2017’de Mobil Pazarlama Başarısı için 4 İpucu

Mobil pazarlama başarısı elde etmek için en başta yağmur fırsatları ve kuponlara öncelik tanıyın. İkinci olarak, mobil ödemeleri hazır bulundurun. Üçüncü olarak ise, yalnızca mobil cihazlarla sosyal bağlantı kurun.

Günümüzde online alışveriş yapan insanlar, ilgi alanları ve işleri için mobile giderek daha fazla bağlanıyor. Laptoplarına ek olarak, kullanıcılar bilgi edinmek için akıllı telefonlara, tabletlere hatta akıllı saatlere yöneliyorlar.

Mobil masaüstü bilgisayarlar her zamankinden daha hızlı bir şekilde gözden düşerken artık mobil pazarlama bir kaç ay öncesi gibi sadece bir seçenek değil ve bugün, her zamankinden çok önemli olan tüketici ilişkilerini kurmak isteyen pazarlamacılar, dijital çağda birlikte olmaya başlamalıdır.

Sizin de pazarlama stratejinizin 2017 gündeminde “başarı” varsa, bu dört mobil pazarlama ipucu kilit olacaktır.

  1. Sitenizin mobil uyumlu olduğundan emin olun.

Pazarlamacılar, geçtiğimiz yıl bazı tüketicilerin satın alım süreçlerine yakalanmak ve yakınlaşmak istediklerini öğrendi. Yeni SEO değişiklikleri de başlayarak, çoğu şirket tarafından bu değişiklikleri uygulamak için çılgınca bir çizgi oluşturarak sitelerinin mobil duyarlı olmasını sağladı.

2017 de geldiğine göre, gemiye binemeyen pazarlamacılar zaten etkilerini hissediyorlar ve yanıt vermeyen siteleri henüz düzeltmeyenler için önümüzdeki birkaç ay bağışlayıcı olmayacaktır. Bunun yanında, gerekli önlemleri alan pazarlamacılar, kullanıcılarının mobil deneyimlerini optimize etmek için ilerleyebilir.

Bir müşterinin ödeme sürecini düzene sokan, mobil cihazlara uygun bir deneyim oluşturmak, tümüyle fark yaratacaktır. Mümkün olduğunca bant genişliğinizin uzunluğunu azaltarak başlayın çünkü mobil kullanıcılar masaüstü kullananlardan çok daha az sabrediyorlar. Yani yavaş bir yükleme sayfasının, dönüşüm oranlarını “diğer seçenekler” seçeneğinden daha hızlı düşürebileceğini söyleyebiliriz.

Bir hesap oluşturmanın zorluğunu azaltmak için sosyal medya oturumlarını kullanın. Satın almayı tekrar düşünmeye zamanı olan müşterilerin ürünleri tekrar rafa kaldırma olasılığının daha yüksek olduğunu gözardı etmemelisiniz. Mobil cihazlara uygun bir siteyle amacınız, umarız iki elinde bir çanta ile tüketicilerin mümkün olduğunca çabuk kapının dışına çıkmasıdır.

  1. Yağmur fırsatları ve kuponlar.

Bugünün çevrimiçi alışveriş müşterileri, kupon kesen annelerinden ipucu alıyor. Kısa süre önce yapılan bir ankete göre katılımcı tüketicilerin yüzde 96’sı kupon kullandıklarını açıkladı. Dahası, mobil kuponların geri ödeme oranının, dergilerden kesilen kuponlardan on kat daha fazla olduğu kanıtlandı.

Karışıma kupon kodları ekleyerek mobil kitlenizi yoğunlaştırın ve gelirinizi artırın.  Metin ve e-posta push bildirimlerinden yararlanarak müşterilerin en yeni fırsatlarınızı farketmelerini sağlayın. Çünkü bir müşteri bir mağazaya yakın olduğunda veya daha önce bir siteyi ziyaret ettiğinde gönderilen promosyonların, daha büyük bir oranda geri dönüş alma şansı vardır.

  1. Mobil ödemeleri hazır bulundurun.

Tüm işler e-ticaret patlamasından uzak durmaya çalışıyor ve bu da müşterilerin uygun işlemleri tercih ettiğini gösteriyor. Sonuç olarak, büyük markalar prosedürlerini tüketicilerin alışveriş tecrübelerinden istedikleri şeyleri, mobil ödeme olanağı da dahil olmak üzere değiştiriyorlar.

Bu yıl piyasayı takip eder halde kalmayı umut eden işletmeler için geçişi yapmak çok önemli. Mobil cihazları kabul etmeleri için hizmetlerinizi ayarlayın – smartwatch’lar dahil. Çoğu müşteri mobil alışverişe çok da güvenmediğinden, onları güvenli bir ödeme işlemcisi ile ikna etmek kilit önem taşıyor.

Sonuç olarak işletmenizin mobil ödemeleri dahil etmesini sağlayacak ve müşterilerin deneyimlerini güvenli ve basite indirgeyecek güvenli ödeme platformlarını araştırın.

  1. Yalnızca mobil cihazlarla sosyal bağlantı kurun.

Yalnızca mobil cihazlara yönelik sosyal uygulamaların popülaritesi bu yıl tırmanmaya başlayınca, pazarlamacılar üzerinde düşmek zorunda kalacaklar. Instagram, SnapChat ve Periscope gibi uygulamalarda sosyal bir yere sahip olmak artık pazarlama stratejiniz için yararlı değil, hayati öneme sahip. Uygulamalar gelip gittikçe markalar, kitle desteğini sürdürdüklerinden emin olmalı. Yalnızca bir platforma güvenmekten kaçındığınıza emin olduğunuzda bu dünyanızda fark yaratacaktır.

Buradaki mesaj, etkin bir platformlar arası sosyal pazarlama stratejisinin benimsenmesinin her marka için bir öncelik olması gerektiğidir. Pazarlamacılar, markalarının mesajını tüm kanallara kurarak başlamalıdır: Değişik uygulama özelliklerinin ve bunları kullanan kitlelerin keskin bir şekilde anlaşılması anahtar olacaktır.

Bu, markaların tüm platformlarda aynı içeriği yükleyemeyeceği anlamına gelir. Birine uygun olan şey, başka biri için olmayacak. Mesela bir billboard düşünün. Otoyol kenarında etkili olan bir reklam, TV’deki bir reklam kadar etkili olmayacaktır. Tabi bu arada dijital platformların kendi artı ve eksileri de var.

Kanalları ne olursa olsun, pazarlamacılar tüketicileri alternatif platformlara adapte ederek ilgilerini çekmek isterken, aynı zamanda markalarının mesajını ve itirazını da aynı şekilde yansıtmalıdır. Müşterilerin mağazadan (veya web platformundan) bir satın alımla ayrılmasına yol açacak strateji budur.

 

 

 

 

 

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2017 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

A/B Testi Yaparken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Madde

Madalyonun diğer yüzü her zaman ışıl ışıl değildir ama yine de öyle mi diye merak ederiz. Web sitesinin kullanıcı kullanılabilirliğine uygun olup olmadığı da herkes için merak uyandıran durumlardan biri. Anlamsız bir risk almak istemiyor ve web sitenizin gelişim yolculuğundaki basamaklardan biri olan A/B testine sağlam bir adım atmak mı istiyorsunuz?

Gelin Mediahawk’ın pazarlama müdürü Natalia Selby’nin A/B testinin felaketle sonuçlanmasını önleyecek uyarılarına kulak verelim.

A/B testi -bölünmüş sınama yöntemi olarak da bilinir- bir web sayfası, e-mail, reklam metni veya başlık gibi bir ögenin iki farklı versiyonu hakkında “Hangisinin performansı daha iyi?” sorusuna cevap getirir. Aynı içeriğin, aynı zaman diliminde farklı iki versiyonundan elde edilen sonuçları kıyaslar. Aynı zamanda, web sitenizin mevcut trafiğindeki dönüşümü maksimum orana çıkarmak için basit ve uygun maliyetli bir yöntemdir.

Bir A/B testi size başarının garantisini vermez. Ancak 25 örnek vaka sonucunun ortalamasına bakarsak, kazanan versiyonun dönüşüm oranını %48 gibi şaşırtıcı bir rakama kadar arttırdığını görebiliriz.

Sitenizdeki farklı ögeleri test etmek icin farkında olmanız gereken durumlar:

1.Web siteniz dönüşüm getirmediğinde

Sorular ve dönüşümler, web sitenizin ne için var olduğunu ortaya koyar.

