Android Uygulama Geliştirirken Uzak Durulması Gereken 10 Hata

Android uygulamanızın Google Play uygulama mağazasındaki arama sonuçlarında daha iyi bir sıralamada gelmesi için hazırladığımız bu yazı ile, geliştirdiğiniz mobil uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Bazen kaçınmanız gereken hataları bilmek, doğruluğundan emin olmadığınız kişisel tavsiyelere güvenmekten iyidir. Öyleyse uygulama sahibi olarak kaçınmanız gereken 10 hataya bir göz atalım:

 

1.Kullanıcı Dostu Olmayan Uygulama Adı Kullanmak

Kullanıcıların sizi kolaylıkla bulabilmesi için açıklayıcı, basit ve akılda kalıcı bir uygulama adı kullanmanız çok önemli. Örneğin, markayı ve uygulamanın açıklamasını birleştiren bir isim kullanmanız kullanıcılar için çok daha anlamlı olabilir.

2.Uygulama Açıklamasını Optimize Etmemek

Açıklamanın ilk iki satırı kullanıcılar için çok önemlidir. Kullanıcıya önce uygulamanın neyle ilgili olduğunu anlatın, sonra uygulamanın özelliklerini ve aldığı ödülleri yazın.

3.Video Trailer’ı Koymamak

Kısa ve anahtar kelime optimizasyonu yapılmış bir video, uygulamanızın SEO’suna ve kullanıcı kazanmasına yardımcı olur. Çünkü kullanıcılar videoları, uygulama detayları sayfasının en ikna edici parçası olarak görürler.

4.Kişiselleştirmeyi Unutmak

Günümüzdeki kullanıcı eğilimleri göz önünde bulundurulduğunda, bir markanın, kullanıcının beklenti ve isteklerini en iyi şekilde karşılamasının tek yolu kişiselleştirmeden geçer.

O halde, kullanıcıların uygulamayı oylamasına, incelemesine ve “+1”lemesine izin vermeniz gerekir. Google, önerilen uygulamaları bunlara dikkat ederek gösterir.

5.Yalnızca İndirme Sayısına Odaklanmak

Google, uygulama aktivitesi ve indirme süresini ölçer ve ancak kullanıcı uygulamayı bir süre kullandıktan sonra silerse ceza vermez.

6.Uygulamanın Tablet İçin Uyumlu Olmaması

Tabletler, kullanım oranı gün geçtikçe artan mobil cihazlardan biridir. Bu nedenle, uygulamanızı tablet için uyumlu hale getirmek uygulamanızın indirilme sayısını arttırır.

7.Kullanıcı Dostu Olmayan Etiketler Kullanmak

Etiket kullanmamak bir şey, kullanıcı dostu olmayan etiket kullanmak başka bir şey. Dijital dünyadaki gezilerin küçük rehberleri olarak adlandırabileceğimiz etiketlerin kullanımı özenle yaklaşılması gereken bir konu.

Uygulamalarınızın Google Play URL’inde “Google Play” kelimelerini içeren bir link kullanmak yerine, açıklayıcı anahtar kelimeler kullanın. Bu sayede o anahtar kelimelerdeki sıralamanız da artabilir.

8.Popüler Uygulamalarınkine Benzeyen İsimler Kullanmak

Arama sorgularının %50’sini yanlış yazımlar oluşturduğu için, uygulama isminiz popüler uygulamaların isimlerine veya yanlış yazılmış şekline benzer olmamalı. Aksi halde Google otomatik olarak o sorguyu düzeltir ve potansiyel kullanıcının sizin uygulamanıza yönlendirilme olasılığı çok düşük olur.

9.Büyük Boyutlu APK Yapmak

Küçük APK’lar daha çok indirilir ve daha az silinir. Kullanıcılar telefonlarının depolama alanındaki yer azaldığında; büyüklüğüne ve hafızada kapladığı yere göre uygulamaları siler.

10.Uygulamayı Sosyalleştirmemek

Uygulamaların da organik bir yapıya sahip olması gerektiğini unutmayalım, tıpkı kullanıcıları gibi. Bu organik yapı yalnızca değişime açık olmaktan ibaret değil elbette. Aynı zamanda da kullanıcısını, bulunduğu sosyal platformlarda karşılaması anlamına geliyor.

Credit: SEO 2015 – Gökhan Barışkan

Web Erişiminde Mobilin Tüm Dijital Cihazlara Karşı Üstünlüğü

ZenithOptimedia ve GlobalWebIndex’in(GWI) mobil davranışlardaki değişikliği ele alan yeni bir global içgörü araştırmasına göre;

Gençler; 2018’e kadar, internetteki en geniş çaplı reklam pazarlarına erişirken mobil cihazları, diğer tüm cihazlardan daha çok kullanacak.

GWI’in panelindeki 200.000 internet kullanıcısı ile yapılan araştırmada;

“3 yıl içinde 16-24 yaş aralığındakilerin -konum fark etmeksizin- dünyanın en büyük reklam pazarlarına erişim sağlarken mobil cihazlarda, diğer cihazlardan fazla zaman harcayacağını öngörüyor.”

Meksika ve Suudi Arabistan gibi ülkeler bu noktaya şimdiden ulaştı. Listenin başını ise Brezilya çekiyor. Önümüzdeki yıl Güney Kore ve Arjantin’in de gruba katılması bekleniyor.

Çin ve Japonya’da durum biraz farklı. Dünyanın ikinci ve üçüncü en büyük reklam pazarı olan bu ülkelerin bahsi geçen noktaya 2017’de gelmesi bekleniyor. Amerika ve Almanya için taşma noktası 2018 olacakken, İngiltere’ninkinin 2019 olacağı varsayılıyor.

16-24 yaş grubunun oluşturduğu birincil mobil kullanıcı segmenti, internette her gün ortalama 3.59 saatini geçiriyor ve %23’ü geçen ay mobil üzerinden ürün alışverişi yaptığını söylüyor. Diğer yandan, %44’lük bir oran ile mobildeki en popüler etkinlik bir sosyal ağ hizmetini kullanmak. Bunu %38 ile hava durumuna bakma ve %22 ile online video izlemeiçerik pazarlama alanlarına yatırım yapan pazarlamacılar için önemli bir çıkarım– takip ediyor.

