Yazılar

Mobil Ödeme Devriminin 3 Trendi

Mobil ödeme alanı,  müşterileri güçlü bir mıknatıs gibi kendine çekiyor ve geleceğin olayı olarak konumlanıyor. Endüstri takipçileri -mobil cihaz devrimi ile birlikte- nakit para ve kredi kartının yeni teknolojinin imkanları doğrultusunda mobil telefonlara gömülmesinin, geleneksel cüzdanın sonunu getireceğini öngörmüştü.

Bu öngörü henüz gerçekleşmedi. Çoğu insan kredi kartı ve nakit para gibi geleneksel yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Yine de bu durum, mobil ödeme devriminin yaklaştığı gerçeğinin önüne geçemiyor.

Mobil ödemenin bu denli gelişip yaygınlaşması, bu devrimi hızlandıracak 3 güncel trendi anlamaya çalışmayı kaçınılmaz kılıyor:

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

http://i.huffpost.com/gen/2378202/images/o-MOBILE-PAYMENT-facebook.jpg

1. Mobil Ödemeleri Daha Büyük Bir Platformun Parçası Yapma

Nasıl işliyor: Teknoloji endüstrisindeki en büyük oyuncular son zamanlarda, bünyelerindeki büyümeleri destekleyecek ödeme çözümleri üzerine çalışıyor. Bu çözümlerin tamamı Pay -Teknoloji Devi-’in etiketi altında bir araya getiriliyor.

Çözümlerin pek çok ortak noktası olmasına rağmen, birbirlerinin kopyası da değiller. Kısaca belirtmek gerekirse, hepsi yakın alan iletişimi (NFC), şifreleme, parmak izi okuyucular ve kullanıcıları hatasız sonuçlara ulaştıran seçenekleri barındıran güvenilir teknolojik setlere dayanıyor.

Kim yapıyor: Apple Pay, Android Pay ve Samsung Pay (Bir tema fark ettiniz mi?)

Neden yapıyor: Bu rekabet halindeki servisleri birbirine bağlayan, stratejileri ardındaki fikir.

Her bir hamleleri, şahsi şirketlerinin platformlarıyla entegre olacak şekilde tasarlandı. iOS için Apple Pay (ve Apple Watch), Android için Android Pay ve Galaxy serisi için Samsung Pay.

Tüm bunların ötesinde bu hizmetlerin amacı; ödeme alanında lider olmak değil, daha büyük platformları ve vizyonu büyütmeye destek olmak.

2. Anlaşma ve Deneyim İyileştirme

Nasıl işliyor: Şirketler, ödeme yapmak yerine sadakate odaklanıyor ve mağazaların ürünlerini müşterilere sunma şeklini değiştiriyor. Bu yol ile, mağazaların her bir müşterisinin alışveriş geçmişinden elde ettiği verilerin zenginliğini artıyor ve her bir müşteriye özel bir teklif oluşturma imkanı doğuyor.

Ayrıca, bu strateji online ve offline arasında kusursuz bir deneyim yaşama fırsatı veriyor. Müşteriler offlineda ayırttığı bir ürünü kolaylıkla telefonlarından satın alabiliyor.

Kim yapıyor: bu yaklaşımı benimseyen tek şirket Yoyo Wallet.

Yolo Wallet’ın CEO’su ve yardımcı kurucusu Alain Falys durumu şöyle açıklıyor: “Mobil ödemelere bakıyoruz ve endüstrinin bu ödeme şekline doğru kaydığını görüyoruz. Bir şeyleri telefonlarımızdan satın alacağız.” “Bizim için daha ilginç olan, tüketici ve mağaza arasındaki ilişki sorunsalı. Günümüzün büyük oyuncularının ödeme konusundaki vizyonları oldukça dar ve bir katma değer de eklemiyorlar.”

Neden yapıyor: Ana fikir, mağaza ve tüketici arasındaki iletişimi daha kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürmek Örneğin; bir fincan kahve almak için bir kahve dükkanına gitmek yerine, kullanıcılara daha iyi bir anlaşma için teklif iletilecek 12 fincan kahve fiyatına 10 fincan alın vs. Böylelikle, müşteriler ne zaman isterlerse nakit veya kredi kartı ile ödeme yapmak için motive edilmiş oluyor.

İşin aslı, eski moda “bağlılık kartı” ile aynı fikirden yola çıkılıyor. Ancak olaylar tam tersinden ele alınıyor. Diğer oyunculardan gördüğümüz bu sistem, aynı mobil ödeme yeniliklerine olanak vermenin bambaşka bir yolu.

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

http://blog.gfk.com/wp-content/uploads/2015/07/Graphic_The_future_for_mobile_payment_II.jpg

3. Alışverişi Kolaylaştırma

Nasıl işliyor: Kullanıcıların parasını güçlük yaşamadan başka birine aktarabilmesini sağlayan birçok mobil ödeme uygulaması bulunuyor. Bir grup arkadaşınızla dışarı çıkmışsanız ve hesabı ayrı ayrı ödüyorsanız bu sizin için mükemmel bir kurtarıcı. Bu uygulamalar ile, bir kişi hesabı kredi kartı ile ödeyebilir ve diğer herkes kendi payını uygulama aracılığıyla ekleyebilir.

Kim yapıyor: Bu alanın Venmo, Square Cash ve Popmoney gibi popüler uygulamaları.

