Yazılar

Mobil Pazarlamaya Yönelmeniz İçin 10 Neden

Bir dönem, internet pazarlamacılığı bütün pazarlamacıların göz bebeğiydi. Çeşitli faydalar sunarak, geleneksel pazarlamanın doğasını ve şirketlerin iş yapma şeklini değiştirdi. Bugün, ileri teknoloji ürünü mobil cihazların  internet ve internetle çalışan cihazlarla olan iletişimimizi yeniden yapılandırmasıyla mobil pazarlama bir zamanların trendi internet pazarlamacılığını geride bıraktı. Böylece pazarlama, mobilin çevresinde şekillenip ilerleyen bir noktaya geldi.

Mobil pazarlamayı ciddiye almak için pek çok haklı sebep var. Diğer bir deyişle girişimcilerin, işletmelerini daha az iş gücüyle daha çok fayda ve kar elde etmesini sağlayacak fırsatlar. Düşük maliyet, kişiselleştirme, kullanıcı verilerini takip etmedeki kolaylıklar ve nicesi…

Mobilin, pazarlama planınıza sunduklarına biraz daha yakından göz atmaya ne dersiniz?

Anlık ve Hızlı Sonuçlar

Günümüzde kullanıcılar mobil telefonlarını yanından neredeyse hiç ayırmıyor. Hatta çoğu zaman bütün dikkatleri telefonlarında oluyor. Bu da demek oluyor ki, gönderilen bir mesaj telefonlarına ulaştığı an okunmuş sayılıyor. Telefon bekleme modunda olduğunda dahi kullanıcı telefonu açtığı an, mesajı teslim ediliyor. Mobil pazarlama teknikleri, her şart ve koşulda anı hedef alıyor ve hız kazandırıyor. Bu sayede çalışmalarınızın yansımalarını çok hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz.

Uygun Maliyet

Mobil cihazlar için içerik oluşturmak masaüstü ya da dizüstüne kıyasla çok daha kolay ve maliyetsiz. Metin, fotoğraf ya da video ayırt etmeden daha düşük bir bütçe ayırarak büyük bir dönüşüm elde edebilirsiniz.

Kullanım Kolaylığı

Mobilin bağlamı kullanıcılara promosyon iletmeyi ve teşvik edici hizmetler pazarlamayı kolaylaştırıyor. Öyle ki, kullanıcı sanal bilgiyi nereye giderse oraya götürüp ihtiyaç duyduğu herhangi bir anda kullanabiliyor. Bu şekilde mesajınızın son tüketim tarihi biraz daha erteleniyor.

Yükselen Sade İçerikler

Mobil telefonların ekran boyutu küçük olduğu için görüntülenen içeriğin boyutu sınırlanıyor. Minimalist düşünebilen içerik üreticileri için oldukça elverişli bir çalışma ortamı. Ayrıca daha az karmaşık olan içeriklerin mobil platformlarda yükselme şansı da bu sayede artıyor.

Doğrudan Pazarlama

Mobil platformlar kullanıcıların mobil telefonlarıyla doğrudan etkileşime geçiyor ve kişiselleştirilmiş bir etkileşimi mümkün kılıyor. Pazarlamacılar bu sayede mobilden faydalanarak kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilir ve kısa mesaj aracılığıyla anlık geri bildirimler elde edebilir.

Kullanıcı Cevap Takibi

Mobil ile, kullanıcı cevapları neredeyse anı anına takip edilebiliyor. Bu şekilde, mobil pazarlamacıların kullanıcı davranışlarını anlama ve analiz etme süreci iyileşiyor. Bunun yanında elde ettikleri verilerden yol çıkarak hizmetlerini geliştirebilme fırsatı doğuyor.

Yüksek Viral Potansiyeli

Mobil içerik kullanıcılar arasında kolaylıkla paylaşılabildiği için mobil pazarlamanın büyük ölçüde viral faydaları olabiliyor. Kullanıcılar iyi buldukları bilgi ve teklifleri arkadaş ve aileleriyle paylaşmak gibi eğilim gösterebiliyor. Bu da şirketlerin mesajlarının ekstra bir çaba harcamadan büyük kitlelere yayılması ile sonuçlanabiliyor.

Kolaylaşan Kitle İletişimi

Mobil telefonu olan kişi sayısı masaüstü ya da dizüstü olanlardan çok daha fazla olduğu için mobil pazarlama, pazarlama uzmanlarının çok daha geniş ve çeşitli bir kitleye ulaşmasına yardım ediyor. Bu faydanın etkisi, özellikle dünyanın uzak bölgeleri söz konusu olduğunda daha da artıyor. Mobil pazarlama; GPS ve Bluetooth teknolojilerini kullanarak, girişimcilerin kullanıcıların konumunu belirleyip konum özelinde mesajlar göndermelerine imkan veriyor.

Mikroblog Faydaları

Twitter ve Tumblr gibi mikroblog platformlarını kullanan mobil kullanıcıların sayısı gittikçe artıyor. Promoted tweetler, influencerlar ve mecranın sunduğu daha pek çok pazarlama yöntemi; pazarlamacılara yaratıcılıklarını kullanmaları için bir şans veriyor.

Mobil Ödeme

Mobil ödeme, son zamanlarda kullanıcılar tarafından sıklıkla tercih edilen ve pratik bulunan bir yöntem. Artık kullanıcılara ileri düzey mobil web sistemleri aracılığıyla çalışan güvenli bir online ödeme ortamı sunuluyor. Bu, kullanıcının mobil üzerinden alışveriş ya da online fatura ödemesi yapacağı zaman fiziksel bir ortama ihtiyaç duymadığı anlamına geliyor. Böylelikle sokakta karşılaşamayacağınız müşterileri sanalda yakalamak gibi bir fırsatınız oluyor.

 

Kaynak: https://www.lifewire.com/advantages-and-disadvantages-of-mobile-marketing-2373124

Kâr Getiren Can Sıkıntısı:  Mobil Bağımlılık

“Çok sıkıldım.”

Haftada kaç kez bu cümleyi kuruyor ya da duyuyorsunuz? Eğer en az bir kereyse, American Psychological Association’ın yaptığı bir araştırmaya göre, aynı şekilde hisseden %63’lük bir kesime dahilsiniz demektir. Aynı araştırma, sıkıntınızın lokasyon veya nüfusun yapısal özellikleri gibi faktörlerden kaynaklanabileceğini de belirtiyor ve muhtemelen sıkıntımızdan kaçmak için kullandığımız ortak bir yol var: internet.

Bu sıkıntı hali, kendini en çok zamanımızın %90’ını geçirdiğimiz “mobil uygulamalar”da belli ediyor. Uygulama çatısının altındaki kategorilere göre zamanımız şu şekilde bölünüyor:

  • Mesajlaşma ve sosyalleşme %68
  • Eğlence (Youtube gibi uygulamalar dahil olarak) %44
  • Oyun oynama %33.

