Uygulama Bildirim Stratejiniz için 5 Pratik Tüyo

Uygulama bildirimleri(push notifications) şüphesiz aktif mobil kullanıcılarınızı elinizde tutmanız için en efektif araçlardan biri. Fakat hangi türdeki bildirimler kimlere iletilecek? Uygulama bildirimlerinizi kitlenize iletmeniz için en iyi zaman hangisidir? Tüm bu soruların cevapları etkili bir hedefleme yapmanızı sağlayacak.

Bildirimleri kişiselleştirmenin dönüşüm oranı çok yüksektir. Yüksek ve detaylı hedefleme yapılan uygulama bildirimlerinin, dönüş oranlarını %293 oranında arttırabileceğini kanıtlayan çalışmalar yapıldı. Bu ve bunun gibi yapılan onlarca diğer çalışmalarla ortaya şu sonuç çıkıyor: Kişiselleştirilmiş bildirim mesajları; akılda kalma, uygulama açılma ve uygulama ile etkileşime girme oranlarını çok çok yükseklere taşıyor.

 

Peki kişiselleştirmeye nereden başlamalı? Uygulama sahipleri ve yöneticileri kişiselleştirilmiş bildirimlerini kullanıcıların tercih, saat ve konumlarına göre mi ayarlamalı? Evet bunlar mutlaka olmalı fakat daha iyi bir kişiselleştirme için çok daha fazlasına ihtiyaç var.

Kitlenizi Segment(ve mikro-segmentlere) Ayırın:

Etkili kişiselleştirme özenli segmentasyon ile başlar. Segmentasyonunuzu kullanıcıların özellik veya aktivitelerine göre yaş, cinsiyet, lokasyon ve son uygulama kullanım zamanı gibi kırılımlarda yapabilirsiniz. Fakat mikrosegment düzeyinde daha ayrıntılı hareket ederek daha yüksek hedefli kullanıcı grubuna da gidebilirsiniz.

http://blog.foursquare.com/post/69082433734/introducing-the-new-foursquare-for-ios-7-with-a

http://blog.foursquare.com/post/69082433734/introducing-the-new-foursquare-for-ios-7-with-a

Doğru Zamanlama Yapın ve Frekansı İyi Ayarlayın:

Yapılan çalışmalar bildirim messajlarında en iyi dönüşüm oranın hafta içi olduğunu göstermesine rağmen bu uygulamadan uygulamaya farklılık gösterir. Elinizdeki datayı inceleyin ve kullanıcıların size yanıt verecek en uygun olduğu zamanı tespit edin, ve daha sonra onları stratejinize dahil edin. 10 Milyon+ kullanıcısı bulunan film kiralama uygulaması Redbox, kendi hedef kitlesine ulaşmak için doğru bir kişiselleştirme ve zamanlama ile saat 09:00 civarlarında gönderdiği bildirim mesajları ile satışlarını 2 katına çıkarmayı başardı. Küçük ama etkili bir değişiklik. Benzer şekilde daha fazla mesaj atmak daha iyi olacağı anlamına gelmez. İlk olarak doğru içeriği doğru zamanda göndermeye odaklanın. Daha sonra izleyin, dinleyin ve bildirim gönderimlerinizi bu doğrultuda ayarlayın.

İçeriklerinizi Doğru Kullanıcılara Ulaştırın:

Kullanıcı kitlemizi segmentlere ayırmanız hangi içerikleri paylaşacağınız gerektiğine dair büyük fikirleri ortaya çıkarabilir. Örneğin uygulama kullanıcılarınızın segmentlere ayırdığınız bir bölümünün daha önceki davranışları size ürün veya içeriklerinizin benzer segmentlere ait kullanıcılar tarafından da beğenilebileceğini gösterir.

http://www.accengage.com/push-notification-formats/

http://www.accengage.com/push-notification-formats/

Netflix örneği bunu kesinlikle kanıtlar nitelikte: Netflix kullanıcılarına gönderdiği öneri ve bilgilendirme mesajlarında kullanıcıların favori film ve TV programlarını temel alıyor. Bu konuda bir ip ucu daha; Kullanıcılar uygulama içersinde gezinirken tercih ettikleri içerik türünü onlara küçük bir anket aracılığıyla sorabilirsiniz. Böylelikle kullanıcılara daha ilgili ve daha çekici bildirimler gönderebilirsiniz.

Lokasyon Bazlı Bildirim Gönderin:

Mobil uygulama kullanıcılarının yaklaşık yarısı mesaj bildirimlere ve lokasyon bilgisine izin veriyorlar. Bu iki özelliği birlikte kullandığınızda son derece ilgi çekici ve kullanışlı deneyimler elde edebilirsiniz. Örneğin parekende satış yapan uygulamalar genellikle satış hatırlatma(eğer bu hatırlatmaları müşterileriniz mağazaya yakın konumlardayken gönderirseniz çok daha cazip ve etkin hale gelir) kullanıcılara mesajlarıyla müşterilerini uyarırlar.

 

Pasif Kullanıcılara Bildirim Gönderin: Bildirim mesajları akıllı kullanıldığında aktif olmayan kullanıcıları uygulamanıza tekrar geri getirmek için en etkin yoldur. Aslına bakılırsa bildirim mesajlarına izin veren kullanıcıları elinizde tutma ortalamanız daha yüksek oluyor. Çünkü bu kullanıcılarınızda direkt olarak iletişime geçmenize ve temiz bir değer elde etmenizi sağlıyor. Uzun süredir uygulamanızı açmayan pasif kitlenize şu tip bildirim mesajları gönderebilirsiniz:

  1. Akıllı hatırlatmalar
  2. Kişiselleştirilmiş teklifler
  3. Güncel haberler ve son gelişmeler
  4. Hesap durumu uyarıları

Bu tip kişisel değerleri gösterebildiğinizde kullanıcıları uzun vadede elinizde tutmanız çok daha olasıdır.

 

Kullanıcılar cihazlarına onlarca mobil uygulama yüklerler ve bu uygulamaların yaklaşık dörtte biri sadece 1 defa kullanılır ve sonra unutulur. Özenli ve detaylı hazırlanmış bildirim mesajları uygulamanızın dikkat çekmesini yardımcı olacaktır. Tabii burada anahtar nokta kişiselleştirme olacaktır. Daha alakalı ve kullanılabilir iletiler daha fazla başarı anlamına gelecektir.

Mobil genişleme stratejinizi detaylandırın, sizin için hangi yolun daha iyi olduğunu görün.

 

 

Source: blogs.adobe.com – Erin Pierce

Mobil Uygulama Projeniz için Bilmeniz Gerekenler

Mobil cihazların yaygınlaşması ve bireylerin online kalma sürelerinin artması ile beraber, mobil uygulamalar her geçen gün daha önemli hale geliyor. Firmalar veya uygulama geliştiriciler, gelişen pazarda kullanıcı isteklerini karşılayacak projeleri hayata geçiriyor. Günümüzde mobil uygulama projesi yürütmek eskisi kadar zor olmasa da geliştiricilerin kullanılırlığı ve kârlılığı artırmak için halen daha birçok konuda önemli kararlar vermeleri gerekiyor. Mobil uygulama projenizi başarı ile tamamlamak için aşağıda yer alan süreci uygulayabilirsiniz.

Uygulamayı Geliştirme Amacınızı Belirleyin!

Mobil uygulama projesinin başlangıç aşamasında uygulama geliştirmeye hangi sebep ile başlandığının açık olarak belirlenmesi gerekiyor. Geliştirilmeye başlanacak uygulamanın ürün veya hizmet satışı yaparak para kazanmak, kullanıcıların karşılaştıkları problemleri çözmelerine yardımcı olmak, yeni bir ürünün tanıtımını yapmak ya da kullanıcıları eğlendirmek gibi amaçları olabiliyor. Amacın tam olarak belirlenmesi geliştirme sürecinde oluşabilecek zaman, para ve motivasyon kaybını engellemesi açısından önem taşıyor.