Araştırmada ortaya çıkan başka bir öngörü ise; mobil davranışlardaki değişikliklerin online aramalar üzerinde önemli bir etkisi olduğu. İnternet ekonomisinin temel taşlarından biri olan online aramalar, eMarketer’a göre geçen yıl 140 milyar dolar değerindeydi. Zenithoptimedia ve GWI’in araştırmasına göre ise; 2014’ün ilk çeyreği ve 2015’in ilk çeyreği arasındaki dönemde arama motorlarını kullanarak araştırma yapan kullanıcılar  %55’ten %43’e düştü ve mobil uygulama kullanımı yükselişe geçti.

Şu reddedilemez bir gerçek ki mobil davranış; uygulama temelli olarak gelişmeye başladı. Mobil cihazlardaki etkinliğin %86’sının mobil uygulama kullanımından oluşması, bunun en büyük göstergesi. Mobil uygulamalara ek olarak, “sosyal keşif” de en iyi 8 sosyal paylaşım sitesiyle beraber yükselişe geçiyor. (kaynak:Buzzfeed)

Credit: “Mobile Web Access to Surpass All Other Devices Combined by 2018.” ZenithOptimedia. N.p., 16 Sept. 2015. Web. 24 Feb. 2016.

Mobil Kullanıcı Deneyimi İyileştirme Rehberi

Markaların son zamanlardaki en önemli gündemi müşterilerine daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaşatabilmek. Tasarımcılar son zamanlarda; mobil uygulamalarının “kullanım kolaylığı”, “anlaşılma kolaylığı” ve kullanıcıda “alışkanlık yaratabilme gücü”nün ön plana çıktığını ve markalara konudan uzak kalmamalarını tavsiye ediyor.

Mobil kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyorsanız, kullanıcılarınızın saygısını kazanın ve bu şekilde mobil deneyimleri hikayeleştirin.

Mobil kullanıcı deneyimi, bir akıllı telefon veya tablet üzerinden oluşturulamaz. Bireyin, mobil teknolojiyle ilgili belirli istekleri, ihtiyaçları ya da sorunlarını ele alabileceği bir anda, zamanda ve yerde oluşturulur.

Daha Az Kullanıcı Arabirimi, Daha Çok Kullanıcı Deneyimi

Kullanıcı arayüzünüzde ne kadar az menü ve bölüm olursa, kullanıcı deneyiminiz o kadar iyileşir. Kullanıcı deneyimini bir iskelete benzetebilirsiz. Kemikler, ortalama bir insanın vücut ağırlığının %12-15’ini oluşturur. Eğer bu oranı %50’ye çıkarırsanız, hareket etmeniz güçleşir. Aynı şey kullanıcı deneyimi için de geçerli. Uygun yapıyı sağlamak için dengeli olmasına dikkat edin ve menülerinizin ve sekmelerinizin kullanıcı deneyimini engellemesinin önüne geçin.

WhatsApp çok uygun bir örnek. Günde 30 milyar mesajı yönetiyor ve bunu yaparken, uygulamasını geleneksel metin mesajlarından %50 daha popüler hale getirebiliyor. Bu rakamlar Twitter’ın günlük 500 milyon tweetini gölgede bırakıyor. WhatsApp’in yaptığını yapabilecek çok sayıda uygulama var ancak hiçbiri WhatsApp kadar minimalist değil.

Hareket İşin Özüdür

Mobil kullanıcı deneyimi dijital ve fiziksel hareket ile çalışmalıdır. Kullanıcılar, deneyimi hareketlerle yönlendirebilmeli ve karşılaştıkları içerik interaktif olmalıdır.

Tinder’ı ele alalım. Yeşil ve kırmızı butonlara tıklamak, sayfayı sağa ve sola kaydırmak kadar keyifli değil. Sayfayı kaydırmak; hızlılık hissiyle beraber kendine olan güveni tetikliyor.  Sayfayı kaydırmak; kullanıcılara, yalnızca iş yerindeki bir sandalyede oturmadığını ve aradıkları kişiyle ilgili interaktif bir eylem yaptığını hissettiriyor.

Google Maps ayrıca hareket etmenin başka bir yolu. Uygulamaya bir adres bilgisi girdiğinizde, Google ilk olarak yolculuğunuzu kuş bakışı görebileceğiniz bir mesafeden gösteriyor. Tüm rotayı görüyor ve ardından haritadaki hareket imlecine yön vererek yolculuğunuzun belirli bir kısmına yakınlaşabiliyorsunuz. Sonuç olarak, sizi doğru yere en mantıklı rotadan ulaştırma konusunda Google’a güveniyorsunuz.

Tasarım Düzeninizi Bilin

iOS ve Android’in kullanıcı deneyimi birbiriyle tutarlı bir şekilde kurulmalı ancak ayırt edici özellikler de barındırmalı. Aksi halde örneğin iOS’un tasarım düzeni, bir Android navigasyon sistemine yerleştirilirse- veya tam tersi- kullanıcılar durumu hoş karşılamayacaktır.

Bu hatadan kaçınmak için, bazı popüler uygulamaları seçin ve iOS veya Andriod’ten nasıl farklılaştıklarını inceleyin. Örneğin, çoğu Android uygulamalarının Drawer menüsü varken, iOS uygulamalarının sayfa sonunda bir sekme çubuğu var. Eğer Android kullanıcılarına iOS sekme çubuğunu verirseniz, sudan çıkmış balığa döneceklerinden emin olabilirsiniz.

Kendi Tasarım Dilinizi Keşfedin

Amerika’nın en iyi 500 şirketinin yüzlerce farklı web ve mobil deneyimi olabilir. Genellikle birbirinden şaşırtıcı şekilde farklıdır ancak rakiplerinin uygulamalarından belirgin bir şekilde ayrışmazlar. Uygulama portfolyonuzu farklılaştırmanızdaki son adımlardan biri, kendi tasarım dilinizi yaratmaktır.

