hassasiyetine bakmaksızın, tanıtım yapmaya ve müşterileri sosyal medya kullanıcılarına dönüştürmeye önem verdikleri görülüyor.

2017 yılının markaların tüketici odaklı olmaya çalıştıkları (Forrester tarafından 2015 yılında istenildiği gibi) ve big data aracılığıyla kullanıcıların bağlılığını en üst düzeye çıkardığı bir yıl olmasını umuyoruz.

”Mobil cihazlar anahtar olacak, zira dijital, sosyal ve kişilerarası faaliyetlerimizde daha büyük bir rol oynamaya devam edecekler.”

Mobil kullanım, doğası gereği öncelikle mobil arayüzlerin her bir kesiminde derin etkileri nedeniyle kullanıcı verilerini üretirken proaktif ve titiz. Sosyal medya etkileşimlerinin yaklaşık % 80’inin artık mobil cihazlarda gerçekleşiyor. Mobil data; geliştirilmiş kişiselleştirilme, sadakat odaklı ve müşteri merkezli pazarlama stratejileriyle dijital çağda başarı için 2017’de de anahtar bir rol oynayacak.

Sonuç olarak…

2016’ya elveda derken ve 2017’yi açık kollarla kucakladığımızda, mobil pazarlamanın gelişiminin dijital pazarlamacılar için inisiyatif, zamanlama ve yeniliğe bağlı olacağı açıktır. Dinamik, çok kanallı ve veri odaklı süreçler pazarlamacılar için yarının trendlerine atlamalarına yardımcı olur. Bu eğilimleri 2017 mobil stratejinize dahil edin ve Yeni Yıl da yüksek bir ROI getirin.

Kaynak: https://www.digitalturbine.com/blog/mobile-marketing-trends-2017/

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Şubat 2017

2017’nin ilk aylarındaki mobil yenilikler ve farklı arayışlara yönelik keyifli makaleleri sizler için derledik. Mobil dünyadan haberler e ve gelişmelere göz atabilirsiniz.

Google’dan Web ve Mobil İçin Farklı İndex 

Google’ın Indexini Ayırma Kararı Gelecek Yıl SEO’da Büyük Şanslar Doğacağı Anlamına Geliyor. Google’ın 2016 yılı boyunca SERP(arama motoru sonuç sayfası) ve arama algoritmasında yaptığı art arda  gelen güncelleştirmeler, SEO çevrelerinde huzursuzluklara neden oldu. Son olması umulan güncelleştirme geçen ay PubCon’da Gary Illyes tarafından duyuruldu.

google'dan web ve mobil için farklı index

2017’de Mobil Pazarlamacıların Sorması Gereken 5 Soru

Artık her şey mobil cihazlarla ilgili. Şirketlerin % 68’i mobil pazarlamayı genel pazarlama stratejisine entegre ettiklerine göre, bundan sonra mobil pazarlamacılar pazarlama trendlerine ayak uydurmak ve müşteri memnuniyetini sürdürmek için kendilerine ne sormalıdır?

2017-5-SORU

Mobil Uygulamalar ile Mobil Siteler Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor

Mobil uygulamalar ve mobil siteler hakkında sayısız tartışma yaşanmakta ve bu tartışmalar halen devam etmekte. Bazıları, mobil cihazlara uygun bir web sitesinin yeterli olduğunu savunuyor; diğerleri ise mobil uygulamaların, bir mobil sitenin sağlayamadığı kullanıcı deneyimine sahip olduğunu söylüyor. Kimleri dinleyeceğiz ya da bir tarafı seçmek zorunda mıyız?

mobile devices

E-ticarette Başarılı Olmak İçin 10 İpucu

Google’a göre yakın zamanda, masaüstü arama mobil sonuçlar ile karşılaştırıldığında güncelliğini yitirmiş olacak. Bu bilgiyi zaten biliyor olabilirsiniz ancak bu değişikliklerin pazarlama faaliyetlerinin her alanını etkileyeceğinin farkında mısınız? İşletmeniz için verimli mobil pazarlama çözümleri var mı? Pazarlamanın hangi bölümüne odaklanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

e commerce

 

2017 de Mobil Pazarlamacıların Sorması Gereken 5 Soru

2015 yılında mobil trafiğin masaüstü kullanıcıların sayısını geçmesiyle, mobil kullanım hızlı bir tempoyla büyümeye devam etti. Sebebini tahmin etmek zor değil: cep telefonlarımız vücudumuzun bir parçasıymış gibi yaşıyoruz,  hatta bir çoğumuz sabahları yüzümüzü yıkamadan önce cep telefonumuza bakıyoruz.