Web siteniz sadece trafik çekmek için bir yem olarak görülmemeli, değerli bir avı yakalamak için ağınız olmalıdır. Eğer web siteniz optimize edilmemişse ve düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, müşteriniz istediğinizi yapamaz ya da hedeflediğiniz eylemi yerine getiremez.

Dönüşüm oranı, istenen amaca uygun davranan müşterilerin, web sitenizin aldığı trafiğe bölünmesidir. Bu amaç bir ürünü satın almak, hizmet talep etmek, veri toplamak ya da belirleyeceğiniz herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi gerçekleştirme oranınızın artması için A/B testi yapmak istiyorsanız, ilk önce önemli hizmetlerinize ve satış sayfalarınıza bakmalısınız. Bu sayfalar dönüşümlerinizi yönetir ve olması gerektiği gibi çalışmaları kritik önem taşır.

Eğer web siteniz yüksek trafik alıyor ve dönüşüm oranlarınızda düzenli olarak bir düşüş yaşanıyorsa, web sitenizdeki sayfalar üzerinde bir test yapmanız şart demektir. Kusursuz bir satın alma süreci oluşturmak için, öncelikle anahtar eylem çağrılarınızın (calls to action) görünür veya bariz olması ve fazla görsel, yazı ya da bariyerlerin kaldırılması gerekir.

Yalnızca bir görseli kaldırmak bile dönüşüm oranlarını arttırmada oldukça etkilidir. Örneğin, iCouponblog tam olarak geliştirilememiş bir teminat işlemi görselini tek sayfalık ziyaret oranını yükselten ödeme sayfalarından kaldırdı. Bu eylem %400 gibi çok büyük bir dönüşüm oranıyla sonuçlandı.

Ayrıca sosyal medya paylaşım butonları, kilit sayfa bağlantıları ve indirme butonları gibi diğer eylem çağrılarını da geliştirip geliştiremediğinizi görebilirsiniz. “Eylem” sürecini kolaylaştırmak, bunun gibi bütün satış döngüsüne dahil olan ve gelecekte satışla sonuçlanabilecek etkileşimleri test eden mantıklı bir alan.

Mesela, potansiyel müşterilerinizin ürününüzle ilgili teknik bilgiler içeren PDF dosyasını indirebilmeleri için bir butonunuz var. Bu butonun dönüşüm oranlarına baktınız ve sayfanın trafiğinin düşük olduğunu ve  dosyayı indirmediklerini gördünüz. Butonun tasarımını değiştirerek ya da daha rahat görülebileceği bir yerde konumlandırarak dönüşüm oranlarını yükseltebilirsiniz.

Sonuç olarak, güncellenmiş sayfayı bir süre dönüşüm oranını olumlu etkileyip etkilemediğini görmek için kullanabilirsiniz.

2. Siteden çıkma oranları aydan aya arttığında

Siteden çıkma oranı (bounce rate), web sitenizi yalnızca bir sayfa görüntüleyip terk eden ziyaretçilerin yüzdesini tanımlamak için kullanılır. Bir siteden başkasına sekmek, siteden çıkmak için çeşitli sebepler var. İbre her zaman en kötüyü göstermiyor ancak bazen ziyaretçiler web sitenizde aradıklarını bulamadıkları için ya da servisinizi açık bir şekilde sunamadığınızda aradıklarını nerede bulacaklarını bilemiyorlar. Bunlar bir ziyaretçinin web sitenizden uzaklaşması ve büyük ihtimalle bir daha geri dönmemesi için yaygın nedenler.

Bunun şu anda karşılaştığınız bir sorun olup olmadığını belirlemek için web sitenizi analiz etmeniz şart. Ortalama kullanıcı yolculuğunun ne olduğunu belirlemeli ve beklenen kullanıcı yolculuğuyla karşılaştırmalısınız. Bunun yanında bir de web sitesinde geçirilen ortalama süreyi kontrol etmeniz ve müşteri yolculuğunu tamamlamış bir müşteriyle karşılaştırmanız gerekir.

Son olarak, hemen çıkma oranının ne zaman artmaya başladığını ve bunun herhangi bir değişiklik veya site güncellemesi ile aynı zamana denk gelip gelmediğini kontrol etmeniz gerecektir.
Eğer siteden çıkma oranları artıyorsa, bu genellikle içerik ve kullanılabilirlik ile alakalıdır. Potansiyel müşteri, web sitenizi kolayca bulmayı başardı ama sayfanıza ulaştığında istediğine ulaşamadı, böylece siteden uzaklaşır.

Verileri cihaz üzerinden bölmeyi düşünebilirsiniz; hemen çıkma oranları mobil cihazlarda daha yüksek görünüyorsa, A/B testi ile elde edilebilecek mobil cihazlar için daha iyi optimize edilmiş sayfalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

3. İnsanlar siteniz üzerinden tekrar tekrar aynı soruları sorduğunda

Sayfanızı ziyaret eden birden fazla insan aynı soruyu soruyorsa, bu web sitenizde yeterince açık olmayan şeylerin bulunduğunu gösterir.

Çözümü daha zor ve uğraştırıcı olan sorunların, çok sayıda müşteriye sormadan düzeltilmesinin bazen daha yorucu olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, web sitenize kolayca eklenebilen çağrı takip yazılımı (call tracking software) adı verilen bir sistem bulunmakta. Amaç, çağrı takip yazılımının web sitenize gelen her benzersiz ziyaretçi için ayrı bir telefon numarası sağlaması ve kullanıcı yolculuklarının takip edilmesidir.

Yazılım size ziyaretçilerin hangi kanaldan geldikleri, ziyaret ettikleri sayfalar ve en önemlisi sizi hangi sayfadan aradıkları gibi verileri gösterir. Bu kullanıcıların hangi noktada sorun yaşadıklarını keşfetmek açısından çok önemlidir.

Bu işlevin yanı sıra tüm müşteri yazışmalarını kullanıcı yolculuğuna uygun olarak tutar ve müşteri sorgularına telefonda cevap veren kişilerin, bunları başarılı bir şekilde çözüp çözemediğini kolayca görmenizi sağlar. Ayrıca, daha sonra analiz etmeniz için çağrıları kaydeder.
Web sitenizin karşılaştığı sorunların farkında olduğunuzda, sorunlu bir açılış sayfasının en iyi iki iyileştirilmiş sürümünde bir A/B testi gerçekleştirebilir ve hangisinin sorunların çözümüne en uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

4. Kategori sayfalarına düşük trafik geldiğinde

Kategori sayfalarında düşük trafik, iyi optimize edilememiş kullanıcı yolculuğunun bir işareti olabilir. Bunun sebebi, çoğunlukla navigasyonun zor olması ya da ziyaretçileri istenen açılış sayfalarına göndermek için mantıklı bir yapı sunulmamasıdır. Bu da göz atma fırsatınız olmadan ziyaretlerinizi kaybetmenize yol açar.

Çözüm için, bir değişkeni test etmeyi düşünebilirsiniz. Hiyerarşide daha aşağıya inen sayfalara basit bir gezinti uygulamayı deneyin veya menü öğelerini potansiyel olarak yeniden adlandırın. Bu test, en azından kullanıcı davranışı ve sitenizdeki yolculukları hakkında geniş bilgi toplamak için birkaç hafta süreyle çalıştırılsın.

İçerik de dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kategori sayfalarına giden içerik, potansiyel müşteriyle alakalı ve yararlı olmazsa, bu sayfalara tıklama yapmazlar.

Google Analytics Davranış Akışı raporu, kullanıcıların bir sayfadan diğerine geçtiği yolu ve kullanıcı yolculuğunda ziyaretçilerin hangi noktalarda siteden çıktığının yüzdesini gösterir. Sitede büyük bir düşme oranı görmeniz normaldir, çünkü toplanan herkes anında satın alım yapmaz.  SERP (arama motoru sonuçları sayfası) listesinde ve sayfadaki içerikte söylenenler arasında bir kopukluk olabilir veya içerik sizden satın almayı kolaylaştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Karar vermek

A / B testi sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulmak zor olabilir. Sonuç gerçekten inandırıcı olmadıkça herhangi bir değişiklik yapmamak iyi bir fikirdir.

Örneğin, mevcut dönüşüm oranınız % 5 civarındaysa ancak sektör ortalamasının % 10 olduğunu biliyorsanız, yalnızca nihai hedef sizi % 10’a ulaştırıyorsa değişiklik yapmalısınız. Bu, % 90’lık bir önem düzeyinde çalışmak demektir.

