Takip Etmeniz Gereken Temel Mobil Uygulama Metrikleri

Müşterilerinizin bütün gereksinimlerini karşılayabilen mükemmel bir uygulamaya sahip olabilirsiniz ve toplam indirme sayısı, kaydolan kullanıcı sayısı veya karşılaştığınız sayfa görüntülenmeleri yeterince etkileyici olabilir.

Peki bu, uygulamanızın performansını belirleyebileceğiniz veya kullanıcılarınızın davranışlarını hatasız bir şekilde analiz edebileceğiniz anlamına mı gelir?

Hiç de değil… Bu sayılar oldukça önemli göstergeler olsa da; kullanıcıların birdenbire uygulamanızı silmesi, nadiren kullanması ya da hiç kullanmaması gibi riskler de vardır. Başarılı olma potansiyeli taşıyan bir şey üretip takibini yapmamak, yağmurlu havada güneş gözlüğünün sizi koruyacağını düşünmeye benzer. Sözün özü; uygulamanızın performansına dair anlamlı verilere ulaşmak için bazı önemli pazarlama metriklerini dikkate almanız gerektiği.

Öncelikle, işletme modelinize ve uygulamanızın bulunduğu yaşam evresine uygun metrikleri kullanmalısınız.

İlk bakışta çözüm çok bariz görünebilir, ancak temel performans göstergelerinizi bilmek ve değerlendirebilmek için doğru metrikleri seçmek önemlidir. Eğer uygulamanız başlangıç evresindeyse tüm bilgileri eyleme geçirilebilir yanıtlara dönüştürmek zor olabilir. Dolayısıyla olgunluk evresi metrikleri size anlamlı bilgiler vermez.

Alakasız metriklerden kaçındığınızdan emin olmak için, uygulamanız için iyi tanımlanmış KPI’lara odaklanmalısınız. Örneğin; tekil ziyaretçiler ve oturumlar gibi metrikleri içeren huni metriklerinin en üst noktasını izleme, uygulamanızı piyasaya sürdüğünüzde başlamak için iyi bir noktadır. Ardından, dikkatinizi ziyaretçilerinizin dönüşüm oranlarına verebilirsiniz.

Aynı mantık iş modelinizde de geçerlidir. Eğer uygulamanız reklamlara dayalıysa, kullanıcıların uygulamanızda ne kadar zaman harcadıklarını izleyerek oturumları ölçmelisiniz. Uygulama içi satın alma işlemlerinden para kazanıyorsanız, kullanıcılarınızın en çok hangi ekranlarda zaman harcadıklarına dikkat etmelisiniz. Ya da kampanya yayınlayan bir markaysanız, kullanıcı etkileşim metrikleriyle daha çok ilgilenmelisiniz.

Tüm aktif kullanıcılar aynı mıdır?

İndirme sayınız artmaya başladığında, uygulamanızı indiren kullanıcıların kaçının kalıcı kullanıcı olarak sınıflandığını analiz edebilirsiniz. Kullanım oranını takip etmek; trafiği anlamak ve kullanıcı etkileşimini ölçerken anlamlı bir fark yaratmanızı sağlar. Ancak, akılda tutmanız gereken bir şey var: kullanıcılarınızın ne kadar aktif olduğunu ve ne kadar süre için aktif olduğunu düşünmelisiniz.

Kullanıcılarınızın ne sıklıkta aktif olduğu: Bu, kullanıcının uygulamanıza ilk ve sonraki ziyaretlerini kapsayan zaman diliminin tamamıdır. Bu metrik ile, müşterilerinize sağladığınız iletişimin ne kadar uyumlu ve çekici olduğunu ölçebilirsiniz.

Kullanıcılarınızın ne kadar süre için aktif olduğu: Bu metrik, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne kadar zaman geçirdiğini belirtir. Bu, uygulamanızdaki içeriğin kullanıcılarınız için ilginç ve çekici olup olmadığını belirttiği için önemlidir. Öte yandan; kullanıcıların uygulamanızı karmaşık veya kullanıcı dostu bulmadığını da gösterebilir. Bu nedenle uygulamayı anlamaya çalışırken çok fazla zaman harcayabilirler. Dolayısı ile, bu verileri değerlendirirken çok titiz olmalısınız. Çünkü haftada birkaç kez uygulamayı kullanan bir kullanıcı, her gün bir tekil kullanıcı olarak sayılabilir.

Şimdi gelir hesaplama zamanı

ARPU (Kullanıcı Başına Ortalama Gelir) = Belirli bir zamandaki toplam gelir üretimi / Belirli bir dönemdeki toplam aktif kullanıcı sayısı

Ortalama Kullanıcı Geliri, aktif kullanıcılarınızdan elde edilen gelirdir. Bu hesaplamalar uygulamaya göre değişiklik gösterir ve genellikle her ay hesaplanır. Uygulamanızın başarısını ölçerken içgörü sağlaması ile de avantaj sağlar. Güvenilir ARPU verileri, ücretli pazarlama kanallarınızın bir kısmı için İndirme Başına Maliyeti (CPI) hesaplamanıza olanak tanır ve mobil uygulamanızın pazarlama harcamaları için finansal bir bakış açısı sunar.

Mobil pazarlama metrikleri ve analizi, birçok şirket ve markanın stratejilerini geliştirmeleri için bir rehber görevi görür. Gerçek zamanlı ayrıntılı kampanya analizi ve raporlama araçları, kullanıcılarınızın uygulamanızda ne yaptıklarını göstermek veya kampanyalarınıza yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda gerçek zamanlı olarak üzerinde işlem yapmanıza da imkan verir.

 

Mobil Uygulamaların Geleceği

Mobil pazarlamacılar, 2017 ve sonrası için mobil uygulamaların geleceği hakkında iyimserler.

2016’daki comScore araştırması, ABD’de akıllı telefon sahiplerinin % 49’unun son bir ayda hiç uygulama indirmediklerini gösteriyordu; bu durum, uygulama pazarlama ekosisteminde endişe yaratmıştı.

Premium mobil markalar için mobil bir büyüme pazarlama platformu olan YouAppi tarafından verilen Dimensional Research’in yeni araştırması, uygulama pazarlaması ve kullanıcı edinimi için sorumlu mobil pazarlama profesyonelleri arasında iyimserliği vurguluyor.

MMW ile paylaşılan bir rapor özetine göre ve yukarıda belirtilen comScore verisi göz önüne alındığında, ankete katılanların % 60’ı – şaşırtıcı derecede yüksek bir sayı – alakadar değil veya Uygulama Aşırı Yükünü(App Overload) hiç duymamış.

Rapordan sağlanan veriler şunlar:

“Müşterinin yolculuğunun hangi fazları pazarlama organizasyonunuzun 2017’de önceliği” diye sorulduğunda, en çok yanıt %86 oranında Kullanıcı Edinimi(User Acquisition) oluyor. Ardından % 68 Kullanıcı Katılımı(Engagement) ve % 55 oranıyla Segmentasyon geliyor. 2017 yılında Uygulama Yeniden Etkileşimden(App Re-Engagement) öncelikli olarak sadece % 50’lik bir oran elde ediliyor.

“Müşteri yolculuğu önceliklerinizi karşılamak için aşağıdakilerden herhangi birini mi kullanıyorsunuz?” diye sorulduğunda, katılımcıların % 78’i Kullanıcı Ediniminden bahsederken sadece % 51’i Uygulama Yeniden Etkileşimden bahsediyor.

Şirket içi, ajans ve reklam teknisyenleri gibi mobil pazarlama profesyonellerinden oluşan 327 araştırmanın sonucu, Kullanıcı Edinimi hala en iyi ROI’yi sağlayan lider taktik iken mobil pazarlamanın siperlerindeki kullanıcıların, uygulama pazarlamacılığının geleceği konusunda iyimser olduklarını açıkça göstermektedir. Ve bu nedenle  çok azı Uygulama Aşırı Yüküyle ilgileniyor.

 

Araştırma raporu ve bulguları hakkında daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz.

Mobil Uygulama Etkileşimlerini Artırmanın 3 Yolu

Kaon Interactive Başkan Yardımcısı Dana Drissel’in katkıda bulunduğu bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.  B2B satış ve pazarlama uygulamaları, son birkaç yıl boyunca çarpıcı bir biçimde arttı. Araştırmalara göre dünyadaki akıllı telefon sahibi  beş kişiden biri ve tablet sahibi 17 kişiden biri şuan da bu uygulamaları kullanıyor (Kaynak: BI Intelligence).  ABD’deki işletmeler ”mobil uygulama etkileşimleri nasıl artar” sorusunun peşinde ve aylık yaklaşık 224 milyon  aktif mobil uygulama kullanıcısını etkilemeye çalışıyorlar. Mobil pazarlamanın 2017 için en önemli öğe ve önceliğe dönüşmesi de şaşılacak bir şey değil!