Neden yapıyorlar: Bu yaklaşımın en mantıklı tarafı; büyük bir kullanıcı temeli inşa ederek, yaygın (ve zorlu) bir problemi çözebilmesi. Durumu her yönüyle ele alan bir yaklaşım olarak değerlendirmek de mümkün. Bahsi geçen uygulamalar ile, gerekli kullanıcı sayısını içeren bir topluluk oluşturulduğu anda; mağazalara iletilecek bilginin akış süreci daha da kolay bir hal alıyor.

 

Credit: Pozin, Ilya. “3 Trends In Mobile Payments You Need to Know About.” Forbes. Forbes Magazine, n.d. Web. 04 May 2016.

10 Etkileyici Mobil Uygulama Tasarım Trendi

Son beş yıldır, Uber’den Vine’a, mobil uygulama tasarım trendlerinin nasıl şekillendiğine dair bir bakış açısı geliştirmeye başladık. Sosyal trendlerden -paylaşım ekonomisi gibi- teknolojideki değişikliklere kadar, mobil uygulamaların nasıl görünmesi gerektiğini belirleyen çeşitli etkenler olduğunu fark ettik. Bu yıl ise, ufacık giyilebilir teknoloji ürünlerinin devasa telefon ekranlarına bakıyoruz.

Kullanıcılar mobil teknolojiyi günlük hayatına dahil ettikçe, uygulamalarının tasarımıyla ilgili gelişmelerle daha çok ilgileniyor. İş yerinden gelen bir maili kontrol etme, otel odası kiralama, glutensiz bir pizza siparişi verme… Bu sırada, Airbnb ve GrubHub gibi uygulamalar kalabalıktan ayrışıyor. Uygulamayı kullanırken ortaya çıkan düşünce trafiğini minimuma indiriyorlar. Böylelikle kullanıcılar, işin çoklu-görevlendirme ve hayata geçirme kısmına daha çok vakit ayırabiliyor. Çoklu-görev sistemini uygulayan kullanıcıların sayısı ve mobil uygulama tasarımına olan talep doğru orantıda artıyor. Bu şekilde daha çok kullanıcı istediği şeye, istediği anda sahip olabiliyor.

Yazımızda ele alınan mobil uygulama tasarım trendleri, kullanıcıların istediği şeylere istedikleri anda ulaşmasını kolaylaştırıyor.

1. Daha Büyük Telefon Ekranları

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, phablet tüketimi artıyor ve değeri daha çok kişi tarafından kabul görüyor. Peki bu tam olarak ne anlama geliyor?

“Daha büyük tasarım”a odaklanırken, kullanıcıların cihazlarını kullanırken nasıl tutacaklarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu da demek oluyor ki: en önemli navigasyon ögeleri, kullanıcının baş parmağı ile kolaylıkla ulaşabileceği bir mesafede olmalı.

Eğer gerçekten kullanılışlı ve erişilebilir bir mobil deneyim oluşturma niyetindeyseniz, interaktif ögelerin cihazın iki tarafından da ulaşılabilecek büyüklükte olduğundan emin olun. Böylelikle sağ ve sol elini kullanan tüketicilerinizin deneyiminin kalitesini ortak bir paydada buluşturabilirsiniz.

Konu yalnızca kullanıcılarınızın solak olup olmaması değil. Hatırlamanızda fayda var: belirli seçenekler ile sınırlandırılmış bir tasarım anlayışı, uygulamanızın kullanışlılığını azaltmakla kalmaz; ayrıca uygulamanın ergonomik yapısına da zarar verir.

2. “Dokunmak” Yerine “Kaydırmak”

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2011/01/27/article-1350709-0CBA01E6000005DC-786_634x427.jpg

Dokunmatik telefonlarda çalışan mobil uygulamalar ilk çıktığında tasarımcılar ve geliştiriciler, farklı tipteki fiziksel nesneleri fark yaratacak şekilde programlamaları gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydı. 2007’de iPhone’u elimize ilk aldığımızda, iki parmağı kullanarak yaptığımız yakınlaşma işlemi oldukça ilginç bir özellikti. Ancak, içeriği okuyabilmek için yakınlaştırma işlemi yapmayı zorunlu tutmak mobil uygulama tasarımı için hiç iyi değil. Bununla beraber, minyatür parmaklara sahip olmayanlar için basması oldukça zor küçük tuşlarla da karşılaştık. Bu da kullanıcı odaklı tasarımın önemini yeniden hatırlattı.

Mobil cihazları kullanmak için “kaydırma” kadar doğal hissedilen bir özellik yok. Özellikle de cihazı tek elinizle kullanmak istediğinizde. Kanıta mı ihtiyacınız var? Elinizi sanki telefonunuzu kavrıyormuşsunuz gibi bir pozisyonda tutun. Görünmez telefonunuzun ekranına baş parmağınızla dokunuyormuş gibi yapın. Bu eylemin nasıl hissettirdiğini bir yere not edin. Ardından, baş parmağınızı ekranda kaydırın. Hangi yöntem sizin için daha rahattı?

Popüler bir online tanışma uygulaması olan Tinder, bu konu için çok daha belirgin bir örnek ve iki basit seçenekle yürütülüyor: kullanıcı profillerini sağa veya sola kaydırma. Romantik komedi filmi fragmanı izlemekten daha kısa bir zaman ayırıp, yalnızca bir parmak hareketi ile potansiyel eşinize kavuşabiliyorsunuz.

