Mobil Pazarlamaya Yönelmeniz İçin 10 Neden

Bir dönem, internet pazarlamacılığı bütün pazarlamacıların göz bebeğiydi. Çeşitli faydalar sunarak, geleneksel pazarlamanın doğasını ve şirketlerin iş yapma şeklini değiştirdi. Bugün, ileri teknoloji ürünü mobil cihazların  internet ve internetle çalışan cihazlarla olan iletişimimizi yeniden yapılandırmasıyla mobil pazarlama bir zamanların trendi internet pazarlamacılığını geride bıraktı. Böylece pazarlama, mobilin çevresinde şekillenip ilerleyen bir noktaya geldi.

Mobil pazarlamayı ciddiye almak için pek çok haklı sebep var. Diğer bir deyişle girişimcilerin, işletmelerini daha az iş gücüyle daha çok fayda ve kar elde etmesini sağlayacak fırsatlar. Düşük maliyet, kişiselleştirme, kullanıcı verilerini takip etmedeki kolaylıklar ve nicesi…

Mobilin, pazarlama planınıza sunduklarına biraz daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Anlık ve Hızlı Sonuçlar

Günümüzde kullanıcılar mobil telefonlarını yanından neredeyse hiç ayırmıyor. Hatta çoğu zaman bütün dikkatleri telefonlarında oluyor. Bu da demek oluyor ki, gönderilen bir mesaj telefonlarına ulaştığı an okunmuş sayılıyor. Telefon bekleme modunda olduğunda dahi kullanıcı telefonu açtığı an, mesajı teslim ediliyor. Mobil pazarlama teknikleri, her şart ve koşulda anı hedef alıyor ve hız kazandırıyor. Bu sayede çalışmalarınızın yansımalarını çok hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uygun Maliyet

Mobil cihazlar için içerik oluşturmak masaüstü ya da dizüstüne kıyasla çok daha kolay ve maliyetsiz. Metin, fotoğraf ya da video ayırt etmeden daha düşük bir bütçe ayırarak büyük bir dönüşüm elde edebilirsiniz.

Kullanım Kolaylığı

Mobilin bağlamı kullanıcılara promosyon iletmeyi ve teşvik edici hizmetler pazarlamayı kolaylaştırıyor. Öyle ki, kullanıcı sanal bilgiyi nereye giderse oraya götürüp ihtiyaç duyduğu herhangi bir anda kullanabiliyor. Bu şekilde mesajınızın son tüketim tarihi biraz daha erteleniyor.

Yükselen Sade İçerikler

Mobil telefonların ekran boyutu küçük olduğu için görüntülenen içeriğin boyutu sınırlanıyor. Minimalist düşünebilen içerik üreticileri için oldukça elverişli bir çalışma ortamı. Ayrıca daha az karmaşık olan içeriklerin mobil platformlarda yükselme şansı da bu sayede artıyor.

Doğrudan Pazarlama

Mobil platformlar kullanıcıların mobil telefonlarıyla doğrudan etkileşime geçiyor ve kişiselleştirilmiş bir etkileşimi mümkün kılıyor. Pazarlamacılar bu sayede mobilden faydalanarak kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilir ve kısa mesaj aracılığıyla anlık geri bildirimler elde edebilir.

Kullanıcı Cevap Takibi

Mobil ile, kullanıcı cevapları neredeyse anı anına takip edilebiliyor. Bu şekilde, mobil pazarlamacıların kullanıcı davranışlarını anlama ve analiz etme süreci iyileşiyor. Bunun yanında elde ettikleri verilerden yol çıkarak hizmetlerini geliştirebilme fırsatı doğuyor.

Yüksek Viral Potansiyeli

Mobil içerik kullanıcılar arasında kolaylıkla paylaşılabildiği için mobil pazarlamanın büyük ölçüde viral faydaları olabiliyor. Kullanıcılar iyi buldukları bilgi ve teklifleri arkadaş ve aileleriyle paylaşmak gibi eğilim gösterebiliyor. Bu da şirketlerin mesajlarının ekstra bir çaba harcamadan büyük kitlelere yayılması ile sonuçlanabiliyor.

Kolaylaşan Kitle İletişimi

Mobil telefonu olan kişi sayısı masaüstü ya da dizüstü olanlardan çok daha fazla olduğu için mobil pazarlama, pazarlama uzmanlarının çok daha geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşmasına yardım ediyor. Bu faydanın etkisi, özellikle dünyanın uzak bölgeleri söz konusu olduğunda daha da artıyor. Mobil pazarlama; GPS ve Bluetooth teknolojilerini kullanarak, girişimcilerin kullanıcıların konumunu belirleyip konum özelinde mesajlar göndermelerine imkan veriyor.

Mikroblog Faydaları

Twitter ve Tumblr gibi mikroblog platformlarını kullanan mobil kullanıcıların sayısı gittikçe artıyor. Promoted tweetler, influencerlar ve mecranın sunduğu daha pek çok pazarlama yöntemi; pazarlamacılara yaratıcılıklarını kullanmaları için bir şans veriyor.

Mobil Ödeme

Mobil ödeme, son zamanlarda kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilen ve pratik bulunan bir yöntem. Artık kullanıcılara ileri düzey mobil web sistemleri aracılığıyla çalışan güvenli bir online ödeme ortamı sunuluyor. Bu, kullanıcının mobil üzerinden alışveriş ya da online fatura ödemesi yapacağı zaman fiziksel bir ortama ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Böylelikle sokakta karşılaşamayacağınız müşterileri sanalda yakalamak gibi bir fırsatınız oluyor.

 

Kaynak: https://www.lifewire.com/advantages-and-disadvantages-of-mobile-marketing-2373124

E-Ticarette Başarılı Olmak İçin 10 İpucu

Teknolojinin ve cihazların çok hızlı bir şekilde değiştiği gibi, pazarlama yöntemlerimiz de aynı şekilde değişim gösterir. Cep telefonunun e-ticaret sektörünü devraldığını zaten biliyorsunuzdur. Yakın zamandaki çalışmalar da mobilin gücünü göstermeye devam etmekte.

Verilere dayanarak şunu söyleyebiliriz ki: 2015, mobil trafiğin masaüstü kullanıcılarının sayılarını aştığı ilk yıl (USA-Comscore.com). Hatta Google’a göre yakın zamanda, masaüstü arama mobil sonuçlar ile karşılaştırıldığında güncelliğini yitirmiş olacak.

Bu bilgiyi zaten biliyor olabilirsiniz ancak bu değişikliklerin pazarlama faaliyetlerinin her alanını etkileyeceğinin farkında mısınız? İşletmeniz için verimli mobil pazarlama çözümleri var mı? Pazarlamanın hangi bölümüne odaklanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Bugün, her zamankinden daha fazla veriye sahibiz ve artan teknolojilerin yardımıyla, en iyi mobil pazarlama eğilimlerini karşılamak için pazarlama etkinliklerinden yararlanmamız gerekir.