Şirketler bu uygulamaları olabildiğince hızlı geliştirirken, ayrıca kullanımdaki hızlı düşüşün de farkındalar. Appsflyer, ilk kurulumdan sadece 24 saat sonra uygulama etkileşiminin önemli ölçüde azaldığını ve 30. günde, Android kullanıcılarının yalnızca % 3,3’ü ve iOS’ların % 3,2’si hala uygulamayla etkileşim halinde oldugunu bildiriyor.

Uygulama silme ve kullanım eksikliği ile mücadele etmek isteyen birçok pazarlamacı var. Bu pazarlamacılar, uygulamanın tüketici için ne kadar değerli olduğunu göstermek adına, uygulama saklama (app retention) süresini metrikler kullanarak ölçmeye yöneliyorlar. Eğer uygulamanın amacı hem satın alma öncesi hem de satın alım sonrası müşterilerle güvenilir ilişkiler kurmak ise, pazarlamacılar tüketicinin tüm yolculuğu boyunca markalarıyla alakalı ve ilgi çekici içerik üretmek üzerinde ciddi şekilde kafa yormalıdır. İçeriği ilgi çekici hale getirmek, kullanıcı etkileşimini zenginleştirir ve pazarlamacıların mücadeleleri sonucu başarıya ulaşmalarını sağlayabilir.

 

mobil uygulama etkileşimleri

 

Pazarlamacıların mobil uygulama yol haritasını geliştirirken düşünmeleri gereken üç şeyi sizlerle paylaşalım:

     1.Uygulama geliştirme süreci asla bitmez.

Pazarlamacılar bir uygulama geliştirdiklerinde ve piyasaya sürüldüğünde, bunun bir ”bitiş tarihi” yoktur.  Yani süreç henüz tamamlanmamıştır.

”Eski” günlerde, pazarlamacılar bir broşür hazırlardı ve bu broşür yazıcılardan çıkarttırıldığı zaman proje tamamlanmış olurdu.

 

Bugün ise, uygulamalar daima gelişim gösteriyor. Bir uygulama piyasaya sürüldüğünde artık ”sessiz” bir yapıya sahip olmuyorlar. Daha ziyade, iyileştirmeler yapılması ve uzun süreli ayakta durmasını gerektiren bir gelişim sürecine sahipler.  Bu, tabi ki bir avantaj! Çünkü dijital varlıklar üzerinde değişim yapılması ve yeniden kullanılması daha kolay. Bu sebeple de alaka düzeyleri ve uygulanabilirlikleri çok uzun bir ”saklama ömrü (shelf life)” geçirmelerini sağlıyor.

Ek olarak da; 30’uncu güne kadar neredeyse müşterilerin tamamının etkileşimini kaybedecek noktaya gelmek istemiyorsanız, sadece ”bir kere” etkileşimi artmış bir uygulama(one-and-done) için hiçbir zaman bütçe ayırmamalısınız.

 

2.Uygulamalar, en iyi sistem veya platform olarak çalışır.  

Analog dünyada, birçok bireysel etkinlik, kampanya, teslime hazır ürünler bağımsız olarak geliştirilebilir ve dağıtılabilir.

Mobil dünyada ise, tüm kanalların akıcılığını kullanıcılar yönlendirir (e-postalardan web sitelerine, sosyal medyadan farklı uygulamalara vb.)

Mobil, tutarlı tasarım unsurlarına, kullanıcı arabirimi araçlarına, navigasyona ve ilgili içerik bağlantılarına sahip olması gereken bir platform olduğu için, ondan yararlanmanın en etkili yolu, dijital ekosistemi bir bütün halinde düşünmektir. Uygulamalar müşterilerin, muhtemel alıcıların, çalışanların ve ortakların; ileti, çözüm ve ağın her alanını kesintisiz bir şekilde dolaşmasına izin vermelidir.

 

3.Uygulamalar, tamamen etkileşim içinde olmalıdır.  

Bir uygulamanın en önemli yararı, yalnızca içerik sunan bir araçtan daha iyi bir seviyede interaktif kullanıcı deneyimi sağlamasıdır. Uygulama, zengin düzeyde kullanıcı katılımını sağlayarak kitleyle tamamen farklı (ve daha iyi) bir ilişki kurar, çünkü kullanıcıların aktif olarak katıldığı bir süreç içerir. – ve aktif katılımın daha iyi anlama, bilgi muhafazası ve olumlu duygusal tepki sağladığı iyi bilinmektedir.

Etkileşim(engagement) – ve daha da önemlisi yeniden etkileşim(re-engagement) – uygulama pazarlamacıları için kritik önem taşır. Uygulamanızı geliştirirken 1.) gelişen içerik 2.) her yerde erişilebilir ve 3.) dinamik etkileşimli deneyim maddelerinin her birini yaratmayı başarabilirseniz, tekrarlanan ziyaretleri ve uzun vadeli katılımı yönlendiren, hedeflenmiş bilgi alışverişi yapmanız gerekir.

Unutmayın, en başarılı uygulamalar dönüşümlüdür. Çünkü bu uygulamalar, insanların şirketinizle olan yolculuklarında arzu ettikleri kesintisiz etkileşim platformlarını sağlarlar.

 

Kâr Getiren Can Sıkıntısı:  Mobil Bağımlılık

“Çok sıkıldım.”

Haftada kaç kez bu cümleyi kuruyor ya da duyuyorsunuz? Eğer en az bir kereyse, American Psychological Association’ın 2015’te yaptığı bir araştırmaya göre, aynı şekilde hisseden %63’lük bir kesime dahilsiniz demektir. Aynı araştırma, sıkıntınızın lokasyon veya nüfusun yapısal özellikleri gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini de belirtiyor ve muhtemelen sıkıntımızdan kaçmak için kullandığımız ortak bir yol var: internet.

Bu sıkıntı hali, kendini en çok zamanımızın %90’ını geçirdiğimiz “mobil uygulamalar”da belli ediyor. Uygulama çatısının altındaki kategorilere göre zamanımız şu şekilde bölünüyor:

  • Mesajlaşma ve sosyalleşme %68
  • Eğlence (Youtube gibi uygulamalar dahil olarak) %44
  • Oyun oynama %33.

Daha derine inersek, mobil sosyalleşme uygulamalarında geçirilen zamanın %70’ini medya kapsıyor. Peki ya tüm bu faktörler ne anlama geliyor? Sonuçta mobil cihazlarımızı sadece eğlenmek için kullanıyoruz.

Uygulama geliştiricilerin uygulamalara olan düşkünlüğümüzü bir fırsat olarak gördüğünü söyleyebiliriz. En stratejik düşünenleri, bu can sıkıntısının bir gelir kaynağına dönüştürülebileceğini biliyor.

 

Öyleyse bunu nasıl yapıyorlar?

Psikoloji bu noktada büyük önem taşıyor ve bunu söylemek pek hoş olmasa da, beynimizin bağımlılık tuşunu açmanın yollarını aranıyor. Hubspot, bu konu hakkında bir araştırma yapmış ve can sıkıntısından kâr elde etmede en başarılı uygulamaları listeleyip bunu nasıl yaptıklarını anlatmış. Biz de bu raporu size sunuyoruz.

 

Sıkılmanın Psikolojisi – Neden Sıkılıyoruz?

Tavuk ve Yumurta Senaryosu

Canımız sıkıldığında rahatlamak için mobil uygulama kullanmamıza rağmen, bazen sıkıntımızın ana kaynağı uygulamanın ta kendisi olabiliyor. Temple Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, mobil cihazlarla ilişiğimizin bizi daha sabırsız ve dürtüsel yaptığını söylüyor. Buna göre, bir uyarıcının eksikliğine tahammül edemiyoruz. Teknoloji her an elimizin altında olduğundan, oturup başka bir şeyle ilgilenmek bizim için daha zor. Dahası, kullanım sıklığımız arttıkça, direnmek için harcadığımız çaba da aynı oranda azalıyor.

 

Nörolog James Danckert, can sıkıntısını “öz denetim mekanizmasındaki bir eksiklik” olarak açıklıyor. “Tamamlamanız gereken görevlerle ilgilenmekte zorluk yaşamanız da denebilir. İrade gücünüz arttıkça daha az sıkılacaksınız.” diye ekliyor. İrade gücüne sahip olmamanın diğer adı nedir? Dürtüsel ve anlık hareket etmek… Mobil kullanımımızın artışıyla, daha sık deneyimleyeceğimiz bir davranış modeli.

 

O halde neden can sıkıntımızı hafifletmek için mobile başvuruyoruz?

Maggie Koerth-Baker Scientific American’da “İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için çok uğraşacaktır.” diyor. Kısa zamanda aşırı yemek yeme vb. sağlıksız ve dürtüsel davranışlara yönelmek gibi. Mobile yönelmek modern dürtülerimizle verdiğimiz en kâr sağlayıcı karar olabilir.

 

Haydi bağımlılıklarımızı kazanca dönüştürmede en başarılı gördüğümüz uygulama geliştiricilerine bir göz atalım.

