5 Altın Öneri ile Mobil Pazarlama Yönetimi

Mobil kullanıcıların sayısı son birkaç yıl içinde önemli ölçüde arttı ve her geçen gün artmaya devam ediyor. Dünya üzerinde yaklaşık 4.7 milyar mobil kullanıcı var ve Amerikalıların % 90’ından fazlası bir cep telefonuna sahip. Mobil dünyanın genelinde çok radikal değişimler yaşanmayabilir fakat mobil pazarlama için büyüme kaçınılmaz görünüyor.

Mobil pazarlamayı içeren bir satın alma modeli, şirketleri daha fazla tüketiciye ulaştırabilir. Mobil pazarlama sürecinizi başarıyla yönetmenize yardımcı olacak bazı öneriler:

Öneri 1: Sitenizi Mobil Dostu Hale Getirin

Forbes’a göre, beş tüketiciden dördü mobil cihazlarını internette gezinmek için kullanıyor. Bu, bir sitenin mobil cihaz dostu olmaması halinde, büyük bir kitleye erişemeyeceği anlamına geliyor. Mobil web siteleri, masaüstü sitelerinden daha iyi planlanmış olmalı.

Öneri 2: Pazarlama Mesajınızı Kısa Tutun

Sempatik ve kısa bir mesaj oluşturun. Kullanıcıların dikkatini çekin ve bir sonraki adıma geçmeden önce mesajınızı alın. Mobil kullanıcılar genellikle hareket halindeyken farklı mobil uygulamalardan ileri geri ilerlerken dikkatlerini çekecek ve kolayca okuyabilecekleri bir web sitesi ile yola çıkmak çok önemli.

Öneri 3: Yeni Teknolojide Günceli Yakalayın

Teknoloji pek çok yönden gelişme ve ilerleme kaydediyor. Bu gelişimle birlikte yeni eğilimler ortaya çıkacak. Yeni eğilimleri bilmek önemli. Böylece tüketicilerin zihinlerini okuyabilir ve beklentilerini daha iyi karşılayabilirsiniz. Tıpkı giyilebilir teknoloji eğiliminin, insanların mobil uygulamalarla görüntüleme veya etkileşim biçimini değiştirdiği gibi.

Öneri 4: Harekete Geçirici Bir Mesajınız Olsun

Bir harekete geçirici mesaj hazırlamak, kullanıcılarınızın ilgisini çeker ve müşterilerinizle aranızdaki etkileşimi arttırır. Harekete geçme çağrısı yapmak, tüketicilere bir şeyler yapma şansı verir. Geri bildirimi teşvik eder ve işinize daha fazla trafik çeker.

Öneri 5: Çok Kanallı Kampanyaları Kullanın

Mobil pazarlama için farklı kanallar mevcuttur. Şirketler; Twitter, Facebook, Instagram, e-posta ve blog  gibi kanallaran her birini farklı kampanyalar için kullanabilirler. Bu da demek oluyor ki, her platform, tüketicileri size yönlendirebilir.

Mobil pazarlama her zaman kolay değildir, ancak modern bir kitleyle bağlantı kurmak istiyorsanız aradığınız adrestir. Günümüz teknolojisinin erişilebilirliğiyle mobil pazarlamayı optimize etmek ve web sitenizin mobil uyumlu olmasını sağlamak; mobil kullanıcılarla olan etkileşiminizi artırıp, web sitenizden daha fazla müşteri ve satış elde etmenize yardımcı olacak.

Kaynak: http://www.seekadventureapp.com/blog/2017/8/11/5-tips-for-mobile-marketing

 

Ödeme Sistemlerini ve Perakende Satışı Geleceğe Taşıyan Trendler

Perakende sektörü büyük bir değişim geçiriyor. Amazon gibi e-ticaret devlerinden, sokaktaki dükkanlara kadar tüm perakende sektörü müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak için değişiyor.

Hızla gelişen dijital ortamda mekan önemini yitirirken, ödeme sistemlerinin modernleştirilmesi işletmelerin büyümesindeki en önemli unsur haline geldi.

Bunu yapabilmek için ödeme yöntemlerini ve perakende sektörünü ileri taşıyan 3 temel trend dikkate alınmalı. Bunlar; ödeme çözümlerinin sayısallaştırılması, çoklu kanal ödeme seçenekleri ve veri ve analitiğin birleştirilmesi ile müşteri deneyiminin daha iyiye taşınmasını hedeflemek olmalı.

Ödemelerin sayısallaştırılması perakende sektörünü geleceğe taşıyan en büyük etken. Teknolojik yenilikler ve hiper bağlantılı bir dünya, müşteri davranışlarını yönlendiren unsurlar olmaya devam ediyor. Tüm dünyada tüketicilerin 10’da 8’i alışveriş esnasında bilgisayar, akıllı telefon, tablet veya mağaza içi dijital teknolojileri kullanıyor. Tüketicilerin % 82’si bir mağazada alışveriş yapmadan önce ürünü telefonlarından kontrol ediyor. On yıl önce var olmayan bu teknolojiler, günümüzün yeni standardı haline geldi.