Tasarım dilini, markanızın altındaki bir uygulama için oluşturulmuş kurallar olarak görün. Tabii ki renkler, butonlar ve hareketler standartlaştırılmalı. Daha da önemlisi, kullanıcı deneyimi akışı tutarlı olmalı.

Kullanıcılarınızın ‘O Anını’ Tasarlayın

Kullanıcınız metroyla seyahat mi ediyor yoksa iş yerinde bir masada mı oturuyor? Evdeki en rahat koltukta uzanıyor mu yoksa arabaya mı biniyor? İçeriği gözünüzde canlandırdığınız zaman, anı tasarlayabilirsiniz.

Şu iki Uber senaryosunu bir düşünün. Bir kullanıcının, yağmurlu bir gecenin ortasında bir bardan eve doğru araba sürmesi gerekiyor. Diğer bir kullanıcı Miami’ye yeni ayak basmış ve hava alanından satış noktasına hızlı bir şekilde ulaşması gerekiyor.

Partiden dönen kullanıcı “Araç İçin Konumu Belirle” seçeneğini işaretlerse, arkadaşlarına veda ettikten sonra sürücünün onu barın kapısında beklediğini bilir. Yağmurun altında sırıl sıklam ıslanmayacaktır. İş seyahatindeki kullanıcı Uber’i açabilir ve kredi kartı kullanmak zorunda kalmadan acele ettiği buluşma yerine ulaşmak için bir araç bulabilir.

 

Credit: Lähdesmäki, Risto. “5 Ways to Get the Most out of Mobile UX.” TNW Network All Stories RSS. N.p., 04 Mar. 2016. Web. 16 Mar. 2016.

Online Satışları Azaltan 3 Mobil Hata

Criteo’nun son raporunda da belirttiği gibi, mobil ticarete (m-ticaret) duyulan ilgi hızla artıyor. Amerika’daki mobil alışveriş harcamaları %30 büyüme gösterirken, bu oranın Güney Kore ve Japonya’da %50’yi bulması şaşkınlık yaratıyor. İlginç olan başka bir bilgi ise; tüketicilerin tamamının  eşit sayıda ürün görüntülemesine rağmen Amerika’daki satışların dönüşüm oranının çok daha az olması.

Yükselen yıldız m-ticaretin yerini, pazarı etkisi altına alan m-ticarete bırakma olasılığına karşı şunu bilmekte fayda var; bu yıl tüm online pazarlamacılar/satıcılar, aşağıdaki 3 büyük hatayı yapmaktan kaçınmalılar.

Hata #1: Tüm Müşterilerin Eşit Olduğuna İnanmak

http://moeto-zdrave.com/image/data/bigstock-customer-or-employees-care-con-50497109-1024x669.jpg

http://moeto-zdrave.com/image/data/bigstock-customer-or-employees-care-con-50497109-1024×669.jpg

Mobil ticaret büyüyen bir endüstri ancak milenyum tüketicilerinin (gençlerin) satın alma alışkanlıklarını farklı bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. Facebook IQ’ya göre önümüzdeki sene, milenyum tüketicilerinin %57’si bir şey satın almak istediklerinde akıllı telefonlarına başvuracaklar.

Eğer milenyum tüketicileri hedef kitlenize dahilse, tüm satış sürecini garantiye almak için, tanıtım aktivitelerinden başlayıp satış sürecinin sonuna kadar, gereken her şeyi yaptığınızdan emin olmalısınız. Bu da demek oluyor ki geleneksel pazarlamayı bir kenara bırakıp, (örneğin) reklamınızı mobil oyunlara entegre etmeye yoğunlaşmalısınız. Milenyum kullanıcıları ödül şeklindeki teklifleri cazip bulduğu için mobil oyunlar en büyük m-ticaret grubuna erişmek için harika bir yol.

Hata #2 Düşük “Mobil Uyumluluk” Puanı

http://www.blog-reachlocal.com.au/wp-content/uploads/2015/04/IMAGE-BLOG-1.jpg

http://www.blog-reachlocal.com.au/wp-content/uploads/2015/04/IMAGE-BLOG-1.jpg

Güçlü mobil ticaret platformları, her türlü cihazda sorunsuzca çalışan mobil uyumlu web sitelerinin önemini iyi bilirler. Selz gibi, mobil üzerinden ödeme yapma deneyimini kolaylaştıran bir sistem kullanmak şart olabilir. Geçen sene Google, arama algoritmalarına sitenin mobil uyumluluk puanını da ekleyeceğini duyurdu ve durum olduğundan çok daha kritik bir hale geldi.

Mobil uyumlu olmak tüketicileri çekiyor ancak Google sıralamasında yükselmek için web sitenizi mobile özgü olarak yeniden tasarlamanız gerekiyor. İyi haber şu, Google’ın Mobil Uyumluluk Testi adında kullanımı çok kolay bir aracı var. Bu sayede her mobil site, kendi puanını ölçebilir.

Hata #3: İnternet Ödemesi Seçeneği Sunmamak

http://www.aviva.co.uk/library/media/newsandguides/article_and_video_thumbs/Phone_payment_URtEUAt.jpg.752x327_q85_crop_upscale.jpg

http://www.aviva.co.uk/library/media/newsandguides/article_and_video_thumbs/Phone_payment_URtEUAt.jpg.752x327_q85_crop_upscale.jpg

İnternet ödemesi online satıcılar için olmazsa olmaz gibi görünüyor. 2014’te internet ödemeleri 4 milyarı aştı ve bu satışların çeyreği mobil cihazlar üzerinden yapıldı. Yine de tüm online satıcılar bu oldukça popüler ödeme şeklini sunmuyor.

Online bir mağaza olan Amazon, internet üzerinden ödeme yöntemini değerlendirmeyi reddediyor. Bu yöntemin Amazon’a fayda sağlama ihtimali çok yüksek olsa da, küçük online mağazalar için durum oldukça farklı sonuçlanabilir.

Online mağaza işletmecilerinin %83’ü internet ödemesi seçeneğini sunmanın satışlarını arttırdığını söylüyor. Ayrıca bu ödeme şekli, online ürün satın almanın en güvenilir yollarından biri olarak kabul ediliyor. Satış kaybetmediğinizden emin olmak için, her zaman seçeneklerinizde online ödemeye yer verin.

