E-Ticarette Başarılı Olmak İçin 10 İpucu

Teknolojinin ve cihazların çok hızlı bir şekilde değiştiği gibi, pazarlama yöntemlerimiz de aynı şekilde değişim gösterir. Cep telefonunun e-ticaret sektörünü devraldığını zaten biliyorsunuzdur. Yakın zamandaki çalışmalar da mobilin gücünü göstermeye devam etmekte.

Verilere dayanarak şunu söyleyebiliriz ki: 2015, mobil trafiğin masaüstü kullanıcılarının sayılarını aştığı ilk yıl (USA-Comscore.com). Hatta Google’a göre yakın zamanda, masaüstü arama mobil sonuçlar ile karşılaştırıldığında güncelliğini yitirmiş olacak.

Bu bilgiyi zaten biliyor olabilirsiniz ancak bu değişikliklerin pazarlama faaliyetlerinin her alanını etkileyeceğinin farkında mısınız? İşletmeniz için verimli mobil pazarlama çözümleri var mı? Pazarlamanın hangi bölümüne odaklanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Bugün, her zamankinden daha fazla veriye sahibiz ve artan teknolojilerin yardımıyla, en iyi mobil pazarlama eğilimlerini karşılamak için pazarlama etkinliklerinden yararlanmamız gerekir.

Netmera’nın yaptığı bir araştırmaya göre; pazarlama bütçenizden en iyi sonucu almak ve mobil müşteri katılımınızı artırmak için üzerinde yoğunlaşmanız gereken Mobil Pazarlama İpuçları ve Çözümleri’ni 10 maddede açıklayabiliriz:

 

  1. Push Bildirimleri

Push bildirimleri, e-ticaret müşterilerinin işlemlerini tamamlamaları için tetikleyici olabilir. Son gelişmeler doğrultusunda, mobil uygulamalarla birlikte web siteleri için bildirimler de mevcut.

Push bildirimleri sayesinde yapabileceklerinizden bazılarını şunlardır:

  • Müşterilerinize yeni ürün gelişleri, güncellemeleri ve avantajları hakkında bilgi vermek
  • Müşterileriniz hakkında daha fazla bilgi toplamanıza yardımcı olan işlemleri teşvik etmek
  • Kullanıcılara işlemini tamamlamadıkları alışveriş sepetlerini veya kaydedilen ürünleri hatırlatmak
  • Uygulamanızdan veya web sitenizden bir süredir alışveriş yapmayı bırakmış müşterilere yeniden kendinizi hatırlatmak

Düz metinlerin müşterileriniz için yeterli olmayabileceğini düşünüyorsanız, push bildirimlerinize biraz renk katmak için resimler, haritalar ve etkileşimli formlar gönderebilmenizi sağlayan bildirimler kullanabilirsiniz!

 

  1. İnteraktif Push Mesajları

Müşteri kitlenizin daha derin bir seviyede etkileşime girdiğini görmek için başka bir pazarlama  yöntemi daha var. İnteraktif Push Mesajları, daha ilgili ve geri dönüşümlü deneyimler üretmek için müşterileriniz ve olanaklarınız arasında daha iyi bağlantılar kurmanıza fırsat sağlar.

Unutmayın ki: Bu sayede müşterileriniz artık mesajlarınıza ve kampanyalarınıza zahmetsizce cevap verebilir.

 

  1. Uygulama Pop-up’ları

Uygulama pop-up’ları uygulama içinde müşterinin ihtiyaçlarına cevap veren hedeflenmiş içerik sayesinde, müşteriyle etkişelim kurmamıza yardımcı olur.

Müşterilerin, uygulamanın içinde bir ürünü tıklama veya uygulamayı açma gibi belirli işlemleri gerçekleştirmesi tetiklenir. Uygulama pop-up’larının diğer bir harika yanı ise, müşterileriniz push bildirimlerini devre dışı bırakmış olsa bile içeriğinizi yayınlayabilmenizdir!

Ayrıca Uygulama Pop-up’ları sayesinde yapabileceklerinizden bazıları şunlardır:

  • Müşterilere hedeflenen içerik göndermek ve kullanıcı deneyimini geliştirmek
  • Kullanıcıları ürünün kullanılabilirliği ve son haberler hakkında bilgilendirmek
  • İlk sefer için müşterilerinize öğretici dizisi göstermek
  • Kullanıcıları, yaptıkları bir işlemi bildirerek tekrar devreye sokmak (ör. Müşteri belirli bir ürünü gözden geçirdikten birkaç dakika sonra ücretsiz kargo bildirimi göndermek)
  • Kullanıcılara, uygulamanız için push bildirimlerini etkinleştirmeyi hatırlatmak

 

  1. Konum Tabanlı Pazarlama

Statista’ya göre, 2017’de dünya nüfusunun neredeyse üçte birinin bir akıllı telefonu olacağı bir seviyeye ulaşıyoruz. Artık müşterilerimizi telefonlarıyla takip edebiliyoruz. Kullanıcıları, gönderilerini coğrafi olarak etiketlemeye teşvik eden sosyal medya sayesinde tüm bu mükemmel verilere sahibiz. Peki onunla ne yapacağız?

Konum tabanlı pazarlama temelde, müşterilerin konumlarına daha doğru bir yoldan ulaşmak için kullanılan, coğrafi işaretleme ve beacon yönetimi gibi bir dizi mobil pazarlama stratejisidir.

Bu pazarlama stratejisi sayesinde, Konum Hedefleme ve Geofencing(Coğrafi Sınırlama) ile birlikte belirli yerleri hedefleyen mobil pazarlama kampanyalarını kolayca oluşturabilirsiniz. Böylece daha yüksek dönüşüm oranlarına ulaşırsınız.

  1. Beacon Teknolojisi ve Proximity Marketing

Biliyoruz ki hayaliniz; müşterilerinizle bireysel olarak, doğru yerde ve doğru zamanda  iletişim kurmak.

Beacon teknolojisi ve proximity marketing sayesinde müşterilerin telefonlarından konuma dayalı bilgi elde edilir ve böylece onlar mağazanızın yakınlarında dolaşırken, siz de promosyonlar, indirim bilgileri, yeni gelenler vs. içerikli mesajlar atarak onları mağazaya davet edebilirsiniz. Beacon kullanımı ayrıca perakendecilerin; kullanıcıları uygulamalarına çekmelerine, onları kalıcı kılmalarına  ve böylece uygulamalardaki müşteri katılımını artırmalarına yardımcı olur.

Beacon Marketing‘in diğer bir güzel yanı, pazarlamanızı müşterilerinize uygun hale getirerek, dönüşüm oranları ve satış hacmini artırmasıdır. Yani müşterilerinizi, davranışlarını analiz ederek ve ileride kişiselleştirecek kampanyalar için kullanarak özel hissettirebilirsiniz.

 

  1. Kullanıcı Etiketleme ve CRM Segmentasyonu

Halihazırda alakasız mesajlar almaktan boğulan kitlenizin dikkatini çekmek istediğinizde, hedef pazarlama çok önemlidir. Etiketler, kişi kaydı için uygulanan pazarlama etiketidir ve listeleri yönetmenize yardımcı olur. Aynı zamanda en güçlü bölümlendirme araçlarından da biridir.

