Mobil Ödeme Devriminin 3 Trendi

Mobil ödeme alanı,  müşterileri güçlü bir mıknatıs gibi kendine çekiyor ve geleceğin olayı olarak konumlanıyor. Endüstri takipçileri -mobil cihaz devrimi ile birlikte- nakit para ve kredi kartının yeni teknolojinin imkanları doğrultusunda mobil telefonlara gömülmesinin, geleneksel cüzdanın sonunu getireceğini öngörmüştü.

Bu öngörü henüz gerçekleşmedi. Çoğu insan kredi kartı ve nakit para gibi geleneksel yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Yine de bu durum, mobil ödeme devriminin yaklaştığı gerçeğinin önüne geçemiyor.

Mobil ödemenin bu denli gelişip yaygınlaşması, bu devrimi hızlandıracak 3 güncel trendi anlamaya çalışmayı kaçınılmaz kılıyor:

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

1. Mobil Ödemeleri Daha Büyük Bir Platformun Parçası Yapma

Nasıl işliyor: Teknoloji endüstrisindeki en büyük oyuncular son zamanlarda, bünyelerindeki büyümeleri destekleyecek ödeme çözümleri üzerine çalışıyor. Bu çözümlerin tamamı Pay -Teknoloji Devi-’in etiketi altında bir araya getiriliyor.

Çözümlerin pek çok ortak noktası olmasına rağmen, birbirlerinin kopyası da değiller. Kısaca belirtmek gerekirse, hepsi yakın alan iletişimi (NFC), şifreleme, parmak izi okuyucular ve kullanıcıları hatasız sonuçlara ulaştıran seçenekleri barındıran güvenilir teknolojik setlere dayanıyor.

Kim yapıyor: Apple Pay, Android Pay ve Samsung Pay (Bir tema fark ettiniz mi?)

Neden yapıyor: Bu rekabet halindeki servisleri birbirine bağlayan, stratejileri ardındaki fikir.

Her bir hamleleri, şahsi şirketlerinin platformlarıyla entegre olacak şekilde tasarlandı. iOS için Apple Pay (ve Apple Watch), Android için Android Pay ve Galaxy serisi için Samsung Pay.

Tüm bunların ötesinde bu hizmetlerin amacı; ödeme alanında lider olmak değil, daha büyük platformları ve vizyonu büyütmeye destek olmak.

2. Anlaşma ve Deneyim İyileştirme

Nasıl işliyor: Şirketler, ödeme yapmak yerine sadakate odaklanıyor ve mağazaların ürünlerini müşterilere sunma şeklini değiştiriyor. Bu yol ile, mağazaların her bir müşterisinin alışveriş geçmişinden elde ettiği verilerin zenginliğini artıyor ve her bir müşteriye özel bir teklif oluşturma imkanı doğuyor.

Ayrıca, bu strateji online ve offline arasında kusursuz bir deneyim yaşama fırsatı veriyor. Müşteriler offlineda ayırttığı bir ürünü kolaylıkla telefonlarından satın alabiliyor.

Kim yapıyor: bu yaklaşımı benimseyen tek şirket Yoyo Wallet.

Yolo Wallet’ın CEO’su ve yardımcı kurucusu Alain Falys durumu şöyle açıklıyor: “Mobil ödemelere bakıyoruz ve endüstrinin bu ödeme şekline doğru kaydığını görüyoruz. Bir şeyleri telefonlarımızdan satın alacağız.” “Bizim için daha ilginç olan, tüketici ve mağaza arasındaki ilişki sorunsalı. Günümüzün büyük oyuncularının ödeme konusundaki vizyonları oldukça dar ve bir katma değer de eklemiyorlar.”

Neden yapıyor: Ana fikir, mağaza ve tüketici arasındaki iletişimi daha kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürmek Örneğin; bir fincan kahve almak için bir kahve dükkanına gitmek yerine, kullanıcılara daha iyi bir anlaşma için teklif iletilecek 12 fincan kahve fiyatına 10 fincan alın vs. Böylelikle, müşteriler ne zaman isterlerse nakit veya kredi kartı ile ödeme yapmak için motive edilmiş oluyor.

İşin aslı, eski moda “bağlılık kartı” ile aynı fikirden yola çıkılıyor. Ancak olaylar tam tersinden ele alınıyor. Diğer oyunculardan gördüğümüz bu sistem, aynı mobil ödeme yeniliklerine olanak vermenin bambaşka bir yolu.

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

3. Alışverişi Kolaylaştırma

Nasıl işliyor: Kullanıcıların parasını güçlük yaşamadan başka birine aktarabilmesini sağlayan birçok mobil ödeme uygulaması bulunuyor. Bir grup arkadaşınızla dışarı çıkmışsanız ve hesabı ayrı ayrı ödüyorsanız bu sizin için mükemmel bir kurtarıcı. Bu uygulamalar ile, bir kişi hesabı kredi kartı ile ödeyebilir ve diğer herkes kendi payını uygulama aracılığıyla ekleyebilir.

Kim yapıyor: Bu alanın Venmo, Square Cash ve Popmoney gibi popüler uygulamaları.

Neden yapıyorlar: Bu yaklaşımın en mantıklı tarafı; büyük bir kullanıcı temeli inşa ederek, yaygın (ve zorlu) bir problemi çözebilmesi. Durumu her yönüyle ele alan bir yaklaşım olarak değerlendirmek de mümkün. Bahsi geçen uygulamalar ile, gerekli kullanıcı sayısını içeren bir topluluk oluşturulduğu anda; mağazalara iletilecek bilginin akış süreci daha da kolay bir hal alıyor.

 

Credit: Pozin, Ilya. “3 Trends In Mobile Payments You Need to Know About.” Forbes. Forbes Magazine, n.d. Web. 04 May 2016.

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Mayıs 2016

10 Etkileyici Mobil Uygulama Tasarım Trendi

Son 5 yıldır, Uber’dan Vine’a, mobil uygulama tasarım trendlerinin nasıl şekillendiğine dair bir bakış açısı geliştirmeye başladık. Sosyal trendlerden -paylaşım ekonomisi gibi- teknolojideki değişikliklere kadar, mobil uygulamaların nasıl görünmesi gerektiğini belirleyen çeşitli etkenler olduğunu fark ettik.

http://graphitesoftware.com/wp/wp-content/uploads/2014/12/personal-FB-spaces-2.jpg

 

Mobil Arayüzlerin Psikolojik Hızı

Mobil deneyimler inşa edilirken yapılan en hassas değerlendirmelerden biri arayüzlerin etkileşim hızıdır. Mobil kullanıcı uygulamayı kullanırken oldukça sabırsızdır. İçeriğin yüklenmesi için çok fazla beklemeleri gerekiyorsa, uygulamayı terk etmeme olasılıkları yok denecek kadar azdır.

http://www.brafton.com/wp-content/uploads/2013/10/faster-mobile-speed.jpg

 

Video: Dijital Pazarlamanın Yeni Yıldızı

Dijital pazarlamacılar bir süredir videonun müşterilerle etkileşim halinde olmak için önemli bir potansiyel taşıdığının farkında ama teknik sınırlamalar ve bu konudaki kullanım alanlarına hakim olamamak, bir çok şirketin videoyu, stratejilerinin tamamına entegre edebilme kabiliyetini kısıtladı. Neyseki, bu manzara değişmek üzere.

http://www.brandlective.com/wp-content/uploads/2014/11/13193859_ml.jpg

 

