Veri Görselleştirme

Veri Görselleştirme Marka Büyümesi İçin Neden Gereklidir?

Büyük veri günümüz işletmelerini geleceğe taşımayı vaat eden en yeni sözcük. Peki ama büyük veri nasıl çalışıyor?
Kelimeler, sayılar ve hesaplamalar gibi işlenmemiş verilerin toplanması ve kullanıma hazır şekilde beklemesi ile başlıyor. Bu da sonsuz sayıda stratejik bilgi varyasyonu içeriyor. Evet, işlenmemiş veriler markanız için geliştirebileceğiniz en iyi uygulamaları sağlamakta en önemli unsur; tabi bu verileri nasıl analiz edeceğinizi ve paylaşacağınızı biliyorsanız. Veri görselleştirme; ham verinin deşifre edilmesi ile markanız için faydalı bilgiler oluşturma ve bu sayede kullanıcı içeriğini çok daha iyi bir seviyeye yükseltme pratiğidir.
Neden zamanımızı ve kaynaklarımızı veri görselleştirmeye ayırmalıyız?

 

Veri Görselleştirme Duyuları Harekete Geçiriyor

Veri görselleştirmenin sağladığı ilk şey, dinleyiciyi size bağlamaktır. Sahip olduğunuz veriyi çevrenizle paylaşmazsanız, sahip olmanın ne anlamı kalır ki? Araştırmalara göre; insanların %65’i görerek öğreniyor ve beynin büyük bir bölümü görüntü işlemcisi olarak çalışıyor. İşitsel açıklama yerine, görselleştirme kullanmak, öğrenenin duyularını harekete geçiriyor ve böylece bilgi daha akılda kalıcı oluyor. Kaç kere ‘ Yüzü hatırlıyorum; ama ismi neydi?’ cümlesini duymuşuzdur. Verilerin görselleştirilmesi, bize çok daha net bir bakış açısı kazandırır.

 

Veri Bağları Güçlendiriyor

Veri görselleştirme, şirketlerin belki farkında bile olmadıkları sorunları belirlemelerine yardımcı olur. Adobe veya Google Analytics gibi araçlar, verilerin büyük resmini göstermekle kalmaz, sorunlu alanı ayrıntılarla önümüze serer.

Sorunları bulmanın yanı sıra; güncel eğilimleri bize gösterir. Kaynakları, zamanı ve parayı doğru şekilde kullanmamıza yardımcı olur. Bu aynı zamanda şirketinizin gerçek verilere dayanarak yatırımlarını güvence altında tutmasını sağlar.

 

Veri Görselleştirme Sorunları Kolaylaştırıyor

Sonuç olarak, görselleştirilmenin sağlayabileceği en büyük hizmet sorun çözümüdür. Bazen bir konuyu bilmek veya işitmek, sorunu çözebilmek için yeterli değildir. Bu noktada görselleştirme çözüm hakkında bize daha çok fikir verir. Somut verilerin desteği ile sorunlar sözlü analizlere kıyasla çok daha hızlı ve doğru tespit edilir.

 

Kısacası

Büyük verinin hüküm sürdüğü günümüzde, veri görselleştirilmesi sorunlar baş gösterir göstermez onları çözmemizde ve hatta sorunların ortaya çıkmasına engel olmamızda bize yardımcı oluyor. Peki sizin markanız veri görselleştirmeyi nasıl uyguluyor?

 

Kaynak: https://www.punchkick.com/blog/2017/06/13/why-data-visualization-is-essential-for-brand-growth

Ödeme Sistemlerini ve Perakende Satışı Geleceğe Taşıyan Trendler

Perakende sektörü büyük bir değişim geçiriyor. Amazon gibi e-ticaret devlerinden, sokaktaki dükkanlara kadar tüm perakende sektörü müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak için değişiyor.

Hızla gelişen dijital ortamda mekan önemini yitirirken, ödeme sistemlerinin modernleştirilmesi işletmelerin büyümesindeki en önemli unsur haline geldi.

Bunu yapabilmek için ödeme yöntemlerini ve perakende sektörünü ileri taşıyan 3 temel trend dikkate alınmalı. Bunlar; ödeme çözümlerinin sayısallaştırılması, çoklu kanal ödeme seçenekleri ve veri ve analitiğin birleştirilmesi ile müşteri deneyiminin daha iyiye taşınmasını hedeflemek olmalı.

Ödemelerin sayısallaştırılması perakende sektörünü geleceğe taşıyan en büyük etken. Teknolojik yenilikler ve hiper bağlantılı bir dünya, müşteri davranışlarını yönlendiren unsurlar olmaya devam ediyor. Tüm dünyada tüketicilerin 10’da 8’i alışveriş esnasında bilgisayar, akıllı telefon, tablet veya mağaza içi dijital teknolojileri kullanıyor. Tüketicilerin % 82’si bir mağazada alışveriş yapmadan önce ürünü telefonlarından kontrol ediyor. On yıl önce var olmayan bu teknolojiler, günümüzün yeni standardı haline geldi.

Dijital çağında büyümek isteyen perakendeciler, hiç koşulsuz müşterinin mağaza içi ve online beklentilerini karşılamak zorunda. Perakendeciler POS sistemlerinin bugünün ihtiyaçlarına cevap verdiğinden ve geleceğe uyumlu olduğundan emin olmalı ve özellikle mobil uyumlu yöntemler geliştirip, geleneksel manuel yöntemlerden uzaklaşarak akıllı self servis seçenekleri ile müşteriye kolaylık sağlayarak yüksek marj hedeflerine yaklaşabileceklerini unutmamalı. Bunun yanında günümüz tüketicileri diledikleri ürünü, diledikleri yerde ve zamanda satın almak istiyor.  Çamaşır deterjanı gibi hızlı tüketim mallarından, paket Hint yemeği gibi yemek ürünlerine kadar her ürünü mağaza veya sanal ortam fark gözetmeksizin satın almak en büyük öncelik haline gelmiş durumda. Bu bağlamda, tüketicilerin ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş yapmaları, geleneksel işletmeler ile e-ticaret işletmeleri arasındaki çizgiyi daha da bulanıklaştırıyor.

Perakendeciler, tüketicilerin ilgisini çekmeye devam etmek için çoklu ödeme çözümlerini kullanmak zorundalar. Bu çözümlerin hatasız ve kullanıcı uyumlu olması önemli. Starbucks bu trendin öncü örneği. Müşterilere sağladıkları  mobil uygulamalar ve mağaza içi veya sanal satın almalarda uygulanan ödül sistemi ile bu alanda büyük bir avantaj sağladı. Müşterilerinin üçte biri ise geliştirdikleri uygulamayı kullanıyor ve  şaşırtıcı bir şekilde, bu sektör geneline kıyasla beklenenin çok üstünde bir oran.

Bu teknolojik gelişim ve değişiklikler günümüz perakendecileri için yeni zorluklar yaratıyor. Buna örnek olarak müşterilerin satıcı ile sadece ödeme noktasında iletişim kurmasını gösterebiliriz. Her ne kadar bu durum satıcının geleneksel olarak müşteriyi tanımasını güçleştirse de, bu sayede perakendeciler tüketicilerin harcama alışkanlıklarını analiz eden programlar gibi geleceğe dönük teknoloji yatırımları yapmaya fırsat buluyor.
Satın alma ve ödeme alışkanlıklarının takip edilmesi, müşteri deneyiminin geliştirilmesi yönünde kullanılabilecek önemli verilere ulaşmayı beraberinde getiriyor. Akıllı verilerin müşteri deneyimini nasıl ölçebileceğini ve kişiselleştirebileceğini düşünün. Örneğin; tüketicinin daha önceki harcama alışkanlıklarını içeren veriler sayesinde, kişinin konum ve ihtiyaçları dikkate alınarak satış promosyon önerilerinin sunulması. Bu yöntemi doğru kullanabilen perakendeciler, hem müşteri için ilgi çekici ve eğlenceli bir deneyim yaratıyorlar, hem de karşılıklı bağlılık ve güven ilişkisi kuruyorlar.

Tüm bu yenilikler göz önünde bulundurulduğundan en önemli unsur kullanım araçlarının sade olması ve veri analiz sistemleri ve yeni ödeme yöntemlerinin etkin kullanılabilmesi gibi görünüyor.