Yapılan bir araştırmaya göre %50’nin üzerinde akıllı telefon kullanıcısı uyandıktan hemen sonra telefonlarına sarılıyorlar. İkna olmadıysanız Google, sizi çok yakında mobil arama sonuçlarına kıyasla güncelliğini yitiren masaüstü arama bildirimleriyle ikna edecektir.

Artık her şey mobil cihazlarla ilgili

Şirketlerin % 68’i mobil pazarlamayı genel pazarlama stratejisine entegre ettiklerine göre, bundan sonra mobil pazarlamacılar pazarlama trendlerine ayak uydurmak ve müşteri memnuniyetini sürdürmek için kendilerine ne sormalıdır?

  1. Müşterilerime Nasıl Çok Kanallı Deneyim Sağlayabilirim?

Müşteriler, fiziksel ve online mağazalara  rahatlıkla ulaşabildikleri için alışveriş artık tek kanallı bir deneyim değil. Müşteriler için karar verme aşaması web sitesinde başlayıp, mobil uygulamada devam edip daha sonra ürünü mağazada satın alarak sonlandığından, çok kanallı pazarlama kampanyaları mobil pazarlamacılar için kaçınılmaz hale geliyor.

Şanslıyız ki geo-fencing teknolojisi özellikle de beaconlar, çok kanallı pazarlama için mükemmel bir çözüm. Pazarlamacılar, beacon teknolojisini kullanarak online ve offline kanalları entegre edebilir ve böylece müşterileri mağaza yakınlarındayken hatta sokağından yürüyor iken tespit ederek müşteri hedeflemesi yapabilirler.

 

  1. Aktif Mobil Kullanıcılarımı Nasıl Artıracağım?

Müşterileri koruma ve mobil kullanıcı etkileşimini artırmanın en iyi yolu “Otomatikleştirilmiş Kampanyalar”dır. Bu kampanyalar, pazarlamacıların kurguladığı senaryoya göre kullanıcıların hareketliliği veya hareketsizliği sonucu bir mesajı otomatik olarak aktive eder. Söz konusu 2 durum için şu örnekler verilebilir;

a. Aktifken etkileşimde bulun: Müşterilerinizin dikkatini işiniz ve iş modelinizle çekmek istediğiniz zaman en iyi senaryoya ulaşabilirsiniz: onları, sizin uygulamanızı kullandığı veya bir ürün sayfanızı ziyaret ettiği her an gözlemleyebilirsiniz.

Otomatikleştirilmiş kampanyalar, müşterileriniz belirli zamanlarda belirli aksiyonlarda bulunduktan sonra bunu fark etmenize yardımcı olur. Müşteri aktiviteleriyle harekete geçirilen otomatikleştirilmiş kampanyalara örnek olarak şunlar verebiliriz:

  • Müşterilere uygulamanızı indirdikten 1 gün sonra bir kupon ve hoş geldin mesajı göndermek
  • Satın alım yaptıktan 2 gün sonra müşterilerden puan vermelerini istemek
  • Sepetlerine bir etek eklediklerinde 3 dakika sonra onlara eteğe harika uyum sağlayan ayakkabıları göstermek

b. Aktif değilken etkileşim kur: Kullanıcılarızla, uygulamanızı kullanmayı kestiklerinde yeniden etkileşim kurabilirsiniz veya bu zamana kadar kullanmadıkları bir özelliği tanıtarak etkileşime geçirebilirsiniz. Bu, hem etkileşim hem de müşteriyi korumak için iyi bir senaryodur. Müşterilerin aktif olmamasıyla tetiklenen otomatik kampanyalara şunlar örnek verilebilir:

  • Müşteriler bir ay boyunca herhangi bir alışveriş yapmadıklarında onlara özel bir teklif göndermek
  • Eğer bir saat içinde alışveriş sepetlerindeki ürünleri sipariş etmezlerse, ücretsiz bir teslimat seçeneği sunmak

 

  1. Tekliflerimi Müşteriye Göre Nasıl Özelleştirebilirim?

Accenture’un son raporuna göre; tüketicilerin % 75’i ismine aşina oldukları, geçmiş satışlarına dayanan müşteri yorumlarına sahip veya önceden alışveriş tecrübesi edindikleri satıcılardan alışveriş yapmaya daha meyilliler. Tüketicilerin % 63’ü eğer marka onlara daha değerli, ilginç ve tutarlı içerik sunsaydı; marka hakkında daha pozitif düşüneceklerini söylediler. (Rapt Media)

Müşteriler açıkça kendilerine özel çözümler tercih ederken, biz mobil pazarlamacılar ne yapabiliriz?

Uygulama kullanıcıları bir şeye ihtiyaç duyduklarında, ihtiyaç duydukları şeye gerçekten ulaştıklarından emin olmalıyız. Kişiselleştirilmiş mobil deneyimler sağlayabilmek için; veri koleksiyonlarına ve analizlere dayanan anlık bildirim mesajları en yakın dostunuz olabilir.

Öncelikle, hangi veriye odaklanmanız gerektiğine karar vermelisiniz. Bu verileri toplamak için bazı seçenekler var:

  • Demografik detayları müşterilerden istemek
  • Uygulamaya göz atarlarken onların davranışlarını analiz etmek
  • Müşterilerin kullandığı araç türlerini, demografik lokasyonları, uygulamaya eriştiği günün saati ve bunun gibi belirli parametreleri etiketlemek

Hedef kitlenizin derin bir anlayışı size uygun kullanıcı segmentleri oluşturmanızda yardım edecektir. Bundan sonra; siz elinizde toplanan bütün verileri, kullanıcıların davranış ve ihtiyaçlarına yönelik özelleştirilmiş mesajlar geliştirmek ve kullanıcıya ulaşmak için kullanabilirsiniz. Çünkü kullanıcıya spam ve ilgisiz mesajlarla ulaşamayacağınızdan, dönüşüm oranlarınız belirgin bir şekilde yükselecektir.

 

  1. Uygulamalarımı Paraya Nasıl Çevirebilirim?

Pazarlamacılar olarak işimizi seviyoruz ve yaptığımız işten hoşnut müşteriler görmek istiyoruz. Fakat bunların yanı sıra uygulamalarımızı gelire çevirmek istiyoruz, değil mi?

Kitaptaki tüm püf noktaları kullansanız bile bunu gerçekleştirmek oldukça zor. Mobil uygulamanıza uyumlu bir para kazanma stratejisine sahip olduğunuzdan emin olmak birden fazla değerlendirme gerektirir. İşte mobil uygulamalar için pazarlama planınıza ışık tutacak en yaygın para kazanma stratejileri:

Freemium Planını Seçmek

İlk başta kullanıcıların uygulamanızın bazı özelliklerini ücretsiz olarak kullanmalarına izin verin. Ve daha sonra, müşteriler uygulamanızı denedikten, hizmetinize alıştıkları ve tüm gelişmiş özellikleri öğrendikten sonra, Freemium stratejisi ile birlikte uygulamanızı gelişmiş bir planla  kullanmalarını önerin -genellikle Premium ya da Business-.

Başka bir deyişle, bu para kazanma stratejisiyle, kullanıcıya ürününüz hakkında ilgi toplamak için bedava olan şeyler teklif edersiniz ve daha sonra kullanıcıyı bütün iyi özelliklere erişebilmek için bir üst modele geçmeye teşvik edersiniz. Freemium model yeni kullanıcıların ilgisini çekmek ve hem kazancı hem de kullanıcıyı koruma oranını artırmak için en iyi yol olarak bilinir.

