Mobil Uyumluluğu Anlamak

Mobil Uyumluluğu Anlamak

Pazarlama çabalarınızı mobil pazarlamayı dahil ederek genişletiyorsanız, takip edilmesi gereken mobil uyumluluk kural ve düzenlemelerine dikkat etmelisiniz. Bu kuralların tüketicilerin güvenlik ve gizliliğini korumak için uygulanmasının yanı sıra markaların mobil pazarlamayı etik ve etkili şekilde kullanmalarını sağlar.

 

Uyumluluk Neden Önemli?

Nasıl siz de spam aramalar, maillerden hoşlanmıyorsanız, tüketiciler de kayıt yaptırmadıkları markaların mesajlarını almaktan hoşnut olmazlar. Mobil pazarlama izin alanları için geliştirilen parametreler aslında bu endüstriyi de daha iyi hale getirmektedir.

Eğer hepimiz bu mobil uyumluluk gerekliliklerine bağlı kalırsak, müşteri deneyimini arttırabiliriz. Bu sayede tercih ettikleri markanın mesajlarını almaktan mutluluk duyacaklardır.

Düzenleme ve uygulamaların zaman içinde değişmeleri çok muhtemel olduğundan, yenilikleri takip etmek ve  güncel kalmak sizlerin kişisel çabalarına bağladır. Bu yazı ise size genel bir bakış sağlayacaktır.

 

Bu kuralları kim koyuyor?

 Mobil uyumluluk alanında markaların uyması gereken kuralları koyan 3 ana kurum vardır.

 

FCC

FCC; komünikasyon, hukuk, düzenleme ve teknolojik yenilikler alanlarında kuralları koyan başlıca  ABD devlet kurumudur.

 

CTIA

Bu kar amacı gütmeyen kurum, mobil endüstrideki kural ve düzenlemeleri geliştirir ve kontrol eder.

 

Operatörler

Ek olarak, mobil operatörler kendi kurallarını koyabilirler. Şu an bazı operatörlerin marakalara için  ilave kuralları vardır.

 

‘Önceden Yazılı Metin’ nedir?

1991’de, Telefon Kullanıcısı Koruma Kanunu tele pazarlama yapanlar için kabul edilmiştir. Mobil pazarlama online pazarlamaya dönüştüğünde ise, bu yasa 2003’te mesaj ile pazarlamayı da içine alacak şekilde güncellendi. 2013’te eklenen bentte ise mobil pazarlama mesajları gönderebilmek için ‘önceden yazılı metin’ alma zorunluluğu getirildi.

Peki önceden yazılı metin ne demek?

Yasa gereği mobil aboneyle marka arasında yapılmış, yazılı ve açık bir sözleşme olmak zorundadır. Bu sözleşme aşağıda belirtilen kapsamdadır;

  1. Katılımcı sözleşmeyi kabul ederek, otomatik pazarlama mesajlarını almayı kabul eder.
  2. Katılımcı kesin bir şekilde verdiği telefona gönderilecek pazarlama mesajlarını kabul eder.
  3. Sözleşme satış koşulu olarak konulamaz.

Tüm bu maddeler açıkça belirtildikten sonra, pazarlama içerikli mesaj gönderebilmek için

sözleşmenin imzalanması gerekmektedir. Bu; elektronik ses, sembol veya üyelik mesajı gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Sözleşmede kullanılan tüm metnin hukukçular tarafından kontrol edilmesi çok önemlidir; ancak bir kaç örnek içeriği aşağıda bulabilirsiniz.

  • Sözleşmenin kabulü satış için zorunlu değildir.
  • Otomatik pazarlama mesajları verdiğiniz numaraya gönderilecektir.

Bu kurallara uyulması, ceza almamanız açısından çok önemlidir.

 

Mobil Uyumluluk Üzerine Bir Kaç Nokta Daha

 Mobil pazarlama alanı zamanla değiştikçe, yeni kural ve düzenlemeler devreye girmektedir. RILA dilekçesini buna örnek olarak gösterebiliriz. Buna göre; bir kereye mahsus olmak üzere sözleşme olmaksızın mesaj gönderilebilmesi için şu koşulların sağlanması gerekmektedir.

  • Tüketici tarafından talep edilmiş olması
  • Hızlı gönderilmesi
  • Sadece tüketicinin istediği bilgiyi içermesi

Mobil uyumluluk hakkında ne kadar bilginiz olursa, hukuki olarak o kadar güvende olursunuz. Kurallar zaman içinde değişecektir, bu nedenle mobil pazarlama konusunda deneyimli ve yenilikleri takip eden bir marka ile çalışmak, mobil kampanyalarınızın uygunluğunu garantilemenizi sağlar.

 

Kaynak: https://www.vibes.com/blog-understanding-mobile-compliance/

3 Markanın İlginizi Çekecek 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

App Store ve Google Play Store gibi uygulama mağazaları, artık az sayıda kişinin kullandığı branded uygulamalarla dolup taşıyor. Promosyonların çok fazla olması, önde gelen endüstri liderlerinin branded uygulamaların geçmişte kaldığını iddia etmesine neden oluyor.

Hala bir şirketin, mobil pazarlamayı müşterileri için daha çok değer yaratması halinde  uygulamalar yoluyla başarıyla kullanabileceğine inanıyoruz. Sonuçta bu, tüm pazarlamanın kanıtlanmış ilkelerinden biri değil mi? Konunun biraz daha detayına inip, branded uygulamaların getirebileceği üç değer önerisi ve bu üç markanın bu değerleri nasıl hayata geçirdiğini inceleyelim.

Ürünü geliştiren uygulamalar

Tüketiciler; mobil cihazlarında masa üstünde olduğundan daha fazla vakit geçirirler. Bu nedenle cihazlar arası çalışabilen bütünsel mobil bir strateji, ürününüzün başarısının anahtarı olacaktır. Bir markanın yeni teknolojileri ve Artırılmış Gerçekliği (AR) mobil pazarlama kampanyalarına nasıl eklediği de, bu durumda kritik değer taşıyan başka bir nokta. Herhangi bir AR işlevine sahip olan mobil uygulamalar, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerden en iyi şekilde yararlanabilmelerini sağlamak için çoğu zaman fiziksel ürünlerle birlikte çalışır. AR, nesnelerin interneti (IoT) ve gelişmekte olan diğer teknolojiler olgunlaştıkça, bu alanda çok daha fazla büyüme bekleyebiliriz.

L’OREAL Makyaj Genius

AR teknolojisini kullanan L’OREAL Make-up Genius, tüketicilerin makyaj üzerinde çalışmasına, mağazaya gitmelerinin ve fiziksel olarak ürün denemelerinin zahmetine girmeden başlamasına izin veren bu tür ilk uygulamadır. Uygulama içi satın alma seçeneği, satış işlemini düzene sokar ve kozmetik ürünü satın alma işleminin tahminini yapar. Bu uygulama ilk kez piyasaya sunulduğundan uygulamanın başlatılması, New York Times’dan Fast Company’ye, Vanity Fair’e kadar geniş bir yelpazede halkın dikkatini çekti ve bu durum mobil kampanyanın başarısını daha da artırdı. Bugüne kadar 10 milyondan fazla kişi bu uygulamayı indirdi ve 65 milyon farklı L’OREAL ürününü denedi. Bu başarılı rakama ulaşmak, mobil bir strateji olmaksızın herhangi güçlü bir marka için dahi imkansız olurdu.