Kaynak: https://www.retaildive.com/news/three-key-trends-propelling-the-payments-and-retail-industries-into-the-fut/508373/

IOS Geliştiricileri ve WWDC 2017

IOS Geliştiricileri WWDC 2017’den neler beklemeli?

Apple’ın düzenlediği yılın en büyük geliştirici konferansı çok yakın zamanda gerçekleşecek ve IOS, macOS, tvOS ve watchOS’ların yeni nesilleri ile tanışacağız. Her yıl WWDC’de gelecekteki donanım ürünlerinin belirleyicisi iOS’a yönelik ince ayrıntılar ve Apple’ı yönlendiren önemli girişimlere dair bir bakış sunulmakta.

Her zamanki gibi Apple’ın gelecek hafta vitrine neler süreceğiyle ilgili bir çok söylenti dolaşmaya başladı. Bu sene WWDC programlarında alışılanın çok üstünde sayıda donanımın duyurusunu yapılacağı da bu söylentiler arasında. Ancak, konferansta iOS geliştiricilerine yön verecek birkaç temel konu,  Apple’ın platformları için gelecek yıllarda geliştirecekleri uygulamaları esaslı olarak değiştirecek.

 

IOS 11 Yenileniyor

IOS 10 için geliştirilen Apple Music, Home ve iOS 10.2 ile piyasaya çıkan TV de dahil olmak üzere Apple tasarımcıları tüm uygulamalara  kalın büyük yazı tipi ve daha önceki iOS uygulamalarında bulunan üst gezinme çubuğunu kaldırarak estetik hale getirdikleri yeni bir kullanıcı arayüzü geliştirdiler. Bu yeni tasarım; erişilirlik uyumlu, kontrast oranı arttırılmış ve yazı temelli tuşların etrafına eklenen sezgisel şekillerle Apple kullanıcılarına çok daha kapsamlı bir kullanıcı ara yüzü işaret etmektedir.

Kaldırılan gezinme çubuğu (Sık kullanılan ayarların, geri tuşunun ve mesajlar, mail gibi bazı uygulamaların kısayollarının bulunduğu en üstte yer alan çubuk) Apple’ın donanım tasarımlarının nereye gittiği konusunda bize fikir veriyor. Kullanılmayan tuş ve ayarların alt sekmeden kaldırılması hiç kuşkusuz erişimde kolaylık sağlamaktadır; ancak aynı zamanda gelecek iPhone görünümlerinde bu unsurların üst sekmede yer almayacağının da habercisidir. Eylül ayında beklenen iPhone’lar hakkındaki söylentiler, yeni nesil donanımların yuvarlak kenarlı, köşeden köşeye ekran tasarımı olabileceği yönünde. Bu yuvarlak kenarlar, bazı kullanıcı arayüz kurallarını imkansız hale getirecek ve Apple’ın amiral gemisi olan OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

OS işletim sisteminin “modern bir yeniden tasarımı” olarak sunacağı ürün, iPhone 8’i desteklemek için pratik bir değişim olacaktır.

Bu, iOS geliştiricileri ve UX tasarımcıları için iOS uygulamalarının tasarlanmasındaki büyük değişimin işareti. IOS tasarım estetiğine gelen güncellemeler ise yeni bir UIKit’inin habercisi. Böylelikle pek çok geliştirici, uygulamalarının ana hatlarını kolaylıkla değiştirebilecek. Ancak uygulamalarında yaygın UIKit kullanan tasarımcı ve geliştiriciler için bu değişiklikler ortak tuşların, işlem ve gezinme ögelerinin bir UX revizyonuna ihtiyaç duyacaktır. İOS7’deki köklü değişimde olduğu gibi, bu yeni nesil iOS da kullanıcıların ve geliştiricilerin uygulamalarla ilişkilerini belirleyecek.

 

Arttırılmış gerçeklik güncel hale geliyor

IOS 11 ile beklenen en önemli trendlerinden biri arttırılmış gerçekliğe (AR) ağırlık verilmesi. Yeni birinci parti özellikleri ve üçüncü parti geliştiriciler için uygulama programlama arayüzü (API) ile, arttırılmış gerçeklik işlevselliğini daha fazla sayıda uygulamaya ve kullanıcıya taşıyabilmek mümkün. Apple’ın CEO’su Tim Cook’un yorumlarına göre sanal gerçeklik henüz emekleme aşamasında;fakat Apple arttırılmış gerçeklik özelliklerinin yaratacağı büyük değerin farkında. Buna dayanarak Apple uzmanları iOS11’de, Apple’ın arttırılmış gerçekliğe ilgisine dair bir çok spekülasyon yapmıştı.

Günümüzde AR kullanılan uygulamalar ağırlıklı olarak oyunlar ve sosyal araçlar olmuştur. Örneğin Snapchat, kullanıcılarının selfielerine köpek kulakları ve dil ekleyebiliyor. Ancak bu özellik kategorisinin, OS’ta Haritalar’dan Kamera’ya kadar geniş bir alana yayılması bekleniyor. Bu sayede kullanıcılar fiziksel çevrelerini iPhone’un eşsiz  GPS anteni, jiroskop ve iSight camera özelliklerinin uyumlu buluşması aracılığıyla deneyimleyecekler. Bu bağlamda, AR API lerini üçüncü parti geliştiricilerin katılımına açmak, iOS’u geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

 Apple’ın yapay zekayı ürünlerinde kullanma kararlılığının yanında, API lerini üçüncü parti geliştiricilere açması, Apple’ı geleceğin fiili AR platformu haline getirebilir.

Apple’ın amiral gemisi olan arttırılmış gerçeklik özelliklerini yeni bir iPhone piyasaya çıkarana büyük olasılıkla saklayacaktır. Apple, App Store’un popülerliğini, ilk günden itibaren en iyi arttırılmış gerçeklik uygulamalarıyla doldurarak arttırmak istiyor. Bu nedenle, iOS’un temel yazılım geliştirme kitleri (SDK) ve iOS geliştiricilerini AR çalışmalarında desteklemesi için Xcode’a bir dizi iyileştirme yapılması bekleniyor.

 

Konuşan kesinlikle bir Speaker

Amazon Echo ve Google Home akıllı seslendirme sistemi ile kendilerini bu alanda kanıtladılar. Evde kullanılan bu sistemler ile kullanıcılar sanal asistanlarla etkileşim içinde olabilir, müzik yayını yapabilir ve bağlı olan ev ürünlerini sesleriyle yönetebilirler. Bu fonksiyonel alanlar Apple’ın son yıllardaki en büyük girişimleri ile örtüşmekte. Siri’nin fonksiyonelliğini SiriKit ile destekledi, Apple Music’i yoğun şekilde tanıttı ve Homekit ile pazara hakim olmaya çalıştı. Dolayısıyla Apple’ın tüm bu özellikleri içeren bir ürünü piyasaya sürmesi bekleniyor.

‘Siri Speaker’ Apple’ın son yıllardaki tüm büyük girişimleriyle doğrudan kesişiyor; SiriKit, HomeKit ve Apple Music.

Bilinen söylentiler, Apple kullanıcıların Siri ile sohbet etmelerini, Apple Müzik yayını yapmalarını ve HomeKit cihazlarını kendi sesleriyle kontrol edebilmesini sağlayacak bir Siri Speaker ürünü hazırladığını ileri sürüyor. Akıllı konuşucuların birkaç yıldır yaygın olduğu göz önüne alındığında, Apple’ın bu alanda üçüncü parti geliştirici topluluğuyla ve belki de kullanıcılarıyla olan ilişkisinde olası bir değişim kaçınılmaz görünüyor.

Apple iOS 10 ile tanıttığı SiriKit’i piyasaya çıkardığında SDK sadece chat uygulamalarından mesaj gönderme veya peer-to-peer ödeme sistemi gibi kısıtlı etkileşim şekillerini destekliyordu. Bu kısıtlama Apple’ın tipik içe dönük yapısından ve yapay zekalı (AI) sanal asistanlar konusundaki sınırlı eğitme verilerinden kaynaklanıyordu. Oysaki Google tüm dünyada bu veriyi Google Asistant ve Android kullanıcılarından toplayabiliyor. Apple’ın mahremiyetine verdiği önem, Makine Öğrenim Sistemlerinin kullanıcı verileriyle eğitilmesinin önündeki en büyük engel.