Yeni optimize edilmiş bir sayfayı test ettiğiniz dönemde dönüşümler yalnızca % 6-7’ye kadar yükseliyorsa, bu iyi optimizasyon yapamadığınızı gösterir ve dönüşüm oranları da önceki rakamın altına inebilir. Bu durumda yapmanız gereken en az % 9.5’lik bir iyileşme hedeflemektir.

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/4-warning-signs-need-carry-ab-testing-71052/

 

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

Bir işletmenin SMS kullandığını düşündüğünüzde aklınızdan ne geçiyor? Size gönderilen bir teklif mesajı mı? Evet, milyonlarca firmanın mobil pazarlamayı kullanma yollarından biri bu! Peki işletmelerin büyümesi ve gelişmesine yardımcı olmak için metin mesajı kullanmanın birçok yolu olduğunu söylesek ne dersiniz?

Aşağıdaki listede yer alan SMS kullanımı hakkında yeni fikirlerin size yardımcı olacağını ve büyümenize katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

 

Pazarlama/Satış

İşletmenizi internet üzerinde, reklam panolarında, TV, radyo, baskı vb. alanlarda pazarlayabilirsiniz. İşletmenizi pazarlamanın yüzlerce yolu var ama şu an da bir çok işletme metin mesajlarına yöneliyor ve %98 açılma oranı yakalıyorlar.

Neden ve nasıl?

Websitenizi, ürün ve hizmetlerinizi mesaj yoluyla tanıtabilirsiniz. Mesajınızı bütün müşterilere toplu olarak gönderilebilir ya da farklı demografik unsurlara bölerek belirli müşterileri hedefleyebilirsiniz.

Ayrıca, tekliflerinizi içeren bir mesaj göndererek müşteriyi web sitenize yönlendirebilir ya da mağazaya uğramalarını önerebilirsiniz.

 

Güncellemeler

Diyelim ki ürünlerinizden birisini online satın alan bir müşteriniz var. Teşekkür etmek ve siparişlerinin onaylandığını, gönderimde olduğunu, teslim edildiğini veya iptal edildiğini söylemek harika olmaz mıydı?

Müşterileriniz satın alımlarını gerçekleştirdikten sonra, hızlıca müşteriye ulaşmak ve siparişleri hakkında özel detayları aktarmak için otomatik mesaj servisinizi kurabilirsiniz. Böylece, siparişlerin bulunduğu duruma göre sürekli güncellenmesi, müşteri memnuniyetini oldukça artıracaktır.

 

İletişim

Mesaj servisini, şirketinizde iletişim kurmak için de kullanabilirsiniz. Çalışanlara vardiya değişiklikleri, katılmaları gerektiği bir toplantı ya da bir personel gecesi hakkında bilgi vermeniz gerekiyorsa, hepsi basit bir metin mesajıyla yapılabilir. Ayrıca, çalışanınızın mesai saatlerini içeren otomatik bir mesaj göndermek de iyi bir seçenek!

 

Anketler

Müşterilerinizin sizin ve ürünleriniz hakkında ne düşündüğünü öğrenmek, müşterinin yaşam boyu değeri ya da müşteri kaybı arasındaki farkı ortaya koyabilir. Metin üzerinde bir anket göndermek müşterilerinizden geri bildirim almak için hızlı bir yol olacaktır.

Gerçekten çok basit, sormak istediğiniz bir kaç diğer soru ile birlikte müşterinize sizi oylamasını istediğiniz bir kısa mesaj gönderin, çabucak yanıt alabilirsiniz. Bu duruma güzel bir örnek: Ikea!

Ikea bir SMS anketi denedi ve yanıt oranlarında e-posta servisi kullandıklarında olduğundan iki kat daha fazla geri dönüşüm aldı. Ayrıca, Net Promoter Puanlarını da ikiye katladılar (SmartSurvey).

 

Konuşma

Web sitenizde canlı destek hattı yok mu?

Artık sorusu olan insanlarla iletişim kurmak için metin mesajlarını kullanabilirsiniz. SMS ve e-posta entegrasyonu ile e-posta hesabınızı kullanarak bir mesaj gönderebilirsiniz, bu servis e-postanızı kısa mesaja dönüştürecek  ve mesajınız doğrudan müşterinizin cebine ulaşacaktır.

Canlı destek hattı yerine, websiteniz üzerinde bu servisi kullanabilirsiniz.

Nasıl kullanacaksınız? İletişime geçebilecekleri uygun bir temsilci olduğunda ya da hatta bekleme süresi kısaldığında müşteriyi SMS yoluyla bilgilendirerek! Böylece, müşterilerinizin saatlerce hatta beklemesinin önüne geçebilirsiniz.

 

Randevu Rezervasyonları

Daha önce duymamış mıydınız? SMS yoluyla randevu rezervasyonu da yapabilirsiniz.

İşletmeler artık müşterilerine rezervasyon yapmaları için SMS imkanı sunuyor, böylece telefonda randevu ayarlaması için maaş ödeyecekleri bir çalışana ihtiyaç duymuyorlar.

 

Hatırlatıcılar

Müşterilerilerinize randevularını hatırlatmak için SMS kullanabilirsiniz ve bunu otomatik bir servis haline getirebilirsiniz. Eğer sürekli randevularını unutan ve gelmeyen müşterilere sahipseniz, onları da randevularını kaçırmadan önce nazikçe uyarmış olursunuz. Başka bir deyişle, müşteriler randevularına gelemeyecekleri durumda tekrar rezervasyon yaptırabilirler ve maliyet kaybı yaşamazlar.

 

Ödeme Tahsil Etmek

Bazı şirketler, borç takibi için SMS kullanıyorlar ve büyük başarı oranına sahipler. Ancak, kimseyi takip etmeye ihtiyacınız yoksa, ödemeleri tahsil etmek için mobil ödeme sisteminizi SMS yoluyla başlatabilirsiniz.

Sonuç olarak…

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

SMS’i kullanabileceğiniz bir çok yol mevcut olmasına rağmen yeni yollar sürekli olarak geliştiriliyor. Bu listenin gelecek birkaç yılda giderek büyüyeceğine emin olabilirsiniz.

Kaynak : https://www.textmarketer.co.uk/blog/2017/01/mobile-marketing/what-sms-can-do-for-your-business/

 

Lokasyon Bazlı Mobil Pazarlama Bu Yıl Harekete Geçmeye Hazır

Geçtiğimiz pazartesi günü, Lokasyon Bazlı Pazarlama Birliği (LBMA), ikinci Yıllık Global Lokasyon Trendleri Raporu’nu yayınladı.

Yılın en büyük marka toplantısı  RetailLoco sırasında SXSW’de lanse edilen raporda, lokasyon bazlı mobil pazarlama nın kullanım ve yatırım alanlarında uygulanan başlıca trendleri sunuldu.

Raporda, lokasyon bazlı pazarlamadaki kullanım ve yatırımların yanı sıra 2017’de bu teknolojinin uygulanması için tasarılar oluşturulması da sunulan başlıca trendler arasında.

MMW tarafından Global Lokasyon Trendleri Raporu’nun bir özeti yayınlandı. Buna göre LBMA’nın raporu bize, dünya genelindeki 500’den fazla iş dünyası liderinin ve pazarlama yöneticisinin şu anda lokasyon bazlı pazarlamayı kullandıklarını, bu pazarlama stratejisine ne gibi  bir yatırım yaptıklarını ve bu teknolojilerin uygulanması için gelecek planlarının neler olduğunu gösteriyor.

Lokasyon bazlı pazarlama için  en önemli ve yenilikçi 5 global pazarda online araştırma yürütüldü. -ABD, Kanada, Almanya, İngiltere ve Singapur piyasa analizi ile ayrıntılı bir pazar sunmaktadır.

https://locationkit.io/author/acappa/

https://locationkit.io/author/acappa/

 

Rapordaki genel bulguların içeriklerini aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

  • Konum temelli reklam hedeflemesi, dünyanın en üst düzey yöneticileri tarafından uygulanıyor. Şirketlerin % 50’sinden fazlası müşterilerini hedef almak için şu anda lokasyon bazlı verileri kullanıyor.
  • Pazarlama bütçelerinin % 25’i lokasyon bazlı pazarlamaya (LBM) ayrılıyor. Tüketicileri hedefleme ve POS satışlarını kullanma kabiliyeti, LBM’nin en büyük faydaları olarak gösterilmektedir.
  • Ülkeler mobil pazarlama bütçelerinin daha fazlasını lokasyon bazlı pazarlamaya kaydırıyor.