Daha derine inersek, mobil sosyalleşme uygulamalarında geçirilen zamanın %70’ini medya kapsıyor. Peki ya tüm bu faktörler ne anlama geliyor? Sonuçta mobil cihazlarımızı sadece eğlenmek için kullanıyoruz.

Uygulama geliştiricilerin uygulamalara olan düşkünlüğümüzü bir fırsat olarak gördüğünü söyleyebiliriz. En stratejik düşünenleri, bu can sıkıntısının bir gelir kaynağına dönüştürülebileceğini biliyor.

 

Öyleyse bunu nasıl yapıyorlar?

Psikoloji bu noktada büyük önem taşıyor ve bunu söylemek pek hoş olmasa da, beynimizin bağımlılık tuşunu açmanın yollarını aranıyor. Hubspot, bu konu hakkında bir araştırma yapmış ve can sıkıntısından kâr elde etmede en başarılı uygulamaları listeleyip bunu nasıl yaptıklarını anlatmış. Biz de bu raporu size sunuyoruz.

 

Sıkılmanın Psikolojisi – Neden Sıkılıyoruz?

Tavuk ve Yumurta Senaryosu

Canımız sıkıldığında rahatlamak için mobil uygulama kullanmamıza rağmen, bazen sıkıntımızın ana kaynağı uygulamanın ta kendisi olabiliyor. Temple Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, mobil cihazlarla ilişiğimizin bizi daha sabırsız ve dürtüsel yaptığını söylüyor. Buna göre, bir uyarıcının eksikliğine tahammül edemiyoruz. Teknoloji her an elimizin altında olduğundan, oturup başka bir şeyle ilgilenmek bizim için daha zor. Dahası, kullanım sıklığımız arttıkça, direnmek için harcadığımız çaba da aynı oranda azalıyor.

 

Nörolog James Danckert, can sıkıntısını “öz denetim mekanizmasındaki bir eksiklik” olarak açıklıyor. “Tamamlamanız gereken görevlerle ilgilenmekte zorluk yaşamanız da denebilir. İrade gücünüz arttıkça daha az sıkılacaksınız.” diye ekliyor. İrade gücüne sahip olmamanın diğer adı nedir? Dürtüsel ve anlık hareket etmek… Mobil kullanımımızın artışıyla, daha sık deneyimleyeceğimiz bir davranış modeli.

 

O halde neden can sıkıntımızı hafifletmek için mobile başvuruyoruz?

Maggie Koerth-Baker Scientific American’da “İnsanlar can sıkıntısından kurtulmak için çok uğraşacaktır.” diyor. Kısa zamanda aşırı yemek yeme vb. sağlıksız ve dürtüsel davranışlara yönelmek gibi. Mobile yönelmek modern dürtülerimizle verdiğimiz en kâr sağlayıcı karar olabilir.

 

Haydi bağımlılıklarımızı kazanca dönüştürmede en başarılı gördüğümüz uygulama geliştiricilerine bir göz atalım.

 —

Sıkıntı Madenini Keşfedip Altın Çıkartmış 3 Mobil Uygulama

  1. Tinder

Time dergisi 2014’te Tinder’ın kurucularını tanıttığında, Laura Stampler uygulamayı kusursuz bir şekilde özetlemişti:

 

Kullanıcılara potansiyel eşleşmeler için diğer kullanıcıların fotoğrafları gösteriyor. Ekranı sağa kaydırarak ‘beğen’, sola kaydırarak ‘geç’ komutunu veriyorsunuz. Karşılıklı beğeniler ile eşleşme gerçekleşiyor. Buna göre isterseniz aramaya devam ediyorsunuz, isterseniz de eşleşmelerinizle konuşmaya başlıyorsunuz. ‘Oynamaya devam et!’ seçeneği pek ikna edici olacak ki, uygulama günde 500 milyon eleme ve 5 milyon eşleşme salgınını oluşturuyor.

 

Stampler’ın kullandığı kelimeye dikkat edin: “Salgın”. Biriyle tanışma konusuna yoğunlaşmayan biri bile es geçme özelliğinin bağımlılık yapan etkisine kapılabiliyor. Kendinizi otobüs beklerken, oturma odasında otururken ya da göz ucuyla televizyon izlerken bile eşleşmek üzere Tinder’a göz atarken buluyorsunuz. Bu aslında biraz da yeni kişilerle tanışmaktan çok, yalnız birinin boş zamanını geçirmek için kullandığı bir etkinliğe dönüşüyor.

 

Uygulamanın ‘aramaya devam etme’ özelliğinin cazibesine kapılmamak gerçekten güç. Daha çok aradıkça, eşleşmelerinize daha az ilgi gösterdiğinizi bile fark ediyorsunuz. İlginç bir şekilde bu kendini tekrarlayan eylem canınızı sıkmaya başlıyor ancak yine de elinizde olmayarak uygulamada kalmaya ve ‘oynamaya’ devam ediyorsunuz. Bu psikoloji, yazının başında açıkladığımız anlayıştan kaynaklanıyor. Eğer uygulamayı silmezseniz yüksek versiyonu satın alıp neredeyse aynı deneyimi reklamsız bir şekilde yaşamayı göz önünde bulundurabilirsiniz. Bugün Tinder’ın daha fazla yenilik için ödeme yapmaya gönüllü 1.7 premium üyesi var.

 

  1. Pokémon GO

Yakın zamanda şehir dışındaki bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde ne zaman bir yere yürümemiz gerekse öfkeli bir şekilde telefonuyla uğraştığını gördüm. Bir harita uygulaması kullandığını düşünerek “Kayıp mı oldun?” diye sordum.

 

“Hayır.” diye cevapladı. “Sadece Pokémon GO oynuyorum.” Adını henüz duymayanlar için Pokémon GO, belirli konumlara yerleştirilmiş oyun karakterlerinin real-time’da yakalanmasından yola çıkan online bir uygulama. Bir çeşit mobil VR da denilebilir.

 

Çok şaşırmıştım. Çünkü Pokémon GO’nun etkisinin çoktan azalıp kaybolacağını düşünüyordum ve bu ziyaret bu düşüncemden birkaç ay sonra gerçekleşmişti. Sıkıcı bir yol arkadaşı mıydım? Yoksa arkadaşım merak ve sıkıntısını gideren bir uygulamanın bağımlısı mı olmuştu?

 

Bu tarz soruları soran tek kişi ben değilim. Çok sayıda psikoloji yayını beynimizin Pokémon GO gibi uygulamaları nasıl işlediğini açıklamaya girişiyor. Hatta, İnternet Oyunları Oynama Hastalığı (Internet Gaming Disorder), Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda resmi bir bağımlılık çeşidi olarak yer aldı.

 

Araştırmalar sıkılmaya daha meyilli kişilerin, uyuşturucu ve alkol bağımlılığına düşmek konusunda daha öncelikli olduğunu gösteriyor. Mobil bir uygulamaya bağlanmanın çok ciddi bir durum olup olmadığı tartışılır. Şimdilik kesin olan bir şey varsa, o da diğer bağımlılık türleriyle benzer bir psikolojik süreci takip ettiği. – Tatmin olmak için sürekli daha fazlasını istemek gibi – Uygulama içi satın almaların Pokémon GO’ya yüksek bir gelir kaynağı yaratmasının  (günde 2.3; 2016 sonuna kadar ise 342 milyon dolar) başarısı belki de burada saklıdır.