Dijital çağında büyümek isteyen perakendeciler, hiç koşulsuz müşterinin mağaza içi ve online beklentilerini karşılamak zorunda. Perakendeciler POS sistemlerinin bugünün ihtiyaçlarına cevap verdiğinden ve geleceğe uyumlu olduğundan emin olmalı ve özellikle mobil uyumlu yöntemler geliştirip, geleneksel manuel yöntemlerden uzaklaşarak akıllı self servis seçenekleri ile müşteriye kolaylık sağlayarak yüksek marj hedeflerine yaklaşabileceklerini unutmamalı. Bunun yanında günümüz tüketicileri diledikleri ürünü, diledikleri yerde ve zamanda satın almak istiyor.  Çamaşır deterjanı gibi hızlı tüketim mallarından, paket Hint yemeği gibi yemek ürünlerine kadar her ürünü mağaza veya sanal ortam fark gözetmeksizin satın almak en büyük öncelik haline gelmiş durumda. Bu bağlamda, tüketicilerin ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş yapmaları, geleneksel işletmeler ile e-ticaret işletmeleri arasındaki çizgiyi daha da bulanıklaştırıyor.

Perakendeciler, tüketicilerin ilgisini çekmeye devam etmek için çoklu ödeme çözümlerini kullanmak zorundalar. Bu çözümlerin hatasız ve kullanıcı uyumlu olması önemli. Starbucks bu trendin öncü örneği. Müşterilere sağladıkları  mobil uygulamalar ve mağaza içi veya sanal satın almalarda uygulanan ödül sistemi ile bu alanda büyük bir avantaj sağladı. Müşterilerinin üçte biri ise geliştirdikleri uygulamayı kullanıyor ve  şaşırtıcı bir şekilde, bu sektör geneline kıyasla beklenenin çok üstünde bir oran.

Bu teknolojik gelişim ve değişiklikler günümüz perakendecileri için yeni zorluklar yaratıyor. Buna örnek olarak müşterilerin satıcı ile sadece ödeme noktasında iletişim kurmasını gösterebiliriz. Her ne kadar bu durum satıcının geleneksel olarak müşteriyi tanımasını güçleştirse de, bu sayede perakendeciler tüketicilerin harcama alışkanlıklarını analiz eden programlar gibi geleceğe dönük teknoloji yatırımları yapmaya fırsat buluyor.
Satın alma ve ödeme alışkanlıklarının takip edilmesi, müşteri deneyiminin geliştirilmesi yönünde kullanılabilecek önemli verilere ulaşmayı beraberinde getiriyor. Akıllı verilerin müşteri deneyimini nasıl ölçebileceğini ve kişiselleştirebileceğini düşünün. Örneğin; tüketicinin daha önceki harcama alışkanlıklarını içeren veriler sayesinde, kişinin konum ve ihtiyaçları dikkate alınarak satış promosyon önerilerinin sunulması. Bu yöntemi doğru kullanabilen perakendeciler, hem müşteri için ilgi çekici ve eğlenceli bir deneyim yaratıyorlar, hem de karşılıklı bağlılık ve güven ilişkisi kuruyorlar.

Tüm bu yenilikler göz önünde bulundurulduğundan en önemli unsur kullanım araçlarının sade olması ve veri analiz sistemleri ve yeni ödeme yöntemlerinin etkin kullanılabilmesi gibi görünüyor.

Kaynak: https://www.retaildive.com/news/three-key-trends-propelling-the-payments-and-retail-industries-into-the-fut/508373/

Uygulama İçi Reklamcılığın Gelişmesini Etkileyen Eğilimler

Uygulama içi reklamcılık pazarı, son 12-18 ayda hızlı bir şekilde değişti. Örneğin; 2017 yılının ilk çeyreği, uygulama mağazaları için rekor kelimesiyle özdeşleşti. Bu yılın ilk çeyreğinde 25 Milyar uygulama indirmesi gerçekleşti. Yine bu zaman aralığında, uygulama içindeki ve bünyesindeki tüketici harcamaları, yıllık bazda %45’lik bir artışa karşılık gelen 15 milyar dolardı. Peki, tüm bu gelişmeler ne anlama mı geliyor? Deneyimler ve müşteriler giderek mobil cihazların çevresinde şekilleniyor.  Mobil cihazların etkisi, gelecekte şu ankinden bile fazla olacak. Brüt uygulama gelirinin 2020’ye kadar 102 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

Uygulama ekosisteminde büyüme görülürken, uygulama içi reklamcılığın rolü de değişti. Uzun süredir uygulama geliştiricileri, kullanıcılara uygulama içi reklam satın alma seçenekleri sunmadan, “bir kere öde ve oynat” modelini kullanmayı tercih ettiler. Ücretsiz indirilen uygulamaların pazardaki sayısı günden güne arttıkça, markalar yeni gelir elde etme modelleri oluşturma ihtiyacı duyuyor. ComScore’un yaptığı bir araştırma, mobil kullanıcıların zamanının %88’ini uygulama içinde harcadığını gösteriyor. İşin ilginç tarafı, zamanımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimizi düşündüğümüz mobil tarayıcılar da uygulama içi aktivitelerimizin gerisinde kalıyor.