Hayatı Kolaylaştıran 6 Kamu Servisi

Kamu servisleri, hayatınızı kolaylaştırmak ve zamanınızı etkili kullanmak için başvurabileceğiniz SMS üzerinden çalışan mobil bilgilendirme hizmetleridir. Tercih edeceğiniz bir kamu servisini kullanıp, minimum efor sarfederek bilgi kirliliğinin içinden kendinizi sıyırablilirsiniz. Bu yazımızı, faydalı bulacağınızı düşündüğümüz 6 kamu servisi hizmetini tanımanız için hazırladık.

http://www.mersintoplusms.com/images/slideshow/smss.jpg

 

Mobil Kullanıcı Deneyimi İyileştirme Rehberi

Markaların son zamanlardaki en önemli gündemi müşterilerine daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaşatabilmek. Tasarımcılar son zamanlarda; mobil uygulamalarının “kullanım kolaylığı”, “anlaşılma kolaylığı” ve kullanıcıda “alışkanlık yaratabilme gücü”nün ön plana çıktığını ve markalara konudan uzak kalmamalarını tavsiye ediyor.

http://www.adweek.com/socialtimes/wp-content/uploads/sites/2/2014/11/Mobile-Lead-Generation.png

10 Etkileyici Mobil Uygulama Tasarım Trendi

Son beş yıldır, Uber’den Vine’a, mobil uygulama tasarım trendlerinin nasıl şekillendiğine dair bir bakış açısı geliştirmeye başladık. Sosyal trendlerden -paylaşım ekonomisi gibi- teknolojideki değişikliklere kadar, mobil uygulamaların nasıl görünmesi gerektiğini belirleyen çeşitli etkenler olduğunu fark ettik. Bu yıl ise, ufacık giyilebilir teknoloji ürünlerinin devasa telefon ekranlarına bakıyoruz.

Kullanıcılar mobil teknolojiyi günlük hayatına dahil ettikçe, uygulamalarının tasarımıyla ilgili gelişmelerle daha çok ilgileniyor. İş yerinden gelen bir maili kontrol etme, otel odası kiralama, glutensiz bir pizza siparişi verme… Bu sırada, Airbnb ve GrubHub gibi uygulamalar kalabalıktan ayrışıyor. Uygulamayı kullanırken ortaya çıkan düşünce trafiğini minimuma indiriyorlar. Böylelikle kullanıcılar, işin çoklu-görevlendirme ve hayata geçirme kısmına daha çok vakit ayırabiliyor. Çoklu-görev sistemini uygulayan kullanıcıların sayısı ve mobil uygulama tasarımına olan talep doğru orantıda artıyor. Bu şekilde daha çok kullanıcı istediği şeye, istediği anda sahip olabiliyor.

Yazımızda ele alınan mobil uygulama tasarım trendleri, kullanıcıların istediği şeylere istedikleri anda ulaşmasını kolaylaştırıyor.

1. Daha Büyük Telefon Ekranları

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, phablet tüketimi artıyor ve değeri daha çok kişi tarafından kabul görüyor. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

“Daha büyük tasarım”a odaklanırken, kullanıcıların cihazlarını kullanırken nasıl tutacaklarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu da demek oluyor ki: en önemli navigasyon ögeleri, kullanıcının baş parmağı ile kolaylıkla ulaşabileceği bir mesafede olmalı.

Eğer gerçekten kullanılışlı ve erişilebilir bir mobil deneyim oluşturma niyetindeyseniz, interaktif ögelerin cihazın iki tarafından da ulaşılabilecek büyüklükte olduğundan emin olun. Böylelikle sağ ve sol elini kullanan tüketicilerinizin deneyiminin kalitesini ortak bir paydada buluşturabilirsiniz.

Konu yalnızca kullanıcılarınızın solak olup olmaması değil. Hatırlamanızda fayda var: belirli seçenekler ile sınırlandırılmış bir tasarım anlayışı, uygulamanızın kullanışlılığını azaltmakla kalmaz; ayrıca uygulamanın ergonomik yapısına da zarar verir.

2. “Dokunmak” Yerine “Kaydırmak”

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

Dokunmatik telefonlarda çalışan mobil uygulamalar ilk çıktığında tasarımcılar ve geliştiriciler, farklı tipteki fiziksel nesneleri fark yaratacak şekilde programlamaları gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydı. 2007’de iPhone’u elimize ilk aldığımızda, iki parmağı kullanarak yaptığımız yakınlaşma işlemi oldukça ilginç bir özellikti. Ancak, içeriği okuyabilmek için yakınlaştırma işlemi yapmayı zorunlu tutmak mobil uygulama tasarımı için hiç iyi değil. Bununla beraber, minyatür parmaklara sahip olmayanlar için basması oldukça zor küçük tuşlarla da karşılaştık. Bu da kullanıcı odaklı tasarımın önemini yeniden hatırlattı.

Mobil cihazları kullanmak için “kaydırma” kadar doğal hissedilen bir özellik yok. Özellikle de cihazı tek elinizle kullanmak istediğinizde. Kanıta mı ihtiyacınız var? Elinizi sanki telefonunuzu kavrıyormuşsunuz gibi bir pozisyonda tutun. Görünmez telefonunuzun ekranına baş parmağınızla dokunuyormuş gibi yapın. Bu eylemin nasıl hissettirdiğini bir yere not edin. Ardından, baş parmağınızı ekranda kaydırın. Hangi yöntem sizin için daha rahattı?

Popüler bir online tanışma uygulaması olan Tinder, bu konu için çok daha belirgin bir örnek ve iki basit seçenekle yürütülüyor: kullanıcı profillerini sağa veya sola kaydırma. Romantik komedi filmi fragmanı izlemekten daha kısa bir zaman ayırıp, yalnızca bir parmak hareketi ile potansiyel eşinize kavuşabiliyorsunuz.

3. Giyilebilir Teknoloji Mobil Uygulama Tasarımlarını Etkiliyor

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

Büyük ekranlı phablet çılgınlığının yanında, bilekteki daha küçük ekran trendi yükselişe geçiyor. Uluslararası Veri Kurumu, satıcıların geçen yıl 45.7 milyon giyilebilir teknolojik cihaz yüklemesi yaptığını tahmin etmişti. Bileklik (40 milyon ile en büyük yüzde), giysi ve göz aksesuarı dahil.

Giyilebilir fitness cihazı modası Apple Watch ve Android Wear ile daha da ivme kazanıyor. Giyilebilir teknoloji artık uyku ve kalp ritmi takibi yapan abartılmış pedometrelerin ötesinde, övgüleri hak eden akıllı cihazlardan oluşuyor. Bu cihazlar size iş seyahatinizin ne kadar süreceğini veya yarının hava durumunu bildirebiliyor. Öyleyse bu değişikliklerin mobil tasarımlar ve tasarımcılar üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Bu gelişmekte olan trendin ilk evrelerindeyiz. Bu yüzden Apple ve Android, ürünleri için birtakım öneriler sunuyorlar. İkisi de en azından yeni teknoloji cihazlara bir göz atmanın gerekli olduğunu belirtiyor.

Telefon veya tabletlerin aksine, giyilebilir cihazlar yeterli boyutta içeriği, doğru hızda ve kullanıcıların hemen bakabileceği şekilde vermeli. Göz ucuyla bakıldığında bile. Bu da tipografi, renk karşıtlığı ve bağlamın (Kullanıcı nerede? Şu an hangi veriye ihtiyacı var?) büyük bir özenle hazırlanması gerektiğini anlamına geliyor.

Yeni kabul edebileceğimiz bu teknolojide önemli olan, eyleme geçebilecek kullanıcı geribildirimlerini tespit etmek ve gelecek güncellemeler sırasında yapılacak düzenlemeleri kullanıcı yönlendirmelerine göre ayarlamak.