3. Giyilebilir Teknoloji Mobil Uygulama Tasarımlarını Etkiliyor

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

http://fieldserviceblog.com/wp-content/uploads/sites/12/wearable-tech.jpg

Büyük ekranlı phablet çılgınlığının yanında, bilekteki daha küçük ekran trendi yükselişe geçiyor. Uluslararası Veri Kurumu, satıcıların geçen yıl 45.7 milyon giyilebilir teknolojik cihaz yüklemesi yaptığını tahmin etmişti. Bileklik (40 milyon ile en büyük yüzde), giysi ve göz aksesuarı dahil.

Giyilebilir fitness cihazı modası Apple Watch ve Android Wear ile daha da ivme kazanıyor. Giyilebilir teknoloji artık uyku ve kalp ritmi takibi yapan abartılmış pedometrelerin ötesinde, övgüleri hak eden akıllı cihazlardan oluşuyor. Bu cihazlar size iş seyahatinizin ne kadar süreceğini veya yarının hava durumunu bildirebiliyor. Öyleyse bu değişikliklerin mobil tasarımlar ve tasarımcılar üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Bu gelişmekte olan trendin ilk evrelerindeyiz. Bu yüzden Apple ve Android, ürünleri için birtakım öneriler sunuyorlar. İkisi de en azından yeni teknoloji cihazlara bir göz atmanın gerekli olduğunu belirtiyor.

Telefon veya tabletlerin aksine, giyilebilir cihazlar yeterli boyutta içeriği, doğru hızda ve kullanıcıların hemen bakabileceği şekilde vermeli. Göz ucuyla bakıldığında bile. Bu da tipografi, renk karşıtlığı ve bağlamın (Kullanıcı nerede? Şu an hangi veriye ihtiyacı var?) büyük bir özenle hazırlanması gerektiğini anlamına geliyor.

Yeni kabul edebileceğimiz bu teknolojide önemli olan, eyleme geçebilecek kullanıcı geribildirimlerini tespit etmek ve gelecek güncellemeler sırasında yapılacak düzenlemeleri kullanıcı yönlendirmelerine göre ayarlamak.

4. Katmanlı Tasarımlar

Sonsuz yüzeyli tasarım (eternal flat) mı yoksa skeuomorfizm mi?” tartışması sürüyor. Estetik açıdan değerlendidiğinde skeuomorfizm, gerçek hayat dokularının dijital içerikteki sıradan hali gibi görünüyor tıpkı arabanın ön panosunun bariz bir şekilde sahte odun deseniyle kaplanması gibi. Ancak yüzey tasarımı, son on yılın dijital estetiğinde ön plana çıkmasının yanında bazı kusurlara da sahip. Mobil uygulama tasarımından bütün dokunun kaldırılması halinde, hangi ögenin interaktif olduğunu söyleyebilmek zorlaşabilir.

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

https://cdn-images-1.medium.com/max/800/0*fDCmDpSpK6OjP40i.png

Bir uzlaşı noktası arıyorsak, cevap katmanlı yüzey tasarımı veya Google’ın deyimi ile “maddesel tasarım”ı (material design)oluşturmak olabilir. Bu yaklaşım, estetik yüzey tasarımını eğrileştiriyor ama skeuomorfizmin birkaç prensibinden de faydalanıyor. Yüzey tasarımıyla beraber, ögeler katmanlaşyor ya da maddesel tasarım ile doğadaki geometrik halini koruyabiliyor. Renk engellemeleriyle ise doğadaki dokunun, belirgin parlamaların tıpkısını kopyalamanın önüne geçiyor. Ama yine de skeuomorfik tasarımda olduğu gibi, katmanlı yüzey tasarımı doğal dünyadan benzetmelerle işliyor.

5. Daha Fazla Hareket

Akıllı telefonunuzun aya ilk insanı gönderen NASA ekibinden ya da 1997 dünya satranç şampiyonunu yenilgiye uğratan süperbilgisayar Deep Blue’dan daha fazla programlama gücü var. Ve bu güç her geçen gün daha da artıyor. Mobil cihazlarımız daha güçlü bilgisayarlara dönüşmekle kalmıyor, üç farklı çeşidi olan 4G ile başka türden bir hız kazanıyor ve mobil uygulama tasarımınızı canlandırabilmeniz için büyük bir özgürlük sunuyor.

Hareket, mobil uygulama tasarımına pek çok fayda getiriyor. Dikkati belirli bir ürün üzerine toplayabiliyor, kullanıcıya önemli bir eylemde veya daha şaşırtıcı ve doyurucu bir kullanıcı deneyimi yaratmada rehberlik ediyor. Akıllı telefonlar yeterince ilerledi ve bağlantıları HTML5 animasyon veya paralaks tasarımına karşı avantaj sağlayacak kadar güçlendi. Bu da demek oluyor ki, daha az kısıtlama ile daha çok hareket görebiliyoruz.

6. Basit -Yumuşak Renk Şemaları

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

http://www.color-hex.com/palettes/2912.png

Her yıl için bir renk paleti seçilir ve şu anki trend, yumuşak karşıtlıkları yansıtan basit renk şemaları (Pantone’nin renk paleti “daha soğuk ve yumuşak, hafif tonlardaki renk seçimleri”). Bu, yükselişteki yüzeysel tasarımın minimalistliğinin doğal bir sonucu. Bir rengin çeşitli tonlarından oluşan, beyaz tipografi ve karşıt ögeleri barındıran bir tasarım deneyin. Diğer bir seçenek olarak, iki veya üç soğuk renk ve yumuşak tonlu bir tasarım tercih edin.