 

http://d2bb8f8g1cmmfi.cloudfront.net/sites/all/themes/mpundit/images/banner_img6_0.png

http://d2bb8f8g1cmmfi.cloudfront.net/sites/all/themes/mpundit/images/banner_img6_0.png

Uygulamanın Hedef Kitlesini Belirleyin!

Mobil uygulama yayınlandığında istenen düzeyde indirilmesi ve kullanılması için belirli bir kitlenin ihtiyaçlarını tam olarak karşılaması gerekiyor. Hedef kitlenin ihtiyaçlarını belirlemek için var olan müşterilerinizin davranışları hakkında e-ticaret siteniz veya CRM aracılığı ile elde ettiğiniz bilgileri, yayınladığınız anketlerde kullanıcıların verdikleri yanıtları kullanabilirsiniz. Ayrıca uygulamanın yayınlanacağı indirme mağazalarını da bu aşamada belirleyebilirsiniz.

 

Rakip Uygulamaları Analiz Edin!

Mobil uygulama projesi başlamadan önce marketlerde benzer ürünlerin olup olmadığının araştırılması öneriliyor. Rakip uygulamalarının güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi, hedef kitlenin ihtiyaçlarını nasıl karşıladıklarının anlaşılması daha iyi bir uygulama geliştirmek için yarar sağlıyor. Eğer hedeflediğiniz kitleye hâkim bir rakip uygulama var ise uygulamanızın indirilme ve kullanılma oranının düşük kalmaması için sadeleştirme veya farklılaştırma yoluna gidebilirsiniz.

 

Tasarıma ve Çoklu Platform Desteğine Önem Verin!

Günümüzde HTML5 ve CSS3 gibi standartlar sayesinde geliştiriciler göze hoş gelen, performansı yüksek ara yüzler tasarlayabiliyor. Geliştireceğiniz uygulamanın mobil cihazlar için tasarlanmış bir siteden daha hızlı açılması gerekiyor. Dokunmatik ekran faktörünün göz önünde bulundurulup, rahat kullanım alanı bırakacak şekilde mobil uygulama tasarımının yapılması kullanıcı memnuniyetini yükseltiyor. Uygulama eğer bir oyun ise animasyonların kısa ve hızlı yüklenecek şekilde tasarlanmasına dikkat edilmesi ürüne bağlılık seviyesini yükseltiyor. Ayrıca ürünün yüksek çözünürlüklü ve birden fazla işletim sistemini destekleyecek şekilde geliştirilmesi daha fazla kullanıcıya ulaşılmasını kolaylaştırıyor.

http://bigumigu.com/pub/img/editor/2013-09-20-1379662376-532939232.jpg

http://bigumigu.com/pub/img/editor/2013-09-20-1379662376-532939232.jpg

Test Aşamasına Önem Verin!

Projenin türüne göre yayınlamadan önce uygulamanın açık veya kapalı test sürecinden geçirilmesi sonradan karşılaşılabilecek birçok sorunun engellenmesini sağlıyor. Bu aşamada bulunan hataların son kullanıcının bir daha karşılaşmayacağı şekilde düzeltilmesi ürün yayınlandıktan sonra hem kullanıcı memnuniyetini, hem de markette olumlu görüşlerin sayısını artırıyor. Test sürecinden geçirilmeden marketlerde yayınlanacak bir uygulamanın marka ve firma imajını zedeleyeceğinin unutulmaması gerekiyor.

 

Uygulamanız için Doğru Bir Fiyat Belirleyin!

Mobil uygulama projesi sonucu ortaya çıkacak ürünün fiyatının belirlenmesi için uygulamanın özelliklerinin, geliştirme dönemindeki masrafların ve rakip ürünlerin fiyatlarının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bu aşamada projeye harcanan paranın ne kadar zamanda geri döneceği gibi finansal hesaplamalar önem kazanıyor.

 

Uygulamanız için Tanıtım Stratejisi Oluşturun!

Geliştirme sürecinizi tamamladığınız ve test aşamasını başarı ile geçen uygulamanızı markette yayınlamadan önce tanıtım sürecini planlamanız finansal anlamda başarıyı yakalamanız için önemli hale geliyor. Uygulamanızı web sitelerinde ve sosyal ağlarda oluşturacağınız sayfalarda kullanıcılara tanıtabilirsiniz. Bilinirliği artırmak için internet reklamcılığını kullanabilirsiniz. Qr kodları ile basılı medyada, beacon teknolojisi ile belirli bir alan içerisindeki mobil cihaz kullanıcılarına indirme linki hakkında bilgi verebilirsiniz. Ayrıca detaylı tanıtım planınız için buradaki yazımıza bakmanız da faydalı olacaktır.

 

Mobil Uygulama Tanıtımınız için 6 Etkili Tavsiye

Mobil cihazların ve bu cihazları destekleyen işletim sistemleri için kullanılan uygulama geliştirme araçlarının kullanımının yaygınlaşması sonucu, mağazalar aracılığı ile her geçen gün daha fazla mobil uygulama kullanıcılara sunuluyor. Uygulamanızın rakipleri arasından sıyrılması ve belirlediğiniz kullanıcı sayısına ulaşabilmesi için çoğu zaman iyi planlanmış bir tanıtım kampanyası yürütmeniz gerekiyor.

Belirlediğiniz hedeflere ulaşmanıza yardımcı olması için geliştirdiğiniz mobil uygulamanızı tanıtırken aşağıda yer alan 6 tavsiyeyi uygulayabilirsiniz.

Google AdWords Mobil Reklamcılığı Kullanın!

Mobil reklamcılık ile uygulamanızı tanıtmak için AdWords size birkaç farklı reklam biçimini sunuyor. Mobil uygulama tanıtım reklamları Google.com, Google Play, YouTube ve Görüntülü Reklam Ağı mobil web sitelerinde, diğer uygulamalarda gösteriliyor.

appindexing1

Hedeflerinize ulaşmanız için optimize edeceğiniz reklamlar ile kullanıcıları uygulamanızı indirmeye özendirebilir veya mevcut kullanıcıları uygulamanıza geri gelmeye, işlem yapmaya teşvik edebilirsiniz.

 

Uygulamaya Ait Web Sitesi ile Potansiyel Kullanıcıları Yakalayın!

Web sitesi ile bilgi verme, teknik destek sunma gibi kullanıcıyı memnun edecek birçok faaliyeti yürütebilirsiniz. Ayrıca web sitesine konan linkler uygulamanın indirilme sayısını olumlu yönde etkiliyor. Uygulamaya hakkında detaylı bilgi içeren web sitesinin trafiği hem mobil reklamcılık, hem de diğer internet reklamcılığı çözümleri ile kolayca artırılıyor. Böylece daha fazla kullanıcının ürününüzü tanımasını ve indirmesini sağlayabilirsiniz.

 

SEO Çalışmasına Önem Verin!

Arama motorları üzerinden yapılan organik arama sonuçları, uygulamanızın ulaşılabilirliği açısından büyük önem taşıyor. Arama motorlarının ücretsiz olarak sunduğu Web Master araçlarını kullanarak uygulama sitenizin linklendirme ve anahtar kelime çalışmasını başarı ile yürütebilirsiniz. Böylece potansiyel kullanıcıların yaptığı aramalarda uygulamaya ait web sitenizin ulaşılabilirliğini artırabilirsiniz.

 

https://www.tune.com/blog/emerging-formats-for-mobile-app-install-ads/

https://www.tune.com/blog/emerging-formats-for-mobile-app-install-ads/

Sosyal Medya Aracılığı ile İlgi Toplayın!

Sosyal medya ağlarında uygulamanız için açacağınız sayfalar ve vereceğiniz reklamlar ile kullanıcıların yayınladığınız mobil uygulama hakkında bilgi edinmesini sağlayabilirsiniz. Arama hacmine göre dünyanın en büyük ikinci büyük ağı YouTube’u kullanarak uygulamanızın hikâyesini, işlevlerini ve kullanıcıya sağlayacağı faydaları detaylı bir şekilde anlatabilirsiniz.

 

İnceleme Sitelerinden Faydalanın!