Netmera’nın yaptığı bir araştırmaya göre; pazarlama bütçenizden en iyi sonucu almak ve mobil müşteri katılımınızı artırmak için üzerinde yoğunlaşmanız gereken Mobil Pazarlama İpuçları ve Çözümleri’ni 10 maddede açıklayabiliriz:

 

  1. Push Bildirimleri

Push bildirimleri, e-ticaret müşterilerinin işlemlerini tamamlamaları için tetikleyici olabilir. Son gelişmeler doğrultusunda, mobil uygulamalarla birlikte web siteleri için bildirimler de mevcut.

Push bildirimleri sayesinde yapabileceklerinizden bazılarını şunlardır:

  • Müşterilerinize yeni ürün gelişleri, güncellemeleri ve avantajları hakkında bilgi vermek
  • Müşterileriniz hakkında daha fazla bilgi toplamanıza yardımcı olan işlemleri teşvik etmek
  • Kullanıcılara işlemini tamamlamadıkları alışveriş sepetlerini veya kaydedilen ürünleri hatırlatmak
  • Uygulamanızdan veya web sitenizden bir süredir alışveriş yapmayı bırakmış müşterilere yeniden kendinizi hatırlatmak

Düz metinlerin müşterileriniz için yeterli olmayabileceğini düşünüyorsanız, push bildirimlerinize biraz renk katmak için resimler, haritalar ve etkileşimli formlar gönderebilmenizi sağlayan bildirimler kullanabilirsiniz!

 

  1. İnteraktif Push Mesajları

Müşteri kitlenizin daha derin bir seviyede etkileşime girdiğini görmek için başka bir pazarlama  yöntemi daha var. İnteraktif Push Mesajları, daha ilgili ve geri dönüşümlü deneyimler üretmek için müşterileriniz ve olanaklarınız arasında daha iyi bağlantılar kurmanıza fırsat sağlar.

Unutmayın ki: Bu sayede müşterileriniz artık mesajlarınıza ve kampanyalarınıza zahmetsizce cevap verebilir.

 

  1. Uygulama Pop-up’ları

Uygulama pop-up’ları uygulama içinde müşterinin ihtiyaçlarına cevap veren hedeflenmiş içerik sayesinde, müşteriyle etkişelim kurmamıza yardımcı olur.

Müşterilerin, uygulamanın içinde bir ürünü tıklama veya uygulamayı açma gibi belirli işlemleri gerçekleştirmesi tetiklenir. Uygulama pop-up’larının diğer bir harika yanı ise, müşterileriniz push bildirimlerini devre dışı bırakmış olsa bile içeriğinizi yayınlayabilmenizdir!

Ayrıca Uygulama Pop-up’ları sayesinde yapabileceklerinizden bazıları şunlardır:

  • Müşterilere hedeflenen içerik göndermek ve kullanıcı deneyimini geliştirmek
  • Kullanıcıları ürünün kullanılabilirliği ve son haberler hakkında bilgilendirmek
  • İlk sefer için müşterilerinize öğretici dizisi göstermek
  • Kullanıcıları, yaptıkları bir işlemi bildirerek tekrar devreye sokmak (ör. Müşteri belirli bir ürünü gözden geçirdikten birkaç dakika sonra ücretsiz kargo bildirimi göndermek)
  • Kullanıcılara, uygulamanız için push bildirimlerini etkinleştirmeyi hatırlatmak

 

  1. Konum Tabanlı Pazarlama

Statista’ya göre, 2017’de dünya nüfusunun neredeyse üçte birinin bir akıllı telefonu olacağı bir seviyeye ulaşıyoruz. Artık müşterilerimizi telefonlarıyla takip edebiliyoruz. Kullanıcıları, gönderilerini coğrafi olarak etiketlemeye teşvik eden sosyal medya sayesinde tüm bu mükemmel verilere sahibiz. Peki onunla ne yapacağız?

Konum tabanlı pazarlama temelde, müşterilerin konumlarına daha doğru bir yoldan ulaşmak için kullanılan, coğrafi işaretleme ve beacon yönetimi gibi bir dizi mobil pazarlama stratejisidir.

Bu pazarlama stratejisi sayesinde, Konum Hedefleme ve Geofencing(Coğrafi Sınırlama) ile birlikte belirli yerleri hedefleyen mobil pazarlama kampanyalarını kolayca oluşturabilirsiniz. Böylece daha yüksek dönüşüm oranlarına ulaşırsınız.

  1. Beacon Teknolojisi ve Proximity Marketing

Biliyoruz ki hayaliniz; müşterilerinizle bireysel olarak, doğru yerde ve doğru zamanda  iletişim kurmak.

Beacon teknolojisi ve proximity marketing sayesinde müşterilerin telefonlarından konuma dayalı bilgi elde edilir ve böylece onlar mağazanızın yakınlarında dolaşırken, siz de promosyonlar, indirim bilgileri, yeni gelenler vs. içerikli mesajlar atarak onları mağazaya davet edebilirsiniz. Beacon kullanımı ayrıca perakendecilerin; kullanıcıları uygulamalarına çekmelerine, onları kalıcı kılmalarına  ve böylece uygulamalardaki müşteri katılımını artırmalarına yardımcı olur.

Beacon Marketing‘in diğer bir güzel yanı, pazarlamanızı müşterilerinize uygun hale getirerek, dönüşüm oranları ve satış hacmini artırmasıdır. Yani müşterilerinizi, davranışlarını analiz ederek ve ileride kişiselleştirecek kampanyalar için kullanarak özel hissettirebilirsiniz.

 

  1. Kullanıcı Etiketleme ve CRM Segmentasyonu

Halihazırda alakasız mesajlar almaktan boğulan kitlenizin dikkatini çekmek istediğinizde, hedef pazarlama çok önemlidir. Etiketler, kişi kaydı için uygulanan pazarlama etiketidir ve listeleri yönetmenize yardımcı olur. Aynı zamanda en güçlü bölümlendirme araçlarından da biridir.

Kullanıcı Etiketleme ve CRM Segmentasyonu, müşterilerinize daha hedefli pazarlama mesajları gönderebilmenizi sağlar. Ayrıca anlamlı segmentasyonlar ve etkili kampanyaları oluşturmak için müşterilerin davranışlarını ve tercihlerini analiz edebilirsiniz.

Sonuçta; hedeflediğiniz stratejileri, ilgili kullanıcıların segmentasyon ölçütlerine dayalı olarak iyileştirebilirsiniz.

 

  1. Mobil Pazarlama Otomasyonu

Pazarlama otomasyonu hedef kitlenizle doğru platformda ve uygun içerikle iletişim kurmanızı sağlayarak satın alma sürecinin tamamlanmasına yardımcı olur, kişiselleştirme ve zamanlama yoluyla mesajın etkinliğini artırırlar. Örneğin: Müşterilerinizin alışveriş sepetlerini terk ettikten ya da belirli bir süre için uygulamanızı açmayan kullanıcılara “sizi özledik” bildirimlerinizi gönderdikten sonra, win-back push bildirimlerini gönderebilirsiniz.