Tüketiciler Nereye, Siz Oraya

Eski bir pazarlama kuralına göre tüketiciniz neredeyse siz de orada olmalısınız. Teknoloji değiştikçe, pazarlama çabalarımız gazeteden televizyon reklamlarına, oradan da online reklamlara doğru yol aldı. Şimdi, günümüz tüketicilerinin telefonlarını basit bir iletişim aracı olarak görmediklerini anlamamız gerekiyor.

Bütün bunlar, tüketiciyle bağlantıda kalmak istiyorsak mobil ticaret devrimini yakalamak zorunda olduğumuz anlamına geliyor. M-ticaret satışlarından büyük bir pay almak için, m-ticarete tuhaf bir değişim olarak değil, fırsatlarla dolu bir dönüşüm olarak yaklaşmalıyız.

 

Credit: Petrovich, Liesha. “3 Mobile Mistakes That Kill Sales.” Business 2 Community. N.p., n.d. Web. 11 Mar. 2016.

Mobil Trendler Raporu [E-Book]

Tikle okurlarının arşivini genişletmeye devam ediyor. Bu ayki yeni e-book’u “Mobil Trendler Raporu” ile mobildeki yönelimleri takip edebilir ve gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Ücretsiz link ile e-booku cihazınıza indirmek için tıklayın:

http://www.tikle.com/wp-content/uploads/2016/10/Tikle_e-book_Mart_2016.pdf

 

Mobil Web’in Yükselişi

Google’ın önderliğinde mobil web yeniden yükselişe geçti. Google, öncelikle mobil web trafiğini kilitleyen uygulama indirme sitelerini cezalandıracağını duyurdu. Ardından Android mobil web sitelerini, native mobil uygulamalarla denkleştirecek yeni özelliklerle çıkageldi. İki duyuru da mobil web’in kullanımını ve kalitesini etkileyecek türdendi. Bunun en belirgin olduğu bölüm; mobil web’in native ekosistemlerdeki gücün ezeli rakibi olarak konumlandırılmasıydı.

Google, haziran ayında Google+ uygulamasını yükleyen kullanıcıların uygulamayı terk etme oranlarına dair bir vaka çalışması yayımladı. Google+’ı indirirken, indirme linki için ayrıca bir yönlendirme sayfasının açılması kullanıcılar tarafından olumsuz karşılandı. Uygulamayı yükleme aşamasındaki kullanıcıların %69’unun yönlendirme sayfası açıldıktan sonra yükleme işlemine son verdiği bilgisi elde edildi. Google, eylülde1 Kasım’dan itibaren yönlendirme sayfası kullanan web sitelerini cezalandıracağını duyurdu. Sonuç: mobil deneyime daha kolay erişime şansı

Google ayrıca mobil web sitelerin kullanımını mobil uygulamalarınki kadar kolaylaştırdı. Önceden bir websiteyi mobil bir cihazın ana ekranı yapmak çok zordu ama Google, web sitelerin mobil cihazın ekranındaki uygulama ve pop upların, native bir uygulamadaki gibi çalıştırabileceği bir yol ekledi. Mobil web sitesi, ana ekranı kaydediyor ve uygulamayı çalıştırabiliyor böylece kullanıcılar indirmeye ihtiyaç duymadan native bir uygulamadakine benzer bir deneyim yaşıyor.

Mobil kullanıcılar için geliştirilen büyük uygulamalar dünyanın her tarafında karşımıza çıkıyor: Örneğin Afrika’daki mobil kullanıcıların %70’i internete uygun fiyatlı mobil cihazlardan giriş yapıyor.

Mobil web’in kullanıcı deneyimi son birkaç yılda büyük gelişme kaydetti; mobil cihazlar güçlendikçe web uygulama programlama arayüzleri (API) de güçlendi ve özellikle geçen yıldan bu yana mobil tarayıcılar gelişti. Mobil cihazlara da yansıyan teknolojik gelişmeler, open webin native web ile rekabetini kolaylaştırdı. Buna ek olarak, tüm organizasyon çeşitleri (kar amacı gütmeyen, akademik, yeni kurulmuş); birden fazla cihazda çalışabilen uygun maliyetli ve basit yapılı bir uygulama geliştirilerek oluşan bu mobil web yığınına karşı avantaj sağlayabilir.

Uygulama mağazaları ve mobil web bir harika. İki farklı dağıtım kanalına sahip ve Gartner araştırma şirketine göre; ikisine de ihtiyacınız var.

Gartner’ın şirketlerin 2016’nın sonuna kadar uzmanlaşmasını önerdiği mobil teknoloji ve yeteneklerine dair 10 tavsiye bir blog postta durum başkan yardımcısının sözleriyle özetleniyor.

Gartner Başkan Yardımcısı ve Araştırmacı Nick Jones: “Çoğu organizasyon, 3 x 3 bir geleceği (3 ana platform: Android, iOS ve Windows ve 3 uygulama yapısı: Native, Hibrit ve Mobil Web) desteklemek için birtakım uygulama geliştirme araçlarına ihtiyaç duyacak. Araç seçimi, her türlü değişikliğe açık ve oldukça karmaşık bir durum haline gelecek. Teknik ve teknik dışı birçok konu (verimlilik ve bayi güvenilirliği gibi) karşı karşıya gelecek ve en büyük organizasyonlar birkaç aracın, gerekli yapı ve platformlara teslim edildiğini aktaran bir portfolyoya ihtiyaç duyacak.”

Mobil web’in yükselişini destekliyor ve gelişmeleri yakından takip ediyorsanız şunu duymak sizi sevindirebilir: tüm bunlar buz dağının yalnızca görünen kısmı.

 

Vogel, Katie Ginder. “The Rise of the Mobile Web – Ionic and the Mobile Web.” Medium. N.p., 16 Feb. 2016. Web. 08 Mar. 2016.

Mobile World Congress 2016 | Öne Çıkanlar

Telefonların Teknik Özellikleri Önemini Yitiriyor

Telefon tasarımları homojenleşen tek özellik değil. Her markanın, öncü, orta seviye veya düşük modelli telefonlarının teknik özellikleri birbirine benziyor. Hepsi kendini geliştiriyor ancak bu kutlama yapmak için bir sebep değil.