Kullanıcı Etiketleme ve CRM Segmentasyonu, müşterilerinize daha hedefli pazarlama mesajları gönderebilmenizi sağlar. Ayrıca anlamlı segmentasyonlar ve etkili kampanyaları oluşturmak için müşterilerin davranışlarını ve tercihlerini analiz edebilirsiniz.

Sonuçta; hedeflediğiniz stratejileri, ilgili kullanıcıların segmentasyon ölçütlerine dayalı olarak iyileştirebilirsiniz.

 

  1. Mobil Pazarlama Otomasyonu

Pazarlama otomasyonu hedef kitlenizle doğru platformda ve uygun içerikle iletişim kurmanızı sağlayarak satın alma sürecinin tamamlanmasına yardımcı olur, kişiselleştirme ve zamanlama yoluyla mesajın etkinliğini artırırlar. Örneğin: Müşterilerinizin alışveriş sepetlerini terk ettikten ya da belirli bir süre için uygulamanızı açmayan kullanıcılara “sizi özledik” bildirimlerinizi gönderdikten sonra, win-back push bildirimlerini gönderebilirsiniz.

Mobil Otomatik Kampanyalar, belirli kullanıcı davranışlarına veya hareketsizliğine yanıt verdikleri için iletişimi artırır; bu da, iletişiminizi iyi zamanlamayla kişiselleştirmenizi sağlar. Ve bu nedenle, geliri artırmak için de güçlü bir kaynaktır.

 

  1. Davranışssal Segmentasyon

Satın alma kararları alırken tüketicilerin davranış kalıpları hakkında bilgi sahibi olmak, size güçlü bir bakış açısı sağlar ve pazarlama yaklaşımınızı müşterilerinize uyarlamanızı sağlar.

Davranışsal Segmentasyon yoluyla bu davranış kalıpları hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz. Peki nasıl?

Müşterilerinizi; kullanımları, tepkileri, faaliyet tercihleri ve tutumlarına göre gruplar halinde böler. Çoğunlukla aşağıdaki davranışsal segmentlere uygulanır:

  • Geçmişteki tıklamalara, görüntülemelere veya harcadıkları zamana göre ölçülen, belirli bir ürün veya kategoriye yönelik eğilim veya ilgi
  • Kullanma sıklığı, satın alma ve harcanan zamanla ölçülen kullanıcı bağlılığı
  • Geçmiş alımların sıklığı ve değeri ile ölçülen müşteri değeri
  • Kullanımın veya satın alımın yeniliği ile ölçülen saklama seviyesi
  • Özel kullanıcı grupları tarafından gerçekleştirilen belirli işlemlerle ölçülen kullanım kalıpları
  • Geçmiş satın alımlar ve zamanlama ile ölçülen satın alma kalıpları

Bu pazarlama stratejisi sayesinde daha kişiselleştirilmiş, tanıtım mesajları olan farklı kullanıcı segmentlerini hedefleyerek mobil pazarlama kampanyalarınızın etkinliğini artırabilirsiniz. Müşterileriniz hakkında ilginç keşifler yapabilir ve pazarlama faaliyetlerinizde bazı değişiklikler gerçekleştirebilirsiniz.

 

  1. Yeniden hedefleme

Online araştırmalar, online ziyaretçilerin sadece % 2’sinin ilk ziyaretlerinde dönüşüm sağladığını gösteriyor. Yeniden hedeflemenin, geri kalan % 98 potansiyel müşteriyi web sitenize geri döndürüp dönüşüm oranınızı arttırmanıza izin vermeniz hiç de yanlış olmaz.

Yeniden hedefleme, müşterilerinizi bir önceki kampanyaya verdikleri yanıta dayalı olarak yeni bir pazarlama etkinliği için yeniden seçme sürecidir. Önceki pazarlama kampanyalarınızla olan etkileşimleriniz aracılığıyla, kullanıcılarınızın tercihleri ve ihtiyaçları bilgisi dahilinde daha kişiselleştirilmiş kampanyalar oluşturmanıza olanak tanır.

Aslında bu pazarlama tekniği, markanızı görünür tutar ve vitrinlere bakıp geçen müşterilerin alıcıya dönüşme fırsatını artırır. Müşteriniz yeniden hedefleme bildiriminizi her aldığında, markanız daha fazla tanınır.

 

  1. Kampanya Analizi

Tüm önemli pazarlama kampanyalarınızı yürütseniz dahi, ölçüm ve analiz yapmadığınız sürece aşağıdakilerin hiçbiri hakkında gerçek anlamda fikir sahibi olamazsınız:

  • Müşterileriniz için en etkili olan kampanyalar
  • İçerik, kopyalama ve mesaj etkililiği
  • Dönüşüm oranları
  • Açık tarifelee
  • Kampanyanın kullanıcı başına toplam geliri ve ortalama geliri   
  • Müşteri davranışı
  • Yükleme ve kaldırmalar
  • Yer ve cihaz bilgileri vb.

Sonuç olarak, daha etkili mobil pazarlama kampanyaları planlamak için kampanyalarınızın performansını analiz etmelisiniz. Okunan bildirimlerin sayısının, bağlantıların tıklanma sıklığının ve kampanya hareketliliğinin nasıl etkilediğinin farkında olursanız, kullanıcılarınızın katılımını ve kalıcılığını o kadar artırırsınız.

Mobil ile Değişen Alışveriş Alışkanlıkları

Siz de daha önce süper marketin ıssız koridorlarında her nedense kendi kategorisinde bulunmayan bir ürünü aradınız mı ? Ya da düzgün bir şekilde katlanmış t-shirt ler arasında bedeninizi ararken sadece internetten satışı olduğunu öğrendiğiniz oldu mu ?
Alışveriş doğası gereği bazen bu tarz sorunlara yol açabiliyor. Online satıcılar, mobil ile alışveriş deneyimini arttırarak sizi hayal kırıklığına uğrayan bir alıcıdan mutlu bir alıcıya dönüştürmek istiyorlar.

 

Akıllı Telefonlar Markalara Müşteri İç Görülerini Veriyor.

Mobil ortam; bir çok kanaldan satıcılara, müşterilerle her an bağlantı kurabilme şansı veriyor.  Artık cep telefonundan önce ulaşamadıkları alanlarda da müşterilere ulaşabiliyorlar. Bunlara ek olarak mobil bilgiyi analiz etmek markaların kendi pazarları üstüne yoğunlaşmasını ve müşterilerini daha iyi tanımaları anlamına geliyor.
Mobilin yükselişi; email kampanyaları, etkili reklamcılık ve sosyal medya ile devam ediyor. Google, mobil üzerinden yapılan konuşma oranının %29 oranında arttığını ortaya çıkardı.
Deloitte araştırmaları gösteriyor ki akıllı telefon kullananlar kullanmayanlara göre %14 oranında daha fazla mağazalara uğruyor.
Bunun dışında internetten alışverişlerin %34 ü mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Birleşik Devletler’de her geçen yıl mobil kullanıcılar internet siteleri üzerinde %5 daha az zaman harcıyorlar. Bu da gösteriyor ki insanlar alışverişte neyi alıcaklarına daha hızlı karar veriyorlar ve satın alıyorlar. Elbetteki amaç tüketicilerin taleplerini karşılamak ve daha sonrasında onlara çabuk ve sorunsuz bir şekilde hizmet sunabilmek. Tıpkı Google’ın dediği gibi “ Mobil iyi kullanıldığı zaman teknoloji görünmez hale gelir. Müşteriler, onu sadece istedikleri şeyi güzelce veren bir satıcıdan başka bir şey olarak görmeyeceklerdir.”