Abonelik Stratejisini Kabul Etmek

Bu strateji, temelinde Freemium modelle aynıdır, fakat sadece içerik bazlı uygulamalar için. Bu para kazanma stratejisi ile birlikte, kullanıcılara içeriklerinizin bir kısmı ya da belirli bir zaman dilimi için ücretsiz erişim sağlarsınız. Bundan sonra, kullanıcıları Premium içeriklerinize sahip olmaları için aboneliğe teşvik edersiniz. Kolay fakat kullanışlı bir yol!

Uygulamanızda Reklam Vermek

Bu stratejiyle, başlangıçta müşterilerinize iki seçenek sunabilirsiniz: uygulamayı reklamlarla birlikte ücretsiz indirmek veya reklamsız olarak satın almak, ya da yalnızca indirmeyi tamamen ücretsiz tutmak. Böylece uygulamanız içinde hedefli reklamlar yayınlayacak olan reklam verenlerden bir gelir elde edersiniz. Bununla birlikte, kullanıcılarınızı çok fazla reklamla rahatsız etmemeye ve uygulamayı bozma riskini mümkün olduğunca düşük tutmaya dikkat etmelisiniz.

Uygulama İçi Satın Alımlar

Bazı uygulamalarla, uygulama içinde ek içerik veya hizmetler satabilirsiniz. Bir mobil ticaret veya bir oyun uygulaması kurmayı planlıyorsanız, geliriniz kesinlikle yapacağınız uygulama içi satış miktarına bağlı olacaktır.

Ücretli İndirmeyi Seçmek

Uygulamanız, piyasadaki rakiplerinizden hiçbirinin sağlayamadığı çok özel özellikler / hizmetler / içerikler ve yetenekler içeriyorsa, müşteriden uygulamanızı satın almalarını isteyebilirsiniz. Kullanıcı edinimi oldukça zor olabilir ancak doğru pazarlama stratejisiyle,  hedeflenen müşterilerinizin gelişmiş özellikler hakkında bilgi sahibi olduğundan ve uygulamanızdan para kazanacağından emin olabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, farklı stratejilerle uygulamalardan para kazanmak mümkündür. İşiniz için en uygun olanı bulduğunuzda ve hedef kitlenizi belirlediğinizde faydaları görmeye başlarsınız.

 

  1. Mobil Kampanyalarımı Ne Zaman Kullanmalıyım?

Bu, mobil pazarlamada en yaygın sorulardan biridir. Buna cevap vermek için, güvenilir bir kaynaktan gelen büyük miktarda veriyi analiz etmemiz gerekiyor.

Netmera‘nın yaptığı bir araştırma göre, mobil ticaret gelirini artırmak için hangi zaman dilimlerini kullanmamız gerektiğine göz atabiliriz.

best time to increase your revenue

Mobil ticaret uygulamaları dönüşüm oranlarının, gün boyunca belirli saatlerde zirveye ulaştığını açıkça görüyoruz: öğle vakti (yaklaşık öğlen 2’de ) ve akşam (akşam saatinden sonra yaklaşık 10’da).

İkinci zirve; mobil cihazların, insanlar evde olduklarında ve bir masaüstü bilgisayara kolayca erişebildiklerinde bile tercih edilen ekran haline geldiğini ortaya koyuyor.

best day to increase your revenue

Pazartesi sendromunu başkalarına bırakın!

Yukarıda görebileceğiniz gibi Pazartesi, mobil ticaret uygulamaları için en popüler gün, ardından Çarşamba ve Pazar günleri geliyor. Mobil ticaret uygulamalarının sahipleri / pazarlamacıları, müşteriyi koruma ve geliri artırmak için bu popüler günlerde kullanıcıların uygulamayı kullanmalarını sağlamalıdır.

Bütün bu bilgiler ışığında görüyoruz ki; kullanıcı katılımının ve korumanın en önemli nokta haline geldiği gibi, mobil pazarlama da  şirketlerin odak noktası olmalıdır.

Mobil servisleriniz ve uygulamalarınıza göre en etkili pazarlama stratejilerine sahip olduğunuzda, işinizi kolayca paraya çevirebiliceğinizi ve yıl boyunca bu soruları kendinize sormayı unutmayın, iyi seneler!