4. Katmanlı Tasarımlar

Sonsuz yüzeyli tasarım (eternal flat) mı yoksa skeuomorfizm mi?” tartışması sürüyor. Estetik açıdan değerlendidiğinde skeuomorfizm, gerçek hayat dokularının dijital içerikteki sıradan hali gibi görünüyor tıpkı arabanın ön panosunun bariz bir şekilde sahte odun deseniyle kaplanması gibi. Ancak yüzey tasarımı, son on yılın dijital estetiğinde ön plana çıkmasının yanında bazı kusurlara da sahip. Mobil uygulama tasarımından bütün dokunun kaldırılması halinde, hangi ögenin interaktif olduğunu söyleyebilmek zorlaşabilir.

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

Bir uzlaşı noktası arıyorsak, cevap katmanlı yüzey tasarımı veya Google’ın deyimi ile “maddesel tasarım”ı (material design)oluşturmak olabilir. Bu yaklaşım, estetik yüzey tasarımını eğrileştiriyor ama skeuomorfizmin birkaç prensibinden de faydalanıyor. Yüzey tasarımıyla beraber, ögeler katmanlaşyor ya da maddesel tasarım ile doğadaki geometrik halini koruyabiliyor. Renk engellemeleriyle ise doğadaki dokunun, belirgin parlamaların tıpkısını kopyalamanın önüne geçiyor. Ama yine de skeuomorfik tasarımda olduğu gibi, katmanlı yüzey tasarımı doğal dünyadan benzetmelerle işliyor.

5. Daha Fazla Hareket

Akıllı telefonunuzun aya ilk insanı gönderen NASA ekibinden ya da 1997 dünya satranç şampiyonunu yenilgiye uğratan süperbilgisayar Deep Blue’dan daha fazla programlama gücü var. Ve bu güç her geçen gün daha da artıyor. Mobil cihazlarımız daha güçlü bilgisayarlara dönüşmekle kalmıyor, üç farklı çeşidi olan 4G ile başka türden bir hız kazanıyor ve mobil uygulama tasarımınızı canlandırabilmeniz için büyük bir özgürlük sunuyor.

Hareket, mobil uygulama tasarımına pek çok fayda getiriyor. Dikkati belirli bir ürün üzerine toplayabiliyor, kullanıcıya önemli bir eylemde veya daha şaşırtıcı ve doyurucu bir kullanıcı deneyimi yaratmada rehberlik ediyor. Akıllı telefonlar yeterince ilerledi ve bağlantıları HTML5 animasyon veya paralaks tasarımına karşı avantaj sağlayacak kadar güçlendi. Bu da demek oluyor ki, daha az kısıtlama ile daha çok hareket görebiliyoruz.

6. Basit -Yumuşak Renk Şemaları

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

Her yıl için bir renk paleti seçilir ve şu anki trend, yumuşak karşıtlıkları yansıtan basit renk şemaları (Pantone’nin renk paleti “daha soğuk ve yumuşak, hafif tonlardaki renk seçimleri”). Bu, yükselişteki yüzeysel tasarımın minimalistliğinin doğal bir sonucu. Bir rengin çeşitli tonlarından oluşan, beyaz tipografi ve karşıt ögeleri barındıran bir tasarım deneyin. Diğer bir seçenek olarak, iki veya üç soğuk renk ve yumuşak tonlu bir tasarım tercih edin.

Bu basitlikteki bir mobil uygulama tasarımının içeriğinin sonucu: gözün sert kontrast geçişleri ile yönlendirilmesi sayesinde, kullanıcının memnuniyetine uygun, daha hedeflenebilir bir deneyime ulaşmak. Hali hazırda ışık yayan bir ekrana bakıyor olmak gözü oldukça yoran bir işlem. Rengin tonunu düşürmek ve parlaklığı yumuşatmak, mobil uygulama tasarımının verdiği hazzı arttıracak ve daha tatmin edici bir deneyim sunacaktır.

7. Tipografi Bir Adım Öne Çıkıyor

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

Mobil tipografisinin web’deki düşük çözünürlüklere uygun olan sınırlı sayıda fonttan oluştuğu zamanlar çok uzak değil. Geçtiğimiz iki yılda iOS ve Android içeriğin akıcılığını arttırmak, ölçümlenebilir ve okunabilir fontlara ulaşmak için işletme sistemlerini optimize ediyorlar. Büyük ekranların yan etkileri ve teknolojik yenilikler, mobil uygulama tasarımlarındaki tipografi kullanımına ifade ve güzellik katıyor. Trend olan büyük bir arkaplan fotoğrafı ya da negatif boşluk seçebilir, harf karakterinizin ön plana çıkmasını ve güçlü mesajı tek başına parlatmasını sağlayabilirsiniz.

8. Bulanıklık Netleştirir

Mobil bir uygulama tasarımı trendi, yarı saydam uygulamanıza arkaplan bulanıklığı ile anlık kullanılabilirlik ekler. Kullanıcının arkaplanındaki en sık kullanılanlar listesindeki mobil uygulamalar çalıştığı sırada, sorunsuz ve kesintisiz bir deneyim sunabilir. Çokça rastlanmayan bazı durumlarda ise kullanım sorunlarına sebep olabilir.

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

Kullanıcılarınızın cihazlarına seçtiği arkaplana ve kaç adet ikon veya widget kullandıklarına bağlı olarak, saydamlığın eksikliği okumanın güçleşmesine yol açabilir. Mobil uygulama tasarımınıza bir Gaussian bulanıklık efekti eklemek, uygulamanın gözü yorma oranını azaltır ve kullanıcının gözündeki “arkaplanında çalışma” izlenimini sürdürür.

9.  Mobil Uygulama Tasarımlarındaki Erişilebilirlik Yenilikleri

Günümüz imkanlarının bir getirisi olarak, tasarım trendleri daha erişilebilir bir konumda. Makro el hareketleri (kaydırma) daha kontrol gerektiren hareketlere (yakınlaştırma ve tıklama/dokunma) veya geniş öge ve fontlu basit tasarımlara kıyasla daha az görsel süreç gerektiriyor. Örneğin; Typekit, mobil uygulama tasarımımıza kaliteli tipografiden vazgeçmeye gerek kalmadan daha fazla güncel metin ekleme imkanı tanıyor. Aynı zamanda uygulamalarını okuma cihazları kullanan kişiler için daha erişilebilir kılıyor. Daha büyük cihazlar ve phabletler dahi mobil uygulama tasarımlarını daha büyük kitlelere ulaştırmada tek başına etkili.

Aklınızda bulunsun; mobil uygulama tasarımınızda kullanılabilirlik inşa etmek, uygulamanızın ne denli erişilebilir bir ürün olduğuna dair kritik bir düşünme aşaması gerektirir.

Tasarım daha büyük ve okunabilir metin özelliği arayan kullanıcılar için kişiselleştirilebilir mi? İnteraktif ögelerden cevap almaya ihtiyaç duyanlar için dokunsal geribildirim seçeneği planlıyor musunuz? Gibi sorular sormak, tasarımınız üzerinde çalışırken erişilebilirlik kontrol listesi görevi görüp size yardımcı olabilir. Buna ek olarak, Erişilebilirlik Projesi tasarımcılar ve geliştiricilerin ürünlerinin daha büyük bir kitle tarafından ulaşılıp kullanılabilmesi için birkaç çözüm önerisi sunuyor.