Mobil Otomatik Kampanyalar, belirli kullanıcı davranışlarına veya hareketsizliğine yanıt verdikleri için iletişimi artırır; bu da, iletişiminizi iyi zamanlamayla kişiselleştirmenizi sağlar. Ve bu nedenle, geliri artırmak için de güçlü bir kaynaktır.

 

  1. Davranışssal Segmentasyon

Satın alma kararları alırken tüketicilerin davranış kalıpları hakkında bilgi sahibi olmak, size güçlü bir bakış açısı sağlar ve pazarlama yaklaşımınızı müşterilerinize uyarlamanızı sağlar.

Davranışsal Segmentasyon yoluyla bu davranış kalıpları hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz. Peki nasıl?

Müşterilerinizi; kullanımları, tepkileri, faaliyet tercihleri ve tutumlarına göre gruplar halinde böler. Çoğunlukla aşağıdaki davranışsal segmentlere uygulanır:

  • Geçmişteki tıklamalara, görüntülemelere veya harcadıkları zamana göre ölçülen, belirli bir ürün veya kategoriye yönelik eğilim veya ilgi
  • Kullanma sıklığı, satın alma ve harcanan zamanla ölçülen kullanıcı bağlılığı
  • Geçmiş alımların sıklığı ve değeri ile ölçülen müşteri değeri
  • Kullanımın veya satın alımın yeniliği ile ölçülen saklama seviyesi
  • Özel kullanıcı grupları tarafından gerçekleştirilen belirli işlemlerle ölçülen kullanım kalıpları
  • Geçmiş satın alımlar ve zamanlama ile ölçülen satın alma kalıpları

Bu pazarlama stratejisi sayesinde daha kişiselleştirilmiş, tanıtım mesajları olan farklı kullanıcı segmentlerini hedefleyerek mobil pazarlama kampanyalarınızın etkinliğini artırabilirsiniz. Müşterileriniz hakkında ilginç keşifler yapabilir ve pazarlama faaliyetlerinizde bazı değişiklikler gerçekleştirebilirsiniz.

 

  1. Yeniden hedefleme

Online araştırmalar, online ziyaretçilerin sadece % 2’sinin ilk ziyaretlerinde dönüşüm sağladığını gösteriyor. Yeniden hedeflemenin, geri kalan % 98 potansiyel müşteriyi web sitenize geri döndürüp dönüşüm oranınızı arttırmanıza izin vermeniz hiç de yanlış olmaz.

Yeniden hedefleme, müşterilerinizi bir önceki kampanyaya verdikleri yanıta dayalı olarak yeni bir pazarlama etkinliği için yeniden seçme sürecidir. Önceki pazarlama kampanyalarınızla olan etkileşimleriniz aracılığıyla, kullanıcılarınızın tercihleri ve ihtiyaçları bilgisi dahilinde daha kişiselleştirilmiş kampanyalar oluşturmanıza olanak tanır.

Aslında bu pazarlama tekniği, markanızı görünür tutar ve vitrinlere bakıp geçen müşterilerin alıcıya dönüşme fırsatını artırır. Müşteriniz yeniden hedefleme bildiriminizi her aldığında, markanız daha fazla tanınır.

 

  1. Kampanya Analizi

Tüm önemli pazarlama kampanyalarınızı yürütseniz dahi, ölçüm ve analiz yapmadığınız sürece aşağıdakilerin hiçbiri hakkında gerçek anlamda fikir sahibi olamazsınız:

  • Müşterileriniz için en etkili olan kampanyalar
  • İçerik, kopyalama ve mesaj etkililiği
  • Dönüşüm oranları
  • Açık tarifelee
  • Kampanyanın kullanıcı başına toplam geliri ve ortalama geliri   
  • Müşteri davranışı
  • Yükleme ve kaldırmalar
  • Yer ve cihaz bilgileri vb.

Sonuç olarak, daha etkili mobil pazarlama kampanyaları planlamak için kampanyalarınızın performansını analiz etmelisiniz. Okunan bildirimlerin sayısının, bağlantıların tıklanma sıklığının ve kampanya hareketliliğinin nasıl etkilediğinin farkında olursanız, kullanıcılarınızın katılımını ve kalıcılığını o kadar artırırsınız.

Kâr Getiren Can Sıkıntısı:  Mobil Bağımlılık

“Çok sıkıldım.”

Haftada kaç kez bu cümleyi kuruyor ya da duyuyorsunuz? Eğer en az bir kereyse, American Psychological Association’ın yaptığı bir araştırmaya göre, aynı şekilde hisseden %63’lük bir kesime dahilsiniz demektir. Aynı araştırma, sıkıntınızın lokasyon veya nüfusun yapısal özellikleri gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini de belirtiyor ve muhtemelen sıkıntımızdan kaçmak için kullandığımız ortak bir yol var: internet.

Bu sıkıntı hali, kendini en çok zamanımızın %90’ını geçirdiğimiz “mobil uygulamalar”da belli ediyor. Uygulama çatısının altındaki kategorilere göre zamanımız şu şekilde bölünüyor:

  • Mesajlaşma ve sosyalleşme %68
  • Eğlence (Youtube gibi uygulamalar dahil olarak) %44
  • Oyun oynama %33.

Daha derine inersek, mobil sosyalleşme uygulamalarında geçirilen zamanın %70’ini medya kapsıyor. Peki ya tüm bu faktörler ne anlama geliyor? Sonuçta mobil cihazlarımızı sadece eğlenmek için kullanıyoruz.

Uygulama geliştiricilerin uygulamalara olan düşkünlüğümüzü bir fırsat olarak gördüğünü söyleyebiliriz. En stratejik düşünenleri, bu can sıkıntısının bir gelir kaynağına dönüştürülebileceğini biliyor.

 

Öyleyse bunu nasıl yapıyorlar?

Psikoloji bu noktada büyük önem taşıyor ve bunu söylemek pek hoş olmasa da, beynimizin bağımlılık tuşunu açmanın yollarını aranıyor. Hubspot, bu konu hakkında bir araştırma yapmış ve can sıkıntısından kâr elde etmede en başarılı uygulamaları listeleyip bunu nasıl yaptıklarını anlatmış. Biz de bu raporu size sunuyoruz.

 

Sıkılmanın Psikolojisi – Neden Sıkılıyoruz?

Tavuk ve Yumurta Senaryosu

Canımız sıkıldığında rahatlamak için mobil uygulama kullanmamıza rağmen, bazen sıkıntımızın ana kaynağı uygulamanın ta kendisi olabiliyor. Temple Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, mobil cihazlarla ilişiğimizin bizi daha sabırsız ve dürtüsel yaptığını söylüyor. Buna göre, bir uyarıcının eksikliğine tahammül edemiyoruz. Teknoloji her an elimizin altında olduğundan, oturup başka bir şeyle ilgilenmek bizim için daha zor. Dahası, kullanım sıklığımız arttıkça, direnmek için harcadığımız çaba da aynı oranda azalıyor.