 

  1. Candy Crush Saga

Bu örnek uygulama içi satın almaların büyük finansal ödülleri olduğunun başka bir göstergesi. Candy Crush Saga, oyun sektörün devi King Digital’ın (görünürde) ücretsiz sunduğu bir mobil uygulama. Sizden indirme için bir ücret talep etmiyor ancak ekstra can ve daha yüksek bir puana ulaşmanızı sağlayan diğer özellikler premium ücretlendirmelere giriyor ve günlük olarak 1.103.436 dolar gelir getiriyor.

 

Ancak şöyle bir durum da var, oyunu kazanıp yüksek bir puana ulaştığınızda ya da herhangi bir görevi başarı ile tamamladığınızda; beyninizin kokain kullanımında uyarılan bölümü aktif hale geçiyor. Araştırma aynı zamanda kazanmaya dair tüm aktivitelerin metamfetamin ve benzeri maddelerle aynı hazzı veren sinyalleri tetiklediğini belirtiyor. Ek olarak, davranış döngüsünün de eroin bağımlılarınınkiyle büyük benzerlik taşıdığı vurgulanıyor.

 

Büyük resmi görmeye başladınız mı?

Yazı boyunca bağımlılık kelimesinin üzerinde biraz fazla durduğumuzun farkındayım. Ancak insanların yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek için katıldığı bir aktiviteden günde 1.103.436 dolar gelir elde edilemeyeceğinin anlaşılmasını çok önemsiyorum. Mobile bağımlılığın insanların daha çabuk sıkılmasına yol açması ve bu sıkıntının körüklenip dürtüsel bir dijital alışkanlığa evrilmesi, olaylarının ciddiyetini kanıtlıyor.

 

Etik bunun neresinde?

Ne yazık ki bu sorunun basit bir cevabı yok. Ancak pazarlamacıların can sıkıntısına altın madeni gibi yaklaşması ve ince bir işçilik sergileyerek büyük miktarda kazanç sağlaması etik davranışa dahil. Örneğin, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile gönüllü kuruluşların partner olup farkındalık yaratması için güzel bir fırsat. Belki bu markalar tarafından ‘uygulama içi satın alma’ yerine, ‘uygulama içi bağış yapma’ seçeneğini tanıtacak dijital araçlar dahi geliştirilebilir.

 

Diyelim ki bölgedeki bir emlak ofisi böyle bir ayrıcalıktan yararlanmak istiyor. Fiyatlandırma için bir uygulama geliştirebilir ve mesajlarını basit bir oyunun içinden verebilir.  İnsanlardan uygulama içi özellikler için ek ücret talep etmek yerine, insanları uygulamayı kullanmaya devam etmeleri için Habitat for Humanity gibi bir vakıf ya da sosyal sorumluluk çalışması için reklam vererek cesaretlendirebilir. Her X sayıda indirme için ya da X sayıda kulanıcıda bir bağış yapılabilir.

 

Sıkıntı iyilik veya kâr güden bir amaç için kullanılabilir. İnanın ihtiyacınız olan sadece biraz yaratıcılık ve sağlam bir strateji.

 

Kaynak: https://blog.hubspot.com/marketing/boredom-apps-mobile-addiction#sm.0001mjxs710nieczx3h2keprj8kjx

 

Mobil Uygulama Geliştiricilerin Kar Etme Aşamasında Yaptıkları 7 Hata- Bölüm 1

Milyonlarca akıllı telefon kullanıcısı bilgiye, eğlenceye, alışverişe ve sosyal ilişkilere mobil üzerinden anlık erişime şansına sahip. Bu şansı yaratan uygulama geliştiriciliği, hızla en heyecan verici ve kazançlı kariyer planları arasına dahil oluyor. Ne yazık ki  Angry Birds gibi başarılı uygulamalara karşın, binlerce kâr getirmeyen mobil uygulama da var.

Bu oldukça ilginç bir durum. Çünkü uygulama geliştirici ve pazarlamacıların mobil uygulamalar üzerinden kâr elde etmeleri için App Store ve diğer uygulama mağazalarındaki yoğun rekabete rağmen şimdiye dek olmadığı kadar çok imkan var. Günümüzde başarılı bir mobil uygulama geliştirici olmanın ilk şartı geçmişi geride bırakmak. Artık uygulamalar “Ücretli – Ücretsiz” olduklarıyla ya da 0.99 TL veya 1.99 TL olmalarına göre değerlendirilmiyor. Eğer uygulamalardan para kazanma sürecinizi eski düşünce kalıplarıyla yönetmezseniz, evrenin size sunacağı sayısız fırsatı kazanca dönüştürebilirsiniz.

Eğer işletmesinin başarıyla ilerlemesini hedefleyen bir uygulama geliştirici ya da pazarlamacı iseniz, ya da varolan bir uygulamayı kâr getiren bir seviyeye taşıma niyetindeyseniz; kendinize şunu sormanızda fayda var: Çok sık yapılan hataları tekrarlıyor olabilir miyim?

İşte uygulama geliştiricilerin gelir elde etme aşamasında yaptıkları 7 büyük hata:

 

  1. İndirme başına premium ödeme zorunluluğu getirmek: Bir uygulamadan gelir elde etmenin en bariz ve kolay yolu, ücretlendirmek gibi geliyor değil mi? Sonuçta 5.000 uygulama satın alımı, indirme başı 1 TL üzerinden hesaplanırsa 5000 TL değerinde bir kârdan bahsediyoruz demektir. Kulağa çok mantıklı gelse de, ne yazık ki işler tam olarak böyle yürümüyor. Pazardaki uygulama yığını detaylı olarak incelenmiş ve birtakım sonuçlara ulaşılmış. Çoğu uygulama kullanıcısı -ortada çok ikna edici bir sebep olmadığı sürece- 1 TL gibi az miktardaki bir bedeli dahi ödemeye gönüllü olmuyor. Birçok uygulama, kullanıcılara denemek ve üretmek için indirme işleminden ücret talep etmediği halde bundan gelir elde edebiliyor. Kitleye ulaşıp dikkatini çekebilirseniz; mobil reklamcılık, uygulama içi ücretlendirme, offer wall gibi daha pek çok şekilde gelir ve kâr etme yolları bulabilirsiniz. İndirme başına ücretlendirme doğru şartlar altında iyi bir gelir kaynağı olabilir ama geçmişte bilinen başarılı bir uygulaması ya da ödeme konusunda istekli bir kitlesi bulunmayan uygulama geliştiricileri için uygulamanın ücretsiz sunulması çok daha iyi olacaktır. Önce uygulamanızın indirilmesini sağlayın, sonra para kazanmaya başlayın.