Eğer markalar, tam anlamıyla mobil potansiyelin avantajını yakalamak istiyorlarsa müşterilerin daha fazla bilgi, rekabetçi fiyat, kupon kodları gibi isteklerine cevap verip müşterilerin isteklerini ince bir şekilde onlara uygun hale getirmeliler.

 

Her Zaman Her Yerde

Müşterilerin ihtiyaçlarını belirleme, onlar mağazaya girdikten sonra da devam etmekte. Son 5 yılda müşterilerin fiziksel olarak dükkana uğraması %57 oranında düşse de hala müşteriler bizzat mağazalara giderek alışveriş yapmakta. Aslında her bir ziyaret 3 kat daha fazla gelir getiren bir hal almış durumda.

Tedarikçiden müşteriye kadar alışveriş sürecinde, üretilen mobil uygulamalar bu konuda oldukça ileri düzeyde hizmet vermekte. Bir çoğu touchscreen catalogue ile birlikte müşterilerin ürünleri incelemesini ve satışın aşamalarını gözlemlemesini sağlayarak üst düzeyde bir hizmet sağlamakta.
Sephore yaptığı araştırmalar sonucu kullanıcıların telefonlarından ürün hakkında daha önce yapılan yorumlara göz attıkları yada benzer ürünleri araştırdıklarını farketmesi üzerine onları satışa yönlendiricek telefon dostu bir mobil uygulama geliştirdi. Google’ın araştırmasına göre akıllı telefon kullanan insanların %82si mağazanın içindeyken bir ürünü alıp almama konusunda telefonlarını kullanıyorlar.
Yine de alıcılar biraz yanar-dönerli, %29u eğer istediğini sitede veya app te bulamıyorsa saniyeler içinde siteden siteye atlıyor. Bu müşterilere ulaşabilmek için markalar mobil bariyerleri indirmeli ve müşteriye hızlı ve alakalı bir deneyim sunmalı. Her şeye karşın sürekli internet bağlantısı müşterileri geçmişe göre daha bilgili hale getiriyor.
Herkes rakiplere,daha önceki satışlara , gelecek ürünlere kolaylıkla ulaşabiliyor.
Aisle Buyer and Amazon Price Check appler ürün fiyatlarını gerçek zamanlı kıyaslanmasına olanak veriyor. Yani bütün olay müşteri ile alakalı. Yine de müşterilerin appte veya sitede gezinip araştırma yapması alışveriş için bir şans kovaladıkları anlamına geliyor.
Eğer marka müşterinin problemini çözebilecek yoldan bir cevap verirse ödüllendirileceğine dair şüphe yok. Mobil uygulama kullanan markaların konuşma oranı kullanmayanlara göre %21 daha fazla. Sitelerine ve uygulamalarına bağlantılı ve eşsiz değerler ekleyebilen markalar, mevcut müşterilerle canlı destek hizmetiyle müşteri sadakatinde ciddi anlamda artış yaşıyorlar.

 

Deloitte’un öngörülerine göre mobil satışların gelecekte artması ancak akıllı telefonların daha ulaşılabilir hale gelmesiyle gerçekleşebilecek bir olgu.
Sözün kısası bu gelişimi sağlayan markalar ileride bu durumdan pişman olmayacaklar.

 

source: https://www.ntrust.com/blog/news-media/shop-by-smartphone-how-mobile-changed-the-shopping-experience/

Mobil Stratejinizin Etkisini Arttıracak 7 Tavsiye

Belki de tarihte ilk kez, mobil cihazların sayısı yeryüzündeki insanların sayısını aştı. Bu dönüm noktası, girişimciler için çok önemli bir gerçeğin altını çiziyor: mobil cihazların sayısı arttıkça önemleri de artacak.

Tüketicilerin %85’i mobil cihazlarının günlük hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyor. Kesin olan bir şey var ki tüketiciler ve dolayısı ile mobilin yükselişinin farkına varıp tüketicilerine akıllı telefon ve tabletlerle ulaşan (ve günden güne sayıları artan) işletmeler için, mobil arayüz büyük bir önem taşıyor. Mobil odaklı bir strateji, şirketlerin her kategoriden müşteriye erişimini sağlayıp güçlü bir endüstriyel avantaj elde etmesine yardımcı olabilir.

Ancak mobil bir strateji yaratmak, sadece bir uygulama geliştirmekten çok daha fazlasıdır. Başarılı bir mobil strateji yüz yüze, mobil ve geleneksel online deneyimlerinizin tümünün müşterileri işletmenizle etkiletişime geçmeye motive eden uyumlu bir mesajı aktarmasıyla mümkün olabilir. Öyleyse mobil stratejinizin etkisini arttırmak için faydalanabileceğiniz 7 tavsiyeye bir göz atalım.

1. Attığınız her adım mobil stratejinizle uyumlu olsun.

Bu ayın trendini takip etmeye karşı güçlü bir istek duyabilirsiniz ama eğer bu moda, büyüme stratejinizle uyum sağlamıyorsa; emin olun ki size hiçbir fayda getirmeyecektir.

Örneğin, son zamanların gündemini yerinden oynatan mobil uygulamaları ele alalım. İlgi gördükleri bir gerçek. Yine de unutmayın; ortalama bir ücretli uygulama ayda 500 dolar kâr getirir. Bu, yatırım yapmayı göze almadan kârlılık beklememeniz gerektiği anlamına geliyor. Eğer stratejinize mobil bir uygulamayı dahil edecekseniz, ortaya sizi geliştirecek bir iş çıkardığınızdan emin olun.

2. Harika deneyimler tasarlayın.

Müşterilerinize markanızla yeni ve heyecan verici yollarla iletişim kurabileceği bir deneyim sunmaya odaklanın. Çoğu kullanıcı mobil uygulamaların iki saniye içinde yüklenmesini bekliyor ve %85’i mobil uygulamayı mobil web siteye tercih ediyor. Bir düşünün, büyük ihtimalle en az bir kez uyumsuz bir tasarımı ve başarısız bir yönlendirmesi olan mobil bir web siteyi ziyaret etme deneyimi yaşadınız ve bu hiç hoş bir tecrübe değildi. Öyleyse kendinizi kullanıcıların yerine koyun ve kullanıcılara güzel deneyimler yaşatabilecek bir uygulama geliştirmeyi hedefleyin.

3.Uygulama programlama arayüzlerini kullanın.

Uygulama programlama arayüzleri, birbiriyle iletişim halinde olan ve sizi gereksiz özellikler tasarlamaktan kurtaran sistemlerdir. Twitter trafiğinin %75’i bu arayüzlerden (diğer bir deyişle üçüncü parti kullanıcı büyüme stemlerinden) gelir. O halde diğer uygulamaların kullanıcı tabanından elde edilen kullanıcı bağlantılarından nasıl faydalanabileceğinizi düşünmeye başlamanın tam sırası.