Takip sayısı yüksek olan ve sektöre yön veren inceleme sitelerinde mobil uygulama ile ilgili makalelerin yayınlanması daha fazla kullanıcının ürününüzü indirmesine ön ayak olabiliyor. Ürünü inceleyen yazarların görüşlerine uygulamanın web sitesinde ve sosyal medya sayfalarında yer vererek güvenilirliği daha da artırabilirsiniz.

 

Omni-Channel Marketing Teknolojilerini Kullanın!

Kullanıcıların her an, her yerde istediği hizmete veya ürüne ulaşmasını amaçlayan omni-channel yaklaşımı için geliştirilen teknolojileri mobil uygulama reklamı yapmak için kullanabilirsiniz.

images-8

Beacon teknolojisi mobil cihazlara belirlenen uzaklıklara göre ayarlanmış metinleri, görsel veya sesli mesajları bir web servisi üzerinden iletilmesini sağlıyor. Kullanımı yaygın olan QR kodu ile basılı tanıtım üzerinden uygulamanız hakkında gerekli bilgileri kullanıcılara aktarabilirsiniz.

Nesnelerin İnterneti Dünyasına Mobil’in Etkisi

Pazarlamacılar hiç durmadan  “Mobil’in Son Parlayacak Yıldızı” ‘nın peşine düşüyorlar.  5G,  BLE, NFC, RWD gibi kısaltmaların ardındaki teknolojilere odaklanıp Yapay Zeka(AI), Sanal Gerçeklik(VR) ve Nesnelerin İnterneti(IoT) gibi sürekli yeni bir teknoloji platformu arıyorlar.

Ancak, mobil yerine yeni bir platformu aramak için bu hayalperest arayışı durdurmanın zamanı geldi. Bunun yerine yeni marka deneyimleri sağlamak için tüm bu komşu teknolojilerin, mobil ile aktive olacağı bir modele odaklanmak gerekecek.

TheInternetOfCars

http://www.motus.com/wp-content/uploads/2016/02/TheInternetOfCars.jpg

Geçtiğimiz 10 yılda akıllı telefonlar, sensörler ile donatılmış bir nevi kara delik haline geldiler, ne var ki sensörler, teknoloji çevrelerinde beklenen patlamayı yapamadı. Fakat şimdi sensörler ve bağlantılar, akıllı telefonlardan bileklerimize, vücudumuza, arabalarımıza, televizyonlarımıza hatta çevremizdeki görünmez diğer alanlara yerleşerek gittikçe genişliyor.

Nesnelerin interneti, dijital platformlar ve teknoloji sağlayıcılar arasında şiddetli bir yer değiştirmenin, bir parçalanmanın ve rekabette yeni bir düzene geçileceğinin sinyallerini veriyor.

Nesnelerin interneti ayrıca marka bağlılığının yeniden tanımlanması için pazarlamacılara yeni fırsatlar verecek. Rekabette geri düşmemek için:

1.Tüketicileri dinleyin ve gerçek davranışlarını analiz edin.

2.Müşterilerinizle daha sık ve daha yakın ilişkiler oluşturun.

3.Müşteri deneyimlerini farklılaştırın.

4.Yeni teklifler ve iş modelleri geliştirin.

http://cdn.pymnts.com/wp-content/uploads/2015/12/Internet-Of-Things.jpg

http://cdn.pymnts.com/wp-content/uploads/2015/12/Internet-Of-Things.jpg

Yine de son kullanıcıyı hedefleyen pazarlamacılar nesnelerin internetinde başarıya mobil aracılığı ile ulaşacaklar. Bunu yapmanın yolu, giderek birbirine bağlantılı hale gelen teknolojide mobilin rolünün nasıl evrimleşeceğini görmek:

  1. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde pazarlamacılar, nesnelerin interneti kullanımında ortaya çıkacak sorunlara mobil aracılığı ile çözümler geliştirmeye başlayacaklar. İlk olarak akıllı telefonların arayüzlerinin, uzaktan kumanda olarak  kullanıldığı bağlantı deneyimlerini senaryolaştırmaya ihtiyacınız olacak. Bunun anlamı; tasarlanacak mobil uygulamanın diğer sensörler ve internete bağlı eşyalara otomatik olarak bağlanması ve gerekli dataların çok hızlı bir şekilde aktarılması ile olacak.
  1.  5 yıl içinde pazarlamacılar mobil ile nesnelerin internetinin birleşeceğini ön görecekler. Mobil ile nesneler arasında data kullanımıyla oluşan ilişkiden olumlu yanıtlar geldikçe, pazarlamacılar tüketicilerin ihtiyaçlarını anlamaya başlamalı ve proaktif bir şekilde hedefli bilgiler göndermeliler. Bunun anlamı; akıllı telefonlar, internete bağlı çeşitli nesnelerin kullanımının devamını sağlayarak tüketici kimliklerini belirleyici bir köprü görevi üstlenecekler.
  1. Gelecek 10 Yıl içinde pazarlamacılar kazandıkları tecrübeleri mobil çözümler olarak ortaya koyacaklar. Mobil hala önemini koruyacak fakat neredeyse görünmez hale gelecek. Işıklar açılacak ve ruh halinize uygun olarak seçilen bir müzik otomatik olarak çalmaya başlayacak. Davi Rose’un dediği gibi; Nesneler büyülü hale gelecek: Teknolojiler, neredeyse büyülü hale gelmiş ve otomatikleşmiş tecrübelerin arkasına düşecekler. Gelişmeye devam eden akıllı telefonlar; arayüzlerin azaldığı, kullanıcı kimliği ile kişisel kontrolün daha çok arttığı ve internete bağlı cihazlarla direkt olarak bağlantı kuran bir ortama teslim olacak.

Mobil Pazarlama Trendinde Öne Çıkanlar

Hem sosyal hayatımızda hem de iş hayatımızın merkezinde artık mobil cihazlar ve uygulamalar var. Hayatımızı yönlendiren ve günlük hayatta büyük kolaylık sağlayan mobil uygulamalar, farklı amaçlara hizmet eden yeni versiyonlarıyla her geçen gün daha çok kullanılır hale geliyor.

Mekan bulmak, yemek sipariş etmek, taksi çağırmak ya da arkadaşlarımızla sohbet etmek için kullandığımız mobil uygulamalar, 2016’da kullanıcı dostu gelişmiş özellikleriyle daha pratik ve tercih edilir olmak için birbirleriyle yarışmaya devam ediyor. Rekabetin büyüdüğü sektörde dikkate almanız gereken yeni trendleri sizler için derledik.

Videonun Yükselişi

http://teads.tv/press-room/mobile-video-advertisings-growth-spurt/

http://teads.tv/press-room/mobile-video-advertisings-growth-spurt/

Pazarlama, tanıtım ve reklam aktivitelerinde videoları kullanmak son yılların yükselen değerlerinden. Geçen sene, mobil trafiğin %70 oranında büyüdüğünü, bunun %55’ini ise videoların oluşturduğunu düşünürsek; her sene daha fazla marka ve ürün videolara pazarlama stratejilerinin bir parçası olarak yer vermesinin nedenini daha iyi anlayabiliriz. 2016’da da bu değerlerin yükselmesinin devam etmesi ve mobil videoların pazarlamada daha etkili olması bekleniyor.

 

Artan Uygulamalar

Yapılan araştırmalara göre 2015’te tüketicilerin mobil uygulamalarda geçirdikleri süre, televizyon izlemekten çok daha fazla. Önümüzdeki yıllarda bunun giderek artacağı bekleniyor. En çok kullanılan 5 uygulamanın kullanım süreleri göz önüne alındığında uygulamalarda geçirilen toplam süre, günlük vaktimizin %80’ini alıyor. Google’ın yeni algoritmasıyla uygulamaların da arama sonuçlarında etkin bir şekilde yer alması 2016’da uygulamaların daha da ön plana çıkmasını sağlayacak gibi görünüyor. Bu durum, markalara hem kendi uygulamalarını yaratma hem de uygulama reklamlarını geliştirme fırsatı verecek.