10. Daha Akıllı Prototiplendirme

Kullandığımız her uygulama bir zamanlar bir prototipti. Kavramla ilgili pek çok kanıt basit bir wireframe olarak başladı, birkaç parça kağıt çıktısı ya da statik bir PDF olarak kaydedildi. Mobil uygulama tasarımı daha karmaşık bir hale gelince, birkaç statik görüntü göstermek ve müşteriyi ya da uygulama geliştiriciyi hareketi hayal etmeye zorlamak yetmemeye başladı. Eğer uygulamanız kullanıcıyı büyük ölçüde animasyon üzerinden yönlendiriyor ya da yalnızca görsel olarak ilgilenebilecek bir yapı sunuyorsa, müşteriniz uygulamayı ilginç ve kullanılabilir yapan etkilerin ne olduğunu anlamaya çalışırken kaybolur. Ayrıca, yüzeyli wireframeler tek başlarına “Vay canına!” etkisi yaratamaz.

Oysaki kavramın kanıtını (proof of concept*) programlama işi, başlı başına sancılı bir süreçtir. Uygulama geliştiriciler bandwidthi kodlama ögelerine eklediğinde, final prototipine kadar dayanamayacağı neredeyse kesindir. Bu nedenle tasarımcılar, uygulama geliştiricilerin gereksiz çaba harcamasının önüne geçmek için, fikir ve amaçları açıklayabilmek adına, geliştiricilerle arasında oldukça açık bir bilgi ağı kurmak zorunda veya diğer seçenekleri vizyonlarını yansıtan bir prototip yaratmak olmalı.

Neyseki günümüzün prototiplendirme çözümleriyle tasarımcıların bunu gerçekleştirme fırsatı var. Tasarımcılar minimal bir kodlama bilgisi ile kullanıcının uygulama ile interaktif iletişimini gösteren mobil uygulamanın tasarımı için kritik olan herhangi animasyon ve hareketi içeren bir kavram kanıtı yaratabiliyor. Bu, potansiyel bir müşteriyi ya da tüketiciyi şaşırtmakla kalmıyor; aynı zamanda uygulamanın geliştirmedeki yerleşme sürecini kolaylaştırıyor. Bir uygulamanın nasıl hareket etmesi ve kullanıcıyla etkileşime geçmesi gerektiğini bilgisini çözümledikten sonra, tüm geliştiricilerin görevi -kod kullanmadan- ürünü oluşturmak olacaktır.

 

Credit: Proto.io. “10 Exciting Trends in Mobile App Design – The Startup.” Medium. Proto.io, 01 Sept. 2015. Web. 29 Apr. 2016.

Mobil Arayüzlerin Psikolojik Hızı

Mobil deneyimler inşa edilirken yapılan en hassas değerlendirmelerden biri mobil arayüzlerin etkileşim hızıdır. Mobil kullanıcı uygulamayı kullanırken oldukça sabırsızdır. İçeriğin yüklenmesi için çok fazla beklemeleri gerekiyorsa, uygulamayı terk etmeme olasılıkları yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, uygulamanızın işlem yapma süresinin olduğundan kısa süreli algılanması için yani kullanıcının zihnindeki süreci hızlandırmak için özenli olmanızda fayda var.

Peki, uygulamanızın daha hızlı olmasını nasıl sağlayabilirsiniz? İşte en sevdiğiniz uygulamanızın kullandığı ve farkında olmanız gereken bazı ilginç yöntemler.

https://instagramtr.net/wp-content/uploads/2015/05/Instagramda-beklenen-oluyor-mail-donemi-basliyor.jpeg

https://instagramtr.net/wp-content/uploads/2015/05/Instagramda-beklenen-oluyor-mail-donemi-basliyor.jpeg

Instagram’a bir post -diğer bir deyişle gönderi- eklediğinizde; gönderi, kullanıcı fotoğrafı/videoyu çeker çekmez veya galeriden ekler eklemez arka planda yüklenmeye başlar. Uygulama, Instagram’daki gönderi ekleme sürecinin aşamalarının kendisini (ayarlama & kesme, filtre ekleme, açıklama yazma vb.) avantaja dönüştürür. Kullanıcı bu aşamalardan geçerken, gönderi arka planda yüklenmektedir. Mesaj yükleme veya göstermeye ait bir ilerleme çubuğu yoktur.

Kullanıcı fotoğrafı paylaşır ve akış bölümüne geri döner. Bu noktada uygulama, yükleme sürecini “tamamlar” ve kullanıcıya  yüklediği fotoğrafı hemen gösterir.

Kullanıcının dikkati fotoğrafı yükleme sırasındaki aşamalar ile dağıtılmıştır. Aşamalar tamamlandığında, fotoğraf çoktan yüklenmiş olur. Bu durum adeta kullanıcı için gerçeğin içinde oluşturulmuş bir hız illüzyonu gibidir, fotoğraf olduğundan hızlı bir şekilde yüklenmemiştir.

Bu denli basit bir kullanıcı deneyimi kararının, böylesine bir başarı etkisine sahip olması çok ilginç. Instagramdan önceki fotoğraf paylaşma uygulamalarının da çok benzer bir paylaşım süreci vardı ama kullanıcı süreci tamamlayana kadar fotoğraf paylaşma işlemi başlamazdı.

***

Mesajlaşma, işin özünün hız olduğu başka bir mobil deneyim. Bu deneyimin en popüler uygulamaları olan Whatsapp ve iMessage’ı, kullanıcıyı mesajın nasıl gönderildiği ve teslim edildiği hakkında bilgilendirmesi yönünden kıyaslayalım.

http://www.fortuneturkey.com/Content/images/Haberler/Boyut1/whatsapp-mavi-tik-guncellemesi-nedir-nasil-engellenir-27359-07112014151601.jpg

http://www.fortuneturkey.com/Content/images/Haberler/Boyut1/whatsapp-mavi-tik-guncellemesi-nedir-nasil-engellenir-27359-07112014151601.jpg

Whatsapp mesajın gönderildiğini belirtmek için bir tik işareti kullanıyor ve iletildiğini belirtmek içinse ikinci bir tik işareti.

Uygulamanın akıllıca yaptığı şey, kullanıcıya ilk tik işaretini hızlıca göstermek. Mesajın tamamı Whatsapp sistemine hızlı bir şekilde yüklenmemiş olabilir ama Whatsapp geleceğini varsayıyor ve kullanıcısına anlık bir pozitif belirteçle cevap veriyor. Bu, kullanıcıya Whatsapp’ın mesaj göndermede çok hızlı olduğu hissini veriyor.

iMessage ise aynı pozitif geribildirim döngüsünü yaratamayan farklı bir yaklaşıma sahip.

http://s3.amazonaws.com/digitaltrends-uploads-prod/2015/08/iMessage-Security.jpg

http://s3.amazonaws.com/digitaltrends-uploads-prod/2015/08/iMessage-Security.jpg

Bir kullacı iMessage gönderdiğinde, mavi ilerleme çubuğu mesaj gönderildikçe ekranda ilerliyor. Bu durum, kullanıcının ağ bağlantısına göre değişiklik gösterebiliyor. Eğer fotoğraf gönderiliyorsa, ilerleme çubuğu daha da yavaş ilerleyebiliyor.

Bu neden daha kötü bir deneyim? Kullanıcı kaçınılmaz bir şekilde ilerleme çubuğunun ekranda ilerlemesini izleyecek ve eğer çubuk yavaş ilerliyorsa, uygulamanın hızlı olduğu algısı kaybolacak. Uzun vadede kullanıcının uygulama hakkındaki hislerini de etkilemesi de söz konusu. Üstelik pratikte, Whatsapp ve iMessage’ın bir metin veya görsel içerikli mesajı iletme süreleri yaklaşık olarak birbiriyle aynı.