4. Esnek bir strateji kurgulayın ve rakamları önemseyin.

Akıllı telefon pazarı tahminen önümüzdeki 4 veya 5 yıl içinde her sene %10’dan fazla artış gösterecek ve önümüzdeki 3 yıl içinde mobil uygulama indirmelerinin sayısı iki katına çıkacak. Rakamlara bakarak mobil stratejinizin yeniliklere hızlıca adapte edilebilecek kadar esnek olması gerektiğini söyleyebiliriz. Böylelikle yükselen bu ivmeden payınızı düşeni almakta gecikmezsiniz.

5. Geliştirilmiş bir deneyim sunun.

Mobil deneyiminizi web site deneyiminizle uyumlu olacak şekilde ayarlayın. Bu sayede kullanıcılar cihazlar arasında kolaylıkla geçiş yapabilir. Kullanıcıların yalnızca %16’sı teknik sorunlar çıkaran uyumsuz uygulamalara iki kereden fazla deneme şansı veriyor. Spotify’ı ele alalım. Kusursuz bir mobil ve masaüstü performansına sahip. Kullanıcılar mobilde dinledikleri bir şarkıyı durdurup masaüstünde oturum açtığında kaldığı yerden devam edebiliyor. Yani cihazlar arası geçişin düzgün bir şekilde gerçekleştirilebilmesi adeta bir gereklilik.

6. Güçlü bir takım kurun.

Bir uygulamanın iskeletini hazırlamak 10.000 dolara mal olabiliyor ve zengin grafikleri olan bir uygulama söz konusu olduğunda bütçe milyonları bulabiliyor. Başarılı uygulamalar geliştirmek için yetkin kişilerden oluşan bir ekip kurmak bu sebeple oldukça kritik değer taşıyor. Kurum içi yazılım geliştirme takımı (in-house development team) oluşturmak başlangıç için uygun. Planınızı şekillendirirken ihtiyaç duyabileceğiniz teknik müdahaleleri bu sayede yapabilirsiniz ve dışarıdan birinin desteğinden bağımsız hareket edebilirsiniz.

7. Müşterilerinizin verilerini koruyun.

Müşteri verilerinden bahsedildiğinde, bilginin korunmasının ciddiyetini de konuya dahil etmek gerek. Veri şifreleme ve depolama alanı gizliliği gibi uygulamaları stratejinize ekleyebilirsiniz.

Söz tekrar mobil stratejiye gelmişken, mobil stratejiye dahil olan başarılı bir marka örneği verelim: Flipboard. Tamamen mobilleşmiş dijital bir dergi. Dergi okumayı akıllı telefon ve tablet kullanıcıları için çok yönlü ve keyifli bir deneyime dönüştürdü. Bunun yanında kullanıcıların kendi dergilerini yaratabilmelerine ve kendileri ile aynı ilgi alanlarına sahip kişileri bir araya getirme imkanı sunuyor.

İşletmenizin hedefleri ve buna bağlı olan müşterilerinizin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanacak bir mobil strateji, hedef kitlenizle çok daha derin bir seviyede iletişim kurmanızı sağlayabilir. Güçlü bir mobil strateji aynı zamanda şirketinizin tasarlanan büyüme planındaki konuma ulaşmasına yardım edebilir.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/242667

Mobil Uygulama Geliştiricilerin Kar Etme Aşamasında Yaptıkları 7 Hata- Bölüm 1

Milyonlarca akıllı telefon kullanıcısı bilgiye, eğlenceye, alışverişe ve sosyal ilişkilere mobil üzerinden anlık erişime şansına sahip. Bu şansı yaratan uygulama geliştiriciliği, hızla en heyecan verici ve kazançlı kariyer planları arasına dahil oluyor. Ne yazık ki  Angry Birds gibi başarılı uygulamalara karşın, binlerce kâr getirmeyen mobil uygulama da var.

Bu oldukça ilginç bir durum. Çünkü uygulama geliştirici ve pazarlamacıların mobil uygulamalar üzerinden kâr elde etmeleri için App Store ve diğer uygulama mağazalarındaki yoğun rekabete rağmen şimdiye dek olmadığı kadar çok imkan var. Günümüzde başarılı bir mobil uygulama geliştirici olmanın ilk şartı geçmişi geride bırakmak. Artık uygulamalar “Ücretli – Ücretsiz” olduklarıyla ya da 0.99 TL veya 1.99 TL olmalarına göre değerlendirilmiyor. Eğer uygulamalardan para kazanma sürecinizi eski düşünce kalıplarıyla yönetmezseniz, evrenin size sunacağı sayısız fırsatı kazanca dönüştürebilirsiniz.

Eğer işletmesinin başarıyla ilerlemesini hedefleyen bir uygulama geliştirici ya da pazarlamacı iseniz, ya da varolan bir uygulamayı kâr getiren bir seviyeye taşıma niyetindeyseniz; kendinize şunu sormanızda fayda var: Çok sık yapılan hataları tekrarlıyor olabilir miyim?

İşte uygulama geliştiricilerin gelir elde etme aşamasında yaptıkları 7 büyük hata:

 

  1. İndirme başına premium ödeme zorunluluğu getirmek: Bir uygulamadan gelir elde etmenin en bariz ve kolay yolu, ücretlendirmek gibi geliyor değil mi? Sonuçta 5.000 uygulama satın alımı, indirme başı 1 TL üzerinden hesaplanırsa 5000 TL değerinde bir kârdan bahsediyoruz demektir. Kulağa çok mantıklı gelse de, ne yazık ki işler tam olarak böyle yürümüyor. Pazardaki uygulama yığını detaylı olarak incelenmiş ve birtakım sonuçlara ulaşılmış. Çoğu uygulama kullanıcısı -ortada çok ikna edici bir sebep olmadığı sürece- 1 TL gibi az miktardaki bir bedeli dahi ödemeye gönüllü olmuyor. Birçok uygulama, kullanıcılara denemek ve üretmek için indirme işleminden ücret talep etmediği halde bundan gelir elde edebiliyor. Kitleye ulaşıp dikkatini çekebilirseniz; mobil reklamcılık, uygulama içi ücretlendirme, offer wall gibi daha pek çok şekilde gelir ve kâr etme yolları bulabilirsiniz. İndirme başına ücretlendirme doğru şartlar altında iyi bir gelir kaynağı olabilir ama geçmişte bilinen başarılı bir uygulaması ya da ödeme konusunda istekli bir kitlesi bulunmayan uygulama geliştiricileri için uygulamanın ücretsiz sunulması çok daha iyi olacaktır. Önce uygulamanızın indirilmesini sağlayın, sonra para kazanmaya başlayın.