Dünyanın en büyük proximity data ağı olan Unacast’ın CEO ve ortak kurucusu olan Thomas Walle, lokasyon bazlı pazarlama için şu ifadeleri kullanıyor: ‘’Bu rapor, dünyanın en büyük reklamcıları için lokasyon verisinin devasa bir değer olduğunu kanıtlıyor. Artan ilişkilendirme ve hedefleme için kullandığımız deterministic proximity’de önemli bir artış olduğunu görüyoruz.’’

“Unacast, gerçek dünyadaki online veri toplama doğruluğunu etkin bir şekilde nasıl yansıtabileceğine ilişkin kodu kırdı. Deterministic proximity verileri yalnızca tüketiciyle yaygın bir bağlantı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda onlarla daha derin ve daha kişisel bir ilişki kurmanın şartlarını da sağlar. Bizim Gerçek Dünya Grafiklerimiz ile pazarlamacılar müşterilerinin gerçek dünya davranışlarını ve içeriğe bağlı olarak fiziksel konumlarla nasıl doğruluk ve alaka düzeyinde olduklarını anlayabilirler.”

 

2017 Dijital Trendler

Müşteri edinmeden sosyal medyaya, bu yıl bilmeniz gereken dijital trendler nedir öğrenin.

2016 Tatil sezonunun tüm hareketliliğinin ardından, dijital pazarlamacılar, tam hızla yeni yıl için strateji ve bütçe planları yapmakta.

Hızla gelişen global dünyada, pazarlama trendlerinin 2017’de nasıl gelişeceğini düşünmek için hiç erken bir zaman değil. Dijital çağın görünüşte değişen eğilimlerini planlamak, tahmin etmek ve bunlara uyum sağlamak için öngörüye sahip olan pazarlamacılar, sürekli olarak kendi endüstrilerinin tepesine yükselen pazarlamacılar olurlar. Bu da tahmin edildiği gibi sadece bir tesadüf değildir.

Peki pazarlamacılar 2017’de nelere odaklanmalılar?

Mobilin büyümesinden başka bir yere odaklanmayın.

Mobil Patlamayı Beklemek

Dijital medya reklam harcaması (ve özellikle mobil cihazlar), 2017’de meteorik bir artışa uğramış gibi görünüyor. EMarketer’e göre, toplam dijital reklam harcamalarının TV’yi geçtiğini söyleyebileceğimiz ilk yıl 2017 değil (yıl için toplam reklam harcamalarının % 38,4’ünü tahsis ederek). Bununla birlikte mobil reklam harcaması 2016’ya oranla % 31,9 artarak 32 milyar dolarlık bir seviyeye yaklaşacak gibi görünüyor.

2016 mobil pazarlama başarı öykülerini kısaca gözden geçirdiğimizde, trendlere çabuk ayak uydurabilenlerin, mobil kitleleri hedefleyerek büyük ve karlı işletmeler kurabildiklerini görüyoruz.

Facebook’un mobil reklam geliri, 2016 yılının ilk çeyreğindeki tüm reklam gelirlerinin % 82’sini temsil etti. Google, uygulamanın yüklediği reklam ürününü Universal App Campaigns’in 2016’da 2 milyardan fazla uygulama yüklemesini kolaylaştırdığını belirterek kayıtlara geçti.

Facebook ve Google’ın mobil ve sosyal her şeyin devlerini temsil etmesi doğruysa da, küçük ve orta ölçekli işletmeler, yaratıcı mobil pazarlamanın 2017’de sahip olabileceği etkiyi hafife almamalıdır.

”Açıkça söylemek gerekirse, mobil tarafında işler kızışıyor.”

Global çapta akıllı telefon kullanımı artmaya devam ederken, Amerikalıların % 36’sı birden fazla cihazı (yani akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar) eş zamanlı olarak kullanmasıyla birlikte pazarlamacılara büyük iş düşüyor. 2017’de pazarlama başarısı, pazarlamacıların yaratıcı mobil reklamcılık ve tüketici sadakati kesişiminde ustalıkla gezinme yeteneklerine doğrudan bağlı olacaktır.

Geçmiş yılların düşük büyüme gösteren müşteri bağlılığı programlarının ötesine geçen çözümler mevcut. Dijital çağın her zamankinden önemli olan tüketici ilişkilerini teşvik etmek ve beslemek için mobil reklamcılıktan yararlanılabilecek çok kanallı, anahtar teslim ve yaratıcı iletişim çözümleri buna en iyi örnek.

2017’de neyi beklemeniz gerektiğine bir göz atalım.

Sanal ve Zenginleştirilmiş Gerçekler, Mobil Üzerindeki Etkisini Bırakacak

2016 yılının pop ve teknoloji kültürü, konum tabanlı ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisine sahip mobil oyun Pokemon Go ile hatırlanacak gibi görünüyor.

Yakın zamanda Forbes tarafından incelendiği gibi zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisi popülerlik kazanmakta ve 2021 yılında 5,7 milyar dolarlık bir endüstri olması bekleniyor.

Belki de beklenen büyümesinden daha şaşırtıcı olan tek istatistik, 2016’da Pokemon Go’nun sadece 500 milyon yüklemesinin değil, 17 milyon ek zenginleştirilmiş gerçeklik dosyasının (Pokemon Go haricinde ) indirilmesinin beklendiğidir. Zenginleştirilmiş gerçeklik pazarının artmasının beklenen faydalanıcıları öyle fazla ki. Konum temelli uygulamalar, sosyal medya ağları ve mobil reklam verenler bunlardan sadece bir kaçı.

Bazı uzmanlar, zenginleştirilmiş gerçekliği bir pazarlık felsefesinden başka bir şey olarak nitelendirmiyor. Bunun yanı sıra mobil ortam söz konusu olduğunda uzun vadede uygulanabilirliği, teknolojinin tüketici/marka etkileşimlerini olumlu şekilde nasıl etkileyebileceğine bağlı olacak gibi görünüyor.

2017’de, zenginleştirilmiş gerçeklik konum analizinin kullanımında bir artış bekleyebiliriz. Çünkü bu teknoloji, pazarlamacıların mobil kullanıcıların toplam hareketlerini takip etmelerini sağlayacaktır.

Bir şey daha eklemek gerekirse; zenginleştirilmiş gerçeklik analizi yalnızca müşteri segmentasyonu ve kaybı ile pazarlamacılara yardımcı olmakla kalmayacak. Aynı zamanda tüm kanal entegrasyonlarına da yardımcı olacaktır.

Sanal gerçekliğe doğru yönelirken

2017,  bir akıllı telefonu olan herkesin sanal gerçekliğe erişebilmesini sağlamaya yönelik pazarlama kampanyalarının sayısını artıracaktır(son Coca-Cola pazarlama kampanyasının gösterdiği gibi)

Sanal gerçekliğin, günümüz dijital çağında perakendecilerin aktif bilinçliliğine yavaş ama emin adımlarla girdiği çok açık. Ocean Spray kızılcıklarından Volvo test disklerine, Lowe’s’deki ev dekor seçimine kadar bir çok örnek bunu kanıtlıyor.

2017’ye yönelik beklenti, , sanal gerçeklik teknolojisi ile mevcut yer bağımlılığını ortadan kaldırmak. Dijital pazarlamacıların buna yönelik somut adımlar atması, tüm kanal ve mobil entegrasyonları (programlı reklamcılıktaki gelişmeler de dahil olmak üzere) daha da geliştirmesi bekleniyor.

2017’de sanal ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojilerinin ne kadar ilerleyeceği henüz belli değil. Ancak Google’ın yakın geçmişte android tabanlı bir işletim sistemi duyurusu ile şuna inanıyoruz ki sanal gerçekliğin bir sınırı yok!

Mobil Kullanıcı Edinimi Gelişmeye Devam Ediyor

Hem Apple App Store’a hem de Google Play Store’a hızlı bir bakış, önümüzdeki yıl dijital pazarlamacılar için birincil kullanıcı edinme fırsatı ortaya koyuyor.

Aslında Apple, App Store’u top 25’e ulaştırmak için her gün 38.000 yeni kullanıcı gerektirebilir. Ancak hedefinizin top 25 listesine girip girmeyeceğinden veya sadece kazanç edinme stratejilerinizi hassaslaştırmayı arzu ettiğinden korkmayın. 2017 uygulama yılı olacak!

2016 bize, geliştiriciler ve yayıncıların yeni kullanıcı edinme maliyetlerini artırmamak için eğitim ve bilgi tabanını geliştirmeye devam ettiğini gösterdi.  2016 yılı, pek çok yeni araçların yanı sıra yenilikçi uygulama süreçleri ve ”küçük adamların” mobil kullanıcı ediniminin geleneksel “devleri” ile rekabet etmesine yardımcı olduğu yıl olarak hatırlanacak.