Kullanıcıları eğlendiren uygulamalar

Çoğu kişi eğlenmek için mobil cihazlarla vakit geçiriyor ve pek çok yerleşik sosyal medya platformu adeta dijital eğlence merkezlerine dönüşmeye çalışıyor. Instagram’ın Snapchat yeteneklerini Instagram Hikayeleri adı altında sergilemesinde bu eğilimin izlerini görebiliriz.

Eğlence değerlerini veya tüketicilerin beğenisini toplayan ve muazzam sosyal medya kanallarının mevcut kullanıcılarını yakalayan uygulamalar için giderek büyüyen bir pazar var.

KevMoji

Kevin Hart son birkaç senedir yıldızı yükselen başarılı komedyenlerden biri ve Hartbeat Production aracılığıyla kendi eğlence imparatorluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu işteki en büyük yardımcısının adı: KevMoji. KevMoji, kullanıcıların standart ifade ve etiketler yerine, yapışkan etiketlerini iMessage ve Facebook Messenger’da göndermesine olanak tanıyan bir mobil uygulama. İyi haber özellikle Kevin Hart hayranlarının bu uygulamadan gerçekten çok keyif alması.

Lansmanının ilk gününde, KevMoji uygulaması Apple’ın ücretli uygulama grafiklerinin üstünde yer aldı. Bu uygulama ilk şöhret yüzü uygulaması olmasa da eğlenceli ve Hart’ın kendi markasıyla bağlantı kurduğu için oldukça başarılı.

kevmoji

Günlük hayatınızdaki yerini ayıran uygulamalar

İnsanların, branded uygulamanızı indirmeye başlamasını sağlamak savaşın sadece yarısıdır. Mobil pazarlama başarısının gerçek ölçütü, kullanıcılarınızın uygulamanıza ne sıklıkta girdiği ve sonuçta uygulamanın nasıl dönüşüm sağladığıdır. Doğal olarak, uygulamanızın ne tür bir değer getirebileceğini düşünürken, insanların temel ihtiyaçlarına dokunabilirsiniz. Psikolojiye giriş dersine bakarsanız, Maslow’un gereksinimler hiyerarşisini belirten piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar olduğunu ve tüketicilerin günlük olarak bu ihtiyaçlarını karşılama mecburiyetinde olduğunu hatırlayabilirsiniz. Elbette bu ihtiyaç seviyesi her tür ürün ve hizmet için uygun değil, ancak bu seviyeye girmek markanızı kullanıcının günlük rutinine dahil etmenize yardım edecektir ve bilginiz olsun, kullanıcı rutini kendinizi konumlandırmak için paha biçilemez bir yerdir.

Nike+ Run Club

Nike spor pazarlamacılığının lider markası ve 1970’li ve 80’li yıllarda yaptığı kampanyalarla kondisyonu bir spor etkinliği olarak popüler hale getirdi. Nike, ürünlerini satmaz, ürünlerinin avantajlarını teşvik eder. Nike + Run Club uygulaması, koşucuların kaydettiği ilerlemeleri izlemeleri, rotalarını çizmeleri ve Powersongs aracılığıyla egzersiz teşviklerini arttırmaları için kullanışlı bir araç. Kişiselleştirilmiş eğitim programları ve sosyal paylaşım seçenekleri de kullanıcıları uygulamayla düzenli olarak etkileşime girmeye motive ediyor. Nike’nin mobil uygulamalara geçişi, çevresindeki fiziksel bir Nike Koşu Kulübü bulup üye olabildiği çevrimdışı pazarlama faaliyetleriyle bağlantı kurarak oldu. 2016 yılında Nike’nin 33,5 milyar dolarlık geliri, şirketin rekor ve başarısının kanıtı olarak gösterilen en yüksek seviye.

Nike Run Club App

Kaynak: http://www.business2community.com/mobile-apps/3-mobile-marketing-campaigns-learn-something-01878390#OeESXgpSRmFKQW5x.97

 

Kaçınılması Gereken Mobil Pazarlama Stratejisi Hataları

Mobil pazarlama dünyası, deneyimli pazarlama uzmanları için bile kafa karıştırıcı olabilir. Hızlı bir şekilde değişen bu dünyada, maliyet dalgalanmaları ve sürekli gelişen teknoloji ile hangi stratejilerin ve yöntemlerin kullanılacağını bilmek zor olabilir.

SocPub tarafından yayınlanan Formstack’ın bir raporuna göre; akıllı telefon dönüşüm oranları, masaüstü dönüşüm oranlarının yüzde 64 üzerinde. Bu nedenle, akıllı telefon kullanıcılarını tüm pazarlama stratejisinde uygun bir şekilde konumlandırmak büyük önem taşıyor. Her işletmenin mobil pazarlama stratejisi farklı olsa da tüm profesyonellerin önüne geçmesi gereken dört tuzak vardır:

Dikkatsiz Hedefleme Yapma

Potansiyel müşterileri yer ve ilgi alanlarına göre hedefleme yeteneği, pazarlamacılar için değerli bilgiler sağlar ancak yalnızca gerekli demografik bilgileri hedefleyebilmek kampanya sağlığı açısından çok önemlidir. Doğru hedefleme kritik bir değere sahiptir, zira çok geniş bir kitleyi hedefleyen pazarlamacılar kampanyanın verdiği mesajı doğru hedef kitleye ulaştırmakta güçlük çekebilir veya çok dar bir kitleye ev sahipliği yapanlar büyüme fırsatlarını kaçırabilir. Mobil pazarlama stratejiniz için en iyi yatırım; detaylı araştırma yapmak ve dikkatli hedeflemeye bir şans vermek olacaktır.

Yerelliği Etken Olarak Görmeme

Genellikle tüm politikaların yerel olduğu söylenir ancak aynı mantık işletmeler ve satışlar için de geçerlidir. Aynı ilçede üç lokasyona sahip yerel bir restoran zinciri veya birden fazla ülkeye yayılmış bölgesel bir sağlıklı gıda mağazası pazarlamıyorsanız, coğrafi hedefleme teknolojisi ile yerel tüketiciler için mobil pazarlama stratejinizi optimize etmeyi deneyin. Bunu yapmak potansiyel müşterilerinize mümkün olan en alakalı içeriği sunmanızı sağlayacaktır.

Tutarsız Mesajlaşma

Tüketicilerin mesajınızı mobil bir cihazda bulabilmesi, işletmenizle olan etkileşimlerinin tek bir cihazla sınırlı kalabileceği anlamına gelmez. Örneğin akıllı telefon üzerinden yapılan bir arama, işletmenizi bulmaya yönelik olabilir ve daha sonra kendi tabletlerinde veya masaüstünde bu işlemi devam ettirmek isteyebilirler.

