12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 3)

Daha güçlü bir mobil stratejiye sahip olmanın aşamalarını ve küçük ölçekli işletmenize ne gibi faydalar getireceğini incelediğimiz serimizin son bölümündeyiz. Eğer bu aşamaya kadar kararlı bir şekilde okumaya devam ettiyseniz, mobili biraz daha ciddiye aldığınızı ya da stratejinizde değişiklikler yapmaya ikna olmaya başladığınızı şimdiden söyleyebiliriz. Keyifli okumalar.

 

  1. Mobil Uygulama ve Mobil Siteler Geliştirme

Mobil uygulama ve mobil siteler farkı amaçlara hizmet eder ve farklı kitlelere hitap eder. Mobil uygulamalar; markalarla daha hızlı ve kolay bir şekilde etkileşime geçmek isteyen sadık müşteriler içinken, mobil siteler alışveriş deneyimini kolaylaştırmak ve özelleştirilmiş hizmetler, temel bilgiler ve iletişim detaylarını iletir.

 

Mobil öncelikli bir yaklaşım ile ‘responsive’ bir web sitesi geliştirmek; internet aramalarında görünmek, ziyaret sayısını arttırmak ve yeni müşterilerle yakın ilişkiler kurmak açısından büyük önem taşır. Buna karşın, mobil uygulamalar indirim, promosyon ve son dakika haberleri gibi ayrıcalıklı faydalar sunarak müşteriyi elde tutmayı sağlayan en güçlü araçlardan biridir.

600’den fazla marka üzerinden web ve uygulamaların bağlılık oluşturma oranları bakımından karşılaştırma yapan Adobe, akıllı telefon kullanıcıları uygulamada oturum başına 13 dakikaya yakın bir zaman geçirirken, tablet kullanıcılarının ortalama 24 dakika harcadığını keşfetti. Buna göre; uygulama oturumları, web sitesi gezinmelerinden 3-4 kat daha uzun sürüyor.

 

  1. Zaman, Konum ve Cihaz Türünü Göz Önünde Bulundurma

İşletmenizin mobil stratejisini planlarken, farklı çevreler için farklı cihazları kullanmakla yükümlü olduğunuzu aklınızda tutmalısınız. Örneğin tablet ve bilgisayar kullanımı akşam saatlerinde ve evde artış gösterirken, akıllı telefonların kullanım yoğunluğu işe gidiş-geliş saatlerinde ve yemek aralarında dikkat çeken bir artış göstermekle beraber gün içine de yayılıyor.

Tam da bu nedenle, belirli şartlara (zaman, konum ve cihaz türü) göre şekillenecek derinlemesine bir iletişim paketi hazırlamanız, müşterilerinizin markanızla etkileşime geçmesini kolaylaştıracak ve pazarlama kampanyanızı optimize ederken; doğru mesajı doğru kişilere, doğru formatla iletmenizi sağlayacaktır.

 

  1. Çoklu-Ekranı Pazarlama Stratejisine Dahil Etme

Akıllı telefon ve tabletlerin yükselişiyle, çoklu-ekranla ilgilenme davranışına olan yönelim arttı. %40’ın üzerinde akıllı telefon kullanıcısı, televizyon izlerken akıllı telefonlarında da geziniyor. Yani birçok markanın TV reklamlarını mobil ile etkileşime geçecek şekilde kurgulamaya başlaması bir tesadüf değil.

Markalar, kampanyalarına erişim ve dönüşüm getirme konusunda çoklu ekranlara güveniyor ve tek ekranlı kampanyalardan vazgeçiyor. Bu nedenle pazarlama kampanyalarınızı cihaz, konum ve günün bir saatine uygun bir şekilde tasarlamanız; farklı segmentlere ait müşterilerinizin her birinin alakalı içerikler sunmanızı mümkün kılar ve yatırımlarınızın dönüşüm oranını yükseltir.