 

Nörolog James Danckert, can sıkıntısını “öz denetim mekanizmasındaki bir eksiklik” olarak açıklıyor. “Tamamlamanız gereken görevlerle ilgilenmekte zorluk yaşamanız da denebilir. İrade gücünüz arttıkça daha az sıkılacaksınız.” diye ekliyor. İrade gücüne sahip olmamanın diğer adı nedir? Dürtüsel ve anlık hareket etmek… Mobil kullanımımızın artışıyla, daha sık deneyimleyeceğimiz bir davranış modeli.

 

O halde neden can sıkıntımızı hafifletmek için mobile başvuruyoruz?

Maggie Koerth-Baker Scientific American’da “İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için çok uğraşacaktır.” diyor. Kısa zamanda aşırı yemek yeme vb. sağlıksız ve dürtüsel davranışlara yönelmek gibi. Mobile yönelmek modern dürtülerimizle verdiğimiz en kâr sağlayıcı karar olabilir.

 

Haydi bağımlılıklarımızı kazanca dönüştürmede en başarılı gördüğümüz uygulama geliştiricilerine bir göz atalım.

 —

Sıkıntı Madenini Keşfedip Altın Çıkartmış 3 Mobil Uygulama

  1. Tinder

Time dergisi 2014’te Tinder’ın kurucularını tanıttığında, Laura Stampler uygulamayı kusursuz bir şekilde özetlemişti:

 

Kullanıcılara potansiyel eşleşmeler için diğer kullanıcıların fotoğrafları gösteriyor. Ekranı sağa kaydırarak ‘beğen’, sola kaydırarak ‘geç’ komutunu veriyorsunuz. Karşılıklı beğeniler ile eşleşme gerçekleşiyor. Buna göre isterseniz aramaya devam ediyorsunuz, isterseniz de eşleşmelerinizle konuşmaya başlıyorsunuz. ‘Oynamaya devam et!’ seçeneği pek ikna edici olacak ki, uygulama günde 500 milyon eleme ve 5 milyon eşleşme salgınını oluşturuyor.

 

Stampler’ın kullandığı kelimeye dikkat edin: “Salgın”. Biriyle tanışma konusuna yoğunlaşmayan biri bile es geçme özelliğinin bağımlılık yapan etkisine kapılabiliyor. Kendinizi otobüs beklerken, oturma odasında otururken ya da göz ucuyla televizyon izlerken bile eşleşmek üzere Tinder’a göz atarken buluyorsunuz. Bu aslında biraz da yeni kişilerle tanışmaktan çok, yalnız birinin boş zamanını geçirmek için kullandığı bir etkinliğe dönüşüyor.

 

Uygulamanın ‘aramaya devam etme’ özelliğinin cazibesine kapılmamak gerçekten güç. Daha çok aradıkça, eşleşmelerinize daha az ilgi gösterdiğinizi bile fark ediyorsunuz. İlginç bir şekilde bu kendini tekrarlayan eylem canınızı sıkmaya başlıyor ancak yine de elinizde olmayarak uygulamada kalmaya ve ‘oynamaya’ devam ediyorsunuz. Bu psikoloji, yazının başında açıkladığımız anlayıştan kaynaklanıyor. Eğer uygulamayı silmezseniz yüksek versiyonu satın alıp neredeyse aynı deneyimi reklamsız bir şekilde yaşamayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Bugün Tinder’ın daha fazla yenilik için ödeme yapmaya gönüllü 1.7 premium üyesi var.

 

  1. Pokémon GO

Yakın zamanda şehir dışındaki bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde ne zaman bir yere yürümemiz gerekse öfkeli bir şekilde telefonuyla uğraştığını gördüm. Bir harita uygulaması kullandığını düşünerek “Kayıp mı oldun?” diye sordum.

 

“Hayır.” diye cevapladı. “Sadece Pokémon GO oynuyorum.” Adını henüz duymayanlar için Pokémon GO, belirli konumlara yerleştirilmiş oyun karakterlerinin real-time’da yakalanmasından yola çıkan online bir uygulama. Bir çeşit mobil VR da denilebilir.

 

Çok şaşırmıştım. Çünkü Pokémon GO’nun etkisinin çoktan azalıp kaybolacağını düşünüyordum ve bu ziyaret bu düşüncemden birkaç ay sonra gerçekleşmişti. Sıkıcı bir yol arkadaşı mıydım? Yoksa arkadaşım merak ve sıkıntısını gideren bir uygulamanın bağımlısı mı olmuştu?

 

Bu tarz soruları soran tek kişi ben değilim. Çok sayıda psikoloji yayını beynimizin Pokémon GO gibi uygulamaları nasıl işlediğini açıklamaya girişiyor. Hatta, İnternet Oyunları Oynama Hastalığı (Internet Gaming Disorder), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir bağımlılık çeşidi olarak yer aldı.

 

Araştırmalar sıkılmaya daha meyilli kişilerin, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına düşmek konusunda daha öncelikli olduğunu gösteriyor. Mobil bir uygulamaya bağlanmanın çok ciddi bir durum olup olmadığı tartışılır. Şimdilik kesin olan bir şey varsa, o da diğer bağımlılık türleriyle benzer bir psikolojik süreci takip ettiği. – Tatmin olmak için sürekli daha fazlasını istemek gibi – Uygulama içi satın almaların Pokémon GO’ya yüksek bir gelir kaynağı yaratmasının  (günde 2.3; 2016 sonuna kadar ise 342 milyon dolar) başarısı belki de burada saklıdır.

 

  1. Candy Crush Saga

Bu örnek uygulama içi satın almaların büyük finansal ödülleri olduğunun başka bir göstergesi. Candy Crush Saga, oyun sektörün devi King Digital’ın (görünürde) ücretsiz sunduğu bir mobil uygulama. Sizden indirme için bir ücret talep etmiyor ancak ekstra can ve daha yüksek bir puana ulaşmanızı sağlayan diğer özellikler premium ücretlendirmelere giriyor ve günlük olarak 1.103.436 dolar gelir getiriyor.

 

Ancak şöyle bir durum da var, oyunu kazanıp yüksek bir puana ulaştığınızda ya da herhangi bir görevi başarı ile tamamladığınızda; beyninizin kokain kullanımında uyarılan bölümü aktif hale geçiyor. Araştırma aynı zamanda kazanmaya dair tüm aktivitelerin metamfetamin ve benzeri maddelerle aynı hazzı veren sinyalleri tetiklediğini belirtiyor. Ek olarak, davranış döngüsünün de eroin bağımlılarınınkiyle büyük benzerlik taşıdığı vurgulanıyor.

 

Büyük resmi görmeye başladınız mı?

Yazı boyunca bağımlılık kelimesinin üzerinde biraz fazla durduğumuzun farkındayım. Ancak insanların yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek için katıldığı bir aktiviteden günde 1.103.436 dolar gelir elde edilemeyeceğinin anlaşılmasını çok önemsiyorum. Mobile bağımlılığın insanların daha çabuk sıkılmasına yol açması ve bu sıkıntının körüklenip dürtüsel bir dijital alışkanlığa evrilmesi, olaylarının ciddiyetini kanıtlıyor.

 

Etik bunun neresinde?

