Mobil Kullanıcı Deneyimi İyileştirme Rehberi

Mobil Kullanıcı Deneyimi İyileştirme Rehberi

Markaların son zamanlardaki en önemli gündemi müşterilerine daha iyi bir kullanıcı deneyimi yaşatabilmek. Tasarımcılar son zamanlarda; mobil uygulamalarının “kullanım kolaylığı”, “anlaşılma kolaylığı” ve kullanıcıda “alışkanlık yaratabilme gücü”nün ön plana çıktığını ve markalara konudan uzak kalmamalarını tavsiye ediyor.

Mobil kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyorsanız, kullanıcılarınızın saygısını kazanın ve bu şekilde mobil deneyimleri hikayeleştirin.

Mobil kullanıcı deneyimi, bir akıllı telefon veya tablet üzerinden oluşturulamaz. Bireyin, mobil teknolojiyle ilgili belirli istekleri, ihtiyaçları ya da sorunlarını ele alabileceği bir anda, zamanda ve yerde oluşturulur.

Daha Az Kullanıcı Arabirimi, Daha Çok Kullanıcı Deneyimi

Kullanıcı arayüzünüzde ne kadar az menü ve bölüm olursa, kullanıcı deneyiminiz o kadar iyileşir. Kullanıcı deneyimini bir iskelete benzetebilirsiz. Kemikler, ortalama bir insanın vücut ağırlığının %12-15’ini oluşturur. Eğer bu oranı %50’ye çıkarırsanız, hareket etmeniz güçleşir. Aynı şey kullanıcı deneyimi için de geçerli. Uygun yapıyı sağlamak için dengeli olmasına dikkat edin ve menülerinizin ve sekmelerinizin kullanıcı deneyimini engellemesinin önüne geçin.

WhatsApp çok uygun bir örnek. Günde 30 milyar mesajı yönetiyor ve bunu yaparken, uygulamasını geleneksel metin mesajlarından %50 daha popüler hale getirebiliyor. Bu rakamlar Twitter’ın günlük 500 milyon tweetini gölgede bırakıyor. WhatsApp’in yaptığını yapabilecek çok sayıda uygulama var ancak hiçbiri WhatsApp kadar minimalist değil.

Hareket İşin Özüdür

Mobil kullanıcı deneyimi dijital ve fiziksel hareket ile çalışmalıdır. Kullanıcılar, deneyimi hareketlerle yönlendirebilmeli ve karşılaştıkları içerik interaktif olmalıdır.

Tinder’ı ele alalım. Yeşil ve kırmızı butonlara tıklamak, sayfayı sağa ve sola kaydırmak kadar keyifli değil. Sayfayı kaydırmak; hızlılık hissiyle beraber kendine olan güveni tetikliyor.  Sayfayı kaydırmak; kullanıcılara, yalnızca iş yerindeki bir sandalyede oturmadığını ve aradıkları kişiyle ilgili interaktif bir eylem yaptığını hissettiriyor.

Google Maps ayrıca hareket etmenin başka bir yolu. Uygulamaya bir adres bilgisi girdiğinizde, Google ilk olarak yolculuğunuzu kuş bakışı görebileceğiniz bir mesafeden gösteriyor. Tüm rotayı görüyor ve ardından haritadaki hareket imlecine yön vererek yolculuğunuzun belirli bir kısmına yakınlaşabiliyorsunuz. Sonuç olarak, sizi doğru yere en mantıklı rotadan ulaştırma konusunda Google’a güveniyorsunuz.

Tasarım Düzeninizi Bilin

iOS ve Android’in kullanıcı deneyimi birbiriyle tutarlı bir şekilde kurulmalı ancak ayırt edici özellikler de barındırmalı. Aksi halde örneğin iOS’un tasarım düzeni, bir Android navigasyon sistemine yerleştirilirse- veya tam tersi- kullanıcılar durumu hoş karşılamayacaktır.

Bu hatadan kaçınmak için, bazı popüler uygulamaları seçin ve iOS veya Andriod’ten nasıl farklılaştıklarını inceleyin. Örneğin, çoğu Android uygulamalarının Drawer menüsü varken, iOS uygulamalarının sayfa sonunda bir sekme çubuğu var. Eğer Android kullanıcılarına iOS sekme çubuğunu verirseniz, sudan çıkmış balığa döneceklerinden emin olabilirsiniz.

Kendi Tasarım Dilinizi Keşfedin

Amerika’nın en iyi 500 şirketinin yüzlerce farklı web ve mobil deneyimi olabilir. Genellikle birbirinden şaşırtıcı şekilde farklıdır ancak rakiplerinin uygulamalarından belirgin bir şekilde ayrışmazlar. Uygulama portfolyonuzu farklılaştırmanızdaki son adımlardan biri, kendi tasarım dilinizi yaratmaktır.

Tasarım dilini, markanızın altındaki bir uygulama için oluşturulmuş kurallar olarak görün. Tabii ki renkler, butonlar ve hareketler standartlaştırılmalı. Daha da önemlisi, kullanıcı deneyimi akışı tutarlı olmalı.

Kullanıcılarınızın ‘O Anını’ Tasarlayın

Kullanıcınız metroyla seyahat mi ediyor yoksa iş yerinde bir masada mı oturuyor? Evdeki en rahat koltukta uzanıyor mu yoksa arabaya mı biniyor? İçeriği gözünüzde canlandırdığınız zaman, anı tasarlayabilirsiniz.

Şu iki Uber senaryosunu bir düşünün. Bir kullanıcının, yağmurlu bir gecenin ortasında bir bardan eve doğru araba sürmesi gerekiyor. Diğer bir kullanıcı Miami’ye yeni ayak basmış ve hava alanından satış noktasına hızlı bir şekilde ulaşması gerekiyor.

Partiden dönen kullanıcı “Araç İçin Konumu Belirle” seçeneğini işaretlerse, arkadaşlarına veda ettikten sonra sürücünün onu barın kapısında beklediğini bilir. Yağmurun altında sırıl sıklam ıslanmayacaktır. İş seyahatindeki kullanıcı Uber’i açabilir ve kredi kartı kullanmak zorunda kalmadan acele ettiği buluşma yerine ulaşmak için bir araç bulabilir.

 

Credit: Lähdesmäki, Risto. “5 Ways to Get the Most out of Mobile UX.” TNW Network All Stories RSS. N.p., 04 Mar. 2016. Web. 16 Mar. 2016.