 

  1. Pazar Trendlerini Kazanca Dönüştürme

Güncel pazar trendlerine bakarsak, mobilde bir patlama yaşandığını ve çoğu şirketin bunun tam da farkında olmayıp, etkili mobil operasyonlar yürütmekte geciktiğini söyleyebiliriz. Şu an için fark etmedikleri kayıplar, yakın gelecekte öngörülü şirketlerin gerisinde kaldıkları an kendini gösterecek ve rekabet etmekte zorluk çekecekler.

Deloitte’in Global Mobil Tüketici Anketi’ne göre; gelişmiş pazardaki tüketiciler mobil bir ağa bağlanabilen dört ile sekiz arası taşınabilir cihaza sahip ve bu oran her geçen gün artıyor. Diz üstü bilgisayar satışları düşerken, penetre olan pazarlarda dahi akıllı telefon ve tablet satışları azalacağa benzemiyor. Bunun sebebi büyük ihtimalle; eski cihazları yenileriyle değiştirilme döngüsü, teknolojideki gelişmeler, düşük fiyatlandırmalar ve kullanıcı sayısındaki artış.

Portio Research, 2012’nin sonuna kadar dünya genelinde 1.2 milyar kişinin mobil uygulama kullanacağını söylemişti. Bu rakamın %29.8’i bulması ve 2017’nin sonunda 4.4 milyar kullanıcıya ulaşması bekleniyor. Yıl sonunda uygulama kullanıcılarının yarısına tekabül edecek bu büyümenin kaydadeğer bir kısmı Asya’dan gelecek.

 

Küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak önemli bir faktörü göz önünde bulundurmalısınız:

İnsanlar taşınabilir cihazları çoğunlukla keyifli zaman geçirip, arkadaş ve sevdikleri markalarla iletişime geçmek için kullanıyor. Amerikalıların uygulamada geçirdiği zamanın çoğunu oyun oynamak (%18), eğlenceli içeriklere erişmek (%15) ya da sosyal medyayı kullanmak (%29) oluşturuyor. İngiltere’de ise 4 dakika içinde birden çok kez, akıllı telefonlar üzerinden sosyal medyaya ulaşılıyor.

Umarız serimizi tamamladıktan sonra, özellikle küçük ölçekli işletmelerin mobil strateji geliştirme özelinde sahip olduğu ön yargıların haklılık payı olmadığı konusunda bizimle hemfikir olmuşsunuzdur. 12 adımı atmadan önce, bir adım atıp konuya açık fikirli bir şekilde yaklaşmak ve ilgi göstermek gerekiyordu. Öyleyse yazının sonuna geldiğimize göre 1 adım gitti, 12 adım kaldı.

Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 2)

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Küçük ölçekli bir işletme olarak, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunduğumuz serinin 2. bölümündeyiz. Keyifli okumalar.

  1. Lansmandan Önce Test Etme

Her uygulama geliştirme süreci pahalı ve zaman tüketici bir çalışmadır ve kod yazarları bir hizmetin uygulama mağazasına girmeden önce mükemmel hale gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Lansmandan önce kullanıcı tepkilerini test etmek, bir şirketin uygulamasının başarısı söz konusu olduğunda kritiktir ve doğru yapıldığında kötü görüşler alma olasılığını azaltır. Pazara girmeden önce uygulamanızı test edebilmeniz için farklı araçlar var: odak gruplar, birebir röportajlar ve yaratıcı dijital platformlar gibi.

Uygulama deneyimini test etmek uygulama geliştiricilere, kullanıcı yolculuğunu ve uygulamanın tamamını deneme ve anlama imkanı sunar; ikon ve butonun tasarımlarının kolay algılanabilir olup olmadığı gibi. Eğer test eden kişiler uygulamanızın final versiyonunu beğenmezse, iyileştirilmesi gereken özelliklerle ilgili geri bildirim edinmiş olursunuz. Bu süreci olumsuz geri bildirim almayıncaya dek sürdürün. Böylelikle uygulama mağazasında düşük bir puana sahip olma ihtimaliniz ortadan kalkar.