 

  1. Gelir kazanma modelini uygulamayı tamamladıktan sonra belirlemek: Uygulama geliştirme ve pazarlama, geniş kapsamlı ve ortak bir stratejik planın parçaları olmalı. Harika bir uygulama geliştirip App Store’da kaderine terk edip yığınla kazanç getirmesini bekleyemezsiniz. Uygulamanız ne kadar iyi olursa olsun; öncelikle indirilme aşaması için detaylı ve çok adımlı bir pazarlama planına ihtiyaç vardır. Sosyal medya pazarlaması ve tanıtım çalışmaları ile de bu plan desteklenir. İnanın çoğu uygulama geliştirici pazarlamacı ya da satış uzmanı olmak için doğmamıştır. Nefes kesen bir uygulama tasarlama ve muhteşem kodlar yazmak, uygulamayı satmak ve daha geniş kitlelere tanıtmak için farklı yetenek setleri gerekir.

 

  1. Farklı platformların yaklaşımına göre şekillenememek: Çok sayıda uygulama geliştirici, bir pazarlama kalıbını benimseyip bütün pazarlama kanallarında aynı planı öne sürüyor. Ancak işin doğrusu; tıpkı bir iOS uygulaması kodlamak için Android uygulamasından farklı bir programlama dili gerekmesi gibi, bir uygulamayı App Store’da satmak için Android Market’tte olduğundan farklı yaklaşımlar gerekiyor. Her uygulama mağazasının kendine özgü hizmet kullanım şartları ve uygulamaları düzenleyen kuralları var. Bunlar pazarlama planınızı kâr etme ve dağıtma açısından etkiler. Bazı uygulama mağazalarının oldukça kısıtlayıcı kralları var. Öyle ki, kârlılık oranında ufacık bir düşüş fark ettiği anda uygulamayı mağazadan kaldırabiliyor.

http://ryanmorel.com/7-mistakes-app-developers-make-when-monetizing-their-apps-part-1/

Mobil Pazarlama ile İşletmenizin Trafiğini Artırmanın 8 Yolu

İş aramak için Sarı Sayfalara bakan birini tanıyor musunuz? Cevabınız büyük ihtimalle hayır. Çünkü bunun yerine tüketiciler web sitelerinin iş ilanı bölümlerine bakıyor ya da ilgilendikleri işletmelerle ilgili çevrimiçi aramalar yapıyorlar. Akıllı telefonlarda bu aramalar giderek artmakta. Yerel müşterilere dayanan bir perakende mağaza, restoran, salon, otomobil mağazası veya herhangi bir işletmeye sahipseniz; mobil pazarlama, mağazanıza daha fazla müşteri kazandırmaya yardımcı olabilir.

Mobil öncelikli düşünmek neden bu kadar önemli?

Mobil aramalar büyük artış gösteriyor. Özellikle “yakınımdakiler” seçeneği ile arama yapma oranı yıllık % 146 oranında artış yaşadı ve bu aramaların %88’i mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Bu mobil aramalardan alınan sonuçlara göre; yakınlarında bir şeyler arayan insanların %76’sı gün içinde iş yerini ziyaret ediyor, bu ziyaretlerin %28’i ise satışla sonuçlanıyor.

Peki büyük ödülü kazanmak için oyuna nasıl girebilirsiniz? İşte yerel işletmeniz için uygulayabileceğiniz 6 mobil pazarlama taktiği!

 

1) Web sitenizi ve e-posta pazarlamanızı mobil cihazlar için optimize edin.

Müşteriler, mobil reklamınızı veya teklifinizi tıklar ve mobil cihazlara uygun olmayan web sitelerine giderse, bilgileri okuyamaz veya harekete geçemezler. Farklı reklamlar için mobil cihazlar için optimize edilmiş açılış sayfaları oluşturun ve e-posta pazarlama çabalarınızın mobil cihazlar için optimize edilmiş olduğundan emin olun.

 

2) Yerel arama dizinleri listelerine girin.

Müşteriler sattığınız şeyi çevrimiçi olarak aradığında sizinle ne kadar yerel arama dizininde karşılaşırsa, sizi bulma şansları o kadar artar. Google My Business, YP.com ve Yelp yer alabileceğiniz yüzlerce arama dizinlerinin iyi örneklerinden. Her birinde girişinizi talep edin ve işletme adınız, çalışma saatleriniz, adresiniz, telefon numaranız ve web sitenize ait bir bağlantı gibi ayrıntıların; tüm girişlerinizde geçerli, doğru ve tutarlı olduğundan emin olun. (Tutarlılık gerçekten önemlidir; adresiniz birinde “sokak”, diğerinde “Sk.” olarak listeleniyorsa, bu işinize zarar verebilir.)

 

pexels-photo-218717

 

3) Bir mobil sadakat programı (loyalty program) kurun.

Müşterilerinizin cüzdanlarını daha fazla kartla doldurmak yerine, sadakat bilgilerini ve akıllı telefonlarındaki ödüllerini depolayabilmeleri için, mobil uygulama sunan sadakat programlarına bakın. Bu programlar, müşteriler için uygunluğunun yanısıra, pazarlama programınızı sadakat programı üyelerine kişiselleştirmenizi sağlayan kullanıcı verilerini topluyor. Ayrıca çoğu, mobil pazarlama aktivitelerinizi etkin hale getiriyor.

 

4) Müşterilerinizin sosyal medya hesaplarınızı ne kadar gözden geçirdiğini ölçerek, onlara ödüller verin.

Müşterilerinize, şirketinizin sosyal medya hesaplarına check-in yaptıkları için bir ödül, indirim veya özel teklif sunmak, işe yarayan basit bir taktik. İşletmenize ve sunduğunuz ürüne bağlı olarak, bir check-in karşılığı indirim yapmak veya 5 ila 10 check-in için daha önemli bir ödül vermek isteyebilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki; müşterilerinizin sosyal çevreleri işletmenizden bahsedildiğini gördüğünde, daha fazla ilgi göstermeye başlayacaktır.

 

5) SMS metin mesajı pazarlamacılığı kullanın.

Müşterilerin işletmenizden mesaj almayı onaylamasını isteyin. Daha fazla kayıt almak için programın sosyal medyada, e-postalarınızda ve web sitenizde; -ayrıca müşteriyle kişisel olarak etkileşim halindeyken de- tanıtımını yapın.Bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 56’sı, işyerinin yakınındayken akıllı telefonlarına gelen bir anlaşma veya teklif aldıktan sonra civardaki offline olarak faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri ziyaret ediyor. Müşterilerinize, o gün gerçekleştirilen hizmetlerdeki indirimler veya restoranınıza özel bir alana bir bedava öğle yemeği gibi, zamana duyarlı teklifler göndermek, yavaş zamanlarda işinizi arttırmanın harika bir yoludur. SMS göndererek müşterilerinizi artırmanın keyfini sürün!

 

6) Coğrafi hedefli (Geo-targeted) mobil reklamları kullanın.

Geo-location marketing, müşteriler belirli bir alana girdiklerinde onları hedeflemek için akıllı telefonlarındaki GPS konum verilerini kullanır. Geo-fencing, bir bölge çevresinde sanal bir çit oluşturur; bu, bir posta kodu kadar geniş ya da bulunduğunuz yer kadar dar olarak tanımlanabilir. Potansiyel müşteriler “çit” in içine girdiğinde; telefonları, bir reklam görüntülemek veya özel tekliflerle push bildirimleri göndermek için tetiklenir. Geo-conquesting, rakiplerinizin müşterilerine de pazarlama yapmak için, GPS konum bilgilerini kullanmayı bir adım daha ileriye götürür. Örneğin; bir perakendeci, bir müşteri rakip mağazaya yaklaştığında mobil teklifi tetiklemek için geo-conquesting’i kullanabilir. Geo-targeting‘i kullanan mobil görüntülü reklamlar için tıklama oranları, bunu kullanmayan mobil görüntülü reklamların tıklama oranının iki katıdır ve yalnızca posta kodu hedefleme (ZIP code targeting) kullanan mobil görüntülü reklamlardan yüzde 50 daha fazladır.