Ne yazık ki bu sorunun basit bir cevabı yok. Ancak pazarlamacıların can sıkıntısına altın madeni gibi yaklaşması ve ince bir işçilik sergileyerek büyük miktarda kazanç sağlaması etik davranışa dahil. Örneğin, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile gönüllü kuruluşların partner olup farkındalık yaratması için güzel bir fırsat. Belki bu markalar tarafından ‘uygulama içi satın alma’ yerine, ‘uygulama içi bağış yapma’ seçeneğini tanıtacak dijital araçlar dahi geliştirilebilir.

 

Diyelim ki bölgedeki bir emlak ofisi böyle bir ayrıcalıktan yararlanmak istiyor. Fiyatlandırma için bir uygulama geliştirebilir ve mesajlarını basit bir oyunun içinden verebilir.  İnsanlardan uygulama içi özellikler için ek ücret talep etmek yerine, insanları uygulamayı kullanmaya devam etmeleri için Habitat for Humanity gibi bir vakıf ya da sosyal sorumluluk çalışması için reklam vererek cesaretlendirebilir. Her X sayıda indirme için ya da X sayıda kulanıcıda bir bağış yapılabilir.

 

Sıkıntı iyilik veya kâr güden bir amaç için kullanılabilir. İnanın ihtiyacınız olan sadece biraz yaratıcılık ve sağlam bir strateji.

 

Kaynak: https://blog.hubspot.com/marketing/boredom-apps-mobile-addiction#sm.0001mjxs710nieczx3h2keprj8kjx

 

Mobil Pazarlama ile İşletmenizin Trafiğini Artırmanın 8 Yolu

İş aramak için Sarı Sayfalara bakan birini tanıyor musunuz? Cevabınız büyük ihtimalle hayır. Çünkü bunun yerine tüketiciler web sitelerinin iş ilanı bölümlerine bakıyor ya da ilgilendikleri işletmelerle ilgili çevrimiçi aramalar yapıyorlar. Akıllı telefonlarda bu aramalar giderek artmakta. Yerel müşterilere dayanan bir perakende mağaza, restoran, salon, otomobil mağazası veya herhangi bir işletmeye sahipseniz; mobil pazarlama, mağazanıza daha fazla müşteri kazandırmaya yardımcı olabilir.

Mobil öncelikli düşünmek neden bu kadar önemli?

Mobil aramalar büyük artış gösteriyor. Özellikle “yakınımdakiler” seçeneği ile arama yapma oranı yıllık % 146 oranında artış yaşadı ve bu aramaların %88’i mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Bu mobil aramalardan alınan sonuçlara göre; yakınlarında bir şeyler arayan insanların %76’sı gün içinde iş yerini ziyaret ediyor, bu ziyaretlerin %28’i ise satışla sonuçlanıyor.

Peki büyük ödülü kazanmak için oyuna nasıl girebilirsiniz? İşte yerel işletmeniz için uygulayabileceğiniz 6 mobil pazarlama taktiği!

 

1) Web sitenizi ve e-posta pazarlamanızı mobil cihazlar için optimize edin.

Müşteriler, mobil reklamınızı veya teklifinizi tıklar ve mobil cihazlara uygun olmayan web sitelerine giderse, bilgileri okuyamaz veya harekete geçemezler. Farklı reklamlar için mobil cihazlar için optimize edilmiş açılış sayfaları oluşturun ve e-posta pazarlama çabalarınızın mobil cihazlar için optimize edilmiş olduğundan emin olun.

 

2) Yerel arama dizinleri listelerine girin.

Müşteriler sattığınız şeyi çevrimiçi olarak aradığında sizinle ne kadar yerel arama dizininde karşılaşırsa, sizi bulma şansları o kadar artar. Google My Business, YP.com ve Yelp yer alabileceğiniz yüzlerce arama dizinlerinin iyi örneklerinden. Her birinde girişinizi talep edin ve işletme adınız, çalışma saatleriniz, adresiniz, telefon numaranız ve web sitenize ait bir bağlantı gibi ayrıntıların; tüm girişlerinizde geçerli, doğru ve tutarlı olduğundan emin olun. (Tutarlılık gerçekten önemlidir; adresiniz birinde “sokak”, diğerinde “Sk.” olarak listeleniyorsa, bu işinize zarar verebilir.)

 

pexels-photo-218717

 

3) Bir mobil sadakat programı (loyalty program) kurun.

Müşterilerinizin cüzdanlarını daha fazla kartla doldurmak yerine, sadakat bilgilerini ve akıllı telefonlarındaki ödüllerini depolayabilmeleri için, mobil uygulama sunan sadakat programlarına bakın. Bu programlar, müşteriler için uygunluğunun yanısıra, pazarlama programınızı sadakat programı üyelerine kişiselleştirmenizi sağlayan kullanıcı verilerini topluyor. Ayrıca çoğu, mobil pazarlama aktivitelerinizi etkin hale getiriyor.

 

4) Müşterilerinizin sosyal medya hesaplarınızı ne kadar gözden geçirdiğini ölçerek, onlara ödüller verin.

Müşterilerinize, şirketinizin sosyal medya hesaplarına check-in yaptıkları için bir ödül, indirim veya özel teklif sunmak, işe yarayan basit bir taktik. İşletmenize ve sunduğunuz ürüne bağlı olarak, bir check-in karşılığı indirim yapmak veya 5 ila 10 check-in için daha önemli bir ödül vermek isteyebilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki; müşterilerinizin sosyal çevreleri işletmenizden bahsedildiğini gördüğünde, daha fazla ilgi göstermeye başlayacaktır.

 

5) SMS metin mesajı pazarlamacılığı kullanın.

Müşterilerin işletmenizden mesaj almayı onaylamasını isteyin. Daha fazla kayıt almak için programın sosyal medyada, e-postalarınızda ve web sitenizde; -ayrıca müşteriyle kişisel olarak etkileşim halindeyken de- tanıtımını yapın.Bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 56’sı, işyerinin yakınındayken akıllı telefonlarına gelen bir anlaşma veya teklif aldıktan sonra civardaki offline olarak faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri ziyaret ediyor. Müşterilerinize, o gün gerçekleştirilen hizmetlerdeki indirimler veya restoranınıza özel bir alana bir bedava öğle yemeği gibi, zamana duyarlı teklifler göndermek, yavaş zamanlarda işinizi arttırmanın harika bir yoludur. SMS göndererek müşterilerinizi artırmanın keyfini sürün!

 

6) Coğrafi hedefli (Geo-targeted) mobil reklamları kullanın.

Geo-location marketing, müşteriler belirli bir alana girdiklerinde onları hedeflemek için akıllı telefonlarındaki GPS konum verilerini kullanır. Geo-fencing, bir bölge çevresinde sanal bir çit oluşturur; bu, bir posta kodu kadar geniş ya da bulunduğunuz yer kadar dar olarak tanımlanabilir. Potansiyel müşteriler “çit” in içine girdiğinde; telefonları, bir reklam görüntülemek veya özel tekliflerle push bildirimleri göndermek için tetiklenir. Geo-conquesting, rakiplerinizin müşterilerine de pazarlama yapmak için, GPS konum bilgilerini kullanmayı bir adım daha ileriye götürür. Örneğin; bir perakendeci, bir müşteri rakip mağazaya yaklaştığında mobil teklifi tetiklemek için geo-conquesting’i kullanabilir. Geo-targeting‘i kullanan mobil görüntülü reklamlar için tıklama oranları, bunu kullanmayan mobil görüntülü reklamların tıklama oranının iki katıdır ve yalnızca posta kodu hedefleme (ZIP code targeting) kullanan mobil görüntülü reklamlardan yüzde 50 daha fazladır.