Bu trende devam ederek, 2017’de kilit rol oynayacak özgün reklamlar arayın. 2020 yılına kadar mobil görüntülü reklam harcamasının % 63’ünü oluşturmayı bekleyen doğal reklamlar, kullanıcı edinme sürecinin gelişiminde temel bir dönüm noktası oluşturmaktadır.

Yerli reklamlar, yayıncıların yalnızca kullanıcıların “deneyim akışında” reklam yerleşimlerini otomatik hale getirmekle kalmaz. Aynı zamanda mobil reklamların artık sayfa kenar boşluklarıyla sınırlanmamasını sağlarlar.

Native reklam birimleri, geleneksel banner reklamlardan (kanıt olarak Facebook’un bir çeyrekte 5 milyar dolarlık kazançları gösterilebilir) daha yüksek katılım oranları sahibidir. Bunun yanında native reklam büyümesi, daha fazla yayıncı programlı satışa geçtikçe 2017’de artmaya devam edecektir.

”Yerel reklam pazarında özel bir odaklanma ve 2017’de başlaması öngörülen bir uygulama olan yerli uygulama ‘önyüklemeler’ olarak bilinir.”

Yerel uygulama önyükleri, kullanıcıların ilgisini çekmeye ve eğitmeye yönelik gözle görülür bir etki sağlar. Bu, yayıncılara, mobil reklamcılığın dijital çağ dağınıklığını ortadan kaldırma olanağı tanıyor. Bununla kalmayıp, uygulamaları, akıllı telefonlara ve diğer cihazlara önceden yükleyerek daha fazla kullanıcı bilinci oluşturma imkanı sunuyor.

Yerli reklamcılığın bir format değil bir çerçeve olduğunu unutmamak önemlidir. Bunu anlayan yerel uygulama önyüklemesi, yayıncıların doğru içeriği, doğru tüketiciye ve doğru bağlamda sunma yeteneğini artırır. Bu da kullanıcı deneyiminin geliştirilmesine, kullanıcı edinme ve saklamayı kolaylaştırmaya yardımcı olur.

”Tüketicilerin mobil uygulamalara, mobil web’den % 100-300 daha fazla dönüşüm sağladığını göz önünde bulundurun ve 2017’de bu eğilim için gözlerinizi dört açın.”

2017 için mobil kullanıcı edinme vurgusunun bir diğer alanı video olacak. 2016’da en hâkim olan yayıncılar arasında, tercih edilen kanal olmaya devam etmek için 2016 yılında hakim olan multi-channel pazarlama kanalına odaklanın.

2015 yılının başında, pazarlama uzmanları (AdColony gibi), kullanıcı kazanım kanalı olarak video sektörüne tercihini yönelindiğini söylemişti.Bunun, sosyal medyadan 2.3 kat daha popüler ve gösterimden 23 kat daha popüler olduğu anlamına geldiği vurgulanmıştı.

2017 yılında, sosyal medya kullanıcıların yalnızca tercih ettiği markalarla “isteğe bağlı” ve “canlı yayın” etkileşimi beklemeye devam ediyor. Bu sebeple, kullanıcı edinimi gelişiminde bir sonraki mantıklı adım olan canlı videoya göz atın.

İnternet kullanıcılarının her gün yaklaşık % 25’inin izlediği ve bugünün akıllı cihazlarının dinamik hareketliliğiyle birlikte, daha fazla uygulama ve platform, potansiyel kullanıcıların video akışı sağlayarak erişebileceğini tahmin ediyor.

Sosyal Medya, Big Data ile Kişisel Olacaktır

2017’de üzerine düşülmesi gereken son trend, mobil “sosyal medya deneyiminin” büyük veri analizi ile bütünleştirilmesidir.

Mobil internetin uyku uyumadığını unutmamak önemlidir. Smart Insights’taki pazarlama sihirbazlarının son zamanlarda gösterdiği gibi, 2016 dijital çağın her dakikası çok çeşitli olduğu kadar karmaşıktı.

”Ne kadar karmaşık ve çeşitli?”

2016’da 60 saniye; 3.3 milyon Facebook mesajı, 55.555 Instagram mesajı ve 422.340 tweet anlamına geliyordu.

2016 yılında sosyal kanal etkileşimleri şaşırtıcı bir istatistiksel frenkansa sahipti. Buna rağmen DMA geçenlerde şirketlerin % 70’inin sosyal medyadan kullanıcı içeriği toplamadığını bildirmiştir. Bu, sosyal medya reklam harcamalarının 2017’de 35 milyar doları aşması beklenmekte iken ilginç bir çelişki ortaya koymaktadır.

Çoğu dijital pazarlamacının, tüketici eğilimlerine, satın alma niyetlerine ve müşteri hassasiyetine bakmaksızın, tanıtım yapmaya ve müşterileri sosyal medya kullanıcılarına dönüştürmeye önem verdikleri görülüyor.

2017 yılının markaların tüketici odaklı olmaya çalıştıkları (Forrester tarafından 2015 yılında istenildiği gibi) ve big data aracılığıyla kullanıcıların bağlılığını en üst düzeye çıkardığı bir yıl olmasını umuyoruz.

”Mobil cihazlar anahtar olacak, zira dijital, sosyal ve kişilerarası faaliyetlerimizde daha büyük bir rol oynamaya devam edecekler.”

Mobil kullanım, doğası gereği öncelikle mobil arayüzlerin her bir kesiminde derin etkileri nedeniyle kullanıcı verilerini üretirken proaktif ve titiz. Sosyal medya etkileşimlerinin yaklaşık % 80’inin artık mobil cihazlarda gerçekleşiyor. Mobil data; geliştirilmiş kişiselleştirilme, sadakat odaklı ve müşteri merkezli pazarlama stratejileriyle dijital çağda başarı için 2017’de de anahtar bir rol oynayacak.

Sonuç olarak…

2016’ya elveda derken ve 2017’yi açık kollarla kucakladığımızda, mobil pazarlamanın gelişiminin dijital pazarlamacılar için inisiyatif, zamanlama ve yeniliğe bağlı olacağı açıktır. Dinamik, çok kanallı ve veri odaklı süreçler pazarlamacılar için yarının trendlerine atlamalarına yardımcı olur. Bu eğilimleri 2017 mobil stratejinize dahil edin ve Yeni Yıl da yüksek bir ROI getirin.

Kaynak: https://www.digitalturbine.com/blog/mobile-marketing-trends-2017/

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Şubat 2017

2017’nin ilk aylarındaki mobil yenilikler ve farklı arayışlara yönelik keyifli makaleleri sizler için derledik. Mobil dünyadan haberler e ve gelişmelere göz atabilirsiniz.

Google’dan Web ve Mobil İçin Farklı İndex 

Google’ın Indexini Ayırma Kararı Gelecek Yıl SEO’da Büyük Şanslar Doğacağı Anlamına Geliyor. Google’ın 2016 yılı boyunca SERP(arama motoru sonuç sayfası) ve arama algoritmasında yaptığı art arda  gelen güncelleştirmeler, SEO çevrelerinde huzursuzluklara neden oldu. Son olması umulan güncelleştirme geçen ay PubCon’da Gary Illyes tarafından duyuruldu.

google'dan web ve mobil için farklı index

2017’de Mobil Pazarlamacıların Sorması Gereken 5 Soru

Artık her şey mobil cihazlarla ilgili. Şirketlerin % 68’i mobil pazarlamayı genel pazarlama stratejisine entegre ettiklerine göre, bundan sonra mobil pazarlamacılar pazarlama trendlerine ayak uydurmak ve müşteri memnuniyetini sürdürmek için kendilerine ne sormalıdır?

2017-5-SORU

Mobil Uygulamalar ile Mobil Siteler Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor

Mobil uygulamalar ve mobil siteler hakkında sayısız tartışma yaşanmakta ve bu tartışmalar halen devam etmekte. Bazıları, mobil cihazlara uygun bir web sitesinin yeterli olduğunu savunuyor; diğerleri ise mobil uygulamaların, bir mobil sitenin sağlayamadığı kullanıcı deneyimine sahip olduğunu söylüyor. Kimleri dinleyeceğiz ya da bir tarafı seçmek zorunda mıyız?

mobile devices

E-ticarette Başarılı Olmak İçin 10 İpucu

Google’a göre yakın zamanda, masaüstü arama mobil sonuçlar ile karşılaştırıldığında güncelliğini yitirmiş olacak. Bu bilgiyi zaten biliyor olabilirsiniz ancak bu değişikliklerin pazarlama faaliyetlerinin her alanını etkileyeceğinin farkında mısınız? İşletmeniz için verimli mobil pazarlama çözümleri var mı? Pazarlamanın hangi bölümüne odaklanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

e commerce

 

Mobil Uygulama Başarısını Ölçmek İçin En İyi Stratejiler

En iyi mobil uygulama stratejilerinden bahsetmek için öncelikle Facebook’un deneyimlerine değinelim.