 

Lokasyon Lokasyon Lokasyon

http://screenmediadaily.com/location-based-mobile-ads-influence-real-world-shopping-behavior/

http://screenmediadaily.com/location-based-mobile-ads-influence-real-world-shopping-behavior/

Mobil cihazların özelliklerinden biri olan lokasyon, mobil pazarlamada değeri yeni yeni anlaşılan özelliklerden biri. Google’ın raporuna göre 2016 yılı sonunda mekan bazlı işletmelerin %85’i lokasyon teknolojisini işlerine taşımış olacaklar. Bu da lokasyon bazlı pazarlama stratejilerin özellikle kullanıcı ya da müşterisiyle birebir iletişime geçmek isteyen marka ve ürünler için oldukça kullanılır olacağının göstergesi. Geçtiğimiz senelerde kendini ufak ufak belli etmeye başlayan bu trend de 2016’nın yükselen değerlerinden olacak.

 

Her Ölçek İçin Otomasyon

Pazarlamada otomasyonu kullanmak yakım zamana kadar hep büyük ölçekli şirketlerin ve ajansların öncelikli gündemindeydi. Ancak mobil uygulama ve pazarlamanın gelişmesiyle her ölçekten işletme ve marka için geliştirilmiş ve kişiselleştirilmiş pazarlama otomasyonu daha da önemli hale gelecek.

 

Sohbetin Muhteşem Dönüşü

http://www.slashgear.com/wii-u-miiverse-unveiled-mobile-chat-and-more-03231382/

http://www.slashgear.com/wii-u-miiverse-unveiled-mobile-chat-and-more-03231382/

Eskiden Mirc vardı, ICQ vardı. Sosyal paylaşımların yükselişiyle gücünü yavaşça kaybetti ancak görünen o ki sohbet merkezli uygulamalar mobilde her geçen gün daha da fazla insan tarafından kullanılıyor. Facebook ve Whatsapp kullanıcıları 1 milyar kullanıcıya ulaşırken Çin’de ise WeChat rekor kırmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda da sohbet odaklı uygulamaların artacağına, bunların pazarlama aracı olarak kullanılacağına dair beklentiler var.

 

İçerik Her Şeydir

Son dönemlerin en popüler pazarlama yöntemlerinden biri olan içerik pazarlaması mobilde de yükselişini sürdürmeye devam edecek. Bir ürün ya da markayı direkt reklamlarla kullanıcıya ulaştırmak yerine blog, infografik ya da video gibi kullanıcı ya da müşterinin ilgisini çekecek bilgi verici içeriklerle yönlendirmek mobilde de diğer mecralarda olduğu gibi yükselişine devam edecek.

Mobil Ödeme Devriminin 3 Trendi

Mobil ödeme alanı,  müşterileri güçlü bir mıknatıs gibi kendine çekiyor ve geleceğin olayı olarak konumlanıyor. Endüstri takipçileri -mobil cihaz devrimi ile birlikte- nakit para ve kredi kartının yeni teknolojinin imkanları doğrultusunda mobil telefonlara gömülmesinin, geleneksel cüzdanın sonunu getireceğini öngörmüştü.

Bu öngörü henüz gerçekleşmedi. Çoğu insan kredi kartı ve nakit para gibi geleneksel yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Yine de bu durum, mobil ödeme devriminin yaklaştığı gerçeğinin önüne geçemiyor.

Mobil ödemenin bu denli gelişip yaygınlaşması, bu devrimi hızlandıracak 3 güncel trendi anlamaya çalışmayı kaçınılmaz kılıyor:

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

1. Mobil Ödemeleri Daha Büyük Bir Platformun Parçası Yapma

Nasıl işliyor: Teknoloji endüstrisindeki en büyük oyuncular son zamanlarda, bünyelerindeki büyümeleri destekleyecek ödeme çözümleri üzerine çalışıyor. Bu çözümlerin tamamı Pay -Teknoloji Devi-’in etiketi altında bir araya getiriliyor.

Çözümlerin pek çok ortak noktası olmasına rağmen, birbirlerinin kopyası da değiller. Kısaca belirtmek gerekirse, hepsi yakın alan iletişimi (NFC), şifreleme, parmak izi okuyucular ve kullanıcıları hatasız sonuçlara ulaştıran seçenekleri barındıran güvenilir teknolojik setlere dayanıyor.

Kim yapıyor: Apple Pay, Android Pay ve Samsung Pay (Bir tema fark ettiniz mi?)

Neden yapıyor: Bu rekabet halindeki servisleri birbirine bağlayan, stratejileri ardındaki fikir.

Her bir hamleleri, şahsi şirketlerinin platformlarıyla entegre olacak şekilde tasarlandı. iOS için Apple Pay (ve Apple Watch), Android için Android Pay ve Galaxy serisi için Samsung Pay.

Tüm bunların ötesinde bu hizmetlerin amacı; ödeme alanında lider olmak değil, daha büyük platformları ve vizyonu büyütmeye destek olmak.

2. Anlaşma ve Deneyim İyileştirme

Nasıl işliyor: Şirketler, ödeme yapmak yerine sadakate odaklanıyor ve mağazaların ürünlerini müşterilere sunma şeklini değiştiriyor. Bu yol ile, mağazaların her bir müşterisinin alışveriş geçmişinden elde ettiği verilerin zenginliğini artıyor ve her bir müşteriye özel bir teklif oluşturma imkanı doğuyor.

Ayrıca, bu strateji online ve offline arasında kusursuz bir deneyim yaşama fırsatı veriyor. Müşteriler offlineda ayırttığı bir ürünü kolaylıkla telefonlarından satın alabiliyor.

Kim yapıyor: bu yaklaşımı benimseyen tek şirket Yoyo Wallet.

Yolo Wallet’ın CEO’su ve yardımcı kurucusu Alain Falys durumu şöyle açıklıyor: “Mobil ödemelere bakıyoruz ve endüstrinin bu ödeme şekline doğru kaydığını görüyoruz. Bir şeyleri telefonlarımızdan satın alacağız.” “Bizim için daha ilginç olan, tüketici ve mağaza arasındaki ilişki sorunsalı. Günümüzün büyük oyuncularının ödeme konusundaki vizyonları oldukça dar ve bir katma değer de eklemiyorlar.”

Neden yapıyor: Ana fikir, mağaza ve tüketici arasındaki iletişimi daha kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürmek Örneğin; bir fincan kahve almak için bir kahve dükkanına gitmek yerine, kullanıcılara daha iyi bir anlaşma için teklif iletilecek 12 fincan kahve fiyatına 10 fincan alın vs. Böylelikle, müşteriler ne zaman isterlerse nakit veya kredi kartı ile ödeme yapmak için motive edilmiş oluyor.

İşin aslı, eski moda “bağlılık kartı” ile aynı fikirden yola çıkılıyor. Ancak olaylar tam tersinden ele alınıyor. Diğer oyunculardan gördüğümüz bu sistem, aynı mobil ödeme yeniliklerine olanak vermenin bambaşka bir yolu.

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

3. Alışverişi Kolaylaştırma

Nasıl işliyor: Kullanıcıların parasını güçlük yaşamadan başka birine aktarabilmesini sağlayan birçok mobil ödeme uygulaması bulunuyor. Bir grup arkadaşınızla dışarı çıkmışsanız ve hesabı ayrı ayrı ödüyorsanız bu sizin için mükemmel bir kurtarıcı. Bu uygulamalar ile, bir kişi hesabı kredi kartı ile ödeyebilir ve diğer herkes kendi payını uygulama aracılığıyla ekleyebilir.

Kim yapıyor: Bu alanın Venmo, Square Cash ve Popmoney gibi popüler uygulamaları.

Neden yapıyorlar: Bu yaklaşımın en mantıklı tarafı; büyük bir kullanıcı temeli inşa ederek, yaygın (ve zorlu) bir problemi çözebilmesi. Durumu her yönüyle ele alan bir yaklaşım olarak değerlendirmek de mümkün. Bahsi geçen uygulamalar ile, gerekli kullanıcı sayısını içeren bir topluluk oluşturulduğu anda; mağazalara iletilecek bilginin akış süreci daha da kolay bir hal alıyor.