İki uygulamanın mesaj durumuyla ilgili iletişim kurma biçimlerinin, uygulamanın algılanan hızını etkilemede büyük bir gücü var.

Mobil kullanıcı arayüzü tasarım ve geliştiricilerinin, içeriğin yüklendiğini belirtmek için kullandığı çeşitli düzenlemeler var. Genellikle, kullanıcının içeriğin yüklenmesini beklediği sırada bir şeylerin olduğunu gösterebilmek için birtakım spinner veya ilerleme çubuğu kullanmaya yöneliyorlar.

https://cdn-images-1.medium.com/max/400/1*hSYfv3vUEdZT3s8n7nyY-w.png

https://cdn-images-1.medium.com/max/400/1*hSYfv3vUEdZT3s8n7nyY-w.png

Yakın zamanda bazı uygulamalar içeriğin yüklenme deneyimi sırasındaki hız hissini arttıran ve bekleme gerginliğini azaltan yeni bir yaklaşımı kullanmaya başladı.

Bu uygulamalar içerik yüklenmeden önce içeriğin nerede görüneceğini ve hangi düzende ve formatta olacağını belirtmek için uygulamada bir “iskelet” gösteriyor. Neredeyse bir blueprint (şablon) veya wireframe gibi. İçerik yüklendiğinde hatasız bir geçiş oluyor ve sakin, doğal bir his veriyor.

http://cdn.playbuzz.com/cdn/3f18dc3c-c715-447f-bcc5-179b654e97d8/de413a18-f840-4c28-8cee-dfa709c0a872.jpg

http://cdn.playbuzz.com/cdn/3f18dc3c-c715-447f-bcc5-179b654e97d8/de413a18-f840-4c28-8cee-dfa709c0a872.jpg

Pinterest, mobil uygulama ve web sitesinde benzer bir yaklaşım kullanıyor. Ancak bunu bir adım öteye taşıyor. Her gönderideki imajı analiz ediyor ve imajın hangi ana renge sahip olduğunu keşfediyor. Ardından elde edilen değeri sisteminde saklıyor ve uygulama içeriği yüklediğinde, renklendirilmiş kutu ve asıl imaj arasındaki geçiş oldukça kolay ve sıkıntısız oluyor. Bu yöntem de imajların daha hızlı yüklendiği illüzyonunu yaratıyor.

***

Görüldüğü gibi, mobilin dalgalı sularında sağ kalabilmek için dijital pazarlamacıların bütün denizcilik tüm hünerlerini sergilemeleri gerekiyor. Çünkü mobil cihazlardaki işlem ve eylemlerin giyilebilir bir ortama aktarılması halinde durum olduğundan da kritik bir hal alacak.

Credit: Lubling, Oz. “The “Psychological” Speed of Mobile Interfaces.” Medium. N.p., 25 Mar. 2014. Web. 22 Apr. 2016.

Video: Dijital Pazarlamanın Yeni Yıldızı

Dijital pazarlamacılar bir süredir videonun müşterilerle etkileşim halinde olmak için önemli bir potansiyel taşıdığının farkında ama teknik sınırlamalar ve bu konudaki kullanım alanlarına hakim olamamak, bir çok şirketin videoyu, stratejilerinin tamamına entegre edebilme kabiliyetini kısıtladı. Neyseki, bu manzara değişmek üzere. Video birkaç etki sayesinde dijital pazarlamacılar için pastada çok daha büyük bir paya sahip olacak:

1.İnternet Hızı/Mobil Veri Planları

Daha hızlı broadband (genişbant), geniş kapsama alanlı ücretsiz Wi-Fi ve daha uygun fiyatlı data paketleri video izlemenin zorluklarını azaltacak. Evde ya da dışarıda; TV, masaüstü, laptop, tablet ve akıllı telefon ayırt etmeksizin.

2.Sosyal/Mobil Sitelerin Görüntülenmeleri

Sosyal ve mobil videonun tüketimi son 2 yılda patladı:

  • Facebook videoları 2013-2014 arasındaki dönemde %94 büyüme gösterdi. Amerikalı Facebook kullanıcılarının %50’si her gün en az 1 video izliyor.
  • Mobil hesaplar Youtube video görüntülemelerinin yarısından fazlasından sorumlu. Aynı zamanda mobil izleyicilerinin Youtube videolarını izlemeye ayırdığı süre 2014’ten beri %100 artış gösterdi.
https://www.izall.com/wp-content/uploads/2014/04/Avaya-Mobile-kohvikus.jpg

https://www.izall.com/wp-content/uploads/2014/04/Avaya-Mobile-kohvikus.jpg

3.Video Üretiminin Kolaylaşması

Amatör videoların popülerliği piyano çalan kediden, GoPro ile yaptığı çılgınca şeyleri kayda alan kişilere kadar uzanıyor. Bu da gösteriyor ki; tüketiciler içerik odaklı videoları, muhteşem prodüksiyonlu videolardan daha geçerli sayacak.

Dijital pazarlama uzmanları için, bu etkenler videoyu kullanarak müşteri deneyimine değer katmak adına altın bir fırsat sunuyor. Ayrıca potansiyel yalnızca bağlılık oluşturmakta değil, kârı kontrol etmekte de etkisini gösteriyor: Online alışveriş sırasında video izleyen tüketiciler ürünü satın almaya, izlemeyenlere göre x2 kat daha yatkın.

Videoyu müşterinin kanallar arası iletişim yolcuğuna entegre etmek ve bir stratejiye dönüştürmek maliyetleri düşürebiliyor ve müşteri memnuniyetini arttırabiliyor. Hatta potansiyel müşterilerin satın almaya bakış açısını olumlu yönde değiştirebiliyor. İşte video reklam stratejinizi bir üst seviyeye taşıyacak 3 stratejik soru:

1.Videonun amacı ne?

Videolarınız internette, dolayısıyla toplumdan izole bir halde olmadıklarını, insanların yorumuna ve tepkisine açık olduğunu unutmayın. Bu yüzden videonuzu ne için, hangi stratejik planınıza destek olmak üzere ürettiğinize iyi karar verin. Bir blog yazısını canlandırmak, bir ürün veya hizmetin nasıl kullanılacağını açıklamak, yaklaşmakta olan bir etkinliği duyurmak vb. gibi, pazarlama çalışmalarınızda videoyu kullanabileceğiniz yollar düşünün.

2.Video müşteri yolculuğunuzu nasıl iyileştirebilir?

Müşterilerinizin yolculuğunu inceleyin ve video içeriğinizi güçlendirecek fırsatlar arayın. Yolculuğun hangi noktalarında videonun etkili bir şekilde müşteri ilgisi oluşturabileceğini, satın alma sorunlarını çözebileceğini ya da marka tercih ve bağlılığını yönlendirebileceğini sorgulayın.

3.Başarıyı nasıl ölçmeli?

Bu sorunun cevabı hedeflerinize bağlı olsa dahi, yalnızca YouTube video görüntülenme sayısına bakmak size fazla bir şey söylemeyecektir. Amaçlarınızı video ile ilişkilendirebileceğiniz diğer seçenekleri gözden geçirin. Örneğin; satın alma sayfasına videodan gelen kişi sayısını ölçme, call center’a gelen arama sayılarındaki azalmalar veya “yeni” ürününüze gelen tekliflerdeki artışı gözlemleme gibi.

Geniş yayılım potansiyeli, tüketimdeki patlama ve düşük giriş bariyerleri videonun günümüz dijital pazarlama kanalları arasında daha da çok önem kazanmasına sebep oluyor. Bu kanalı kullanma konusundaki adımları ciddiye almıyorsanız, rakiplerinizin gölgesinde kalma ihtimaliniz oldukça fazla.

http://www.reelseo.com/wp-content/uploads/2015/10/17tips_cover.png

http://www.reelseo.com/wp-content/uploads/2015/10/17tips_cover.png

Credit: McDonald, Loren. Video Moves to Center Stage in the Marketing Mix. N.p.: IBM, n.d. PDF.