Facebook, Eylül 2006’da piyasaya ilk sürüldüğünde, oldukça tecrübesizdi. – aslında hepimiz biraz tecrübesizdik. Bununla birlikte, anında başarıya ulaşıldı ve platformun kullanıcı tabanı neredeyse bir gecede büyüdü. Analistler, strateji ve gelecek başarıyı yönlendirmek için platformdaki giderek artan aktif kullanıcı sayısını kullandı.

Ancak, stratejiniz doğru öngörü ile doğru şekilde ayarlama noktasında başarısız olursa – doğru metrikleri, önlemleri ve anahtar performans göstergelerini (KPI’lar) kullanmayarak – negatif bir etki yaratabilir.

Facebook, şaşırtıcı kullanıcı tabanına rağmen, yanlış ayarlanmış metriklerin yanlış bir pozitif etki yarattığını, aslında olumsuz olanı olumlu gösterdiğini, hızlıca öğrendi. Analistler kaç kişinin platformu kullandıklarını biliyorlardı, ancak her kullanıcının gerçek değerini bilmiyorlardı. Bu seviyede fikir eksikliği, düzgün bir şekilde para kazanamadıkları anlamına geliyordu. Sonunda, kimse bunun farkında olmasa da, mobil cihazları başarısız bir şekilde hedeflediklerini keşfettiler.

Birçok potansiyel kullanıcının yalnızca mobil cihazları aracılığıyla bağlantıya sahip olduğu gelişmekte olan ülkelerde, platform 2012’de kullanıcı başına yaklaşık 32 sent kazanıyordu. Başka yerlerde neredeyse doymuş bir pazar ile Facebook’un bu segmente odaklanması kritikti. Analistler, KPI’larından birinin mobil cihazlar aracılığıyla para kazandığını öğrendiğinde, odak noktasını değiştirdiler ve ölçümler anlaşılır olmaya başladı. Bu bilgilerle Facebook önemli mobil ölçütleri artırmayı başardı ve bu segmentin değerini üç yıl boyunca etkili bir şekilde dört katına çıkardı.

Mobil Uygulama Başarısını Ölçmek için Dört Strateji

Diyelim ki sırf bütün insanlarda var diye, siz mobil cihazları kullanmıyorsunuz. Ancak bunun stratejik bir iş etkinleştiricisi olduğunu fark ettiniz. Peki ya şimdi? Mobil uygulama stratejinizi geliştirme, bunun işletme hedeflerinize ulaşmada yerini ve değerini anlama ve bu finansal zorunluluklarla uyumlu KPI’ları tasarlamak için derinlere inmenin tam zamanı.

Facebook’un ‘strateji ikilemi’ az rastlanır bir şey değil, ancak önlenebilir. Mobil uygulama başarısını işletme hedeflerinize göre ölçmek için dört strateji aşağıda belirtilmiştir.

  1. KPI’lar hakkında daha geniş düşünün.

Her mobil uygulama kampanyası benzersizdir ve KPI’lar sadece endüstri tarafından değil, aynı zamanda içgörü ve hareketlerini yönlendirmek istediğiniz müşterilerinizin yolculuklarının hangi aşamasında olduklarına göre değişir. Geleneksel ölçütlerin KPI’ların yerini almasına karşın, onları daha geniş çaplı düşünmeniz için genel pazarlama stratejinize veya stratejik zorunluluğunuza nasıl girdikleri ve daha sonra bu zorunluluklara ulaşmak için nasıl daha ayrıntılı KPI’lar oluşturdukları açısından daha iyi bir anlam ifade ederler.

”İş hedeflerinize dayanarak hangi geniş KPI’ları hedefleyeceğinize karar verin.”

Örneğin, amacınız geliri artırmak ise, mobil uygulamanızın yeni net geliri nasıl yönlendirdiğine bakın. Hangi büyüme fırsatları mevcut? Gelir artışı sağlamaya yardımcı olabilecek yeni pazarlar veya müşteri segmentleri var mı? Eğer marka oluşturma amaç ise, farkındalık veya sadakat üzerine düşünün. Doğru kitleler ürünlerinizi kullanıyor mu?

Ardından, bunların geniş hedeflerin başarılarını ölçmek için daha belirli ve somut KPI’lara nasıl parçalanabileceğine bakın.

Yaşam boyu değeri, yeni gelir artışı elde etme hedefiyle ilişkili bir KPI değeridir. Bir KPI olarak amaç, marka sadakatine yöneliktir. Diğer KPI’ler arasında, kullanıcı başına ortalama gelir, günlük etkin kullanıcılar ve aylık aktif kullanıcılar bulunur. Anahtar ise, genel olarak düşünmektir – KPI’ların bağlamını stratejik zorunluluklar çerçevesinde anlamak ve daha sonra belirli KPI’leri buna göre eşleştirmek.

Ancak, bu KPI’ların size ihtiyacınız olan bilgileri etkin bir şekilde verip vermediğini anlamak için yaptığınız testlere dikkat edin. Örneğin, web sitenizde, yerinde geçirilen ortalama süre, etkileşimi ve içeriğin alakalılığını daha iyi gösterebilir; ancak, mobil uygulamanızda harcanan ortalama süre daha uzun sürerse kullanıcının sıkıştığını ve dolayısıyla sinirli olduğunu gösterebilir. Müşterileriniz belirli bir uygulama task üstünde durmaya devam ederse, bir sorun olduğunu ifade edebilir.

  1. Doğru Fikirler için Mobil Uygulama Stratejinizi Silo’dan çıkarın.

Başarıyı; satın alma, katılım, para kazanma ve müşteriyi koruma gibi tüm mobil uygulama yaşam döngüsü boyunca izlemek önemlidir. Ancak, müşterilerinizin uçtan uca çok kanallı yolculuklarından fikir edinmek, anlamak ve analiz etmek de önem taşır.

”Stratejinizin mobil uygulama yaşam döngüsünden daha fazlasına ihtiyacı vardır.”

Mobili bütünüyle ve daha geniş içeriğiyle birlikte, geleneksel mobil web ve masaüstünü ve hatta Nesnelerin İnternetini içeren bir çok kanallı yaklaşım ile gözden geçirmesi gerekir. Mobil uygulama stratejinizi silodan çıkarın ve daha güvenilir, büyük resim görünümü elde edin.

Örneğin, belirli bir müşterinin veya segmentin markanızla olan yolculuğuna bakmadan, yeni bir öğeyi duyuran bir uygulama içi mesajın etkileşim görmediği ve bu nedenle, gelirinizi artırmak için kitlenizin yankı uyandırmadığı anlaşılıyor olabilir. Gerçek şu ki, aynı kullanıcıların zaten benzer bir promosyon e-postası aldığı ve belki de ürünü satın almış olabileceği düşünülüyor. Kanallardaki ve cihazlardaki müşteri yolculuğuna bakarak, neyin işe yaradığını ve geliri artırmak ve işletme hedeflerinize ulaşmak için nelerin doğru yol olmadığını daha iyi ölçebilirsiniz.

  1. İhtiyaçlarınızı Daha İyi Sunacak Özel Metrikler Oluşturun.

Mobil uygulamalar ve kullanımı son derece bağlamsal olup, işletme hedefleriyle uyumlu ve oldukça özel KPI’lar oluşturmayı kolaylaştırır. Örneğin, bir uygulamanın indirilip indirilmediğini veya bir sepetin terk edilip edilmediğini belirlemek kolaydır. Ancak KPI’ların, mobil uygulamanızın işletme hedeflerinizi geliştirmeye ne kadar iyi yardımcı olduğunu ölçmek için değerlendirme araçları olduğunu unutmayın. Bu nedenle, KPI’ları geliştirirken, daima iş hedeflerinizle başlayın ve KPI’larınızı onların etrafında oluşturun. Özel KPI’lar, basit ölçütleri benzersiz ve bağımsız bir formülle birleştirerek elde edilebilir veya hesaplanabilir.

”Bu süreçte, akılda tutmanız gereken önemli bir ayrım var: tüm KPI’ler metriklerdir, ancak tüm metrikler KPI değil.”