  1. Bir “Mobil Güç Ekibi” Kurma

2013’te Hollanda’nın en büyük e-ticaret grubu olan Emesa, mobil öncelikli bir şirket haline gelebilmek için mobil guru Renate Nyborg tarafından kurulan Plep isimli bir dijital ajansı kiraladı. Başladıkları proje önemli bir sorunu açığa çıkardı: mobile adapte olmak sadece uygulama ya da ‘responsive’ bir web sitesi tasarlamak demek değildi. Ayrıca şirketinizin mobil evrimindeki her aşamayı çok yetenekli bir mobil güç ekibinden yardım alarak yönetmek anlamına geliyordu.

Diğer bir deyişle, mobil istatistiklerini ve ölçülerini incelemeye kendini adamış, mobil özelinde bütçeleri denetleyen, odak grup veya anket yoluyla müşteri içgörüsü edinebilen ve rakiplerin mobile yaptığı yatırımları inceleyen kaynaklara güvenmelisiniz.

  1. Uygulama Mağazası Değerlendirmelerini İyileştirme

Kullanıcı davranışına dair edinilen içgörü, uygulamada müşteri ihtiyaçları ile ilgili değişiklikler yaparken adeta bir anahtar işlevi görür. Şirketler büyük çaplı veri akışlarını Localytics gibi  müşteri kazanma, bağlama ve kullanıcıları elde tutmaya yardımcı olacak pazarlama platformları ile yönetebilir.

Bir uygulama, uygulama mağazasında yer aldığında değerlendirmelerinin iyileştirilmesi hayatı bir etkendir. Eğer kullanıcılar tatmin olmamışsa bir sohbet başlatmak ve markanın en büyük eleştirenlerini en sadık kullanıcılarına dönüştürebilmek için sorunun kaynağını öğrenmek çok önemlidir. Kullanıcılar şirketin bir uygulamasını severlerse, fanatik olma yolunda da ilerleyebilirler. Fikir edinmek, sorunları çözmek ve müşterilerle anlamlı ilişkiler geliştirmek, uygulama içi geri bildirim formları ve Apptentive gibi araçlar sayesinde göründüğünden çok daha kolaydır.

  1. Müşteri İhtiyaçlarına Öncelik Verme

Herkese uyacak tek bir kalıp geliştirmeyi unutun ve kendinize şunu sorun: “Mobildeki müşterilerimin neye ihtiyacı var?” Geçtiğimiz 2 yıl içinde Birleşmiş Milletler’deki akıllı telefon ediniminin %70 oranında artış göstermesi ile, mobil cihazlar tüketicilerin herhangi bir yerde (ev, iş ya da otobüs) 7/24 işleriyle ilgili  etkileşimleri gerçekleştirdiği en sevilen araç haline geldi.

Her şirket her daim erişime açık bir davranışı benimsemeli, mobil özelindeki ihtiyaçları  karşılayabilecek hizmetler geliştirmeli ve coğrafi hedefleme hizmetlerine olanak vermeli. Örneğin Waze; trafik, kazalar ve benzin istasyonları ücretlendirmeleri üzerine gerçek zamanlı güncellemeler iletebilmek için olay yerindeki kullanıcılardan kitle kaynaklı bilgi ediniyor. HotelTonight, kaliteli otellerdeki odaları için uygulama kullanıcılarına son dakika indirimleri sunuyor ve kullanıcılar %70 tasarruf ederken, normal şartlarda boş kalacak otel odalarının tamamı kiralanıyor.
Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

12 Adım ile Daha Güçlü Bir Mobil Strateji (Bölüm 1)

Küçük işletmeler birliğine göre; küçük ve orta ölçekli girişimler mobil ve sosyal reklamcılığı kucakladı. Ne yazık ki mobil uygulamalara “kaçırılmaması gereken bir fırsat” gözüyle bakanların sayısı oldukça azınlıkta kaldı.