 —

Sıkıntı Madenini Keşfedip Altın Çıkartmış 3 Mobil Uygulama

  1. Tinder

Time dergisi 2014’te Tinder’ın kurucularını tanıttığında, Laura Stampler uygulamayı kusursuz bir şekilde özetlemişti:

 

Kullanıcılara potansiyel eşleşmeler için diğer kullanıcıların fotoğrafları gösteriyor. Ekranı sağa kaydırarak ‘beğen’, sola kaydırarak ‘geç’ komutunu veriyorsunuz. Karşılıklı beğeniler ile eşleşme gerçekleşiyor. Buna göre isterseniz aramaya devam ediyorsunuz, isterseniz de eşleşmelerinizle konuşmaya başlıyorsunuz. ‘Oynamaya devam et!’ seçeneği pek ikna edici olacak ki, uygulama günde 500 milyon eleme ve 5 milyon eşleşme salgınını oluşturuyor.

 

Stampler’ın kullandığı kelimeye dikkat edin: “Salgın”. Biriyle tanışma konusuna yoğunlaşmayan biri bile es geçme özelliğinin bağımlılık yapan etkisine kapılabiliyor. Kendinizi otobüs beklerken, oturma odasında otururken ya da göz ucuyla televizyon izlerken bile eşleşmek üzere Tinder’a göz atarken buluyorsunuz. Bu aslında biraz da yeni kişilerle tanışmaktan çok, yalnız birinin boş zamanını geçirmek için kullandığı bir etkinliğe dönüşüyor.

 

Uygulamanın ‘aramaya devam etme’ özelliğinin cazibesine kapılmamak gerçekten güç. Daha çok aradıkça, eşleşmelerinize daha az ilgi gösterdiğinizi bile fark ediyorsunuz. İlginç bir şekilde bu kendini tekrarlayan eylem canınızı sıkmaya başlıyor ancak yine de elinizde olmayarak uygulamada kalmaya ve ‘oynamaya’ devam ediyorsunuz. Bu psikoloji, yazının başında açıkladığımız anlayıştan kaynaklanıyor. Eğer uygulamayı silmezseniz yüksek versiyonu satın alıp neredeyse aynı deneyimi reklamsız bir şekilde yaşamayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Bugün Tinder’ın daha fazla yenilik için ödeme yapmaya gönüllü 1.7 premium üyesi var.

 

  1. Pokémon GO

Yakın zamanda şehir dışındaki bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde ne zaman bir yere yürümemiz gerekse öfkeli bir şekilde telefonuyla uğraştığını gördüm. Bir harita uygulaması kullandığını düşünerek “Kayıp mı oldun?” diye sordum.

 

“Hayır.” diye cevapladı. “Sadece Pokémon GO oynuyorum.” Adını henüz duymayanlar için Pokémon GO, belirli konumlara yerleştirilmiş oyun karakterlerinin real-time’da yakalanmasından yola çıkan online bir uygulama. Bir çeşit mobil VR da denilebilir.

 

Çok şaşırmıştım. Çünkü Pokémon GO’nun etkisinin çoktan azalıp kaybolacağını düşünüyordum ve bu ziyaret bu düşüncemden birkaç ay sonra gerçekleşmişti. Sıkıcı bir yol arkadaşı mıydım? Yoksa arkadaşım merak ve sıkıntısını gideren bir uygulamanın bağımlısı mı olmuştu?

 

Bu tarz soruları soran tek kişi ben değilim. Çok sayıda psikoloji yayını beynimizin Pokémon GO gibi uygulamaları nasıl işlediğini açıklamaya girişiyor. Hatta, İnternet Oyunları Oynama Hastalığı (Internet Gaming Disorder), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir bağımlılık çeşidi olarak yer aldı.

 

Araştırmalar sıkılmaya daha meyilli kişilerin, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına düşmek konusunda daha öncelikli olduğunu gösteriyor. Mobil bir uygulamaya bağlanmanın çok ciddi bir durum olup olmadığı tartışılır. Şimdilik kesin olan bir şey varsa, o da diğer bağımlılık türleriyle benzer bir psikolojik süreci takip ettiği. – Tatmin olmak için sürekli daha fazlasını istemek gibi – Uygulama içi satın almaların Pokémon GO’ya yüksek bir gelir kaynağı yaratmasının  (günde 2.3; 2016 sonuna kadar ise 342 milyon dolar) başarısı belki de burada saklıdır.

 

  1. Candy Crush Saga

Bu örnek uygulama içi satın almaların büyük finansal ödülleri olduğunun başka bir göstergesi. Candy Crush Saga, oyun sektörün devi King Digital’ın (görünürde) ücretsiz sunduğu bir mobil uygulama. Sizden indirme için bir ücret talep etmiyor ancak ekstra can ve daha yüksek bir puana ulaşmanızı sağlayan diğer özellikler premium ücretlendirmelere giriyor ve günlük olarak 1.103.436 dolar gelir getiriyor.

 

Ancak şöyle bir durum da var, oyunu kazanıp yüksek bir puana ulaştığınızda ya da herhangi bir görevi başarı ile tamamladığınızda; beyninizin kokain kullanımında uyarılan bölümü aktif hale geçiyor. Araştırma aynı zamanda kazanmaya dair tüm aktivitelerin metamfetamin ve benzeri maddelerle aynı hazzı veren sinyalleri tetiklediğini belirtiyor. Ek olarak, davranış döngüsünün de eroin bağımlılarınınkiyle büyük benzerlik taşıdığı vurgulanıyor.

 

Büyük resmi görmeye başladınız mı?

Yazı boyunca bağımlılık kelimesinin üzerinde biraz fazla durduğumuzun farkındayım. Ancak insanların yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek için katıldığı bir aktiviteden günde 1.103.436 dolar gelir elde edilemeyeceğinin anlaşılmasını çok önemsiyorum. Mobile bağımlılığın insanların daha çabuk sıkılmasına yol açması ve bu sıkıntının körüklenip dürtüsel bir dijital alışkanlığa evrilmesi, olaylarının ciddiyetini kanıtlıyor.

 

Etik bunun neresinde?

Ne yazık ki bu sorunun basit bir cevabı yok. Ancak pazarlamacıların can sıkıntısına altın madeni gibi yaklaşması ve ince bir işçilik sergileyerek büyük miktarda kazanç sağlaması etik davranışa dahil. Örneğin, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile gönüllü kuruluşların partner olup farkındalık yaratması için güzel bir fırsat. Belki bu markalar tarafından ‘uygulama içi satın alma’ yerine, ‘uygulama içi bağış yapma’ seçeneğini tanıtacak dijital araçlar dahi geliştirilebilir.

 

Diyelim ki bölgedeki bir emlak ofisi böyle bir ayrıcalıktan yararlanmak istiyor. Fiyatlandırma için bir uygulama geliştirebilir ve mesajlarını basit bir oyunun içinden verebilir.  İnsanlardan uygulama içi özellikler için ek ücret talep etmek yerine, insanları uygulamayı kullanmaya devam etmeleri için Habitat for Humanity gibi bir vakıf ya da sosyal sorumluluk çalışması için reklam vererek cesaretlendirebilir. Her X sayıda indirme için ya da X sayıda kulanıcıda bir bağış yapılabilir.

 

Sıkıntı iyilik veya kâr güden bir amaç için kullanılabilir. İnanın ihtiyacınız olan sadece biraz yaratıcılık ve sağlam bir strateji.

 

Kaynak: https://blog.hubspot.com/marketing/boredom-apps-mobile-addiction#sm.0001mjxs710nieczx3h2keprj8kjx

 

Mobil Uygulama Geliştiricilerin Kar Etme Aşamasında Yaptıkları 7 Hata – Bölüm 2

App Store’da kategorinizdeki en popüler uygulamalar arasında değilseniz, dikkat çekmeniz çok zor olabilir. Uygulamayı geliştirmek ve çeşitli platformlarda satışa sunmak tek başına yeterli değil. Detaylı hazırlanmış; her platformun eşsiz özellikler ve kısıtlamalarına uygun, bütüncül  bir pazarlama yaklaşımına ihtiyacınız var.

  1. Oyun oynarken reklamın müdahale etmesine izin vermek: Mobil reklamlar, ücretsiz uygulamaların para kazanması için ideal bir yoldur. Çünkü bu sayede, kullanıcılarınızın gözlerinin (oyun oynama ya da uygulamanızı kullanmaları sırasında) ekranda gezinmesinden gelir elde edebilirsiniz. Asıl sorun geliştiriciler kullanıcı deneyimini bozacak ölçüde reklam kabul ettiği zaman başlıyor. Örneğin Angry Birds’ün ücretsiz versiyonu, kullanıcı oyunu belirli bir sayıda oynadıktan sonra TV reklamına benzeyen bilgilendirici bir spot sunuyor. Bu aşırı derecede müdahaleci görünmüyor çünkü reklamlar yalnızca oyundaki bölüm sonlarında ortaya çıkıyor. Böylece kullanıcının deneyimleme süreci aniden kesintiye uğramıyor.