Bu nedenle, mobil ve masaüstü içeriğinizin tutarlı olması önemlidir. Adobe’un yayınladığı bir raporda; pazarlamacıların yaklaşık yüzde 30’u, mesajını birden çok kanalda yayınlarken yalnızca yüzde 14’ünün tüm kanallarda tutarlı mesajlaşma sunan kampanyalar için bir plan oluşturduğu belirtiliyor. Kitlenize dağıtılan her içerik parçası için tutarlı olmayı şart koşun.

Stratejiyi Düzenli Olarak İncelememe

Etkili ve maliyet bilincine sahip bir mobil pazarlama stratejisi hazırlamak zordur. İşe yarayan bir şey bulduğunuzda aynı stratejiyi sürekli yürütmeyi cazip bulabilirsiniz. Ancak, işiniz gereği ve hedeflediğiniz pazarın zaman içinde değişebilme özelliğine sahip olması nedeniyle bunu yapmanız tavsiye edilmez. İyi bir mobil stratejiyi mükemmel bir mobil stratejiye dönüştürmek için mobil pazarlama çalışmalarınızı altı ayda bir denetleyin. 

Ne yazık ki pazarlamacıların, bir mobil pazarlama stratejisi hazırlarken sihirli bir değneği yok. Bunun yerine işinizi büyütebilmek için kaçınmanız gereken belli başlı kurallar var. Bu kuralların mantığını bir cümle ile özetlemek gerekirse: Veri odaklı mobil bir strateji benimseyin ve devamında işletmenizin önlenemez yükselişine şahit olun. 

Kaynak: http://blog.cmglocalsolutions.com/4-mobile-marketing-strategy-mistakes-to-avoid

IOS Geliştiricileri ve WWDC 2017

IOS Geliştiricileri WWDC 2017’den neler beklemeli?

Apple’ın düzenlediği yılın en büyük geliştirici konferansı çok yakın zamanda gerçekleşecek ve IOS, macOS, tvOS ve watchOS’ların yeni nesilleri ile tanışacağız. Her yıl WWDC’de gelecekteki donanım ürünlerinin belirleyicisi iOS’a yönelik ince ayrıntılar ve Apple’ı yönlendiren önemli girişimlere dair bir bakış sunulmakta.

Her zamanki gibi Apple’ın gelecek hafta vitrine neler süreceğiyle ilgili bir çok söylenti dolaşmaya başladı. Bu sene WWDC programlarında alışılanın çok üstünde sayıda donanımın duyurusunu yapılacağı da bu söylentiler arasında. Ancak, konferansta iOS geliştiricilerine yön verecek birkaç temel konu,  Apple’ın platformları için gelecek yıllarda geliştirecekleri uygulamaları esaslı olarak değiştirecek.

 

IOS 11 Yenileniyor

IOS 10 için geliştirilen Apple Music, Home ve iOS 10.2 ile piyasaya çıkan TV de dahil olmak üzere Apple tasarımcıları tüm uygulamalara  kalın büyük yazı tipi ve daha önceki iOS uygulamalarında bulunan üst gezinme çubuğunu kaldırarak estetik hale getirdikleri yeni bir kullanıcı arayüzü geliştirdiler. Bu yeni tasarım; erişilirlik uyumlu, kontrast oranı arttırılmış ve yazı temelli tuşların etrafına eklenen sezgisel şekillerle Apple kullanıcılarına çok daha kapsamlı bir kullanıcı ara yüzü işaret etmektedir.

Kaldırılan gezinme çubuğu (Sık kullanılan ayarların, geri tuşunun ve mesajlar, mail gibi bazı uygulamaların kısayollarının bulunduğu en üstte yer alan çubuk) Apple’ın donanım tasarımlarının nereye gittiği konusunda bize fikir veriyor. Kullanılmayan tuş ve ayarların alt sekmeden kaldırılması hiç kuşkusuz erişimde kolaylık sağlamaktadır; ancak aynı zamanda gelecek iPhone görünümlerinde bu unsurların üst sekmede yer almayacağının da habercisidir. Eylül ayında beklenen iPhone’lar hakkındaki söylentiler, yeni nesil donanımların yuvarlak kenarlı, köşeden köşeye ekran tasarımı olabileceği yönünde. Bu yuvarlak kenarlar, bazı kullanıcı arayüz kurallarını imkansız hale getirecek ve Apple’ın amiral gemisi olan OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

Bu, iOS geliştiricileri ve UX tasarımcıları için iOS uygulamalarının tasarlanmasındaki büyük değişimin işareti. IOS tasarım estetiğine gelen güncellemeler ise yeni bir UIKit’inin habercisi. Böylelikle pek çok geliştirici, uygulamalarının ana hatlarını kolaylıkla değiştirebilecek. Ancak uygulamalarında yaygın UIKit kullanan tasarımcı ve geliştiriciler için bu değişiklikler ortak tuşların, işlem ve gezinme ögelerinin bir UX revizyonuna ihtiyaç duyacaktır. İOS7’deki köklü değişimde olduğu gibi, bu yeni nesil iOS da kullanıcıların ve geliştiricilerin uygulamalarla ilişkilerini belirleyecek.

 

Arttırılmış gerçeklik güncel hale geliyor

IOS 11 ile beklenen en önemli trendlerinden biri arttırılmış gerçekliğe (AR) ağırlık verilmesi. Yeni birinci parti özellikleri ve üçüncü parti geliştiriciler için uygulama programlama arayüzü (API) ile, arttırılmış gerçeklik işlevselliğini daha fazla sayıda uygulamaya ve kullanıcıya taşıyabilmek mümkün. Apple’ın CEO’su Tim Cook’un yorumlarına göre sanal gerçeklik henüz emekleme aşamasında;fakat Apple arttırılmış gerçeklik özelliklerinin yaratacağı büyük değerin farkında. Buna dayanarak Apple uzmanları iOS11’de, Apple’ın arttırılmış gerçekliğe ilgisine dair bir çok spekülasyon yapmıştı.

Günümüzde AR kullanılan uygulamalar ağırlıklı olarak oyunlar ve sosyal araçlar olmuştur. Örneğin Snapchat, kullanıcılarının selfielerine köpek kulakları ve dil ekleyebiliyor. Ancak bu özellik kategorisinin, OS’ta Haritalar’dan Kamera’ya kadar geniş bir alana yayılması bekleniyor. Bu sayede kullanıcılar fiziksel çevrelerini iPhone’un eşsiz  GPS anteni, jiroskop ve iSight camera özelliklerinin uyumlu buluşması aracılığıyla deneyimleyecekler. Bu bağlamda, AR API lerini üçüncü parti geliştiricilerin katılımına açmak, iOS’u geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

 Apple’ın yapay zekayı ürünlerinde kullanma kararlılığının yanında, API lerini üçüncü parti geliştiricilere açması, Apple’ı geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

Apple’ın amiral gemisi olan arttırılmış gerçeklik özelliklerini yeni bir iPhone piyasaya çıkarana büyük olasılıkla saklayacaktır. Apple, App Store’un popülerliğini, ilk günden itibaren en iyi arttırılmış gerçeklik uygulamalarıyla doldurarak arttırmak istiyor. Bu nedenle, iOS’un temel yazılım geliştirme kitleri (SDK) ve iOS geliştiricilerini AR çalışmalarında desteklemesi için Xcode’a bir dizi iyileştirme yapılması bekleniyor.