 

  1. Gelir kazanma modelini uygulamayı tamamladıktan sonra belirlemek: Uygulama geliştirme ve pazarlama, geniş kapsamlı ve ortak bir stratejik planın parçaları olmalı. Harika bir uygulama geliştirip App Store’da kaderine terk edip yığınla kazanç getirmesini bekleyemezsiniz. Uygulamanız ne kadar iyi olursa olsun; öncelikle indirilme aşaması için detaylı ve çok adımlı bir pazarlama planına ihtiyaç vardır. Sosyal medya pazarlaması ve tanıtım çalışmaları ile de bu plan desteklenir. İnanın çoğu uygulama geliştirici pazarlamacı ya da satış uzmanı olmak için doğmamıştır. Nefes kesen bir uygulama tasarlama ve muhteşem kodlar yazmak, uygulamayı satmak ve daha geniş kitlelere tanıtmak için farklı yetenek setleri gerekir.

 

  1. Farklı platformların yaklaşımına göre şekillenememek: Çok sayıda uygulama geliştirici, bir pazarlama kalıbını benimseyip bütün pazarlama kanallarında aynı planı öne sürüyor. Ancak işin doğrusu; tıpkı bir iOS uygulaması kodlamak için Android uygulamasından farklı bir programlama dili gerekmesi gibi, bir uygulamayı App Store’da satmak için Android Market’tte olduğundan farklı yaklaşımlar gerekiyor. Her uygulama mağazasının kendine özgü hizmet kullanım şartları ve uygulamaları düzenleyen kuralları var. Bunlar pazarlama planınızı kâr etme ve dağıtma açısından etkiler. Bazı uygulama mağazalarının oldukça kısıtlayıcı kralları var. Öyle ki, kârlılık oranında ufacık bir düşüş fark ettiği anda uygulamayı mağazadan kaldırabiliyor.

http://ryanmorel.com/7-mistakes-app-developers-make-when-monetizing-their-apps-part-1/

Mobil Pazarlama ile İşletmenizin Trafiğini Artırmanın 8 Yolu

İş aramak için Sarı Sayfalara bakan birini tanıyor musunuz? Cevabınız büyük ihtimalle hayır. Çünkü bunun yerine tüketiciler web sitelerinin iş ilanı bölümlerine bakıyor ya da ilgilendikleri işletmelerle ilgili çevrimiçi aramalar yapıyorlar. Akıllı telefonlarda bu aramalar giderek artmakta. Yerel müşterilere dayanan bir perakende mağaza, restoran, salon, otomobil mağazası veya herhangi bir işletmeye sahipseniz; mobil pazarlama, mağazanıza daha fazla müşteri kazandırmaya yardımcı olabilir.

Mobil öncelikli düşünmek neden bu kadar önemli?

Mobil aramalar büyük artış gösteriyor. Özellikle “yakınımdakiler” seçeneği ile arama yapma oranı yıllık % 146 oranında artış yaşadı ve bu aramaların %88’i mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Bu mobil aramalardan alınan sonuçlara göre; yakınlarında bir şeyler arayan insanların %76’sı gün içinde iş yerini ziyaret ediyor, bu ziyaretlerin %28’i ise satışla sonuçlanıyor.

Peki büyük ödülü kazanmak için oyuna nasıl girebilirsiniz? İşte yerel işletmeniz için uygulayabileceğiniz 6 mobil pazarlama taktiği!

 

1) Web sitenizi ve e-posta pazarlamanızı mobil cihazlar için optimize edin.

Müşteriler, mobil reklamınızı veya teklifinizi tıklar ve mobil cihazlara uygun olmayan web sitelerine giderse, bilgileri okuyamaz veya harekete geçemezler. Farklı reklamlar için mobil cihazlar için optimize edilmiş açılış sayfaları oluşturun ve e-posta pazarlama çabalarınızın mobil cihazlar için optimize edilmiş olduğundan emin olun.

 

2) Yerel arama dizinleri listelerine girin.

Müşteriler sattığınız şeyi çevrimiçi olarak aradığında sizinle ne kadar yerel arama dizininde karşılaşırsa, sizi bulma şansları o kadar artar. Google My Business, YP.com ve Yelp yer alabileceğiniz yüzlerce arama dizinlerinin iyi örneklerinden. Her birinde girişinizi talep edin ve işletme adınız, çalışma saatleriniz, adresiniz, telefon numaranız ve web sitenize ait bir bağlantı gibi ayrıntıların; tüm girişlerinizde geçerli, doğru ve tutarlı olduğundan emin olun. (Tutarlılık gerçekten önemlidir; adresiniz birinde “sokak”, diğerinde “Sk.” olarak listeleniyorsa, bu işinize zarar verebilir.)

 

pexels-photo-218717

 

3) Bir mobil sadakat programı (loyalty program) kurun.

Müşterilerinizin cüzdanlarını daha fazla kartla doldurmak yerine, sadakat bilgilerini ve akıllı telefonlarındaki ödüllerini depolayabilmeleri için, mobil uygulama sunan sadakat programlarına bakın. Bu programlar, müşteriler için uygunluğunun yanısıra, pazarlama programınızı sadakat programı üyelerine kişiselleştirmenizi sağlayan kullanıcı verilerini topluyor. Ayrıca çoğu, mobil pazarlama aktivitelerinizi etkin hale getiriyor.

 

4) Müşterilerinizin sosyal medya hesaplarınızı ne kadar gözden geçirdiğini ölçerek, onlara ödüller verin.

Müşterilerinize, şirketinizin sosyal medya hesaplarına check-in yaptıkları için bir ödül, indirim veya özel teklif sunmak, işe yarayan basit bir taktik. İşletmenize ve sunduğunuz ürüne bağlı olarak, bir check-in karşılığı indirim yapmak veya 5 ila 10 check-in için daha önemli bir ödül vermek isteyebilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki; müşterilerinizin sosyal çevreleri işletmenizden bahsedildiğini gördüğünde, daha fazla ilgi göstermeye başlayacaktır.

 

5) SMS metin mesajı pazarlamacılığı kullanın.

Müşterilerin işletmenizden mesaj almayı onaylamasını isteyin. Daha fazla kayıt almak için programın sosyal medyada, e-postalarınızda ve web sitenizde; -ayrıca müşteriyle kişisel olarak etkileşim halindeyken de- tanıtımını yapın.Bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 56’sı, işyerinin yakınındayken akıllı telefonlarına gelen bir anlaşma veya teklif aldıktan sonra civardaki offline olarak faaliyet gösteren geleneksel işletmeleri ziyaret ediyor. Müşterilerinize, o gün gerçekleştirilen hizmetlerdeki indirimler veya restoranınıza özel bir alana bir bedava öğle yemeği gibi, zamana duyarlı teklifler göndermek, yavaş zamanlarda işinizi arttırmanın harika bir yoludur. SMS göndererek müşterilerinizi artırmanın keyfini sürün!

 

6) Coğrafi hedefli (Geo-targeted) mobil reklamları kullanın.