Bu basitlikteki bir mobil uygulama tasarımının içeriğinin sonucu: gözün sert kontrast geçişleri ile yönlendirilmesi sayesinde, kullanıcının memnuniyetine uygun, daha hedeflenebilir bir deneyime ulaşmak. Hali hazırda ışık yayan bir ekrana bakıyor olmak gözü oldukça yoran bir işlem. Rengin tonunu düşürmek ve parlaklığı yumuşatmak, mobil uygulama tasarımının verdiği hazzı arttıracak ve daha tatmin edici bir deneyim sunacaktır.

7. Tipografi Bir Adım Öne Çıkıyor

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

https://itunes.apple.com/us/app/wild-canada/id824973694?mt=8

Mobil tipografisinin web’deki düşük çözünürlüklere uygun olan sınırlı sayıda fonttan oluştuğu zamanlar çok uzak değil. Geçtiğimiz iki yılda iOS ve Android içeriğin akıcılığını arttırmak, ölçümlenebilir ve okunabilir fontlara ulaşmak için işletme sistemlerini optimize ediyorlar. Büyük ekranların yan etkileri ve teknolojik yenilikler, mobil uygulama tasarımlarındaki tipografi kullanımına ifade ve güzellik katıyor. Trend olan büyük bir arkaplan fotoğrafı ya da negatif boşluk seçebilir, harf karakterinizin ön plana çıkmasını ve güçlü mesajı tek başına parlatmasını sağlayabilirsiniz.

8. Bulanıklık Netleştirir

Mobil bir uygulama tasarımı trendi, yarı saydam uygulamanıza arkaplan bulanıklığı ile anlık kullanılabilirlik ekler. Kullanıcının arkaplanındaki en sık kullanılanlar listesindeki mobil uygulamalar çalıştığı sırada, sorunsuz ve kesintisiz bir deneyim sunabilir. Çokça rastlanmayan bazı durumlarda ise kullanım sorunlarına sebep olabilir.

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

http://designmodo.com/wp-content/uploads/2014/01/Fitness-App-by-buatoom.jpg

Kullanıcılarınızın cihazlarına seçtiği arkaplana ve kaç adet ikon veya widget kullandıklarına bağlı olarak, saydamlığın eksikliği okumanın güçleşmesine yol açabilir. Mobil uygulama tasarımınıza bir Gaussian bulanıklık efekti eklemek, uygulamanın gözü yorma oranını azaltır ve kullanıcının gözündeki “arkaplanında çalışma” izlenimini sürdürür.

9.  Mobil Uygulama Tasarımlarındaki Erişilebilirlik Yenilikleri

Günümüz imkanlarının bir getirisi olarak, tasarım trendleri daha erişilebilir bir konumda. Makro el hareketleri (kaydırma) daha kontrol gerektiren hareketlere (yakınlaştırma ve tıklama/dokunma) veya geniş öge ve fontlu basit tasarımlara kıyasla daha az görsel süreç gerektiriyor. Örneğin; Typekit, mobil uygulama tasarımımıza kaliteli tipografiden vazgeçmeye gerek kalmadan daha fazla güncel metin ekleme imkanı tanıyor. Aynı zamanda uygulamalarını okuma cihazları kullanan kişiler için daha erişilebilir kılıyor. Daha büyük cihazlar ve phabletler dahi mobil uygulama tasarımlarını daha büyük kitlelere ulaştırmada tek başına etkili.

Aklınızda bulunsun; mobil uygulama tasarımınızda kullanılabilirlik inşa etmek, uygulamanızın ne denli erişilebilir bir ürün olduğuna dair kritik bir düşünme aşaması gerektirir.

Tasarım daha büyük ve okunabilir metin özelliği arayan kullanıcılar için kişiselleştirilebilir mi? İnteraktif ögelerden cevap almaya ihtiyaç duyanlar için dokunsal geribildirim seçeneği planlıyor musunuz? Gibi sorular sormak, tasarımınız üzerinde çalışırken erişilebilirlik kontrol listesi görevi görüp size yardımcı olabilir. Buna ek olarak, Erişilebilirlik Projesi tasarımcılar ve geliştiricilerin ürünlerinin daha büyük bir kitle tarafından ulaşılıp kullanılabilmesi için birkaç çözüm önerisi sunuyor.

10. Daha Akıllı Prototiplendirme

Kullandığımız her uygulama bir zamanlar bir prototipti. Kavramla ilgili pek çok kanıt basit bir wireframe olarak başladı, birkaç parça kağıt çıktısı ya da statik bir PDF olarak kaydedildi. Mobil uygulama tasarımı daha karmaşık bir hale gelince, birkaç statik görüntü göstermek ve müşteriyi ya da uygulama geliştiriciyi hareketi hayal etmeye zorlamak yetmemeye başladı. Eğer uygulamanız kullanıcıyı büyük ölçüde animasyon üzerinden yönlendiriyor ya da yalnızca görsel olarak ilgilenebilecek bir yapı sunuyorsa, müşteriniz uygulamayı ilginç ve kullanılabilir yapan etkilerin ne olduğunu anlamaya çalışırken kaybolur. Ayrıca, yüzeyli wireframeler tek başlarına “Vay canına!” etkisi yaratamaz.

Oysaki kavramın kanıtını (proof of concept*) programlama işi, başlı başına sancılı bir süreçtir. Uygulama geliştiriciler bandwidthi kodlama ögelerine eklediğinde, final prototipine kadar dayanamayacağı neredeyse kesindir. Bu nedenle tasarımcılar, uygulama geliştiricilerin gereksiz çaba harcamasının önüne geçmek için, fikir ve amaçları açıklayabilmek adına, geliştiricilerle arasında oldukça açık bir bilgi ağı kurmak zorunda veya diğer seçenekleri vizyonlarını yansıtan bir prototip yaratmak olmalı.