 

Credit: Pozin, Ilya. “3 Trends In Mobile Payments You Need to Know About.” Forbes. Forbes Magazine, n.d. Web. 04 May 2016.

10 Etkileyici Mobil Uygulama Tasarım Trendi

Son beş yıldır, Uber’den Vine’a, mobil uygulama tasarım trendlerinin nasıl şekillendiğine dair bir bakış açısı geliştirmeye başladık. Sosyal trendlerden -paylaşım ekonomisi gibi- teknolojideki değişikliklere kadar, mobil uygulamaların nasıl görünmesi gerektiğini belirleyen çeşitli etkenler olduğunu fark ettik. Bu yıl ise, ufacık giyilebilir teknoloji ürünlerinin devasa telefon ekranlarına bakıyoruz.

Kullanıcılar mobil teknolojiyi günlük hayatına dahil ettikçe, uygulamalarının tasarımıyla ilgili gelişmelerle daha çok ilgileniyor. İş yerinden gelen bir maili kontrol etme, otel odası kiralama, glutensiz bir pizza siparişi verme… Bu sırada, Airbnb ve GrubHub gibi uygulamalar kalabalıktan ayrışıyor. Uygulamayı kullanırken ortaya çıkan düşünce trafiğini minimuma indiriyorlar. Böylelikle kullanıcılar, işin çoklu-görevlendirme ve hayata geçirme kısmına daha çok vakit ayırabiliyor. Çoklu-görev sistemini uygulayan kullanıcıların sayısı ve mobil uygulama tasarımına olan talep doğru orantıda artıyor. Bu şekilde daha çok kullanıcı istediği şeye, istediği anda sahip olabiliyor.

Yazımızda ele alınan mobil uygulama tasarım trendleri, kullanıcıların istediği şeylere istedikleri anda ulaşmasını kolaylaştırıyor.

1. Daha Büyük Telefon Ekranları

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, phablet tüketimi artıyor ve değeri daha çok kişi tarafından kabul görüyor. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

“Daha büyük tasarım”a odaklanırken, kullanıcıların cihazlarını kullanırken nasıl tutacaklarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu da demek oluyor ki: en önemli navigasyon ögeleri, kullanıcının baş parmağı ile kolaylıkla ulaşabileceği bir mesafede olmalı.

Eğer gerçekten kullanılışlı ve erişilebilir bir mobil deneyim oluşturma niyetindeyseniz, interaktif ögelerin cihazın iki tarafından da ulaşılabilecek büyüklükte olduğundan emin olun. Böylelikle sağ ve sol elini kullanan tüketicilerinizin deneyiminin kalitesini ortak bir paydada buluşturabilirsiniz.

Konu yalnızca kullanıcılarınızın solak olup olmaması değil. Hatırlamanızda fayda var: belirli seçenekler ile sınırlandırılmış bir tasarım anlayışı, uygulamanızın kullanışlılığını azaltmakla kalmaz; ayrıca uygulamanın ergonomik yapısına da zarar verir.

2. “Dokunmak” Yerine “Kaydırmak”

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

Dokunmatik telefonlarda çalışan mobil uygulamalar ilk çıktığında tasarımcılar ve geliştiriciler, farklı tipteki fiziksel nesneleri fark yaratacak şekilde programlamaları gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydı. 2007’de iPhone’u elimize ilk aldığımızda, iki parmağı kullanarak yaptığımız yakınlaşma işlemi oldukça ilginç bir özellikti. Ancak, içeriği okuyabilmek için yakınlaştırma işlemi yapmayı zorunlu tutmak mobil uygulama tasarımı için hiç iyi değil. Bununla beraber, minyatür parmaklara sahip olmayanlar için basması oldukça zor küçük tuşlarla da karşılaştık. Bu da kullanıcı odaklı tasarımın önemini yeniden hatırlattı.

Mobil cihazları kullanmak için “kaydırma” kadar doğal hissedilen bir özellik yok. Özellikle de cihazı tek elinizle kullanmak istediğinizde. Kanıta mı ihtiyacınız var? Elinizi sanki telefonunuzu kavrıyormuşsunuz gibi bir pozisyonda tutun. Görünmez telefonunuzun ekranına baş parmağınızla dokunuyormuş gibi yapın. Bu eylemin nasıl hissettirdiğini bir yere not edin. Ardından, baş parmağınızı ekranda kaydırın. Hangi yöntem sizin için daha rahattı?

Popüler bir online tanışma uygulaması olan Tinder, bu konu için çok daha belirgin bir örnek ve iki basit seçenekle yürütülüyor: kullanıcı profillerini sağa veya sola kaydırma. Romantik komedi filmi fragmanı izlemekten daha kısa bir zaman ayırıp, yalnızca bir parmak hareketi ile potansiyel eşinize kavuşabiliyorsunuz.

3. Giyilebilir Teknoloji Mobil Uygulama Tasarımlarını Etkiliyor

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

Büyük ekranlı phablet çılgınlığının yanında, bilekteki daha küçük ekran trendi yükselişe geçiyor. Uluslararası Veri Kurumu, satıcıların geçen yıl 45.7 milyon giyilebilir teknolojik cihaz yüklemesi yaptığını tahmin etmişti. Bileklik (40 milyon ile en büyük yüzde), giysi ve göz aksesuarı dahil.

Giyilebilir fitness cihazı modası Apple Watch ve Android Wear ile daha da ivme kazanıyor. Giyilebilir teknoloji artık uyku ve kalp ritmi takibi yapan abartılmış pedometrelerin ötesinde, övgüleri hak eden akıllı cihazlardan oluşuyor. Bu cihazlar size iş seyahatinizin ne kadar süreceğini veya yarının hava durumunu bildirebiliyor. Öyleyse bu değişikliklerin mobil tasarımlar ve tasarımcılar üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Bu gelişmekte olan trendin ilk evrelerindeyiz. Bu yüzden Apple ve Android, ürünleri için birtakım öneriler sunuyorlar. İkisi de en azından yeni teknoloji cihazlara bir göz atmanın gerekli olduğunu belirtiyor.

Telefon veya tabletlerin aksine, giyilebilir cihazlar yeterli boyutta içeriği, doğru hızda ve kullanıcıların hemen bakabileceği şekilde vermeli. Göz ucuyla bakıldığında bile. Bu da tipografi, renk karşıtlığı ve bağlamın (Kullanıcı nerede? Şu an hangi veriye ihtiyacı var?) büyük bir özenle hazırlanması gerektiğini anlamına geliyor.

Yeni kabul edebileceğimiz bu teknolojide önemli olan, eyleme geçebilecek kullanıcı geribildirimlerini tespit etmek ve gelecek güncellemeler sırasında yapılacak düzenlemeleri kullanıcı yönlendirmelerine göre ayarlamak.

4. Katmanlı Tasarımlar

Sonsuz yüzeyli tasarım (eternal flat) mı yoksa skeuomorfizm mi?” tartışması sürüyor. Estetik açıdan değerlendidiğinde skeuomorfizm, gerçek hayat dokularının dijital içerikteki sıradan hali gibi görünüyor tıpkı arabanın ön panosunun bariz bir şekilde sahte odun deseniyle kaplanması gibi. Ancak yüzey tasarımı, son on yılın dijital estetiğinde ön plana çıkmasının yanında bazı kusurlara da sahip. Mobil uygulama tasarımından bütün dokunun kaldırılması halinde, hangi ögenin interaktif olduğunu söyleyebilmek zorlaşabilir.

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

Bir uzlaşı noktası arıyorsak, cevap katmanlı yüzey tasarımı veya Google’ın deyimi ile “maddesel tasarım”ı (material design)oluşturmak olabilir. Bu yaklaşım, estetik yüzey tasarımını eğrileştiriyor ama skeuomorfizmin birkaç prensibinden de faydalanıyor. Yüzey tasarımıyla beraber, ögeler katmanlaşyor ya da maddesel tasarım ile doğadaki geometrik halini koruyabiliyor. Renk engellemeleriyle ise doğadaki dokunun, belirgin parlamaların tıpkısını kopyalamanın önüne geçiyor. Ama yine de skeuomorfik tasarımda olduğu gibi, katmanlı yüzey tasarımı doğal dünyadan benzetmelerle işliyor.