Uygulama içi reklam alanlarında dikkate alınması gereken bazı eğilimler:

Video

Video reklamlarının mobildeki yükselişine bir göz atın:

 

MobileVideoAdSpend.jpg

 

Yine de,  her yerde ve şekilde karşımıza çıkan bayiilerin yarattığı marka cümbüşü sorunundan bahsetmek gerekiyor. Uygulama içi reklamcılık ve uygulama içi video reklamcılığı ile ilgili çok sayıda farklı sağlayıcı ve seçenek var. Reklam verenlerin hepsi farklı çözümler sunarak, hedeflerini de göz önünde bulundurarak  mobil bir yolculuğu baştan sona analiz etmek için doğru kombinasyonu bulmaya çalışıyorlar.

Videonun işletmelere daha değerli müşteriler kazandırmadaki etkisi zamanla kanıtlandı. En etkili pazarlama, kanal performansını analiz etmeyi ve daha az performansa sahip kanallarda harcama sayısını azaltmayı içermeli. Buna bağlı olarak; daha fazla şirket, yatırım getirisi açısından potansiyel olarak uygulama içi video reklamcılığa yöneliyor. Video reklamcılığındaki  kayda değer büyüme  2017 boyunca devam edecek.

 

BadSanta_Ad_Shell.png

 

Chatbotlar

Son birkaç yıldır yükselişte olan Chatbotları 2017 ve sonrasında sürekli olarak etrafta görürseniz şaşırmayın. Bunun en önemli nedeni, bir satın alma işleminin mesajlaşmaya dönüştürülmesinin, genellikle işlem kolaylığı nedeniyle marka-müşteri ilişkisi için olumlu sonuçlar doğurması ve Chatbotların da bu iş için kelimenin tam anlamıyla biçilmiş kaftan olması olabilir.

Geçtiğimiz günlerde Huffington Post, 2017’nin “reklamlara veda” trendini başlatacağını savunuyordu. Kulağınıza son derece gerçek dışı gelebilir. Güncel verilere göre ortalama bir pazarlama departmanı, bütçesinin %48’ini reklam harcamalarına ayırıyor. Aynı zamanda, tüketicilerin %75’i doğrudan bir satış görevlisi ile uğraşmaktan çok, bir web sitesini referans alıyor ve hepimiz mesajlaşma platformlarındaki kabul sayılarının oldukça yüksek olduğunu biliyoruz. Bu, reklamların tamamen kaybolacağı anlamına değil, chatbotların ürünlerin ve hizmetlerin tanıtımında çok daha belirgin bir rol oynayacağı anlamına geliyor.

Kaynak: http://info.localytics.com/blog/in-app-advertising-is-growing-but-around-what-trends

Kaçınılması Gereken Mobil Pazarlama Stratejisi Hataları

Mobil pazarlama dünyası, deneyimli pazarlama uzmanları için bile kafa karıştırıcı olabilir. Hızlı bir şekilde değişen bu dünyada, maliyet dalgalanmaları ve sürekli gelişen teknoloji ile hangi stratejilerin ve yöntemlerin kullanılacağını bilmek zor olabilir.

SocPub tarafından yayınlanan Formstack’ın bir raporuna göre; akıllı telefon dönüşüm oranları, masaüstü dönüşüm oranlarının yüzde 64 üzerinde. Bu nedenle, akıllı telefon kullanıcılarını tüm pazarlama stratejisinde uygun bir şekilde konumlandırmak büyük önem taşıyor. Her işletmenin mobil pazarlama stratejisi farklı olsa da tüm profesyonellerin önüne geçmesi gereken dört tuzak vardır:

Dikkatsiz Hedefleme Yapma

Potansiyel müşterileri yer ve ilgi alanlarına göre hedefleme yeteneği, pazarlamacılar için değerli bilgiler sağlar ancak yalnızca gerekli demografik bilgileri hedefleyebilmek kampanya sağlığı açısından çok önemlidir. Doğru hedefleme kritik bir değere sahiptir, zira çok geniş bir kitleyi hedefleyen pazarlamacılar kampanyanın verdiği mesajı doğru hedef kitleye ulaştırmakta güçlük çekebilir veya çok dar bir kitleye ev sahipliği yapanlar büyüme fırsatlarını kaçırabilir. Mobil pazarlama stratejiniz için en iyi yatırım; detaylı araştırma yapmak ve dikkatli hedeflemeye bir şans vermek olacaktır.

Yerelliği Etken Olarak Görmeme

Genellikle tüm politikaların yerel olduğu söylenir ancak aynı mantık işletmeler ve satışlar için de geçerlidir. Aynı ilçede üç lokasyona sahip yerel bir restoran zinciri veya birden fazla ülkeye yayılmış bölgesel bir sağlıklı gıda mağazası pazarlamıyorsanız, coğrafi hedefleme teknolojisi ile yerel tüketiciler için mobil pazarlama stratejinizi optimize etmeyi deneyin. Bunu yapmak potansiyel müşterilerinize mümkün olan en alakalı içeriği sunmanızı sağlayacaktır.

Tutarsız Mesajlaşma

Tüketicilerin mesajınızı mobil bir cihazda bulabilmesi, işletmenizle olan etkileşimlerinin tek bir cihazla sınırlı kalabileceği anlamına gelmez. Örneğin akıllı telefon üzerinden yapılan bir arama, işletmenizi bulmaya yönelik olabilir ve daha sonra kendi tabletlerinde veya masaüstünde bu işlemi devam ettirmek isteyebilirler.