Neyseki günümüzün prototiplendirme çözümleriyle tasarımcıların bunu gerçekleştirme fırsatı var. Tasarımcılar minimal bir kodlama bilgisi ile kullanıcının uygulama ile interaktif iletişimini gösteren mobil uygulamanın tasarımı için kritik olan herhangi animasyon ve hareketi içeren bir kavram kanıtı yaratabiliyor. Bu, potansiyel bir müşteriyi ya da tüketiciyi şaşırtmakla kalmıyor; aynı zamanda uygulamanın geliştirmedeki yerleşme sürecini kolaylaştırıyor. Bir uygulamanın nasıl hareket etmesi ve kullanıcıyla etkileşime geçmesi gerektiğini bilgisini çözümledikten sonra, tüm geliştiricilerin görevi -kod kullanmadan- ürünü oluşturmak olacaktır.

 

Credit: Proto.io. “10 Exciting Trends in Mobile App Design – The Startup.” Medium. Proto.io, 01 Sept. 2015. Web. 29 Apr. 2016.

10 Madde ile 4.5G

Heyecanla beklenen an geldi. İsterseniz 4.5G olarak bilin, isterseniz internetin hız yakıtı; burada önemli olan 1 Nisan’dan itibaren bu yeni teknoloji ürünü sayesinde hepimizin internetle ilişkisinin yeniden şekillenecek olduğu gerçeği. Öyleyse 10 madde ile 4.5G’yi tanımaya ve anlamaya başlayalım.

10 Kat Hızlı Mobil İnternet

4.5G’nin hayatımıza kattığı yeniliklerden biri, interneti 10 kat hızlı kullanabilme imkanı. Yurt dışında yaşayanlar 4.5G kavramına aşina olmayabilir. Bunun nedeni, 4.5G’nin 4G’nin hız performansının arttırılmış versiyonu olması ve bunun dışında yepyeni bir teklifle gelmemesi. Yine de özellikle mobildeki internetin 10 kat hızlı bir şekilde kullanılabilecek olması hiç de fena bir gelişme değil.

3G’nin sunduğu 28 Mbps’nin yerini 4.5G’nin 375 Mbp alacak. Biraz daha açıklayıcı konuşmak gerekirse bu, istediğimiz herhangi bir dosyayı boyutu fark etmeksizin çok daha hızlı bir şekilde indirip, internete transfer edebileceğimiz anlamına geliyor.

81 İlde Hız Devrimi

1 Nisan’dan itibaren Türkiye’nin bütün illeri 4.5G internet hizmetinden faydalanabiliyor. Üzücü haber ise bu hizmetin her bölgeye ulaşmasına rağmen herkesin ilk aşamada hizmetten yararlanamayacak olması. Nüfusun özellikle de kırda yaşayan kesimi, metropolde yaşayanlara göre daha şanssız. Yine de zaman içerisinde 4.5G’nin her yerde çekeceği tahmin ediliyor.

Müşteri Onayı

2G’den 3G’ye geçilen dönemde, veri kullanım oranı arttığı için müşteri onayı şart koşulmuştu. 3G’den 4.5G’ye geçerken durum farklılaşıyor. Bilgi İletişim Kurumu’ndan otomatik geçiş talebi isteyen operatörlerin isteği şimdilik cevapsız kaldı. Bu nedenle 4.5G izinlerini SMS üzerinden toplamaya başladılar. Onay veren müşteriler 1 Nisan ve sonrasında 4.5G’den faydalanabilecek. Önemli bir dip not ise; kullanıcıların onay SMS’i haricinde telefonlarının “ayarlar” bölümüne girip 4.5G seçeneğini işaretlemeleri gerektiği.

Ücretsiz SIM Kartı Değişimi

SIM kartınız 4.5G ile uyumlu değilse değiştirmeniz şart. Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone bu hizmeti ücretsiz olarak sağlıyor. Daha ileri gidip gb hediye edenler dahi oluyor. SIM kartınızın 4.5G ile uyumlu olup olmadığını SMS ile veya kullandığınız operatörün resmi web sitesindeki bilgilendirme bölümlerinden öğrenebilirsiniz.

3G ile Mutlu Olanlar

Bahsettiğimiz gibi, 4.5G’ye geçiş sırasında bir müşteri onayı aşaması olduğu için, 3G’den memnun olan veya 4.5G ile ilgili fatura aşım endişeleri olan müşteriler 3G kullanmaya devam edebiliyorlar. Öyle ki arzu edenin 2G’yi kullanması için hiçbir sakınca görülmüyor.

Yeni Kota İpuçları

Tüketicilerin aklını meşgul eden “4.5G faturalarımı arttırır mı?” sorusu cevabını buluyor. 4G’de ödediğiniz bedel ile aynı ücreti ödeyerek daha fazla internet kotası satın alabileceksiniz. Ancak bu imkana rağmen, faturalarınız artacak. Daha fazla veri kullanımı, daha fazla kota ihtiyacını doğuracak. Daha fazla detay için Turkcell ve Türk Telekom’un 29 Mart’ta, Vodafone’un ise 30 Mart’ta bu konu için düzenlediği toplantıların bilgi akışını takip edebilirsiniz.