Küçük işletmelerin mobil uygulamalara şüpheyle yaklaşmalarının en bilinen sebeplerinden biri: uygulamaların işletmelerinin tanıtımında nasıl bir rol oynayacağını pek de iyi kavrayamaması. Ayrıca, mobil uygulama geliştirmeyi pahalı ve zaman tüketici bir süreç olarak görmeleri.

Mobilin ticarette kullanımı hakkında Mobil Pazarlama Birliği’nin CEO’su Greg Stuart’a bir soru yöneltildiğinde verdiği cevap şuydu: “Sözünü ettiğimiz aslında ‘Bilme’ ve ‘Yapma’ eylemleri. Bu iki eylemin arasında büyük bir uçurum var. Bu konuda bir şeyler yapmaları gerektiğini biliyorlar ama nasıl yapacaklar?”

Küçük ölçekli bir işletme olarak “Bilme” ve “Yapma” eylemleri arasındaki uçurumun derinliklerine hapsolmamanız için, size çok çaba gerektirmeden güçlü bir mobil strateji geliştirmenizi sağlayacak 12 adım sunuyoruz. Keyifli okumalar.

  1. Sosyal Medya Tanıtımı Yapma

Flurry’e göre, zamanımızın %80’ini mobil uygulamalarda ve %20’sini mobil tarayıcılarda geçiriyoruz. Mobil eylemlerimizin %17 gibi etkileyici bir kısmı ise Facebook uygulamasında gerçekleşiyor.

İçinde bulunduğumuz mobil çağda, müşterilerle sosyal medya üzerinden etkileşimde bulunmak bir gereklilik. Ancak Facebook’un sağladığı organik erişim -Facebook’un da belirttiği gibi- marka ve sevenleri arasında bir bağlantı oluşturmak için yetersiz kalıyor (Ad Age, Kasım 2013):

“İnsanların sitede anlamlı bir deneyim yaşadığından emin olmak için devamlı çalışmamızın yanında, kullanıcıların bireysel sayfalarındaki paylaşımların organik dağıtımının zaman içinde azalacağını tahmin ediyoruz.”

O halde küçük ölçekli işletmeler sosyal medyadaki mobil içeriklerinin trafiğini canlandırmak için ne yapmalı?

Kullanıcıların içerik akışını spam gibi gördüğü yönündeki şikayetlerin çoğalması ile, sayısı günden güne artan çok sayıda kullanıcı Zuckerberg’in sitesini terk etti. Buna karşılık Facebook, siteye uyum sağlayacak içerik üretmeleri için markalara birtakım zorunluluklar getirdiğini duyurdu. Bu sayede, artık iyi hazırlanmış yayınlar markanın hayran kitlesini doğal bir şekilde cezbedecek ve ayrıca sponsorlu paylaşımlar çok sayıda beğeni alma potansiyeline erişecek.

Sosyal İşler Direktörü ve Fleishman Hillard’ın Dijital Ağ Koordinatörü Robin Hamman sosyal reklamcılıktaki bu yeni yaklaşımın etkinlik ve etkililiği konusunda ikna olmuş görünüyor:

“Son zamanlarda müşterilerimizin hoşuna giden ücretli sosyal medya (reklamcılık vb.) yaklaşımlarını başarılı ve ilgi çekici buluyoruz. Şöyle ki, bir topluluk yöneticisini ve içerik üreticisini bir veri analistiyle ve medya satın alıcısı ile eşleştirdik. Paylaştığımız içeriğin organik bir çekim elde ettiğini gördüğümüz anda (analist sayesinde), ilgili sosyal/display reklam metnini anında en iyi haline ulaştırıp şekillendiriyor ve aynı hedef kitle içindeki erişim ve etkileşimi arttırmak için medya harcamaları yapıyoruz. Sanırım bunun adına gerçek zamanlı sosyal reklamcılık diyebilirsiniz.”