5. Daha Fazla Hareket

Akıllı telefonunuzun aya ilk insanı gönderen NASA ekibinden ya da 1997 dünya satranç şampiyonunu yenilgiye uğratan süperbilgisayar Deep Blue’dan daha fazla programlama gücü var. Ve bu güç her geçen gün daha da artıyor. Mobil cihazlarımız daha güçlü bilgisayarlara dönüşmekle kalmıyor, üç farklı çeşidi olan 4G ile başka türden bir hız kazanıyor ve mobil uygulama tasarımınızı canlandırabilmeniz için büyük bir özgürlük sunuyor.

Hareket, mobil uygulama tasarımına pek çok fayda getiriyor. Dikkati belirli bir ürün üzerine toplayabiliyor, kullanıcıya önemli bir eylemde veya daha şaşırtıcı ve doyurucu bir kullanıcı deneyimi yaratmada rehberlik ediyor. Akıllı telefonlar yeterince ilerledi ve bağlantıları HTML5 animasyon veya paralaks tasarımına karşı avantaj sağlayacak kadar güçlendi. Bu da demek oluyor ki, daha az kısıtlama ile daha çok hareket görebiliyoruz.

6. Basit -Yumuşak Renk Şemaları

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

Her yıl için bir renk paleti seçilir ve şu anki trend, yumuşak karşıtlıkları yansıtan basit renk şemaları (Pantone’nin renk paleti “daha soğuk ve yumuşak, hafif tonlardaki renk seçimleri”). Bu, yükselişteki yüzeysel tasarımın minimalistliğinin doğal bir sonucu. Bir rengin çeşitli tonlarından oluşan, beyaz tipografi ve karşıt ögeleri barındıran bir tasarım deneyin. Diğer bir seçenek olarak, iki veya üç soğuk renk ve yumuşak tonlu bir tasarım tercih edin.

Bu basitlikteki bir mobil uygulama tasarımının içeriğinin sonucu: gözün sert kontrast geçişleri ile yönlendirilmesi sayesinde, kullanıcının memnuniyetine uygun, daha hedeflenebilir bir deneyime ulaşmak. Hali hazırda ışık yayan bir ekrana bakıyor olmak gözü oldukça yoran bir işlem. Rengin tonunu düşürmek ve parlaklığı yumuşatmak, mobil uygulama tasarımının verdiği hazzı arttıracak ve daha tatmin edici bir deneyim sunacaktır.

7. Tipografi Bir Adım Öne Çıkıyor

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

Mobil tipografisinin web’deki düşük çözünürlüklere uygun olan sınırlı sayıda fonttan oluştuğu zamanlar çok uzak değil. Geçtiğimiz iki yılda iOS ve Android içeriğin akıcılığını arttırmak, ölçümlenebilir ve okunabilir fontlara ulaşmak için işletme sistemlerini optimize ediyorlar. Büyük ekranların yan etkileri ve teknolojik yenilikler, mobil uygulama tasarımlarındaki tipografi kullanımına ifade ve güzellik katıyor. Trend olan büyük bir arkaplan fotoğrafı ya da negatif boşluk seçebilir, harf karakterinizin ön plana çıkmasını ve güçlü mesajı tek başına parlatmasını sağlayabilirsiniz.

8. Bulanıklık Netleştirir

Mobil bir uygulama tasarımı trendi, yarı saydam uygulamanıza arkaplan bulanıklığı ile anlık kullanılabilirlik ekler. Kullanıcının arkaplanındaki en sık kullanılanlar listesindeki mobil uygulamalar çalıştığı sırada, sorunsuz ve kesintisiz bir deneyim sunabilir. Çokça rastlanmayan bazı durumlarda ise kullanım sorunlarına sebep olabilir.

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

Kullanıcılarınızın cihazlarına seçtiği arkaplana ve kaç adet ikon veya widget kullandıklarına bağlı olarak, saydamlığın eksikliği okumanın güçleşmesine yol açabilir. Mobil uygulama tasarımınıza bir Gaussian bulanıklık efekti eklemek, uygulamanın gözü yorma oranını azaltır ve kullanıcının gözündeki “arkaplanında çalışma” izlenimini sürdürür.

9.  Mobil Uygulama Tasarımlarındaki Erişilebilirlik Yenilikleri

Günümüz imkanlarının bir getirisi olarak, tasarım trendleri daha erişilebilir bir konumda. Makro el hareketleri (kaydırma) daha kontrol gerektiren hareketlere (yakınlaştırma ve tıklama/dokunma) veya geniş öge ve fontlu basit tasarımlara kıyasla daha az görsel süreç gerektiriyor. Örneğin; Typekit, mobil uygulama tasarımımıza kaliteli tipografiden vazgeçmeye gerek kalmadan daha fazla güncel metin ekleme imkanı tanıyor. Aynı zamanda uygulamalarını okuma cihazları kullanan kişiler için daha erişilebilir kılıyor. Daha büyük cihazlar ve phabletler dahi mobil uygulama tasarımlarını daha büyük kitlelere ulaştırmada tek başına etkili.

Aklınızda bulunsun; mobil uygulama tasarımınızda kullanılabilirlik inşa etmek, uygulamanızın ne denli erişilebilir bir ürün olduğuna dair kritik bir düşünme aşaması gerektirir.

Tasarım daha büyük ve okunabilir metin özelliği arayan kullanıcılar için kişiselleştirilebilir mi? İnteraktif ögelerden cevap almaya ihtiyaç duyanlar için dokunsal geribildirim seçeneği planlıyor musunuz? Gibi sorular sormak, tasarımınız üzerinde çalışırken erişilebilirlik kontrol listesi görevi görüp size yardımcı olabilir. Buna ek olarak, Erişilebilirlik Projesi tasarımcılar ve geliştiricilerin ürünlerinin daha büyük bir kitle tarafından ulaşılıp kullanılabilmesi için birkaç çözüm önerisi sunuyor.

10. Daha Akıllı Prototiplendirme

Kullandığımız her uygulama bir zamanlar bir prototipti. Kavramla ilgili pek çok kanıt basit bir wireframe olarak başladı, birkaç parça kağıt çıktısı ya da statik bir PDF olarak kaydedildi. Mobil uygulama tasarımı daha karmaşık bir hale gelince, birkaç statik görüntü göstermek ve müşteriyi ya da uygulama geliştiriciyi hareketi hayal etmeye zorlamak yetmemeye başladı. Eğer uygulamanız kullanıcıyı büyük ölçüde animasyon üzerinden yönlendiriyor ya da yalnızca görsel olarak ilgilenebilecek bir yapı sunuyorsa, müşteriniz uygulamayı ilginç ve kullanılabilir yapan etkilerin ne olduğunu anlamaya çalışırken kaybolur. Ayrıca, yüzeyli wireframeler tek başlarına “Vay canına!” etkisi yaratamaz.

Oysaki kavramın kanıtını (proof of concept*) programlama işi, başlı başına sancılı bir süreçtir. Uygulama geliştiriciler bandwidthi kodlama ögelerine eklediğinde, final prototipine kadar dayanamayacağı neredeyse kesindir. Bu nedenle tasarımcılar, uygulama geliştiricilerin gereksiz çaba harcamasının önüne geçmek için, fikir ve amaçları açıklayabilmek adına, geliştiricilerle arasında oldukça açık bir bilgi ağı kurmak zorunda veya diğer seçenekleri vizyonlarını yansıtan bir prototip yaratmak olmalı.