 

Konuşan kesinlikle bir Speaker

Amazon Echo ve Google Home akıllı seslendirme sistemi ile kendilerini bu alanda kanıtladılar. Evde kullanılan bu sistemler ile kullanıcılar sanal asistanlarla etkileşim içinde olabilir, müzik yayını yapabilir ve bağlı olan ev ürünlerini sesleriyle yönetebilirler. Bu fonksiyonel alanlar Apple’ın son yıllardaki en büyük girişimleri ile örtüşmekte. Siri’nin fonksiyonelliğini SiriKit ile destekledi, Apple Music’i yoğun şekilde tanıttı ve Homekit ile pazara hakim olmaya çalıştı. Dolayısıyla Apple’ın tüm bu özellikleri içeren bir ürünü piyasaya sürmesi bekleniyor.

‘Siri Speaker’ Apple’ın son yıllardaki tüm büyük girişimleriyle doğrudan kesişiyor; SiriKit, HomeKit ve Apple Music.

Bilinen söylentiler, Apple kullanıcıların Siri ile sohbet etmelerini, Apple Müzik yayını yapmalarını ve HomeKit cihazlarını kendi sesleriyle kontrol edebilmesini sağlayacak bir Siri Speaker ürünü hazırladığını ileri sürüyor. Akıllı konuşucuların birkaç yıldır yaygın olduğu göz önüne alındığında, Apple’ın bu alanda üçüncü parti geliştirici topluluğuyla ve belki de kullanıcılarıyla olan ilişkisinde olası bir değişim kaçınılmaz görünüyor.

Apple iOS 10 ile tanıttığı SiriKit’i piyasaya çıkardığında SDK sadece chat uygulamalarından mesaj gönderme veya peer-to-peer ödeme sistemi gibi kısıtlı etkileşim şekillerini destekliyordu. Bu kısıtlama Apple’ın tipik içe dönük yapısından ve yapay zekalı (AI) sanal asistanlar konusundaki sınırlı eğitme verilerinden kaynaklanıyordu. Oysaki Google tüm dünyada bu veriyi Google Asistant ve Android kullanıcılarından toplayabiliyor. Apple’ın mahremiyetine verdiği önem, Makine Öğrenim Sistemlerinin kullanıcı verileriyle eğitilmesinin önündeki en büyük engel.

Bu veri boşluğuna önerilen bir çözüm, kullanıcıların kişisel Siri örneklerini iCloud’la (Microsoft’un Cortana’sı gibi) senkronize etmek ve etkileşimi ve ses eğitim verilerini bir cihazdan kullanıcının sahip olduğu tüm cihazlara kadar çoğaltmaktır. Bir diğer öneri ise, Apple’ın geçtiğimiz yıl otomatik düzeltme eğitim sistemini WWDC’de ilan ederken açıkladığı; kullanıcı ses verilerini türevsel gizlilik yoluyla anonimleştirmektir. Her iki koşulda da, Apple makine öğrenme sınırlamalarının farkında ve Siri Speaker’ı, Google Home ve Amazon Echo gibi benzerleriyle yarışacak bir noktaya getirmek için çözüm yaratmak zorunda.

3.parti geliştiriciler için, bu SiriKit işlevselliğinde ciddi bir artış anlamına gelmektedir. Bu sayede teorik konuşucu ürününü,  Amazon’un Alexa Skills’indeki geliştirici yeteneği ve desteği bakımından eşit hale gelebilir. Siri’ye tam bir sohbet robot ekosistemi kurmak, tüm Apple ürünlerinde pozitif bir algı yaratacağı gibi; geliştiricelere de yeni, hiç olmadığı kadar akıllı bir deneyimi kullanıcılarına sunmasını sağlayabilir. SiriKit Apple’ın pazardaki yeri göz önüne alındığında az gelişmiş bir çözüm olarak ortaya çıkmıştı. SiriOS ise tüm geliştirici ve kullanıcıların beklediği çözüm olabilir.

SiriKit Apple’ın veri eksiğini kapatmak için çıkardığı tamamlanmamış bir üründü. SiriOS ise geliştiricilerin ve kullanıcıların tüm beklentilerin karşılayabilir.

 

İpad Pro sonunda soyadına kavuşuyor

Apple’ın tablet alanındaki en kapsamlı ürünü iPad Pro, iki seçenekli bir set halinde piyasaya sürülüyor. Gelişmiş renk düzenleyici ekran, profesyonel kullanıma uygun klavye, estetik aksesuarlar ve iOS ürünleri arasındaki en güçlü işlemciyi içeriyor. Ancak bu cihazlar, temel olarak mobil ihtiyaçlara uygun olarak geliştirilmiş iOS’un yetenekleriyle geride kalıyor. İOS 9’a eklenen çoklu görev fonksiyonu olumlu karşılansa da, gerçek profesyonellerin Mac Book’larını terk etmek için Smart Keyboard ve Microsoft Word desteğinden çok daha fazlasına ihtiyacı var.

Söylentilere göre, Apple bu senenin WWDC etkinliğinde alışılagelmiş yazılım odaklı tanıtımlar yerine yepyeni 10 ve12 inch İpad Pro donanımlarını ilk kez tanıtacak. Daha ince çerçeve tasarımı ve yeni nesil yonga seti içeren ürünlerin donanım tasarımlarından daha çok heyecan veren şey ise iş ve günlük yaşamını iPad Pro ile sürdürmeyi hedefleyen profesyonellere macOS kadar kapsamlı bir deneyim sunmayı hedefleyen yazılımlar.

Daha sağlam çoklu görev desteği ile; yan yana uygulamalar arasında sürükleyip bırakmanın yanı sıra, uygulamalar arasında resim, bağlantı veya metin parçalarının kaydedilmesine imkan sağlayan daha kapsamlı bir sistem panosu kullanılacak. Bir başka söylenti ise iOS’a uyumlu trackpad desteğinin yanı sıra çok ince, minyatür bir MacBook’a benzeyen Smart Keyboard çıkacağını öne sürüyor. Bu ekleme iOS4 için imleç desteği veya tvOS’un Focus Engine5 uygulamasını anımsatsada, dokunmatik iz sürücü (trackpad) desteği video ve fotoğraf düzenleme uygulamalarında daha çok kontrol sağlarken, çizim ve tasarım uygulamalarının sanatsal derinliğini arttıracaktır.

 

Sadece sizin için kullanıcı desteği

Yeni nesil Apple Tv OS video modem yazılımının çoklu kullanıcı desteği sayesinde her aile ferdine sunulan bir çok özellik var; kişisel ana ekran, en çok sevilen uygulamalar, TV için izleme listesi ve ve daha fazlası… Apple Tv gibi zaten çoklu kullanıcıyı hedefleyen ürünler için bu yenilik çok ilginç değilse de, iPad gibi ürünlerin çoklu hesap kullanım desteği sağlaması devrim etkisi yaratacaktır.