Bu veri boşluğuna önerilen bir çözüm, kullanıcıların kişisel Siri örneklerini iCloud’la (Microsoft’un Cortana’sı gibi) senkronize etmek ve etkileşimi ve ses eğitim verilerini bir cihazdan kullanıcının sahip olduğu tüm cihazlara kadar çoğaltmaktır. Bir diğer öneri ise, Apple’ın geçtiğimiz yıl otomatik düzeltme eğitim sistemini WWDC’de ilan ederken açıkladığı; kullanıcı ses verilerini türevsel gizlilik yoluyla anonimleştirmektir. Her iki koşulda da, Apple makine öğrenme sınırlamalarının farkında ve Siri Speaker’ı, Google Home ve Amazon Echo gibi benzerleriyle yarışacak bir noktaya getirmek için çözüm yaratmak zorunda.

3.parti geliştiriciler için, bu SiriKit işlevselliğinde ciddi bir artış anlamına gelmektedir. Bu sayede teorik konuşucu ürününü,  Amazon’un Alexa Skills’indeki geliştirici yeteneği ve desteği bakımından eşit hale gelebilir. Siri’ye tam bir sohbet robot ekosistemi kurmak, tüm Apple ürünlerinde pozitif bir algı yaratacağı gibi; geliştiricelere de yeni, hiç olmadığı kadar akıllı bir deneyimi kullanıcılarına sunmasını sağlayabilir. SiriKit Apple’ın pazardaki yeri göz önüne alındığında az gelişmiş bir çözüm olarak ortaya çıkmıştı. SiriOS ise tüm geliştirici ve kullanıcıların beklediği çözüm olabilir.

SiriKit Apple’ın veri eksiğini kapatmak için çıkardığı tamamlanmamış bir üründü. SiriOS ise geliştiricilerin ve kullanıcıların tüm beklentilerin karşılayabilir.

 

İpad Pro sonunda soyadına kavuşuyor

Apple’ın tablet alanındaki en kapsamlı ürünü iPad Pro, iki seçenekli bir set halinde piyasaya sürülüyor. Gelişmiş renk düzenleyici ekran, profesyonel kullanıma uygun klavye, estetik aksesuarlar ve iOS ürünleri arasındaki en güçlü işlemciyi içeriyor. Ancak bu cihazlar, temel olarak mobil ihtiyaçlara uygun olarak geliştirilmiş iOS’un yetenekleriyle geride kalıyor. İOS 9’a eklenen çoklu görev fonksiyonu olumlu karşılansa da, gerçek profesyonellerin Mac Book’larını terk etmek için Smart Keyboard ve Microsoft Word desteğinden çok daha fazlasına ihtiyacı var.

Söylentilere göre, Apple bu senenin WWDC etkinliğinde alışılagelmiş yazılım odaklı tanıtımlar yerine yepyeni 10 ve12 inch İpad Pro donanımlarını ilk kez tanıtacak. Daha ince çerçeve tasarımı ve yeni nesil yonga seti içeren ürünlerin donanım tasarımlarından daha çok heyecan veren şey ise iş ve günlük yaşamını iPad Pro ile sürdürmeyi hedefleyen profesyonellere macOS kadar kapsamlı bir deneyim sunmayı hedefleyen yazılımlar.

Daha sağlam çoklu görev desteği ile; yan yana uygulamalar arasında sürükleyip bırakmanın yanı sıra, uygulamalar arasında resim, bağlantı veya metin parçalarının kaydedilmesine imkan sağlayan daha kapsamlı bir sistem panosu kullanılacak. Bir başka söylenti ise iOS’a uyumlu trackpad desteğinin yanı sıra çok ince, minyatür bir MacBook’a benzeyen Smart Keyboard çıkacağını öne sürüyor. Bu ekleme iOS4 için imleç desteği veya tvOS’un Focus Engine5 uygulamasını anımsatsada, dokunmatik iz sürücü (trackpad) desteği video ve fotoğraf düzenleme uygulamalarında daha çok kontrol sağlarken, çizim ve tasarım uygulamalarının sanatsal derinliğini arttıracaktır.

 

Sadece sizin için kullanıcı desteği

Yeni nesil Apple Tv OS video modem yazılımının çoklu kullanıcı desteği sayesinde her aile ferdine sunulan bir çok özellik var; kişisel ana ekran, en çok sevilen uygulamalar, TV için izleme listesi ve ve daha fazlası… Apple Tv gibi zaten çoklu kullanıcıyı hedefleyen ürünler için bu yenilik çok ilginç değilse de, iPad gibi ürünlerin çoklu hesap kullanım desteği sağlaması devrim etkisi yaratacaktır.

Apple çoklu kullanıcı çalışmalarına geçen sene duyurduğu Classroom uygulaması ile başladı. Uygulama, öğretmenler ve okul idarecilerinin sınıflarındaki iPad cihazlarını öğrenciler ile paylaşabilmelerini sağlamayı hedefliyor. Her öğrenci giriş yaparak kişisel kullanım tercihlerine, uygulamalarına ve dökümanlarına ulaşabilecek. Aynı zamanda öğretmenler ve yöneticiler öğrencilerin davranışlarını gözlemleyerek onları doğru yönlendirebilecekler. Classroom (Sınıf) adından da anlaşılacağı gibi şimdilik okul binası sınırlarında; fakat kullanıcı arayüzündeki teknik sorunların çoğu çözülmüş gibi görünüyor. Uygulamanın tamamının yakında İOS kullanıcıları ile buluşması bekleniyor.

En yeni nesil Touch Bar’lı MacBook Pro’larda kullanılan Touch ID sensörü sayesinde Apple cihaza parmak izi tanıma sistemi ile farklı kullanıcıların kendilerine özel Mac’lerine oturum açmalarını sağlamayı başardı. IOS’a eklenecek benzeri bir Touch ID sistemi ile,  çoklu kullanıcıların uygulama içi kullanım tercihleri ve dosyalarına erişim sağlanabilecek.

 Geleceğe Bakış

Bu sonbaharda şirket geleneksel iPhone donanım etkinliğini gerçekleştirirken, WWDC’de attığı tohumlar meyve vermeye başlayacak. AR inisiyatiflerinin yeni iPhone kamerası ile görücüye çıkacağı bilgisi onaylanırken, cihaz içi öğrenme ve erişim listesi içeren cihaz, yeni nesil silikondan yapılacak ve arayüz dili iPhone a yeni ve değişik bir kullanıcı deneyimi sağlayacak. O zamana kadar iOS geliştiricileri ancak Apple’ın WWDC pazarlama metninin satır aralarına bakarak bir sonraki hamleyi tahmin edebilir ve buna göre uygulamalarını uyumlu hale getirmeye hazırlanabilirler. Tüm bunlar hiç kuşkusuz  Apple’ın en eski gelenekleri ile açıklanacak; sahnede dans eden yöneticiler, bol espri ve kahkaha.

Kaynak: https://www.punchkick.com/blog/2017/06/01/what-ios-developers-should-expect-at-wwdc-2017

2017’de Mobil Pazarlama Başarısı için 4 İpucu

Mobil pazarlama başarısı elde etmek için en başta yağmur fırsatları ve kuponlara öncelik tanıyın. İkinci olarak, mobil ödemeleri hazır bulundurun. Üçüncü olarak ise, yalnızca mobil cihazlarla sosyal bağlantı kurun.

Günümüzde online alışveriş yapan insanlar, ilgi alanları ve işleri için mobile giderek daha fazla bağlanıyor. Laptoplarına ek olarak, kullanıcılar bilgi edinmek için akıllı telefonlara, tabletlere hatta akıllı saatlere yöneliyorlar.

Mobil masaüstü bilgisayarlar her zamankinden daha hızlı bir şekilde gözden düşerken artık mobil pazarlama bir kaç ay öncesi gibi sadece bir seçenek değil ve bugün, her zamankinden çok önemli olan tüketici ilişkilerini kurmak isteyen pazarlamacılar, dijital çağda birlikte olmaya başlamalıdır.

Sizin de pazarlama stratejinizin 2017 gündeminde “başarı” varsa, bu dört mobil pazarlama ipucu kilit olacaktır.

  1. Sitenizin mobil uyumlu olduğundan emin olun.

Pazarlamacılar, geçtiğimiz yıl bazı tüketicilerin satın alım süreçlerine yakalanmak ve yakınlaşmak istediklerini öğrendi. Yeni SEO değişiklikleri de başlayarak, çoğu şirket tarafından bu değişiklikleri uygulamak için çılgınca bir çizgi oluşturarak sitelerinin mobil duyarlı olmasını sağladı.