Neyseki günümüzün prototiplendirme çözümleriyle tasarımcıların bunu gerçekleştirme fırsatı var. Tasarımcılar minimal bir kodlama bilgisi ile kullanıcının uygulama ile interaktif iletişimini gösteren mobil uygulamanın tasarımı için kritik olan herhangi animasyon ve hareketi içeren bir kavram kanıtı yaratabiliyor. Bu, potansiyel bir müşteriyi ya da tüketiciyi şaşırtmakla kalmıyor; aynı zamanda uygulamanın geliştirmedeki yerleşme sürecini kolaylaştırıyor. Bir uygulamanın nasıl hareket etmesi ve kullanıcıyla etkileşime geçmesi gerektiğini bilgisini çözümledikten sonra, tüm geliştiricilerin görevi -kod kullanmadan- ürünü oluşturmak olacaktır.

 

Credit: Proto.io. “10 Exciting Trends in Mobile App Design – The Startup.” Medium. Proto.io, 01 Sept. 2015. Web. 29 Apr. 2016.

Mobil Arayüzlerin Psikolojik Hızı

Mobil deneyimler inşa edilirken yapılan en hassas değerlendirmelerden biri mobil arayüzlerin etkileşim hızıdır. Mobil kullanıcı uygulamayı kullanırken oldukça sabırsızdır. İçeriğin yüklenmesi için çok fazla beklemeleri gerekiyorsa, uygulamayı terk etmeme olasılıkları yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, uygulamanızın işlem yapma süresinin olduğundan kısa süreli algılanması için yani kullanıcının zihnindeki süreci hızlandırmak için özenli olmanızda fayda var.

Peki, uygulamanızın daha hızlı olmasını nasıl sağlayabilirsiniz? İşte en sevdiğiniz uygulamanızın kullandığı ve farkında olmanız gereken bazı ilginç yöntemler.

https://instagramtr.net/wp-content/uploads/2015/05/Instagramda-beklenen-oluyor-mail-donemi-basliyor.jpeg

https://instagramtr.net/wp-content/uploads/2015/05/Instagramda-beklenen-oluyor-mail-donemi-basliyor.jpeg

Instagram’a bir post -diğer bir deyişle gönderi- eklediğinizde; gönderi, kullanıcı fotoğrafı/videoyu çeker çekmez veya galeriden ekler eklemez arka planda yüklenmeye başlar. Uygulama, Instagram’daki gönderi ekleme sürecinin aşamalarının kendisini (ayarlama & kesme, filtre ekleme, açıklama yazma vb.) avantaja dönüştürür. Kullanıcı bu aşamalardan geçerken, gönderi arka planda yüklenmektedir. Mesaj yükleme veya göstermeye ait bir ilerleme çubuğu yoktur.

Kullanıcı fotoğrafı paylaşır ve akış bölümüne geri döner. Bu noktada uygulama, yükleme sürecini “tamamlar” ve kullanıcıya  yüklediği fotoğrafı hemen gösterir.

Kullanıcının dikkati fotoğrafı yükleme sırasındaki aşamalar ile dağıtılmıştır. Aşamalar tamamlandığında, fotoğraf çoktan yüklenmiş olur. Bu durum adeta kullanıcı için gerçeğin içinde oluşturulmuş bir hız illüzyonu gibidir, fotoğraf olduğundan hızlı bir şekilde yüklenmemiştir.

Bu denli basit bir kullanıcı deneyimi kararının, böylesine bir başarı etkisine sahip olması çok ilginç. Instagramdan önceki fotoğraf paylaşma uygulamalarının da çok benzer bir paylaşım süreci vardı ama kullanıcı süreci tamamlayana kadar fotoğraf paylaşma işlemi başlamazdı.

***

Mesajlaşma, işin özünün hız olduğu başka bir mobil deneyim. Bu deneyimin en popüler uygulamaları olan Whatsapp ve iMessage’ı, kullanıcıyı mesajın nasıl gönderildiği ve teslim edildiği hakkında bilgilendirmesi yönünden kıyaslayalım.

http://www.fortuneturkey.com/Content/images/Haberler/Boyut1/whatsapp-mavi-tik-guncellemesi-nedir-nasil-engellenir-27359-07112014151601.jpg

http://www.fortuneturkey.com/Content/images/Haberler/Boyut1/whatsapp-mavi-tik-guncellemesi-nedir-nasil-engellenir-27359-07112014151601.jpg

Whatsapp mesajın gönderildiğini belirtmek için bir tik işareti kullanıyor ve iletildiğini belirtmek içinse ikinci bir tik işareti.

Uygulamanın akıllıca yaptığı şey, kullanıcıya ilk tik işaretini hızlıca göstermek. Mesajın tamamı Whatsapp sistemine hızlı bir şekilde yüklenmemiş olabilir ama Whatsapp geleceğini varsayıyor ve kullanıcısına anlık bir pozitif belirteçle cevap veriyor. Bu, kullanıcıya Whatsapp’ın mesaj göndermede çok hızlı olduğu hissini veriyor.

iMessage ise aynı pozitif geribildirim döngüsünü yaratamayan farklı bir yaklaşıma sahip.

http://s3.amazonaws.com/digitaltrends-uploads-prod/2015/08/iMessage-Security.jpg

http://s3.amazonaws.com/digitaltrends-uploads-prod/2015/08/iMessage-Security.jpg

Bir kullacı iMessage gönderdiğinde, mavi ilerleme çubuğu mesaj gönderildikçe ekranda ilerliyor. Bu durum, kullanıcının ağ bağlantısına göre değişiklik gösterebiliyor. Eğer fotoğraf gönderiliyorsa, ilerleme çubuğu daha da yavaş ilerleyebiliyor.

Bu neden daha kötü bir deneyim? Kullanıcı kaçınılmaz bir şekilde ilerleme çubuğunun ekranda ilerlemesini izleyecek ve eğer çubuk yavaş ilerliyorsa, uygulamanın hızlı olduğu algısı kaybolacak. Uzun vadede kullanıcının uygulama hakkındaki hislerini de etkilemesi de söz konusu. Üstelik pratikte, Whatsapp ve iMessage’ın bir metin veya görsel içerikli mesajı iletme süreleri yaklaşık olarak birbiriyle aynı.

İki uygulamanın mesaj durumuyla ilgili iletişim kurma biçimlerinin, uygulamanın algılanan hızını etkilemede büyük bir gücü var.

Mobil kullanıcı arayüzü tasarım ve geliştiricilerinin, içeriğin yüklendiğini belirtmek için kullandığı çeşitli düzenlemeler var. Genellikle, kullanıcının içeriğin yüklenmesini beklediği sırada bir şeylerin olduğunu gösterebilmek için birtakım spinner veya ilerleme çubuğu kullanmaya yöneliyorlar.

https://cdn-images-1.medium.com/max/400/1*hSYfv3vUEdZT3s8n7nyY-w.png

https://cdn-images-1.medium.com/max/400/1*hSYfv3vUEdZT3s8n7nyY-w.png

Yakın zamanda bazı uygulamalar içeriğin yüklenme deneyimi sırasındaki hız hissini arttıran ve bekleme gerginliğini azaltan yeni bir yaklaşımı kullanmaya başladı.

Bu uygulamalar içerik yüklenmeden önce içeriğin nerede görüneceğini ve hangi düzende ve formatta olacağını belirtmek için uygulamada bir “iskelet” gösteriyor. Neredeyse bir blueprint (şablon) veya wireframe gibi. İçerik yüklendiğinde hatasız bir geçiş oluyor ve sakin, doğal bir his veriyor.

http://cdn.playbuzz.com/cdn/3f18dc3c-c715-447f-bcc5-179b654e97d8/de413a18-f840-4c28-8cee-dfa709c0a872.jpg

http://cdn.playbuzz.com/cdn/3f18dc3c-c715-447f-bcc5-179b654e97d8/de413a18-f840-4c28-8cee-dfa709c0a872.jpg

Pinterest, mobil uygulama ve web sitesinde benzer bir yaklaşım kullanıyor. Ancak bunu bir adım öteye taşıyor. Her gönderideki imajı analiz ediyor ve imajın hangi ana renge sahip olduğunu keşfediyor. Ardından elde edilen değeri sisteminde saklıyor ve uygulama içeriği yüklediğinde, renklendirilmiş kutu ve asıl imaj arasındaki geçiş oldukça kolay ve sıkıntısız oluyor. Bu yöntem de imajların daha hızlı yüklendiği illüzyonunu yaratıyor.