Eğer mobil reklamlarınız kötü bir şekilde yerleştirilirse kullanıcılarınızı rahatsız edebilir ve uygulamanızdan uzaklaştırabilirsiniz. Bir uygulama geliştiricisi olarak, kullanıcılarınızı telefonu ellerinden düşüremeyecekleri kadar oyuna dahil etmelisiniz. Reklamlar tarafından engellenmek, kullanıcılarınızın büyük bir ihtimalle oyununuzu oynamayı bırakması ve mobil reklamlardan elde ettiğiniz gelire veda etmeniz ile sonuçlanabilir.

  1. Müşteri beklentilerini oluşturmamak: App Store veya Android Market’teki her uygulamanın, mobil uygulamanızın ne olduğunu, ne amaçla oluşturulduğunu ve neden indirmeniz gerektiğini özetlediği bir açıklama bölümü vardır. Bu kısım, kullanıcılarda beklenti oluşturmak için ideal yoldur. (Çok büyük bir vaat vermediğinizden ya da abartılmış ve asılsız iddialar oluşturmadığınızdan emin olun.) Eğer uygulamanızın kapsamadığı özellikler varsa, en başından açıkça ifade edin. Müşterilerinizin uygulamanızdan beklentileri  (uygulamanızın karşılayamayacağı türden) artarsa, büyük bir olasılıkla kötü yorumlar alacak, kazancında düşüş yaşayacak ve mevcut fırsatları değerlendiremeyecek. Uygulama geliştirme piyasasında pazarlamacılığın bir mottosu vardır: “beklentiyi düşük tut ya da aş”.
  1. Uygulamanın değeri hakkında dürüst olmamak: Çoğu uygulama geliştiriciler uygulamalarının değeriyle ilgili abartılı düşüncelere ve ne kadar kazanç getireceğine dair gerçek dışı beklentilere sahip. Mobil uygulamanızı pazarlamaya başlamadan önce, bu konuda kendinize karşı dürüst olun ve şu soruyu sorun: “Oyununuz gerçekte ne kadar iyi? Ne gibi iyi özellikleri var? İnsanların para ödemek isteyeceği neye sahip?” Uygulamanızı rastgele bir rakam seçmek adına 0.99 TL’ye satmaya çalışmayın. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, uygulamanızı ücretsiz olarak sunmanız reklam, üyelik, premium yükseltmeler ve sanal ürünler ile para kazanmak için daha etkili bir hamle olacaktır.
  1. Analizlerin avantajından faydalanmamak: Şirketler, reklam ve pazarlamacılık tarihinde,söz konusu tanıtım harcamaları olduğunda, uzun bir süre için kör uçmayı tercih ettiler. Yani verdikleri paranın nereye gittiğini takip edemediler. TV reklamlarını her zaman kimin izleyip izlemediğini bilememek ve eğer bir ürünü satın alıyorlarsa bunun reklam sayesinde olup olmadığından emin olamamak da buna dahil. Uygulama geliştiricilerinin mobil uygulamalarını pazarlama süreçleri, bu örneklerden çok farklı. Çünkü uygulama pazarlamasında, kullanıcı davranışlarını takip etmek ve kullanıcı cevaplarını ölçmenin pek çok başarılı yolu var. Uygulamanızı kaç kişinin indirdiğini, uygulama mağazasındaki web sitenizi kaç kişinin ziyaret ettiğini ve kaç kişinin uygulamanızı satın almadan sadece açıklama kısmını okuduğunu öğrenebilirsiniz. Kısacası, nelerin işe yaradığını ve neleri işler hale getirebileceğinizi öğrenebilirsiniz. Böylelikle daha fazla sayıda kişiye ulaşıp satışlarınızı arttırabilirsiniz.

Bu hatalardan herhangi biri bile tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evet ise, hiçbir şey için henüz çok geç olmadığını bilmek sizi mutlu edecektir. Pazarlama stratejinizde birkaç değişiklik yaparak, mobil uygulamanızı bir kâr makinesine dönüştürebilirsiniz.

Mobil uygulama geliştirme dünyası oldukça hareketli ve bu işin parçası olmak, daima yeni şeyler öğrenebileceğiniz ve bir şeyleri yapmanın yeni yollarına adapte olabileceğiniz anlamına geliyor. Her hata sizi daha büyük bir başarıya ulaştıracak.

http://ryanmorel.com/7-mistakes-app-developers-make-when-monetizing-their-apps-part-2/

Mobil Uygulama Geliştiricilerin Kar Etme Aşamasında Yaptıkları 7 Hata- Bölüm 1

Milyonlarca akıllı telefon kullanıcısı bilgiye, eğlenceye, alışverişe ve sosyal ilişkilere mobil üzerinden anlık erişime şansına sahip. Bu şansı yaratan uygulama geliştiriciliği, hızla en heyecan verici ve kazançlı kariyer planları arasına dahil oluyor. Ne yazık ki  Angry Birds gibi başarılı uygulamalara karşın, binlerce kâr getirmeyen mobil uygulama da var.

Bu oldukça ilginç bir durum. Çünkü uygulama geliştirici ve pazarlamacıların mobil uygulamalar üzerinden kâr elde etmeleri için App Store ve diğer uygulama mağazalarındaki yoğun rekabete rağmen şimdiye dek olmadığı kadar çok imkan var. Günümüzde başarılı bir mobil uygulama geliştirici olmanın ilk şartı geçmişi geride bırakmak. Artık uygulamalar “Ücretli – Ücretsiz” olduklarıyla ya da 0.99 TL veya 1.99 TL olmalarına göre değerlendirilmiyor. Eğer uygulamalardan para kazanma sürecinizi eski düşünce kalıplarıyla yönetmezseniz, evrenin size sunacağı sayısız fırsatı kazanca dönüştürebilirsiniz.

Eğer işletmesinin başarıyla ilerlemesini hedefleyen bir uygulama geliştirici ya da pazarlamacı iseniz, ya da varolan bir uygulamayı kâr getiren bir seviyeye taşıma niyetindeyseniz; kendinize şunu sormanızda fayda var: Çok sık yapılan hataları tekrarlıyor olabilir miyim?

İşte uygulama geliştiricilerin gelir elde etme aşamasında yaptıkları 7 büyük hata:

 

  1. İndirme başına premium ödeme zorunluluğu getirmek: Bir uygulamadan gelir elde etmenin en bariz ve kolay yolu, ücretlendirmek gibi geliyor değil mi? Sonuçta 5.000 uygulama satın alımı, indirme başı 1 TL üzerinden hesaplanırsa 5000 TL değerinde bir kârdan bahsediyoruz demektir. Kulağa çok mantıklı gelse de, ne yazık ki işler tam olarak böyle yürümüyor. Pazardaki uygulama yığını detaylı olarak incelenmiş ve birtakım sonuçlara ulaşılmış. Çoğu uygulama kullanıcısı -ortada çok ikna edici bir sebep olmadığı sürece- 1 TL gibi az miktardaki bir bedeli dahi ödemeye gönüllü olmuyor. Birçok uygulama, kullanıcılara denemek ve üretmek için indirme işleminden ücret talep etmediği halde bundan gelir elde edebiliyor. Kitleye ulaşıp dikkatini çekebilirseniz; mobil reklamcılık, uygulama içi ücretlendirme, offer wall gibi daha pek çok şekilde gelir ve kâr etme yolları bulabilirsiniz. İndirme başına ücretlendirme doğru şartlar altında iyi bir gelir kaynağı olabilir ama geçmişte bilinen başarılı bir uygulaması ya da ödeme konusunda istekli bir kitlesi bulunmayan uygulama geliştiricileri için uygulamanın ücretsiz sunulması çok daha iyi olacaktır. Önce uygulamanızın indirilmesini sağlayın, sonra para kazanmaya başlayın.

 

  1. Gelir kazanma modelini uygulamayı tamamladıktan sonra belirlemek: Uygulama geliştirme ve pazarlama, geniş kapsamlı ve ortak bir stratejik planın parçaları olmalı. Harika bir uygulama geliştirip App Store’da kaderine terk edip yığınla kazanç getirmesini bekleyemezsiniz. Uygulamanız ne kadar iyi olursa olsun; öncelikle indirilme aşaması için detaylı ve çok adımlı bir pazarlama planına ihtiyaç vardır. Sosyal medya pazarlaması ve tanıtım çalışmaları ile de bu plan desteklenir. İnanın çoğu uygulama geliştirici pazarlamacı ya da satış uzmanı olmak için doğmamıştır. Nefes kesen bir uygulama tasarlama ve muhteşem kodlar yazmak, uygulamayı satmak ve daha geniş kitlelere tanıtmak için farklı yetenek setleri gerekir.

 

  1. Farklı platformların yaklaşımına göre şekillenememek: Çok sayıda uygulama geliştirici, bir pazarlama kalıbını benimseyip bütün pazarlama kanallarında aynı planı öne sürüyor. Ancak işin doğrusu; tıpkı bir iOS uygulaması kodlamak için Android uygulamasından farklı bir programlama dili gerekmesi gibi, bir uygulamayı App Store’da satmak için Android Market’tte olduğundan farklı yaklaşımlar gerekiyor. Her uygulama mağazasının kendine özgü hizmet kullanım şartları ve uygulamaları düzenleyen kuralları var. Bunlar pazarlama planınızı kâr etme ve dağıtma açısından etkiler. Bazı uygulama mağazalarının oldukça kısıtlayıcı kralları var. Öyle ki, kârlılık oranında ufacık bir düşüş fark ettiği anda uygulamayı mağazadan kaldırabiliyor.

http://ryanmorel.com/7-mistakes-app-developers-make-when-monetizing-their-apps-part-1/

Mobil Uygulama Başarısını Ölçmek İçin En İyi Stratejiler

En iyi mobil uygulama stratejilerinden bahsetmek için öncelikle Facebook’un deneyimlerine değinelim.