  1. Sosyal Medyanın Zekasından Faydalanma

HootSuite uzmanlarına göre; mobil bir çevrede sosyal medya gözlemi yapmak, içgörüleri doğru zamanda gerçekleştirilecek eylemlere dönüştürmek için şart. Instagram, Pinterest ve diğer görsel ağırlıklı sosyal ağlar, markalar ve dünya genelindeki müşteriler arasındaki ilk temas noktası olabilir. Her gün sosyal medya kullanıcıları Twitter’da atılan 500 milyon tweet, Facebook’ta yapılan 4.5 milyar beğeni ve Instagram’da paylaşılan 55 milyon yeni fotoğraf ile bir veri üretimi gerçekleştiriyor. Bu platformlardaki veri akışı, Google+, Youtube ve LinkedIn gibi sosyal ağlarda da devam ediyor.

Bireylerin sosyal medyada duyurdukları sese kulak vermek; müşteriler, rakipler ve kampanyalarla ilgili farkındalık kazanırken fark yaratmanızda yardımcı olabilir. Sosyal medyanın zekasını dikkate almak, müşterilerle gerçek zamanlı etkileşim kurmak isteyen ve elde ettiği içgörüleri kurum içi takım çalışmalarına yansıtmak isteyen her şirket için bir gereklilik.

  1. Müşteri Bağlılığı ve İş Sürecini Entegre Etme

Salesforce1 turu boyunca, “müşterilerin interneti” kavramına sıklıkla dikkat çekildi. İnsanlar (ihtiyaçları, davranışları ve alışkanlıkları ile) markaların kendilerine nasıl yaklaşmaları ve ulaşmaları gerektiğini belirliyor. Tam da bu sebeple; herkesi ve her şeyi her yerde bağlayabilen mobil önem kazanıyor. Salesforce1 Müşteri Platformu mobile odaklanmış durumda ve iki kritik unsuru da birbirine bağlamayı amaçlıyor: müşteri bağlılığı ve iş süreci.

İlham verici güzellikte bir tasarım ve kişiselleştirilmiş tercih veya ayarlara anlık, kullanıcı dostu erişim, mevcut müşterinizi korumak için kaçınılmaz bir şekilde sahip olmanız gereken kilit etkenler. Bildiğiniz gibi satışlar sadece pazarlama ile ilgili de değil. Daha çok, şirketinizin müşterilerin ihtiyaçlarını doğru zaman ve yerde karşılayabilmesi için iş sürecini mümkün olan en etkili şekilde yönetmekle ilgilidir.

Mobil uygulamalar her şirket için olmazsa olmaz araçlardır çünkü müşteri geri bildirimlerini toplama, alışkanlıklarını analiz etme ve ihtiyaçlarını öngörme gibi fırsatlar sunar.

  1. Mobil Uygulama İndirilmesini Sağlamak İçin Facebook Reklamlarını Kullanma

IAB UK’e göre, Facebook geçen sene uygulamalar için reklam formatı önerdiğinden beri, uygulama indirme sürücülerinin lideri haline geldi. App Store ve Play Store’daki en çok kazanan uygulamaların yarısı, Facebook uygulama indirme reklamlarını kullanıyor ve uygulama geliştiricileri, bu reklamların müşteri edindirme masraflarını %60’tan %15’e indirdiğini söylüyor.

Uygulamalarını ünlü sosyal ağlar üzerinden tanıtan şirketlerin sayısı artıyor. Ancak şunun altını çizmekte fayda var: uygulamanızın ekran görüntüsünü paylaşmanız, marka kalabalığının arasında fark edilmeniz ve kullanıcının dikkatini çekmeniz için artık yeterli değil.