Bu nedenle, mobil ve masaüstü içeriğinizin tutarlı olması önemlidir. Adobe’un yayınladığı bir raporda; pazarlamacıların yaklaşık yüzde 30’u, mesajını birden çok kanalda yayınlarken yalnızca yüzde 14’ünün tüm kanallarda tutarlı mesajlaşma sunan kampanyalar için bir plan oluşturduğu belirtiliyor. Kitlenize dağıtılan her içerik parçası için tutarlı olmayı şart koşun.

Stratejiyi Düzenli Olarak İncelememe

Etkili ve maliyet bilincine sahip bir mobil pazarlama stratejisi hazırlamak zordur. İşe yarayan bir şey bulduğunuzda aynı stratejiyi sürekli yürütmeyi cazip bulabilirsiniz. Ancak, işiniz gereği ve hedeflediğiniz pazarın zaman içinde değişebilme özelliğine sahip olması nedeniyle bunu yapmanız tavsiye edilmez. İyi bir mobil stratejiyi mükemmel bir mobil stratejiye dönüştürmek için mobil pazarlama çalışmalarınızı altı ayda bir denetleyin. 

Ne yazık ki pazarlamacıların, bir mobil pazarlama stratejisi hazırlarken sihirli bir değneği yok. Bunun yerine işinizi büyütebilmek için kaçınmanız gereken belli başlı kurallar var. Bu kuralların mantığını bir cümle ile özetlemek gerekirse: Veri odaklı mobil bir strateji benimseyin ve devamında işletmenizin önlenemez yükselişine şahit olun. 

Kaynak: http://blog.cmglocalsolutions.com/4-mobile-marketing-strategy-mistakes-to-avoid

E-Book: Mobil Gündem Temmuz 2017 Raporu

Tikle.com’un “Mobil Gündem” e-kitabında; Mobilin hayatımızın her alanına entegre oluşunu ve doğru kullanımı hakkındaki ipuçlarını öğrenebileceksiniz. Unutmayın hayat mobil teknolojinin yörüngesinde hareket ediyor. Mobil Gündem E-book’umuzu ücretsiz indirmek için tıklayın.

E-Book: 12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji

Tikle.com’un ‘’12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji’’ e-kitabında; mobil stratejinizi nasıl geliştirebileceğinizi görebilir ve işletme tanıtımında mobil uygulamaların ne kadar önemli bir hale geldiğini öğrenebilirsiniz. 12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji E-book’umuzu ücretsiz indirmek için tıklayın.

Mobil Cihazların Tüketici Beklentilerine Etkisi

Eğer yirmi yıl önce biri perakendecilere, internet trafik akışının yarısının mobil cihazlardan ve özel günlerdeki satışların %40’ının akıllı telefonlardan geleceğini söyleseydi, çok büyük ihtimalle ciddiye alınmazdı. Mobil cihazlar sayesinde gelişen bir marka-tüketici ilişkisi ise, hayal dahi edilemezdi. Ancak günümüzde mobil erişilebilirlik, tüketici davranışlarının kaderini belirliyor.

onlinealisveris_01

Tüketiciler günlük ihtiyaç ve aktivitelerini gerçekleştirmek için akıllı telefonlarına güveniyorlar. İş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor, gün içinde attıkları adımları ve yedikleri gıdaların kalorisini sayıyor ve hatta basit bir parmak hareketiyle muhtemel ilişki adaylarını arasında seçim yapıyorlar. Kısacası 2017’de hayat mobil teknolojinin yörüngesinde hareket ediyor ve kitlelerin mobile olan bağlılığı teknolojik gelişmelere bir diğeri eklendikçe daha da artacak. Örneğin sanal gerçekliği ele alalım, ilk çıktığı dönemdeki kısıtlı kullanma alanını düşündüğünüzde şu an günlük yaşamımızdaki pek çok an ve aktiviteye entegre edilebilecek kadar geliştiğini fark edebilirsiniz.

 

Teknolojik gelişme ve güncellemeler markaların tüketicilerle temas noktalarını arttırmak gibi muazzam fırsatlar sunsa da, aynı zamanda kendi içinde birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Markanızın karşılaşabileceği güçlüklere dair bir fikir edinmek isterseniz, okumaya devam etmenizin tam sırası.

 

Aciliyet

Markaların, tüketici ve hedef kitlelerine ulaşmak için hiç olmadığı kadar fırsata sahip. Ancak tüketici de hiç olmadığı kadar ulaşılması zor bir noktada. Tüm tüketicilerin %55’i, bir web sitesine giriş yaptığında siteyi terk etmeden önce 15 saniye ya da daha az bir zaman harcıyor. Bu şu anlama geliyor: müşteri için bir web sitesinin ana sayfasını test etmek için yalnızca 15 saniye yeterli. Özellikle mobil kullanıcılar içerikte beklediğini hemen bulamazsa, sitenin içinde bir gezintiye çıkmaktansa siteden çıkmayı tercih ediyor.