2017 de geldiğine göre, gemiye binemeyen pazarlamacılar zaten etkilerini hissediyorlar ve yanıt vermeyen siteleri henüz düzeltmeyenler için önümüzdeki birkaç ay bağışlayıcı olmayacaktır. Bunun yanında, gerekli önlemleri alan pazarlamacılar, kullanıcılarının mobil deneyimlerini optimize etmek için ilerleyebilir.

Bir müşterinin ödeme sürecini düzene sokan, mobil cihazlara uygun bir deneyim oluşturmak, tümüyle fark yaratacaktır. Mümkün olduğunca bant genişliğinizin uzunluğunu azaltarak başlayın çünkü mobil kullanıcılar masaüstü kullananlardan çok daha az sabrediyorlar. Yani yavaş bir yükleme sayfasının, dönüşüm oranlarını “diğer seçenekler” seçeneğinden daha hızlı düşürebileceğini söyleyebiliriz.

Bir hesap oluşturmanın zorluğunu azaltmak için sosyal medya oturumlarını kullanın. Satın almayı tekrar düşünmeye zamanı olan müşterilerin ürünleri tekrar rafa kaldırma olasılığının daha yüksek olduğunu gözardı etmemelisiniz. Mobil cihazlara uygun bir siteyle amacınız, umarız iki elinde bir çanta ile tüketicilerin mümkün olduğunca çabuk kapının dışına çıkmasıdır.

  1. Yağmur fırsatları ve kuponlar.

Bugünün çevrimiçi alışveriş müşterileri, kupon kesen annelerinden ipucu alıyor. Kısa süre önce yapılan bir ankete göre katılımcı tüketicilerin yüzde 96’sı kupon kullandıklarını açıkladı. Dahası, mobil kuponların geri ödeme oranının, dergilerden kesilen kuponlardan on kat daha fazla olduğu kanıtlandı.

Karışıma kupon kodları ekleyerek mobil kitlenizi yoğunlaştırın ve gelirinizi artırın.  Metin ve e-posta push bildirimlerinden yararlanarak müşterilerin en yeni fırsatlarınızı farketmelerini sağlayın. Çünkü bir müşteri bir mağazaya yakın olduğunda veya daha önce bir siteyi ziyaret ettiğinde gönderilen promosyonların, daha büyük bir oranda geri dönüş alma şansı vardır.

  1. Mobil ödemeleri hazır bulundurun.

Tüm işler e-ticaret patlamasından uzak durmaya çalışıyor ve bu da müşterilerin uygun işlemleri tercih ettiğini gösteriyor. Sonuç olarak, büyük markalar prosedürlerini tüketicilerin alışveriş tecrübelerinden istedikleri şeyleri, mobil ödeme olanağı da dahil olmak üzere değiştiriyorlar.

Bu yıl piyasayı takip eder halde kalmayı umut eden işletmeler için geçişi yapmak çok önemli. Mobil cihazları kabul etmeleri için hizmetlerinizi ayarlayın – smartwatch’lar dahil. Çoğu müşteri mobil alışverişe çok da güvenmediğinden, onları güvenli bir ödeme işlemcisi ile ikna etmek kilit önem taşıyor.

Sonuç olarak işletmenizin mobil ödemeleri dahil etmesini sağlayacak ve müşterilerin deneyimlerini güvenli ve basite indirgeyecek güvenli ödeme platformlarını araştırın.

  1. Yalnızca mobil cihazlarla sosyal bağlantı kurun.

Yalnızca mobil cihazlara yönelik sosyal uygulamaların popülaritesi bu yıl tırmanmaya başlayınca, pazarlamacılar üzerinde düşmek zorunda kalacaklar. Instagram, SnapChat ve Periscope gibi uygulamalarda sosyal bir yere sahip olmak artık pazarlama stratejiniz için yararlı değil, hayati öneme sahip. Uygulamalar gelip gittikçe markalar, kitle desteğini sürdürdüklerinden emin olmalı. Yalnızca bir platforma güvenmekten kaçındığınıza emin olduğunuzda bu dünyanızda fark yaratacaktır.

Buradaki mesaj, etkin bir platformlar arası sosyal pazarlama stratejisinin benimsenmesinin her marka için bir öncelik olması gerektiğidir. Pazarlamacılar, markalarının mesajını tüm kanallara kurarak başlamalıdır: Değişik uygulama özelliklerinin ve bunları kullanan kitlelerin keskin bir şekilde anlaşılması anahtar olacaktır.

Bu, markaların tüm platformlarda aynı içeriği yükleyemeyeceği anlamına gelir. Birine uygun olan şey, başka biri için olmayacak. Mesela bir billboard düşünün. Otoyol kenarında etkili olan bir reklam, TV’deki bir reklam kadar etkili olmayacaktır. Tabi bu arada dijital platformların kendi artı ve eksileri de var.

Kanalları ne olursa olsun, pazarlamacılar tüketicileri alternatif platformlara adapte ederek ilgilerini çekmek isterken, aynı zamanda markalarının mesajını ve itirazını da aynı şekilde yansıtmalıdır. Müşterilerin mağazadan (veya web platformundan) bir satın alımla ayrılmasına yol açacak strateji budur.

 

 

 

 

 

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2017 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

A/B Testi Yaparken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Madde

Madalyonun diğer yüzü her zaman ışıl ışıl değildir ama yine de öyle mi diye merak ederiz. Web sitesinin kullanıcı kullanılabilirliğine uygun olup olmadığı da herkes için merak uyandıran durumlardan biri. Anlamsız bir risk almak istemiyor ve web sitenizin gelişim yolculuğundaki basamaklardan biri olan A/B testine sağlam bir adım atmak mı istiyorsunuz?

Gelin Mediahawk’ın pazarlama müdürü Natalia Selby’nin A/B testinin felaketle sonuçlanmasını önleyecek uyarılarına kulak verelim.

A/B testi -bölünmüş sınama yöntemi olarak da bilinir- bir web sayfası, e-mail, reklam metni veya başlık gibi bir ögenin iki farklı versiyonu hakkında “Hangisinin performansı daha iyi?” sorusuna cevap getirir. Aynı içeriğin, aynı zaman diliminde farklı iki versiyonundan elde edilen sonuçları kıyaslar. Aynı zamanda, web sitenizin mevcut trafiğindeki dönüşümü maksimum orana çıkarmak için basit ve uygun maliyetli bir yöntemdir.

Bir A/B testi size başarının garantisini vermez. Ancak 25 örnek vaka sonucunun ortalamasına bakarsak, kazanan versiyonun dönüşüm oranını %48 gibi şaşırtıcı bir rakama kadar arttırdığını görebiliriz.

Sitenizdeki farklı ögeleri test etmek icin farkında olmanız gereken durumlar:

1.Web siteniz dönüşüm getirmediğinde

Sorular ve dönüşümler, web sitenizin ne için var olduğunu ortaya koyar.

Web siteniz sadece trafik çekmek için bir yem olarak görülmemeli, değerli bir avı yakalamak için ağınız olmalıdır. Eğer web siteniz optimize edilmemişse ve düzgün bir şekilde çalışmıyorsa, müşteriniz istediğinizi yapamaz ya da hedeflediğiniz eylemi yerine getiremez.

Dönüşüm oranı, istenen amaca uygun davranan müşterilerin, web sitenizin aldığı trafiğe bölünmesidir. Bu amaç bir ürünü satın almak, hizmet talep etmek, veri toplamak ya da belirleyeceğiniz herhangi bir şey olabilir.

Hedeflerinizi gerçekleştirme oranınızın artması için A/B testi yapmak istiyorsanız, ilk önce önemli hizmetlerinize ve satış sayfalarınıza bakmalısınız. Bu sayfalar dönüşümlerinizi yönetir ve olması gerektiği gibi çalışmaları kritik önem taşır.

Eğer web siteniz yüksek trafik alıyor ve dönüşüm oranlarınızda düzenli olarak bir düşüş yaşanıyorsa, web sitenizdeki sayfalar üzerinde bir test yapmanız şart demektir. Kusursuz bir satın alma süreci oluşturmak için, öncelikle anahtar eylem çağrılarınızın (calls to action) görünür veya bariz olması ve fazla görsel, yazı ya da bariyerlerin kaldırılması gerekir.