 

7) “Aramak için tıklayın” bilgilerini gösterin (Click to call)

Web sitenize, kullanıcıların akıllı telefonlarından hemen arayabilmeleri için, mobil cihazlara uygun bir click-to-call butonu koyun. Google geçtiğimiz günlerde, click-to-call numaraların otomatik olarak mobil arama reklamlarında gösterilebilmesini sağlayan bir özellik ekledi. BIA / Kelsey tahminlerine göre; mobil aramalar, işletmelere küresel çapta click-to-call butonundan düşen aramaların neredeyse 33 milyarı bulmasını sağlıyor. -Bu, neredeyse mobil açılış sayfalarından (landing pages) yüzde 19 daha fazla çağrı getirdiği anlamına geliyor.

 

8) Yazdırılabilir kupon gönderin

Alıcılar mobil tekliflerinize karşı hemen harekete geçmese de, genellikle daha sonra kullanmak üzere kuponları basmayı tercih ederler.

Geçen yıl, çevrimiçi kuponları basan Amerikalıların sayısı yüzde 62’ye ulaştı. Yazdırılabilir kupon teklifinizin e-posta ile gönderilen kuponları da kapsadığından emin olun.

coupons-pile-918x516

Kaynak: https://smallbusinesssolutions.blogs.xerox.com/

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2018 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

Mobil Cihazların Tüketici Beklentilerine Etkisi

Eğer yirmi yıl önce biri perakendecilere, internet trafik akışının yarısının mobil cihazlardan ve özel günlerdeki satışların %40’ının akıllı telefonlardan geleceğini söyleseydi, çok büyük ihtimalle ciddiye alınmazdı. Mobil cihazlar sayesinde gelişen bir marka-tüketici ilişkisi ise, hayal dahi edilemezdi. Ancak günümüzde mobil erişilebilirlik, tüketici davranışlarının kaderini belirliyor.

onlinealisveris_01

Tüketiciler günlük ihtiyaç ve aktivitelerini gerçekleştirmek için akıllı telefonlarına güveniyorlar. İş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor, gün içinde attıkları adımları ve yedikleri gıdaların kalorisini sayıyor ve hatta basit bir parmak hareketiyle muhtemel ilişki adaylarını arasında seçim yapıyorlar. Kısacası 2017’de hayat mobil teknolojinin yörüngesinde hareket ediyor ve kitlelerin mobile olan bağlılığı teknolojik gelişmelere bir diğeri eklendikçe daha da artacak. Örneğin sanal gerçekliği ele alalım, ilk çıktığı dönemdeki kısıtlı kullanma alanını düşündüğünüzde şu an günlük yaşamımızdaki pek çok an ve aktiviteye entegre edilebilecek kadar geliştiğini fark edebilirsiniz.

 

Teknolojik gelişme ve güncellemeler markaların tüketicilerle temas noktalarını arttırmak gibi muazzam fırsatlar sunsa da, aynı zamanda kendi içinde birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Markanızın karşılaşabileceği güçlüklere dair bir fikir edinmek isterseniz, okumaya devam etmenizin tam sırası.

 

Aciliyet

Markaların, tüketici ve hedef kitlelerine ulaşmak için hiç olmadığı kadar fırsata sahip. Ancak tüketici de hiç olmadığı kadar ulaşılması zor bir noktada. Tüm tüketicilerin %55’i, bir web sitesine giriş yaptığında siteyi terk etmeden önce 15 saniye ya da daha az bir zaman harcıyor. Bu şu anlama geliyor: müşteri için bir web sitesinin ana sayfasını test etmek için yalnızca 15 saniye yeterli. Özellikle mobil kullanıcılar içerikte beklediğini hemen bulamazsa, sitenin içinde bir gezintiye çıkmaktansa siteden çıkmayı tercih ediyor.

Wex_Corporate_SocialMediaPayments_600x315

Akıllı telefonlar “an devri”ni yarattı. Her şey saniyeler değil, mikro-saniyeler üzerine dahi kurulabiliyor. Her türlü bilgi parmaklarımızın ucunda. Birkaç saniye içinde aracımızdan gideceğimiz yerin rotasını belirleyebiliyor, mobil ödeme yapabiliyor, fotoğraf paylaşabiliyor ya da yeni bir ürün hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Mobil cihazların etki alanı genişledikçe, tüketicilerin beklentileri yükseldi. Eğer tüketici ve kullanıcılar; bir markanın ihtiyaç ya da beklentilerini tam olarak karşılayamadığını düşünüyorsa, o markanın varlığı tehdit altına dahi girebiliyor.

 

Mobil olarak optimize edilmiş bir web sitesinin korunmasının yanı sıra, markaların yeni aciliyet standartlarını desteklemek için müşteri hizmetlerini tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor. Müşteriler günümüzde bir markanın web sitesinde gömülü bir iletişim sayfası bulmak, uzun bir form doldurmak ve yanıt için 1-2 gün beklemek istememelerinin aksine kişiselleştirilmiş sorular cevapladıklarında derhal yanıt bekliyorlar. Neyse ki, markalar bu talepleri karşılamada onlara yardımcı olacak sosyal medya platformlarına sahip. Birçok şirket, yaklaşımlarını müşteri hizmetlerine dönüştürürken sosyal ağı ilk olarak tercih ediyorlar. Müşterilerin, tweet atabileceği, yorum yapabileceği veya DM gönderebileceği sorular olduğunda; markaların cevapları zamanında teslim etmesi çok önemli. Çünkü müşterilerin % 84’ü sosyal medya ağı üzerinde bir soru sormaları üzerine 24 saat içinde bir yanıt bekliyor.

Fluent-Mobile-Shopping

Uygunluk

Günümüz tüketicileri, mobil ekranlarında her gün beş saat harcıyorlar. Tüketiciler, tempoyu düşürmeden aygıtlar, uygulamalar ve web siteleri arasında kesintisiz bir şekilde geçiş yapıyor. SERP’teki reklamlardan markaların organik Facebook postlarına ve sponsorlu Instagram fotoğraflarına kadar tüketiciler markalardan kaçamıyor. Sonuç olarak, gün boyu reklamlara maruz bırakılıyorlar ve alakasız buldukları içeriği yok saymaya alışmış durumdalar.