 

7) “Aramak için tıklayın” bilgilerini gösterin (Click to call)

Web sitenize, kullanıcıların akıllı telefonlarından hemen arayabilmeleri için, mobil cihazlara uygun bir click-to-call butonu koyun. Google geçtiğimiz günlerde, click-to-call numaraların otomatik olarak mobil arama reklamlarında gösterilebilmesini sağlayan bir özellik ekledi. BIA / Kelsey tahminlerine göre; mobil aramalar, işletmelere küresel çapta click-to-call butonundan düşen aramaların neredeyse 33 milyarı bulmasını sağlıyor. -Bu, neredeyse mobil açılış sayfalarından (landing pages) yüzde 19 daha fazla çağrı getirdiği anlamına geliyor.

 

8) Yazdırılabilir kupon gönderin

Alıcılar mobil tekliflerinize karşı hemen harekete geçmese de, genellikle daha sonra kullanmak üzere kuponları basmayı tercih ederler.

Geçen yıl, çevrimiçi kuponları basan Amerikalıların sayısı yüzde 62’ye ulaştı. Yazdırılabilir kupon teklifinizin e-posta ile gönderilen kuponları da kapsadığından emin olun.

coupons-pile-918x516

Kaynak: https://smallbusinesssolutions.blogs.xerox.com/

Mobil Cihazların Tüketici Beklentilerine Etkisi

Eğer yirmi yıl önce biri perakendecilere, internet trafik akışının yarısının mobil cihazlardan ve özel günlerdeki satışların %40’ının akıllı telefonlardan geleceğini söyleseydi, çok büyük ihtimalle ciddiye alınmazdı. Mobil cihazlar sayesinde gelişen bir marka-tüketici ilişkisi ise, hayal dahi edilemezdi. Ancak günümüzde mobil erişilebilirlik, tüketici davranışlarının kaderini belirliyor.

onlinealisveris_01

Tüketiciler günlük ihtiyaç ve aktivitelerini gerçekleştirmek için akıllı telefonlarına güveniyorlar. İş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor, gün içinde attıkları adımları ve yedikleri gıdaların kalorisini sayıyor ve hatta basit bir parmak hareketiyle muhtemel ilişki adaylarını arasında seçim yapıyorlar. Kısacası 2017’de hayat mobil teknolojinin yörüngesinde hareket ediyor ve kitlelerin mobile olan bağlılığı teknolojik gelişmelere bir diğeri eklendikçe daha da artacak. Örneğin sanal gerçekliği ele alalım, ilk çıktığı dönemdeki kısıtlı kullanma alanını düşündüğünüzde şu an günlük yaşamımızdaki pek çok an ve aktiviteye entegre edilebilecek kadar geliştiğini fark edebilirsiniz.

 

Teknolojik gelişme ve güncellemeler markaların tüketicilerle temas noktalarını arttırmak gibi muazzam fırsatlar sunsa da, aynı zamanda kendi içinde birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Markanızın karşılaşabileceği güçlüklere dair bir fikir edinmek isterseniz, okumaya devam etmenizin tam sırası.

 

Aciliyet

Markaların, tüketici ve hedef kitlelerine ulaşmak için hiç olmadığı kadar fırsata sahip. Ancak tüketici de hiç olmadığı kadar ulaşılması zor bir noktada. Tüm tüketicilerin %55’i, bir web sitesine giriş yaptığında siteyi terk etmeden önce 15 saniye ya da daha az bir zaman harcıyor. Bu şu anlama geliyor: müşteri için bir web sitesinin ana sayfasını test etmek için yalnızca 15 saniye yeterli. Özellikle mobil kullanıcılar içerikte beklediğini hemen bulamazsa, sitenin içinde bir gezintiye çıkmaktansa siteden çıkmayı tercih ediyor.

Wex_Corporate_SocialMediaPayments_600x315

Akıllı telefonlar “an devri”ni yarattı. Her şey saniyeler değil, mikro-saniyeler üzerine dahi kurulabiliyor. Her türlü bilgi parmaklarımızın ucunda. Birkaç saniye içinde aracımızdan gideceğimiz yerin rotasını belirleyebiliyor, mobil ödeme yapabiliyor, fotoğraf paylaşabiliyor ya da yeni bir ürün hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Mobil cihazların etki alanı genişledikçe, tüketicilerin beklentileri yükseldi. Eğer tüketici ve kullanıcılar; bir markanın ihtiyaç ya da beklentilerini tam olarak karşılayamadığını düşünüyorsa, o markanın varlığı tehdit altına dahi girebiliyor.

 

Mobil olarak optimize edilmiş bir web sitesinin korunmasının yanı sıra, markaların yeni aciliyet standartlarını desteklemek için müşteri hizmetlerini tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor. Müşteriler günümüzde bir markanın web sitesinde gömülü bir iletişim sayfası bulmak, uzun bir form doldurmak ve yanıt için 1-2 gün beklemek istememelerinin aksine kişiselleştirilmiş sorular cevapladıklarında derhal yanıt bekliyorlar. Neyse ki, markalar bu talepleri karşılamada onlara yardımcı olacak sosyal medya platformlarına sahip. Birçok şirket, yaklaşımlarını müşteri hizmetlerine dönüştürürken sosyal ağı ilk olarak tercih ediyorlar. Müşterilerin, tweet atabileceği, yorum yapabileceği veya DM gönderebileceği sorular olduğunda; markaların cevapları zamanında teslim etmesi çok önemli. Çünkü müşterilerin % 84’ü sosyal medya ağı üzerinde bir soru sormaları üzerine 24 saat içinde bir yanıt bekliyor.

Fluent-Mobile-Shopping

Uygunluk

Günümüz tüketicileri, mobil ekranlarında her gün beş saat harcıyorlar. Tüketiciler, tempoyu düşürmeden aygıtlar, uygulamalar ve web siteleri arasında kesintisiz bir şekilde geçiş yapıyor. SERP’teki reklamlardan markaların organik Facebook postlarına ve sponsorlu Instagram fotoğraflarına kadar tüketiciler markalardan kaçamıyor. Sonuç olarak, gün boyu reklamlara maruz bırakılıyorlar ve alakasız buldukları içeriği yok saymaya alışmış durumdalar.