Geo-location marketing, müşteriler belirli bir alana girdiklerinde onları hedeflemek için akıllı telefonlarındaki GPS konum verilerini kullanır. Geo-fencing, bir bölge çevresinde sanal bir çit oluşturur; bu, bir posta kodu kadar geniş ya da bulunduğunuz yer kadar dar olarak tanımlanabilir. Potansiyel müşteriler “çit” in içine girdiğinde; telefonları, bir reklam görüntülemek veya özel tekliflerle push bildirimleri göndermek için tetiklenir. Geo-conquesting, rakiplerinizin müşterilerine de pazarlama yapmak için, GPS konum bilgilerini kullanmayı bir adım daha ileriye götürür. Örneğin; bir perakendeci, bir müşteri rakip mağazaya yaklaştığında mobil teklifi tetiklemek için geo-conquesting’i kullanabilir. Geo-targeting‘i kullanan mobil görüntülü reklamlar için tıklama oranları, bunu kullanmayan mobil görüntülü reklamların tıklama oranının iki katıdır ve yalnızca posta kodu hedefleme (ZIP code targeting) kullanan mobil görüntülü reklamlardan yüzde 50 daha fazladır.

 

7) “Aramak için tıklayın” bilgilerini gösterin (Click to call)

Web sitenize, kullanıcıların akıllı telefonlarından hemen arayabilmeleri için, mobil cihazlara uygun bir click-to-call butonu koyun. Google geçtiğimiz günlerde, click-to-call numaraların otomatik olarak mobil arama reklamlarında gösterilebilmesini sağlayan bir özellik ekledi. BIA / Kelsey tahminlerine göre; mobil aramalar, işletmelere küresel çapta click-to-call butonundan düşen aramaların neredeyse 33 milyarı bulmasını sağlıyor. -Bu, neredeyse mobil açılış sayfalarından (landing pages) yüzde 19 daha fazla çağrı getirdiği anlamına geliyor.

 

8) Yazdırılabilir kupon gönderin

Alıcılar mobil tekliflerinize karşı hemen harekete geçmese de, genellikle daha sonra kullanmak üzere kuponları basmayı tercih ederler.

Geçen yıl, çevrimiçi kuponları basan Amerikalıların sayısı yüzde 62’ye ulaştı. Yazdırılabilir kupon teklifinizin e-posta ile gönderilen kuponları da kapsadığından emin olun.

coupons-pile-918x516

Kaynak: https://smallbusinesssolutions.blogs.xerox.com/

Mobil Cihazların Tüketici Beklentilerine Etkisi

Eğer yirmi yıl önce biri perakendecilere, internet trafik akışının yarısının mobil cihazlardan ve özel günlerdeki satışların %40’ının akıllı telefonlardan geleceğini söyleseydi, çok büyük ihtimalle ciddiye alınmazdı. Mobil cihazlar sayesinde gelişen bir marka-tüketici ilişkisi ise, hayal dahi edilemezdi. Ancak günümüzde mobil erişilebilirlik, tüketici davranışlarının kaderini belirliyor.

onlinealisveris_01

Tüketiciler günlük ihtiyaç ve aktivitelerini gerçekleştirmek için akıllı telefonlarına güveniyorlar. İş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor, gün içinde attıkları adımları ve yedikleri gıdaların kalorisini sayıyor ve hatta basit bir parmak hareketiyle muhtemel ilişki adaylarını arasında seçim yapıyorlar. Kısacası 2017’de hayat mobil teknolojinin yörüngesinde hareket ediyor ve kitlelerin mobile olan bağlılığı teknolojik gelişmelere bir diğeri eklendikçe daha da artacak. Örneğin sanal gerçekliği ele alalım, ilk çıktığı dönemdeki kısıtlı kullanma alanını düşündüğünüzde şu an günlük yaşamımızdaki pek çok an ve aktiviteye entegre edilebilecek kadar geliştiğini fark edebilirsiniz.

 

Teknolojik gelişme ve güncellemeler markaların tüketicilerle temas noktalarını arttırmak gibi muazzam fırsatlar sunsa da, aynı zamanda kendi içinde birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Markanızın karşılaşabileceği güçlüklere dair bir fikir edinmek isterseniz, okumaya devam etmenizin tam sırası.

 

Aciliyet

Markaların, tüketici ve hedef kitlelerine ulaşmak için hiç olmadığı kadar fırsata sahip. Ancak tüketici de hiç olmadığı kadar ulaşılması zor bir noktada. Tüm tüketicilerin %55’i, bir web sitesine giriş yaptığında siteyi terk etmeden önce 15 saniye ya da daha az bir zaman harcıyor. Bu şu anlama geliyor: müşteri için bir web sitesinin ana sayfasını test etmek için yalnızca 15 saniye yeterli. Özellikle mobil kullanıcılar içerikte beklediğini hemen bulamazsa, sitenin içinde bir gezintiye çıkmaktansa siteden çıkmayı tercih ediyor.

Wex_Corporate_SocialMediaPayments_600x315

Akıllı telefonlar “an devri”ni yarattı. Her şey saniyeler değil, mikro-saniyeler üzerine dahi kurulabiliyor. Her türlü bilgi parmaklarımızın ucunda. Birkaç saniye içinde aracımızdan gideceğimiz yerin rotasını belirleyebiliyor, mobil ödeme yapabiliyor, fotoğraf paylaşabiliyor ya da yeni bir ürün hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Mobil cihazların etki alanı genişledikçe, tüketicilerin beklentileri yükseldi. Eğer tüketici ve kullanıcılar; bir markanın ihtiyaç ya da beklentilerini tam olarak karşılayamadığını düşünüyorsa, o markanın varlığı tehdit altına dahi girebiliyor.

 

Mobil olarak optimize edilmiş bir web sitesinin korunmasının yanı sıra, markaların yeni aciliyet standartlarını desteklemek için müşteri hizmetlerini tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor. Müşteriler günümüzde bir markanın web sitesinde gömülü bir iletişim sayfası bulmak, uzun bir form doldurmak ve yanıt için 1-2 gün beklemek istememelerinin aksine kişiselleştirilmiş sorular cevapladıklarında derhal yanıt bekliyorlar. Neyse ki, markalar bu talepleri karşılamada onlara yardımcı olacak sosyal medya platformlarına sahip. Birçok şirket, yaklaşımlarını müşteri hizmetlerine dönüştürürken sosyal ağı ilk olarak tercih ediyorlar. Müşterilerin, tweet atabileceği, yorum yapabileceği veya DM gönderebileceği sorular olduğunda; markaların cevapları zamanında teslim etmesi çok önemli. Çünkü müşterilerin % 84’ü sosyal medya ağı üzerinde bir soru sormaları üzerine 24 saat içinde bir yanıt bekliyor.

Fluent-Mobile-Shopping

Uygunluk

Günümüz tüketicileri, mobil ekranlarında her gün beş saat harcıyorlar. Tüketiciler, tempoyu düşürmeden aygıtlar, uygulamalar ve web siteleri arasında kesintisiz bir şekilde geçiş yapıyor. SERP’teki reklamlardan markaların organik Facebook postlarına ve sponsorlu Instagram fotoğraflarına kadar tüketiciler markalardan kaçamıyor. Sonuç olarak, gün boyu reklamlara maruz bırakılıyorlar ve alakasız buldukları içeriği yok saymaya alışmış durumdalar.