Xaiomi dışındaki hiçbir telefon üreticisi, MWC’de en önemli ürünlerini tanıtırken teknik özelliklerini vurgulamadı. Aslında önemli olan cihazların nasıl duygular uyandırdığı hakkındaydı. Bazı stantlardaki ürünlerin yanında teknik özellikleri açıklayan yazılar dahi yoktu. Bunun nedeni büyük ihtimalle katılımcıların ilgisini çekmeyeceğini düşünmeleriydi. Diğer bir deyişle, kimsenin böbürlenecek bir şeyi yoktu çünkü kimse sınırları zorlamıyordu.

Şirketler Müşterilerini Dinliyor

http://icdn8.digitaltrends.com/image/companies-are-listening-to-customers_-970x647.jpg

http://icdn8.digitaltrends.com/image/companies-are-listening-to-customers_-970×647.jpg

Şaşırtıcı bir şekilde, en büyük şirketlerden bazıları daha ince ve marifetli telefonlarını duyurmak yerine daha iyi telefonlar yapmayı denedi. Samsung Galaxy S7 ve S7 Edge bunun en iyi örneklerinden. Bu iki cihaz daha eski ve piyasadan kaldırılan Galaxy telefonlarının özelliklerini geri getirdi. (su geçirmez gövde ve MikroSD slot gibi) Samsung bununla da kalmayıp, son telefonu Edge’i yaparken elde daha rahat tutulmasına ve daha uzun şarj ömrü olmasına ekstra özen gösterdi. Neden mi? Geçen sene müşterilerinden gelen şarj ömrü süresi şikayetleri sebebiyle.

Yüksek Çözünürlüklü Ses, Sessizce Geliyor…

http://icdn9.digitaltrends.com/image/high-res-audio-quietly-arrives_-720x480.jpg

http://icdn9.digitaltrends.com/image/high-res-audio-quietly-arrives_-720×480.jpg

Birkaç yıldır pek çok telefonun yüksek çözünürlüklü ses destek sistemi vardı ancak hangi çeşit dosyaları ve nasıl destekledikleri hiçbir zaman standartlaştırılamadı. Neyse ki artık her şey çok farklı. Bazı telefon markaları konuyla ilgili açıklama yapmaktan çekinse de Sony Xperia X Performance, LG G5 ve Galaxy S7 gibi büyük markalar aralarındaki ses yarışının seviyesini arttırdı.

Çin’in Yükselişi

Çinli telefon üreticileri henüz Amerikalılar kadar güçlü değil ama siz daha ne olduğunu anlayamadan aradaki farkı kapatacaklarından kuşku yok. Bu yıl ki şovun en gündemdeki açıklamalarından biri Xaiomi’nin Mi 5’iydi. Lenovo, Motorola’yı satın alması  ve Google’ın Tango projesinde yer alacak yeni telefonuyla batıya doğru kuvvetli bir şekilde ilerliyor. Huawei ayrıca Matebook Windows 10 tabletiyle büyük sükse yaptı ve bu sayede Amerika’da gerçek bir marka bilinirliği oluşturmaya başladı.

Son olarak, ZTE ve Gionee ayrıca oyunda kalmaya devam ediyor. Adlarının kanıksanması biraz zaman gerektirecek olsa da dünya çapındaki önemlerini yükselmeye devam ediyor.

Gözler Sevimli Robotların Üzerinde

Adı sizi yanıltmasın. Mobile World Congress yalnızca telefon, tablet veya bilgisayarlardan ibaret değil. Bunun en iyi örneklerinden biri Amazon’un insana benzeyen robotu Pepper. İlk kez 2014 MWC’de tanıtılan sevimli robot bu yıl da yoğun ilgi gördü. İnsan duygularını anlayabilen ilk robot olan Pepper aynı zamanda; 4 mikrofon, 2 adet HD kamera ve bir adet 3D derinlik algılayıcısına sahip. Onu her gördüğünüzde sizi gülümsetmek isteyen bu şirin robot, duygusal bir ses tonuyla konuşabiliyor ve hatta yüz hatlarını yumuşatmak istediğinde göz çevresinde bir köntür belirebiliyor.

Tabletlerin Kimlik Krizleri Sürüyor

http://icdn2.digitaltrends.com/image/read-more-here-tablets-continue-their-identity-crisis-970x546.jpg

http://icdn2.digitaltrends.com/image/read-more-here-tablets-continue-their-identity-crisis-970×546.jpg

Tabletler hala kriz bölgesinde ve kısa bir zamanda durum değişecekmiş gibi görünmüyor. Sadece birkaç yıl önce teknolojinin harikalarından biri gibi görülürken günümüzde varolmaları için geçerli bir sebep söylemek dahi zorlaşıyor.

MWC’de binlerce tablet yoktu ve olan stantlar da varoluş sebeplerini belirtirken oldukça zorlandı. Huawei’nin MateBook tabletinin klavye kasası var ve 2si1 arada formunda bir PC olarak bilinmek istiyor. Hatta Windows 10 ile çalışıyor. BQ da M10 Ubuntu tableti ile PC rotasında ilerleme girişiminde. Buna karşılık ZTE’nin Pro Plus projektör gibi anlamsız bir özellikle çıkış yapıyor. Bir şirket katılımcılara tamamen farklı bir hedef kitleye yönelik her boyutta yeni tabletler gösterdi. Örneğin; 20 cm olanı kesinlikle çocuklar içinken, 25 cm olan çalışanlar içindi. Yine de, tabletler arasındaki asıl fark oldukça azdı.

Uygulamalar Nerede?

http://icdn2.digitaltrends.com/image/apps-tie-1200x800.jpg

http://icdn2.digitaltrends.com/image/apps-tie-1200×800.jpg

Gerçekten, uygulamalar nereye gitti? MWC’de uzunca bir uygulama koridoru vardı ve sıradan kullanıcılar için yeni hiç uygulama yoktu. Aynen CES’te olduğu gibi. Son zamanlarda telefonlarda tüketicileri heyecanlandıracak fazla uygulama yok. iOS ve Android’in uygulama dükkanlarındaki yaratıcılık hevesi söndü. Belki eskiden uygulama yapan dahiler şimdi VR (sanal gerçeklik) üzerinde çalışıyorlardır. Belki de hepsi Kickstarter’da cihaz yapma telaşındalar.