Wex_Corporate_SocialMediaPayments_600x315

Akıllı telefonlar “an devri”ni yarattı. Her şey saniyeler değil, mikro-saniyeler üzerine dahi kurulabiliyor. Her türlü bilgi parmaklarımızın ucunda. Birkaç saniye içinde aracımızdan gideceğimiz yerin rotasını belirleyebiliyor, mobil ödeme yapabiliyor, fotoğraf paylaşabiliyor ya da yeni bir ürün hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Mobil cihazların etki alanı genişledikçe, tüketicilerin beklentileri yükseldi. Eğer tüketici ve kullanıcılar; bir markanın ihtiyaç ya da beklentilerini tam olarak karşılayamadığını düşünüyorsa, o markanın varlığı tehdit altına dahi girebiliyor.

 

Mobil olarak optimize edilmiş bir web sitesinin korunmasının yanı sıra, markaların yeni aciliyet standartlarını desteklemek için müşteri hizmetlerini tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor. Müşteriler günümüzde bir markanın web sitesinde gömülü bir iletişim sayfası bulmak, uzun bir form doldurmak ve yanıt için 1-2 gün beklemek istememelerinin aksine kişiselleştirilmiş sorular cevapladıklarında derhal yanıt bekliyorlar. Neyse ki, markalar bu talepleri karşılamada onlara yardımcı olacak sosyal medya platformlarına sahip. Birçok şirket, yaklaşımlarını müşteri hizmetlerine dönüştürürken sosyal ağı ilk olarak tercih ediyorlar. Müşterilerin, tweet atabileceği, yorum yapabileceği veya DM gönderebileceği sorular olduğunda; markaların cevapları zamanında teslim etmesi çok önemli. Çünkü müşterilerin % 84’ü sosyal medya ağı üzerinde bir soru sormaları üzerine 24 saat içinde bir yanıt bekliyor.

Fluent-Mobile-Shopping

Uygunluk

Günümüz tüketicileri, mobil ekranlarında her gün beş saat harcıyorlar. Tüketiciler, tempoyu düşürmeden aygıtlar, uygulamalar ve web siteleri arasında kesintisiz bir şekilde geçiş yapıyor. SERP’teki reklamlardan markaların organik Facebook postlarına ve sponsorlu Instagram fotoğraflarına kadar tüketiciler markalardan kaçamıyor. Sonuç olarak, gün boyu reklamlara maruz bırakılıyorlar ve alakasız buldukları içeriği yok saymaya alışmış durumdalar.

 

Markalar, tüm dijital gürültüyü gerçekten kesip bireysel tüketicilerle bağlantı kurmaları için ürün satmaktan çok, aynı zamanda izleyicinin yaşamına değer katan içerik deneyimleri sunmak zorundalar. Aslında, izleyiciler marka tarafından üretilen içeriğin %60’ını reklam kirliliği olarak görür. İçerik türünün kitlelerle alakalı olması, kitleyi başarılı bir şekilde eğitmesi veya eğlendirmesi gerekir. Topluluk hikayelerini paylaşmak, kitleye ulaşmak için iyi bir yoldur çünkü gerçek hayatta müşteriler markayı kişiselleştirmeye çalışır. Tüketiciler, markaların sözlerinden çok diğer tüketicilerin görüşlerine önem verirler. Markalar, bir ürünlerini kullanan insanları ve gerçek hikayeleri vurgulayabilirse, daha fazla müşteri elde edeceklerdir.

 

Teknoloji, marka ve tüketici arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Mobil cihazlar ve sosyal platformlar, bir zamanlar var olan sınırları aştı. Günümüzde tüketicilerin her zaman şirketlere erişimi var. Bunun anlamı markaların da tüketiciyle bağlantı kurmak için daha fazla fırsatları olduğu anlamına gelse de, birçok açıdan bu artan erişilebilirlik markaların daha fazla çalışmasına ve iş gücü harcamaya mecbur olmasına sebep oluyor. Tüketiciler mobil cihazlarında daha fazla içeriğe maruz kalırsa beklentileri artmaya devam edecek. Markalar, e-posta başlıklarının ve sosyal medya fotoğraflarının temellerinin ötesinde düşünmek ve gerçek zamanlı olarak müşterilere bağlanan özgün deneyimler sunmak için odaklanmalı.

Kaynak: http://customerthink.com/how-mobile-devices-are-changing-customer-behaviors-and-expectations/

Mobil ile Değişen Alışveriş Alışkanlıkları

Siz de daha önce süper marketin ıssız koridorlarında her nedense kendi kategorisinde bulunmayan bir ürünü aradınız mı ? Ya da düzgün bir şekilde katlanmış t-shirt ler arasında bedeninizi ararken sadece internetten satışı olduğunu öğrendiğiniz oldu mu ?
Alışveriş doğası gereği bazen bu tarz sorunlara yol açabiliyor. Online satıcılar, mobil ile alışveriş deneyimini arttırarak sizi hayal kırıklığına uğrayan bir alıcıdan mutlu bir alıcıya dönüştürmek istiyorlar.

 

Akıllı Telefonlar Markalara Müşteri İç Görülerini Veriyor.