Facebook’tan en iyi şekilde yararlanmak için markaların Facebook ile “Facebook tarzı” bir bağlantı kurması gerekiyor. Ürünlerin ya da insanların aldığı servisten memnuniyetini belirten fotoğraflar çekmek, eğlenceli ve çekici iddialar ortaya atmak ve açık-net eylem çağrılarında bulunmak gibi.

Ek olarak, Facebook yakın zamanda spesifik kitleleri hedeflemek ve yeni kullanıcılar elde edebilmek için Özel Kitleler, Benzer Kitleler ve Ortak Kategoriler gibi yeni özellikler sunmaya başladı. eMarketer’a göre, uygulama indirme reklamları mobil reklam pazarının -aramalar dışında- %30 ila %50’sini oluşturuyor ve 2017’de Birleşik Devletler’de 11 milyar dolar değere ulaşacak.

Kaynak: https://blog.kissmetrics.com/mobile-strategy-off-the-ground/

Mobil Stratejinizin Etkisini Arttıracak 7 Tavsiye

Belki de tarihte ilk kez, mobil cihazların sayısı yeryüzündeki insanların sayısını aştı. Bu dönüm noktası, girişimciler için çok önemli bir gerçeğin altını çiziyor: mobil cihazların sayısı arttıkça önemleri de artacak.

Tüketicilerin %85’i mobil cihazlarının günlük hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyor. Kesin olan bir şey var ki tüketiciler ve dolayısı ile mobilin yükselişinin farkına varıp tüketicilerine akıllı telefon ve tabletlerle ulaşan (ve günden güne sayıları artan) işletmeler için, mobil arayüz büyük bir önem taşıyor. Mobil odaklı bir strateji, şirketlerin her kategoriden müşteriye erişimini sağlayıp güçlü bir endüstriyel avantaj elde etmesine yardımcı olabilir.

Ancak mobil bir strateji yaratmak, sadece bir uygulama geliştirmekten çok daha fazlasıdır. Başarılı bir mobil strateji yüz yüze, mobil ve geleneksel online deneyimlerinizin tümünün müşterileri işletmenizle etkiletişime geçmeye motive eden uyumlu bir mesajı aktarmasıyla mümkün olabilir. Öyleyse mobil stratejinizin etkisini arttırmak için faydalanabileceğiniz 7 tavsiyeye bir göz atalım.

1. Attığınız her adım mobil stratejinizle uyumlu olsun.

Bu ayın trendini takip etmeye karşı güçlü bir istek duyabilirsiniz ama eğer bu moda, büyüme stratejinizle uyum sağlamıyorsa; emin olun ki size hiçbir fayda getirmeyecektir.

Örneğin, son zamanların gündemini yerinden oynatan mobil uygulamaları ele alalım. İlgi gördükleri bir gerçek. Yine de unutmayın; ortalama bir ücretli uygulama ayda 500 dolar kâr getirir. Bu, yatırım yapmayı göze almadan kârlılık beklememeniz gerektiği anlamına geliyor. Eğer stratejinize mobil bir uygulamayı dahil edecekseniz, ortaya sizi geliştirecek bir iş çıkardığınızdan emin olun.

2. Harika deneyimler tasarlayın.

Müşterilerinize markanızla yeni ve heyecan verici yollarla iletişim kurabileceği bir deneyim sunmaya odaklanın. Çoğu kullanıcı mobil uygulamaların iki saniye içinde yüklenmesini bekliyor ve %85’i mobil uygulamayı mobil web siteye tercih ediyor. Bir düşünün, büyük ihtimalle en az bir kez uyumsuz bir tasarımı ve başarısız bir yönlendirmesi olan mobil bir web siteyi ziyaret etme deneyimi yaşadınız ve bu hiç hoş bir tecrübe değildi. Öyleyse kendinizi kullanıcıların yerine koyun ve kullanıcılara güzel deneyimler yaşatabilecek bir uygulama geliştirmeyi hedefleyin.