Metrikler, pazarlama etkinliklerinizin sağlığını ölçer, ancak KPI’ler doğrudan iş hedeflerinizle uyumludur ve size stratejik zorunluluklarınıza göre topu doğru yönde hareket ettirip ettirmediğiniz konusunda sizi bilgilendirir. Facebook’un başlangıç metriği kullanıcı sayısıydı; ancak iş hedefleri, platformun ne kadar popüler olduğunu göstermek değil, çabalarından para kazanmaktı.

Başarının gerçek göstergesi; kullanıcı sayısı değil, bu platformun uygun bir şekilde para kazanıp kazanmadığını belirleyebilecekleri yer yani mobil alanı çevreleyen metriklerdir. Metriklerini iş hedeflerine bağlayarak, platformun iş dünyasının bakış açısından başarılı olup olmadığını gösteren KPI’ları yarattılar.

Doğru araçlar ve olanaklarla, hangi metriklerin işletme başarılarının gerçek göstergeleri olduğuna ve uygulamanızı bu sayıları artırmak için nasıl optimize edebileceğinize ilişkin daha fazla bilgi sağlayabilen oldukça ayrıntılı düzeylerde özelleştirme ve segmentasyona ulaşmak mümkündür.

  1. Uzun Vadeli Değer Oluşturmak için Müşterinize Odaklanın.

Uygulamanızın müşteri beklentilerini ne kadar etkili karşılayıp karşılamadığını ölçmek mümkün müdür? Uygulamanızı en iyi deneyimi sunacak şekilde tasarlıyor musunuz? Bu soruları yanıtlamak için mükemmel mobil ve çok kanallı analiz çözümlerinden yararlanın.

Yolculuk boyunca müşteri temas noktalarına ilişkin basit, sezgisel bilgiler; müşteri deneyimini ve ilişkilendirmeyi ölçmenize yardımcı olabilir. Memnuniyetsizliği anlamak ve daha sonra pazarlama eylemi gerçekleştirmek; odak noktayı müşteri yapar, müşteri deneyimini geliştirir ve uzun vadeli bir değer oluşturur.

İşte harika bir örnek.

National Australia Bank, dijital stratejide, mobil cihazları içeren sağlam, çok kanallı bir pazarlama grubu ile lider olarak bilinir. Müşteri yolculuğu analizi sayesinde, kredi onay için başvuru sürecinde dolaşan kullanıcılarda belirli bir aşamada ani bir düşüş fark etti. Düşüşün nerede olduğunu tespit ettikten sonra, akıllı telefon platformunda küçük bir aksaklık olduğunu belirttiler. Odak noktasını müşteri yaparak; sorunu tespit edip çözdüler, müşteri yolculuklarını geliştirdiler, kredi onay sürecini düzene soktular ve mobil uygulama kanalı üzerinden gelir potansiyelini yaklaşık % 600 oranında artırdılar!

Ortak bir sonuca varacak olursak:

Yanlış bilgilendirilmiş, yanlış ayarlanmış bir stratejiyle yönlendirilen mobil uygulama metrikleri; sahte pozitif oluşturan ve stratejinizin nereye gittiğine ilişkin yanlış sonuçlara yol açan, sadece gösterişten ibaret bir şey haline gelebilir. İş hedeflerinize uyan diikatli KPI’ları oluşturun ve bu KPI’ları en iyi temsil edecek metrikleri belirleyin. Mobil uygulama stratejinizi içgörü ile daha iyi ayarlamak, geniş düşünmek, silodan çıkmak ve daha üst düzey kurumsal ve stratejik zorunluluklarınıza ulaşmak adına uçtan uca çok kanallı bilgi akışını sağlamak için zaman ayırın.

Kaynak: https://blogs.adobe.com/digitalmarketing/mobile/even-better-strategies-measuring-mobile-app-success/

Mobil Uygulamalar ile Mobil Siteler Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor

Mobil uygulamalar ve mobil siteler hakkında sayısız tartışma yaşanmakta ve bu tartışmalar halen devam etmekte. Bazıları, mobil cihazlara uygun bir web sitesinin yeterli olduğunu savunuyor; diğerleri ise mobil uygulamaların, bir mobil sitenin sağlayamadığı kullanıcı deneyimine sahip olduğunu söylüyor.

Kimleri dinleyeceğiz ya da bir tarafı seçmek zorunda mıyız?

Günümüzde tüketiciler, akıllı telefonların cihaza ait uygulamalarında zamanlarının % 85’inden fazlasını harcıyor. Bununla birlikte, zamanlarının % 84’ü en sevdikleri uygulamalardan beşini kullanılarak harcamaktalar. Kullanıcıların % 69’unun uygulamalara ayda 10 veya daha az kez geri dönmesi de, uygulama sadakati oluşturmanın oldukça zor olduğunu gösteriyor. Halihazırda sadık kullanıcılara sahip büyük kişilerden değilseniz veya uygulamanız belirli bir kullanıcının 5 favori uygulamasından biri değilse, uygulamanın özelliklerini kaybetmeden başka çözümler aramalısınız.

Neyse ki son teknolojik gelişmeler bir mobil uygulama ile web arasındaki boşluğu kapatmaya çalışıyor.

Google bize öncelikle, Google Arama’da görünmelerini sağlamak için mobil uygulamaları indeksleme işlemi olan App Indexing’i tanıttı. Mobil uygulamaların, kullanıcıların basit bir Google araması yapmasıyla kolayca bulunmasını sağlayan App Indexing; Deep Linking yoluyla uygulamalar ve mobil siteler için SEO’nun birleşimi haline geldi. App Indexing’e ek olarak Google, mobil web kullanıcı deneyimini yerli uygulamalara yakınlaştırmak isteyen birkaç girişim başlattı:

  • Web sayfalarının mobil uygulamalar gibi işlev görmesini sağlayan Progressive Web Apps (PWA)
  • Kullanıcıların tüm uygulamayı yüklemeden belirli özellikleri kullanmasına olanak tanıyan Android Instant Apps
  • Mobil web üzerindeki içerik yükleme sürelerini önemli ölçüde hızlandıran Accelerated Mobile Pages (AMP)

Şimdi her şeye en geniş çözüm yelpazesi sunan Progressive Web Apps‘e yakından bir göz atalım.

PWA temelde, web için yerel uygulamaya benzer deneyimleri olmasını sağlayan web sayfaları ve mobil uygulamaların bir karışımı olarak düşünülebilir. PWA ile, mobil web siteniz, uygulamayı indirme veya ödeme şartı olmadan, kolayca uygulamanız haline gelir.

 

https://developers.google.com/web/progressive-web-apps/

https://developers.google.com/web/progressive-web-apps/

 

PWA kullanıcıların görünüm ve işlevsellik gibi, aynı deneyimlere sahip olmalarını sağlar:

  • Push Bildirimlerini kullanıcılara gönderme,
  • Uygulamayı arka planda çalışmaya devam ettiren ve kullanıcıların etkinliklerini ve davranışlarını takip eden çevrimdışı erişilebilirliğe sahip olma,
  • Kullanıcıların cihazlarının ana ekranlarına bir kısayol eklemesini sağlama,
  • Herhangi bir masaüstüne, mobil cihaza ve tablete uyumlu oldukça esnek bir tasarıma sahip olma,
  • Geolocation, Kamera ve Mikrofon gibi donanım erişimi kullanma,
  • Daha düşük veri kullanımının sağlanması,
  • Hızlı yükleme süreleri sağlamak ve belirli bilgi türlerine veya özelliklere bir web sitesinden doğrudan erişmek için gereken adımların çoğunu ortadan kaldırma.

 

PWA teknolojisine ek olarak; web sitenize gelen ziyaretçilere, tarayıcılarda daha geniş erişime sahip mobil veya masaüstü cihazlarında bildirimler almak için kaydolma olanağı veren Web Push Bildirimleri,  kullanıcıların herhangi bir uygulamayı yüklemesine gerek kalmadan push bildirimlerini göndermeyi etkinleştiyor.

Bu Dijital Pazarlamacılar İçin Ne Anlama Geliyor?

Mobil uygulamalar ve mobil web siteleri “hissetme” ve işlevsellikle ilgili olarak daha da geliştikçe, yeni müşterilere ulaşma becerileri artacak ve bunun yanında, yeni ve mevcut kullanıcılar için daha iyi kullanıcı deneyimi sağlayacaktır. Bu noktada, mobil pazarlamacılar, her platformda kullanıcılarla etkili bir iletişim kurabilmek için ihtiyaç duydukları doğru pazarlama stratejilerine sahip olduklarından emin olmalılar. Müşterilere ulaşmak, web ve mobil kitleleriyle etkileşime girmek, elde tutmak ve para kazanmak için çok kanallı iletişim çözümleri sağlamalıdırlar.