 

Markalar, tüm dijital gürültüyü gerçekten kesip bireysel tüketicilerle bağlantı kurmaları için ürün satmaktan çok, aynı zamanda izleyicinin yaşamına değer katan içerik deneyimleri sunmak zorundalar. Aslında, izleyiciler marka tarafından üretilen içeriğin %60’ını reklam kirliliği olarak görür. İçerik türünün kitlelerle alakalı olması, kitleyi başarılı bir şekilde eğitmesi veya eğlendirmesi gerekir. Topluluk hikayelerini paylaşmak, kitleye ulaşmak için iyi bir yoldur çünkü gerçek hayatta müşteriler markayı kişiselleştirmeye çalışır. Tüketiciler, markaların sözlerinden çok diğer tüketicilerin görüşlerine önem verirler. Markalar, bir ürünlerini kullanan insanları ve gerçek hikayeleri vurgulayabilirse, daha fazla müşteri elde edeceklerdir.

 

Teknoloji, marka ve tüketici arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Mobil cihazlar ve sosyal platformlar, bir zamanlar var olan sınırları aştı. Günümüzde tüketicilerin her zaman şirketlere erişimi var. Bunun anlamı markaların da tüketiciyle bağlantı kurmak için daha fazla fırsatları olduğu anlamına gelse de, birçok açıdan bu artan erişilebilirlik markaların daha fazla çalışmasına ve iş gücü harcamaya mecbur olmasına sebep oluyor. Tüketiciler mobil cihazlarında daha fazla içeriğe maruz kalırsa beklentileri artmaya devam edecek. Markalar, e-posta başlıklarının ve sosyal medya fotoğraflarının temellerinin ötesinde düşünmek ve gerçek zamanlı olarak müşterilere bağlanan özgün deneyimler sunmak için odaklanmalı.

Kaynak: http://customerthink.com/how-mobile-devices-are-changing-customer-behaviors-and-expectations/

5 Altın Öneri ile Mobil Pazarlama Yönetimi

Mobil kullanıcıların sayısı son birkaç yıl içinde önemli ölçüde arttı ve her geçen gün artmaya devam ediyor. Dünya üzerinde yaklaşık 4.7 milyar mobil kullanıcı var ve Amerikalıların % 90’ından fazlası bir cep telefonuna sahip. Mobil dünyanın genelinde çok radikal değişimler yaşanmayabilir fakat mobil pazarlama için büyüme kaçınılmaz görünüyor.

Mobil pazarlamayı içeren bir satın alma modeli, şirketleri daha fazla tüketiciye ulaştırabilir. Mobil pazarlama sürecinizi başarıyla yönetmenize yardımcı olacak bazı öneriler:

Öneri 1: Sitenizi Mobil Dostu Hale Getirin

Forbes’a göre, beş tüketiciden dördü mobil cihazlarını internette gezinmek için kullanıyor. Bu, bir sitenin mobil cihaz dostu olmaması halinde, büyük bir kitleye erişemeyeceği anlamına geliyor. Mobil web siteleri, masaüstü sitelerinden daha iyi planlanmış olmalı.

Öneri 2: Pazarlama Mesajınızı Kısa Tutun

Sempatik ve kısa bir mesaj oluşturun. Kullanıcıların dikkatini çekin ve bir sonraki adıma geçmeden önce mesajınızı alın. Mobil kullanıcılar genellikle hareket halindeyken farklı mobil uygulamalardan ileri geri ilerlerken dikkatlerini çekecek ve kolayca okuyabilecekleri bir web sitesi ile yola çıkmak çok önemli.

Öneri 3: Yeni Teknolojide Günceli Yakalayın

Teknoloji pek çok yönden gelişme ve ilerleme kaydediyor. Bu gelişimle birlikte yeni eğilimler ortaya çıkacak. Yeni eğilimleri bilmek önemli. Böylece tüketicilerin zihinlerini okuyabilir ve beklentilerini daha iyi karşılayabilirsiniz. Tıpkı giyilebilir teknoloji eğiliminin, insanların mobil uygulamalarla görüntüleme veya etkileşim biçimini değiştirdiği gibi.

Öneri 4: Harekete Geçirici Bir Mesajınız Olsun

Bir harekete geçirici mesaj hazırlamak, kullanıcılarınızın ilgisini çeker ve müşterilerinizle aranızdaki etkileşimi arttırır. Harekete geçme çağrısı yapmak, tüketicilere bir şeyler yapma şansı verir. Geri bildirimi teşvik eder ve işinize daha fazla trafik çeker.

Öneri 5: Çok Kanallı Kampanyaları Kullanın

Mobil pazarlama için farklı kanallar mevcuttur. Şirketler; Twitter, Facebook, Instagram, e-posta ve blog  gibi kanallaran her birini farklı kampanyalar için kullanabilirler. Bu da demek oluyor ki, her platform, tüketicileri size yönlendirebilir.

Mobil pazarlama her zaman kolay değildir, ancak modern bir kitleyle bağlantı kurmak istiyorsanız aradığınız adrestir. Günümüz teknolojisinin erişilebilirliğiyle mobil pazarlamayı optimize etmek ve web sitenizin mobil uyumlu olmasını sağlamak; mobil kullanıcılarla olan etkileşiminizi artırıp, web sitenizden daha fazla müşteri ve satış elde etmenize yardımcı olacak.

Kaynak: http://www.seekadventureapp.com/blog/2017/8/11/5-tips-for-mobile-marketing

 

Ödeme Sistemlerini ve Perakende Satışı Geleceğe Taşıyan Trendler

Perakende sektörü büyük bir değişim geçiriyor. Amazon gibi e-ticaret devlerinden, sokaktaki dükkanlara kadar tüm perakende sektörü müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak için değişiyor.

Hızla gelişen dijital ortamda mekan önemini yitirirken, ödeme sistemlerinin modernleştirilmesi işletmelerin büyümesindeki en önemli unsur haline geldi.

Bunu yapabilmek için ödeme yöntemlerini ve perakende sektörünü ileri taşıyan 3 temel trend dikkate alınmalı. Bunlar; ödeme çözümlerinin sayısallaştırılması, çoklu kanal ödeme seçenekleri ve veri ve analitiğin birleştirilmesi ile müşteri deneyiminin daha iyiye taşınmasını hedeflemek olmalı.

Ödemelerin sayısallaştırılması perakende sektörünü geleceğe taşıyan en büyük etken. Teknolojik yenilikler ve hiper bağlantılı bir dünya, müşteri davranışlarını yönlendiren unsurlar olmaya devam ediyor. Tüm dünyada tüketicilerin 10’da 8’i alışveriş esnasında bilgisayar, akıllı telefon, tablet veya mağaza içi dijital teknolojileri kullanıyor. Tüketicilerin % 82’si bir mağazada alışveriş yapmadan önce ürünü telefonlarından kontrol ediyor. On yıl önce var olmayan bu teknolojiler, günümüzün yeni standardı haline geldi.

Dijital çağında büyümek isteyen perakendeciler, hiç koşulsuz müşterinin mağaza içi ve online beklentilerini karşılamak zorunda. Perakendeciler POS sistemlerinin bugünün ihtiyaçlarına cevap verdiğinden ve geleceğe uyumlu olduğundan emin olmalı ve özellikle mobil uyumlu yöntemler geliştirip, geleneksel manuel yöntemlerden uzaklaşarak akıllı self servis seçenekleri ile müşteriye kolaylık sağlayarak yüksek marj hedeflerine yaklaşabileceklerini unutmamalı. Bunun yanında günümüz tüketicileri diledikleri ürünü, diledikleri yerde ve zamanda satın almak istiyor.  Çamaşır deterjanı gibi hızlı tüketim mallarından, paket Hint yemeği gibi yemek ürünlerine kadar her ürünü mağaza veya sanal ortam fark gözetmeksizin satın almak en büyük öncelik haline gelmiş durumda. Bu bağlamda, tüketicilerin ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş yapmaları, geleneksel işletmeler ile e-ticaret işletmeleri arasındaki çizgiyi daha da bulanıklaştırıyor.