3.Uygulama programlama arayüzlerini kullanın.

Uygulama programlama arayüzleri, birbiriyle iletişim halinde olan ve sizi gereksiz özellikler tasarlamaktan kurtaran sistemlerdir. Twitter trafiğinin %75’i bu arayüzlerden (diğer bir deyişle üçüncü parti kullanıcı büyüme stemlerinden) gelir. O halde diğer uygulamaların kullanıcı tabanından elde edilen kullanıcı bağlantılarından nasıl faydalanabileceğinizi düşünmeye başlamanın tam sırası.

4. Esnek bir strateji kurgulayın ve rakamları önemseyin.

Akıllı telefon pazarı tahminen önümüzdeki 4 veya 5 yıl içinde her sene %10’dan fazla artış gösterecek ve önümüzdeki 3 yıl içinde mobil uygulama indirmelerinin sayısı iki katına çıkacak. Rakamlara bakarak mobil stratejinizin yeniliklere hızlıca adapte edilebilecek kadar esnek olması gerektiğini söyleyebiliriz. Böylelikle yükselen bu ivmeden payınızı düşeni almakta gecikmezsiniz.

5. Geliştirilmiş bir deneyim sunun.

Mobil deneyiminizi web site deneyiminizle uyumlu olacak şekilde ayarlayın. Bu sayede kullanıcılar cihazlar arasında kolaylıkla geçiş yapabilir. Kullanıcıların yalnızca %16’sı teknik sorunlar çıkaran uyumsuz uygulamalara iki kereden fazla deneme şansı veriyor. Spotify’ı ele alalım. Kusursuz bir mobil ve masaüstü performansına sahip. Kullanıcılar mobilde dinledikleri bir şarkıyı durdurup masaüstünde oturum açtığında kaldığı yerden devam edebiliyor. Yani cihazlar arası geçişin düzgün bir şekilde gerçekleştirilebilmesi adeta bir gereklilik.

6. Güçlü bir takım kurun.

Bir uygulamanın iskeletini hazırlamak 10.000 dolara mal olabiliyor ve zengin grafikleri olan bir uygulama söz konusu olduğunda bütçe milyonları bulabiliyor. Başarılı uygulamalar geliştirmek için yetkin kişilerden oluşan bir ekip kurmak bu sebeple oldukça kritik değer taşıyor. Kurum içi yazılım geliştirme takımı (in-house development team) oluşturmak başlangıç için uygun. Planınızı şekillendirirken ihtiyaç duyabileceğiniz teknik müdahaleleri bu sayede yapabilirsiniz ve dışarıdan birinin desteğinden bağımsız hareket edebilirsiniz.

7. Müşterilerinizin verilerini koruyun.

Müşteri verilerinden bahsedildiğinde, bilginin korunmasının ciddiyetini de konuya dahil etmek gerek. Veri şifreleme ve depolama alanı gizliliği gibi uygulamaları stratejinize ekleyebilirsiniz.

Söz tekrar mobil stratejiye gelmişken, mobil stratejiye dahil olan başarılı bir marka örneği verelim: Flipboard. Tamamen mobilleşmiş dijital bir dergi. Dergi okumayı akıllı telefon ve tablet kullanıcıları için çok yönlü ve keyifli bir deneyime dönüştürdü. Bunun yanında kullanıcıların kendi dergilerini yaratabilmelerine ve kendileri ile aynı ilgi alanlarına sahip kişileri bir araya getirme imkanı sunuyor.

İşletmenizin hedefleri ve buna bağlı olan müşterilerinizin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanacak bir mobil strateji, hedef kitlenizle çok daha derin bir seviyede iletişim kurmanızı sağlayabilir. Güçlü bir mobil strateji aynı zamanda şirketinizin tasarlanan büyüme planındaki konuma ulaşmasına yardım edebilir.

Kaynak: https://www.entrepreneur.com/article/242667