Facebook, Eylül 2006’da piyasaya ilk sürüldüğünde, oldukça tecrübesizdi. – aslında hepimiz biraz tecrübesizdik. Bununla birlikte, anında başarıya ulaşıldı ve platformun kullanıcı tabanı neredeyse bir gecede büyüdü. Analistler, strateji ve gelecek başarıyı yönlendirmek için platformdaki giderek artan aktif kullanıcı sayısını kullandı.

Ancak, stratejiniz doğru öngörü ile doğru şekilde ayarlama noktasında başarısız olursa – doğru metrikleri, önlemleri ve anahtar performans göstergelerini (KPI’lar) kullanmayarak – negatif bir etki yaratabilir.

Facebook, şaşırtıcı kullanıcı tabanına rağmen, yanlış ayarlanmış metriklerin yanlış bir pozitif etki yarattığını, aslında olumsuz olanı olumlu gösterdiğini, hızlıca öğrendi. Analistler kaç kişinin platformu kullandıklarını biliyorlardı, ancak her kullanıcının gerçek değerini bilmiyorlardı. Bu seviyede fikir eksikliği, düzgün bir şekilde para kazanamadıkları anlamına geliyordu. Sonunda, kimse bunun farkında olmasa da, mobil cihazları başarısız bir şekilde hedeflediklerini keşfettiler.

Birçok potansiyel kullanıcının yalnızca mobil cihazları aracılığıyla bağlantıya sahip olduğu gelişmekte olan ülkelerde, platform 2012’de kullanıcı başına yaklaşık 32 sent kazanıyordu. Başka yerlerde neredeyse doymuş bir pazar ile Facebook’un bu segmente odaklanması kritikti. Analistler, KPI’larından birinin mobil cihazlar aracılığıyla para kazandığını öğrendiğinde, odak noktasını değiştirdiler ve ölçümler anlaşılır olmaya başladı. Bu bilgilerle Facebook önemli mobil ölçütleri artırmayı başardı ve bu segmentin değerini üç yıl boyunca etkili bir şekilde dört katına çıkardı.

Mobil Uygulama Başarısını Ölçmek için Dört Strateji

Diyelim ki sırf bütün insanlarda var diye, siz mobil cihazları kullanmıyorsunuz. Ancak bunun stratejik bir iş etkinleştiricisi olduğunu fark ettiniz. Peki ya şimdi? Mobil uygulama stratejinizi geliştirme, bunun işletme hedeflerinize ulaşmada yerini ve değerini anlama ve bu finansal zorunluluklarla uyumlu KPI’ları tasarlamak için derinlere inmenin tam zamanı.

Facebook’un ‘strateji ikilemi’ az rastlanır bir şey değil, ancak önlenebilir. Mobil uygulama başarısını işletme hedeflerinize göre ölçmek için dört strateji aşağıda belirtilmiştir.

  1. KPI’lar hakkında daha geniş düşünün.

Her mobil uygulama kampanyası benzersizdir ve KPI’lar sadece endüstri tarafından değil, aynı zamanda içgörü ve hareketlerini yönlendirmek istediğiniz müşterilerinizin yolculuklarının hangi aşamasında olduklarına göre değişir. Geleneksel ölçütlerin KPI’ların yerini almasına karşın, onları daha geniş çaplı düşünmeniz için genel pazarlama stratejinize veya stratejik zorunluluğunuza nasıl girdikleri ve daha sonra bu zorunluluklara ulaşmak için nasıl daha ayrıntılı KPI’lar oluşturdukları açısından daha iyi bir anlam ifade ederler.

”İş hedeflerinize dayanarak hangi geniş KPI’ları hedefleyeceğinize karar verin.”

Örneğin, amacınız geliri artırmak ise, mobil uygulamanızın yeni net geliri nasıl yönlendirdiğine bakın. Hangi büyüme fırsatları mevcut? Gelir artışı sağlamaya yardımcı olabilecek yeni pazarlar veya müşteri segmentleri var mı? Eğer marka oluşturma amaç ise, farkındalık veya sadakat üzerine düşünün. Doğru kitleler ürünlerinizi kullanıyor mu?

Ardından, bunların geniş hedeflerin başarılarını ölçmek için daha belirli ve somut KPI’lara nasıl parçalanabileceğine bakın.

Yaşam boyu değeri, yeni gelir artışı elde etme hedefiyle ilişkili bir KPI değeridir. Bir KPI olarak amaç, marka sadakatine yöneliktir. Diğer KPI’ler arasında, kullanıcı başına ortalama gelir, günlük etkin kullanıcılar ve aylık aktif kullanıcılar bulunur. Anahtar ise, genel olarak düşünmektir – KPI’ların bağlamını stratejik zorunluluklar çerçevesinde anlamak ve daha sonra belirli KPI’leri buna göre eşleştirmek.

Ancak, bu KPI’ların size ihtiyacınız olan bilgileri etkin bir şekilde verip vermediğini anlamak için yaptığınız testlere dikkat edin. Örneğin, web sitenizde, yerinde geçirilen ortalama süre, etkileşimi ve içeriğin alakalılığını daha iyi gösterebilir; ancak, mobil uygulamanızda harcanan ortalama süre daha uzun sürerse kullanıcının sıkıştığını ve dolayısıyla sinirli olduğunu gösterebilir. Müşterileriniz belirli bir uygulama task üstünde durmaya devam ederse, bir sorun olduğunu ifade edebilir.

  1. Doğru Fikirler için Mobil Uygulama Stratejinizi Silo’dan çıkarın.

Başarıyı; satın alma, katılım, para kazanma ve müşteriyi koruma gibi tüm mobil uygulama yaşam döngüsü boyunca izlemek önemlidir. Ancak, müşterilerinizin uçtan uca çok kanallı yolculuklarından fikir edinmek, anlamak ve analiz etmek de önem taşır.

”Stratejinizin mobil uygulama yaşam döngüsünden daha fazlasına ihtiyacı vardır.”

Mobili bütünüyle ve daha geniş içeriğiyle birlikte, geleneksel mobil web ve masaüstünü ve hatta Nesnelerin İnternetini içeren bir çok kanallı yaklaşım ile gözden geçirmesi gerekir. Mobil uygulama stratejinizi silodan çıkarın ve daha güvenilir, büyük resim görünümü elde edin.

Örneğin, belirli bir müşterinin veya segmentin markanızla olan yolculuğuna bakmadan, yeni bir öğeyi duyuran bir uygulama içi mesajın etkileşim görmediği ve bu nedenle, gelirinizi artırmak için kitlenizin yankı uyandırmadığı anlaşılıyor olabilir. Gerçek şu ki, aynı kullanıcıların zaten benzer bir promosyon e-postası aldığı ve belki de ürünü satın almış olabileceği düşünülüyor. Kanallardaki ve cihazlardaki müşteri yolculuğuna bakarak, neyin işe yaradığını ve geliri artırmak ve işletme hedeflerinize ulaşmak için nelerin doğru yol olmadığını daha iyi ölçebilirsiniz.

  1. İhtiyaçlarınızı Daha İyi Sunacak Özel Metrikler Oluşturun.

Mobil uygulamalar ve kullanımı son derece bağlamsal olup, işletme hedefleriyle uyumlu ve oldukça özel KPI’lar oluşturmayı kolaylaştırır. Örneğin, bir uygulamanın indirilip indirilmediğini veya bir sepetin terk edilip edilmediğini belirlemek kolaydır. Ancak KPI’ların, mobil uygulamanızın işletme hedeflerinizi geliştirmeye ne kadar iyi yardımcı olduğunu ölçmek için değerlendirme araçları olduğunu unutmayın. Bu nedenle, KPI’ları geliştirirken, daima iş hedeflerinizle başlayın ve KPI’larınızı onların etrafında oluşturun. Özel KPI’lar, basit ölçütleri benzersiz ve bağımsız bir formülle birleştirerek elde edilebilir veya hesaplanabilir.

”Bu süreçte, akılda tutmanız gereken önemli bir ayrım var: tüm KPI’ler metriklerdir, ancak tüm metrikler KPI değil.”

Metrikler, pazarlama etkinliklerinizin sağlığını ölçer, ancak KPI’ler doğrudan iş hedeflerinizle uyumludur ve size stratejik zorunluluklarınıza göre topu doğru yönde hareket ettirip ettirmediğiniz konusunda sizi bilgilendirir. Facebook’un başlangıç metriği kullanıcı sayısıydı; ancak iş hedefleri, platformun ne kadar popüler olduğunu göstermek değil, çabalarından para kazanmaktı.