Yalnızca bir görseli kaldırmak bile dönüşüm oranlarını arttırmada oldukça etkilidir. Örneğin, iCouponblog tam olarak geliştirilememiş bir teminat işlemi görselini tek sayfalık ziyaret oranını yükselten ödeme sayfalarından kaldırdı. Bu eylem %400 gibi çok büyük bir dönüşüm oranıyla sonuçlandı.

Ayrıca sosyal medya paylaşım butonları, kilit sayfa bağlantıları ve indirme butonları gibi diğer eylem çağrılarını da geliştirip geliştiremediğinizi görebilirsiniz. “Eylem” sürecini kolaylaştırmak, bunun gibi bütün satış döngüsüne dahil olan ve gelecekte satışla sonuçlanabilecek etkileşimleri test eden mantıklı bir alan.

Mesela, potansiyel müşterilerinizin ürününüzle ilgili teknik bilgiler içeren PDF dosyasını indirebilmeleri için bir butonunuz var. Bu butonun dönüşüm oranlarına baktınız ve sayfanın trafiğinin düşük olduğunu ve  dosyayı indirmediklerini gördünüz. Butonun tasarımını değiştirerek ya da daha rahat görülebileceği bir yerde konumlandırarak dönüşüm oranlarını yükseltebilirsiniz.

Sonuç olarak, güncellenmiş sayfayı bir süre dönüşüm oranını olumlu etkileyip etkilemediğini görmek için kullanabilirsiniz.

2. Siteden çıkma oranları aydan aya arttığında

Siteden çıkma oranı (bounce rate), web sitenizi yalnızca bir sayfa görüntüleyip terk eden ziyaretçilerin yüzdesini tanımlamak için kullanılır. Bir siteden başkasına sekmek, siteden çıkmak için çeşitli sebepler var. İbre her zaman en kötüyü göstermiyor ancak bazen ziyaretçiler web sitenizde aradıklarını bulamadıkları için ya da servisinizi açık bir şekilde sunamadığınızda aradıklarını nerede bulacaklarını bilemiyorlar. Bunlar bir ziyaretçinin web sitenizden uzaklaşması ve büyük ihtimalle bir daha geri dönmemesi için yaygın nedenler.

Bunun şu anda karşılaştığınız bir sorun olup olmadığını belirlemek için web sitenizi analiz etmeniz şart. Ortalama kullanıcı yolculuğunun ne olduğunu belirlemeli ve beklenen kullanıcı yolculuğuyla karşılaştırmalısınız. Bunun yanında bir de web sitesinde geçirilen ortalama süreyi kontrol etmeniz ve müşteri yolculuğunu tamamlamış bir müşteriyle karşılaştırmanız gerekir.

Son olarak, hemen çıkma oranının ne zaman artmaya başladığını ve bunun herhangi bir değişiklik veya site güncellemesi ile aynı zamana denk gelip gelmediğini kontrol etmeniz gerecektir.
Eğer siteden çıkma oranları artıyorsa, bu genellikle içerik ve kullanılabilirlik ile alakalıdır. Potansiyel müşteri, web sitenizi kolayca bulmayı başardı ama sayfanıza ulaştığında istediğine ulaşamadı, böylece siteden uzaklaşır.

Verileri cihaz üzerinden bölmeyi düşünebilirsiniz; hemen çıkma oranları mobil cihazlarda daha yüksek görünüyorsa, A/B testi ile elde edilebilecek mobil cihazlar için daha iyi optimize edilmiş sayfalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz.

3. İnsanlar siteniz üzerinden tekrar tekrar aynı soruları sorduğunda

Sayfanızı ziyaret eden birden fazla insan aynı soruyu soruyorsa, bu web sitenizde yeterince açık olmayan şeylerin bulunduğunu gösterir.

Çözümü daha zor ve uğraştırıcı olan sorunların, çok sayıda müşteriye sormadan düzeltilmesinin bazen daha yorucu olduğu düşünülebilir. Bu nedenle, web sitenize kolayca eklenebilen çağrı takip yazılımı (call tracking software) adı verilen bir sistem bulunmakta. Amaç, çağrı takip yazılımının web sitenize gelen her benzersiz ziyaretçi için ayrı bir telefon numarası sağlaması ve kullanıcı yolculuklarının takip edilmesidir.

Yazılım size ziyaretçilerin hangi kanaldan geldikleri, ziyaret ettikleri sayfalar ve en önemlisi sizi hangi sayfadan aradıkları gibi verileri gösterir. Bu kullanıcıların hangi noktada sorun yaşadıklarını keşfetmek açısından çok önemlidir.

Bu işlevin yanı sıra tüm müşteri yazışmalarını kullanıcı yolculuğuna uygun olarak tutar ve müşteri sorgularına telefonda cevap veren kişilerin, bunları başarılı bir şekilde çözüp çözemediğini kolayca görmenizi sağlar. Ayrıca, daha sonra analiz etmeniz için çağrıları kaydeder.
Web sitenizin karşılaştığı sorunların farkında olduğunuzda, sorunlu bir açılış sayfasının en iyi iki iyileştirilmiş sürümünde bir A/B testi gerçekleştirebilir ve hangisinin sorunların çözümüne en uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

4. Kategori sayfalarına düşük trafik geldiğinde

Kategori sayfalarında düşük trafik, iyi optimize edilememiş kullanıcı yolculuğunun bir işareti olabilir. Bunun sebebi, çoğunlukla navigasyonun zor olması ya da ziyaretçileri istenen açılış sayfalarına göndermek için mantıklı bir yapı sunulmamasıdır. Bu da göz atma fırsatınız olmadan ziyaretlerinizi kaybetmenize yol açar.

Çözüm için, bir değişkeni test etmeyi düşünebilirsiniz. Hiyerarşide daha aşağıya inen sayfalara basit bir gezinti uygulamayı deneyin veya menü öğelerini potansiyel olarak yeniden adlandırın. Bu test, en azından kullanıcı davranışı ve sitenizdeki yolculukları hakkında geniş bilgi toplamak için birkaç hafta süreyle çalıştırılsın.

İçerik de dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Kategori sayfalarına giden içerik, potansiyel müşteriyle alakalı ve yararlı olmazsa, bu sayfalara tıklama yapmazlar.

Google Analytics Davranış Akışı raporu, kullanıcıların bir sayfadan diğerine geçtiği yolu ve kullanıcı yolculuğunda ziyaretçilerin hangi noktalarda siteden çıktığının yüzdesini gösterir. Sitede büyük bir düşme oranı görmeniz normaldir, çünkü toplanan herkes anında satın alım yapmaz.  SERP (arama motoru sonuçları sayfası) listesinde ve sayfadaki içerikte söylenenler arasında bir kopukluk olabilir veya içerik sizden satın almayı kolaylaştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Karar vermek

A / B testi sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulmak zor olabilir. Sonuç gerçekten inandırıcı olmadıkça herhangi bir değişiklik yapmamak iyi bir fikirdir.

Örneğin, mevcut dönüşüm oranınız % 5 civarındaysa ancak sektör ortalamasının % 10 olduğunu biliyorsanız, yalnızca nihai hedef sizi % 10’a ulaştırıyorsa değişiklik yapmalısınız. Bu, % 90’lık bir önem düzeyinde çalışmak demektir.

Yeni optimize edilmiş bir sayfayı test ettiğiniz dönemde dönüşümler yalnızca % 6-7’ye kadar yükseliyorsa, bu iyi optimizasyon yapamadığınızı gösterir ve dönüşüm oranları da önceki rakamın altına inebilir. Bu durumda yapmanız gereken en az % 9.5’lik bir iyileşme hedeflemektir.

Kaynak: https://mobilemarketingwatch.com/4-warning-signs-need-carry-ab-testing-71052/

 

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

Bir işletmenin SMS kullandığını düşündüğünüzde aklınızdan ne geçiyor? Size gönderilen bir teklif mesajı mı? Evet, milyonlarca firmanın mobil pazarlamayı kullanma yollarından biri bu! Peki işletmelerin büyümesi ve gelişmesine yardımcı olmak için metin mesajı kullanmanın birçok yolu olduğunu söylesek ne dersiniz?