 

Markalar, tüm dijital gürültüyü gerçekten kesip bireysel tüketicilerle bağlantı kurmaları için ürün satmaktan çok, aynı zamanda izleyicinin yaşamına değer katan içerik deneyimleri sunmak zorundalar. Aslında, izleyiciler marka tarafından üretilen içeriğin %60’ını reklam kirliliği olarak görür. İçerik türünün kitlelerle alakalı olması, kitleyi başarılı bir şekilde eğitmesi veya eğlendirmesi gerekir. Topluluk hikayelerini paylaşmak, kitleye ulaşmak için iyi bir yoldur çünkü gerçek hayatta müşteriler markayı kişiselleştirmeye çalışır. Tüketiciler, markaların sözlerinden çok diğer tüketicilerin görüşlerine önem verirler. Markalar, bir ürünlerini kullanan insanları ve gerçek hikayeleri vurgulayabilirse, daha fazla müşteri elde edeceklerdir.

 

Teknoloji, marka ve tüketici arasındaki ilişkiyi değiştirdi. Mobil cihazlar ve sosyal platformlar, bir zamanlar var olan sınırları aştı. Günümüzde tüketicilerin her zaman şirketlere erişimi var. Bunun anlamı markaların da tüketiciyle bağlantı kurmak için daha fazla fırsatları olduğu anlamına gelse de, birçok açıdan bu artan erişilebilirlik markaların daha fazla çalışmasına ve iş gücü harcamaya mecbur olmasına sebep oluyor. Tüketiciler mobil cihazlarında daha fazla içeriğe maruz kalırsa beklentileri artmaya devam edecek. Markalar, e-posta başlıklarının ve sosyal medya fotoğraflarının temellerinin ötesinde düşünmek ve gerçek zamanlı olarak müşterilere bağlanan özgün deneyimler sunmak için odaklanmalı.

Kaynak: http://customerthink.com/how-mobile-devices-are-changing-customer-behaviors-and-expectations/

5 Altın Öneri ile Mobil Pazarlama Yönetimi

Mobil kullanıcıların sayısı son birkaç yıl içinde önemli ölçüde arttı ve her geçen gün artmaya devam ediyor. Dünya üzerinde yaklaşık 4.7 milyar mobil kullanıcı var ve Amerikalıların % 90’ından fazlası bir cep telefonuna sahip. Mobil dünyanın genelinde çok radikal değişimler yaşanmayabilir fakat mobil pazarlama için büyüme kaçınılmaz görünüyor.

Mobil pazarlamayı içeren bir satın alma modeli, şirketleri daha fazla tüketiciye ulaştırabilir. Mobil pazarlama sürecinizi başarıyla yönetmenize yardımcı olacak bazı öneriler:

Öneri 1: Sitenizi Mobil Dostu Hale Getirin

Forbes’a göre, beş tüketiciden dördü mobil cihazlarını internette gezinmek için kullanıyor. Bu, bir sitenin mobil cihaz dostu olmaması halinde, büyük bir kitleye erişemeyeceği anlamına geliyor. Mobil web siteleri, masaüstü sitelerinden daha iyi planlanmış olmalı.

Öneri 2: Pazarlama Mesajınızı Kısa Tutun

Sempatik ve kısa bir mesaj oluşturun. Kullanıcıların dikkatini çekin ve bir sonraki adıma geçmeden önce mesajınızı alın. Mobil kullanıcılar genellikle hareket halindeyken farklı mobil uygulamalardan ileri geri ilerlerken dikkatlerini çekecek ve kolayca okuyabilecekleri bir web sitesi ile yola çıkmak çok önemli.

Öneri 3: Yeni Teknolojide Günceli Yakalayın

Teknoloji pek çok yönden gelişme ve ilerleme kaydediyor. Bu gelişimle birlikte yeni eğilimler ortaya çıkacak. Yeni eğilimleri bilmek önemli. Böylece tüketicilerin zihinlerini okuyabilir ve beklentilerini daha iyi karşılayabilirsiniz. Tıpkı giyilebilir teknoloji eğiliminin, insanların mobil uygulamalarla görüntüleme veya etkileşim biçimini değiştirdiği gibi.

Öneri 4: Harekete Geçirici Bir Mesajınız Olsun

Bir harekete geçirici mesaj hazırlamak, kullanıcılarınızın ilgisini çeker ve müşterilerinizle aranızdaki etkileşimi arttırır. Harekete geçme çağrısı yapmak, tüketicilere bir şeyler yapma şansı verir. Geri bildirimi teşvik eder ve işinize daha fazla trafik çeker.

Öneri 5: Çok Kanallı Kampanyaları Kullanın

Mobil pazarlama için farklı kanallar mevcuttur. Şirketler; Twitter, Facebook, Instagram, e-posta ve blog  gibi kanallaran her birini farklı kampanyalar için kullanabilirler. Bu da demek oluyor ki, her platform, tüketicileri size yönlendirebilir.

Mobil pazarlama her zaman kolay değildir, ancak modern bir kitleyle bağlantı kurmak istiyorsanız aradığınız adrestir. Günümüz teknolojisinin erişilebilirliğiyle mobil pazarlamayı optimize etmek ve web sitenizin mobil uyumlu olmasını sağlamak; mobil kullanıcılarla olan etkileşiminizi artırıp, web sitenizden daha fazla müşteri ve satış elde etmenize yardımcı olacak.

Kaynak: http://www.seekadventureapp.com/blog/2017/8/11/5-tips-for-mobile-marketing

 

Uygulama İçi Reklamcılığın Gelişmesini Etkileyen Eğilimler

Uygulama içi reklamcılık pazarı, son 12-18 ayda hızlı bir şekilde değişti. Örneğin; 2017 yılının ilk çeyreği, uygulama mağazaları için rekor kelimesiyle özdeşleşti. Bu yılın ilk çeyreğinde 25 Milyar uygulama indirmesi gerçekleşti. Yine bu zaman aralığında, uygulama içindeki ve bünyesindeki tüketici harcamaları, yıllık bazda %45’lik bir artışa karşılık gelen 15 milyar dolardı. Peki, tüm bu gelişmeler ne anlama mı geliyor? Deneyimler ve müşteriler giderek mobil cihazların çevresinde şekilleniyor.  Mobil cihazların etkisi, gelecekte şu ankinden bile fazla olacak. Brüt uygulama gelirinin 2020’ye kadar 102 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.

Uygulama ekosisteminde büyüme görülürken, uygulama içi reklamcılığın rolü de değişti. Uzun süredir uygulama geliştiricileri, kullanıcılara uygulama içi reklam satın alma seçenekleri sunmadan, “bir kere öde ve oynat” modelini kullanmayı tercih ettiler. Ücretsiz indirilen uygulamaların pazardaki sayısı günden güne arttıkça, markalar yeni gelir elde etme modelleri oluşturma ihtiyacı duyuyor. ComScore’un yaptığı bir araştırma, mobil kullanıcıların zamanının %88’ini uygulama içinde harcadığını gösteriyor. İşin ilginç tarafı, zamanımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimizi düşündüğümüz mobil tarayıcılar da uygulama içi aktivitelerimizin gerisinde kalıyor.