***

Görüldüğü gibi, mobilin dalgalı sularında sağ kalabilmek için dijital pazarlamacıların bütün denizcilik tüm hünerlerini sergilemeleri gerekiyor. Çünkü mobil cihazlardaki işlem ve eylemlerin giyilebilir bir ortama aktarılması halinde durum olduğundan da kritik bir hal alacak.

Credit: Lubling, Oz. “The “Psychological” Speed of Mobile Interfaces.” Medium. N.p., 25 Mar. 2014. Web. 22 Apr. 2016.

Android Uygulama Geliştirirken Uzak Durulması Gereken 10 Hata

Android uygulamanızın Google Play uygulama mağazasındaki arama sonuçlarında daha iyi bir sıralamada gelmesi için hazırladığımız bu yazı ile, geliştirdiğiniz mobil uygulamanın daha fazla kullanıcıya ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Bazen kaçınmanız gereken hataları bilmek, doğruluğundan emin olmadığınız kişisel tavsiyelere güvenmekten iyidir. Öyleyse uygulama sahibi olarak kaçınmanız gereken 10 hataya bir göz atalım:

 

1.Kullanıcı Dostu Olmayan Uygulama Adı Kullanmak

Kullanıcıların sizi kolaylıkla bulabilmesi için açıklayıcı, basit ve akılda kalıcı bir uygulama adı kullanmanız çok önemli. Örneğin, markayı ve uygulamanın açıklamasını birleştiren bir isim kullanmanız kullanıcılar için çok daha anlamlı olabilir.

2.Uygulama Açıklamasını Optimize Etmemek

Açıklamanın ilk iki satırı kullanıcılar için çok önemlidir. Kullanıcıya önce uygulamanın neyle ilgili olduğunu anlatın, sonra uygulamanın özelliklerini ve aldığı ödülleri yazın.

3.Video Trailer’ı Koymamak

Kısa ve anahtar kelime optimizasyonu yapılmış bir video, uygulamanızın SEO’suna ve kullanıcı kazanmasına yardımcı olur. Çünkü kullanıcılar videoları, uygulama detayları sayfasının en ikna edici parçası olarak görürler.

4.Kişiselleştirmeyi Unutmak

Günümüzdeki kullanıcı eğilimleri göz önünde bulundurulduğunda, bir markanın, kullanıcının beklenti ve isteklerini en iyi şekilde karşılamasının tek yolu kişiselleştirmeden geçer.

O halde, kullanıcıların uygulamayı oylamasına, incelemesine ve “+1”lemesine izin vermeniz gerekir. Google, önerilen uygulamaları bunlara dikkat ederek gösterir.

5.Yalnızca İndirme Sayısına Odaklanmak

Google, uygulama aktivitesi ve indirme süresini ölçer ve ancak kullanıcı uygulamayı bir süre kullandıktan sonra silerse ceza vermez.

6.Uygulamanın Tablet İçin Uyumlu Olmaması

Tabletler, kullanım oranı gün geçtikçe artan mobil cihazlardan biridir. Bu nedenle, uygulamanızı tablet için uyumlu hale getirmek uygulamanızın indirilme sayısını arttırır.

7.Kullanıcı Dostu Olmayan Etiketler Kullanmak

Etiket kullanmamak bir şey, kullanıcı dostu olmayan etiket kullanmak başka bir şey. Dijital dünyadaki gezilerin küçük rehberleri olarak adlandırabileceğimiz etiketlerin kullanımı özenle yaklaşılması gereken bir konu.

Uygulamalarınızın Google Play URL’inde “Google Play” kelimelerini içeren bir link kullanmak yerine, açıklayıcı anahtar kelimeler kullanın. Bu sayede o anahtar kelimelerdeki sıralamanız da artabilir.

8.Popüler Uygulamalarınkine Benzeyen İsimler Kullanmak

Arama sorgularının %50’sini yanlış yazımlar oluşturduğu için, uygulama isminiz popüler uygulamaların isimlerine veya yanlış yazılmış şekline benzer olmamalı. Aksi halde Google otomatik olarak o sorguyu düzeltir ve potansiyel kullanıcının sizin uygulamanıza yönlendirilme olasılığı çok düşük olur.

9.Büyük Boyutlu APK Yapmak

Küçük APK’lar daha çok indirilir ve daha az silinir. Kullanıcılar telefonlarının depolama alanındaki yer azaldığında; büyüklüğüne ve hafızada kapladığı yere göre uygulamaları siler.

10.Uygulamayı Sosyalleştirmemek

Uygulamaların da organik bir yapıya sahip olması gerektiğini unutmayalım, tıpkı kullanıcıları gibi. Bu organik yapı yalnızca değişime açık olmaktan ibaret değil elbette. Aynı zamanda da kullanıcısını, bulunduğu sosyal platformlarda karşılaması anlamına geliyor.

Credit: SEO 2015 – Gökhan Barışkan

Web Erişiminde Mobilin Tüm Dijital Cihazlara Karşı Üstünlüğü

ZenithOptimedia ve GlobalWebIndex’in(GWI) mobil davranışlardaki değişikliği ele alan yeni bir global içgörü araştırmasına göre;

Gençler; 2018’e kadar, internetteki en geniş çaplı reklam pazarlarına erişirken mobil cihazları, diğer tüm cihazlardan daha çok kullanacak.

GWI’in panelindeki 200.000 internet kullanıcısı ile yapılan araştırmada;

“3 yıl içinde 16-24 yaş aralığındakilerin -konum fark etmeksizin- dünyanın en büyük reklam pazarlarına erişim sağlarken mobil cihazlarda, diğer cihazlardan fazla zaman harcayacağını öngörüyor.”

Meksika ve Suudi Arabistan gibi ülkeler bu noktaya şimdiden ulaştı. Listenin başını ise Brezilya çekiyor. Önümüzdeki yıl Güney Kore ve Arjantin’in de gruba katılması bekleniyor.

Çin ve Japonya’da durum biraz farklı. Dünyanın ikinci ve üçüncü en büyük reklam pazarı olan bu ülkelerin bahsi geçen noktaya 2017’de gelmesi bekleniyor. Amerika ve Almanya için taşma noktası 2018 olacakken, İngiltere’ninkinin 2019 olacağı varsayılıyor.

16-24 yaş grubunun oluşturduğu birincil mobil kullanıcı segmenti, internette her gün ortalama 3.59 saatini geçiriyor ve %23’ü geçen ay mobil üzerinden ürün alışverişi yaptığını söylüyor. Diğer yandan, %44’lük bir oran ile mobildeki en popüler etkinlik bir sosyal ağ hizmetini kullanmak. Bunu %38 ile hava durumuna bakma ve %22 ile online video izlemeiçerik pazarlama alanlarına yatırım yapan pazarlamacılar için önemli bir çıkarım– takip ediyor.

Araştırmada ortaya çıkan başka bir öngörü ise; mobil davranışlardaki değişikliklerin online aramalar üzerinde önemli bir etkisi olduğu. İnternet ekonomisinin temel taşlarından biri olan online aramalar, eMarketer’a göre geçen yıl 140 milyar dolar değerindeydi. Zenithoptimedia ve GWI’in araştırmasına göre ise; 2014’ün ilk çeyreği ve 2015’in ilk çeyreği arasındaki dönemde arama motorlarını kullanarak araştırma yapan kullanıcılar  %55’ten %43’e düştü ve mobil uygulama kullanımı yükselişe geçti.

Şu reddedilemez bir gerçek ki mobil davranış; uygulama temelli olarak gelişmeye başladı. Mobil cihazlardaki etkinliğin %86’sının mobil uygulama kullanımından oluşması, bunun en büyük göstergesi. Mobil uygulamalara ek olarak, “sosyal keşif” de en iyi 8 sosyal paylaşım sitesiyle beraber yükselişe geçiyor. (kaynak:Buzzfeed)

Credit: “Mobile Web Access to Surpass All Other Devices Combined by 2018.” ZenithOptimedia. N.p., 16 Sept. 2015. Web. 24 Feb. 2016.