Aşağıdaki listede yer alan SMS kullanımı hakkında yeni fikirlerin size yardımcı olacağını ve büyümenize katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Pazarlama/Satış

İşletmenizi internet üzerinde, reklam panolarında, TV, radyo, baskı vb. alanlarda pazarlayabilirsiniz. İşletmenizi pazarlamanın yüzlerce yolu var ama şu an da bir çok işletme metin mesajlarına yöneliyor ve %98 açılma oranı yakalıyorlar.

Neden ve nasıl?

Websitenizi, ürün ve hizmetlerinizi mesaj yoluyla tanıtabilirsiniz. Mesajınızı bütün müşterilere toplu olarak gönderilebilir ya da farklı demografik unsurlara bölerek belirli müşterileri hedefleyebilirsiniz.

Ayrıca, tekliflerinizi içeren bir mesaj göndererek müşteriyi web sitenize yönlendirebilir ya da mağazaya uğramalarını önerebilirsiniz.

Güncellemeler

Diyelim ki ürünlerinizden birisini online satın alan bir müşteriniz var. Teşekkür etmek ve siparişlerinin onaylandığını, gönderimde olduğunu, teslim edildiğini veya iptal edildiğini söylemek harika olmaz mıydı?

Müşterileriniz satın alımlarını gerçekleştirdikten sonra, hızlıca müşteriye ulaşmak ve siparişleri hakkında özel detayları aktarmak için otomatik mesaj servisinizi kurabilirsiniz. Böylece, siparişlerin bulunduğu duruma göre sürekli güncellenmesi, müşteri memnuniyetini oldukça artıracaktır.

İletişim

Mesaj servisini, şirketinizde iletişim kurmak için de kullanabilirsiniz. Çalışanlara vardiya değişiklikleri, katılmaları gerektiği bir toplantı ya da bir personel gecesi hakkında bilgi vermeniz gerekiyorsa, hepsi basit bir metin mesajıyla yapılabilir. Ayrıca, çalışanınızın mesai saatlerini içeren otomatik bir mesaj göndermek de iyi bir seçenek!

Anketler

Müşterilerinizin sizin ve ürünleriniz hakkında ne düşündüğünü öğrenmek, müşterinin yaşam boyu değeri ya da müşteri kaybı arasındaki farkı ortaya koyabilir. Metin üzerinde bir anket göndermek müşterilerinizden geri bildirim almak için hızlı bir yol olacaktır.

Gerçekten çok basit, sormak istediğiniz bir kaç diğer soru ile birlikte müşterinize sizi oylamasını istediğiniz bir kısa mesaj gönderin, çabucak yanıt alabilirsiniz. Bu duruma güzel bir örnek: Ikea!

Ikea bir SMS anketi denedi ve yanıt oranlarında e-posta servisi kullandıklarında olduğundan iki kat daha fazla geri dönüşüm aldı. Ayrıca, Net Promoter Puanlarını da ikiye katladılar (SmartSurvey). 

Konuşma

Web sitenizde canlı destek hattı yok mu?

Artık sorusu olan insanlarla iletişim kurmak için metin mesajlarını kullanabilirsiniz. SMS ve e-posta entegrasyonu ile e-posta hesabınızı kullanarak bir mesaj gönderebilirsiniz, bu servis e-postanızı kısa mesaja dönüştürecek  ve mesajınız doğrudan müşterinizin cebine ulaşacaktır.

Canlı destek hattı yerine, websiteniz üzerinde bu servisi kullanabilirsiniz.

Nasıl kullanacaksınız? İletişime geçebilecekleri uygun bir temsilci olduğunda ya da hatta bekleme süresi kısaldığında müşteriyi SMS yoluyla bilgilendirerek! Böylece, müşterilerinizin saatlerce hatta beklemesinin önüne geçebilirsiniz.

Randevu Rezervasyonları

Daha önce duymamış mıydınız? SMS yoluyla randevu rezervasyonu da yapabilirsiniz.

İşletmeler artık müşterilerine rezervasyon yapmaları için SMS imkanı sunuyor, böylece telefonda randevu ayarlaması için maaş ödeyecekleri bir çalışana ihtiyaç duymuyorlar.

Hatırlatıcılar

Müşterilerilerinize randevularını hatırlatmak için SMS kullanabilirsiniz ve bunu otomatik bir servis haline getirebilirsiniz. Eğer sürekli randevularını unutan ve gelmeyen müşterilere sahipseniz, onları da randevularını kaçırmadan önce nazikçe uyarmış olursunuz. Başka bir deyişle, müşteriler randevularına gelemeyecekleri durumda tekrar rezervasyon yaptırabilirler ve maliyet kaybı yaşamazlar.

Ödeme Tahsil Etmek

Bazı şirketler, borç takibi için SMS kullanıyorlar ve büyük başarı oranına sahipler. Ancak, kimseyi takip etmeye ihtiyacınız yoksa, ödemeleri tahsil etmek için mobil ödeme sisteminizi SMS yoluyla başlatabilirsiniz.

Sonuç olarak…

SMS İşletmeniz İçin Neler Yapabilir?

SMS’i kullanabileceğiniz bir çok yol mevcut olmasına rağmen yeni yollar sürekli olarak geliştiriliyor. Bu listenin gelecek birkaç yılda giderek büyüyeceğine emin olabilirsiniz.

Kaynak : https://www.textmarketer.co.uk/blog/2017/01/mobile-marketing/what-sms-can-do-for-your-business/

Lokasyon Bazlı Mobil Pazarlama Bu Yıl Harekete Geçmeye Hazır

Geçtiğimiz pazartesi günü, Lokasyon Bazlı Pazarlama Birliği (LBMA), ikinci Yıllık Global Lokasyon Trendleri Raporu’nu yayınladı.

Yılın en büyük marka toplantısı  RetailLoco sırasında SXSW’de lanse edilen raporda, lokasyon bazlı mobil pazarlama nın kullanım ve yatırım alanlarında uygulanan başlıca trendleri sunuldu.

Raporda, lokasyon bazlı pazarlamadaki kullanım ve yatırımların yanı sıra 2017’de bu teknolojinin uygulanması için tasarılar oluşturulması da sunulan başlıca trendler arasında.

MMW tarafından Global Lokasyon Trendleri Raporu’nun bir özeti yayınlandı. Buna göre LBMA’nın raporu bize, dünya genelindeki 500’den fazla iş dünyası liderinin ve pazarlama yöneticisinin şu anda lokasyon bazlı pazarlamayı kullandıklarını, bu pazarlama stratejisine ne gibi  bir yatırım yaptıklarını ve bu teknolojilerin uygulanması için gelecek planlarının neler olduğunu gösteriyor.

Lokasyon bazlı pazarlama için  en önemli ve yenilikçi 5 global pazarda online araştırma yürütüldü. -ABD, Kanada, Almanya, İngiltere ve Singapur piyasa analizi ile ayrıntılı bir pazar sunmaktadır.

https://locationkit.io/author/acappa/

https://locationkit.io/author/acappa/

 

Rapordaki genel bulguların içeriklerini aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

  • Konum temelli reklam hedeflemesi, dünyanın en üst düzey yöneticileri tarafından uygulanıyor. Şirketlerin % 50’sinden fazlası müşterilerini hedef almak için şu anda lokasyon bazlı verileri kullanıyor.
  • Pazarlama bütçelerinin % 25’i lokasyon bazlı pazarlamaya (LBM) ayrılıyor. Tüketicileri hedefleme ve POS satışlarını kullanma kabiliyeti, LBM’nin en büyük faydaları olarak gösterilmektedir.
  • Ülkeler mobil pazarlama bütçelerinin daha fazlasını lokasyon bazlı pazarlamaya kaydırıyor.

Dünyanın en büyük proximity data ağı olan Unacast’ın CEO ve ortak kurucusu olan Thomas Walle, lokasyon bazlı pazarlama için şu ifadeleri kullanıyor: ‘’Bu rapor, dünyanın en büyük reklamcıları için lokasyon verisinin devasa bir değer olduğunu kanıtlıyor. Artan ilişkilendirme ve hedefleme için kullandığımız deterministic proximity’de önemli bir artış olduğunu görüyoruz.’’

“Unacast, gerçek dünyadaki online veri toplama doğruluğunu etkin bir şekilde nasıl yansıtabileceğine ilişkin kodu kırdı. Deterministic proximity verileri yalnızca tüketiciyle yaygın bir bağlantı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda onlarla daha derin ve daha kişisel bir ilişki kurmanın şartlarını da sağlar. Bizim Gerçek Dünya Grafiklerimiz ile pazarlamacılar müşterilerinin gerçek dünya davranışlarını ve içeriğe bağlı olarak fiziksel konumlarla nasıl doğruluk ve alaka düzeyinde olduklarını anlayabilirler.”