Apple çoklu kullanıcı çalışmalarına geçen sene duyurduğu Classroom uygulaması ile başladı. Uygulama, öğretmenler ve okul idarecilerinin sınıflarındaki iPad cihazlarını öğrenciler ile paylaşabilmelerini sağlamayı hedefliyor. Her öğrenci giriş yaparak kişisel kullanım tercihlerine, uygulamalarına ve dökümanlarına ulaşabilecek. Aynı zamanda öğretmenler ve yöneticiler öğrencilerin davranışlarını gözlemleyerek onları doğru yönlendirebilecekler. Classroom (Sınıf) adından da anlaşılacağı gibi şimdilik okul binası sınırlarında; fakat kullanıcı arayüzündeki teknik sorunların çoğu çözülmüş gibi görünüyor. Uygulamanın tamamının yakında İOS kullanıcıları ile buluşması bekleniyor.

En yeni nesil Touch Bar’lı MacBook Pro’larda kullanılan Touch ID sensörü sayesinde Apple cihaza parmak izi tanıma sistemi ile farklı kullanıcıların kendilerine özel Mac’lerine oturum açmalarını sağlamayı başardı. IOS’a eklenecek benzeri bir Touch ID sistemi ile,  çoklu kullanıcıların uygulama içi kullanım tercihleri ve dosyalarına erişim sağlanabilecek.

 Geleceğe Bakış

Bu sonbaharda şirket geleneksel iPhone donanım etkinliğini gerçekleştirirken, WWDC’de attığı tohumlar meyve vermeye başlayacak. AR inisiyatiflerinin yeni iPhone kamerası ile görücüye çıkacağı bilgisi onaylanırken, cihaz içi öğrenme ve erişim listesi içeren cihaz, yeni nesil silikondan yapılacak ve arayüz dili iPhone a yeni ve değişik bir kullanıcı deneyimi sağlayacak. O zamana kadar iOS geliştiricileri ancak Apple’ın WWDC pazarlama metninin satır aralarına bakarak bir sonraki hamleyi tahmin edebilir ve buna göre uygulamalarını uyumlu hale getirmeye hazırlanabilirler. Tüm bunlar hiç kuşkusuz  Apple’ın en eski gelenekleri ile açıklanacak; sahnede dans eden yöneticiler, bol espri ve kahkaha.

Kaynak: https://www.punchkick.com/blog/2017/06/01/what-ios-developers-should-expect-at-wwdc-2017

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 3)

Daha güçlü bir mobil stratejiye sahip olmanın aşamalarını ve küçük ölçekli işletmenize ne gibi faydalar getireceğini incelediğimiz serimizin son bölümündeyiz. Eğer bu aşamaya kadar kararlı bir şekilde okumaya devam ettiyseniz, mobili biraz daha ciddiye aldığınızı ya da stratejinizde değişiklikler yapmaya ikna olmaya başladığınızı şimdiden söyleyebiliriz. Keyifli okumalar.

 

  1. Mobil Uygulama ve Mobil Siteler Geliştirme

Mobil uygulama ve mobil siteler farkı amaçlara hizmet eder ve farklı kitlelere hitap eder. Mobil uygulamalar; markalarla daha hızlı ve kolay bir şekilde etkileşime geçmek isteyen sadık müşteriler içinken, mobil siteler alışveriş deneyimini kolaylaştırmak ve özelleştirilmiş hizmetler, temel bilgiler ve iletişim detaylarını iletir.

 

Mobil öncelikli bir yaklaşım ile ‘responsive’ bir web sitesi geliştirmek; internet aramalarında görünmek, ziyaret sayısını arttırmak ve yeni müşterilerle yakın ilişkiler kurmak açısından büyük önem taşır. Buna karşın, mobil uygulamalar indirim, promosyon ve son dakika haberleri gibi ayrıcalıklı faydalar sunarak müşteriyi elde tutmayı sağlayan en güçlü araçlardan biridir.

600’den fazla marka üzerinden web ve uygulamaların bağlılık oluşturma oranları bakımından karşılaştırma yapan Adobe, akıllı telefon kullanıcıları uygulamada oturum başına 13 dakikaya yakın bir zaman geçirirken, tablet kullanıcılarının ortalama 24 dakika harcadığını keşfetti. Buna göre; uygulama oturumları, web sitesi gezinmelerinden 3-4 kat daha uzun sürüyor.

 

  1. Zaman, Konum ve Cihaz Türünü Göz Önünde Bulundurma

İşletmenizin mobil stratejisini planlarken, farklı çevreler için farklı cihazları kullanmakla yükümlü olduğunuzu aklınızda tutmalısınız. Örneğin tablet ve bilgisayar kullanımı akşam saatlerinde ve evde artış gösterirken, akıllı telefonların kullanım yoğunluğu işe gidiş-geliş saatlerinde ve yemek aralarında dikkat çeken bir artış göstermekle beraber gün içine de yayılıyor.

Tam da bu nedenle, belirli şartlara (zaman, konum ve cihaz türü) göre şekillenecek derinlemesine bir iletişim paketi hazırlamanız, müşterilerinizin markanızla etkileşime geçmesini kolaylaştıracak ve pazarlama kampanyanızı optimize ederken; doğru mesajı doğru kişilere, doğru formatla iletmenizi sağlayacaktır.

 

  1. Çoklu-Ekranı Pazarlama Stratejisine Dahil Etme

Akıllı telefon ve tabletlerin yükselişiyle, çoklu-ekranla ilgilenme davranışına olan yönelim arttı. %40’ın üzerinde akıllı telefon kullanıcısı, televizyon izlerken akıllı telefonlarında da geziniyor. Yani birçok markanın TV reklamlarını mobil ile etkileşime geçecek şekilde kurgulamaya başlaması bir tesadüf değil.

Markalar, kampanyalarına erişim ve dönüşüm getirme konusunda çoklu ekranlara güveniyor ve tek ekranlı kampanyalardan vazgeçiyor. Bu nedenle pazarlama kampanyalarınızı cihaz, konum ve günün bir saatine uygun bir şekilde tasarlamanız; farklı segmentlere ait müşterilerinizin her birinin alakalı içerikler sunmanızı mümkün kılar ve yatırımlarınızın dönüşüm oranını yükseltir.

 

  1. Pazar Trendlerini Kazanca Dönüştürme

Güncel pazar trendlerine bakarsak, mobilde bir patlama yaşandığını ve çoğu şirketin bunun tam da farkında olmayıp, etkili mobil operasyonlar yürütmekte geciktiğini söyleyebiliriz. Şu an için fark etmedikleri kayıplar, yakın gelecekte öngörülü şirketlerin gerisinde kaldıkları an kendini gösterecek ve rekabet etmekte zorluk çekecekler.

Deloitte’in Global Mobil Tüketici Anketi’ne göre; gelişmiş pazardaki tüketiciler mobil bir ağa bağlanabilen dört ile sekiz arası taşınabilir cihaza sahip ve bu oran her geçen gün artıyor. Diz üstü bilgisayar satışları düşerken, penetre olan pazarlarda dahi akıllı telefon ve tablet satışları azalacağa benzemiyor. Bunun sebebi büyük ihtimalle; eski cihazları yenileriyle değiştirilme döngüsü, teknolojideki gelişmeler, düşük fiyatlandırmalar ve kullanıcı sayısındaki artış.