Hızın Yükselişi ile Pil Ömrünün Düşüşü

2G’deki 4-5 gün süren pil ömrünün 3G ile 24 saate düşüşünü hatırlarsınız. 3G sonrası 4.5G için benzer bir durum söz konusu değil. 4.5G doğrudan ekstra bir şarj tüketim etkisi yaratmayacak ancak şarj tüketimini belirleyen etken kullanım sıklığı ve alışkanlıkları olacak. İzlediği videoların kalitesi arttıkça, tüketici daha çok video izleme teşviği bulup internette daha çok vakit geçirebilecek. Bu da dolaylı yoldan da olsa, pil ömrü üzerinde etkili olacak ve daha kısa zamanda azalmasını sağlayacak.

Bilgisayarda 4.5G

Akıllı telefonlar bir yeni işlev daha kazanıyor ve modem görevi görüyor. Bu sayede 4.5G hızı bilgisayarlarda da kullanılabilir hale geliyor. 4.5G’nin ADSL’e kafa tutabileceği dahi söyleniyor. Evdeki fiber internet içinse olumsuz bir değişiklik yok. 4.5G ile artan kotalar, fiberin kotalarını da arttıracak ve fibere değer kazandıracak.

Yeni Banka Şifresi

4.5G SIM kartı alan kullanıcılar banka işlemlerinde sorun yaşayabiliyor. Bunun sebebi internet ve mobil bankacılık uygulamalarının tek kullanımlık şifrelerinin tek bir SIM kart ile eşleşmesi. Tek kullanımlık şifrenizin size ulaşmaması halinde; bankanızın telefon bankacılığını arayabilir, ATM’lerdeki “şifre işlemleri” menüsündeki “SIM kart bloke kaldırma” adımını uygulamasını kullanabilir veya şubeden yardım alabilir.

“Alo” için 8 Saniye

3G bağlantısını kullanan iki kullanıcının telefon görüşmesinin bağlanması 5 saniyede gerçekleşiyor. 4.5G’de bu rakamın 8’i bulması bekleniyor. Bunun nedeni, yeni teknolojinin henüz kullanılmaya başlandığı dönemlerdeki kapsama alanının dar olması ve 4.5G penetrasyon oranının %20 civarında olması. Diyelim ki 4.5G kullanan bir abone bir 3G kullanıcısını arayacak. Bunun için 4.5G formatında çalışan telefonun arama şebekesini 3G’ye düşürmesi gerekecek. Bu işlem de 3 saniyelik bir rötara sebep olacak.

 

Credit: “4.5G hakkında bilmeniz gereken 10 şey.” NTV. N.p., 29 Mar. 2016. Web. 01 Apr. 2016.

 

 

 

2016’da Parlayacak Mobil Trendler

2015, mobil ve  masaüstü arasındaki çetin bir baskınlık savaşına tanık olmuştu ve bu savaşın galibi kuşkuya yer bırakmayacak bir farkla mobildi. 2016’da da durum pek değişmeyecekmiş gibi görünüyor.

Tüketiciler televizyon izlemeye ayırdığı vakitten çok daha fazlasını mobil uygulamalarla etkileşim halindeyken geçiriyorlar. Facebook gelirinin üçüncü çeyreğinin %80’e yakın bölümünü mobil reklamlar oluşturuyor. Tüm bu gelişmeler, mobilin bu yılın da yıldızı olacağını gösteriyor.

Mobilin dijital pazarlamadaki yerinin ve etkisinin istikrarından emin olduğumuza göre, 2016’nın yükselen trendleri ile devam edebiliriz.

 

  1. Giyilebilir Teknolojiler

Mobil, artık yalnızca telefon veya tablet olarak sınırlandırılmıyor; saatiniz, arabanız hatta aksesuar ve giysilerinizde karşınıza çıkabiliyor. Hatta mobilin, gelecekte giyilebilir teknoloji ile daha sık anılması bekleniyor. Her geçen gün tüketimi yaygınlaşan giyilebilir teknolojinin yükselişi, mobil pazarlamanın tamamında büyük bir etkiye sebep olacak. Emarketer, 2019’a kadar 5 internet kullanıcısından  2’sinin, giyilebilir teknolojiyi kullanacağını tahmin ediyor.

Giyilebilir teknoloji ürünleri, doğaları sebebiyle daha samimidir ve daha derin bir data kaynağı sunması ile de daha kullanışlıdır.

  1. Mobil Video Çağı

Mobil video kullanımında büyük bir patlama yaşandı. Cisco’ya göre, mobil veri trafiği 2014’te %70e yakın büyüdü. Facebook, aralık ayı itibarıyle her gün 8 milyon video görüntülenmesi olacağını iddia ediyor. Bu eylemlerin %75’inden fazlası mobil cihazlar üzerinde gerçekleşiyor. Buna dayanarak, mobil video segmenti büyüdükçe, mobil video pazarlamacılığının büyüyeceğini söyleyebiliriz.

Büyüyen mobil video pazarının en büyük silahlarından biri yeni formatlara olan eğilimi desteklemesi. Snapchat’in vertikal video formatı, Periscope’un canlı yayını destekleyen uygulamaları ve Facebook’un entegre olduğu 360 derece videolar, videoya yönelimdeki isteği canlı tutuyor.

  1. Mobil Aracılığı ile Daha Çok Veri

Mobil pazarlamacılar, bireylerin bağlantılı cihazlarından veya satın alma alışkanlıklarından yola çıkarak daha fazla veri toplamaya başladılar. Böylelikle müşteriler, markalarla aralarında büyük ölçüde kişiselleştirilmiş ve özelleştirilmiş bir etkileşim beklentisine girdiler.