Mobil ortam; bir çok kanaldan satıcılara, müşterilerle her an bağlantı kurabilme şansı veriyor.  Artık cep telefonundan önce ulaşamadıkları alanlarda da müşterilere ulaşabiliyorlar. Bunlara ek olarak mobil bilgiyi analiz etmek markaların kendi pazarları üstüne yoğunlaşmasını ve müşterilerini daha iyi tanımaları anlamına geliyor.
Mobilin yükselişi; email kampanyaları, etkili reklamcılık ve sosyal medya ile devam ediyor. Google, mobil üzerinden yapılan konuşma oranının %29 oranında arttığını ortaya çıkardı.
Deloitte araştırmaları gösteriyor ki akıllı telefon kullananlar kullanmayanlara göre %14 oranında daha fazla mağazalara uğruyor.
Bunun dışında internetten alışverişlerin %34 ü mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Birleşik Devletler’de her geçen yıl mobil kullanıcılar internet siteleri üzerinde %5 daha az zaman harcıyorlar. Bu da gösteriyor ki insanlar alışverişte neyi alıcaklarına daha hızlı karar veriyorlar ve satın alıyorlar. Elbetteki amaç tüketicilerin taleplerini karşılamak ve daha sonrasında onlara çabuk ve sorunsuz bir şekilde hizmet sunabilmek. Tıpkı Google’ın dediği gibi “ Mobil iyi kullanıldığı zaman teknoloji görünmez hale gelir. Müşteriler, onu sadece istedikleri şeyi güzelce veren bir satıcıdan başka bir şey olarak görmeyeceklerdir.”

Eğer markalar, tam anlamıyla mobil potansiyelin avantajını yakalamak istiyorlarsa müşterilerin daha fazla bilgi, rekabetçi fiyat, kupon kodları gibi isteklerine cevap verip müşterilerin isteklerini ince bir şekilde onlara uygun hale getirmeliler.

 

Her Zaman Her Yerde

Müşterilerin ihtiyaçlarını belirleme, onlar mağazaya girdikten sonra da devam etmekte. Son 5 yılda müşterilerin fiziksel olarak dükkana uğraması %57 oranında düşse de hala müşteriler bizzat mağazalara giderek alışveriş yapmakta. Aslında her bir ziyaret 3 kat daha fazla gelir getiren bir hal almış durumda.

Tedarikçiden müşteriye kadar alışveriş sürecinde, üretilen mobil uygulamalar bu konuda oldukça ileri düzeyde hizmet vermekte. Bir çoğu touchscreen catalogue ile birlikte müşterilerin ürünleri incelemesini ve satışın aşamalarını gözlemlemesini sağlayarak üst düzeyde bir hizmet sağlamakta.
Sephore yaptığı araştırmalar sonucu kullanıcıların telefonlarından ürün hakkında daha önce yapılan yorumlara göz attıkları yada benzer ürünleri araştırdıklarını farketmesi üzerine onları satışa yönlendiricek telefon dostu bir mobil uygulama geliştirdi. Google’ın araştırmasına göre akıllı telefon kullanan insanların %82si mağazanın içindeyken bir ürünü alıp almama konusunda telefonlarını kullanıyorlar.
Yine de alıcılar biraz yanar-dönerli, %29u eğer istediğini sitede veya app te bulamıyorsa saniyeler içinde siteden siteye atlıyor. Bu müşterilere ulaşabilmek için markalar mobil bariyerleri indirmeli ve müşteriye hızlı ve alakalı bir deneyim sunmalı. Her şeye karşın sürekli internet bağlantısı müşterileri geçmişe göre daha bilgili hale getiriyor.
Herkes rakiplere,daha önceki satışlara , gelecek ürünlere kolaylıkla ulaşabiliyor.
Aisle Buyer and Amazon Price Check appler ürün fiyatlarını gerçek zamanlı kıyaslanmasına olanak veriyor. Yani bütün olay müşteri ile alakalı. Yine de müşterilerin appte veya sitede gezinip araştırma yapması alışveriş için bir şans kovaladıkları anlamına geliyor.
Eğer marka müşterinin problemini çözebilecek yoldan bir cevap verirse ödüllendirileceğine dair şüphe yok. Mobil uygulama kullanan markaların konuşma oranı kullanmayanlara göre %21 daha fazla. Sitelerine ve uygulamalarına bağlantılı ve eşsiz değerler ekleyebilen markalar, mevcut müşterilerle canlı destek hizmetiyle müşteri sadakatinde ciddi anlamda artış yaşıyorlar.

 

Deloitte’un öngörülerine göre mobil satışların gelecekte artması ancak akıllı telefonların daha ulaşılabilir hale gelmesiyle gerçekleşebilecek bir olgu.
Sözün kısası bu gelişimi sağlayan markalar ileride bu durumdan pişman olmayacaklar.

 

source: https://www.ntrust.com/blog/news-media/shop-by-smartphone-how-mobile-changed-the-shopping-experience/

Etkili Bir Mobil Pazarlama İçin İçeriğinizi Nasıl Optimize Edersiniz?