Portio Research, 2012’nin sonuna kadar dünya genelinde 1.2 milyar kişinin mobil uygulama kullanacağını söylemişti. Bu rakamın %29.8’i bulması ve 2017’nin sonunda 4.4 milyar kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Yıl sonunda uygulama kullanıcılarının yarısına tekabül edecek bu büyümenin kaydadeğer bir kısmı Asya’dan gelecek.

 

Küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak önemli bir faktörü göz önünde bulundurmalısınız:

İnsanlar taşınabilir cihazları çoğunlukla keyifli zaman geçirip, arkadaş ve sevdikleri markalarla iletişime geçmek için kullanıyor. Amerikalıların uygulamada geçirdiği zamanın çoğunu oyun oynamak (%18), eğlenceli içeriklere erişmek (%15) ya da sosyal medyayı kullanmak (%29) oluşturuyor. İngiltere’de ise 4 dakika içinde birden çok kez, akıllı telefonlar üzerinden sosyal medyaya ulaşılıyor.

Umarız serimizi tamamladıktan sonra, özellikle küçük ölçekli işletmelerin mobil strateji geliştirme özelinde sahip olduğu ön yargıların haklılık payı olmadığı konusunda bizimle hemfikir olmuşsunuzdur. 12 adımı atmadan önce, bir adım atıp konuya açık fikirli bir şekilde yaklaşmak ve ilgi göstermek gerekiyordu. Öyleyse yazının sonuna geldiğimize göre 1 adım gitti, 12 adım kaldı.

Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 2)

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Küçük ölçekli bir işletme olarak, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunduğumuz serinin 2. bölümündeyiz. Keyifli okumalar.

  1. Lansmandan Önce Test Etme

Her uygulama geliştirme süreci pahalı ve zaman tüketici bir çalışmadır ve kod yazarları bir hizmetin uygulama mağazasına girmeden önce mükemmel hale gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Lansmandan önce kullanıcı tepkilerini test etmek, bir şirketin uygulamasının başarısı söz konusu olduğunda kritiktir ve doğru yapıldığında kötü görüşler alma olasılığını azaltır. Pazara girmeden önce uygulamanızı test edebilmeniz için farklı araçlar var: odak gruplar, birebir röportajlar ve yaratıcı dijital platformlar gibi.

Uygulama deneyimini test etmek uygulama geliştiricilere, kullanıcı yolculuğunu ve uygulamanın tamamını deneme ve anlama imkanı sunar; ikon ve butonun tasarımlarının kolay algılanabilir olup olmadığı gibi. Eğer test eden kişiler uygulamanızın final versiyonunu beğenmezse, iyileştirilmesi gereken özelliklerle ilgili geri bildirim edinmiş olursunuz. Bu süreci olumsuz geri bildirim almayıncaya dek sürdürün. Böylelikle uygulama mağazasında düşük bir puana sahip olma ihtimaliniz ortadan kalkar.

  1. Bir “Mobil Güç Ekibi” Kurma

2013’te Hollanda’nın en büyük e-ticaret grubu olan Emesa, mobil öncelikli bir şirket haline gelebilmek için mobil guru Renate Nyborg tarafından kurulan Plep isimli bir dijital ajansı kiraladı. Başladıkları proje önemli bir sorunu açığa çıkardı: mobile adapte olmak sadece uygulama ya da ‘responsive’ bir web sitesi tasarlamak demek değildi. Ayrıca şirketinizin mobil evrimindeki her aşamayı çok yetenekli bir mobil güç ekibinden yardım alarak yönetmek anlamına geliyordu.

Diğer bir deyişle, mobil istatistiklerini ve ölçülerini incelemeye kendini adamış, mobil özelinde bütçeleri denetleyen, odak grup veya anket yoluyla müşteri içgörüsü edinebilen ve rakiplerin mobile yaptığı yatırımları inceleyen kaynaklara güvenmelisiniz.

  1. Uygulama Mağazası Değerlendirmelerini İyileştirme

Kullanıcı davranışına dair edinilen içgörü, uygulamada müşteri ihtiyaçları ile ilgili değişiklikler yaparken adeta bir anahtar işlevi görür. Şirketler büyük çaplı veri akışlarını Localytics gibi  müşteri kazanma, bağlama ve kullanıcıları elde tutmaya yardımcı olacak pazarlama platformları ile yönetebilir.

Bir uygulama, uygulama mağazasında yer aldığında değerlendirmelerinin iyileştirilmesi hayatı bir etkendir. Eğer kullanıcılar tatmin olmamışsa bir sohbet başlatmak ve markanın en büyük eleştirenlerini en sadık kullanıcılarına dönüştürebilmek için sorunun kaynağını öğrenmek çok önemlidir. Kullanıcılar şirketin bir uygulamasını severlerse, fanatik olma yolunda da ilerleyebilirler. Fikir edinmek, sorunları çözmek ve müşterilerle anlamlı ilişkiler geliştirmek, uygulama içi geri bildirim formları ve Apptentive gibi araçlar sayesinde göründüğünden çok daha kolaydır.

  1. Müşteri İhtiyaçlarına Öncelik Verme

Herkese uyacak tek bir kalıp geliştirmeyi unutun ve kendinize şunu sorun: “Mobildeki müşterilerimin neye ihtiyacı var?” Geçtiğimiz 2 yıl içinde Birleşmiş Milletler’deki akıllı telefon ediniminin %70 oranında artış göstermesi ile, mobil cihazlar tüketicilerin herhangi bir yerde (ev, iş ya da otobüs) 7/24 işleriyle ilgili  etkileşimleri gerçekleştirdiği en sevilen araç haline geldi.

Her şirket her daim erişime açık bir davranışı benimsemeli, mobil özelindeki ihtiyaçları  karşılayabilecek hizmetler geliştirmeli ve coğrafi hedefleme hizmetlerine olanak vermeli. Örneğin Waze; trafik, kazalar ve benzin istasyonları ücretlendirmeleri üzerine gerçek zamanlı güncellemeler iletebilmek için olay yerindeki kullanıcılardan kitle kaynaklı bilgi ediniyor. HotelTonight, kaliteli otellerdeki odaları için uygulama kullanıcılarına son dakika indirimleri sunuyor ve kullanıcılar %70 tasarruf ederken, normal şartlarda boş kalacak otel odalarının tamamı kiralanıyor.
Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 1)

Küçük işletmeler birliğine göre; küçük ve orta ölçekli girişimler mobil ve sosyal reklamcılığı kucakladı. Ne yazık ki mobil uygulamalara “kaçırılmaması gereken bir fırsat” gözüyle bakanların sayısı oldukça azınlıkta kaldı.

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Mobilin ticarette kullanımı hakkında Mobil Pazarlama Birliği’nin CEO’su Greg Stuart’a bir soru yöneltildiğinde verdiği cevap şuydu: “Sözünü ettiğimiz aslında ‘Bilme’ ve ‘Yapma’ eylemleri. Bu iki eylemin arasında büyük bir uçurum var. Bu konuda bir şeyler yapmaları gerektiğini biliyorlar ama nasıl yapacaklar?”