 

Markalar, tüm dijital gürültüyü gerçekten kesip bireysel tüketicilerle bağlantı kurmaları için ürün satmaktan çok, aynı zamanda izleyicinin yaşamına değer katan içerik deneyimleri sunmak zorundalar. Aslında, izleyiciler marka tarafından üretilen içeriğin %60’ını reklam kirliliği olarak görür. İçerik türünün kitlelerle alakalı olması, kitleyi başarılı bir şekilde eğitmesi veya eğlendirmesi gerekir. Topluluk hikayelerini paylaşmak, kitleye ulaşmak için iyi bir yoldur çünkü gerçek hayatta müşteriler markayı kişiselleştirmeye çalışır. Tüketiciler, markaların sözlerinden çok diğer tüketicilerin görüşlerine önem verirler. Markalar, bir ürünlerini kullanan insanları ve gerçek hikayeleri vurgulayabilirse, daha fazla müşteri elde edeceklerdir.

 

Teknoloji, marka ve tüketici arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Mobil cihazlar ve sosyal platformlar, bir zamanlar var olan sınırları aştı. Günümüzde tüketicilerin her zaman şirketlere erişimi var. Bunun anlamı markaların da tüketiciyle bağlantı kurmak için daha fazla fırsatları olduğu anlamına gelse de, birçok açıdan bu artan erişilebilirlik markaların daha fazla çalışmasına ve iş gücü harcamaya mecbur olmasına sebep oluyor. Tüketiciler mobil cihazlarında daha fazla içeriğe maruz kalırsa beklentileri artmaya devam edecek. Markalar, e-posta başlıklarının ve sosyal medya fotoğraflarının temellerinin ötesinde düşünmek ve gerçek zamanlı olarak müşterilere bağlanan özgün deneyimler sunmak için odaklanmalı.

Kaynak: http://customerthink.com/how-mobile-devices-are-changing-customer-behaviors-and-expectations/

Mobil Uyumluluğu Anlamak

Mobil Uyumluluğu Anlamak

Pazarlama çabalarınızı mobil pazarlamayı dahil ederek genişletiyorsanız, takip edilmesi gereken mobil uyumluluk kural ve düzenlemelerine dikkat etmelisiniz. Bu kuralların tüketicilerin güvenlik ve gizliliğini korumak için uygulanmasının yanı sıra markaların mobil pazarlamayı etik ve etkili şekilde kullanmalarını sağlar.

 

Uyumluluk Neden Önemli?

Nasıl siz de spam aramalar, maillerden hoşlanmıyorsanız, tüketiciler de kayıt yaptırmadıkları markaların mesajlarını almaktan hoşnut olmazlar. Mobil pazarlama izin alanları için geliştirilen parametreler aslında bu endüstriyi de daha iyi hale getirmektedir.

Eğer hepimiz bu mobil uyumluluk gerekliliklerine bağlı kalırsak, müşteri deneyimini arttırabiliriz. Bu sayede tercih ettikleri markanın mesajlarını almaktan mutluluk duyacaklardır.

Düzenleme ve uygulamaların zaman içinde değişmeleri çok muhtemel olduğundan, yenilikleri takip etmek ve  güncel kalmak sizlerin kişisel çabalarına bağladır. Bu yazı ise size genel bir bakış sağlayacaktır.

 

Bu kuralları kim koyuyor?

 Mobil uyumluluk alanında markaların uyması gereken kuralları koyan 3 ana kurum vardır.

 

FCC

FCC; komünikasyon, hukuk, düzenleme ve teknolojik yenilikler alanlarında kuralları koyan başlıca  ABD devlet kurumudur.

 

CTIA

Bu kar amacı gütmeyen kurum, mobil endüstrideki kural ve düzenlemeleri geliştirir ve kontrol eder.

 

Operatörler

Ek olarak, mobil operatörler kendi kurallarını koyabilirler. Şu an bazı operatörlerin marakalara için  ilave kuralları vardır.

 

‘Önceden Yazılı Metin’ nedir?

1991’de, Telefon Kullanıcısı Koruma Kanunu tele pazarlama yapanlar için kabul edilmiştir. Mobil pazarlama online pazarlamaya dönüştüğünde ise, bu yasa 2003’te mesaj ile pazarlamayı da içine alacak şekilde güncellendi. 2013’te eklenen bentte ise mobil pazarlama mesajları gönderebilmek için ‘önceden yazılı metin’ alma zorunluluğu getirildi.

Peki önceden yazılı metin ne demek?

Yasa gereği mobil aboneyle marka arasında yapılmış, yazılı ve açık bir sözleşme olmak zorundadır. Bu sözleşme aşağıda belirtilen kapsamdadır;

  1. Katılımcı sözleşmeyi kabul ederek, otomatik pazarlama mesajlarını almayı kabul eder.
  2. Katılımcı kesin bir şekilde verdiği telefona gönderilecek pazarlama mesajlarını kabul eder.
  3. Sözleşme satış koşulu olarak konulamaz.

Tüm bu maddeler açıkça belirtildikten sonra, pazarlama içerikli mesaj gönderebilmek için

sözleşmenin imzalanması gerekmektedir. Bu; elektronik ses, sembol veya üyelik mesajı gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Sözleşmede kullanılan tüm metnin hukukçular tarafından kontrol edilmesi çok önemlidir; ancak bir kaç örnek içeriği aşağıda bulabilirsiniz.

  • Sözleşmenin kabulü satış için zorunlu değildir.
  • Otomatik pazarlama mesajları verdiğiniz numaraya gönderilecektir.

Bu kurallara uyulması, ceza almamanız açısından çok önemlidir.

 

Mobil Uyumluluk Üzerine Bir Kaç Nokta Daha

 Mobil pazarlama alanı zamanla değiştikçe, yeni kural ve düzenlemeler devreye girmektedir. RILA dilekçesini buna örnek olarak gösterebiliriz. Buna göre; bir kereye mahsus olmak üzere sözleşme olmaksızın mesaj gönderilebilmesi için şu koşulların sağlanması gerekmektedir.

  • Tüketici tarafından talep edilmiş olması
  • Hızlı gönderilmesi
  • Sadece tüketicinin istediği bilgiyi içermesi

Mobil uyumluluk hakkında ne kadar bilginiz olursa, hukuki olarak o kadar güvende olursunuz. Kurallar zaman içinde değişecektir, bu nedenle mobil pazarlama konusunda deneyimli ve yenilikleri takip eden bir marka ile çalışmak, mobil kampanyalarınızın uygunluğunu garantilemenizi sağlar.

 

Kaynak: https://www.vibes.com/blog-understanding-mobile-compliance/

5 Altın Öneri ile Mobil Pazarlama Yönetimi

Mobil kullanıcıların sayısı son birkaç yıl içinde önemli ölçüde arttı ve her geçen gün artmaya devam ediyor. Dünya üzerinde yaklaşık 4.7 milyar mobil kullanıcı var ve Amerikalıların % 90’ından fazlası bir cep telefonuna sahip. Mobil dünyanın genelinde çok radikal değişimler yaşanmayabilir fakat mobil pazarlama için büyüme kaçınılmaz görünüyor.