Yine de; mobil, farklı cihazlar üzerinde parçalandıkça daha çok sayıda cihaz ile daha çok veri toplayabilir hale geldi. Akıllı pazarlamacılar, lokasyon, zaman, kimlik gibi diğer kişisel verilerin içeriklerini yönlendererek, kullanıcılara hedefli ve farklılaştırılmış deneyimler sağlayabilecek.

“Google’a göre, 2016’nın sonuna kadar en gözde 100 mağazanın %85’inin beacon teknolojisine geçmesi bekleniyor.”

  1. Chat Sosyalleşmenin Yeni Yolu

Basit bir mesajlaşma uygulaması, son derece yetkin bir pazarlama, ticaret ve ödeme platformuna dönüştü. Kullanıcılar tek bir mobil uygulama ile markalarla bağlantı kurabiliyor, hizmet talep edebiliyor ve satın aldıkları ürün için ödeme yapabiliyorlar.

Facebook Messenger ve WhatApp’ın bu yıl 1 milyar kullanıcıdan fazlasına erişmesi bekleniyor. Facebook’un hizmetlerini markaların pazarlama fırsatlarına açmaktaki çekingenliğinin dahi bu durumu değiştirmeyeceği düşünülüyor.

  1. Vitrin Bakmanın Yerine Mobil Ticaret

Yakın zaman önceye kadar, mobilin ticaretteki rolü alışverişi önemli bir ölçüde etkiliyordu: ürün yorumlarını okuma, fiyatı kontrol etme ve kuponlara ulaşma gibi. Şimdiyse bunlara ek olarak bütün e-ticaretin %35ini etkiliyor. Bu oran hızlı bir şekilde artacak ve sosyal ticaretin de artmasıyla sonuçlanacak.

Instagram’ın “Shop Now” undan Pinterest’in  “Buyable Pins”ine kadar pek çok günümüz sosyal medya mecrası, platformunu e ticarete uyarlıyor.

  1. Mobil Kuponlar

HubSpot’a göre, müşterilerin %44’ü mobil cihazlar üzerinden, kendileri için uygun teklifler içeren kupon ve hisse almayı ilgiyle karşılıyorlar.  Dahası, mağazalar satış noktası sistemlerini bir üst sisteme taşıdığı ve müşteriler için alternatif teklifler yarattığı takdirde olumlu dönüş yapıyorlar.

2016’da hangi trendlerin parlayacağını bildiğinize göre, pazarlama çalışmalarınızı mobilin trendlerin ışığında gerçekleştirebilirsiniz.

 

 

 

 

Müşteri Deneyiminizi Mobil ile İyileştirmenin 4 Yolu

 

Teknoloji, her yerde müşteri ve markalar arasındaki etkileşimin nasıl sağlanacağına etki ediyor. Bu etkinin itici güçlerinden biri hiç kuşkusuz mobil cihazlar. Mobil cihazlar, neredeyse her müşterinin arzu edeceği iki şey sağlar: hız ve anlık tüketim. Peki, bunun dijital pazarlamacıları ilgilendiren kısmı ne?

 

Öncelikle, ürünlerin mobil cihazlar üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde satın alınması olabilir. Criteonun 2015 mobil ticaret raporuna göre, e-ticaret faaliyetlerinin %30’u mobil cihazlar üzerinden gerçekleştiriliyor.

 

Bunun dijital pazarlamacılar için anlamı şudur:

  • Markalarını rakiplerinden farklılaştırmak
  • Müşterileriyle etkileşime geçmek
  • Müşterilerini etkilemenin yeni yollarını aramak

 

Dijital pazarlamacıların mobildeki müşteri deneyimini yeniden canlandıran 4 alan karşınızda:

  1. Mobil Uygulamalar

Günümüzde mobil uyumlu web sitesi, mobil platformlardaki ticaret için bir giriş kapısı niteliğinde. Müşteriler, bu kapıdan girdiklerinde markaların kendilerini anlamlı, özel ve farklı hissettireceğinden emin olmalı. Bunu sağlamak için de pek çok dijital pazarlamacının faydalandığı, “mobil uygulamaları” tercih etmelisiniz.

Mobil-Uygulamalar

  1. Temassız Ödeme

Apple’ın Apple Watch ile markete girmesi sonucunda, tüketiciler temassız ödeme kolaylığıyla buluştu. Öyle ki, telefonunuzu cebinizden çıkarmak zorunda dahi değilsiniz. Mobil cüzdanlar temassız ödemeyi daha da ileri götürdü ve geri ödeme bedeli yerine geçebilen mobil kuponların değer kazanması için bir havuz oluşturma fırsatı yarattı. Bu sayede indirimler, tüketicilerin alışverişlerine hızlı ve kolay bir şekilde dahil edilebildi.

https://www.google.com.tr/url?sa=i&rct=j&q=&esrc=s&source=images&cd=&ved=0ahUKEwiRxtq3lO_PAhVE2hoKHXIMAhUQjxwIAw&url=https%3A%2F%2Fblog.passkit.com%2Fwill-the-apple-watch-drive-apple-pay-adoption%2F&psig=AFQjCNHW71Zzh3yr_E5HDETO23nEQwauzg&ust=1477251386159246

https://blog.passkit.com/will-the-apple-watch-drive-apple-pay-adoption/

  1. Lokasyon 

GPS fonksiyonu, modern akıllı telefonlarda şimdi çok daha yaygın ve hatasız bir şekilde karşımıza çıkıyor. Dijital pazarlamacılar, alışveriş halindeki tüketicilerininin coğrafi konumuna göre anlık ve kişiselleştirilmiş teklifler sunabilir. Starbucks ve Asda, 2014 Noeli boyunca lokasyon hedefli reklamcılık faaliyetlerini gerçekleştirdiler ve sonucunda mağaza civarındaki müşteri sayısında artış gözlemlediler.