Başarının gerçek göstergesi; kullanıcı sayısı değil, bu platformun uygun bir şekilde para kazanıp kazanmadığını belirleyebilecekleri yer yani mobil alanı çevreleyen metriklerdir. Metriklerini iş hedeflerine bağlayarak, platformun iş dünyasının bakış açısından başarılı olup olmadığını gösteren KPI’ları yarattılar.

Doğru araçlar ve olanaklarla, hangi metriklerin işletme başarılarının gerçek göstergeleri olduğuna ve uygulamanızı bu sayıları artırmak için nasıl optimize edebileceğinize ilişkin daha fazla bilgi sağlayabilen oldukça ayrıntılı düzeylerde özelleştirme ve segmentasyona ulaşmak mümkündür.

  1. Uzun Vadeli Değer Oluşturmak için Müşterinize Odaklanın.

Uygulamanızın müşteri beklentilerini ne kadar etkili karşılayıp karşılamadığını ölçmek mümkün müdür? Uygulamanızı en iyi deneyimi sunacak şekilde tasarlıyor musunuz? Bu soruları yanıtlamak için mükemmel mobil ve çok kanallı analiz çözümlerinden yararlanın.

Yolculuk boyunca müşteri temas noktalarına ilişkin basit, sezgisel bilgiler; müşteri deneyimini ve ilişkilendirmeyi ölçmenize yardımcı olabilir. Memnuniyetsizliği anlamak ve daha sonra pazarlama eylemi gerçekleştirmek; odak noktayı müşteri yapar, müşteri deneyimini geliştirir ve uzun vadeli bir değer oluşturur.

İşte harika bir örnek.

National Australia Bank, dijital stratejide, mobil cihazları içeren sağlam, çok kanallı bir pazarlama grubu ile lider olarak bilinir. Müşteri yolculuğu analizi sayesinde, kredi onay için başvuru sürecinde dolaşan kullanıcılarda belirli bir aşamada ani bir düşüş fark etti. Düşüşün nerede olduğunu tespit ettikten sonra, akıllı telefon platformunda küçük bir aksaklık olduğunu belirttiler. Odak noktasını müşteri yaparak; sorunu tespit edip çözdüler, müşteri yolculuklarını geliştirdiler, kredi onay sürecini düzene soktular ve mobil uygulama kanalı üzerinden gelir potansiyelini yaklaşık % 600 oranında artırdılar!

Ortak bir sonuca varacak olursak:

Yanlış bilgilendirilmiş, yanlış ayarlanmış bir stratejiyle yönlendirilen mobil uygulama metrikleri; sahte pozitif oluşturan ve stratejinizin nereye gittiğine ilişkin yanlış sonuçlara yol açan, sadece gösterişten ibaret bir şey haline gelebilir. İş hedeflerinize uyan diikatli KPI’ları oluşturun ve bu KPI’ları en iyi temsil edecek metrikleri belirleyin. Mobil uygulama stratejinizi içgörü ile daha iyi ayarlamak, geniş düşünmek, silodan çıkmak ve daha üst düzey kurumsal ve stratejik zorunluluklarınıza ulaşmak adına uçtan uca çok kanallı bilgi akışını sağlamak için zaman ayırın.

Kaynak: https://blogs.adobe.com/digitalmarketing/mobile/even-better-strategies-measuring-mobile-app-success/

Mobil Uygulamalar ile Mobil Siteler Arasındaki Çizgi Bulanıklaşıyor

Mobil uygulamalar ve mobil siteler hakkında sayısız tartışma yaşanmakta ve bu tartışmalar halen devam etmekte. Bazıları, mobil cihazlara uygun bir web sitesinin yeterli olduğunu savunuyor; diğerleri ise mobil uygulamaların, bir mobil sitenin sağlayamadığı kullanıcı deneyimine sahip olduğunu söylüyor.

Kimleri dinleyeceğiz ya da bir tarafı seçmek zorunda mıyız?

Günümüzde tüketiciler, akıllı telefonların cihaza ait uygulamalarında zamanlarının % 85’inden fazlasını harcıyor. Bununla birlikte, zamanlarının % 84’ü en sevdikleri uygulamalardan beşini kullanılarak harcamaktalar. Kullanıcıların % 69’unun uygulamalara ayda 10 veya daha az kez geri dönmesi de, uygulama sadakati oluşturmanın oldukça zor olduğunu gösteriyor. Halihazırda sadık kullanıcılara sahip büyük kişilerden değilseniz veya uygulamanız belirli bir kullanıcının 5 favori uygulamasından biri değilse, uygulamanın özelliklerini kaybetmeden başka çözümler aramalısınız.

Neyse ki son teknolojik gelişmeler bir mobil uygulama ile web arasındaki boşluğu kapatmaya çalışıyor.

Google bize öncelikle, Google Arama’da görünmelerini sağlamak için mobil uygulamaları indeksleme işlemi olan App Indexing’i tanıttı. Mobil uygulamaların, kullanıcıların basit bir Google araması yapmasıyla kolayca bulunmasını sağlayan App Indexing; Deep Linking yoluyla uygulamalar ve mobil siteler için SEO’nun birleşimi haline geldi. App Indexing’e ek olarak Google, mobil web kullanıcı deneyimini yerli uygulamalara yakınlaştırmak isteyen birkaç girişim başlattı:

  • Web sayfalarının mobil uygulamalar gibi işlev görmesini sağlayan Progressive Web Apps (PWA)
  • Kullanıcıların tüm uygulamayı yüklemeden belirli özellikleri kullanmasına olanak tanıyan Android Instant Apps
  • Mobil web üzerindeki içerik yükleme sürelerini önemli ölçüde hızlandıran Accelerated Mobile Pages (AMP)

Şimdi her şeye en geniş çözüm yelpazesi sunan Progressive Web Apps‘e yakından bir göz atalım.

PWA temelde, web için yerel uygulamaya benzer deneyimleri olmasını sağlayan web sayfaları ve mobil uygulamaların bir karışımı olarak düşünülebilir. PWA ile, mobil web siteniz, uygulamayı indirme veya ödeme şartı olmadan, kolayca uygulamanız haline gelir.

 

https://developers.google.com/web/progressive-web-apps/

https://developers.google.com/web/progressive-web-apps/

 

PWA kullanıcıların görünüm ve işlevsellik gibi, aynı deneyimlere sahip olmalarını sağlar:

  • Push Bildirimlerini kullanıcılara gönderme,
  • Uygulamayı arka planda çalışmaya devam ettiren ve kullanıcıların etkinliklerini ve davranışlarını takip eden çevrimdışı erişilebilirliğe sahip olma,
  • Kullanıcıların cihazlarının ana ekranlarına bir kısayol eklemesini sağlama,
  • Herhangi bir masaüstüne, mobil cihaza ve tablete uyumlu oldukça esnek bir tasarıma sahip olma,
  • Geolocation, Kamera ve Mikrofon gibi donanım erişimi kullanma,
  • Daha düşük veri kullanımının sağlanması,
  • Hızlı yükleme süreleri sağlamak ve belirli bilgi türlerine veya özelliklere bir web sitesinden doğrudan erişmek için gereken adımların çoğunu ortadan kaldırma.

 

PWA teknolojisine ek olarak; web sitenize gelen ziyaretçilere, tarayıcılarda daha geniş erişime sahip mobil veya masaüstü cihazlarında bildirimler almak için kaydolma olanağı veren Web Push Bildirimleri,  kullanıcıların herhangi bir uygulamayı yüklemesine gerek kalmadan push bildirimlerini göndermeyi etkinleştiyor.

Bu Dijital Pazarlamacılar İçin Ne Anlama Geliyor?

Mobil uygulamalar ve mobil web siteleri “hissetme” ve işlevsellikle ilgili olarak daha da geliştikçe, yeni müşterilere ulaşma becerileri artacak ve bunun yanında, yeni ve mevcut kullanıcılar için daha iyi kullanıcı deneyimi sağlayacaktır. Bu noktada, mobil pazarlamacılar, her platformda kullanıcılarla etkili bir iletişim kurabilmek için ihtiyaç duydukları doğru pazarlama stratejilerine sahip olduklarından emin olmalılar. Müşterilere ulaşmak, web ve mobil kitleleriyle etkileşime girmek, elde tutmak ve para kazanmak için çok kanallı iletişim çözümleri sağlamalıdırlar.

 

Kaynak: http://www.netmera.com/the-line-between-apps-and-mobile-sites-is-getting-blurred/

2017 de Mobil Pazarlamacıların Sorması Gereken 5 Soru

2015 yılında mobil trafiğin masaüstü kullanıcıların sayısını geçmesiyle, mobil kullanım hızlı bir tempoyla büyümeye devam etti. Sebebini tahmin etmek zor değil: cep telefonlarımız vücudumuzun bir parçasıymış gibi yaşıyoruz,  hatta bir çoğumuz sabahları yüzümüzü yıkamadan önce cep telefonumuza bakıyoruz.