 

Windows Telefonlarına Veda

http://icdn1.digitaltrends.com/image/windows-10-phone-v2-1500x1000.jpg

http://icdn1.digitaltrends.com/image/windows-10-phone-v2-1500×1000.jpg

Bu yılki fuardaki Windows telefonlarının sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Nokia’nın telefon üretici kimliğinin ölmesi Microsoft’un uzun süreli sorunu olan OS’in de sonunu getirdi ve Windows 10  işleri yoluna koyabilmek için yeterli olmadı. Tıpkı BlackBerry 10 ve FireFox OS’de olduğu gibi, Android-iOs tekelini yıkacak alternatifleri görememek üzücü. Yakın bir zamanda mobil cihazlar için Windows 10’a yatırım yapmamanızı tavsiye ederiz.

Mark Zuckerberg Hayal Ettiğinizden Bile Daha Güçlü

http://icdn3.digitaltrends.com/image/mark-zuckerberg-is-even-more-powerful-than-you-imagined-970x647.jpg

http://icdn3.digitaltrends.com/image/mark-zuckerberg-is-even-more-powerful-than-you-imagined-970×647.jpg

Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg, şu an teknolojideki en büyük isim. MWC’deki tavrı ve hareketleri bunun en büyük kanıtı. Zuck, Samsung’un Galaxy S7 eventinde konuştu ve Mobile World Congress’in keynote’larından biriydi. Sanal gerçekliği sosyalleştirmekle (Facebook Oculus’ü aldı) ilgili planlarının başlıklarından bahsetti ve şov boyunca Facebook’un “beğen” tuşunun ifade ve duygu eklenmiş yeni tasarımını tanıttı. Zuckerberg’in aktardıkları her türlü mobil haberin üzerinde çıktı. Neredeyse atılan her tweet ve yazılan her makale onun şovuna odaklandı.

En ilginç an, Mark sahneye çıktığında etrafında rock yıldızını karşılayan gençler edasında toplanan inanılmaz bir basın topluluğu belirdiğinde yaşandı. Her ne kadar Gear VR gözlüklerini takıp şovu yerlerinden takip etmeleri gerekliyse de bundan kaçınılamadı. Samsung, VR tanıtım gösterisi tarihindeki en kalabalık kitleye sahipti.

Sony Yolunu Kaybetti

Sony’nin nesi var böyle? Birçok ürününü hepimiz seviyoruz ama özellikle bu yıl ne istediğini hiç bilmiyormuş gibi görünüyor.

Sony birkaç yeni konsepti lanse etti ancak bunlar hakkında detaylı bilgiler paylaşmaya pek hevesli değildi. MWC’de bir Amazon Echo botu, üç yeni Xperia telefonu, bir fütüristik masa projektörü ve ürünlerin ne zaman marketlerde olacağına veya nasıl çalıştıklarına dair sıfır gerçek bilgi vardı. Bu yılın başlarında çok kalabalık ve uzun süren bir basın konferansı düzenlemişti. Toplantıda, ne bir sonraki ürünlerinin duyurusu ile ilgili ne de farklı bir konuda ilgi çekici bir başlık vardı. Bu günlerde Sony’nin aklından geçenleri okumak imkansız.

Kendinizi 5G, Grafen ve Li-Fi için Hazırlayın

http://icdn4.digitaltrends.com/image/prepare-to-hear-about-5g-graphene-and-li-fi-970x647.jpg

http://icdn4.digitaltrends.com/image/prepare-to-hear-about-5g-graphene-and-li-fi-970×647.jpg

Bazen teknoloji devrimi tek bir üründen ibarettir. Dronlar, 3D yazıcılar ve uçan kaykaylar (hoverboardlar) oldukça dikkat çekici ve heyecanlandırıcı ama 5G mobil ağ ve Li-fi kadar değil. 5G mobil ağları ile internettte hiç olmadığı kadar hızlı gezinmek ve internet deneyimini yepyeni bir seviyede yaşamak mümkün olacak. Diğer yandan Li-Fi; tıpkı Wi-Fi gibi ama verileri iletirken radyo dalgaları yerine ışığı kullanacak ve grafen (graphene), gelecek kuşakların süper-değişken teknolojik ürün ve aygıtlarını bir arada tutacak bir materyal olacak. Bu teknolojik gelişmeleri görmek için birkaç yıl gerekebilir ama üçü de birbirinden büyük değişimlerin habercisi.

Mobil, Arabaları Ele Geçiriyor

Arabalar yavaşça devasa teknolojik oyuncaklara dönüşüyor. Bu yıl, Ford dahi çeşitli araba fonksiyonlarını kontrol eden uygulamalarını gösterirken, kendini bir mobilite şirketi olarak çağırmaya başladı. Samsung Auto Connect (otomatik bağlanma) sistemini açıkladı ve Volvo, Summit ve Qualcomm ayrıca duyurular yaptı.

Araba şirketlerinin öğrendiği bir şey var: eğer ileri gitmek istiyorlarsa teknolojik parçalarını tanıtmaları gerekiyor. Bu yıl CES’nin Ocak ayında gerçekleştirilen Detroit Otomobil Şovu’ndan daha büyük ve daha iyi araba duyurularına ev sahipliği yapması hiç tesadüf değil.

 

Credit: Camp, Jeffrey Van. “16 Trends from Mobile World Congress That Will Reshape the Year Ahead.” Digital Trends. N.p., 26 Feb. 2016. Web. 04 Mar. 2016.