Perakendeciler, tüketicilerin ilgisini çekmeye devam etmek için çoklu ödeme çözümlerini kullanmak zorundalar. Bu çözümlerin hatasız ve kullanıcı uyumlu olması önemli. Starbucks bu trendin öncü örneği. Müşterilere sağladıkları  mobil uygulamalar ve mağaza içi veya sanal satın almalarda uygulanan ödül sistemi ile bu alanda büyük bir avantaj sağladı. Müşterilerinin üçte biri ise geliştirdikleri uygulamayı kullanıyor ve  şaşırtıcı bir şekilde, bu sektör geneline kıyasla beklenenin çok üstünde bir oran.

Bu teknolojik gelişim ve değişiklikler günümüz perakendecileri için yeni zorluklar yaratıyor. Buna örnek olarak müşterilerin satıcı ile sadece ödeme noktasında iletişim kurmasını gösterebiliriz. Her ne kadar bu durum satıcının geleneksel olarak müşteriyi tanımasını güçleştirse de, bu sayede perakendeciler tüketicilerin harcama alışkanlıklarını analiz eden programlar gibi geleceğe dönük teknoloji yatırımları yapmaya fırsat buluyor.
Satın alma ve ödeme alışkanlıklarının takip edilmesi, müşteri deneyiminin geliştirilmesi yönünde kullanılabilecek önemli verilere ulaşmayı beraberinde getiriyor. Akıllı verilerin müşteri deneyimini nasıl ölçebileceğini ve kişiselleştirebileceğini düşünün. Örneğin; tüketicinin daha önceki harcama alışkanlıklarını içeren veriler sayesinde, kişinin konum ve ihtiyaçları dikkate alınarak satış promosyon önerilerinin sunulması. Bu yöntemi doğru kullanabilen perakendeciler, hem müşteri için ilgi çekici ve eğlenceli bir deneyim yaratıyorlar, hem de karşılıklı bağlılık ve güven ilişkisi kuruyorlar.

Tüm bu yenilikler göz önünde bulundurulduğundan en önemli unsur kullanım araçlarının sade olması ve veri analiz sistemleri ve yeni ödeme yöntemlerinin etkin kullanılabilmesi gibi görünüyor.

Kaynak: https://www.retaildive.com/news/three-key-trends-propelling-the-payments-and-retail-industries-into-the-fut/508373/

Uygulama İçi Reklamcılığın Gelişmesini Etkileyen Eğilimler

Uygulama içi reklamcılık pazarı, son 12-18 ayda hızlı bir şekilde değişti. Örneğin; 2017 yılının ilk çeyreği, uygulama mağazaları için rekor kelimesiyle özdeşleşti. Bu yılın ilk çeyreğinde 25 Milyar uygulama indirmesi gerçekleşti. Yine bu zaman aralığında, uygulama içindeki ve bünyesindeki tüketici harcamaları, yıllık bazda %45’lik bir artışa karşılık gelen 15 milyar dolardı. Peki, tüm bu gelişmeler ne anlama mı geliyor? Deneyimler ve müşteriler giderek mobil cihazların çevresinde şekilleniyor.  Mobil cihazların etkisi, gelecekte şu ankinden bile fazla olacak. Brüt uygulama gelirinin 2020’ye kadar 102 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

Uygulama ekosisteminde büyüme görülürken, uygulama içi reklamcılığın rolü de değişti. Uzun süredir uygulama geliştiricileri, kullanıcılara uygulama içi reklam satın alma seçenekleri sunmadan, “bir kere öde ve oynat” modelini kullanmayı tercih ettiler. Ücretsiz indirilen uygulamaların pazardaki sayısı günden güne arttıkça, markalar yeni gelir elde etme modelleri oluşturma ihtiyacı duyuyor. ComScore’un yaptığı bir araştırma, mobil kullanıcıların zamanının %88’ini uygulama içinde harcadığını gösteriyor. İşin ilginç tarafı, zamanımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimizi düşündüğümüz mobil tarayıcılar da uygulama içi aktivitelerimizin gerisinde kalıyor.

Uygulama içi reklam alanlarında dikkate alınması gereken bazı eğilimler:

Video

Video reklamlarının mobildeki yükselişine bir göz atın:

 

MobileVideoAdSpend.jpg

 

Yine de,  her yerde ve şekilde karşımıza çıkan bayiilerin yarattığı marka cümbüşü sorunundan bahsetmek gerekiyor. Uygulama içi reklamcılık ve uygulama içi video reklamcılığı ile ilgili çok sayıda farklı sağlayıcı ve seçenek var. Reklam verenlerin hepsi farklı çözümler sunarak, hedeflerini de göz önünde bulundurarak  mobil bir yolculuğu baştan sona analiz etmek için doğru kombinasyonu bulmaya çalışıyorlar.

Videonun işletmelere daha değerli müşteriler kazandırmadaki etkisi zamanla kanıtlandı. En etkili pazarlama, kanal performansını analiz etmeyi ve daha az performansa sahip kanallarda harcama sayısını azaltmayı içermeli. Buna bağlı olarak; daha fazla şirket, yatırım getirisi açısından potansiyel olarak uygulama içi video reklamcılığa yöneliyor. Video reklamcılığındaki  kayda değer büyüme  2017 boyunca devam edecek.

 

BadSanta_Ad_Shell.png

 

Chatbotlar

Son birkaç yıldır yükselişte olan Chatbotları 2017 ve sonrasında sürekli olarak etrafta görürseniz şaşırmayın. Bunun en önemli nedeni, bir satın alma işleminin mesajlaşmaya dönüştürülmesinin, genellikle işlem kolaylığı nedeniyle marka-müşteri ilişkisi için olumlu sonuçlar doğurması ve Chatbotların da bu iş için kelimenin tam anlamıyla biçilmiş kaftan olması olabilir.

Geçtiğimiz günlerde Huffington Post, 2017’nin “reklamlara veda” trendini başlatacağını savunuyordu. Kulağınıza son derece gerçek dışı gelebilir. Güncel verilere göre ortalama bir pazarlama departmanı, bütçesinin %48’ini reklam harcamalarına ayırıyor. Aynı zamanda, tüketicilerin %75’i doğrudan bir satış görevlisi ile uğraşmaktan çok, bir web sitesini referans alıyor ve hepimiz mesajlaşma platformlarındaki kabul sayılarının oldukça yüksek olduğunu biliyoruz. Bu, reklamların tamamen kaybolacağı anlamına değil, chatbotların ürünlerin ve hizmetlerin tanıtımında çok daha belirgin bir rol oynayacağı anlamına geliyor.

Kaynak: http://info.localytics.com/blog/in-app-advertising-is-growing-but-around-what-trends