 

2017 Dijital Trendler

Müşteri edinmeden sosyal medyaya, bu yıl bilmeniz gereken dijital trendler nedir öğrenin.

2016 Tatil sezonunun tüm hareketliliğinin ardından, dijital pazarlamacılar, tam hızla yeni yıl için strateji ve bütçe planları yapmakta.

Hızla gelişen global dünyada, pazarlama trendlerinin 2017’de nasıl gelişeceğini düşünmek için hiç erken bir zaman değil. Dijital çağın görünüşte değişen eğilimlerini planlamak, tahmin etmek ve bunlara uyum sağlamak için öngörüye sahip olan pazarlamacılar, sürekli olarak kendi endüstrilerinin tepesine yükselen pazarlamacılar olurlar. Bu da tahmin edildiği gibi sadece bir tesadüf değildir.

Peki pazarlamacılar 2017’de nelere odaklanmalılar?

Mobilin büyümesinden başka bir yere odaklanmayın.

Mobil Patlamayı Beklemek

Dijital medya reklam harcaması (ve özellikle mobil cihazlar), 2017’de meteorik bir artışa uğramış gibi görünüyor. EMarketer’e göre, toplam dijital reklam harcamalarının TV’yi geçtiğini söyleyebileceğimiz ilk yıl 2017 değil (yıl için toplam reklam harcamalarının % 38,4’ünü tahsis ederek). Bununla birlikte mobil reklam harcaması 2016’ya oranla % 31,9 artarak 32 milyar dolarlık bir seviyeye yaklaşacak gibi görünüyor.

2016 mobil pazarlama başarı öykülerini kısaca gözden geçirdiğimizde, trendlere çabuk ayak uydurabilenlerin, mobil kitleleri hedefleyerek büyük ve karlı işletmeler kurabildiklerini görüyoruz.

Facebook’un mobil reklam geliri, 2016 yılının ilk çeyreğindeki tüm reklam gelirlerinin % 82’sini temsil etti. Google, uygulamanın yüklediği reklam ürününü Universal App Campaigns’in 2016’da 2 milyardan fazla uygulama yüklemesini kolaylaştırdığını belirterek kayıtlara geçti.

Facebook ve Google’ın mobil ve sosyal her şeyin devlerini temsil etmesi doğruysa da, küçük ve orta ölçekli işletmeler, yaratıcı mobil pazarlamanın 2017’de sahip olabileceği etkiyi hafife almamalıdır.

”Açıkça söylemek gerekirse, mobil tarafında işler kızışıyor.”

Global çapta akıllı telefon kullanımı artmaya devam ederken, Amerikalıların % 36’sı birden fazla cihazı (yani akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar) eş zamanlı olarak kullanmasıyla birlikte pazarlamacılara büyük iş düşüyor. 2017’de pazarlama başarısı, pazarlamacıların yaratıcı mobil reklamcılık ve tüketici sadakati kesişiminde ustalıkla gezinme yeteneklerine doğrudan bağlı olacaktır.

Geçmiş yılların düşük büyüme gösteren müşteri bağlılığı programlarının ötesine geçen çözümler mevcut. Dijital çağın her zamankinden önemli olan tüketici ilişkilerini teşvik etmek ve beslemek için mobil reklamcılıktan yararlanılabilecek çok kanallı, anahtar teslim ve yaratıcı iletişim çözümleri buna en iyi örnek.

2017’de neyi beklemeniz gerektiğine bir göz atalım.

Sanal ve Zenginleştirilmiş Gerçekler, Mobil Üzerindeki Etkisini Bırakacak

2016 yılının pop ve teknoloji kültürü, konum tabanlı ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisine sahip mobil oyun Pokemon Go ile hatırlanacak gibi görünüyor.

Yakın zamanda Forbes tarafından incelendiği gibi zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojisi popülerlik kazanmakta ve 2021 yılında 5,7 milyar dolarlık bir endüstri olması bekleniyor.

Belki de beklenen büyümesinden daha şaşırtıcı olan tek istatistik, 2016’da Pokemon Go’nun sadece 500 milyon yüklemesinin değil, 17 milyon ek zenginleştirilmiş gerçeklik dosyasının (Pokemon Go haricinde ) indirilmesinin beklendiğidir. Zenginleştirilmiş gerçeklik pazarının artmasının beklenen faydalanıcıları öyle fazla ki. Konum temelli uygulamalar, sosyal medya ağları ve mobil reklam verenler bunlardan sadece bir kaçı.

Bazı uzmanlar, zenginleştirilmiş gerçekliği bir pazarlık felsefesinden başka bir şey olarak nitelendirmiyor. Bunun yanı sıra mobil ortam söz konusu olduğunda uzun vadede uygulanabilirliği, teknolojinin tüketici/marka etkileşimlerini olumlu şekilde nasıl etkileyebileceğine bağlı olacak gibi görünüyor.

2017’de, zenginleştirilmiş gerçeklik konum analizinin kullanımında bir artış bekleyebiliriz. Çünkü bu teknoloji, pazarlamacıların mobil kullanıcıların toplam hareketlerini takip etmelerini sağlayacaktır.

Bir şey daha eklemek gerekirse; zenginleştirilmiş gerçeklik analizi yalnızca müşteri segmentasyonu ve kaybı ile pazarlamacılara yardımcı olmakla kalmayacak. Aynı zamanda tüm kanal entegrasyonlarına da yardımcı olacaktır.

Sanal gerçekliğe doğru yönelirken

2017,  bir akıllı telefonu olan herkesin sanal gerçekliğe erişebilmesini sağlamaya yönelik pazarlama kampanyalarının sayısını artıracaktır(son Coca-Cola pazarlama kampanyasının gösterdiği gibi)

Sanal gerçekliğin, günümüz dijital çağında perakendecilerin aktif bilinçliliğine yavaş ama emin adımlarla girdiği çok açık. Ocean Spray kızılcıklarından Volvo test disklerine, Lowe’s’deki ev dekor seçimine kadar bir çok örnek bunu kanıtlıyor.

2017’ye yönelik beklenti, , sanal gerçeklik teknolojisi ile mevcut yer bağımlılığını ortadan kaldırmak. Dijital pazarlamacıların buna yönelik somut adımlar atması, tüm kanal ve mobil entegrasyonları (programlı reklamcılıktaki gelişmeler de dahil olmak üzere) daha da geliştirmesi bekleniyor.

2017’de sanal ve zenginleştirilmiş gerçeklik teknolojilerinin ne kadar ilerleyeceği henüz belli değil. Ancak Google’ın yakın geçmişte android tabanlı bir işletim sistemi duyurusu ile şuna inanıyoruz ki sanal gerçekliğin bir sınırı yok!

Mobil Kullanıcı Edinimi Gelişmeye Devam Ediyor

Hem Apple App Store’a hem de Google Play Store’a hızlı bir bakış, önümüzdeki yıl dijital pazarlamacılar için birincil kullanıcı edinme fırsatı ortaya koyuyor.

Aslında Apple, App Store’u top 25’e ulaştırmak için her gün 38.000 yeni kullanıcı gerektirebilir. Ancak hedefinizin top 25 listesine girip girmeyeceğinden veya sadece kazanç edinme stratejilerinizi hassaslaştırmayı arzu ettiğinden korkmayın. 2017 uygulama yılı olacak!

2016 bize, geliştiriciler ve yayıncıların yeni kullanıcı edinme maliyetlerini artırmamak için eğitim ve bilgi tabanını geliştirmeye devam ettiğini gösterdi.  2016 yılı, pek çok yeni araçların yanı sıra yenilikçi uygulama süreçleri ve ”küçük adamların” mobil kullanıcı ediniminin geleneksel “devleri” ile rekabet etmesine yardımcı olduğu yıl olarak hatırlanacak.

Bu trende devam ederek, 2017’de kilit rol oynayacak özgün reklamlar arayın. 2020 yılına kadar mobil görüntülü reklam harcamasının % 63’ünü oluşturmayı bekleyen doğal reklamlar, kullanıcı edinme sürecinin gelişiminde temel bir dönüm noktası oluşturmaktadır.