Yapılan bir araştırmaya göre %50’nin üzerinde akıllı telefon kullanıcısı uyandıktan hemen sonra telefonlarına sarılıyorlar. İkna olmadıysanız Google, sizi çok yakında mobil arama sonuçlarına kıyasla güncelliğini yitiren masaüstü arama bildirimleriyle ikna edecektir.

Artık her şey mobil cihazlarla ilgili

Şirketlerin % 68’i mobil pazarlamayı genel pazarlama stratejisine entegre ettiklerine göre, bundan sonra mobil pazarlamacılar pazarlama trendlerine ayak uydurmak ve müşteri memnuniyetini sürdürmek için kendilerine ne sormalıdır?

  1. Müşterilerime Nasıl Çok Kanallı Deneyim Sağlayabilirim?

Müşteriler, fiziksel ve online mağazalara  rahatlıkla ulaşabildikleri için alışveriş artık tek kanallı bir deneyim değil. Müşteriler için karar verme aşaması web sitesinde başlayıp, mobil uygulamada devam edip daha sonra ürünü mağazada satın alarak sonlandığından, çok kanallı pazarlama kampanyaları mobil pazarlamacılar için kaçınılmaz hale geliyor.

Şanslıyız ki geo-fencing teknolojisi özellikle de beaconlar, çok kanallı pazarlama için mükemmel bir çözüm. Pazarlamacılar, beacon teknolojisini kullanarak online ve offline kanalları entegre edebilir ve böylece müşterileri mağaza yakınlarındayken hatta sokağından yürüyor iken tespit ederek müşteri hedeflemesi yapabilirler.

 

  1. Aktif Mobil Kullanıcılarımı Nasıl Artıracağım?

Müşterileri koruma ve mobil kullanıcı etkileşimini artırmanın en iyi yolu “Otomatikleştirilmiş Kampanyalar”dır. Bu kampanyalar, pazarlamacıların kurguladığı senaryoya göre kullanıcıların hareketliliği veya hareketsizliği sonucu bir mesajı otomatik olarak aktive eder. Söz konusu 2 durum için şu örnekler verilebilir;

a. Aktifken etkileşimde bulun: Müşterilerinizin dikkatini işiniz ve iş modelinizle çekmek istediğiniz zaman en iyi senaryoya ulaşabilirsiniz: onları, sizin uygulamanızı kullandığı veya bir ürün sayfanızı ziyaret ettiği her an gözlemleyebilirsiniz.

Otomatikleştirilmiş kampanyalar, müşterileriniz belirli zamanlarda belirli aksiyonlarda bulunduktan sonra bunu fark etmenize yardımcı olur. Müşteri aktiviteleriyle harekete geçirilen otomatikleştirilmiş kampanyalara örnek olarak şunlar verebiliriz:

  • Müşterilere uygulamanızı indirdikten 1 gün sonra bir kupon ve hoş geldin mesajı göndermek
  • Satın alım yaptıktan 2 gün sonra müşterilerden puan vermelerini istemek
  • Sepetlerine bir etek eklediklerinde 3 dakika sonra onlara eteğe harika uyum sağlayan ayakkabıları göstermek

b. Aktif değilken etkileşim kur: Kullanıcılarızla, uygulamanızı kullanmayı kestiklerinde yeniden etkileşim kurabilirsiniz veya bu zamana kadar kullanmadıkları bir özelliği tanıtarak etkileşime geçirebilirsiniz. Bu, hem etkileşim hem de müşteriyi korumak için iyi bir senaryodur. Müşterilerin aktif olmamasıyla tetiklenen otomatik kampanyalara şunlar örnek verilebilir:

  • Müşteriler bir ay boyunca herhangi bir alışveriş yapmadıklarında onlara özel bir teklif göndermek
  • Eğer bir saat içinde alışveriş sepetlerindeki ürünleri sipariş etmezlerse, ücretsiz bir teslimat seçeneği sunmak

 

  1. Tekliflerimi Müşteriye Göre Nasıl Özelleştirebilirim?

Accenture’un son raporuna göre; tüketicilerin % 75’i ismine aşina oldukları, geçmiş satışlarına dayanan müşteri yorumlarına sahip veya önceden alışveriş tecrübesi edindikleri satıcılardan alışveriş yapmaya daha meyilliler. Tüketicilerin % 63’ü eğer marka onlara daha değerli, ilginç ve tutarlı içerik sunsaydı; marka hakkında daha pozitif düşüneceklerini söylediler. (Rapt Media)

Müşteriler açıkça kendilerine özel çözümler tercih ederken, biz mobil pazarlamacılar ne yapabiliriz?

Uygulama kullanıcıları bir şeye ihtiyaç duyduklarında, ihtiyaç duydukları şeye gerçekten ulaştıklarından emin olmalıyız. Kişiselleştirilmiş mobil deneyimler sağlayabilmek için; veri koleksiyonlarına ve analizlere dayanan anlık bildirim mesajları en yakın dostunuz olabilir.

Öncelikle, hangi veriye odaklanmanız gerektiğine karar vermelisiniz. Bu verileri toplamak için bazı seçenekler var:

  • Demografik detayları müşterilerden istemek
  • Uygulamaya göz atarlarken onların davranışlarını analiz etmek
  • Müşterilerin kullandığı araç türlerini, demografik lokasyonları, uygulamaya eriştiği günün saati ve bunun gibi belirli parametreleri etiketlemek

Hedef kitlenizin derin bir anlayışı size uygun kullanıcı segmentleri oluşturmanızda yardım edecektir. Bundan sonra; siz elinizde toplanan bütün verileri, kullanıcıların davranış ve ihtiyaçlarına yönelik özelleştirilmiş mesajlar geliştirmek ve kullanıcıya ulaşmak için kullanabilirsiniz. Çünkü kullanıcıya spam ve ilgisiz mesajlarla ulaşamayacağınızdan, dönüşüm oranlarınız belirgin bir şekilde yükselecektir.

 

  1. Uygulamalarımı Paraya Nasıl Çevirebilirim?

Pazarlamacılar olarak işimizi seviyoruz ve yaptığımız işten hoşnut müşteriler görmek istiyoruz. Fakat bunların yanı sıra uygulamalarımızı gelire çevirmek istiyoruz, değil mi?

Kitaptaki tüm püf noktaları kullansanız bile bunu gerçekleştirmek oldukça zor. Mobil uygulamanıza uyumlu bir para kazanma stratejisine sahip olduğunuzdan emin olmak birden fazla değerlendirme gerektirir. İşte mobil uygulamalar için pazarlama planınıza ışık tutacak en yaygın para kazanma stratejileri:

Freemium Planını Seçmek

İlk başta kullanıcıların uygulamanızın bazı özelliklerini ücretsiz olarak kullanmalarına izin verin. Ve daha sonra, müşteriler uygulamanızı denedikten, hizmetinize alıştıkları ve tüm gelişmiş özellikleri öğrendikten sonra, Freemium stratejisi ile birlikte uygulamanızı gelişmiş bir planla  kullanmalarını önerin -genellikle Premium ya da Business-.

Başka bir deyişle, bu para kazanma stratejisiyle, kullanıcıya ürününüz hakkında ilgi toplamak için bedava olan şeyler teklif edersiniz ve daha sonra kullanıcıyı bütün iyi özelliklere erişebilmek için bir üst modele geçmeye teşvik edersiniz. Freemium model yeni kullanıcıların ilgisini çekmek ve hem kazancı hem de kullanıcıyı koruma oranını artırmak için en iyi yol olarak bilinir.

Abonelik Stratejisini Kabul Etmek

Bu strateji, temelinde Freemium modelle aynıdır, fakat sadece içerik bazlı uygulamalar için. Bu para kazanma stratejisi ile birlikte, kullanıcılara içeriklerinizin bir kısmı ya da belirli bir zaman dilimi için ücretsiz erişim sağlarsınız. Bundan sonra, kullanıcıları Premium içeriklerinize sahip olmaları için aboneliğe teşvik edersiniz. Kolay fakat kullanışlı bir yol!

Uygulamanızda Reklam Vermek

Bu stratejiyle, başlangıçta müşterilerinize iki seçenek sunabilirsiniz: uygulamayı reklamlarla birlikte ücretsiz indirmek veya reklamsız olarak satın almak, ya da yalnızca indirmeyi tamamen ücretsiz tutmak. Böylece uygulamanız içinde hedefli reklamlar yayınlayacak olan reklam verenlerden bir gelir elde edersiniz. Bununla birlikte, kullanıcılarınızı çok fazla reklamla rahatsız etmemeye ve uygulamayı bozma riskini mümkün olduğunca düşük tutmaya dikkat etmelisiniz.

Uygulama İçi Satın Alımlar

Bazı uygulamalarla, uygulama içinde ek içerik veya hizmetler satabilirsiniz. Bir mobil ticaret veya bir oyun uygulaması kurmayı planlıyorsanız, geliriniz kesinlikle yapacağınız uygulama içi satış miktarına bağlı olacaktır.