Mobil pazarlamayı içeren bir satın alma modeli, şirketleri daha fazla tüketiciye ulaştırabilir. Mobil pazarlama sürecinizi başarıyla yönetmenize yardımcı olacak bazı öneriler:

Öneri 1: Sitenizi Mobil Dostu Hale Getirin

Forbes’a göre, beş tüketiciden dördü mobil cihazlarını internette gezinmek için kullanıyor. Bu, bir sitenin mobil cihaz dostu olmaması halinde, büyük bir kitleye erişemeyeceği anlamına geliyor. Mobil web siteleri, masaüstü sitelerinden daha iyi planlanmış olmalı.

Öneri 2: Pazarlama Mesajınızı Kısa Tutun

Sempatik ve kısa bir mesaj oluşturun. Kullanıcıların dikkatini çekin ve bir sonraki adıma geçmeden önce mesajınızı alın. Mobil kullanıcılar genellikle hareket halindeyken farklı mobil uygulamalardan ileri geri ilerlerken dikkatlerini çekecek ve kolayca okuyabilecekleri bir web sitesi ile yola çıkmak çok önemli.

Öneri 3: Yeni Teknolojide Günceli Yakalayın

Teknoloji pek çok yönden gelişme ve ilerleme kaydediyor. Bu gelişimle birlikte yeni eğilimler ortaya çıkacak. Yeni eğilimleri bilmek önemli. Böylece tüketicilerin zihinlerini okuyabilir ve beklentilerini daha iyi karşılayabilirsiniz. Tıpkı giyilebilir teknoloji eğiliminin, insanların mobil uygulamalarla görüntüleme veya etkileşim biçimini değiştirdiği gibi.

Öneri 4: Harekete Geçirici Bir Mesajınız Olsun

Bir harekete geçirici mesaj hazırlamak, kullanıcılarınızın ilgisini çeker ve müşterilerinizle aranızdaki etkileşimi arttırır. Harekete geçme çağrısı yapmak, tüketicilere bir şeyler yapma şansı verir. Geri bildirimi teşvik eder ve işinize daha fazla trafik çeker.

Öneri 5: Çok Kanallı Kampanyaları Kullanın

Mobil pazarlama için farklı kanallar mevcuttur. Şirketler; Twitter, Facebook, Instagram, e-posta ve blog  gibi kanallaran her birini farklı kampanyalar için kullanabilirler. Bu da demek oluyor ki, her platform, tüketicileri size yönlendirebilir.

Mobil pazarlama her zaman kolay değildir, ancak modern bir kitleyle bağlantı kurmak istiyorsanız aradığınız adrestir. Günümüz teknolojisinin erişilebilirliğiyle mobil pazarlamayı optimize etmek ve web sitenizin mobil uyumlu olmasını sağlamak; mobil kullanıcılarla olan etkileşiminizi artırıp, web sitenizden daha fazla müşteri ve satış elde etmenize yardımcı olacak.

Kaynak: http://www.seekadventureapp.com/blog/2017/8/11/5-tips-for-mobile-marketing

 

Uygulama İçi Reklamcılığın Gelişmesini Etkileyen Eğilimler

Uygulama içi reklamcılık pazarı, son 12-18 ayda hızlı bir şekilde değişti. Örneğin; 2017 yılının ilk çeyreği, uygulama mağazaları için rekor kelimesiyle özdeşleşti. Bu yılın ilk çeyreğinde 25 Milyar uygulama indirmesi gerçekleşti. Yine bu zaman aralığında, uygulama içindeki ve bünyesindeki tüketici harcamaları, yıllık bazda %45’lik bir artışa karşılık gelen 15 milyar dolardı. Peki, tüm bu gelişmeler ne anlama mı geliyor? Deneyimler ve müşteriler giderek mobil cihazların çevresinde şekilleniyor.  Mobil cihazların etkisi, gelecekte şu ankinden bile fazla olacak. Brüt uygulama gelirinin 2020’ye kadar 102 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

Uygulama ekosisteminde büyüme görülürken, uygulama içi reklamcılığın rolü de değişti. Uzun süredir uygulama geliştiricileri, kullanıcılara uygulama içi reklam satın alma seçenekleri sunmadan, “bir kere öde ve oynat” modelini kullanmayı tercih ettiler. Ücretsiz indirilen uygulamaların pazardaki sayısı günden güne arttıkça, markalar yeni gelir elde etme modelleri oluşturma ihtiyacı duyuyor. ComScore’un yaptığı bir araştırma, mobil kullanıcıların zamanının %88’ini uygulama içinde harcadığını gösteriyor. İşin ilginç tarafı, zamanımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimizi düşündüğümüz mobil tarayıcılar da uygulama içi aktivitelerimizin gerisinde kalıyor.

Uygulama içi reklam alanlarında dikkate alınması gereken bazı eğilimler:

Video

Video reklamlarının mobildeki yükselişine bir göz atın:

 

MobileVideoAdSpend.jpg

 

Yine de,  her yerde ve şekilde karşımıza çıkan bayiilerin yarattığı marka cümbüşü sorunundan bahsetmek gerekiyor. Uygulama içi reklamcılık ve uygulama içi video reklamcılığı ile ilgili çok sayıda farklı sağlayıcı ve seçenek var. Reklam verenlerin hepsi farklı çözümler sunarak, hedeflerini de göz önünde bulundurarak  mobil bir yolculuğu baştan sona analiz etmek için doğru kombinasyonu bulmaya çalışıyorlar.

Videonun işletmelere daha değerli müşteriler kazandırmadaki etkisi zamanla kanıtlandı. En etkili pazarlama, kanal performansını analiz etmeyi ve daha az performansa sahip kanallarda harcama sayısını azaltmayı içermeli. Buna bağlı olarak; daha fazla şirket, yatırım getirisi açısından potansiyel olarak uygulama içi video reklamcılığa yöneliyor. Video reklamcılığındaki  kayda değer büyüme  2017 boyunca devam edecek.

 

BadSanta_Ad_Shell.png

 

Chatbotlar

Son birkaç yıldır yükselişte olan Chatbotları 2017 ve sonrasında sürekli olarak etrafta görürseniz şaşırmayın. Bunun en önemli nedeni, bir satın alma işleminin mesajlaşmaya dönüştürülmesinin, genellikle işlem kolaylığı nedeniyle marka-müşteri ilişkisi için olumlu sonuçlar doğurması ve Chatbotların da bu iş için kelimenin tam anlamıyla biçilmiş kaftan olması olabilir.

Geçtiğimiz günlerde Huffington Post, 2017’nin “reklamlara veda” trendini başlatacağını savunuyordu. Kulağınıza son derece gerçek dışı gelebilir. Güncel verilere göre ortalama bir pazarlama departmanı, bütçesinin %48’ini reklam harcamalarına ayırıyor. Aynı zamanda, tüketicilerin %75’i doğrudan bir satış görevlisi ile uğraşmaktan çok, bir web sitesini referans alıyor ve hepimiz mesajlaşma platformlarındaki kabul sayılarının oldukça yüksek olduğunu biliyoruz. Bu, reklamların tamamen kaybolacağı anlamına değil, chatbotların ürünlerin ve hizmetlerin tanıtımında çok daha belirgin bir rol oynayacağı anlamına geliyor.

Kaynak: http://info.localytics.com/blog/in-app-advertising-is-growing-but-around-what-trends