Yerli reklamlar, yayıncıların yalnızca kullanıcıların “deneyim akışında” reklam yerleşimlerini otomatik hale getirmekle kalmaz. Aynı zamanda mobil reklamların artık sayfa kenar boşluklarıyla sınırlanmamasını sağlarlar.

Native reklam birimleri, geleneksel banner reklamlardan (kanıt olarak Facebook’un bir çeyrekte 5 milyar dolarlık kazançları gösterilebilir) daha yüksek katılım oranları sahibidir. Bunun yanında native reklam büyümesi, daha fazla yayıncı programlı satışa geçtikçe 2017’de artmaya devam edecektir.

”Yerel reklam pazarında özel bir odaklanma ve 2017’de başlaması öngörülen bir uygulama olan yerli uygulama ‘önyüklemeler’ olarak bilinir.”

Yerel uygulama önyükleri, kullanıcıların ilgisini çekmeye ve eğitmeye yönelik gözle görülür bir etki sağlar. Bu, yayıncılara, mobil reklamcılığın dijital çağ dağınıklığını ortadan kaldırma olanağı tanıyor. Bununla kalmayıp, uygulamaları, akıllı telefonlara ve diğer cihazlara önceden yükleyerek daha fazla kullanıcı bilinci oluşturma imkanı sunuyor.

Yerli reklamcılığın bir format değil bir çerçeve olduğunu unutmamak önemlidir. Bunu anlayan yerel uygulama önyüklemesi, yayıncıların doğru içeriği, doğru tüketiciye ve doğru bağlamda sunma yeteneğini artırır. Bu da kullanıcı deneyiminin geliştirilmesine, kullanıcı edinme ve saklamayı kolaylaştırmaya yardımcı olur.

”Tüketicilerin mobil uygulamalara, mobil web’den % 100-300 daha fazla dönüşüm sağladığını göz önünde bulundurun ve 2017’de bu eğilim için gözlerinizi dört açın.”

2017 için mobil kullanıcı edinme vurgusunun bir diğer alanı video olacak. 2016’da en hâkim olan yayıncılar arasında, tercih edilen kanal olmaya devam etmek için 2016 yılında hakim olan multi-channel pazarlama kanalına odaklanın.

2015 yılının başında, pazarlama uzmanları (AdColony gibi), kullanıcı kazanım kanalı olarak video sektörüne tercihini yönelindiğini söylemişti.Bunun, sosyal medyadan 2.3 kat daha popüler ve gösterimden 23 kat daha popüler olduğu anlamına geldiği vurgulanmıştı.

2017 yılında, sosyal medya kullanıcıların yalnızca tercih ettiği markalarla “isteğe bağlı” ve “canlı yayın” etkileşimi beklemeye devam ediyor. Bu sebeple, kullanıcı edinimi gelişiminde bir sonraki mantıklı adım olan canlı videoya göz atın.

İnternet kullanıcılarının her gün yaklaşık % 25’inin izlediği ve bugünün akıllı cihazlarının dinamik hareketliliğiyle birlikte, daha fazla uygulama ve platform, potansiyel kullanıcıların video akışı sağlayarak erişebileceğini tahmin ediyor.

Sosyal Medya, Big Data ile Kişisel Olacaktır

2017’de üzerine düşülmesi gereken son trend, mobil “sosyal medya deneyiminin” büyük veri analizi ile bütünleştirilmesidir.

Mobil internetin uyku uyumadığını unutmamak önemlidir. Smart Insights’taki pazarlama sihirbazlarının son zamanlarda gösterdiği gibi, 2016 dijital çağın her dakikası çok çeşitli olduğu kadar karmaşıktı.

”Ne kadar karmaşık ve çeşitli?”

2016’da 60 saniye; 3.3 milyon Facebook mesajı, 55.555 Instagram mesajı ve 422.340 tweet anlamına geliyordu.

2016 yılında sosyal kanal etkileşimleri şaşırtıcı bir istatistiksel frenkansa sahipti. Buna rağmen DMA geçenlerde şirketlerin % 70’inin sosyal medyadan kullanıcı içeriği toplamadığını bildirmiştir. Bu, sosyal medya reklam harcamalarının 2017’de 35 milyar doları aşması beklenmekte iken ilginç bir çelişki ortaya koymaktadır.

Çoğu dijital pazarlamacının, tüketici eğilimlerine, satın alma niyetlerine ve müşteri hassasiyetine bakmaksızın, tanıtım yapmaya ve müşterileri sosyal medya kullanıcılarına dönüştürmeye önem verdikleri görülüyor.

2017 yılının markaların tüketici odaklı olmaya çalıştıkları (Forrester tarafından 2015 yılında istenildiği gibi) ve big data aracılığıyla kullanıcıların bağlılığını en üst düzeye çıkardığı bir yıl olmasını umuyoruz.

”Mobil cihazlar anahtar olacak, zira dijital, sosyal ve kişilerarası faaliyetlerimizde daha büyük bir rol oynamaya devam edecekler.”

Mobil kullanım, doğası gereği öncelikle mobil arayüzlerin her bir kesiminde derin etkileri nedeniyle kullanıcı verilerini üretirken proaktif ve titiz. Sosyal medya etkileşimlerinin yaklaşık % 80’inin artık mobil cihazlarda gerçekleşiyor. Mobil data; geliştirilmiş kişiselleştirilme, sadakat odaklı ve müşteri merkezli pazarlama stratejileriyle dijital çağda başarı için 2017’de de anahtar bir rol oynayacak.

Sonuç olarak…

2016’ya elveda derken ve 2017’yi açık kollarla kucakladığımızda, mobil pazarlamanın gelişiminin dijital pazarlamacılar için inisiyatif, zamanlama ve yeniliğe bağlı olacağı açıktır. Dinamik, çok kanallı ve veri odaklı süreçler pazarlamacılar için yarının trendlerine atlamalarına yardımcı olur. Bu eğilimleri 2017 mobil stratejinize dahil edin ve Yeni Yıl da yüksek bir ROI getirin.

Kaynak: https://www.digitalturbine.com/blog/mobile-marketing-trends-2017/

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Şubat 2017

2017’nin ilk aylarındaki mobil yenilikler ve farklı arayışlara yönelik keyifli makaleleri sizler için derledik. Mobil dünyadan haberler e ve gelişmelere göz atabilirsiniz.

Google’dan Web ve Mobil İçin Farklı İndex 

Google’ın Indexini Ayırma Kararı Gelecek Yıl SEO’da Büyük Şanslar Doğacağı Anlamına Geliyor. Google’ın 2016 yılı boyunca SERP(arama motoru sonuç sayfası) ve arama algoritmasında yaptığı art arda  gelen güncelleştirmeler, SEO çevrelerinde huzursuzluklara neden oldu. Son olması umulan güncelleştirme geçen ay PubCon’da Gary Illyes tarafından duyuruldu.

google'dan web ve mobil için farklı index

2017’de Mobil Pazarlamacıların Sorması Gereken 5 Soru

Artık her şey mobil cihazlarla ilgili. Şirketlerin % 68’i mobil pazarlamayı genel pazarlama stratejisine entegre ettiklerine göre, bundan sonra mobil pazarlamacılar pazarlama trendlerine ayak uydurmak ve müşteri memnuniyetini sürdürmek için kendilerine ne sormalıdır?

2017-5-SORU

Mobil Uygulamalar ile Mobil Siteler Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor

Mobil uygulamalar ve mobil siteler hakkında sayısız tartışma yaşanmakta ve bu tartışmalar halen devam etmekte. Bazıları, mobil cihazlara uygun bir web sitesinin yeterli olduğunu savunuyor; diğerleri ise mobil uygulamaların, bir mobil sitenin sağlayamadığı kullanıcı deneyimine sahip olduğunu söylüyor. Kimleri dinleyeceğiz ya da bir tarafı seçmek zorunda mıyız?

mobile devices

E-ticarette Başarılı Olmak İçin 10 İpucu

Google’a göre yakın zamanda, masaüstü arama mobil sonuçlar ile karşılaştırıldığında güncelliğini yitirmiş olacak. Bu bilgiyi zaten biliyor olabilirsiniz ancak bu değişikliklerin pazarlama faaliyetlerinin her alanını etkileyeceğinin farkında mısınız? İşletmeniz için verimli mobil pazarlama çözümleri var mı? Pazarlamanın hangi bölümüne odaklanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

e commerce