Günümüzde içerik pazarlamadan çağrı başına ödemeye, tüm pazarlama kampanyalarının başarısının sırrı optimizasyonda yatıyor. Eğer pazarlama çalışmalarınız belirli bir kanala optimize edilmemişse ya da niş bir segmente uyarlanmamışsa, çabalarınızın  karşılığını aldığınızı gösteren bir tabloyla karşılaşmayacaksınız. Özellikle de söz konusu dijital çağda pazarlama ise, bu bahsettiğimiz tablodaki göstergelerin daha hassas olduğunu ve optimizasyondan en iyi şekilde faydalanmanız gerektiğini de bilmelisiniz. Peki, çağın en çok kullanılan cihazlarından olan mobil için içerik optimizasyonu yaparak işe başlamak kulağa nasıl geliyor? İlginizi çektiyse mobil pazarlama çalışmalarınızın etkisini arttıracak mobil içerik optimizasyonu tavsiyelerimize başlayalım.

Müşterilerinizi Mesafeye Göre Hedefleyin

Müşterilerinizi bulundukları spesifik bir coğrafi alana göre hedeflemek, işletmenize sayısız fayda sağlar. Yapılan bir araştırma; müşterilerin mağaza ve firmaları yakın mesafede oldukları anlarda ziyaret etmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Mobildeki içeriğinizi konuma göre optimize etmek için, civarda olan müşterilerin işletmenizi fark etmelerini sağlayan coğrafi hedeflemeye (geo-targeting) başvurabilirsiniz.

Bırakın Otomasyon Sizin İçin Çalışsın

Bütün vaktinizi içerik pazarlama düzenlemelerine ya da arama başına ödeme kampanyaları için bildirim göndermeye ayıramazsınız. Eğer mobil içerik optimizasyonu için otomasyon araçları kullanırsanız, içerik ve reklamdan müşteri etkileşimlerine kadar her şeyi otomatik bir şekilde yönetebilirsiniz. Mobil içeriği optimize etmek için otomasyon araçlarını kullanarak, müşterilerinize ulaşma potansiyelinizi maksimum orana çıkarmanıza yardımcı olacak anlık bildirimler ya da uygulama içi zamana duyarlı bilgilendirme mesajları gönderebilirsiniz.

Başparmakların Önemini Yadsımayın

Mobil içeriğinizi kullanıcının başparmak hareketlerine uygun olarak tasarlayın. Çoğu mobil kullanıcı diğer elini bir içecek, cüzdan ya da çanta gibi eşyaları tutmak için kullandığından tıklama ya da kaydırma hareketlerini yalnızca başparmağını kullanarak yapıyor.

Başparmak hareketleri, mobil cihazlardaki müşteri etkileşimde anahtar görevi görür. Bu nedenle örneğin, belirli bölümler için daha büyük tıklama alanı oluşturmak ve navigasyonu kolaylaştıracak düzenlemeler yapmak müşterinizin içeriğinize ulaştığı mobil bağlamda yaşadığı deneyimin kalitesini arttırır.

Dijital Kuponlar Dağıtın

Mesafeye dayalı pazarlama yöntemlerinize dahil edeceğiniz dijital kupon dağıtımı, mobil içeriğinizi daha fazla sayıda kullanıcı çekecek şekilde optimize eder.

Mobil kullanıcıların %96’sı ve Y kuşağına ait kullanıcıların %70’i hali hazırda mobil üzerinden kuponlar için arama yapıyorlar. İlgi gören bir şeyi sınırlı zaman için geçerli olan ürün/hizmet kuponlarına dönüştürün ve kar edin. Çünkü kabul edelim; hem müşteriler hem de işletmeler kazançlı anlaşmaları sever.

İçeriğinizi Video ile Zenginleştirin

Küçük mobil ekranlarında uzun bir metin öbeğiyle karşılaşmak kadar kötü bir şey yoktur. Eğer mobil içeriğinizi müşteri temelinde optimize etmek konusunda kararlıysanız, içeriğinize nerede ve ne zaman video entegre etmeniz gerektiğini öğrenmelisiniz. Bu sayede, metin ve görsel dengesini kurabilir ve müşterilerinizle kurduğunuz ilişkiye farklılık getirebilirsiniz. 

Kaynak: https://www.ringpartner.com/blog/how-to-optimize-content-for-mobile-marketing

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 3)

Daha güçlü bir mobil stratejiye sahip olmanın aşamalarını ve küçük ölçekli işletmenize ne gibi faydalar getireceğini incelediğimiz serimizin son bölümündeyiz. Eğer bu aşamaya kadar kararlı bir şekilde okumaya devam ettiyseniz, mobili biraz daha ciddiye aldığınızı ya da stratejinizde değişiklikler yapmaya ikna olmaya başladığınızı şimdiden söyleyebiliriz. Keyifli okumalar.

 

  1. Mobil Uygulama ve Mobil Siteler Geliştirme

Mobil uygulama ve mobil siteler farkı amaçlara hizmet eder ve farklı kitlelere hitap eder. Mobil uygulamalar; markalarla daha hızlı ve kolay bir şekilde etkileşime geçmek isteyen sadık müşteriler içinken, mobil siteler alışveriş deneyimini kolaylaştırmak ve özelleştirilmiş hizmetler, temel bilgiler ve iletişim detaylarını iletir.

 

Mobil öncelikli bir yaklaşım ile ‘responsive’ bir web sitesi geliştirmek; internet aramalarında görünmek, ziyaret sayısını arttırmak ve yeni müşterilerle yakın ilişkiler kurmak açısından büyük önem taşır. Buna karşın, mobil uygulamalar indirim, promosyon ve son dakika haberleri gibi ayrıcalıklı faydalar sunarak müşteriyi elde tutmayı sağlayan en güçlü araçlardan biridir.