Ücretli İndirmeyi Seçmek

Uygulamanız, piyasadaki rakiplerinizden hiçbirinin sağlayamadığı çok özel özellikler / hizmetler / içerikler ve yetenekler içeriyorsa, müşteriden uygulamanızı satın almalarını isteyebilirsiniz. Kullanıcı edinimi oldukça zor olabilir ancak doğru pazarlama stratejisiyle,  hedeflenen müşterilerinizin gelişmiş özellikler hakkında bilgi sahibi olduğundan ve uygulamanızdan para kazanacağından emin olabilirsiniz.

Gördüğünüz gibi, farklı stratejilerle uygulamalardan para kazanmak mümkündür. İşiniz için en uygun olanı bulduğunuzda ve hedef kitlenizi belirlediğinizde faydaları görmeye başlarsınız.

 

  1. Mobil Kampanyalarımı Ne Zaman Kullanmalıyım?

Bu, mobil pazarlamada en yaygın sorulardan biridir. Buna cevap vermek için, güvenilir bir kaynaktan gelen büyük miktarda veriyi analiz etmemiz gerekiyor.

Netmera‘nın yaptığı bir araştırma göre, mobil ticaret gelirini artırmak için hangi zaman dilimlerini kullanmamız gerektiğine göz atabiliriz.

best time to increase your revenue

Mobil ticaret uygulamaları dönüşüm oranlarının, gün boyunca belirli saatlerde zirveye ulaştığını açıkça görüyoruz: öğle vakti (yaklaşık öğlen 2’de ) ve akşam (akşam saatinden sonra yaklaşık 10’da).

İkinci zirve; mobil cihazların, insanlar evde olduklarında ve bir masaüstü bilgisayara kolayca erişebildiklerinde bile tercih edilen ekran haline geldiğini ortaya koyuyor.

best day to increase your revenue

Pazartesi sendromunu başkalarına bırakın!

Yukarıda görebileceğiniz gibi Pazartesi, mobil ticaret uygulamaları için en popüler gün, ardından Çarşamba ve Pazar günleri geliyor. Mobil ticaret uygulamalarının sahipleri / pazarlamacıları, müşteriyi koruma ve geliri artırmak için bu popüler günlerde kullanıcıların uygulamayı kullanmalarını sağlamalıdır.

Bütün bu bilgiler ışığında görüyoruz ki; kullanıcı katılımının ve korumanın en önemli nokta haline geldiği gibi, mobil pazarlama da  şirketlerin odak noktası olmalıdır.

Mobil servisleriniz ve uygulamalarınıza göre en etkili pazarlama stratejilerine sahip olduğunuzda, işinizi kolayca paraya çevirebiliceğinizi ve yıl boyunca bu soruları kendinize sormayı unutmayın, iyi seneler!

Mobil Pazarlamanız 2017 için Rekabete Hazır mı?

Pazarlamacılar ve ajanslar mobil reklamcılığa harcama yapmaya devam ederken, önümüzdeki dönemde de rekabetçi ve yaratıcı bir yıl geçirecekler. Mobil uygulamaları kullanan pazarlamacılar için de, hedef kitlenin ilgisini çekmeye çalışırken dikkatli ve etkili bir mobil reklam stratejisi planlamak için iyi bir zaman. İşte bu yıl rekabet gücü giderek artacak olan mobil reklam pazarında avantaj elde etmenin bazı yolları:

Mobil Reklamcılık Dalgalanma Yarışı

Öncelikle mobil pazarın devam eden güvenine ve en yüksek performans için neden mobil stratejinizi hazırlamanız gerektiğine göz atalım.

Magna’ya göre, küresel reklam harcamaları 2017’de % 3,6 artacak. % 3.6 oranı önemsiz gibi gelebilir, ancak 2016’dan itibaren dijital reklam satışlarında 70 milyar dolarlık olduğu düşünülürse, %3,6 oranında bir artışın, geçen yıla oranla dijitalde harcanan 2.52 milyar dolarlık bir artışa eşit olduğunu görebiliriz.

Ayrıca GroupM, dijital harcamaların televizyon harcamalarına oranla daha popüler olduğunu rapor ediyor: “2017 reklamı 547 milyar dolara (+4,4%), dijitalin payı ise %33’e ulaşacak. 2016’da dijital, her reklam harcamasının (USD) 72 sentini ve TV’nin 21 sentini ele geçirdi. 2017’de dijital, 1 dolar başına 77 sent, televizyonda ise 17 sent kazanacak. ABD ve Çin 2016 ve 2017’deki net büyümenin yarısını oluşturuyor.”

Uygulama İçi Mobil Reklamlar Hüküm Sürüyor

eMarketer Kıdemli Analisti Catherine Boyle’a göre, reklam harcaması tüketici davranışlarını takip ediyor ve bu nedenle reklam harcamalarının% 73,2’si mobil uygulamalara gidecek. 2017’de, mobil programlı reklam harcamalarının çoğunluğu (% 53) Facebook dışında gerçekleşecek. Uygulama içi mobil reklamcılığa doğru bu geçiş, uygulama yayıncıları ve geliştiricileri için harika bir haber.

Facebook mobile ad

Mobil Kullanıcılara Saygı gösterin ve Keyfinize bakın.

Mobil kampanyanızın kaderi, mobil kullanıcıların elindedir ve saygı görmelerini ve memnun olmalarını talep etmektedirler. Pop-up reklamlar, uygun olmayan anlarda otomatik olarak başlayan videolar veya içeriğe erişimi engelleyen, önemli ekran alanını kapsayan uygunsuz reklamlarla kullanıcıları rahatsız etme riski yerine şunları yapabilirsiniz:

Mobile Uygun Reklamlar

Mobile uygun reklamlar hak ettikleri tanınırlığı kazanıyor; çünkü “mobile uygun” reklamlar, mobil uygulama ortamlarına kesintisiz olarak uyumu sağlayan reklam yerleşim stratejisidir. Uygulamanın görünümüne ve özelliklerine uyarak, formunu ve işlevini tanımlayan reklamlar, tanıtılan ürünle gerçekten ilgilenen ve yanlışlıkla yapılan tıklamaları azaltarak doğru hedef kitleye hitap eder. Video reklamlar, görüntü biçimleri, yayın içi metin veya belirli bir uygulamayla eşleşecek şekilde özel bir reklam entegrasyonu kullanıp kullanmamaya bakarsanız, reklam yerleşim stratejisi gerçekten kullanıcının en çok nasıl etkilediğini kontrol eden en önemli etkenlerden biridir.

Mobil Video ve Ödüllendirilmiş Video Reklamları

PwC’nin yıllık Global Entertainment and Media Outlook raporuna göre, mobil video reklamlar önümüzdeki beş yıl içinde en hızlı büyüyen dijital reklam segmenti olacak. Rapora göre “2020 yılına kadar % 19 CAGR’de büyümesi beklenen masaüstü İnternet video reklam gelirlerini kolayca aşacak.”

Mobil video reklamların uzunluğu 10 saniye, 15 saniye veya daha uzundur. Son çalışmalar, kullanıcıların harika, etkileyici içeriğe sahip olduğu sürece daha büyük video biçimi izlemekten mutluluk duyduklarını gösteriyor. Yatay video düzenine ek olarak, Snapchat popülerliği nedeniyle, dikey video yaygın kabul gören bir format haline geldi. 2017’de 360-video ve sanal gerçeklik odak noktası olacak.

Ödüllendirilmiş Video Reklamlar, mobil kullanıcıların bir reklamı izleme karşılığında bir uygulama içi avantaj veya ayrıcalık almasına izin veren, video reklamların teşvik edilmemiş halidir. Bazı mobil oyun oynayanlar özellikle puan, altın veya ekstra para kazanmak için ödüllü video reklamlara güvenmeye başladılar. Reklamverenler, bu reklam modelini son dönemlerde yaygın olarak kullanıyorlar.

Kampanya Hedefleriniz İçin Verimli Bütçeleme

Kullanıcı edinimi için en etkili teklif verme modeli, pazarlamacıların yalnızca uygulama yüklendiğinde ödeme yaptığı CPI (indirme başına maliyet) ‘dir.

Düşük CPI hedeflerini belirlemek ihtiyatlı bir hareket gibi gelebilir ancak tuzak olabilir. Genelde ne ödeme yaparsanız, yüksek kaliteli kullanıcıları hedefleyin ve bunun için makul bir şekilde harcama yapmaya hazırlanın. Değerli kullanıcılar ödediğiniz maliyeti karşılayacak ve üzerine çıkaracaktır.

 

  • Mümkün olduğunca Premium Yayıncılar ve Reklamverenlerle doğrudan ilişkiler arayın.
  • Saygın ilişkilerin kurulmasını sağlamak için desteklenen çerçeveler ve ilişkilendirme ortakları gibi üçüncü taraf entegrasyonları ve üyelikleri hakkında sorular sorun.
  • Son olarak, reklam dolandırıcılığını tespit etme ve engelleme konusunda dikkatli saygın bir mobil reklamcılık ağı seçin.

Source: https://mobilemarketingwatch.com/hello-2017-is-your-mobile-marketing-ready-to-compete-70193/