Uygulama içi reklam alanlarında dikkate alınması gereken bazı eğilimler:

Video

Video reklamlarının mobildeki yükselişine bir göz atın:

 

MobileVideoAdSpend.jpg

 

Yine de,  her yerde ve şekilde karşımıza çıkan bayiilerin yarattığı marka cümbüşü sorunundan bahsetmek gerekiyor. Uygulama içi reklamcılık ve uygulama içi video reklamcılığı ile ilgili çok sayıda farklı sağlayıcı ve seçenek var. Reklam verenlerin hepsi farklı çözümler sunarak, hedeflerini de göz önünde bulundurarak  mobil bir yolculuğu baştan sona analiz etmek için doğru kombinasyonu bulmaya çalışıyorlar.

Videonun işletmelere daha değerli müşteriler kazandırmadaki etkisi zamanla kanıtlandı. En etkili pazarlama, kanal performansını analiz etmeyi ve daha az performansa sahip kanallarda harcama sayısını azaltmayı içermeli. Buna bağlı olarak; daha fazla şirket, yatırım getirisi açısından potansiyel olarak uygulama içi video reklamcılığa yöneliyor. Video reklamcılığındaki  kayda değer büyüme  2017 boyunca devam edecek.

 

BadSanta_Ad_Shell.png

 

Chatbotlar

Son birkaç yıldır yükselişte olan Chatbotları 2017 ve sonrasında sürekli olarak etrafta görürseniz şaşırmayın. Bunun en önemli nedeni, bir satın alma işleminin mesajlaşmaya dönüştürülmesinin, genellikle işlem kolaylığı nedeniyle marka-müşteri ilişkisi için olumlu sonuçlar doğurması ve Chatbotların da bu iş için kelimenin tam anlamıyla biçilmiş kaftan olması olabilir.

Geçtiğimiz günlerde Huffington Post, 2017’nin “reklamlara veda” trendini başlatacağını savunuyordu. Kulağınıza son derece gerçek dışı gelebilir. Güncel verilere göre ortalama bir pazarlama departmanı, bütçesinin %48’ini reklam harcamalarına ayırıyor. Aynı zamanda, tüketicilerin %75’i doğrudan bir satış görevlisi ile uğraşmaktan çok, bir web sitesini referans alıyor ve hepimiz mesajlaşma platformlarındaki kabul sayılarının oldukça yüksek olduğunu biliyoruz. Bu, reklamların tamamen kaybolacağı anlamına değil, chatbotların ürünlerin ve hizmetlerin tanıtımında çok daha belirgin bir rol oynayacağı anlamına geliyor.

Kaynak: http://info.localytics.com/blog/in-app-advertising-is-growing-but-around-what-trends

3 Markanın İlginizi Çekecek 3 Mobil Pazarlama Stratejisi

App Store ve Google Play Store gibi uygulama mağazaları, artık az sayıda kişinin kullandığı branded uygulamalarla dolup taşıyor. Promosyonların çok fazla olması, önde gelen endüstri liderlerinin branded uygulamaların geçmişte kaldığını iddia etmesine neden oluyor.

Hala bir şirketin, mobil pazarlamayı müşterileri için daha çok değer yaratması halinde  uygulamalar yoluyla başarıyla kullanabileceğine inanıyoruz. Sonuçta bu, tüm pazarlamanın kanıtlanmış ilkelerinden biri değil mi? Konunun biraz daha detayına inip, branded uygulamaların getirebileceği üç değer önerisi ve bu üç markanın bu değerleri nasıl hayata geçirdiğini inceleyelim.

Ürünü geliştiren uygulamalar

Tüketiciler; mobil cihazlarında masa üstünde olduğundan daha fazla vakit geçirirler. Bu nedenle cihazlar arası çalışabilen bütünsel mobil bir strateji, ürününüzün başarısının anahtarı olacaktır. Bir markanın yeni teknolojileri ve Artırılmış Gerçekliği (AR) mobil pazarlama kampanyalarına nasıl eklediği de, bu durumda kritik değer taşıyan başka bir nokta. Herhangi bir AR işlevine sahip olan mobil uygulamalar, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerden en iyi şekilde yararlanabilmelerini sağlamak için çoğu zaman fiziksel ürünlerle birlikte çalışır. AR, nesnelerin interneti (IoT) ve gelişmekte olan diğer teknolojiler olgunlaştıkça, bu alanda çok daha fazla büyüme bekleyebiliriz.

L’OREAL Makyaj Genius

AR teknolojisini kullanan L’OREAL Make-up Genius, tüketicilerin makyaj üzerinde çalışmasına, mağazaya gitmelerinin ve fiziksel olarak ürün denemelerinin zahmetine girmeden başlamasına izin veren bu tür ilk uygulamadır. Uygulama içi satın alma seçeneği, satış işlemini düzene sokar ve kozmetik ürünü satın alma işleminin tahminini yapar. Bu uygulama ilk kez piyasaya sunulduğundan uygulamanın başlatılması, New York Times’dan Fast Company’ye, Vanity Fair’e kadar geniş bir yelpazede halkın dikkatini çekti ve bu durum mobil kampanyanın başarısını daha da artırdı. Bugüne kadar 10 milyondan fazla kişi bu uygulamayı indirdi ve 65 milyon farklı L’OREAL ürününü denedi. Bu başarılı rakama ulaşmak, mobil bir strateji olmaksızın herhangi güçlü bir marka için dahi imkansız olurdu.

Kullanıcıları eğlendiren uygulamalar

Çoğu kişi eğlenmek için mobil cihazlarla vakit geçiriyor ve pek çok yerleşik sosyal medya platformu adeta dijital eğlence merkezlerine dönüşmeye çalışıyor. Instagram’ın Snapchat yeteneklerini Instagram Hikayeleri adı altında sergilemesinde bu eğilimin izlerini görebiliriz.

Eğlence değerlerini veya tüketicilerin beğenisini toplayan ve muazzam sosyal medya kanallarının mevcut kullanıcılarını yakalayan uygulamalar için giderek büyüyen bir pazar var.

KevMoji

Kevin Hart son birkaç senedir yıldızı yükselen başarılı komedyenlerden biri ve Hartbeat Production aracılığıyla kendi eğlence imparatorluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu işteki en büyük yardımcısının adı: KevMoji. KevMoji, kullanıcıların standart ifade ve etiketler yerine, yapışkan etiketlerini iMessage ve Facebook Messenger’da göndermesine olanak tanıyan bir mobil uygulama. İyi haber özellikle Kevin Hart hayranlarının bu uygulamadan gerçekten çok keyif alması.