Küçük ölçekli bir işletme olarak “Bilme” ve “Yapma” eylemleri arasındaki uçurumun derinliklerine hapsolmamanız için, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunuyoruz. Keyifli okumalar.

  1. Sosyal Medya Tanıtımı Yapma

Flurry’e göre, zamanımızın %80’ini mobil uygulamalarda ve %20’sini mobil tarayıcılarda geçiriyoruz. Mobil eylemlerimizin %17 gibi etkileyici bir kısmı ise Facebook uygulamasında gerçekleşiyor.

İçinde bulunduğumuz mobil çağda, müşterilerle sosyal medya üzerinden etkileşimde bulunmak bir gereklilik. Ancak Facebook’un sağladığı organik erişim -Facebook’un da belirttiği gibi- marka ve sevenleri arasında bir bağlantı oluşturmak için yetersiz kalıyor (Ad Age, Kasım 2013):

“İnsanların sitede anlamlı bir deneyim yaşadığından emin olmak için devamlı çalışmamızın yanında, kullanıcıların bireysel sayfalarındaki paylaşımların organik dağıtımının zaman içinde azalacağını tahmin ediyoruz.”

O halde küçük ölçekli işletmeler sosyal medyadaki mobil içeriklerinin trafiğini canlandırmak için ne yapmalı?

Kullanıcıların içerik akışını spam gibi gördüğü yönündeki şikayetlerin çoğalması ile, sayısı günden güne artan çok sayıda kullanıcı Zuckerberg’in sitesini terk etti. Buna karşılık Facebook, siteye uyum sağlayacak içerik üretmeleri için markalara birtakım zorunluluklar getirdiğini duyurdu. Bu sayede, artık iyi hazırlanmış yayınlar markanın hayran kitlesini doğal bir şekilde cezbedecek ve ayrıca sponsorlu paylaşımlar çok sayıda beğeni alma potansiyeline erişecek.

Sosyal İşler Direktörü ve Fleishman Hillard’ın Dijital Ağ Koordinatörü Robin Hamman sosyal reklamcılıktaki bu yeni yaklaşımın etkinlik ve etkililiği konusunda ikna olmuş görünüyor:

“Son zamanlarda müşterilerimizin hoşuna giden ücretli sosyal medya (reklamcılık vb.) yaklaşımlarını başarılı ve ilgi çekici buluyoruz. Şöyle ki, bir topluluk yöneticisini ve içerik üreticisini bir veri analistiyle ve medya satın alıcısı ile eşleştirdik. Paylaştığımız içeriğin organik bir çekim elde ettiğini gördüğümüz anda (analist sayesinde), ilgili sosyal/display reklam metnini anında en iyi haline ulaştırıp şekillendiriyor ve aynı hedef kitle içindeki erişim ve etkileşimi arttırmak için medya harcamaları yapıyoruz. Sanırım bunun adına gerçek zamanlı sosyal reklamcılık diyebilirsiniz.”

  1. Sosyal Medyanın Zekasından Faydalanma

HootSuite uzmanlarına göre; mobil bir çevrede sosyal medya gözlemi yapmak, içgörüleri doğru zamanda gerçekleştirilecek eylemlere dönüştürmek için şart. Instagram, Pinterest ve diğer görsel ağırlıklı sosyal ağlar, markalar ve dünya genelindeki müşteriler arasındaki ilk temas noktası olabilir. Her gün sosyal medya kullanıcıları Twitter’da atılan 500 milyon tweet, Facebook’ta yapılan 4.5 milyar beğeni ve Instagram’da paylaşılan 55 milyon yeni fotoğraf ile bir veri üretimi gerçekleştiriyor. Bu platformlardaki veri akışı, Google+, Youtube ve LinkedIn gibi sosyal ağlarda da devam ediyor.

Bireylerin sosyal medyada duyurdukları sese kulak vermek; müşteriler, rakipler ve kampanyalarla ilgili farkındalık kazanırken fark yaratmanızda yardımcı olabilir. Sosyal medyanın zekasını dikkate almak, müşterilerle gerçek zamanlı etkileşim kurmak isteyen ve elde ettiği içgörüleri kurum içi takım çalışmalarına yansıtmak isteyen her şirket için bir gereklilik.

  1. Müşteri Bağlılığı ve İş Sürecini Entegre Etme

Salesforce1 turu boyunca, “müşterilerin interneti” kavramına sıklıkla dikkat çekildi. İnsanlar (ihtiyaçları, davranışları ve alışkanlıkları ile) markaların kendilerine nasıl yaklaşmaları ve ulaşmaları gerektiğini belirliyor. Tam da bu sebeple; herkesi ve her şeyi her yerde bağlayabilen mobil önem kazanıyor. Salesforce1 Müşteri Platformu mobile odaklanmış durumda ve iki kritik unsuru da birbirine bağlamayı amaçlıyor: müşteri bağlılığı ve iş süreci.

İlham verici güzellikte bir tasarım ve kişiselleştirilmiş tercih veya ayarlara anlık, kullanıcı dostu erişim, mevcut müşterinizi korumak için kaçınılmaz bir şekilde sahip olmanız gereken kilit etkenler. Bildiğiniz gibi satışlar sadece pazarlama ile ilgili de değil. Daha çok, şirketinizin müşterilerin ihtiyaçlarını doğru zaman ve yerde karşılayabilmesi için iş sürecini mümkün olan en etkili şekilde yönetmekle ilgilidir.

Mobil uygulamalar her şirket için olmazsa olmaz araçlardır çünkü müşteri geri bildirimlerini toplama, alışkanlıklarını analiz etme ve ihtiyaçlarını öngörme gibi fırsatlar sunar.

  1. Mobil Uygulama İndirilmesini Sağlamak İçin Facebook Reklamlarını Kullanma

IAB UK’e göre, Facebook geçen sene uygulamalar için reklam formatı önerdiğinden beri, uygulama indirme sürücülerinin lideri haline geldi. App Store ve Play Store’daki en çok kazanan uygulamaların yarısı, Facebook uygulama indirme reklamlarını kullanıyor ve uygulama geliştiricileri, bu reklamların müşteri edindirme masraflarını %60’tan %15’e indirdiğini söylüyor.

Uygulamalarını ünlü sosyal ağlar üzerinden tanıtan şirketlerin sayısı artıyor. Ancak şunun altını çizmekte fayda var: uygulamanızın ekran görüntüsünü paylaşmanız, marka kalabalığının arasında fark edilmeniz ve kullanıcının dikkatini çekmeniz için artık yeterli değil.

Facebook’tan en iyi şekilde yararlanmak için markaların Facebook ile “Facebook tarzı” bir bağlantı kurması gerekiyor. Ürünlerin ya da insanların aldığı servisten memnuniyetini belirten fotoğraflar çekmek, eğlenceli ve çekici iddialar ortaya atmak ve açık-net eylem çağrılarında bulunmak gibi.