600’den fazla marka üzerinden web ve uygulamaların bağlılık oluşturma oranları bakımından karşılaştırma yapan Adobe, akıllı telefon kullanıcıları uygulamada oturum başına 13 dakikaya yakın bir zaman geçirirken, tablet kullanıcılarının ortalama 24 dakika harcadığını keşfetti. Buna göre; uygulama oturumları, web sitesi gezinmelerinden 3-4 kat daha uzun sürüyor.

 

  1. Zaman, Konum ve Cihaz Türünü Göz Önünde Bulundurma

İşletmenizin mobil stratejisini planlarken, farklı çevreler için farklı cihazları kullanmakla yükümlü olduğunuzu aklınızda tutmalısınız. Örneğin tablet ve bilgisayar kullanımı akşam saatlerinde ve evde artış gösterirken, akıllı telefonların kullanım yoğunluğu işe gidiş-geliş saatlerinde ve yemek aralarında dikkat çeken bir artış göstermekle beraber gün içine de yayılıyor.

Tam da bu nedenle, belirli şartlara (zaman, konum ve cihaz türü) göre şekillenecek derinlemesine bir iletişim paketi hazırlamanız, müşterilerinizin markanızla etkileşime geçmesini kolaylaştıracak ve pazarlama kampanyanızı optimize ederken; doğru mesajı doğru kişilere, doğru formatla iletmenizi sağlayacaktır.

 

  1. Çoklu-Ekranı Pazarlama Stratejisine Dahil Etme

Akıllı telefon ve tabletlerin yükselişiyle, çoklu-ekranla ilgilenme davranışına olan yönelim arttı. %40’ın üzerinde akıllı telefon kullanıcısı, televizyon izlerken akıllı telefonlarında da geziniyor. Yani birçok markanın TV reklamlarını mobil ile etkileşime geçecek şekilde kurgulamaya başlaması bir tesadüf değil.

Markalar, kampanyalarına erişim ve dönüşüm getirme konusunda çoklu ekranlara güveniyor ve tek ekranlı kampanyalardan vazgeçiyor. Bu nedenle pazarlama kampanyalarınızı cihaz, konum ve günün bir saatine uygun bir şekilde tasarlamanız; farklı segmentlere ait müşterilerinizin her birinin alakalı içerikler sunmanızı mümkün kılar ve yatırımlarınızın dönüşüm oranını yükseltir.

 

  1. Pazar Trendlerini Kazanca Dönüştürme

Güncel pazar trendlerine bakarsak, mobilde bir patlama yaşandığını ve çoğu şirketin bunun tam da farkında olmayıp, etkili mobil operasyonlar yürütmekte geciktiğini söyleyebiliriz. Şu an için fark etmedikleri kayıplar, yakın gelecekte öngörülü şirketlerin gerisinde kaldıkları an kendini gösterecek ve rekabet etmekte zorluk çekecekler.

Deloitte’in Global Mobil Tüketici Anketi’ne göre; gelişmiş pazardaki tüketiciler mobil bir ağa bağlanabilen dört ile sekiz arası taşınabilir cihaza sahip ve bu oran her geçen gün artıyor. Diz üstü bilgisayar satışları düşerken, penetre olan pazarlarda dahi akıllı telefon ve tablet satışları azalacağa benzemiyor. Bunun sebebi büyük ihtimalle; eski cihazları yenileriyle değiştirilme döngüsü, teknolojideki gelişmeler, düşük fiyatlandırmalar ve kullanıcı sayısındaki artış.

Portio Research, 2012’nin sonuna kadar dünya genelinde 1.2 milyar kişinin mobil uygulama kullanacağını söylemişti. Bu rakamın %29.8’i bulması ve 2017’nin sonunda 4.4 milyar kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Yıl sonunda uygulama kullanıcılarının yarısına tekabül edecek bu büyümenin kaydadeğer bir kısmı Asya’dan gelecek.

 

Küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak önemli bir faktörü göz önünde bulundurmalısınız:

İnsanlar taşınabilir cihazları çoğunlukla keyifli zaman geçirip, arkadaş ve sevdikleri markalarla iletişime geçmek için kullanıyor. Amerikalıların uygulamada geçirdiği zamanın çoğunu oyun oynamak (%18), eğlenceli içeriklere erişmek (%15) ya da sosyal medyayı kullanmak (%29) oluşturuyor. İngiltere’de ise 4 dakika içinde birden çok kez, akıllı telefonlar üzerinden sosyal medyaya ulaşılıyor.

Umarız serimizi tamamladıktan sonra, özellikle küçük ölçekli işletmelerin mobil strateji geliştirme özelinde sahip olduğu ön yargıların haklılık payı olmadığı konusunda bizimle hemfikir olmuşsunuzdur. 12 adımı atmadan önce, bir adım atıp konuya açık fikirli bir şekilde yaklaşmak ve ilgi göstermek gerekiyordu. Öyleyse yazının sonuna geldiğimize göre 1 adım gitti, 12 adım kaldı.

Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/