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Mart 2016

Uygulama Geliştirirken Sıkça Yapılan Hatalar

Son birkaç yılda mobil uygulamalar, akıllı telefon kullanım oranındaki büyümeyle eş zamanlı olarak popülerlik kazandı. Mobil uygulama indirme sayılarının 2017’de 270 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Uygulama Gelişiminde Süreç ve İşletme Bağlantılı Hatalar

 

Tüketicilerin Uygulama Kullanım Trendleri

Yaşları 13-64 aralığında seyreden her üç akıllı telefon kullanıcısından biri, cihazındaki uygulamaları haftada birkaç kez yenisiyle değiştiriyor. Yahoo’nun 2015 tarihli raporuna göre; bir ay içerisinde bu oran %52’ye varıyor.

www.icornmedia.com/us/wp-content/uploads/2014/09/Mobile-App.jpg

 

Mobil Pazarlamanın Geleceği İçin 3 Tahmin

“Zaman geçirmek için” kullandığımız mobilin yerini “yaptığımız her şeyin kontrol merkezi olan” mobil alalı çok oldu. Mobil; e-postalarımızı kontrol ettiğimiz, sorularımıza cevaplar aradığımız ve işlerimizi yönettiğimiz bir numaralı aracımız.

Mobil Pazarlamanın Geleceği İçin 3 Tahmin

 

Mobil Arama Motoru Sonuçlarını Yönetmeye Yardımcı 5 Strateji

Lokal aramaların çoğu artık bilgisayarlardan (masaüstü) değil, mobil telefonlar üzerinden yapılıyor. Buna rağmen, küçük ve orta ölçekli (SMB) işletmeler masaüstü stratejilerini mobil pazarlama için de aynı şekilde kullanmaya devam ediyor.

i.huffpost.com/gen/1439489/images/o-CANADA-CELL-PHONE-facebook

 

2016’nın Mobil Trendleri

2015, mobil ve  masaüstü arasındaki çetin savaşına tanık olmuştu ve bu savaşın galibi kuşkuya yer bırakmayacak bir farkla mobildi. 2016’da da durum pek değişmeyecekmiş gibi görünüyor.

2016’da Parlayacak Mobil Trendler

 

Uygulama Gelişimindeki Süreç ve İşletme Bağlantılı Hatalar

Son birkaç yılda mobil uygulamalar, akıllı telefon kullanım oranındaki büyümeyle eş zamanlı olarak popülerlik kazandı. Sadece 2009’da dahi yaklaşık 2.5 milyar ücretli mobil uygulama indirildi ve bu rakamın 2017’de 270 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Buna göre, indirme sayısının çokluğu, uygulamaların kullanıcılarının ilgisini uzun süre koruyamadığını gösteriyor. Verilere göre; bir mobil uygulamadaki etkinliğin %90’ı, uygulama indirildikten sonraki ilk altı ay içinde meydana geliyor.

Akıllara bir soru geliyor: Bir uygulamaya dayanıklılık gücü nasıl eklenir?

Daha doğrusu; yeni bir uygulama geliştirirken nelerden kaçınmalısınız ve sık yapılan hatalar neler. Uygulama tasarım ve geliştirme ajansı Nomtek’e göre; en yaygın hatalar iki kategoriye ayrılıyor: süreç bağlantılı hatalar ve işletme bağlantılı hatalar.

Süreç Bağlantılı Hatalar

Bir işi etraflıca anlamadan önce uygulama tasarlamak, süreç bağlantılı hata örneklerinin başında geliyor. Mobil uygulama başta iyi bir fikir gibi görünse de, kar getirmesinin bir garantisi olmadığını bilmek gerekiyor. Varolmayan veya sanıldığı kadar önemli olmayan bir sorunla karşılaştığında çözüm üretmede başarısız olabilir.

Bir diğer hata; uygulamanın bir kullanıcı yerine herhangi birinin problemini çözmeye girişmesi. Bilindiği üzere, bir uygulamanın başarısı kullanıcısının problemlerini doğrudan tespit edip çözebilmesine bağlıdır. Diğer  bir deyişle, uygulama kullanıma başlanıldığı andan itibaren kısa bir süre içinde kullanıcısına fayda sunabilmelidir. Çoğu uygulama için bu kısa süre, bir veya iki gündür.

Kullanıcının kazancı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu olan başka bir yaygın hata ise uygulamanın viralleşeceğini varsaymak. Ne yazık ki, sayılı uygulama böyle bir başarı elde edebiliyor.

Uygulamayı geliştirirken tasarım planını baştan sona ele almamak, süreçle bağlantılı hatalar listesinin önemli maddelerinden biri. Diyelim ki, bir girişimci bir uygulama geliştirme uzmanını işe alıyor ve iş planıyla ilgili genel bilgi veriyor ve bu bilgileri uygulama geliştirirken kullanmasını bekliyor. Eğer uzman, işi tamamen anlayamazsa veya kullanıcı bakış açısına yeterince hakim değilse; iş, kusurlarla dolu ve başarısızlıkla sonuçlanmaya hazır bir ürünle sonuçlanabiliyor.

Bu süreç bağlantılı uygulama geliştirme hataları; tasarımcı, bir proje geliştirirken ölçülebilir hedeflere yer vermediğinde kaynaklanır.

İşletme Bağlantılı Hatalar – Uygulamayı Gelir Kaynağına Dönüştürme Sürecini Erteleme ve Yatırımın Getirisi (ROI)

Çoğu uygulama geliştirme uzmanı, işin kolay bölümünün -kullanıcı tabanının büyümesiyle- gelir akışını yönetmek olduğuna inanıyor. Çok sayıda kullanıcısı olan bir uygulamanın;

aldığı reklamlar, pazar satışı veya Facebook, Google gibi büyük şirketlerden gelecek yüksek miktarlı satın almalar aracılığıyla para kazanacağı düşüncesi çok yaygın.

Ne yazık ki işin aslı hiç de öyle değil. Pek çok uygulama, daha beklenen oranda büyüyemeden ve pazarda bilinirliğe erişemeden çıkmaza giriyor. Bu da sırasıyla; finansal kesintilere ve uygulama kullanıcılarından toplanan verilere bağlı hareket edememeye sebep oluyor.

Örneğin kurumsal bir uygulama olan Springpad, 5 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaşmıştı ancak Haziran 2014’te parası tükendiği için; lansmanından tam altı yıl sonra kapandı. Springpad’in CEO’su Jeff Janer bunu; “Birçok ürün geliştirdik; ama bir iş geliştiremedik.” sözüyle özetliyor.