Lansmanının ilk gününde, KevMoji uygulaması Apple’ın ücretli uygulama grafiklerinin üstünde yer aldı. Bu uygulama ilk şöhret yüzü uygulaması olmasa da eğlenceli ve Hart’ın kendi markasıyla bağlantı kurduğu için oldukça başarılı.

kevmoji

Günlük hayatınızdaki yerini ayıran uygulamalar

İnsanların, branded uygulamanızı indirmeye başlamasını sağlamak savaşın sadece yarısıdır. Mobil pazarlama başarısının gerçek ölçütü, kullanıcılarınızın uygulamanıza ne sıklıkta girdiği ve sonuçta uygulamanın nasıl dönüşüm sağladığıdır. Doğal olarak, uygulamanızın ne tür bir değer getirebileceğini düşünürken, insanların temel ihtiyaçlarına dokunabilirsiniz. Psikolojiye giriş dersine bakarsanız, Maslow’un gereksinimler hiyerarşisini belirten piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar olduğunu ve tüketicilerin günlük olarak bu ihtiyaçlarını karşılama mecburiyetinde olduğunu hatırlayabilirsiniz. Elbette bu ihtiyaç seviyesi her tür ürün ve hizmet için uygun değil, ancak bu seviyeye girmek markanızı kullanıcının günlük rutinine dahil etmenize yardım edecektir ve bilginiz olsun, kullanıcı rutini kendinizi konumlandırmak için paha biçilemez bir yerdir.

Nike+ Run Club

Nike spor pazarlamacılığının lider markası ve 1970’li ve 80’li yıllarda yaptığı kampanyalarla kondisyonu bir spor etkinliği olarak popüler hale getirdi. Nike, ürünlerini satmaz, ürünlerinin avantajlarını teşvik eder. Nike + Run Club uygulaması, koşucuların kaydettiği ilerlemeleri izlemeleri, rotalarını çizmeleri ve Powersongs aracılığıyla egzersiz teşviklerini arttırmaları için kullanışlı bir araç. Kişiselleştirilmiş eğitim programları ve sosyal paylaşım seçenekleri de kullanıcıları uygulamayla düzenli olarak etkileşime girmeye motive ediyor. Nike’nin mobil uygulamalara geçişi, çevresindeki fiziksel bir Nike Koşu Kulübü bulup üye olabildiği çevrimdışı pazarlama faaliyetleriyle bağlantı kurarak oldu. 2016 yılında Nike’nin 33,5 milyar dolarlık geliri, şirketin rekor ve başarısının kanıtı olarak gösterilen en yüksek seviye.

Nike Run Club App

Kaynak: http://www.business2community.com/mobile-apps/3-mobile-marketing-campaigns-learn-something-01878390#OeESXgpSRmFKQW5x.97

 

Kaçınılması Gereken Mobil Pazarlama Stratejisi Hataları

Mobil pazarlama dünyası, deneyimli pazarlama uzmanları için bile kafa karıştırıcı olabilir. Hızlı bir şekilde değişen bu dünyada, maliyet dalgalanmaları ve sürekli gelişen teknoloji ile hangi stratejilerin ve yöntemlerin kullanılacağını bilmek zor olabilir.

SocPub tarafından yayınlanan Formstack’ın bir raporuna göre; akıllı telefon dönüşüm oranları, masaüstü dönüşüm oranlarının yüzde 64 üzerinde. Bu nedenle, akıllı telefon kullanıcılarını tüm pazarlama stratejisinde uygun bir şekilde konumlandırmak büyük önem taşıyor. Her işletmenin mobil pazarlama stratejisi farklı olsa da tüm profesyonellerin önüne geçmesi gereken dört tuzak vardır:

Dikkatsiz Hedefleme Yapma

Potansiyel müşterileri yer ve ilgi alanlarına göre hedefleme yeteneği, pazarlamacılar için değerli bilgiler sağlar ancak yalnızca gerekli demografik bilgileri hedefleyebilmek kampanya sağlığı açısından çok önemlidir. Doğru hedefleme kritik bir değere sahiptir, zira çok geniş bir kitleyi hedefleyen pazarlamacılar kampanyanın verdiği mesajı doğru hedef kitleye ulaştırmakta güçlük çekebilir veya çok dar bir kitleye ev sahipliği yapanlar büyüme fırsatlarını kaçırabilir. Mobil pazarlama stratejiniz için en iyi yatırım; detaylı araştırma yapmak ve dikkatli hedeflemeye bir şans vermek olacaktır.

Yerelliği Etken Olarak Görmeme

Genellikle tüm politikaların yerel olduğu söylenir ancak aynı mantık işletmeler ve satışlar için de geçerlidir. Aynı ilçede üç lokasyona sahip yerel bir restoran zinciri veya birden fazla ülkeye yayılmış bölgesel bir sağlıklı gıda mağazası pazarlamıyorsanız, coğrafi hedefleme teknolojisi ile yerel tüketiciler için mobil pazarlama stratejinizi optimize etmeyi deneyin. Bunu yapmak potansiyel müşterilerinize mümkün olan en alakalı içeriği sunmanızı sağlayacaktır.

Tutarsız Mesajlaşma

Tüketicilerin mesajınızı mobil bir cihazda bulabilmesi, işletmenizle olan etkileşimlerinin tek bir cihazla sınırlı kalabileceği anlamına gelmez. Örneğin akıllı telefon üzerinden yapılan bir arama, işletmenizi bulmaya yönelik olabilir ve daha sonra kendi tabletlerinde veya masaüstünde bu işlemi devam ettirmek isteyebilirler.

Bu nedenle, mobil ve masaüstü içeriğinizin tutarlı olması önemlidir. Adobe’un yayınladığı bir raporda; pazarlamacıların yaklaşık yüzde 30’u, mesajını birden çok kanalda yayınlarken yalnızca yüzde 14’ünün tüm kanallarda tutarlı mesajlaşma sunan kampanyalar için bir plan oluşturduğu belirtiliyor. Kitlenize dağıtılan her içerik parçası için tutarlı olmayı şart koşun.

Stratejiyi Düzenli Olarak İncelememe

Etkili ve maliyet bilincine sahip bir mobil pazarlama stratejisi hazırlamak zordur. İşe yarayan bir şey bulduğunuzda aynı stratejiyi sürekli yürütmeyi cazip bulabilirsiniz. Ancak, işiniz gereği ve hedeflediğiniz pazarın zaman içinde değişebilme özelliğine sahip olması nedeniyle bunu yapmanız tavsiye edilmez. İyi bir mobil stratejiyi mükemmel bir mobil stratejiye dönüştürmek için mobil pazarlama çalışmalarınızı altı ayda bir denetleyin. 

Ne yazık ki pazarlamacıların, bir mobil pazarlama stratejisi hazırlarken sihirli bir değneği yok. Bunun yerine işinizi büyütebilmek için kaçınmanız gereken belli başlı kurallar var. Bu kuralların mantığını bir cümle ile özetlemek gerekirse: Veri odaklı mobil bir strateji benimseyin ve devamında işletmenizin önlenemez yükselişine şahit olun. 

Kaynak: http://blog.cmglocalsolutions.com/4-mobile-marketing-strategy-mistakes-to-avoid