 

Mobil Gündem Raporu [E-Book]

Tikle, mobil dünyanın nabzını tutmaya devam ediyor. Yeni E-Book’umuz “Mobil Gündem Raporu” ile mobildeki trendleri takip edebilir ve gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Ücretsiz link ile e-booku cihazınıza indirmek için tıklayın: http://www.tikle.com/wp-content/uploads/2016/10/Tikle_e-book_Mart_edited.pdf

Hayatı Kolaylaştıran 6 Kamu Servisi

Kamu servisleri, hayatınızı kolaylaştırmak ve zamanınızı etkili kullanmak için başvurabileceğiniz SMS üzerinden çalışan mobil bilgilendirme hizmetleridir. Tercih edeceğiniz bir kamu servisini kullanıp, minimum efor sarfederek bilgi kirliliğinin içinden kendinizi sıyırablilirsiniz. Bu yazımızı, faydalı bulacağınızı düşündüğümüz 6 kamu servisi hizmetini tanımanız için hazırladık.

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Servisi (SBM)

Mobil Hasar Sorgulama, birden fazla konuda kolaylık sunması sebebiyle hepimizin sayılı ortak ihtiyaçlarından biri konumuna gelebiliyor. Tüm VAS altyapısının Tikle tarafından hazırlandığı bu servis ile, “araç hasar, araç detay, değişen parça, poliçe, kaza mağdur ve hayat poliçe” bilgilerine hiçbir aracıya gerek kalmaksızın kolayca ulaşılabiliyorsunuz.

Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom ile anlaşmalı olarak devreye alınmış olan bu sistemin kullanıcıları, SMS göndererek arabalarının hasar geçmişlerini, araç detay bilgilerini, eksper raporuna göre değişen parçalarını, mağdur bilgilerini, trafik poliçelerinin olup olmadığını ve eğer bir kazaya karıştılarsa kaza tespit tutanaklarının durumunu,vefat etmiş kişilere ait hayat sigortası bilgilerini pratik bir şekilde sorgulayabiliyor.

sbm-800x684

Bu geniş çaplı kamu servisinden nasıl yararlanabilirsiniz?

  • Plakayı yazıp 5664’e gönderin. Aracın plakası değişmiş olsa bile, hasar geçmişi anında cebinize geliyor.
  • ERP (Eksper Raporu) olan kazalarda değişen parçaları öğrenmek için PARCA boşluk PLAKA NO boşluk HASAR TARIHI yazıp 5664’e gönderebilirsiniz.
  • Trafik kazasına karışanların kendi aralarında tuttuğu “Kaza Tespit Tutanağı” sorgusu ve kazaya karışanların kusur oranları da öğrenebilirsiniz. Kaza Tespit Tutanağı (KTT) sorgusu için: KTT yazıp, boşluk bırakın, plakayı yazın, 5664’e gönderin.
  • Araç sahibinin trafik ya da kasko poliçesinin yürürlükte olup olmadığını, aynı zamanda poliçenin ne zaman sona ereceğini ve trafik poliçensine uygulanmış hasarsızlık indirim oranını sorgulayabilirsiniz. Servisi kullanmak için TRAFIK ya da KASKO yazıp, boşluk bırakın, plakayı yazın, 5664’e gönderin.

Bu kamu servisinin sorgu başına ücretlendirmesi ise 5 TL.

SBM Web’de!

Sigorta Bilgi Merkezi’nin 5664 SMS Hizmetleri kapsamındaki tüm sorgulamalar, güvenli, kolay ve hızlı bir şekilde, hem web ortamında hem de Android ve iOS işletim sisteminde kullanılabilen mobil uygulaması ile Sigortam360.com’da da karşınıza çıkabiliyor.

SMS sistemi size göre değilse ancak işleri zorlaştırmadan çözme arayışındaysanız, SBM hizmetinin web boyutundan da faydalanabilirsiniz. Bunun için iki basit aşamayı geçmeniz gerekiyor. Sigortam360.com’a üye olmak ve sorgulama yapmak. Bu sayede SBM’nin sağladığı bilgiler size SMS yerine e-posta olarak iletiliyor. Bu hizmetin karşılığı 4 TL ve kredi kartınız ile sistem üzerinden ödenebiliyor.

Vergi Borcu Servisi

Vergi borcunuzu öğrenmek için bir dizi işlemle uğraşmanız gerekmiyor. Arabanızın motorlu taşıtlar vergisi, tapu harcı, öğrenim kredisi harcı, veraset intikal vergisi, yıllık gelir vergisi, KDV ve benzeri tüm vergi borçlarınızı artık cepten sorgulayabilirsiniz. Yurt sınırları dahilindeyken bu servisi kullanarak, şahsınıza ait sürekli ve süreksiz vergileri öğrenebilirsiniz.

Yalnızca BORC TCKN ANNEKIZLIK SOYADI ILK IKI HARF yazıp, 2222‘ye göndermelisiniz. Ücretlendirmesi  sorgu başına 1 TL. Bu hizmetten tüm Turkcell aboneleri yararlanabilir.

https://blogdotcontentboostdotcom.files.wordpress.com/2013/07/sms-marketing2.jpg

https://blogdotcontentboostdotcom.files.wordpress.com/2013/07/sms-marketing2.jpg

KPSS İş İlanları Servisi

KPSS iş ilanları servisinde, kamuya girmek isteyen ve kamuda iş değiştirmek isteyenlere yönelik iş ilanları “KPSS İş İlanları Paketi” ile cebinize ulaşıyor.

Bu hizmeti kullanmak için yapmanız gereken 9090’a KPSS yazıp SMS göndererek abone olmak. Üyeliğiniz haftada 1 TL, aylık 4 TL olarak ücretlendiriliyor. Servise yeni abone olanlar için güzel bir haber ise, yeni üyelere bir defaya mahsus olarak günlük 100 MB internet hediye edilmesi. Servisi iptal etmek isterseniz IPTAL KPSS yazarak 9090’a gönderebilirsiniz. Bu hizmetten tüm Türk Telekom aboneleri yararlanabilir.

 

http://www.akgunyazilim.com.tr/wp-content/uploads/2013/08/smsbilgilendirme-2.jpg

http://www.akgunyazilim.com.tr/wp-content/uploads/2013/08/smsbilgilendirme-2.jpg

Veli Bilgilendirme SMS Servisi

Veliler, bu bilgilendirme paketi ile çocuklarının eğitim durumları hakkındaki her tür bilgiyi (devamsızlık, sınav tarihleri, sınav sonuçları, ödev programları, okul duyuruları vb.) SMS ile cep telefonundan takip edebiliyor.

Çocuğunuzun bilgilerine mobil olarak erişebilmek için, OGRENCI TCKIMLIK NO yazıp 8383’e göndererek paket aboneliğinizi başlatabilirsiniz. Abonelikten çıkmak için ise IPTAL yazıp 8383’e göndererek iptal işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Bu işlemin karşılığı haftalık 0.5 TL. Bu hizmetten tüm Turkcell aboneleri yararlanabilir.