Yalnızca yeni markalar değil, Twitter gibi bilinen ve çok sayıda sadık kullanıcısı olan markalar bile kesintisiz gelir kaynağı üretmekde zorluk çekiyor. Pazardaki güçlü konumu, sürdürülebilir kâr yaratacak bir karma oluştururken sıkıntı yaşamasını engelleyemiyor.

İşte markanız için yeni bir uygulama geliştirirken karşılaşabileceğiniz sorunlar veya farkında olmadan düşebileceğiniz hatalar.

Risk almak büyük bir atılımda bulunmak değil, işini sağlam bir planla desteklemeden yürütebileceğine inanmaktır.

Credit: Clarke, Tim. “The Key Business and Process-related Mistakes in Mobile Application Development.” Developer Tech. N.p., 25 Jan. 2016. Web. 20 Feb. 2016.

 

Akıllı Telefon Kullanıcılarının Uygulama Kullanım Trendleri

 

Yaşları 13-64 aralığında seyreden her üç akıllı telefon kullanıcısından biri, cihazındaki uygulamaları haftada birkaç kez yenisiyle değiştiriyor. Yahoo’nun mobil uygulamaları ele alan yeni raporuna göre; bir ay içerisinde bu oran %52’ye varıyor. Yahoo’nun raporunda dikkat çektiği başka bir nokta ise silinen uygulamalar. İndirildikten sonra 3 aya yakın bir süre kullanılmayan uygulamalar, en çok silinen uygulamaların başında geliyor.Öyle ki, bu uygulamaların üçte biri indirildikleri hafta veya daha kısa bir zamanda siliniyor.

Yahoo araştırması, Amerika’da yaşayan 13-63 yaş arasındaki 2,590 akıllı telefon kullanıcısı ile gerçekleştirildi. Raporda katılımcıların %29’unun zamanının çok büyük bir kısmını akıllı telefonlarında geçirdiği veya telefonlarını bilgisayar işlevi görecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Ortalama olarak,

  • 12 hafta boyunca uyku halinde bekleyen uygulamaların en önce silindiği
  • 11 hafta içinde en hızlı kullanıcı kaybı yaşayan kategorinin içerik uygulamalarının olduğu belirtiliyor.

Bir uygulamanın silinmesinin en geçerli sebebi olarak, uygulamanın çok kullanılmaması (%55) görülüyor. Pek çok katılımcı, daha iyi veya kullanışlı bir uygulama (%53) bulduğunu belirtiyor. Kimileri yalnızca uygulamadan sıkıldığını (%52) söylerken, kimileri çok fazla reklam görmekten (%46) ve telefonlarındaki yetersiz hafıza ve depolama alanlarından (%45) yakınıyor.

Diğer veriler ışığındaki dikkat çekici başka bir çalışma ise, depolama alanı sorununun uygulamaların silinmesinde tetikleyici bir rol oynadığı vurguluyor. Quixey’nin yakın zamanda yaptığı bir araştırmada, mobil cihaz sahiplerinin, depolama alanlarının uygulamalar tarafından işgal edilmesinin uygulamalarla ilgili en sevmedikleri şeylerden biri olduğu ortaya çıktı.

Rapordaki bir çıkarıma göre; kullanılmayan uygulamaların yeni uygulamalarla değiştirilmesi uygulama indirme sürecini ve trafiğini yönetiyor. Bu nedenle rapordaki veriler, uygulama indirmelerinin arkasındaki tetikleyici unsurun “uygulama değiştirme” olduğu konusunda bir yönlendirmede bulunuyor. 10 katılımcıdan 6’sı, kullandıkları bir uygulamanın mevcut versiyondan tatmin ve memnun olmamalarının kendilerini yeni bir uygulama indirmeye yönelttiğini söylüyor. Kullanıcıları yeni mobil uygulamalar denemeye yönelten diğer önemli unsurlar:

  • Yeni bir şey arama/sıkılma (%80)
  • Kişisel tavsiye (%74)
  • Çocuklar (%70)
  • Mobil tarayıcıların kullanışsızlığı (%68) ve
  • Alışveriş deneyimini iyileştirebilecek bir uygulamaya ihtiyaç duyma (%65)

Kişisel tavsiyelerin listenin üst sıralarında yer alması oldukça dikkate çekiyor. Buna ek olarak; Google ve Ipsos’un yaptığı bir araştırmada, word-of-mouth’un (ağızdan ağıza pazarlamanın) akıllı telefon uygulaması keşfetmedeki temel etkenlerden biri olduğu ve “Kullanıcılar neden daha çok uygulama indiriyor?” sorusunu yanıtladığı görüldü.

İlginç bir şekilde, reklamlara yönlendirme listesinin en alt sıralarında rastlanırken, Yahoo araştırmasının katılımcıları,  reklamların da uygulama indirmeye yönlendirmede etkili olduğunu kaydetti. Benzer şekilde katılımcıların neredeyse yarısı, online reklamların uykudaki uygulamaların tekrar kullanılmaya başlattığını ve  %52’si ise aile, arkadaş ve tanıdıklarının uygulamaları yeniden aktifleştirmeye teşvik ettiğini ifade etti.

Bir başka üzerinde durulması gereken uygulama indirme tetikleyicisi; uygulama mağazaları (app store). Katılımcılar uygulama mağazaları sayesinde ilgilendikleri bir kategorideki bir uygulama için geniş çaplı arama yapma imkanı bulduklarını söylüyor. Kullanıcılara zaman kazandıran ve işlerini kolaylaştıran bu yönlendirmenin sıklıkla tercih edilmesi hiç de şaşırtıcı değil. Kullanıcı görüşleri ve oylamaları, uygulama mağazasının bir başka önemli uzantısı. Negatif yorum alma, kullanıcılar için bir uygulamayı indirmemek için haklı bir sebep.

 

Credit: “What Prompts Smartphone Users to Download Apps #8211; and Why Do They Delete Them?” MarketingCharts. N.p., 14 Jan. 2016. Web. 17 Feb. 2016.