Ek olarak, Facebook yakın zamanda spesifik kitleleri hedeflemek ve yeni kullanıcılar elde edebilmek için Özel Kitleler, Benzer Kitleler ve Ortak Kategoriler gibi yeni özellikler sunmaya başladı. eMarketer’a göre, uygulama indirme reklamları mobil reklam pazarının -aramalar dışında- %30 ila %50’sini oluşturuyor ve 2017’de Birleşik Devletler’de 11 milyar dolar değere ulaşacak.

Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

Mobil Stratejinizin Etkisini Arttıracak 7 Tavsiye

Belki de tarihte ilk kez, mobil cihazların sayısı yeryüzündeki insanların sayısını aştı. Bu dönüm noktası, girişimciler için çok önemli bir gerçeğin altını çiziyor: mobil cihazların sayısı arttıkça önemleri de artacak.

Tüketicilerin %85’i mobil cihazlarının günlük hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyor. Kesin olan bir şey var ki tüketiciler ve dolayısı ile mobilin yükselişinin farkına varıp tüketicilerine akıllı telefon ve tabletlerle ulaşan (ve günden güne sayıları artan) işletmeler için, mobil arayüz büyük bir önem taşıyor. Mobil odaklı bir strateji, şirketlerin her kategoriden müşteriye erişimini sağlayıp güçlü bir endüstriyel avantaj elde etmesine yardımcı olabilir.

Ancak mobil bir strateji yaratmak, sadece bir uygulama geliştirmekten çok daha fazlasıdır. Başarılı bir mobil strateji yüz yüze, mobil ve geleneksel online deneyimlerinizin tümünün müşterileri işletmenizle etkiletişime geçmeye motive eden uyumlu bir mesajı aktarmasıyla mümkün olabilir. Öyleyse mobil stratejinizin etkisini arttırmak için faydalanabileceğiniz 7 tavsiyeye bir göz atalım.

1. Attığınız her adım mobil stratejinizle uyumlu olsun.

Bu ayın trendini takip etmeye karşı güçlü bir istek duyabilirsiniz ama eğer bu moda, büyüme stratejinizle uyum sağlamıyorsa; emin olun ki size hiçbir fayda getirmeyecektir.

Örneğin, son zamanların gündemini yerinden oynatan mobil uygulamaları ele alalım. İlgi gördükleri bir gerçek. Yine de unutmayın; ortalama bir ücretli uygulama ayda 500 dolar kâr getirir. Bu, yatırım yapmayı göze almadan kârlılık beklememeniz gerektiği anlamına geliyor. Eğer stratejinize mobil bir uygulamayı dahil edecekseniz, ortaya sizi geliştirecek bir iş çıkardığınızdan emin olun.

2. Harika deneyimler tasarlayın.

Müşterilerinize markanızla yeni ve heyecan verici yollarla iletişim kurabileceği bir deneyim sunmaya odaklanın. Çoğu kullanıcı mobil uygulamaların iki saniye içinde yüklenmesini bekliyor ve %85’i mobil uygulamayı mobil web siteye tercih ediyor. Bir düşünün, büyük ihtimalle en az bir kez uyumsuz bir tasarımı ve başarısız bir yönlendirmesi olan mobil bir web siteyi ziyaret etme deneyimi yaşadınız ve bu hiç hoş bir tecrübe değildi. Öyleyse kendinizi kullanıcıların yerine koyun ve kullanıcılara güzel deneyimler yaşatabilecek bir uygulama geliştirmeyi hedefleyin.

3.Uygulama programlama arayüzlerini kullanın.

Uygulama programlama arayüzleri, birbiriyle iletişim halinde olan ve sizi gereksiz özellikler tasarlamaktan kurtaran sistemlerdir. Twitter trafiğinin %75’i bu arayüzlerden (diğer bir deyişle üçüncü parti kullanıcı büyüme stemlerinden) gelir. O halde diğer uygulamaların kullanıcı tabanından elde edilen kullanıcı bağlantılarından nasıl faydalanabileceğinizi düşünmeye başlamanın tam sırası.

4. Esnek bir strateji kurgulayın ve rakamları önemseyin.

Akıllı telefon pazarı tahminen önümüzdeki 4 veya 5 yıl içinde her sene %10’dan fazla artış gösterecek ve önümüzdeki 3 yıl içinde mobil uygulama indirmelerinin sayısı iki katına çıkacak. Rakamlara bakarak mobil stratejinizin yeniliklere hızlıca adapte edilebilecek kadar esnek olması gerektiğini söyleyebiliriz. Böylelikle yükselen bu ivmeden payınızı düşeni almakta gecikmezsiniz.

5. Geliştirilmiş bir deneyim sunun.

Mobil deneyiminizi web site deneyiminizle uyumlu olacak şekilde ayarlayın. Bu sayede kullanıcılar cihazlar arasında kolaylıkla geçiş yapabilir. Kullanıcıların yalnızca %16’sı teknik sorunlar çıkaran uyumsuz uygulamalara iki kereden fazla deneme şansı veriyor. Spotify’ı ele alalım. Kusursuz bir mobil ve masaüstü performansına sahip. Kullanıcılar mobilde dinledikleri bir şarkıyı durdurup masaüstünde oturum açtığında kaldığı yerden devam edebiliyor. Yani cihazlar arası geçişin düzgün bir şekilde gerçekleştirilebilmesi adeta bir gereklilik.

6. Güçlü bir takım kurun.

Bir uygulamanın iskeletini hazırlamak 10.000 dolara mal olabiliyor ve zengin grafikleri olan bir uygulama söz konusu olduğunda bütçe milyonları bulabiliyor. Başarılı uygulamalar geliştirmek için yetkin kişilerden oluşan bir ekip kurmak bu sebeple oldukça kritik değer taşıyor. Kurum içi yazılım geliştirme takımı (in-house development team) oluşturmak başlangıç için uygun. Planınızı şekillendirirken ihtiyaç duyabileceğiniz teknik müdahaleleri bu sayede yapabilirsiniz ve dışarıdan birinin desteğinden bağımsız hareket edebilirsiniz.

7. Müşterilerinizin verilerini koruyun.

Müşteri verilerinden bahsedildiğinde, bilginin korunmasının ciddiyetini de konuya dahil etmek gerek. Veri şifreleme ve depolama alanı gizliliği gibi uygulamaları stratejinize ekleyebilirsiniz.

Söz tekrar mobil stratejiye gelmişken, mobil stratejiye dahil olan başarılı bir marka örneği verelim: Flipboard. Tamamen mobilleşmiş dijital bir dergi. Dergi okumayı akıllı telefon ve tablet kullanıcıları için çok yönlü ve keyifli bir deneyime dönüştürdü. Bunun yanında kullanıcıların kendi dergilerini yaratabilmelerine ve kendileri ile aynı ilgi alanlarına sahip kişileri bir araya getirme imkanı sunuyor.

İşletmenizin hedefleri ve buna bağlı olan müşterilerinizin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanacak bir mobil strateji, hedef kitlenizle çok daha derin bir seviyede iletişim kurmanızı sağlayabilir. Güçlü bir mobil strateji aynı zamanda şirketinizin tasarlanan büyüme planındaki konuma ulaşmasına yardım edebilir.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/242667