 

Kamu Haber Paketi Servisi

Kamu Haber paketi ile günün önemli gündem ve mevzuat haberlerini haftada 1 TL, aylık 4 TL ödeyerek takip edebilirsiniz. Ayrıca servise yeni abone olan herkese, bir kereye mahsus olmak üzere günlük 100 MB internet hediye ediliyor. Kamudaki haberleri almak ve gelişmeleri öğrenmek için yapmanız gereken tek şey KAMU yazıp, 9090’a göndermek. Bu hizmetten tüm Türk Telekom aboneleri yararlanabilir.

http://qualitycallcenter.net/wp-content/uploads/2014/08/toplu-sms-1.jpg

http://qualitycallcenter.net/wp-content/uploads/2014/08/toplu-sms-1.jpg

MEB Mobil Bilgi Servisi

Bu servis ile Milli Eğitim Bakanlığı kapsamında örgün ve yaygın öğretimde, eğitim ve öğretim hayatına devam eden öğrenciler okul bilgilerine hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyor. Bu pakete abone olmanın yolu ÖĞRENCİ TC KİMLİK NUMARASI yazıp 8383’e göndermek.

Servis üyeliğini sonlandırmak isterseniz IPTAL yazıp 8383’e SMS gönderebilirsiniz. MEB Mobil Bilgi Servisi aboneliğinin karşılığı ise aylık 2 TL. Bu hizmetten tüm Türk Telekom aboneleri yararlanabilir.

 

 

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Nisan 2016

Nesnelerin İnterneti ile Müşteri Bağlılığı ve Veri Toplama

İnternetle bağlantılı hale gelen nesnelerin sayısı arttıkça, pazarlamacılar duruma gereken tepkiyi vermek ve tüketicilerinin (çeşitliliği gittikçe artan) “internet bağlantılı nesneler” ile etkileşimleriyle uygun bir şekilde hareket etmek zorunda kalacak.

http://www.digitalistmag.com/files/2015/01/internet-of-things.jpg

Android Uygulama Geliştirirken Uzak Durulması Gereken 10 Hata

Android uygulamanızın Google Play uygulama mağazasındaki arama sonuçlarında daha iyi bir sıralamada gelmesi için hazırladığımız bu yazı ile, geliştirdiğiniz mobil uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

http://www.androidheadlines.com/wp-content/uploads/2015/02/Google-Play-Store-AH-03614.jpg

 

Web Erişiminde Mobilin Tüm Dijital Cihazlara Karşı Üstünlüğü

3 yıl içinde 16-24 yaş aralığındakilerin -konum fark etmeksizin- dünyanın en büyük reklam pazarlarına erişim sağlarken mobil cihazlarda, diğer cihazlardan fazla zaman harcayacağını öngörüyor.

Web Erişiminde Mobilin Diğer Dijital Cihazlara Karşı Üstünlüğü

 

Online Satışları Azaltan 3 Mobil Hata

Criteo’nun son raporunda da belirttiği gibi, mobil ticarete (m-ticaret) duyulan ilgi hızla artıyor. Amerika’daki mobil alışveriş harcamaları %30 büyüme gösterirken, bu oranın Güney Kore ve Japonya’da %50’yi bulması şaşkınlık yaratıyor.

http://www.mobify.com/static/i/platform/better-mobile-shopping/better-mobile-shopping-02.2.jpg

 

Mobil Web’in Yükselişi

Google’ın önderliğinde mobil web yeniden yükselişe geçti. Google, öncelikle mobil web trafiğini kilitleyen uygulama indirme sitelerini cezalandıracağını duyurdu. Ardından Android mobil web sitelerini, native mobil uygulamalarla denkleştirecek yeni özelliklerle çıkageldi.

https://websitedesigner1.com/wp-content/uploads/2015/12/mobile-web-design.jpg

 

10 Madde ile 4.5G

Heyecanla beklenen an geldi. İsterseniz 4.5G olarak bilin, isterseniz internetin hız yakıtı; burada önemli olan 1 Nisan’dan itibaren bu yeni teknoloji ürünü sayesinde hepimizin internetle ilişkisinin yeniden şekillenecek olduğu gerçeği. Öyleyse 10 madde ile 4.5G’yi tanımaya ve anlamaya başlayalım.

10 Kat Hızlı Mobil İnternet

4.5G’nin hayatımıza kattığı yeniliklerden biri, interneti 10 kat hızlı kullanabilme imkanı. Yurt dışında yaşayanlar 4.5G kavramına aşina olmayabilir. Bunun nedeni, 4.5G’nin 4G’nin hız performansının arttırılmış versiyonu olması ve bunun dışında yepyeni bir teklifle gelmemesi. Yine de özellikle mobildeki internetin 10 kat hızlı bir şekilde kullanılabilecek olması hiç de fena bir gelişme değil.

3G’nin sunduğu 28 Mbps’nin yerini 4.5G’nin 375 Mbp alacak. Biraz daha açıklayıcı konuşmak gerekirse bu, istediğimiz herhangi bir dosyayı boyutu fark etmeksizin çok daha hızlı bir şekilde indirip, internete transfer edebileceğimiz anlamına geliyor.

81 İlde Hız Devrimi

1 Nisan’dan itibaren Türkiye’nin bütün illeri 4.5G internet hizmetinden faydalanabiliyor. Üzücü haber ise bu hizmetin her bölgeye ulaşmasına rağmen herkesin ilk aşamada hizmetten yararlanamayacak olması. Nüfusun özellikle de kırda yaşayan kesimi, metropolde yaşayanlara göre daha şanssız. Yine de zaman içerisinde 4.5G’nin her yerde çekeceği tahmin ediliyor.

Müşteri Onayı

2G’den 3G’ye geçilen dönemde, veri kullanım oranı arttığı için müşteri onayı şart koşulmuştu. 3G’den 4.5G’ye geçerken durum farklılaşıyor. Bilgi İletişim Kurumu’ndan otomatik geçiş talebi isteyen operatörlerin isteği şimdilik cevapsız kaldı. Bu nedenle 4.5G izinlerini SMS üzerinden toplamaya başladılar. Onay veren müşteriler 1 Nisan ve sonrasında 4.5G’den faydalanabilecek. Önemli bir dip not ise; kullanıcıların onay SMS’i haricinde telefonlarının “ayarlar” bölümüne girip 4.5G seçeneğini işaretlemeleri gerektiği.

Ücretsiz SIM Kartı Değişimi

SIM kartınız 4.5G ile uyumlu değilse değiştirmeniz şart. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone bu hizmeti ücretsiz olarak sağlıyor. Daha ileri gidip gb hediye edenler dahi oluyor. SIM kartınızın 4.5G ile uyumlu olup olmadığını SMS ile veya kullandığınız operatörün resmi web sitesindeki bilgilendirme bölümlerinden öğrenebilirsiniz.

3G ile Mutlu Olanlar

Bahsettiğimiz gibi, 4.5G’ye geçiş sırasında bir müşteri onayı aşaması olduğu için, 3G’den memnun olan veya 4.5G ile ilgili fatura aşım endişeleri olan müşteriler 3G kullanmaya devam edebiliyorlar. Öyle ki arzu edenin 2G’yi kullanması için hiçbir sakınca görülmüyor.

Yeni Kota İpuçları

Tüketicilerin aklını meşgul eden “4.5G faturalarımı arttırır mı?” sorusu cevabını buluyor. 4G’de ödediğiniz bedel ile aynı ücreti ödeyerek daha fazla internet kotası satın alabileceksiniz. Ancak bu imkana rağmen, faturalarınız artacak. Daha fazla veri kullanımı, daha fazla kota ihtiyacını doğuracak. Daha fazla detay için Turkcell ve Türk Telekom’un 29 Mart’ta, Vodafone’un ise 30 Mart’ta bu konu için düzenlediği toplantıların bilgi akışını takip edebilirsiniz.