Tesco, aynı stratejinin başka bir uygulaması olarak,  bir müşterinin mağazaya girmesiyle mağaza içindeki beaconların müşteriyi tanıması ve onlara uygun teklifleri, indirimleri ve gerekli bilgileri iletmesi de dahil edilebilir.

  1. Paylaşım Ekonomisi

Mobildeki son dönüşümlerden bir başkası ise, tüketicilerin ürünleri paylaşmak yerine sahiplenmesi. Tüketiciler, bazı ürünleri kiralamak istememesine rağmen kıyafet, mücevher, çanta, araba ve hatta elektronik araçlarını kiralamakta sakınca görmüyor. The Handbag Rental’da ve Girl Meets Dress’te de görülebileceği gibi, bu model tüketici ve marka arasında bir bağlılık oluşturabiliyor.

Tikle | Mobil Dünyadan Haberler | Ocak 2016

2016 Mobil Trendler

2015 yılını kapatıp 2016 yılına girerken global çapta farklı kaynaklardan 2016 trendleri ile ilgili raporlar ve yazılar yayınlanmaya başladı. Tikle ekibi olarak sizler için bir derleme yaptık, işte 2016 mobil trendler:

Spor Pazarlaması ve Mobil

Önemi git gide artan ve insanların neredeyse bir organı gibi görmeye başladığı mobil araçlar pazarlama disiplinini her alanda yakinen ilgilendirmeye başlamıştır. Etkilenen alanlardan en önemlilerden bir tanesi de spor pazarlamasıdır. Peki, spor pazarlamasında hangi mobil araçlar ve uygulamalar kullanılabilir?

Dijital ve Mobil Pazarlama Kaynak Listesi

Akademik ve sektörel çalışmalara katkı sağlayabilecek dijital/mobil pazarlama alanında yayınlanmış olan faydalı bazı kaynaklar yazımızda yer almaktadır

Mobil Site mi Mobil Uygulama mı?

Yaşanan mobil devrim ile birlikte işletmeler de mobil dünyaya ayak uydurmak amaçlı mobil stratejilerini gözden geçirmeye başlamışlardır. Bu kapsamda Turkiye ve globalde yer alan bir çok marka mobil site ve mobil uygulama arasında kıyaslama yapmaktadır. Yazımızda karşılaştırma tablosunu bulabilirsiniz.

Mobil Pazarlama’nın 3 R’si

Mobil Pazarlama kampanyaları kurgulanırken olmazsa olmaz olarak nitelendirebileceğimiz 3 özellik ‘Mobil Pazarlamanın 3 R’si’ olarak ifade edilebilir. Detayları yazımızda bulabilirsiniz.

2016 Mobil Trendler

2015 yılını kapatıp 2016 yılına girerken global çapta farklı kaynaklardan 2016 trendleri ile ilgili raporlar ve yazılar yayınlanmaya başladı. Tikle ekibi olarak sizler için bir derleme yaptık, işte 2016 mobil trendler:

1- Kişisel Asistanlar

Mobil cihazların hayatımızın çok önemli bir parçası olduğu günümüzde cihazlarımızın bizlere doğru zamanda doğru bilgiyi sunması hayatımızı bir çok alanda kolaylaştırıyor. Bu alanda öne çıkan projeler Google’ın Google Now ve Apple’ın Siri projesi.

2- Giyilebilir Teknoloji 

‘Mobil’ kavramı artık sadece mobil cihazlar ile sınırlı değil. Giyilebilir teknolojinin hayatımıza girdiği andan itibaren telefon dışında saat, yüzük, ayakkabı, t-shirt gibi kıyafet ve aksesuarlarımız da artık ‘akıllı’. Bu alanda bir kaç örnek:

Apple Watch

Google Glass

Microsoft Holo Lens

Nod

Jawbone

3- Nesnelerin Interneti

Giyilebilir teknolojinin hayatımıza girmesinden itibaren artık internet sadece insanların kullandığı bir teknoloji değil. Artık nesneler de internete bağlanıyor, birbirleriyle konuşuyor ve hayatı kolaylaştırıyorlar. İşte bir kaç örnek:

Nest – Akıllı Termostat

Philips Hue – Akıllı Aydınlatma

Google İnsansız Araba

4- Sanal Gerçeklik (Virtual Reality)

Gelişen teknoloji gerçek dünya ile sanal dünyanın kesişmesine yol açıyor. Günümüz tüketicileri sanal dünyayı gerçekmiş gibi deneyimlemek istiyor ve bu alanda teknoloji şirketlerinin yatırımları artıyor. Bazı örnek projeler:

Google Cardboard

Samsung VR

Oculus Rift

 

5- Lokasyon Bazlı Pazarlama

Akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle beraber; pazarlama ve iletişim profesyonelleri için ‘lokasyon bazlı pazarlama’ çok önemli hale geldi. Özellikle ‘Beacon’ teknolojisi online ve offline dünyayı bir araya geliyor. İşte bir kaç örnek:

Mobil devrim son hızla devam ediyor. Siz de yaşanan mobil devrimde geride kalmak istemiyorsanız Tikle mobil uygulama ve mobil pazarlama çözümleri ile tanışın.