 

Kaynak: http://www.netmera.com/the-line-between-apps-and-mobile-sites-is-getting-blurred/

Google’dan Web ve Mobil İçin Farklı İndex

Google’ın Indexini Ayırma Kararı Gelecek Yıl SEO’da Büyük Şanslar Doğacağı Anlamına Geliyor.

Google’ın 2016 yılı boyunca SERP(arama motoru sonuç sayfası) ve arama algoritmasında yaptığı art arda  gelen güncelleştirmeler, SEO çevrelerinde huzursuzluklara neden oldu. Son olması umulan güncelleştirme geçen ay PubCon’da Gary Illyes tarafından duyuruldu.

Google sonunda (son aşamada) başlıca index haline gelecek bir mobil index çıkarmaya hazırlanıyor. Index, Illyes’e göre aylar içinde efektif bir yapıya kavuşacak. Google bu açıklamayı 4 Kasım’da Webmaster Central Blog(Web Yöneticisi Merkezi Blogu) indexlerinde önceliklerinin “mobile first” olduğunu söyleyerek onayladı.

Google’ın geçen yıldan beri mobil index üzerinde deneyler yaptığı düşüldüğünde bu durum bir sürpriz sayılmaz. Google’ın agresif bir şekilde en azından birkaç yıldır “mobile first” stratejisini takip ettiği bir sır değil fakat son değişikliğin iş dünyası ve SEO ajansları için büyük bir meydan okuma olduğu ortada. Özellikle bu yıl boyunca bizlerle tanıştırılan mobil arama ve SERP üzerindeki diğer değişiklikler yan yana konulup bakıldığında bu durum daha net ortaya çıkıyor. Yeni mobil index ve yeni güncelleştirmelerle nasıl başa çıkacağımızı öğrenmeden önce, bu güncelleştirmelerin neler olduğunun üzerinden geçelim.

google update

2017’de SEO’yu Etkileyecek Son Yapılan Google Güncelleştirmeleri

Sağ kolon reklamları gitti: Google SERP’inden sağ kolon reklamlarını yok etti. Onun yerine arama sonuçları için geniş bir panel tahsis etti. 2016’nın Şubat ayında gerçekleştirildi.

Daha uzun başlık ve açıklama: Daha sonra SEW garip bir şey gözlemledi. Google sayfa başlığının gösterilebilir karakter sayısını masaüstü(bilgisayar) için 68-70’e, mobil SERP için 78’e çıkarmış. Üstelik SERP’ler daha uzun meta açıklaması gösterebiliyor ki, bazı durumlarda normalde 2 olan satır sayısı 3’e çıkabiliyor.

Mobil dostu etiket gitti: 23 Ağustos’ta Google mobil dostu etiketin SERP’lerde daha fazla gösterilmeyeceğini açıkladı. Takriben sitelerin %85’i o dönemde mobil aramaya uyumlu olduğundan Google sayfalarda etiket toplamaya son verdi.

Puts-up’ların üzerine baskı kurma: Aynı duyuruda Google tam sayfa interstitials (or pop-up) lara sıralamada negatif puanlama yoluyla darbe vurdu. Bu değişiklikle birlikte magnet siteler trafiklerinde ani bir düşüş görmüş olabilirler.

AMP güncellemesi: AMP (Hızlandırılmış Mobil Sayfalar) mobile sayfalar için yükleme hızını arttıran (ortalama 0,7 saniye) Google destekli bir teknoloji. Eylül ayında Google mobil SERP’te AMP-kodlu sayfalarla AMP iconunu sergileyebileceğini söyledi. Google AMP’nin sıralama sinyali olmadığını ama SEO’ların bunları daha iyi CTR kullanabilmek için bir fırsat olarak görebileceği, AMP sembolü ile sonuçların tıklanmasının daha yüksek ihtimal olduğunu söylüyor. Dahası artan sayfa hızı SEO’lar üzerinde olumlu etkide bulunacak.

 

Web ve Mobil Aramalar için Farklı Index, Fakat Neden?

Bu sefer Google sadece mobil SERP için özel index hazırlamayacağını, üstüne bunun onların başlıca indexi olacağını duyurması bu indexin daha fazla ve sürekli bir şekilde güncelleştiriliceği anlamına geliyor.

Google’ın mobil üzerinde olan bu takıntısı, trafiğin ortalama %56’sının şuan mobil üzerinden geldiğini biliyorsanız sizi şaşırtmamalı. Aslında şuan çoğunlukla dijital büyüme mobil kullanımdan geliyor, buna karşılık masaüstü (bilgisayar) ikinci temas noktası haline geliyor. Google, kullanıcılarının rahatlıkla ve hızla aradıkları içerikleri bulabilmelerini istiyor. Birçok Google kullanıcısının mobilden geliyor olması Google’ın şuan neden “mobil first”ü öncelik haline getirdiğini mantıklı bir şekilde açıklıyor.

google mobil index

Nasıl Sadece Mobil Index 2017’de SEO’yu değiştirecek

Daha önce de söylendiği gibi, değişimler SEO’nun tabanını sarstı. İşletmelere, pazarlamacılara ve SEO ajanslarına yeni zorluklar ve fırsatlar sundu.

Birçok şirket mobil sıralamalarının ve trafiklerinin aşağı doğru gittiğini görürken, diğerleri yukarı doğru bir gidişat sergileyebilir. Sadece mobil index ve diğer değişikliklerin üzerimizde ne gibi etkileri olacağına ve onlarla nasıl başa çıkacağımıza bir bakalım.

Bu duyuru hakkında bilgi almak üzere Neil Patel’e ulaştık.

“Google’ın sonunda mobil için yeni bir arama sonucu oluşturacağı belliydi. Bunun böyle olmasının asıl nedeni kullanıcı davranışlarının mobil kullanıcılar için farklı olması. Mobil kullanıcılar düzünelerce sonuç görüntülemek için büyük bir ekran boyutuna ve bant genişliğine sahip değiller. İdeal olarak tek sayfa onlar için en iyi sonucu görmek zorundalar.”

Farklı indexler pazarlamacıları mobili mi yoksa masaüstünü(bilgisayar) mü optimize etmeleri konusunda bir dilemma içine sürükleyecektir. Hem masaüstü(bilgisayar) hemde mobil için 68-70 karakterli sayfa başlıkları mı, yoksa 78 karakterli mobil başlıklar detaylı arama sorgusu ve doğal dil anahtar sözcük gruplarının avantajını mı kullanılmalı. Daha uzun başlıkların (ve daha uzun meta açıklamalarının) detaylı arama sorgusu ve doğal dil sorgularının etkisini arttırdığı kanıtlanabilir. Daha uzun başlıklar detaylı arama sorgusu ve doğal dil sorgularının optimizmde efektiftik sağladığı kanıtlanabilir, tıpkı marka adının başlıkta kullanılması gibi. Daha da fazlası konuşma odaklı ya da lead magnet siteler mobil sayfalarındaki rahatsız edici tam sayfa pop-up’larını ya da lead kutularını sıralamada yerlerini korumak için kaldırmak zorunda kalabilirler.

Birçok küçük ve micro şirket trafiklerinin mobilden mi yoksa masaüstünden mi geldiğine göre öncelik sırasını belirlemeye ihtiyaç duyabilir. Eğer iş dünyası mobil trafiklerini ve SEO sıralamalarını korumak istiyorsa, belki özelleştirilmiş mobil sitelere (m.example.com) geri dönüş görebiliriz.

Özelleştirilmiş mobil sitesine ihtiyaç AMP güncelleştirmeleri tarafından da altı çizilen bir nokta. Bu açık kaynaklı teknoloji SEO’larınının ve geliştiricilerinin önemli ölçüde sayfa hızlarını artırabilicekleri ve bunun sonucu olarakta mobil SEO sıralamalarını ve CTR’lerini geliştirebilecekleri bir alan. Dolayısıyla duyarlı / uyarlanabilir tasarımlar sebebiyle unutulmaya yüz tutmuş özelleştirilmiş mobil siteler yeniden gereklilik haline gelebilir. Herhalde bu durum için sadece mobil index ve AMP güncelleştirmelerine teşekkür etmek gerek.

Source: http://www.smartinsights.com/search-engine-optimisation-seo/mobile-seo/googles-mobile-index-will-change-seo-2017/