Hızın Yükselişi ile Pil Ömrünün Düşüşü

2G’deki 4-5 gün süren pil ömrünün 3G ile 24 saate düşüşünü hatırlarsınız. 3G sonrası 4.5G için benzer bir durum söz konusu değil. 4.5G doğrudan ekstra bir şarj tüketim etkisi yaratmayacak ancak şarj tüketimini belirleyen etken kullanım sıklığı ve alışkanlıkları olacak. İzlediği videoların kalitesi arttıkça, tüketici daha çok video izleme teşviği bulup internette daha çok vakit geçirebilecek. Bu da dolaylı yoldan da olsa, pil ömrü üzerinde etkili olacak ve daha kısa zamanda azalmasını sağlayacak.

Bilgisayarda 4.5G

Akıllı telefonlar bir yeni işlev daha kazanıyor ve modem görevi görüyor. Bu sayede 4.5G hızı bilgisayarlarda da kullanılabilir hale geliyor. 4.5G’nin ADSL’e kafa tutabileceği dahi söyleniyor. Evdeki fiber internet içinse olumsuz bir değişiklik yok. 4.5G ile artan kotalar, fiberin kotalarını da arttıracak ve fibere değer kazandıracak.

Yeni Banka Şifresi

4.5G SIM kartı alan kullanıcılar banka işlemlerinde sorun yaşayabiliyor. Bunun sebebi internet ve mobil bankacılık uygulamalarının tek kullanımlık şifrelerinin tek bir SIM kart ile eşleşmesi. Tek kullanımlık şifrenizin size ulaşmaması halinde; bankanızın telefon bankacılığını arayabilir, ATM’lerdeki “şifre işlemleri” menüsündeki “SIM kart bloke kaldırma” adımını uygulamasını kullanabilir veya şubeden yardım alabilir.

“Alo” için 8 Saniye

3G bağlantısını kullanan iki kullanıcının telefon görüşmesinin bağlanması 5 saniyede gerçekleşiyor. 4.5G’de bu rakamın 8’i bulması bekleniyor. Bunun nedeni, yeni teknolojinin henüz kullanılmaya başlandığı dönemlerdeki kapsama alanının dar olması ve 4.5G penetrasyon oranının %20 civarında olması. Diyelim ki 4.5G kullanan bir abone bir 3G kullanıcısını arayacak. Bunun için 4.5G formatında çalışan telefonun arama şebekesini 3G’ye düşürmesi gerekecek. Bu işlem de 3 saniyelik bir rötara sebep olacak.

 

Credit: “4.5G hakkında bilmeniz gereken 10 şey.” NTV. N.p., 29 Mar. 2016. Web. 01 Apr. 2016.

 

 

 

Nesnelerin İnterneti ile Müşteri Bağlılığı ve Veri Toplama

Akıllı telefon çağının dijital pazarlamacıları çoğunlukla müşteri bağlılığına çift yönlü bir değer ilişkisi olarak yaklaşmaktan hoşlanmıştır. Bu değer ilişkisinin taraflarını da pazarlamacılar ve hedeflerindeki tüketiciler şeklinde belirlemişlerdir. Basit bir anlatımla; pazarlamacı bir mesaj (teklif, kupon vb.) iletir, tüketici gönderilen mesajı bir cihaz üzerinden kabul ederdi.
Gelecek yıl bu hesabın önemli ölçüde dönüşüm yaşamasını bekleyebiliriz. İnternetle bağlantılı hale gelen nesnelerin sayısı arttırkça, pazarlamacılar duruma gereken tepkiyi vermek ve tüketicilerinin (çeşitliliği gittikçe artan) “internet bağlantılı nesneler” ile etkileşimleriyle uygun bir şekilde hareket etmek zorunda kalacak. Gartner 2020 yılına kadar 26 milyar internet erişimi ve yapay zekası olan ürün kullanacağımızı tahmin ediyor.
Peki bu dönüşümler sizin işletmeniz/işiniz için ne ifade ediyor?
Yeni başlayan işletmeler için anlamı; pazarlamacıların müşteri yolculuğuna bakış açılarını değiştirmek zorunda oldukları. Tüketicilerinizle kaynaşmadan önceki adımınız, onlar daha “mağazada” veya “ekranda”yken-aynı zamanda da nesnelerin internetiyle etkileşim halindeyken-doğru mesajla kaynaşmalarını sağlamak olmalı.
EV

http://www.ebuyer.com/blog/wp-content/uploads/2015/01/smart-house.jpg

http://www.ebuyer.com/blog/wp-content/uploads/2015/01/smart-house.jpg

Haydi evden başlayalım. Nesnelerin internetinin web erişimli buz dolabı, çamaşır makinesi ve mikrodalga gibi eğlenceli kısmının yanında; Google (Nest ürünleriyle), Amazon (Echo cihazı ile) ve Apple (yeni Apple Tv’nin Siri yetenekleriyle) tarafından tüketici evlerine doğru daha ciddi bir penetrasyon görmeye başladık. Bütün bunlar bu markaların, eşi benzeri olmayan bir şekilde kullanıcıların evinde varlık gösterdiği anlamına geliyor.

Amazon’un hala başlangıç aşamasındaki Echo cihazı, şu an aralarındaki en hırslı olanı. Haberleri aktarabiliyor ve hava durumu hakkında bilgi verebiliyor. Ancak pazarlamacılar için çok daha önemlisi, şu an dahi alışveriş listelerini (“Daha fazla ketçaba ihtiyacımız var.”) toplayabiliyor ve mobil bir uygulamaya ekleyebiliyor.

Eğer bir satış noktası olarak hizmet veriyorsanız veya iyi üretimler yapan bir müşteriyseniz, bunlar size ne anlatıyor? Amazon, Apple veya Google tarafından “aracıları ortadan kaldırma” aksiyonunun daha ileri gitmesinin önüne nasıl geçersiniz?

İŞLETME

http://www.europeanbusinessreview.com/wp-content/uploads/2014/04/unlocking_internet-537x350.jpg

http://www.europeanbusinessreview.com/wp-content/uploads/2014/04/unlocking_internet-537×350.jpg

Nesnelerin internetinin büyük fırsatlar diyarının sınırları evin dışına da taşıyor. İronik bir şekilde, nesnelerin interneti şimdiki “bina” ve “tıklama” arasındaki ayrımı azaltıyor. Pazarlamacılar, işletmelerindeki alanları -dijital pazarlamacıların web sitelerde ve uygulamalarda yaptığına benzer bir şekilde- “etiket”leyebilecek. Dahası, satış noktası ve diğer mekan bağlantılı işletmeler “giriş” ve “ikamet” olaylarını dijital pazarlamacıların web site ziyaretlerini denetleyebilmesi gibi takip edebilecek. Benzer şekilde, pazarlama ve ürün karmalarını gerçek zamanlı olarak maksimum etkinliğe ve müşteri deneyimine adapte edebilecek.

http://core0.staticworld.net/images/article/2014/08/internet-things-ideas-100410902-primary.idge.jpg

http://core0.staticworld.net/images/article/2014/08/internet-things-ideas-100410902-primary.idge.jpg

Başarılı bir “nesnelerin interneti” stratejisi; her geçen gün sayısı artan web erişimine ve yapay zekaya sahip nesnelerden veri toplayıp; güçlendirebildiğiniz bir alandan da öte olacak ve bir pazarlama yönetim platformuna uyum sağlamak zorunluluk halini alacak. Bu yeni güçle beraber, pazarlamacılar 2016 yılı ve sonrasında, etkili ve içerik açısından bilişsel pazarlama kampanyaları yapabilecek.

Credit: Josh Rochlin, Global Business Leader, IBM Mobile Customer Engagement